Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/1408 E. 2023/1223 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
muayene ve ihbar yükümlülüğü↗ kullanım hatası↗ ayıplı ifa↗ açık ayıp↗ bedel indirimi↗ dönme hakkı↗ sözleşmeden dönme↗ ayıplı mal↗ gizli ayıp↗ ayıp ihbarı↗ ihbar yükümlülüğü↗ ayıp↗ temerrüt tarihi↗ şikayet↗ istinaf incelemesi↗ kazanılmış hak↗ ifa↗ mahsup↗ ihbar↗ taahhütname↗ ihtarname↗ tacir↗ yetkisizlik kararı↗ yükleten (shipper)↗ dahili dava↗ avans faizi↗ temerrüt↗ teslim↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalıdan satın alınan ve Çerkezköy Organize Sanayi Bölgesinde taahhüt edilen işte kullanılan su sayaçlarının, montajından sonra broşürlerinde vaat edildiği gibi ters akışı ölçmemesi ve “sayaç söküldü” uyarısı vermemesi sebebiyle ayıplı çıktığına dair şikayetlerin geldiğini, davalıya keşide edilen ihtarnameye rağmen davalının ayıplı bu malları geri almadığı gibi tamir de edemediğini ileri sürerek söz konusu su sayaçlarının davalıya iadesi ile mal bedeli, ayrıca bu sayaçların montajı sebebiyle 3 üncü şahıslara ödenen montaj bedeli ile davalıya tamir bedeli olarak ödenen tamirat bedelinin, demontaj ücretinin ve yeni sayaç satın alınması halinde davalıya ödenen sayaç bedeli arasında fark doğması halinde fark bedeli toplamı da dahil olmak üzere toplam 235.707,32 TL tazminatın fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla temerrüt tarihi 08.04.2014'den itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, ayıplı ifa sebebiyle doğan zararın tazmini için açılan bu davanın kısmi dava olarak açılmasının mümkün olmadığını, davacının 2012 yılından beri teslim aldığı mallarda muayene ve ihbar yükümlülüğüne uymadığını, satılan malda ayıp bulunmadığını, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 227 nci maddesi gereği satılanın onarılması veya bedelde indirim talep edebilecek olan davacının sözleşmeden dönme hakkını kullanarak dava değerinin tamamını isteyemeyeceğini, davacının satılandan elde ettiği menfaatleri de mahsup etmesi gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 27.12.2016 tarih, 2015/406 E. ve 2016/571 K. sayılı kararıyla; dava konusu su sayaçlarının gizli ayıplı olduğu, gizli ayıp sebebiyle ihbar külfetini yerine getiren ve 6098 sayılı Kanunun 227 nci maddesi hükmünde öngörülen sözleşmeden dönme seçimlik hakkını kullanan davacının talebinde haklı olduğu gerekçesiyle sayaçların davalıya iadesi şartıyla, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 07.12.2017 tarih, 2017/494 E. 2017/1375 K. sayılı kararıyla; dava konusu satın alınan malın ayıplı çıktığını davacının ispatla yükümlü olduğu, davacı, satın alınan su sayaçlarının montajından sonra dava dışı Organize Bölgesi (işveren) tarafından sahada yapılan testlerde 22-23.11.2013 tarihlerinde söz konusu su sayaçlarının ayıplı olduğunu anladığı, dava konusu su sayaçlarında tespit edilen ayıp bu sayaçların montajından sonra yapılan test ile anlaşılabildiğinden gizli ayıp niteliğinde olduğu, 26.11.2013 tarihinde dava dışı organize sanayinin yazısı üzerine aynı gün davalı-satıcıya ayıp ihbarında bulunduğu ve 27.03.2014 tarihinde davalıya keşide ettiği ihbar ile sözleşmeden dönme hakkını kullandığı, yargılama sırasında talimat yolu ile alınan bilirkişi heyet raporunun 9 uncu sayfasında belirtilen sebeplerle ayıplı olduğu iddia olunan su sayaçları üzerinde inceleme yapılamadığı ancak davalı tarafından davacıya gönderilen ve davacı tarafından delil olarak sunulan 28.11.2013 tarihli e-posta iletisinde açıkça satın alınan su sayaçlarının kullanım amacına uygun olmadığının, yani broşüründe vaad edildiği üzere ters akışı ölçme ve sayaç söküldü uyarısı verme özelliklerinin bulunmadığının davalının da kabulünde olduğunun görüldüğü, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulünde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 06.02.2020 tarih, 2018/87 E, ve 2020/326 K. sayılı kararıyla, davalı tarafından davacıya gönderilen 28.11.2013 tarihli e-posta iletisindeki beyanın açıkça satıma konu malların ayıplı olduğunun kabulü niteliğinde olmadığını, alınan bilirkişi kurulu raporunda malların gizli ayıplı olduğunun tespit edilemediği, ayıbın tespiti için test yapılması gerektiğinin belirtildiği, bu nedenle mahkemece yeniden konusunda bilirkişi kurulu atanıp davaya konu sayaçların bulunduğu yerde tespit ve inceleme yaptırılarak, gerekirse sayaçlar üzerinde test yapılmak suretiyle dava konusu malda üretim hatasından kaynaklı gizli ayıp olup olmadığının tespiti ile varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yapılan incelemede su sayaçlarıda üretimsel olarak ters akış okuma ve sayaç modül söküldü uyarısı özelliklerinin bulunmadığının saptandığı, davalının da bu hususa bir itirazının olmadığı, tespit edilen eksikliklerin haricen gözle yapılan veya basit bir muayene ile tespit edilebilecek ayıp olmayıp ancak sayaçların montajından sonra yapılan test ile anlaşılabildiğinden gizli ayıp niteliğinde olduğu, davacının ayıbı derhal 26.11.2013 tarihli e-posta iletisi ile davalıya bildirdiği, davanın kabulüne karar verilmesinin uygun görüldüğü, bozmaya konu karar uyarınca davaya konu sayaçların davalıya iade edildiğinden yeniden hüküm kurulmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 03.10.2012 tarih 504731 no.lu 134.630,00 TL bedelli, 27.12.2012 tarih 322155 no.lu 13.390,00 TL bedelli, 19.03.2013 tarih 324734 no.lu 5.780,00 TL bedelli, 10.07.2013 tarih 328443 no.lu 2.430,00 TL bedelli, 01.11.2013 tarih 602563 no.lu 640,00 no.lu TL bedelli, 26.11.2013 tarih 603091 no.lu 430,00 TL bedelli faturalara dayalı olarak ödenen 157.300,00 TL satış bedeli ile, 43.780,00 TL montaj bedeli toplamı 201.080,00 TL'nin, 08.04.2014 temerrüt tarihinden itibaren değişen oranlarda işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine. davacının fazlaya ilişkin 34.627,32 TL isteminin reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu sayaçlarda gizli ayıp bulunmadığının uzman bilirkişilerce tespit edilmesine rağmen aksi yönde yorum ile karar verildiğini, su sayacı test istasyonlarında testinin yapılıp iddia olunan ayıbın basitçe tespit edilebileceğini, ayıp ihbarının yasal süresinin geçtiğini, ürünlerde ayıp olmadığını, sonradan meydana gelen sorunların kullanıcı hatası, su kalitesi ve davacı kusurundan kaynaklandığını, tüm servis hizmetlerinin yerine getirildiğini, davacının hatalı kullanımı kabul edip tamirat bedelini ödediğini, ayıp varsa bile bunun açık ayıp olduğunu, bahsi geçen eksikliklerin basit müdahale ile giderilebilecek nitelikte olmasından ötürü davacının dönme talep etmesinin halin icabına aykırı olduğunu, dönme uygun görülecekse bile davacının elde ettiği menfaatin mahsubunun gerektiğini, olaya 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un uygulanmasının mümkün olmadığını, tarafların tacir olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, ayıplı mal nedeniyle uğranılan zararın tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
6098 sayılı Kanunun 219 uncu maddesi ve devamı
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Taraflar arasındaki satıma konu cihazların ters akış ölçümü yapabilen ve sayaç söküldü uyarısı verebilen cihazlar olmasına rağmen, davalı tarafından davacıya teslim edilen cihazların belirtilen özellikte cihazlar olmadığı, bu durumun aluid teslim niteliğinde olduğu anlaşılmıştır.(Yargıtay Kapatılan 19. Hukuk Dairesi 2017/3797 Esas, 2019/1557 Karar)
Bu durumda aliud teslim nedeniyle mahkemece verilen kısmen kabul kararı doğru olmakla gerekçenin değiştirilerek kararın onanması gerekmiştir.
3. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda yazılı tespit doğrultusunda gerekçesinin değiştirilmiş haliyle bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/4003 E. 2022/7845 K.
Ortak:ayıplı ifa · sözleşmeden dönme · ayıp · ifa · ihbar · ihtarname · teslim
İncelediğiniz karardaCEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın «yetkisiz» mahkemede açıldığını, «ayıplı ifa» sebebiyle doğan zararın tazmini için açılan bu davanın kısmi dava olarak açılmasının mümkün olmadığını, davacının 2012 yılından beri «teslim» aldığı mallarda muayene ve «ihbar yükümlülüğüne» uymadığını, satılan malda «ayıp» bulunmadığını, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 227 nci maddesi gereği satılanın onarılması veya «bedelde indirim» talep edebilecek olan davacının «sözleşmeden dönme hakkını» kullanarak dava değerinin tamamını isteyemeyeceğini, davacının satılandan elde ettiği menfaatleri de «mahsup» etmesi gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 27.12.2016 tarih, 2015/406 E. ve 2016/571 K. sayılı kararıyla; dava konusu su sayaçlarının gizli ayıplı olduğu, «gizli ayıp» sebebiyle «ihbar» külfetini yerine getiren ve 6098 sayılı Kanunun 227 nci maddesi hükmünde öngörülen «sözleşmeden dönme» seçimlik hakkını kullanan davacının talebinde haklı olduğu gerekçesiyle sayaçların davalıya iadesi şartıyla, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
… veren) tarafından sahada yapılan testlerde 22-23.11.2013 tarihlerinde söz konusu su sayaçlarının ayıplı olduğunu anladığı, dava konusu su sayaçlarında tespit edilen «ayıp» bu sayaçların montajından sonra yapılan test ile anlaşılabildiğinden «gizli ayıp» niteliğinde olduğu, 26.11.2013 tarihinde dava dışı organize sanayinin yazısı üzerine aynı gün davalı-satıcıya ayıp ihbarında bulunduğu ve 27.03.2014 tarihinde davalıya keşide ettiği «ihbar» ile «sözleşmeden dönme hakkını» kullandığı, yargılama sırasında talimat yolu ile alınan bilirkişi heyet raporunun 9 uncu sayfasında belirtilen sebeplerle ayıplı olduğu iddia olunan su sayaçları ü …
Benzer bu karardaBölge Adliye Mahkemesince; davacıdan satın alınan ürünlerin ayıplı olduğunu davalının ispatlaması gerektiği, satıma konu kalıplarda «ayıp» bulunduğu, ayıbın gizli olduğu, «ihbarının» süresinde yapıldığı ve ürünlerdeki ayıbın giderilmediği veya yenisi ile değiştirilmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Davacı şirket, davalıya sattığı 10 adet kalıp bedeli için icra takibine girişmiş, davalı şirket ise takip tarihinden önce davacıya gönderdiği 19.06.2015 tarihli «ihtarnamesi» ile ürünlerdeki «ayıplar» giderilmediği takdirde sözleşmeyi feshedeceğini bildirmiştir.
Ayıplı «ifa» nedeniyle «sözleşmeden dönme» seçimlik hakkını kullanan ve bu sebeple ürün bedellerinden sorumlu olmadığı anlaşılan davalının, 6098 sayılı TBK’nın 227. maddesinin 1. fıkrasına göre ayıplı ürünleri davacıya iade etmesi gerekmektedir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:satım sözleşmesi · icra takibine itiraz · ticari defter · fatura · e-defter
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre; tarafların «ticari defter» ve kayıtlarına göre, davacının davalıdan 118.000,00 TL alacaklı, davalının davacıdan 38.000,00 TL alacaklı olduğunun anlaşıldığı, davacı tarafça davalıya satılan kalıplardan üç tanesinin ayıplı olduğu, kalıpların bir adedindeki ayıbın varlığının dahi diğer tüm kalıpları etkileyecek mahiyette bulunduğu, davalı tarafça davacıya elektronik posta yoluyla 04.06.2015 tarihinde süresi içinde «ayıp» ihbarında bulunulduğu, sözleşmeye ve «fatura» içeriğine konu tüm kalıpların gizli ayıplı olması nedeniyle davaya konu icra takibine dayanak fatura içeriği kalıpların ayıpları giderilmediği veya ayıplı kalıplar …
2- Dava, «satım sözleşmesinden» kaynaklanan alacağa dayalı «icra takibine itirazın» iptali istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/2545 E. 2014/5794 K.
Ortak:gizli ayıp · ayıp · avans faizi
İncelediğiniz kararda… dığının saptandığı, davalının da bu hususa bir itirazının olmadığı, tespit edilen eksikliklerin haricen gözle yapılan veya basit bir muayene ile tespit edilebilecek «ayıp» olmayıp ancak sayaçların montajından sonra yapılan test ile anlaşılabildiğinden «gizli ayıp» niteliğinde olduğu, davacının ayıbı derhal 26.11.2013 tarihli e-posta iletisi ile davalıya bildirdiği, davanın kabulüne karar verilmesinin uygun görüldüğü, bozmaya konu karar uyarınca davaya konu sayaçların davalıya iade edildiğinden yeniden hüküm kurulmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 03.10.2012 tarih 504731 no.lu 134.630,00 TL bedelli, 27.12.2012 tarih 322155 no.lu 13.390,00 TL bedelli, 19.03.2013 tarih 324734 no.lu 5.780,00 TL bedelli, 10.07.2013 tarih 328443 no.lu 2.430,00 TL bedelli, 01.11.2013 tarih 602563 no.lu 640,00 no.lu TL bedelli, 26.11.2013 tarih 603091 no.lu 430,00 TL bedelli faturalara dayalı olarak ödenen 157.300,00 TL satış bedeli ile, 43.780,00 TL montaj bedeli toplamı 201.080,00 TL'nin, 08.04.2014 «temerrüt» tarihinden itibaren değişen oranlarda işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine. davacının fazlaya ilişkin 34.627,32 TL isteminin reddine karar verilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 27.12.2016 tarih, 2015/406 E. ve 2016/571 K. sayılı kararıyla; dava konusu su sayaçlarının gizli ayıplı olduğu, «gizli ayıp» sebebiyle «ihbar» külfetini yerine getiren ve 6098 sayılı Kanunun 227 nci maddesi hükmünde öngörülen «sözleşmeden dönme» seçimlik hakkını kullanan davacının talebinde haklı olduğu gerekçesiyle sayaçların davalıya iadesi şartıyla, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
… veren) tarafından sahada yapılan testlerde 22-23.11.2013 tarihlerinde söz konusu su sayaçlarının ayıplı olduğunu anladığı, dava konusu su sayaçlarında tespit edilen «ayıp» bu sayaçların montajından sonra yapılan test ile anlaşılabildiğinden «gizli ayıp» niteliğinde olduğu, 26.11.2013 tarihinde dava dışı organize sanayinin yazısı üzerine aynı gün davalı-satıcıya ayıp ihbarında bulunduğu ve 27.03.2014 tarihinde davalıya keşide ettiği «ihbar» ile «sözleşmeden dönme hakkını» kullandığı, yargılama sırasında talimat yolu ile alınan bilirkişi heyet raporunun 9 uncu sayfasında belirtilen sebeplerle ayıplı olduğu iddia olunan su sayaçları ü …
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davalı tarafından yapılan bakım ve tamiratın ayıplı olup, «gizli ayıp» niteliğinde ve eserin kabulüne engel teşgil edecek nitelikte olduğu, davacı tarafça davalı tarafından da itiraz edilmediği üzere 4.500 USD (6.313,00 TL) parça bedeli ve talep edilen 10.000,00 TL'den daha fazla bakım gideri ödemiş olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmak kaydıyla 10.000,00 TL alacağın 25.08.2006 olan dava tarihinden itibaren «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline dair tesis edilen karar, taraf vekillerinin temyizi üzerine, Dairemizce ilamda belirtilen nedenlerle bozulmuştur.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/4298 E. 2024/5969 K.
Ortak:ayıplı mal · gizli ayıp · ayıp ihbarı · ayıp · mahsup · ihbar · ihtarname · teslim
İncelediğiniz karardaCEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın «yetkisiz» mahkemede açıldığını, «ayıplı ifa» sebebiyle doğan zararın tazmini için açılan bu davanın kısmi dava olarak açılmasının mümkün olmadığını, davacının 2012 yılından beri «teslim» aldığı mallarda muayene ve «ihbar yükümlülüğüne» uymadığını, satılan malda «ayıp» bulunmadığını, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 227 nci maddesi gereği satılanın onarılması veya «bedelde indirim» talep edebilecek olan davacının «sözleşmeden dönme hakkını» kullanarak dava değerinin tamamını isteyemeyeceğini, davacının satılandan elde ettiği menfaatleri de «mahsup» etmesi gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu sayaçlarda «gizli ayıp» bulunmadığının uzman bilirkişilerce tespit edilmesine rağmen aksi yönde yorum ile karar verildiğini, su sayacı test istasyonlarında testinin yapılıp iddia olunan ayıbın basitçe tespit edilebileceğini, «ayıp ihbarının» yasal süresinin geçtiğini, ürünlerde ayıp olmadığını, sonradan meydana gelen sorunların «kullanıcı hatası», su kalitesi ve davacı kusurundan kaynaklandığını, tüm servis hizmetlerinin yerine getirildiğini, davacının hatalı kullanımı kabul edip tamirat bedelini ödediğini, ayıp varsa bile bunun «açık ayıp» olduğunu, bahsi geçen eksikliklerin basit müdahale ile giderilebilecek nitelikte olmasından ötürü davacının dönme talep etmesinin halin icabına aykırı olduğunu, dönme uygun görülecekse bile davacının elde ettiği menfaatin mahsubunun gerektiğini, olaya 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un uygulanmasının mümkün olmadığını, tarafların «tacir» olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 27.12.2016 tarih, 2015/406 E. ve 2016/571 K. sayılı kararıyla; dava konusu su sayaçlarının gizli ayıplı olduğu, «gizli ayıp» sebebiyle «ihbar» külfetini yerine getiren ve 6098 sayılı Kanunun 227 nci maddesi hükmünde öngörülen «sözleşmeden dönme» seçimlik hakkını kullanan davacının talebinde haklı olduğu gerekçesiyle sayaçların davalıya iadesi şartıyla, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… AP Davalı vekili asıl ve birleşen davaya cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin davacı şirkete herhangi bir borcunun bulunmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla «takas-mahsup» talepleri uyarınca davacı şirketin «ayıplı mal» «teslimi» nedeniyle müvekkili «şirketin zararlarının» hesaplanması halinde müvekkili şirketin alacaklı durumda olduğunun tesip edileceğini, 2016 yılının haziran ayından itibaren gönderilen kartların çoğunluğunun arızalı çıktığını, bu hususta davacı firmayla e-mail yoluyla yazışmalar yapıldığını, davalıya 03.08.2017 tarihli noter «ihtarnamesi» gönderildiğini, davacının sattığı ürünlerin ayıplı olması nedeniyle müvekkilinin zarar ettiğini savunarak davanın reddi ile davacı şirket aleyhine «kötüniyet tazminatına» hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacının davalıdan alacağının bulunup bulunmadığı, davalıya satılan kartların ayıplı olup olmadığı ve «ayıp» var ise açık ve «gizli ayıp» olma durumuna göre «ayıp ihbarının» süresinde yapılıp yapılmadığı hususuna ilişkindir.
… düzenlendiği tarihte kabul aşamasında yapılan testlerde bu durumun fark edildiğinin tespit edildiği, müvekkili şirketin davacıya göndermiş olduğu 03.08.2017 tarihli «ihtarnamede» de açıkça ayıplı ürünler nedeniyle zararları oluştuğunun ifade edildiği, müvekkilinin, davacı şirkete borcu olduğu şeklinde bir tespite varılması halinde dahi geç ve «ayıplı mal» «teslimi» nedeniyle müvekkili zararları «takas» edildiğinde özellikle «ticari defterlerdeki kayıtlar» da esas alınarak- müvekkili şirketin borçlu değil tam aksine alacaklı konuma geleceğini belirterek her iki dava yönünden ret kararı verilmesini istemiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:iflas masasına alacak kaydı · çekişmeli alacak · iflas idare memuru · iflasın açılması · sıra cetveli · ikinci alacaklılar toplantısı · cari hesap alacağı · takas-mahsup
Benzer bu kararda2004 sayılı Kanun'un «194» üncü maddesinin birinci fıkrasıyla, «iflasın açılması» ile hukuk davalarının «ikinci alacaklılar toplantısından» 10 gün sonrasına kadar duracağı öngörülmüş olup müflisin davalı olduğu hukuk davaları bakımından «iflas idaresi», alacaklıları incelerken, bu alacağı davalı («çekişmeli) alacak» olarak «sıra cetveline» geçirir.
… özetle; davalı şirketin istinaf yargılaması aşamasında Ankara Batı Asliye Ticaret mahkemesinin 2018/223 E. sayılı dosyasında 02.09.2020 tarihinde verilen karar ile «iflasına» karar verildiğini, iflas «tasfiye» işlemlerinin Ankara Batı İcra Müdürlüğünce yürütüldüğünü, birinci alacaklılar toplantısı yapılarak «iflas idare memurlarının» göreve başladıklarını, bu nedenle davalı şirketi «temsile» iflas kararından bu yana iflas idaresinin yetkili olduğunu, ancak buna rağmen mahkemece iflas idare memurluğunun taraf sıfatıyla dosyaya eklenmediğini, dava hakkında herhangi bir belge tebliğ edilmediğini, «savunma hakkının» ihlal edildiğini, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) «194» üncü maddesi gereğince yargılamanın «ikinci alacaklılar toplantısından» 10 gün sonrasına denk gelecek şekilde durdurulması gerekirken bu husus gözetilmeden yargılamaya devam edilmesinin hatalı olduğunu, davacının «iflas masasına alacak kaydı» başvurusu yapması için mahkemece davacıya süre verilmesi gerektiğini, 2004 sayılı Kanun'un 193 üncü maddesi gereğince iflas kararı ile birlikte icra takipleri düştüğünden takibin devamına ilişkin hüküm kurulamayacağını, işbu davanın kayıt kabul davasına dönüştüğünü, kayıt kabul davasında «harç» ve «vekalet ücretlerinin» maktu olarak hesaplandığını, müflis aleyhine hüküm kurulması halinde ancak aynı Kanun'un 195 nci maddesi uyarınca faizin iflasın açıldığı tarihe kadar işleyebileceğini, kartlardaki arızanın «gizli ayıp» olduğunu, bu ayıbın davacıya bildirildiğinin dosya kapsamından anlaşılacağını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
DAVA 1.Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; müvekkili şirketin faturalardan doğan «cari hesap alacağının» tahsili için Ankara Batı İcra Müdürlüğünün 2017/32328 E. sayılı dosyası ile takip başlattığını, davalı tarafından borca ve ferilerine haksız olarak itiraz edildiğini ileri sürerek davalının «icra takibine itirazının» iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde; müvekkilinin faturalardan doğan «cari hesap alacağının» tahsili için Ankara Batı İcra Müdürlüğünün 2017/32135 E. sayılı dosyası ile takip başlattığını, davalı tarafından borca ve ferilerine haksız olarak itiraz edildiğini ileri sürerek davalının «icra takibine itirazının» iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/4231 E. 2023/385 K.
Ortak:dönme hakkı · sözleşmeden dönme · ayıp ihbarı · ayıp · ihbar · yetkisizlik kararı · avans faizi · teslim
İncelediğiniz karardaCEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın «yetkisiz» mahkemede açıldığını, «ayıplı ifa» sebebiyle doğan zararın tazmini için açılan bu davanın kısmi dava olarak açılmasının mümkün olmadığını, davacının 2012 yılından beri «teslim» aldığı mallarda muayene ve «ihbar yükümlülüğüne» uymadığını, satılan malda «ayıp» bulunmadığını, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 227 nci maddesi gereği satılanın onarılması veya «bedelde indirim» talep edebilecek olan davacının «sözleşmeden dönme hakkını» kullanarak dava değerinin tamamını isteyemeyeceğini, davacının satılandan elde ettiği menfaatleri de «mahsup» etmesi gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
… veren) tarafından sahada yapılan testlerde 22-23.11.2013 tarihlerinde söz konusu su sayaçlarının ayıplı olduğunu anladığı, dava konusu su sayaçlarında tespit edilen «ayıp» bu sayaçların montajından sonra yapılan test ile anlaşılabildiğinden «gizli ayıp» niteliğinde olduğu, 26.11.2013 tarihinde dava dışı organize sanayinin yazısı üzerine aynı gün davalı-satıcıya ayıp ihbarında bulunduğu ve 27.03.2014 tarihinde davalıya keşide ettiği «ihbar» ile «sözleşmeden dönme hakkını» kullandığı, yargılama sırasında talimat yolu ile alınan bilirkişi heyet raporunun 9 uncu sayfasında belirtilen sebeplerle ayıplı olduğu iddia olunan su sayaçları ü …
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 27.12.2016 tarih, 2015/406 E. ve 2016/571 K. sayılı kararıyla; dava konusu su sayaçlarının gizli ayıplı olduğu, «gizli ayıp» sebebiyle «ihbar» külfetini yerine getiren ve 6098 sayılı Kanunun 227 nci maddesi hükmünde öngörülen «sözleşmeden dönme» seçimlik hakkını kullanan davacının talebinde haklı olduğu gerekçesiyle sayaçların davalıya iadesi şartıyla, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu karardaTemyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle Mahkemenin «yetkisiz» olduğunu, davacının taraf sıfatının bulunmadığını, davanın «zamanaşımı» süresi içinde açılmadığını, «taleple bağlılık» ilkesinin ihlal edildiğini, süresinde «ayıp» ihbarında bulunulmadığını, davacının «seçimlik haklarından» birini kullanmadığını, dava konusu makinenin çalışır vaziyette müvekkili tarafından «teslim» edildiğini, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarında makinenin ayıplı olduğuna yönelik net bir sonuca varılamadığını, makine çalıştırılmaksızın varsayımlar ü …
Uyuşmazlık davacının taraf sıfatının bulunup bulunmadığı, malın ayıplı olup olmadığı, «ayıp ihbarının» süresinde yapılıp yapılmadığı noktasında toplanmaktadır.
… tamamen ortadan kaldırır mahiyette bulunduğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 227 nci maddesinin birinci fıkrası kapsamında davacı alıcının «sözleşmeden dönme hakkını» kullanarak satım «bedelinin iadesi» talebinde bulunabileceği gerekçesi ile davanın kabulü ile satıma konu makinenin davacı tarafından davalıya iadesi sureti ile satım bedelinin davalıdan tahsiline ka …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:seçimlik haklar · amortisman · zilyetlik · taleple bağlılık · bedel iadesi · ticari satım · kira sözleşmesi · garantörlük
Benzer bu karardaİstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle Mahkemenin «yetkisiz» olduğunu, davacının taraf sıfatının bulunmadığını, dava konusu makinenin çalışır vaziyette müvekkili tarafından «teslim» edildiğini, «son» derece büyük makinenin servis arızalarından anlaşıldığı kadarı ile Ankara, Antalya, İstanbul’da bulunduğu, montaj ve taşıma sırasında da arızalanmış olabileceğini, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarında makinenin ayıplı olduğuna yönelik net bir sonuca varılamadığını, zira makine çalıştırılmaksızın varsayımlar üzerine hazırlandığını, alıcının muayene şartını derhal yerine getirme ve bildirimde bulunma yükümlülüğü olduğunu, makinenin bir yıl süre ile «garantisinin» bulunduğunu, satımdan yaklaşık üç yıl sonra açılan davanın yerinde olmadığını, mahkemece satım bedelinin iadesine karar verilirken malın iadesine karar verilmemesinin yanlış olduğunu, ayrıca satım bedelinden makinenin «amortisman» bedeli düşülmeksizin hüküm tesisinin de isabetli olmadığını belirterek kararı istinaf etmiştir.
… enin kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları tamamen ortadan kaldırır mahiyette olduğu, dava konusu makinenin davacı ile aralarında «kira sözleşmesi» bulunan dava dışı şirketin «zilyetliğinde» bulunduğu, davalı yanın faize yönelik bir istinafının bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle Mahkemenin «yetkisiz» olduğunu, davacının taraf sıfatının bulunmadığını, davanın «zamanaşımı» süresi içinde açılmadığını, «taleple bağlılık» ilkesinin ihlal edildiğini, süresinde «ayıp» ihbarında bulunulmadığını, davacının «seçimlik haklarından» birini kullanmadığını, dava konusu makinenin çalışır vaziyette müvekkili tarafından «teslim» edildiğini, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarında makinenin ayıplı olduğuna yönelik net bir sonuca varılamadığını, makine çalıştırılmaksızın varsayımlar ü …
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, «ticari satıma» konu ayıplı malın «bedelinin iadesi» istemine ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/1408 E. , 2023/1223 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2020/226 Esas, 2021/727 Karar
DAVA TARİHİ 23.07.2014
HÜKÜM
Kısmen Kabul
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalıdan satın alınan ve Çerkezköy Organize Sanayi Bölgesinde taahhüt edilen işte kullanılan su sayaçlarının, montajından sonra broşürlerinde vaat edildiği gibi ters akışı ölçmemesi ve “sayaç söküldü” uyarısı vermemesi sebebiyle ayıplı çıktığına dair şikayetlerin geldiğini, davalıya keşide edilen ihtarnameye rağmen davalının ayıplı bu malları geri almadığı gibi tamir de edemediğini ileri sürerek söz konusu su sayaçlarının davalıya iadesi ile mal bedeli, ayrıca bu sayaçların montajı sebebiyle 3 üncü şahıslara ödenen montaj bedeli ile davalıya tamir bedeli olarak ödenen tamirat bedelinin, demontaj ücretinin ve yeni sayaç satın alınması halinde davalıya ödenen sayaç bedeli arasında fark doğması halinde fark bedeli toplamı da dahil olmak üzere toplam 235.707,32 TL tazminatın fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla temerrüt tarihi 08.04.2014'den itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, ayıplı ifa sebebiyle doğan zararın tazmini için açılan bu davanın kısmi dava olarak açılmasının mümkün olmadığını, davacının 2012 yılından beri teslim aldığı mallarda muayene ve ihbar yükümlülüğüne uymadığını, satılan malda ayıp bulunmadığını, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 227 nci maddesi gereği satılanın onarılması veya bedelde indirim talep edebilecek olan davacının sözleşmeden dönme hakkını kullanarak dava değerinin tamamını isteyemeyeceğini, davacının satılandan elde ettiği menfaatleri de mahsup etmesi gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 27.12.2016 tarih, 2015/406 E. ve 2016/571 K. sayılı kararıyla; dava konusu su sayaçlarının gizli ayıplı olduğu, gizli ayıp sebebiyle ihbar külfetini yerine getiren ve 6098 sayılı Kanunun 227 nci maddesi hükmünde öngörülen sözleşmeden dönme seçimlik hakkını kullanan davacının talebinde haklı olduğu gerekçesiyle sayaçların davalıya iadesi şartıyla, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 07.12.2017 tarih, 2017/494 E. 2017/1375 K. sayılı kararıyla; dava konusu satın alınan malın ayıplı çıktığını davacının ispatla yükümlü olduğu, davacı, satın alınan su sayaçlarının montajından sonra dava dışı Organize Bölgesi (işveren) tarafından sahada yapılan testlerde 22-23.11.2013 tarihlerinde söz konusu su sayaçlarının ayıplı olduğunu anladığı, dava konusu su sayaçlarında tespit edilen ayıp bu sayaçların montajından sonra yapılan test ile anlaşılabildiğinden gizli ayıp niteliğinde olduğu, 26.11.2013 tarihinde dava dışı organize sanayinin yazısı üzerine aynı gün davalı-satıcıya ayıp ihbarında bulunduğu ve 27.03.2014 tarihinde davalıya keşide ettiği ihbar ile sözleşmeden dönme hakkını kullandığı, yargılama sırasında talimat yolu ile alınan bilirkişi heyet raporunun 9 uncu sayfasında belirtilen sebeplerle ayıplı olduğu iddia olunan su sayaçları üzerinde inceleme yapılamadığı ancak davalı tarafından davacıya gönderilen ve davacı tarafından delil olarak sunulan 28.11.2013 tarihli e-posta iletisinde açıkça satın alınan su sayaçlarının kullanım amacına uygun olmadığının, yani broşüründe vaad edildiği üzere ters akışı ölçme ve sayaç söküldü uyarısı verme özelliklerinin bulunmadığının davalının da kabulünde olduğunun görüldüğü, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulünde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 06.02.2020 tarih, 2018/87 E, ve 2020/326 K. sayılı kararıyla, davalı tarafından davacıya gönderilen 28.11.2013 tarihli e-posta iletisindeki beyanın açıkça satıma konu malların ayıplı olduğunun kabulü niteliğinde olmadığını, alınan bilirkişi kurulu raporunda malların gizli ayıplı olduğunun tespit edilemediği, ayıbın tespiti için test yapılması gerektiğinin belirtildiği, bu nedenle mahkemece yeniden konusunda bilirkişi kurulu atanıp davaya konu sayaçların bulunduğu yerde tespit ve inceleme yaptırılarak, gerekirse sayaçlar üzerinde test yapılmak suretiyle dava konusu malda üretim hatasından kaynaklı gizli ayıp olup olmadığının tespiti ile varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yapılan incelemede su sayaçlarıda üretimsel olarak ters akış okuma ve sayaç modül söküldü uyarısı özelliklerinin bulunmadığının saptandığı, davalının da bu hususa bir itirazının olmadığı, tespit edilen eksikliklerin haricen gözle yapılan veya basit bir muayene ile tespit edilebilecek ayıp olmayıp ancak sayaçların montajından sonra yapılan test ile anlaşılabildiğinden gizli ayıp niteliğinde olduğu, davacının ayıbı derhal 26.11.2013 tarihli e-posta iletisi ile davalıya bildirdiği, davanın kabulüne karar verilmesinin uygun görüldüğü, bozmaya konu karar uyarınca davaya konu sayaçların davalıya iade edildiğinden yeniden hüküm kurulmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 03.10.2012 tarih 504731 no.lu 134.630,00 TL bedelli, 27.12.2012 tarih 322155 no.lu 13.390,00 TL bedelli, 19.03.2013 tarih 324734 no.lu 5.780,00 TL bedelli, 10.07.2013 tarih 328443 no.lu 2.430,00 TL bedelli, 01.11.2013 tarih 602563 no.lu 640,00 no.lu TL bedelli, 26.11.2013 tarih 603091 no.lu 430,00 TL bedelli faturalara dayalı olarak ödenen 157.300,00 TL satış bedeli ile, 43.780,00 TL montaj bedeli toplamı 201.080,00 TL'nin, 08.04.2014 temerrüt tarihinden itibaren değişen oranlarda işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine.
davacının fazlaya ilişkin 34.627,32 TL isteminin reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu sayaçlarda gizli ayıp bulunmadığının uzman bilirkişilerce tespit edilmesine rağmen aksi yönde yorum ile karar verildiğini, su sayacı test istasyonlarında testinin yapılıp iddia olunan ayıbın basitçe tespit edilebileceğini, ayıp ihbarının yasal süresinin geçtiğini, ürünlerde ayıp olmadığını, sonradan meydana gelen sorunların kullanıcı hatası, su kalitesi ve davacı kusurundan kaynaklandığını, tüm servis hizmetlerinin yerine getirildiğini, davacının hatalı kullanımı kabul edip tamirat bedelini ödediğini, ayıp varsa bile bunun açık ayıp olduğunu, bahsi geçen eksikliklerin basit müdahale ile giderilebilecek nitelikte olmasından ötürü davacının dönme talep etmesinin halin icabına aykırı olduğunu, dönme uygun görülecekse bile davacının elde ettiği menfaatin mahsubunun gerektiğini, olaya 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un uygulanmasının mümkün olmadığını, tarafların tacir olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, ayıplı mal nedeniyle uğranılan zararın tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
6098 sayılı Kanunun 219 uncu maddesi ve devamı
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Taraflar arasındaki satıma konu cihazların ters akış ölçümü yapabilen ve sayaç söküldü uyarısı verebilen cihazlar olmasına rağmen, davalı tarafından davacıya teslim edilen cihazların belirtilen özellikte cihazlar olmadığı, bu durumun aluid teslim niteliğinde olduğu anlaşılmıştır.(Yargıtay Kapatılan 19. Hukuk Dairesi 2017/3797 Esas, 2019/1557 Karar)
Bu durumda aliud teslim nedeniyle mahkemece verilen kısmen kabul kararı doğru olmakla gerekçenin değiştirilerek kararın onanması gerekmiştir.
3. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda yazılı tespit doğrultusunda gerekçesinin değiştirilmiş haliyle bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın 6100 sayılı Kanunun 370 inci maddesinin dördüncü fıkrası gereğince GEREKÇESİNİN DEĞİŞTİRİLEREK ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
01.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/931066300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz