Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2018/132 E. 2019/2618 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Zamanaşımı
- on yıl
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yüze karşı verilen karar↗ ödeme def'i↗ def'i↗ zamanaşımı↗ temsil↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davalı ...'ın ödeme def’ini yazılı belge ile ispatlayamadığı, bu beyanın temsilcisi olduğu davalı şirketi de bağlayacağı gerekçesiyle, davalılar ... ve Altınsaray Döviz ve Kuyumculuk A.Ş. hakkındaki davanın kabulüne, diğer davalılar hakkındaki davanın husumetten reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir.
Dava çeke dayalı alacak istemine ilişkindir.
Mahkemece, 14/02/2002 tarihinde, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, davalılar Mesut Akcan ve Altınsaray Döviz ve Altın Ticareti A.Ş. bakımından davanın kabulü ile diğer davalılar yönünden davanın husumetten reddine karar verilmiştir. Kural olarak; alacak hükümlerinin icrası kararın kesinleşmesine bağlı olmayıp, yüze karşı verilen bu kararın kurulmasının üzerinden 10 yıl geçtikten sonra, karar davalılar vekiline 23/10/2017 tarihinde tebliğ edilmiştir. 818 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 135/2. maddesi uyarınca, hükmün verildiği tarihten itibaren on yıl geçmekle ilamın zamanaşımına uğrayacağı ve mahkemece ilamın zamanaşımına uğradığı nazara alınarak yeniden hüküm kurulması gerektiği anlaşıldığından kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/299 E. 2023/3804 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:takdiri delil · i̇i̇k 308/b · ihtisas mahkemesi · ziya · münhasırlık · kötü niyet · ayırt edicilik · iltibas
Benzer bu kararda… giderilmesi için yeni bir heyetten rapor alınması ya da bilirkişilerin mahkeme huzurunda davet edilerek çelişkinin neden oluştuğunun sorgulanması gerektiğini, salt «ihtisas» mahkemesi sıfatıyla bakılan davada çelişkinin mahkemece giderilmesi ya da bu rapora bağlı kalınmaması noktasındaki takdir hakkını kullanması usule ve somut duruma uygun düşmediğini, dava konusu edilen durumda müvekkilin tescilli markalarının dışında gerçek hak sahipliğine ilişkin iddialarının desteklendiği mahkeme kararları ve emsal kararların mevcut olduğunu, rapor «takdiri delil» de olsa somut durumda bu çelişki giderilmeden hüküm tesisi hatalı olduğu gibi istinaf taleplerimizin de reddedilmesi hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin YENİ RAKI ve ALTINSERİ ibareli tescilli markalarının sahibi olduğunu, bu markalar üzerinde yatırımlar yaparak markalarına her geçen gün yenisini kazandırdığını, müvekkilinin aynı zamanda ALTINSERİ ibaresini havi markalar yönünden tescilli markalarının dışında «münhasıran» ALTINSERİ markası yönünden kullanım yoluyla «ayırt edicilik» kazandırmış olduğunu , davalı firmanın “YENİÇERİ” ibareli markaları mevcutken, bir de üzerine YENİÇERİ 45 ibareleri altında gizleyerek kanunu dolanmaya çalıştığını, müvekkile ait markaların tanınmış olduğunun TPMK kararıyla sabit olduğunu, “Yeniçeri 45 Altın Serisi” başvurusu tescil edildiği halde müvekkilinin tüm markalarının ayırt edici karakterinin zedeleneceğini, haksız bir yarar elde edilmiş olacağını ve müvekkilinin markalarının itibarının zarar göreceğini, yerel mahkeme ve Bölge Adliye Mahkemesi kararında da «iltibas» değerlendirilmesinde hataya düşüldüğünü, dava konusu markanın '' YENİÇERİ 45 ALTIN SERİSİ ''ibaresinden oluştuğunu, bu anlamda hükme esas alınan şekilde davalı mar …
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında «iltibasa» sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan «ziyade» bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin dikkate alınarak belirleneceği, buna göre "yeniçeri 45 altın serisi" ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "Yeni Rak …
Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/«308» E., 2019/396 K.
… ın reddedildiğini, dava konusu ''Yeniçeri 45 altınserisi'' markası müvekkilinin markalarıyla aynı sınıfta bulunmakta ve ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, «iltibas» oluşturduğunu, müvekkili markaların tanınmış olduğunun, kötü niyetli olduğunu ileri sürerek TPMK YİDK’nın 2018-M-4909 sayılı kararının iptaline, markanın tescili h …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/1381 E. 2023/1615 K.
