İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/4298 E. 2024/5969 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
iflas masasına alacak kaydı↗ çekişmeli alacak↗ iflas idare memuru↗ iflasın açılması↗ sıra cetveli↗ ikinci alacaklılar toplantısı↗ ayıplı mal↗ kayıt kabul davası↗ gizli ayıp↗ ayıp ihbarı↗ cari hesap alacağı↗ takas-mahsup↗ iflas idaresi↗ i̇i̇k 194↗ ayıp↗ takas↗ keşif↗ savunma hakkı↗ ticari defter ve kayıtlar↗ cari hesap↗ kötüniyet tazminatı↗ şirket zararı↗ icra takibine itiraz↗ mahsup↗ ihbar↗ bilirkişi incelemesi↗ ticari defter↗ esastan ret↗ fatura↗ ek tasfiye↗ iflas↗ ihtarname↗ asıl alacak↗ kötüniyet↗ harç↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗ dava sebebi↗ cy/cy kaydı↗ vekalet ücreti↗ karar verilmesine yer olmadığına↗ temsil↗ teslim↗ kesin hüküm↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2017/713 E., 2019/747 K.
Taraflar arasındaki asıl ve birleşen itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kabulüne, birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın asıl ve birleşen davada davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleşen davada davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
1.Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; müvekkili şirketin faturalardan doğan cari hesap alacağının tahsili için Ankara Batı İcra Müdürlüğünün 2017/32328 E. sayılı dosyası ile takip başlattığını, davalı tarafından borca ve ferilerine haksız olarak itiraz edildiğini ileri sürerek davalının icra takibine itirazının iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde; müvekkilinin faturalardan doğan cari hesap alacağının tahsili için Ankara Batı İcra Müdürlüğünün 2017/32135 E. sayılı dosyası ile takip başlattığını, davalı tarafından borca ve ferilerine haksız olarak itiraz edildiğini ileri sürerek davalının icra takibine itirazının iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili asıl ve birleşen davaya cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin davacı şirkete herhangi bir borcunun bulunmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla takas-mahsup talepleri uyarınca davacı şirketin ayıplı mal teslimi nedeniyle müvekkili şirketin zararlarının hesaplanması halinde müvekkili şirketin alacaklı durumda olduğunun tesip edileceğini, 2016 yılının haziran ayından itibaren gönderilen kartların çoğunluğunun arızalı çıktığını, bu hususta davacı firmayla e-mail yoluyla yazışmalar yapıldığını, davalıya 03.08.2017 tarihli noter ihtarnamesi gönderildiğini, davacının sattığı ürünlerin ayıplı olması nedeniyle müvekkilinin zarar ettiğini savunarak davanın reddi ile davacı şirket aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının işyerinde keşif yapılarak söz konusu sayaç-kartların bilirkişilerce incelendiği, incelenen kartlarda anten - manyetik zayıflık sebebiyle sayaçlarda okuma sorunu oluştuğunun tespit edilerek, kartların arızalı olduğunun değerlendirildiği, arızanın kartların girdi muayene, kabul aşamasında test edilirken davalı firma tarafından fark edildiği, ayıbın gizli ayıp niteliğinde bulunduğu, davalının, davacı firmaya bu konu hakkında bilgilendirme yaptığına dair herhangi bir delil sunulmadığı, davalı tarafından davacı adına arızalı kartlar ile ilgili herhangi bir fatura tanziminin de söz konusu olmadığı, tarafların ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, buna göre davacının cari hesaptan kaynaklanan alacağı bulunduğu gerekçesiyle asıl davada davanın kabulü ile davalı borçlunun itirazının iptali ile davalı borçlu hakkındaki icra takibinin devamına, alacak likit olmayıp yargılamayı gerektirdiğinden davacı yararına icra inkar tazminatı verilmesine yer olmadığına, birleşen davanın kısmen kabulüne, davalı borçlunun itirazının kısmen iptali ile davalı borçlu hakkındaki icra takibinin 22.443,25 euro asıl alacak üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Asıl ve birleşen davada davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; alacak iddiasının dayanağı olan ürünlerin gizli ayıplı olduğunu, 06.09.2017 tarihli girdi muayene ve deney raporunun düzenlendiği tarihte kabul aşamasında yapılan testlerde bu durumun fark edildiğinin tespit edildiği, müvekkili şirketin davacıya göndermiş olduğu 03.08.2017 tarihli ihtarnamede de açıkça ayıplı ürünler nedeniyle zararları oluştuğunun ifade edildiği, müvekkilinin, davacı şirkete borcu olduğu şeklinde bir tespite varılması halinde dahi geç ve ayıplı mal teslimi nedeniyle müvekkili zararları takas edildiğinde özellikle ticari defterlerdeki kayıtlar da esas alınarak- müvekkili şirketin borçlu değil tam aksine alacaklı konuma geleceğini belirterek her iki dava yönünden ret kararı verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkeme kararının isabetli olduğu, özellikle kartlarda anten - manyetik zayıflığı sebebiyle sayaçlarda okuma sorunu oluştuğu, kartların arızalı olduğu, arızalı kartların girdi muayene, kabul aşamasında test edilirken davalı firma tarafından fark edildiğinin anlaşıldığı, gizli ayıp niteliğindeki bu ayıp hakkında bilgilendirme yapıldığına dair herhangi bir bilgi - belgeye ulaşılamadığı, ayrıca davalı tarafından, davacı adına arızalı kartlar ile ilgili herhangi bir fatura tanziminin de söz konusu olmadığı, asıl dava kapsamında davalıya ait ticari defter kayıtlarına göre davacının davalıdan takip tarihi itibariyle 79.163,00 euro alacaklı bulunduğu, birleşen dava kapsamında da takip tarihi itibariyle 22.443,25 euro alacaklı bulunduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Asıl ve birleşen davada davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı şirketin istinaf yargılaması aşamasında Ankara Batı Asliye Ticaret mahkemesinin 2018/223 E. sayılı dosyasında 02.09.2020 tarihinde verilen karar ile iflasına karar verildiğini, iflas tasfiye işlemlerinin Ankara Batı İcra Müdürlüğünce yürütüldüğünü, birinci alacaklılar toplantısı yapılarak iflas idare memurlarının göreve başladıklarını, bu nedenle davalı şirketi temsile iflas kararından bu yana iflas idaresinin yetkili olduğunu, ancak buna rağmen mahkemece iflas idare memurluğunun taraf sıfatıyla dosyaya eklenmediğini, dava hakkında herhangi bir belge tebliğ edilmediğini, savunma hakkının ihlal edildiğini, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 194 üncü maddesi gereğince yargılamanın ikinci alacaklılar toplantısından 10 gün sonrasına denk gelecek şekilde durdurulması gerekirken bu husus gözetilmeden yargılamaya devam edilmesinin hatalı olduğunu, davacının iflas masasına alacak kaydı başvurusu yapması için mahkemece davacıya süre verilmesi gerektiğini, 2004 sayılı Kanun'un 193 üncü maddesi gereğince iflas kararı ile birlikte icra takipleri düştüğünden takibin devamına ilişkin hüküm kurulamayacağını, işbu davanın kayıt kabul davasına dönüştüğünü, kayıt kabul davasında harç ve vekalet ücretlerinin maktu olarak hesaplandığını, müflis aleyhine hüküm kurulması halinde ancak aynı Kanun'un 195 nci maddesi uyarınca faizin iflasın açıldığı tarihe kadar işleyebileceğini, kartlardaki arızanın gizli ayıp olduğunu, bu ayıbın davacıya bildirildiğinin dosya kapsamından anlaşılacağını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının davalıdan alacağının bulunup bulunmadığı, davalıya satılan kartların ayıplı olup olmadığı ve ayıp var ise açık ve gizli ayıp olma durumuna göre ayıp ihbarının süresinde yapılıp yapılmadığı hususuna ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.2004 sayılı Kanun'un 67, 194 üncü maddeleri.
3. Değerlendirme
Dava dosyasının incelemesinde; Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/223 E. , 2020/345 K. sayılı dosyası üzerinden görülen yargılama neticesinde, davalı şirketin 02.09.2020 tarihinden itibaren iflasına karar verildiği ve kararın 14.02.2022 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.
2004 sayılı Kanun'un 194 üncü maddesinin birinci fıkrasıyla, iflasın açılması ile hukuk davalarının ikinci alacaklılar toplantısından 10 gün sonrasına kadar duracağı öngörülmüş olup müflisin davalı olduğu hukuk davaları bakımından iflas idaresi, alacaklıları incelerken, bu alacağı davalı (çekişmeli) alacak olarak sıra cetveline geçirir. Dava konusu alacağın, dolayısıyla davanın kabul edilip edilmeyeceği hakkındaki karar ikinci alacaklılar toplantısında verilmektedir. Bir hukuk davasının kayıt kabul davasına dönüşmesi, davalının iflas etmesine ve iflas idaresinin de davaya konu alacağı iflas masasına kabul etmemesine bağlıdır. İkinci alacaklılar toplantısında, alacak iflas masasına kesin olarak kayıt ve kabul edilmiş ise dava konusuz kalacak, alacak kısmen veya tamamen reddedilmiş ise davaya alacağın iflas masasına kayıt ve kabulü davası olarak devam edilecektir. Bu itibarla, yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde eldeki dava bakımından bir değerlendirme yapılarak (kayıt kabul davasına dönüşüp dönüşmediği değerlendirilip dönüşmesi halinde o yönde yargılama yapılarak) varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmek üzere Mahkeme kararının bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/3702 E. 2021/2490 K.
Ortak:ayıp ihbarı · ayıp · ihbar · teslim
İncelediğiniz karardaUyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacının davalıdan alacağının bulunup bulunmadığı, davalıya satılan kartların ayıplı olup olmadığı ve «ayıp» var ise açık ve «gizli ayıp» olma durumuna göre «ayıp ihbarının» süresinde yapılıp yapılmadığı hususuna ilişkindir.
… AP Davalı vekili asıl ve birleşen davaya cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin davacı şirkete herhangi bir borcunun bulunmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla «takas-mahsup» talepleri uyarınca davacı şirketin «ayıplı mal» «teslimi» nedeniyle müvekkili «şirketin zararlarının» hesaplanması halinde müvekkili şirketin alacaklı durumda olduğunun tesip edileceğini, 2016 yılının haziran ayından itibaren gönderilen kartların çoğunluğunun arızalı çıktığını, bu hususta davacı firmayla e-mail yoluyla yazışmalar yapıldığını, davalıya 03.08.2017 tarihli noter «ihtarnamesi» gönderildiğini, davacının sattığı ürünlerin ayıplı olması nedeniyle müvekkilinin zarar ettiğini savunarak davanın reddi ile davacı şirket aleyhine «kötüniyet tazminatına» hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının işyerinde «keşif» yapılarak söz konusu sayaç-kartların «bilirkişilerce incelendiği», incelenen kartlarda anten - manyetik zayıflık sebebiyle sayaçlarda okuma sorunu oluştuğunun tespit edilerek, kartların arızalı olduğunun değerlendirildiği, arızanın kartların girdi muayene, kabul aşamasında test edilirken davalı firma tarafından fark edildiği, ayıbın «gizli ayıp» niteliğinde bulunduğu, davalının, davacı firmaya bu konu hakkında bilgilendirme yaptığına dair herhangi bir delil sunulmadığı, davalı tarafından davacı adına arızalı kartlar ile ilgili herhangi bir «fatura» tanziminin de söz konusu olmadığı, tarafların «ticari defterleri» üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, buna göre davacının cari hesaptan kaynaklanan alacağı bulunduğu gerekçesiyle asıl davada davanın kabulü ile davalı borçlunun itirazının iptali ile davalı borçlu hakkındaki icra takibinin devamına, alacak likit olmayıp yargılamayı gerektirdiğinden davacı yararına «icra inkar tazminatı» «verilmesine yer olmadığına», birleşen davanın kısmen kabulüne, davalı borçlunun itirazının kısmen iptali ile davalı borçlu hakkındaki icra takibinin 22.443,25 euro «asıl alacak» üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu makinenin sürekli arızalandığı, bu «şikayetin» süreklilik arz ettiği, makinenin gizli ayıplı, onarımın mümkün olmadığının anlaşıldığı, her iki tarafta «tacir» olduğundan ayıba ilişkin bu uyuşmazlıkta 6102 sayılı TTK'nın 23/1-c hükümlerinin uygulanacağını, bu hükme göre alıcının maldaki «ayıp» açıkça belli ise iki gün içerisinde ayıbı satıcıya «ihbar» etmek zorunda olduğunu, ayıp belli değil ise sekiz gün içerisinde malı incelemek veya inceletmek ve ayıp ortaya çıkarsa da bu sürede ihbar etmekle yükümlü olduğu, diğer durumlarda TBK’ nın 223. maddeleri hükmünün uygulanacağının belirtildiği, 6098 sayılı TBK'nın 223/2. maddesine göre, satılanda olağan bir gözlem ile ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunduğu sonradan anlaşılırsa alıcının ayıbı derhal satıcıya «bildirmekle yükümlü» olduğu, bildirmediği takdirde malı bu ayıpla kabul etmiş sayılacağı, yargılama neticesinde davacının bu hükümlere uygun bir şekilde ilk arıza sonrasında ayıp ihbarında bulunduğunu ispat ettiği nitekim bu ihtardan sonra da kendisine ayıplı olduğu bildirilen makineyi davalı tarafın arıza nedeniyle kabul ederek yukarıda belirtilen tarihlerde onardığı, bu durumda makinedeki ayıbın davalının kabulünde olduğu anlaşılmakla «ayıp ihbar sürelerinin» aynı zamanda aranmayacağı, alınan bilirkişi heyet raporları ile de satım konusu makinenin gizli ayıplı olduğunun anlaşıldığı, davacının «satım sözleşmesini fesh» etmekte haklı olduğu, davacının ilk arızanın çıktığı tarih itibariyle makineden beklediği faydayı göremediği, makinenin bedelinin iadesine karar verildiğinden «birlikte ifa kuralı» gereği «faiz başlangıç tarihi» ödeme tarihinden itibaren değil makine «teslim» tarihinden itibaren başlatılacağı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davacı satışa konu malın davalı işyerinde «hasara» uğradığını iddia ederken davalı da kendisine «teslim» edildiği esnada bu hasarın mevcut olduğunu keza buna ilişkin tespit tutanağı düzenlediklerini belirtmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ayıp ihbar süresi · birlikte ifa kuralı · birlikte ifa · ihbar süresi · bildirim yükümlülüğü · faiz başlangıç tarihi · sözleşmenin feshi · şikayet
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu makinenin sürekli arızalandığı, bu «şikayetin» süreklilik arz ettiği, makinenin gizli ayıplı, onarımın mümkün olmadığının anlaşıldığı, her iki tarafta «tacir» olduğundan ayıba ilişkin bu uyuşmazlıkta 6102 sayılı TTK'nın 23/1-c hükümlerinin uygulanacağını, bu hükme göre alıcının maldaki «ayıp» açıkça belli ise iki gün içerisinde ayıbı satıcıya «ihbar» etmek zorunda olduğunu, ayıp belli değil ise sekiz gün içerisinde malı incelemek veya inceletmek ve ayıp ortaya çıkarsa da bu sürede ihbar etmekle yükümlü olduğu, diğer durumlarda TBK’ nın 223. maddeleri hükmünün uygulanacağının belirtildiği, 6098 sayılı TBK'nın 223/2. maddesine göre, satılanda olağan bir gözlem ile ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunduğu sonradan anlaşılırsa alıcının ayıbı derhal satıcıya «bildirmekle yükümlü» olduğu, bildirmediği takdirde malı bu ayıpla kabul etmiş sayılacağı, yargılama neticesinde davacının bu hükümlere uygun bir şekilde ilk arıza sonrasında ayıp ihbarında bulunduğunu ispat ettiği nitekim bu ihtardan sonra da kendisine ayıplı olduğu bildirilen makineyi davalı tarafın arıza nedeniyle kabul ederek yukarıda belirtilen tarihlerde onardığı, bu durumda makinedeki ayıbın davalının kabulünde olduğu anlaşılmakla «ayıp ihbar sürelerinin» aynı zamanda aranmayacağı, alınan bilirkişi heyet raporları ile de satım konusu makinenin gizli ayıplı olduğunun anlaşıldığı, davacının «satım sözleşmesini fesh» etmekte haklı olduğu, davacının ilk arızanın çıktığı tarih itibariyle makineden beklediği faydayı göremediği, makinenin bedelinin iadesine karar verildiğinden «birlikte ifa kuralı» gereği «faiz başlangıç tarihi» ödeme tarihinden itibaren değil makine «teslim» tarihinden itibaren başlatılacağı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/4298 E. , 2024/5969 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/272 Esas, 2023/502 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2017/713 E., 2019/747 K.
Taraflar arasındaki asıl ve birleşen itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kabulüne, birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın asıl ve birleşen davada davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleşen davada davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
1.Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; müvekkili şirketin faturalardan doğan cari hesap alacağının tahsili için Ankara Batı İcra Müdürlüğünün 2017/32328 E. sayılı dosyası ile takip başlattığını, davalı tarafından borca ve ferilerine haksız olarak itiraz edildiğini ileri sürerek davalının icra takibine itirazının iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde; müvekkilinin faturalardan doğan cari hesap alacağının tahsili için Ankara Batı İcra Müdürlüğünün 2017/32135 E. sayılı dosyası ile takip başlattığını, davalı tarafından borca ve ferilerine haksız olarak itiraz edildiğini ileri sürerek davalının icra takibine itirazının iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili asıl ve birleşen davaya cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin davacı şirkete herhangi bir borcunun bulunmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla takas-mahsup talepleri uyarınca davacı şirketin ayıplı mal teslimi nedeniyle müvekkili şirketin zararlarının hesaplanması halinde müvekkili şirketin alacaklı durumda olduğunun tesip edileceğini, 2016 yılının haziran ayından itibaren gönderilen kartların çoğunluğunun arızalı çıktığını, bu hususta davacı firmayla e-mail yoluyla yazışmalar yapıldığını, davalıya 03.08.2017 tarihli noter ihtarnamesi gönderildiğini, davacının sattığı ürünlerin ayıplı olması nedeniyle müvekkilinin zarar ettiğini savunarak davanın reddi ile davacı şirket aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının işyerinde keşif yapılarak söz konusu sayaç-kartların bilirkişilerce incelendiği, incelenen kartlarda anten - manyetik zayıflık sebebiyle sayaçlarda okuma sorunu oluştuğunun tespit edilerek, kartların arızalı olduğunun değerlendirildiği, arızanın kartların girdi muayene, kabul aşamasında test edilirken davalı firma tarafından fark edildiği, ayıbın gizli ayıp niteliğinde bulunduğu, davalının, davacı firmaya bu konu hakkında bilgilendirme yaptığına dair herhangi bir delil sunulmadığı, davalı tarafından davacı adına arızalı kartlar ile ilgili herhangi bir fatura tanziminin de söz konusu olmadığı, tarafların ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, buna göre davacının cari hesaptan kaynaklanan alacağı bulunduğu gerekçesiyle asıl davada davanın kabulü ile davalı borçlunun itirazının iptali ile davalı borçlu hakkındaki icra takibinin devamına, alacak likit olmayıp yargılamayı gerektirdiğinden davacı yararına icra inkar tazminatı verilmesine yer olmadığına, birleşen davanın kısmen kabulüne, davalı borçlunun itirazının kısmen iptali ile davalı borçlu hakkındaki icra takibinin 22.443,25 euro asıl alacak üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Asıl ve birleşen davada davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; alacak iddiasının dayanağı olan ürünlerin gizli ayıplı olduğunu, 06.09.2017 tarihli girdi muayene ve deney raporunun düzenlendiği tarihte kabul aşamasında yapılan testlerde bu durumun fark edildiğinin tespit edildiği, müvekkili şirketin davacıya göndermiş olduğu 03.08.2017 tarihli ihtarnamede de açıkça ayıplı ürünler nedeniyle zararları oluştuğunun ifade edildiği, müvekkilinin, davacı şirkete borcu olduğu şeklinde bir tespite varılması halinde dahi geç ve ayıplı mal teslimi nedeniyle müvekkili zararları takas edildiğinde özellikle ticari defterlerdeki kayıtlar da esas alınarak- müvekkili şirketin borçlu değil tam aksine alacaklı konuma geleceğini belirterek her iki dava yönünden ret kararı verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkeme kararının isabetli olduğu, özellikle kartlarda anten - manyetik zayıflığı sebebiyle sayaçlarda okuma sorunu oluştuğu, kartların arızalı olduğu, arızalı kartların girdi muayene, kabul aşamasında test edilirken davalı firma tarafından fark edildiğinin anlaşıldığı, gizli ayıp niteliğindeki bu ayıp hakkında bilgilendirme yapıldığına dair herhangi bir bilgi - belgeye ulaşılamadığı, ayrıca davalı tarafından, davacı adına arızalı kartlar ile ilgili herhangi bir fatura tanziminin de söz konusu olmadığı, asıl dava kapsamında davalıya ait ticari defter kayıtlarına göre davacının davalıdan takip tarihi itibariyle 79.163,00 euro alacaklı bulunduğu, birleşen dava kapsamında da takip tarihi itibariyle 22.443,25 euro alacaklı bulunduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Asıl ve birleşen davada davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı şirketin istinaf yargılaması aşamasında Ankara Batı Asliye Ticaret mahkemesinin 2018/223 E. sayılı dosyasında 02.09.2020 tarihinde verilen karar ile iflasına karar verildiğini, iflas tasfiye işlemlerinin Ankara Batı İcra Müdürlüğünce yürütüldüğünü, birinci alacaklılar toplantısı yapılarak iflas idare memurlarının göreve başladıklarını, bu nedenle davalı şirketi temsile iflas kararından bu yana iflas idaresinin yetkili olduğunu, ancak buna rağmen mahkemece iflas idare memurluğunun taraf sıfatıyla dosyaya eklenmediğini, dava hakkında herhangi bir belge tebliğ edilmediğini, savunma hakkının ihlal edildiğini, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 194 üncü maddesi gereğince yargılamanın ikinci alacaklılar toplantısından 10 gün sonrasına denk gelecek şekilde durdurulması gerekirken bu husus gözetilmeden yargılamaya devam edilmesinin hatalı olduğunu, davacının iflas masasına alacak kaydı başvurusu yapması için mahkemece davacıya süre verilmesi gerektiğini, 2004 sayılı Kanun'un 193 üncü maddesi gereğince iflas kararı ile birlikte icra takipleri düştüğünden takibin devamına ilişkin hüküm kurulamayacağını, işbu davanın kayıt kabul davasına dönüştüğünü, kayıt kabul davasında harç ve vekalet ücretlerinin maktu olarak hesaplandığını, müflis aleyhine hüküm kurulması halinde ancak aynı Kanun'un 195 nci maddesi uyarınca faizin iflasın açıldığı tarihe kadar işleyebileceğini, kartlardaki arızanın gizli ayıp olduğunu, bu ayıbın davacıya bildirildiğinin dosya kapsamından anlaşılacağını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının davalıdan alacağının bulunup bulunmadığı, davalıya satılan kartların ayıplı olup olmadığı ve ayıp var ise açık ve gizli ayıp olma durumuna göre ayıp ihbarının süresinde yapılıp yapılmadığı hususuna ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.2004 sayılı Kanun'un 67, 194 üncü maddeleri.
3. Değerlendirme
Dava dosyasının incelemesinde; Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/223 E. , 2020/345 K. sayılı dosyası üzerinden görülen yargılama neticesinde, davalı şirketin 02.09.2020 tarihinden itibaren iflasına karar verildiği ve kararın 14.02.2022 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.
2004 sayılı Kanun'un 194 üncü maddesinin birinci fıkrasıyla, iflasın açılması ile hukuk davalarının ikinci alacaklılar toplantısından 10 gün sonrasına kadar duracağı öngörülmüş olup müflisin davalı olduğu hukuk davaları bakımından iflas idaresi, alacaklıları incelerken, bu alacağı davalı (çekişmeli) alacak olarak sıra cetveline geçirir. Dava konusu alacağın, dolayısıyla davanın kabul edilip edilmeyeceği hakkındaki karar ikinci alacaklılar toplantısında verilmektedir. Bir hukuk davasının kayıt kabul davasına dönüşmesi, davalının iflas etmesine ve iflas idaresinin de davaya konu alacağı iflas masasına kabul etmemesine bağlıdır. İkinci alacaklılar toplantısında, alacak iflas masasına kesin olarak kayıt ve kabul edilmiş ise dava konusuz kalacak, alacak kısmen veya tamamen reddedilmiş ise davaya alacağın iflas masasına kayıt ve kabulü davası olarak devam edilecektir.
Bu itibarla, yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde eldeki dava bakımından bir değerlendirme yapılarak (kayıt kabul davasına dönüşüp dönüşmediği değerlendirilip dönüşmesi halinde o yönde yargılama yapılarak) varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmek üzere Mahkeme kararının bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre asıl ve birleşen davada davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
04.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1080269000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz