6102TTK Türk Ticaret Kanunu

İlgili sıfatı olmayan pay sahibi ve organ dışı yönetim kurulu üyesinin tescile itiraz hakkı yoktur

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2022/2130 E. 2022/1563 K. · · İlk derece: İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Ticaret sicil işlemine itirazkaldırma ve esas hakkında yeniden hükümTemyiz yolu açık

★ EmsalDava şartı (hukuki yarar / ehliyet / kesin hüküm)

Davacının nitelemesi: Yönetim Kurulu Kararı ve İç Yönerge Tescilinin Terkini mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Gerekçe özeti

Ticaret sicili tescil işlemlerine itiraz davasında, TTK m.34 ve Ticaret Sicili Yönetmeliği m.22/30 uyarınca itiraz hakkı, tacirin kendisi, vekili, yetkili temsilcisi veya yetkili organları olan 'ilgililer'e tanınmıştır; şirket ortakları ile organ olarak hareket etmeyen (temsil ve ilzam yetkisi bulunmayan) yönetim kurulu üyeleri bu kapsama girmez ve itiraz davası açamazlar. Ayrıca TTK m.390/1 gereği yönetim kurulu toplantı ve karar nisabı ancak esas sözleşme hükmüyle ağırlaştırılabilir; TTK m.367/1 kapsamındaki iç yönerge esas sözleşme hükmünde sayılamayacağından, iç yönerge ile getirilen ağırlaştırılmış nisap şartları esas sözleşmede karşılığı bulunmadıkça bağlayıcı değildir. Sicil müdürünün tescil incelemesi, organ kararının şirket sözleşmesine ve emredici hükümlere uygunluğu ile sınırlı olup, yönetim kurulu kararının iptali talebini bir yargı mercii gibi değerlendiremez. TTK 34(2) uyarınca sicil müdürü kararının üçüncü kişilerin menfaatine aykırı olduğu hallerde, o üçüncü kişi de mahkemece dinlenmelidir; dinlenmeden karar verilmesi ve bu kişinin istinaf başvurusunun taraf olmadığı gerekçesiyle reddi usule aykırıdır.

Ele alınan sorunlar

Tescile itiraz davasında davacıların 'ilgili' sıfatının bulunup bulunmadığı → kabul

İddia: Üçüncü kişi şirket vekili, davacıların TTK m.28 ve m.34 anlamında 'ilgili' sıfatını taşımadığını, bu nedenle davanın sıfat yokluğundan reddi gerektiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Ticaret Sicili Yönetmeliği'nin 22. ve 30. maddeleri ile TTK m.34 birlikte değerlendirildiğinde, tescil, değişiklik veya silinme istemleriyle ilgili olarak sicil müdürlüğünce verilecek kararlara karşı dava açabilecek 'ilgililer' kapsamına; tacirin kendisi, vekili, yetkili temsilcisi veya yetkili organları girer. Şirket ortaklarının ve organ olarak hareket etmeyen (yani şirketi temsil ve ilzam yetkisi bulunmayan) yönetim kurulu üyelerinin bu kapsama girmediği sonucuna ulaşılmaktadır. Ticaret Siciline başvuru hakkı olmayan, ilgililer kapsamına dahil olmayan kişilerin itiraz davası açmaları da mümkün değildir. İlk derece mahkemesinin şirket ortakları ve organ olarak hareket etmeyen yönetim kurulu üyelerinden ikisinin itiraz hakkının bulunduğunu kabul etmesi doğru olmamıştır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Yönetim kurulu karar nisabının iç yönerge ile ağırlaştırılıp ağırlaştırılamayacağı → kabul

İddia: Davalı ve üçüncü kişi şirket vekilleri, TTK m.390/1 uyarınca yönetim kurulu toplantı ve karar nisabının ancak esas sözleşme ile ağırlaştırılabileceğini, iç yönerge ile bu hususun düzenlenemeyeceğini, iç yönergenin esas sözleşmenin uzantısı olmadığını ileri sürmüştür.

Gerekçe: TTK m.390/1'e göre esas sözleşmede aksine ağırlaştırıcı bir hüküm bulunmadığı takdirde yönetim kurulu üye tam sayısının çoğunluğu ile toplanır ve toplantıda hazır bulunan üyelerin çoğunluğu ile karar alır. Nisabın ağırlaştırılması ancak esas sözleşme hükmü ile mümkündür. Dava konusu şirketin esas sözleşmesinin yönetim kuruluna ilişkin maddelerinde herhangi bir ağırlaştırıcı nisap düzenlenmemiş, aksine esas sözleşmenin 21. maddesinde yönetim kurulu karar nisabının TTK 390. maddeye tabi olduğu belirtilmiştir. TTK m.367/1'e göre iç yönerge, şirketin yönetimini düzenleyen, görevleri tanımlayan, kimin kime bağlı ve bilgi sunmakla yükümlü olduğunu gösteren bir belgedir; iç yönerge esas sözleşme hükmünde kabul edilemez ve dayanağını esas sözleşmedeki yetki devrine ilişkin hükümden alır. İç yönergede, yönetime ilişkin yetki devri ve yetkilendirme şekli dışında esas sözleşmede düzenlenmesi gereken bir başka hususa yer verilemez. 2017 tarihli iç yönergedeki %80 oy şartının da yönetim kurulunca alınan bir karar gereği düzenlendiği gözardı edilerek iç yönergenin esas sözleşme hükmünde kabul edilmesi doğru olmamıştır. Dava konusu yönetim kurulu kararları beş kişilik yönetim kurulunun üçünün olumlu oyu ile alınmış olup, karar nisabı itibariyle TTK 390 ve şirket ana sözleşmesine aykırılık bulunmamaktadır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Sicil memurunun tescil incelemesinde yönetim kurulu kararının iptali iddialarını değerlendirip değerlendiremeyeceği → ret

Gerekçe: Ticaret Sicili Yönetmeliği'nin 34. maddesine göre sicil incelemesi, tescil edilecek olgunun şirket sözleşmesine ve kanunun emredici hükümlerine aykırı olup olmadığı ile organ kararının şirket sözleşmesine ve emredici hükümlere uygun alınıp alınmadığı ile sınırlıdır. Yönetim kurulu kararlarının iptalinin ayrı bir dava ile talep edildiği anlaşılmakla, yargılamaya konu olan bu kararları yargı mercii gibi inceleme yapamayacak olan davalı sicilin tescil işleminde hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Yargılama sonucu kesinleşen karara uygun olarak işlem yapılacağı ayrıca izaha gerek görülmemiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Üçüncü kişi durumundaki şirketin TTK 34(2) uyarınca dinlenmeden itirazın karara bağlanmasının usule uygunluğu → kabul

İddia: Üçüncü kişi şirket vekili, davanın müvekkil şirketin haberi ve bilgisi olmadan görülerek karara bağlandığını, ayrıca istinaf başvurusunun taraf olmadığı gerekçesiyle reddedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: TTK 34(2) uyarınca itiraz mahkemece dosya üzerinden incelenir; ancak sicil müdürünün kararı üçüncü kişilerin sicilde kayıtlı hususlara ilişkin menfaatlerine aykırıysa, itiraz edenle üçüncü kişi de dinlenir. Bu düzenlemeye aykırı şekilde üçüncü kişi durumunda bulunan şirket dinlenmeden itirazın karara bağlanması, ardından bu şirketin istinaf isteminin davada taraf olmadığından bahisle reddedilmesi de doğru görülmemiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Kararın; şirket ortaklarının ve organ olarak hareket etmeyen yönetim kurulu üyelerinin ticaret sicili tescil işlemine itiraz davasında 'ilgili' sıfatını taşımadığı ve iç yönerge ile yönetim kurulu karar nisabının esas sözleşme hükmü olmaksızın ağırlaştırılamayacağı yönündeki tespitleri, benzer tescil itirazı ve şirketler hukuku uyuşmazlıklarında bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.

Usul tespitleri

Dava şartı
Ticaret sicili tescil işlemine itiraz davasında, davacının TTK m.34 ve Ticaret Sicili Yönetmeliği m.22/30 anlamında 'ilgili' sıfatını taşıması gerekir; şirket ortakları ve organ olarak hareket etmeyen (temsil/ilzam yetkisi bulunmayan) yönetim kurulu üyeleri bu sıfatı taşımadığından itiraz davası açamaz.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ticaret sicili tescil işlemine itiraz ilgili sıfatı husumet/taraf sıfatı yönetim kurulu karar nisabı iç yönerge esas sözleşme TTK 390 TTK 367 sicil müdürünün inceleme yükümlülüğü üçüncü kişinin dinlenmesi

Atıf yapılan mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — TTK 34TTK 34(2)TTK 367TTK 367/1TTK 371TTK 390TTK 390/1TTK 32TTK 28 · Ticaret Sicili Yönetmeliği — Ticaret Sicili Yönetmeliği 22Ticaret Sicili Yönetmeliği 22(1)Ticaret Sicili Yönetmeliği 30Ticaret Sicili Yönetmeliği 34 · 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 353(1)b-2HMK 361/1

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2022/2130

KARAR NO 2022/1563

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 02/06/2022

NUMARASI 2021/827 Esas 2022/348 Karar

DAVA

Ticaret Sicil Memurunun Kararına İtiraz

İSTİNAF KARAR TARİHİ 10/11/2022

Davanın kabulüne ilişkin kararın davacı ve 3.şahıs şirket vekili; istinaf talebinin reddine ilişkin 19/09/2022 tarihli ek kararın 3.şahıs şirket vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacılar vekili; ... San. ve Tic. A.Ş.'nin 30.11.2021 tarihli 2021/2 , 2021/3 sayılı YK kararları ve 30.11.2021 tarih ve 2021/01 sayılı İç Yönergenin kabulüne dair kararların, TTK 367. madde kapsamında daha önce kabul edilip tescil edilen ve yürürlükteki 01.06.2017 tarihli İç Yönergenin 3/I maddesine açıkça aykırı olduğunu, bu nedenle tescil ve ilan edilmesinin mümkün bulunmadığını, söz konusu kararların , iki müvekkilinin tüm uyarıları ve gerekçeli muhalefet şerhlerine rağmen, çoğunluğu temsil eden diğer üyelerin 3/5 olumlu oyları ile alındığını, müvekkilleri tarafından davalı ... Sicil Müdürlüğü'ne ve şirkete tebliğ edilen Beşiktaş ... Noterliği’nin 01.12.2021 tarih ve ... Yev. no.lu ihtarnamesi ile;

söz konusu kararların emredici hükümlere aykırı olması nedeniyle yok hükmünde olduğu ve üç iş günü içerisinde iptal edilmemesi ve uygulanmaya konulması halinde meydana gelecek zararlardan karara olumlu oy veren üyelerin ve kararı tescil eden memurların sorumlu olacaklarının ihtar edildiğini, tescil işleminden önce İstanbul Sicil Müdürlüğü'ne tescil ve ilandan imtina edilmesi konusunda 01.12.2021 tarih ve 06.12.2021 tarihli dilekçeler verildiğini, TTK 367. ve 371. Maddeleri delaletiyle Ana Sözleşmenin tamamlayıcısı/uzantısı niteliğinde olacak şekilde, Yönetim Kurulu tarafından hazırlanarak tescil ve ilan edilen 01.06.2017 tarihli iç yönerge'nin 3/I maddesine aykırı olan; ... San. ve Tic. A.Ş.'nin;

30. 11.2021 tarihli ve ... sayılı kararlar ile ...sayılı İç Yönerge'nin, davalı ... Sicil Müdürlüğü tarafından tescil edilerek, 16.12.2021 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edilmesi nedeniyle, tescil işlemlerinin iptal edilerek sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; müvekkili tarafından verilen bir red kararı bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, diğer yandan, tescil edilmiş yönetim kurulu kararlarının terkini, yani iptali için husumetin ilgili şirkete yöneltilmesi gerektiğini, bu bakımdan da iptal davası mahiyetindeki huzurdaki davada müvekkil müdürlüğe husumet yöneltilemeyeceğini, yalnızca pay sahibi sıfatına sahip olan davacıların aktif husumet ehliyeti bulunmadığını, yönetim kurulu toplantılarına ve kararlarına ilişkin nisaplar TTK 390.madde gereğince yalnızca esas sözleşmede düzenlenebileceğini, iç yönergede düzenlenebilecek hususlar, kanun ve esas sözleşmeye aykırı olamayacağı gibi münhasıran esas sözleşmede düzenlenmesi öngörülen hususların iç yönergeyle düzenlenmesinin mümkün olmadığını, bu bakımdan da esas sözleşme ile düzenlenmesi zaruri olan yönetim kurulu karar nisabının iç yönergede yer alması ve bunun tescil edilmiş olmasının söz konusu iç yönerge hükmünün geçersiz olduğu sonucunu değiştirmeyeceğini, müvekkili müdürlüğün tescil işlemi hukuka ve mevzuata uygun olduğunu, bu bağlamda da, müvekkil davanın açılmasına sebep olmadığını, bu nedenle müvekkili ticaret sicili müdürlüğü, “yargılama giderleri” ve “vekâlet ücreti”nden sorumlu tutulamayacağını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece; TTK 34 Md.'de " İlgililer, tescil, değişiklik veya silinme istemleri ile ilgili olarak, sicil müdürlüğünce verilecek kararlara karşı tebliğlerinden itibaren sekiz gün içinde sicilin bulunduğu yerde ticari davalara bakmakla görevli asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile itiraz edebilirler. " hükmünü içerdiği, her ne kadar davalı ... Sicil Müdürlüğü tarafından verilmiş bir red kararı bulunmadığından dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmesi talep edilmiş ise de TTK 34 Md.'si açık olup itiraz, sadece red kararına karşı yapılır şekilde bir ifade bulunmayıp tescil, değişiklik veya silinme işlemleri ilgili tüm kararlara karşı itiraz yolunun açık bulunduğu,davalı taraf silinme ile ilgili başvuru olmadığını iddia etmiş ise de davacılar 01.012021 ve 06.12.2021 tarihli ticaret sicil müdürlüğüne ibraz edilen dilekçeler ile tescil işlemine karşı itirazlarını dile getirerek başvuruda bulunduklarını;

davacılar, tescil işlemine konu şirketin pay sahipleri olup ilgililerin itirazda bulunabilecekleri düzenlendiğine göre aktif husumet ehliyetine sahip olduklarını, davalı ... sicil müdürlüğü Ticaret Sicil Yönetmeliğinin 22 Md.'sine atıf yaparak husumet itirazında bulunmuş ise de ilgili yönetmelik maddesinin sadece tescil başvurusunu yapabilecek kişileri gösterdiği itirazda bulunabilecek kişileri kapsamadığı, davacıların hissedarı olduğu şirketin, TTK 367 ve 371 Md.'ne atıf yaparak 01.06.2017 tarihinde tescil edilen ... numaralı iç yönergeyi oybirliği ile kabul ederek sınırlı temsil ve ilzama ilişkin hususları düzenledikleri ve burada şirketin temsil ve ilzamı için en az %80 üyenin oybirliği ile yönetim kurulu kararı alması gerektiği yönünde düzenleme getirdikleri, esas sözleşmeye ek olarak TTK 367 madde kapsamında şirketin iç yönerge düzenleme hakkı mevcut olduğu, ...

sayılı iç yönerge tescil ilan edilmiş ve dava konusu tescil işlemlerine kadar uygulanageldiği, Yönetim devri, temsil ve ilzam yetkilisine haiz olanlar bu yönergeye göre belirlendiği, TTK 367 maddesi gözönüne alındığında iç yönergenin esas sözleşmeye aykırı olması mümkün olmayıp iç yönerge, esas sözleşmenin tali düzenleyicisi yani eki niteliğinde olduğu ,iç yönergeye aykırılık hali esas sözleşmeye aykırılıkla aynı kategoride değerlendirilmesi gereken hukuki bir sorun olduğu, somut davada ... numaralı iç yönergede %80 üyenin yani 4/5 çoğunluğun olumlu oyu gerekmekte ise de davaya konu 30/11/2021 tarihli ... numaralı ve ayrıca ...numaralı yönetim kurulu kararı ve 30.11.2021 tarihli ... numaralı şirket yönetim iç yönergesi 3/5 çoğunlukla karar altına alındığı,davacı üyelerin muhalefet şerhlerini tutanağa geçirdikleri ,her ne kadar TTK 390 Md.'de yönetim kurulu üye tam sayısının çoğunluğu ile karar alacakları belirtilmiş ise de aynı madde kapsamında "esas sözleşmede aksine ağırlaştırıcı bir hüküm bulunmadığı takdirde" ifadesine yer verildiği, iç yönerge, esas sözleşmenin eki niteliğinde olup 2017 yılından beri tüm pay sahipleri tarafından itirazsız uygulandığına göre yeni alınan yönetim kurulu kararlarının ve iç yönergenin 4/5 oranında nisap koşuluyla kabul edilip karar altına alınması gerekirken bu şartın yerine getirilmediği, TTK 32 Md.'ye göre sicil müdürü talep edilen tescil işlemlerinin kanuna ve esas sözleşmeye aykırı olup olmadığını re'sen araştırma yükümlülüğü altında olup TTK 367 Md.'ye göre düzenlemiş tescil ve ilan edilmiş esas sözleşmenin eki niteliğinde iç yönergenin davacıların yaptıkları itirazlar dikkate alınmadan tescil işleminin gerçekleştirilmesi hukuka aykırı olup olduğu gerekçesiyle tescil işlemlerinin iptali ile sicilden terkinine karar verilmiştir.

EK KARAR

Mahkemece 19/09/2022 tarihli ek karar ile; ... San. ve Tic. A.Ş.'nin dosyada taraf olmadığından kanun yoluna başvuramayacağı gerekçesiyle istinaf talebinin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEBLERİ

1-Davalı ... vekili, TTK nun 390/1.maddesi uyarınca; Esas sözleşmede aksine ağırlaştırıcı bir hüküm bulunmadığı takdirde, yönetim kurulu üye tam sayısının çoğunluğu ile toplanır ve kararlarını toplantıda hazır bulunan üyelerin çoğunluğu ile karar alacağını,toplantı ve karar nisaplarının emredici düzenlemelere aykırı olmamak şartıyla ancak, esas sözleşmede yer verilecek bir hükümle ağırlaştırılabileceğini, Yönetim Kurulu tarafından esas sözleşmede bir dayanak olmaksızın yetki aşımı yapılarak iç yönerge ile bir karar nisabı belirlenmesinin hukuka aykırı olduğunu, ticaret sicili yönetmeliğinde iç yönerge bakımından bir inceleme ve değerlendirme yapılması gerektiren bir hüküm bulunmadığını, İç yönergeyle yönetim kurulu toplantı ve karar nisabının düzenlenebileceğinin kabul edilemeyeceğini, esas sözleşmeye ilave olarak ve ancak belli konularla sınırlı ve belli konuları açıklayıcı mahiyetteki düzenlemelerin yer alabileceği iç yönergelere, içeriğine uygun olmayan hususların eklenmesinin mümkün olmadığını, TTK m.

367/1'e göre iç yönergenin, şirketin yönetimini düzenlediği; bunun için gerekli olan görevleri, tanımlayıp, yerlerini gösterdiği, özellikle kimin kime bağlı ve bilgi sunmakla yükümlü olduğunu belirleyeceğini, iç yönergenin esas sözleşmesinin bir uzantısı olmadığını, esas sözleşmeyi aşacak hükümler taşımasının mümkün olmadığını, müvekkil Müdürlüğün inceleme yükümlülüğü kapsamında bulunmayan 2017 tarihli iç yönergeye dayalı olarak davanın kabulüne karar verilmesi hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

2- Üçüncü kişi şirket vekili; Ticaret sicil müdürlüğü kararlarına itirazın tescil talep eden yönetim kurulunun yetkisinde olduğunu , “İlgili” tanımına girmeyen ve bu nedenle davada taraf sıfatı bulunmayan davacılar tarafından açılan dava üzerine TTK m.28 ve m.34 hükmüne açık aykırılık teşkil edecek şekilde davanın kabulüne karar verildiğini, davanın bu açıdan öncelikle sıfat yokluğundan reddi gerektiğini, TTK'nın.34 f.1 in sicile itirazın ancak ilgililer tarafından yapalabileceğini emredeci hüküm olarak düzenlediğini, ilgililerden ne anlaşılması gerektiğinin ise TTK m.28 de düzenlendiğini, Şirket yönetim kurulunun tescil kararına itiraz davasının, müvekkil şirketin haberi ve bilgisi olmadan görülerek karara bağlandığını, davacıların davalı müvekkil şirketin %24’lük hisse grubunu temsil ettiğini , aynı gerekçeler ile müvekkil şirket aleyhine Bakırköy 5.

ATM'nde 2021/1121 esas 2022/441 karar sayılı dava dosyasında itiraza konu yönetim kurulu kararının batıl olduğunun tespiti ve iptali talepli davanın mahkemece reddedildiğini, İç Yönergenin esas sözleşme ve kanun olmadığını, yönetim kurulu kararlarının toplantı ve karar çoğunluğuyla çıkarıldığını ve aynı çoğunlukla iptal edilebileceğini, davacıların, iptal edilen iç yönergeyi esas sözleşme gibi görmelerinin ve iptal edilemez olarak nitelendirmelerinin hukuki hiçbir dayanağı olmadığını, yönetim kurulunun toplantı ve karar nisabı ancak esas sözleşme ile sınırlandırılabileceğini, İç Yönerge iptal edilerek, yerine TTK m. 390 ve m. 367’ye uygun yeni bir İç Yönerge çıkarıldığını, iptal edilen iç yönergede yönetim kurulunun karar alması için %80 ağırlaştırılmış nisap öngördüğünü, bu sınırlandırma ise ancak esas sözleşme ile mümkün olup, İç Yönerge ile yapılamayacağını yönetim kurulunun iç yönergeyi her zaman iptal ve değiştirme imkânına sahip olduğunu, hiçbir önemli karara imza atmayan azınlık davacıların, bu ağırlaştırılmış nisap ile şirketleri kilitleme çabasında olduklarını ileri sürerek, istinaf başvurusunun reddine ilişkin ek kararın kaldırılarak itirazın kabulune ilişkin kararın kaldırılmasını talep etmişti

GEREKÇE

Somut olayda davacılar, davalı şirketin ortakları ve muhalefet şerhi veren yönetim kurulu üyesi sıfatını taşımaktadır. Yönetim Kurulu kararlarının tescil ve ilanı talebi kabul edilerek ticaret siciline tescilleri sağlanmış olup eldeki dava tescil kayıtlarının terkin ve iptaline ilişkindir. Davacı taraf alınan yönetim kurulu kararının 2017 tarihli iç yönergenin 3/I maddesi geçerli olmadığını buna göre ,tescil edilemeyeceğini ileri sürmüştür. Ticaret Sicili yönetmeliğinin "başvuruya yetkili kişiler"başlıklı 22 (1).maddesinde; Tescil başvurusu ilgililer veya temsilcileri yahut hukuki halefleri tarafından yetkili müdürlüğe yapılır. İlgililer; tacirin gerçek kişi olması halinde kendisi veya vekili ya da sözleşme ile kendisine yetki verilmiş temsilcisi, tacirin tüzel kişi olması halinde ise onun yetkili organları veya yetkili temsilcileridir.

3) İç yönergenin tescilinde, yönetim kurulu veya temsile yetkili üye ya da üyeleri,hükmünü haizdir. Madde 30 – Tescil talebi ilgililer veya mümessilleri yahut hukuki halefleri tarafından salahiyetli sicil memurluğuna yapılır. TTK nun MADDE 34– (1) İlgililer, tescil, değişiklik veya silinme istemleri ile ilgili olarak, sicil müdürlüğünce verilecek kararlara karşı, tebliğlerinden itibaren sekiz gün içinde, sicilin bulunduğu yerde ticari davalara bakmakla görevli asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile itiraz edebilirler. Kanun ve ilgili yönetmelik hükümlerine bakıldığında; özellikle eldeki davayı da içerecek şekilde (silinme ) istemleri ile ilgili olarak sicil müdrürlüğünce verilecek kararlara karşı dava açacaklarından söz edildiği, ilgililer kapsamına ise şirket ortaklarının ve organ olarak hareket etmeyen yönetim kurulu üyelerinin bu kapsama girmediği sonucuna ulaşmaktadır.

Ticaret Siciline başvuru hakkı olmayan, ilgililer kapsamına dahil olmayan kişilerin başvurusunun kabulüne imkan olmadığı gibi itiraz davası açmaları da mümkün değildir. İlk derece mahkemesinin, şirket ortakları ve organ olarak hareket etmeyen yönetim kurulu üyelerinden ikisinin itiraz hakkının bulunduğunun kabulü doğru olmamıştır. Ticaret Sicili Yönetmeliği'nin Müdür ve Yardımcılarının inceleme yükümlülüğü başlıklı 34. maddesine göre sicil tarafından yapılacak inceleme , "Tescil edilecek olgunun şirket sözleşmesine ve kanunun emredici hükümlerine aykırı bulunup bulunmadığı, tescil edilecek olgu bir ticaret şirketinin organ kararına dayanmakta ise, kararın şirket sözleşmesine ve kanunun emredici hükümlerine uygun alınıp alınmadığı"yla sınırlıdır.

"Esas sözleşmede aksine ağırlaştırıcı bir hüküm bulunmadığı takdirde, yönetim kurulu üye tam sayısının çoğunluğu ile toplanır ve kararlarını toplantıda hazır bulunan üyelerin çoğunluğu ile alır....." (TTK m. 390/1). Dava konusu şirketin esas sözleşmesinin;yönetim kurulu ve süresi başlıklı 7.maddesi, şirketin temsili ve yönetim kurulu üyelerinin görev dağılımı başlıklı 8. Maddesinde yönetim kurulu tarafından alınacak kararlara ilişkin herhangi bir nisabın düzenlenmediği 21. Maddesinde yönetim kurulu karar nisabının TTK 390.maddeye tabii olduğu düzenlenmiştir. Buna göre, kanunda ancak esas sözleşmesinin hükümleri ile nisabın ağırlaştırılacağı düzenlendiğine göre ana sözleşmede bu yönde bir hüküm bulunmadığı takdirde TTK 390.madde de düzenelenen toplantı ve karar nisapları dikkate alınacaktır.

TTK m. 367/1'e göre iç yönerge, şirketin yönetimini düzenler; bunun için gerekli olan görevleri, tanımlar, yerlerini gösterir, özellikle kimin kime bağlı ve bilgi sunmakla yükümlü olduğunu belirler. Terkini talep edilen 2021 tarihli iç yönerge ile 2017 tarihli iç yönergedeki yönetim kurulunun bazı hallerde %80 olumlu oy ile karar alacağına ilişkin iç yönerge hükmünün yönetim kurulunca alınan karar gereği düzenlendiği gözardı edilerek iç yönergenin esas sözleşme hükmünde kabulü de doğru olmamıştır. İç yönerge, dayanağını esas sözleşmedeki yetki devrine ilişkin hükümden ve buna dayalı alınacak bir yönetim kurulu kararından almakla; iç yönergede, yönetime ilişkin yetki devri ve dolayısıyla yetkilendirme şekli dışında esas sözleşmede düzenlenmesi gereken bir başka hususa yer verilemez.

Dava konusu yönetim kurulu kararlarının davalı şirketin beş kişilik yönetim kurulunun üçünün olumlu oyu diğerlerinin muhalefet şerhi ile alındığı anlaşılmaktadır. "Yönetimin devri kararı için TTK'da özel bir nisap öngörülmediğinden, bu hususta, TTK'nın 390/I. fıkrasında belirtilen nisaplara göre bir karar verilmesi gerekmektedir." Karar nisabı itibariyle TTK 390 ve şirket ana sözleşmesine bir aykırılık bulunmamaktadır. Buna göre şirkete karşı açılan yönetim kurulu kararlarının iptalinin ayrı bir dava ile talep edildiği anlaşılmakla, yargılama mevzu olan bu kararların yargı mercii gibi inceleme yapamayacak olan davalı sicilin tescil işleminde hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Yargılama sonucu kesinleşen karara uygun olarak işlem yapılacağını izaha gerek bulunmamaktadır.

TTK nun 34 (2) Bu itiraz mahkemece dosya üzerinden incelenerek karara bağlanır. Ancak, sicil müdürünün kararı, üçüncü kişilerin sicilde kayıtlı bulunan hususlara ilişkin menfaatlerine aykırı olduğu takdirde, itiraz edenle üçüncü kişi de dinlenir. Bunlar mahkemeye gelmezlerse dosya üzerinden karar verilir. Düzenlemesine aykırı şekilde üçüncü kişi durumunda bulunan şirket dinlenmeden itirazın karara bağlanması, ardından istinaf isteminin davada taraf olmadığından bahisle reddi de doğru görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle "ilgililer "kapsamında kalmayan davacıların terkin taleplerinin reddine karar verilmek gerekirken kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş; davalı İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü ve üçüncü şahıs şirket vekilinin istinaf başvurularının kabulüne kararın kaldırılmasına, tescili sağlanan yönetim kurulu kararları ile iç yönergenin tescili işleminin terkinine ilişkin kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: ... San. ve Tic. A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun reddine ilişkin 19/09/2022 tarihli ek kararın KALDIRILMASINA, Davalı İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü ve üçüncü şahıs ... San. ve Tic. A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 02/06/2022 Tarih 2021/827 Esas 2022/348 Karar sayılı kararının HMK 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA, "Davacıların terkin taleplerinin reddine" İlk derece yargılamasına ilişkin olarak ; Alınması gereken 80,70-TL karar ve ilam harcından, davacılar tarafından yatırılan 59,30-TL nin mahsubu ile bakiye 21,40-TL harcın davacılardan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davacılar tarafından yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına, Davalı İstanbul Ticaret Sicili müdürlüğü vekili için AAÜT uyarınca takdir olunan 9.200-TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya ödenmesine, Karar kesinleştiğinde ve talep halinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine"İstinaf yoluna başvuran davalı ve 3.şahıs tarafından yatırılan peşin istinaf karar harcının (Davalı 80,70-TL, 3.şahıs 161,40-TL ) istek halinde kendilerine iadesine,Davacılar tarafından yapılan istinaf yargı giderinin üzerinde bırakılmasına, davalı tarafından yapılan 66-TL posta masrafının davacılardan alınarak davalıya verilmesine, kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1.

maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 10/11/2022

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/92290 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi temyiz incelemesi

Bu istinaf kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesince temyiz incelemesinden geçmiştir.

⚠ Bu istinaf çizgisi Yargıtay'ca (kısmen ya da tamamen) bozulmuştur — bölgesel emsal değeri bu yönüyle sınırlıdır.

Bozuldu

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/356 E. 2024/4114 K. · Bozuldu

Nisapsız alınan yönetim kurulu kararı yok hükmündedir

Gerekçe özeti

Anonim şirkette yönetim kurulunca oy birliğiyle kabul edilen ve yönetim kurulu kararlarının %80 çoğunlukla alınmasını öngören iç yönerge, ancak aynı nisapla alınacak bir kararla değiştirilebilir; bu nisap sağlanmadan alınan yönetim kurulu kararı yok hükmündedir. Yok hükmündeki karara dayanan tescil işleminin iptali isteminde, karara katılmayan yönetim kurulu üyeleri kanunda belirtilen 'ilgili kişiler' kapsamına girer ve dava açma hakları bulunur; bu hâlde mahkemece dava açma hakkının bulunmadığından bahisle ret kararı verilemez, işin esası hakkında karar verilmesi gerekir.

Emsal değeri

Ağırlaştırılmış nisap öngören iç yönergenin ancak aynı nisapla değiştirilebileceği, nisapsız alınan yönetim kurulu kararının yok hükmünde olduğu ve karara katılmayan üyelerin tescil işleminin iptalinde 'ilgili' sayıldığı yönlerinden bağlayıcı emsal değer taşır.

Kavramlar: iç yönerge yönetim kurulu karar nisabı ağırlaştırılmış nisap yokluk ticaret siciline tescil tescilin terkini ilgili sıfatı dava açma hakkı temsil yetkisi

Yargıtay 11. HD kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2023/356 E.  ,  2024/4114 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2022/2130 Esas, 2022/1563 Karar

HÜKÜM

Ret

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2021/827 E., 2022/348 K.

Taraflar arasındaki Ticaret Sicil Memuru kararına itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili ve ilgili kişi tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının kabulüne, mahkeme hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacılar vekili dava dilekçesinde; ... Gıda San. ve Tic. A.Ş.'nin 30.11.2021 tarihli 2021/2, 2021/3 sayılı yönetim kurulu kararları ve 30.11.2021 tarih ve 2021/01 sayılı iç yönergenin kabulüne dair kararların 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 367 nci maddesi kapsamında daha önce kabul edilip tescil edilen ve yürürlükteki 01.06.2017 tarihli iç yönergenin 3 üncü maddesinin I fıkrasına açıkça aykırı olduğunu, bu nedenle tescil ve ilan edilmesinin mümkün bulunmadığını, söz konusu kararların, iki müvekkilinin tüm uyarıları ve gerekçeli muhalefet şerhlerine rağmen, çoğunluğu temsil eden diğer üyelerin 3/5 olumlu oyları ile alındığını, müvekkilleri tarafından söz konusu kararların emredici hükümlere aykırı olması nedeniyle yok hükmünde olduğu ve üç iş günü içerisinde iptal edilmemesi ve uygulanmaya konulması halinde meydana gelecek zararlardan karara olumlu oy veren üyelerin ve kararı tescil eden memurların sorumlu olacaklarının ihtar edildiğini, tescil işleminden önce İstanbul Sicil Müdürlüğü'ne tescil ve ilandan imtina edilmesi konusunda 01.12.2021 tarih ve 06.12.2021 tarihli dilekçeler verildiğini, ana sözleşmenin tamamlayıcısı/uzantısı niteliğinde olacak şekilde, yönetim kurulu tarafından hazırlanarak tescil ve ilan edilen 30.11.2021 tarihli ve 2021/2-3 sayılı kararlar ile 2021/01 sayılı iç yönergenin, davalı ...

Sicil Müdürlüğü tarafından tescil edilerek, 16.12.2021 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edilmesi nedeniyle, tescil işlemlerinin iptal edilerek sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili tarafından verilen bir red kararı bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, diğer yandan tescil edilmiş yönetim kurulu kararlarının terkini, yani iptali için husumetin ilgili şirkete yöneltilmesi gerektiğini, bu bakımdan da iptal davası mahiyetindeki huzurdaki davada müvekkil müdürlüğe husumet yöneltilemeyeceğini, yalnızca pay sahibi sıfatına sahip olan davacıların aktif husumet ehliyeti bulunmadığını, yönetim kurulu toplantılarına ve kararlarına ilişkin nisapların 6102 sayılı Kanun'un 390 ıncı maddesi gereğince yalnızca esas sözleşmede düzenlenebileceğini, iç yönergede düzenlenebilecek hususların, kanun ve esas sözleşmeye aykırı olamayacağı gibi münhasıran esas sözleşmede düzenlenmesi öngörülen hususların iç yönergeyle düzenlenmesinin mümkün olmadığını, bu bakımdan da esas sözleşme ile düzenlenmesi zaruri olan yönetim kurulu karar nisabının iç yönergede yer alması ve bunun tescil edilmiş olmasının söz konusu iç yönerge hükmünün geçersiz olduğu sonucunu değiştirmeyeceğini, müvekkili müdürlüğün tescil işleminin hukuka ve mevzuata uygun olduğunu, bu bağlamda da, müvekkilinin davanın açılmasına sebep olmadığından yargılama giderleri ve vekâlet ücretinden sorumlu tutulamayacağını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tescil, değişiklik veya silinme işlemleri ilgili tüm kararlara karşı itiraz yolunun açık bulunduğu, davalı taraf silinme ile ilgili başvuru olmadığını iddia etmiş ise de davacıların 01.01. 2021 ve 06.12.2021 tarihli Ticaret Sicil Müdürlüğüne ibraz edilen dilekçeler ile tescil işlemine karşı itirazlarını dile getirerek başvuruda bulunduklarını, davacılar, tescil işlemine konu şirketin pay sahipleri olup ilgililerin itirazda bulunabilecekleri düzenlendiğine göre aktif husumet ehliyetine sahip olduklarını, davacıların hissedarı olduğu şirketin 6102 sayılı Kanun'un 367 ve 371 inci maddesine atıf yaparak 01.06.2017 tarihinde tescil edilen 2017/02 numaralı iç yönergeyi oy birliği ile kabul ederek sınırlı temsil ve ilzama ilişkin hususları düzenledikleri ve burada şirketin temsil ve ilzamı için en az %80 üyenin oybirliği ile yönetim kurulu kararı alması gerektiği yönünde düzenleme getirdikleri, esas sözleşmeye ek olarak 6102 sayılı Kanun'un 367 nci maddesi kapsamında şirketin iç yönerge düzenleme hakkı mevcut olduğu, 2017/02 sayılı iç yönerge tescil ilan edilmiş ve dava konusu tescil işlemlerine kadar uygulana geldiği, yönetim devri, temsil ve ilzam yetkilisine haiz olanlar bu yönergeye göre belirlendiği, anılan madde gözönüne alındığında iç yönergenin esas sözleşmeye aykırı olması mümkün olmayıp iç yönergenin esas sözleşmenin tali düzenleyicisi yani eki niteliğinde olduğunu, iç yönergeye aykırılık halinin esas sözleşmeye aykırılıkla aynı kategoride değerlendirilmesi gereken hukuki bir sorun olduğu, somut davada 2017/2 numaralı iç yönergede %80 üyenin yani 4/5 çoğunluğun olumlu oyu gerekmekte ise de davaya konu 30/11/2021 tarihli 2021/2 numaralı ve ayrıca 2021/3 numaralı yönetim kurulu kararı ve 30.11.2021 tarihli 2021/01 numaralı şirket yönetim iç yönergesi 3/5 çoğunlukla karar altına alındığı, davacı üyelerin muhalefet şerhlerini tutanağa geçirdikleri, her ne kadar 6102 sayılı Kanun'un 390 ıncı maddesinde yönetim kurulu üye tam sayısının çoğunluğu ile karar alacakları belirtilmiş ise de aynı madde kapsamında "esas sözleşmede aksine ağırlaştırıcı bir hüküm bulunmadığı takdirde" ifadesine yer verildiği, iç yönerge, esas sözleşmenin eki niteliğinde olup 2017 yılından beri tüm pay sahipleri tarafından itirazsız uygulandığına göre yeni alınan yönetim kurulu kararlarının ve iç yönergenin 4/5 oranında nisap koşuluyla kabul edilip karar altına alınması gerekirken bu şartın yerine getirilmediği, düzenlemiş tescil ve ilan edilmiş esas sözleşmenin eki niteliğinde iç yönergenin davacıların yaptıkları itirazlar dikkate alınmadan tescil işleminin gerçekleştirilmesi hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile tescil işlemlerinin iptali ile sicilden terkinine karar verilmiş, 19.09.2022 tarihli ek karar ile de ...

Gıda San. ve Tic. A.Ş.'nin dosyada taraf olmadığından kanun yoluna başvuramayacağı gerekçesiyle istinaf talebinin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ve ilgili ... Gıda San. ve Tic. A.Ş. vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

1.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; esas sözleşmede aksine ağırlaştırıcı bir hüküm bulunmadığı takdirde, yönetim kurulu üye tam sayısının çoğunluğu ile toplanır ve kararlarını toplantıda hazır bulunan üyelerin çoğunluğu ile karar alacağını, toplantı ve karar nisaplarının emredici düzenlemelere aykırı olmamak şartıyla ancak, esas sözleşmede yer verilecek bir hükümle ağırlaştırılabileceğini, Yönetim Kurulu tarafından esas sözleşmede bir dayanak olmaksızın yetki aşımı yapılarak iç yönerge ile bir karar nisabı belirlenmesinin hukuka aykırı olduğunu, ticaret sicili yönetmeliğinde iç yönerge bakımından bir inceleme ve değerlendirme yapılması gerektiren bir hüküm bulunmadığını, İç yönergeyle yönetim kurulu toplantı ve karar nisabının düzenlenebileceğinin kabul edilemeyeceğini, esas sözleşmeye ilave olarak ve ancak belli konularla sınırlı ve belli konuları açıklayıcı mahiyetteki düzenlemelerin yer alabileceği iç yönergelere, içeriğine uygun olmayan hususların eklenmesinin mümkün olmadığını, 6102 sayılı Kanun'un 367 nci maddesinin birinci fıkrasına göre iç yönergenin, şirketin yönetimini düzenlediği;

bunun için gerekli olan görevleri, tanımlayıp, yerlerini gösterdiği, özellikle kimin kime bağlı ve bilgi sunmakla yükümlü olduğunu belirleyeceğini, iç yönergenin esas sözleşmesinin bir uzantısı olmadığını, esas sözleşmeyi aşacak hükümler taşımasının mümkün olmadığını, müvekkil Müdürlüğün inceleme yükümlülüğü kapsamında bulunmayan 2017 tarihli iç yönergeye dayalı olarak davanın kabulüne karar verilmesi hukuka aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

2.Üçüncü kişi şirket vekili istinaf dilekçesinde özetle; ticaret sicil müdürlüğü kararlarına itirazın tescil talep eden yönetim kurulunun yetkisinde olduğunu, ilgili tanımına girmeyen ve bu nedenle davada taraf sıfatı bulunmayan davacılar tarafından açılan dava üzerine 6102 sayılı Kanun'un 28 ve 34 üncü maddeleri hükümlerine açık aykırılık teşkil edecek şekilde davanın kabulüne karar verildiğini, davanın bu açıdan öncelikle sıfat yokluğundan reddi gerektiğini, sicile itirazın ancak ilgililer tarafından yapalabileceğini emredici hüküm olarak düzenlediğini, şirket yönetim kurulunun tescil kararına itiraz davasının, müvekkil şirketin haberi ve bilgisi olmadan görülerek karara bağlandığını, davacıların davalı müvekkil şirketin %24’lük hisse grubunu temsil ettiğini , aynı gerekçeler ile müvekkil şirket aleyhine Bakırköy 5.

Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/1121 E., 2022/441 K. sayılı dava dosyasında itiraza konu yönetim kurulu kararının batıl olduğunun tespiti ve iptali talepli davanın mahkemece reddedildiğini, iç yönergenin esas sözleşme ve kanun olmadığını, yönetim kurulu kararlarının toplantı ve karar çoğunluğuyla çıkarıldığını ve aynı çoğunlukla iptal edilebileceğini, davacıların, iptal edilen iç yönergeyi esas sözleşme gibi görmelerinin ve iptal edilemez olarak nitelendirmelerinin hukuki hiçbir dayanağı olmadığını, yönetim kurulunun toplantı ve karar nisabı ancak esas sözleşme ile sınırlandırılabileceğini, İç Yönerge iptal edilerek, yerine 6102 sayılı Kanun'un 390 ve 367 nci maddelerine uygun yeni bir İç Yönerge çıkarıldığını, iptal edilen iç yönergede yönetim kurulunun karar alması için %80 ağırlaştırılmış nisap öngördüğünü, bu sınırlandırma ise ancak esas sözleşme ile mümkün olup, İç Yönerge ile yapılamayacağını yönetim kurulunun iç yönergeyi her zaman iptal ve değiştirme imkânına sahip olduğunu, hiçbir önemli karara imza atmayan azınlık davacıların, bu ağırlaştırılmış nisap ile şirketleri kilitleme çabasında olduklarını belirterek istinaf başvurusunun reddine ilişkin ek kararın kaldırılarak itirazın kabulune ilişkin kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "ilgililer "kapsamında kalmayan davacıların terkin taleplerinin reddine karar verilmek gerekirken kabulüne karar verilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle mahkemenin 19.09.2022 tarihli ek kararın kaldırılmasına, davalı ... Sicil Müdürlüğü ve üçüncü şahıs ... Gıda San. ve Tic. A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak sureti ile davacıların terkin taleplerinin reddine karar verilmiştir.

V.TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle: yönetim kurulu üyelerinin bir kez yönetimin devri niteliğinde iç yönerge kabul ettiklerinde bunun tarafları bağlayıcı bir sözleşme vasfında olduğunu, iç yönerge içeriğinin sözleşme serbestisi ilkesi gereğince belirleneceğini, yönetim kurulu üyelerinin yürürlükte iç yönerge hükümlerine uygun hareket etmek ve bu iç yönergeyi kaldıracak yönetim kurulu kararını da bu yönerge hükümlerine uygun olarak almak mecburiyetinde olduklarını, iç yönerge kabul eden tarafların, sözleşmenin taraflarına karşı geçersizlik iddialarını ileri süremeyeceklerini, bu şekilde 4/5 oranında nisap şartı getiren ve yıllar boyu şirketi buna uygun şekilde yöneten yönetim kurulu üyelerinin, menfaatlerine ters düştüğünde mevcut iç yönerge ve burada belirlenen nisap şartlarını yok sayarak sözleşmenin geçersizliği savını ileri süremeyeceklerini ve doğrudan salt çoğunluk kuralına dayanamayacaklarını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, ticaret sicil memuru kararına itiraz istemine ilişkin açılan davada davacıların 6102 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesinde belirtilen "ilgililer" kavramına dahil olup olmadığı noktasında toplanmıştır.

2. İlgili Hukuk

6102 sayılı Kanun'un 28, 34, 367 ve 390 ıncı maddeleri.

3. Değerlendirme

Dava, 6102 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesine dayalı olarak açılmış, ticaret sicil memuru işleminin iptali istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemesince anılan hükümde belirtilen ilgili kişiler kavramına davacılar yönetim kurulu üyelerinin girmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Ancak dava konusu edilen ticaret sicil memuru işlemine konu yönetim kurulu kararı daha önceden oy birliği ile kabul edilmiş, iç yönergenin iptali ve o yönergedeki temsil yetkisinin değiştirilmesi ile ilgilidir. Değiştirilen iç yönerge ile yönetim kurulu kararının %80 çoğunluk nisabı ile alınması öngörülmüş olmakla sözü edilen iç yönergenin değiştirilmesi de aynı nisapla alınacak bir karar ile mümkün olacaktır.

Nisap sağlanmadan alınmış yönetim kurulu kararı yok hükmünde olup bu kararın tesciline ilişkin işlemin iptalinde karara katılmayan diğer yönetim kurulu üyelerinin 6102 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesinde belirtilen ilgili kişiler kapsamına girdiği açıktır. Bu durumda Bölge Adliye Mahkemesince işin esası hakkında karar verilmesi gerekirken davacıların dava açma hakkı bulunmadığından bahisle ret kararı verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Bozma sebebine göre davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

21.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.