Ortak:zamanaşımı · dava şartı · zamanaşımı on yıl
İncelediğiniz kararda818 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 135/2. maddesi uyarınca, hükmün verildiği tarihten itibaren on yıl geçmekle ilamın «zamanaşımına» uğrayacağı ve mahkemece ilamın zamanaşımına uğradığı nazara alınarak yeniden hüküm kurulması gerektiği anlaşıldığından kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer bu kararda2.Davalı ... vekili beyan dilekçesinde; icra takibine dayanak teşkil eden kararın «zamanaşımı» nedeniyle bozulduğunu, «bozma sonrası» yapılan yargılama sonucunda davanın reddedildiğini, davacının «hukuki yararı» bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
… 14.02.2002 tarih, 2001/414 E. ve 2002/90 K. sayılı kararı Yargıtayca bozularak ortadan kaldırıldığı, Mahkemece bozmaya uyularak verilen kararla davacının davasının «zamanaşımı» nedeniyle reddine karar verildiği ve bu kararın kesinleştiği, somut olayda davanın konusuz kaldığından bahsedilemeyeceği, sicil «kaydı» «terkin» edilen şirketin hukuki durumunda her hangi bir değişiklik olmadığı, davacının «ihya» talep etmekte «hukuki yararının» devam edip etmediğinin değerlendirilmesi gerekeceği, davacının ihyasını istediği şirketin ihyasına karar verilmesinde hukuki yararı kalmadığı, hukuki yararın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114 üncü maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi uyarınca dava şartı niteliğinde olduğu, resen dikkate alınması gerektiği İlk Derece Mahkemesince davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle «usulden reddine» karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğu, ihya davalarında Ticaret Sicil Müdürlüğü «yasal hasım» konumunda olduğu, lehine vekâlet ücretine hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacının «istinaf başvurusunun reddine», İlk Derece Mahkemesi kararının re'sen kaldırılmasına, davanın dava «şartı yokluğundan» usulden reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:tasfiye memuru sorumluluğu · ilamlı icra takibi · ilamlı icra · yasal hasım · istinaf başvurusunun reddi · bozma sonrası karar · şirketin tasfiyesi · şirketin ihyası
Benzer bu karardaMüdürlüğü vekili cevap dilekçesinde; davalının sorumluluğunun bulunmadığını, «tasfiye» sürecinde «yetki» ve sorumluluğun şirket tasfiye memurunda olduğunu, davalının sadece «yasal hasım» olduğunu, davalı tarafından 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'un (6102 sayılı Kanun) 32 nci maddesi ve Ticaret Sicil Tüzüğü'nün 34 üncü maddesi hükümleri çerçevesinde işlem yapıldığını, tasfiye prosedürünün eksik bırakılmış olmasının «tasfiye memurun sorumluluğunu» gerektirdiğini, davaya sebebiyet vermeyen davalı aleyhine «yargılama gideri» ve vekâlet ücretine hükmedilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının «tasfiye» halindeki şirket aleyhine açtığı dava sonunda verilen hükmün icrası için «ilamlı icra takibi» başlattığı, taraf teşkilinin sağlanması bakımından tasfiye sonucu «terkin» olan şirketin ihyasını talep ettiği, ancak davacının icra takibine dayanak olan Sakarya 2.
… 14.02.2002 tarih, 2001/414 E. ve 2002/90 K. sayılı kararı Yargıtayca bozularak ortadan kaldırıldığı, Mahkemece bozmaya uyularak verilen kararla davacının davasının «zamanaşımı» nedeniyle reddine karar verildiği ve bu kararın kesinleştiği, somut olayda davanın konusuz kaldığından bahsedilemeyeceği, sicil «kaydı» «terkin» edilen şirketin hukuki durumunda her hangi bir değişiklik olmadığı, davacının «ihya» talep etmekte «hukuki yararının» devam edip etmediğinin değerlendirilmesi gerekeceği, davacının ihyasını istediği şirketin ihyasına karar verilmesinde hukuki yararı kalmadığı, hukuki yararın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114 üncü maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi uyarınca dava şartı niteliğinde olduğu, resen dikkate alınması gerektiği İlk Derece Mahkemesince davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle «usulden reddine» karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğu, ihya davalarında Ticaret Sicil Müdürlüğü «yasal hasım» konumunda olduğu, lehine vekâlet ücretine hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacının «istinaf başvurusunun reddine», İlk Derece Mahkemesi kararının re'sen kaldırılmasına, davanın dava «şartı yokluğundan» usulden reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki «şirketin ihyası» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince konusuz kalan dava hakkında «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/3977 E. 2019/6271 K.
Ortak:yüze karşı verilen karar · zamanaşımı · husumet · dava şartı · zamanaşımı on yıl
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davalı ...'ın «ödeme def»’ini yazılı belge ile ispatlayamadığı, bu beyanın «temsilcisi» olduğu davalı şirketi de bağlayacağı gerekçesiyle, davalılar ... ve Altınsaray Döviz ve Kuyumculuk A.Ş. hakkındaki davanın kabulüne, diğer davalılar hakkındaki davanın «husumetten» reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, 14/02/2002 tarihinde, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, davalılar Mesut Akcan ve Altınsaray Döviz ve Altın Ticareti A.Ş. bakımından davanın kabulü ile diğer davalılar yönünden davanın «husumetten» reddine karar verilmiştir.
Kural olarak; alacak hükümlerinin icrası kararın kesinleşmesine bağlı olmayıp, «yüze karşı verilen» bu kararın kurulmasının üzerinden 10 yıl geçtikten sonra, karar davalılar vekiline 23/10/2017 tarihinde tebliğ edilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre; davalı TPMK’nın «kötüniyete» dayalı hükümsüzlük talebiyle açılan davalarda «husumet ehliyeti» olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, 31/01/2008 tarihinde, taraf vekillerinin yüzlerine karşı tefhim edilen kararla, davanın «husumetten» reddine karar verilmiştir.
Kural olarak; hükümlerin icrası kararın kesinleşmesine bağlı olmayıp, «yüze karşı verilen» bu hükmün kurulmasının üzerinden 10 yıl geçtikten sonra, karar davacı vekiline 12/07/2018 tarihinde tebliğ edilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tebliğ tarihi · husumet ehliyeti · taraf ehliyeti · kötüniyet
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre; davalı TPMK’nın «kötüniyete» dayalı hükümsüzlük talebiyle açılan davalarda «husumet ehliyeti» olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar tarihi ile «tebliğ tarihi» arasında «zamanaşımını» kesen yahut durduran harhangi bir nedene tesadüf edilmemiş olup 818 sayılı Türk BorçlarKanunu'nun 135/2. maddesi uyarınca, hükmün verildiği tarihten itibaren on yıl geçmekle ilamın zamanaşımına uğradığı anlaşıldığından kararın bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2018/132 E. , 2019/2618 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada ...
2. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 14/02/2002 tarih ve 2001/414-2002/90 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davalılar vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin fındık ticareti, davalıların ise döviz ve kuyumculuk işi ile iştigal ettiğini, müvekkilinin davalılara banka faizinden daha fazla faiz verilmesi kaydıyla toplam 2.448.000 DM verdiğini, karşılığında iki adet 1.000.000 DM, bir adet de 150.000 DM’lik çek aldığını ancak davalıların aldıkları parayı ödemediklerini ileri sürerek, çeklerin 1.000.000.000.000.- TL’nın faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davalı ...'ın ödeme def’ini yazılı belge ile ispatlayamadığı, bu beyanın temsilcisi olduğu davalı şirketi de bağlayacağı gerekçesiyle, davalılar ... ve Altınsaray Döviz ve Kuyumculuk A.Ş. hakkındaki davanın kabulüne, diğer davalılar hakkındaki davanın husumetten reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir.
Dava çeke dayalı alacak istemine ilişkindir.
Mahkemece, 14/02/2002 tarihinde, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, davalılar Mesut Akcan ve Altınsaray Döviz ve Altın Ticareti A.Ş. bakımından davanın kabulü ile diğer davalılar yönünden davanın husumetten reddine karar verilmiştir. Kural olarak; alacak hükümlerinin icrası kararın kesinleşmesine bağlı olmayıp, yüze karşı verilen bu kararın kurulmasının üzerinden 10 yıl geçtikten sonra, karar davalılar vekiline 23/10/2017 tarihinde tebliğ edilmiştir. 818 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 135/2. maddesi uyarınca, hükmün verildiği tarihten itibaren on yıl geçmekle ilamın zamanaşımına uğrayacağı ve mahkemece ilamın zamanaşımına uğradığı nazara alınarak yeniden hüküm kurulması gerektiği anlaşıldığından kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalılar yararına BOZULMASINA, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz eden davalılara iadesine, 03/04/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/500329800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz