İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/6200 E. 2023/752 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
esas sermaye payı↗ iflasın açılması↗ takibin kesinleşmesi↗ ba beyannamesi↗ ilamsız icra takibi↗ mirasçılık↗ ispat yükü↗ kâr payı↗ esastan ret↗ yetki↗ iflas↗ taahhütname↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗ yükleten (shipper)↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 593 üncü maddesi uyarınca "Esas sermaye payının şirketçe iktisabına ilişkin 612 nci maddenin ikinci fıkrasında öngörülen hâller dışında, esas sermaye payı, ortaklar arasındaki devirler de dâhil olmak üzere sadece aşağıdaki hükümler uyarınca devredilebilir ve miras yoluyla geçer." yine 596 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca, "Esas sermaye payının, miras, eşler arasındaki mal rejimine ilişkin hükümler veya icra yoluyla geçmesi hâllerinde, tüm haklar ve borçlar, genel kurulun onayına gerek olmaksızın, esas sermaye payını iktisap eden kişiye geçer." belirtilen bu yasal düzenlemelere göre, davalı tarafın mirasçının sermaye borcundan sorumluluğuna ilişkin itirazlarında uyarlık bulunmadığını, zira şirket ortağının mirasçıları, belirtilen yasal düzenlemelere göre şirket payını miras yoluyla iktisap ettiği gibi borçlarından da sorumlu olması gerektiği, 6102 sayılı Kanun'un 573 üncü maddesinin ikinci fıkrası "Ortaklar, şirket borçlarından sorumlu olmayıp, sadece taahhüt ettikleri esas sermaye paylarını ödemekle ve şirket sözleşmesinde öngörülen ek ödeme ve yan edim yükümlülüklerini yerine getirmekle yükümlüdürler." kural olarak sermaye payının ödendiğini ispat yükünün ortak olduğu, ancak müflis şirketin defter ve belgeleri bulunmadığından, şirket defterleri üzerinden bu konuda bir tespitin söz konusu olmadığı, vergi beyanname kayıtlarına göre ise şirket sermayesinin ödendiğinin görüldüğü, bu durumda, davacı tarafın sermaye payının ödenmediğini ispat etmesi gerektiği, vergi beyanname kayıtlarına göre dava konusu sermaye borçlarının ödendiği görülmekle birlikte davacı tarafın aksi yönde delil sunup ispat sağlamaması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; müflis şirketin artırılmış sermaye bedelinin 50.000,00 olduğunun tartışma konusu olmadığını, 2011 yılı kurumlar vergisi beyannamesinde müflis şirketin sermayesinin 100.000,00 TL olarak gösterildiğini, bu bedelinde ödendiğine dair beyan olması karşısında öncelikle bu çelişkinin giderilmesi gerektiğini, zira müflis şirketin 2011 yılı kurumlar vergisi beyannamesinde yer alan sermaye tutarı ile müflis şirketin ticari sicil kayıtlarının örtüşmediğinin anlaşıldığını, yerel mahkemenin ödenmiş ya da ödenmemiş sermaye tutarı bakımından kurumlar vergisi beyannamesine hukuki değer atfederek hüküm tesisi yoluna gitmesi iş bu davadaki ispat bakımından yargılama sistematiğine aykırı olduğunu, yerel mahkemenin, müflis şirketin artırılan sermaye tutarının ödendiğini ispata yarayan hiç bir belge olmaksızın 2011 yılı kurumlar vergisi beyannamesini esas alarak davanın reddine karar vermesinin mümkün olmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun bulunduğu gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebepleri tekrar ederek ve resen gözetilecek sebeplerle kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/11646 E. 2016/9256 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:dava şartı yokluğu · kesin hüküm
Benzer bu karardaMahkemece, asıl davada davanın kabulüne, 25.000.000 TL'nin faiziyle birlikte davalı bankadan tahsiline, birleşen davanın kabulüne, 100.000 TL'nin davalıdan tahsiline, asli müdahilin açtığı davanın müflis şirket yönünden dava «şartı yokluğundan» usulden, davalı banka yönünden «kesin» hüküm nedeniyle davanın reddine dair verilen karar taraf vekillerinin temyizi üzerine Dairemizce davalı yararına bozulmuştur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/3929 E. 2013/5149 K.
Ortak:iflas
Benzer bu kararda1- Davacının, «taşıma sözleşmesinden» kaynaklanan zararına ilişkin olarak müflis sigorta şirketine karşı açtığı başka bir dava sonucunda, zararı, müflis şirketin «iflas» tarihine kadar olan faiziyle birlikte karşılanmış olup, davacının, müflis sigorta şirketinin iflas tarihinden zararın ödeme tarihine kadar olan zaman dilimine ait faiz alacağını alamadığı anlaşılmaktadır.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:taşıma sözleşmesi · hasar · karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu karardaBu itibarla, Dairemizin önceki bozma ilamı doğrultusunda araştırma yapılarak, davalının taşımadan kaynaklanan «hasara» ilişkin olarak bir kusurunun bulunup bulunmadığının irdelenmesi ve sonucuna göre davalının söz konusu faiz alacağından sorumlu olup olmadığının değerlendirilmesi gerekirken, davanın konusuz kaldığından bahisle karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiş olması doğru bulunmamış, hükmün bu nedenle taraflar yararına bozulması gerekmiştir. ...- Bozma sebep ve şekline göre tarafların diğer temyiz itirazl …
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu alacağın yargılama sırasında dava dışı müflis sigorta şirketi tarafından ödendiği gerekçesiyle konusuz kalan dava hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
1- Davacının, «taşıma sözleşmesinden» kaynaklanan zararına ilişkin olarak müflis sigorta şirketine karşı açtığı başka bir dava sonucunda, zararı, müflis şirketin «iflas» tarihine kadar olan faiziyle birlikte karşılanmış olup, davacının, müflis sigorta şirketinin iflas tarihinden zararın ödeme tarihine kadar olan zaman dilimine ait faiz alacağını alamadığı anlaşılmaktadır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/1790 E. 2012/2958 K.
Ortak:iflas
Benzer bu karardaMahkemece, İflas Müdürü'nün davanın takibini alacaklılardan birine ya da müflis yetkililerine vermek gibi bir yetkisi olmadığı, dolayısıyla davacı müflis «temsilcilerinin» davayı takipte yetkilerinin ve dolayısı ile aktif dava «ehliyetlerinin» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine dair verilen kararın davacı müflis şirket temsilcisi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine karar, Dairemizin 17.10.2011 günlü ilamıyla «iflas» müdürünün basit tasfiyede ve alacaklılar ile iflas masasının davayı takip etmemesi durumunda davayı takip etmek isteyen davacı müflis şirketin önceki yetkililerine …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:taraf ehliyeti · temsil
Benzer bu karardaMahkemece, İflas Müdürü'nün davanın takibini alacaklılardan birine ya da müflis yetkililerine vermek gibi bir yetkisi olmadığı, dolayısıyla davacı müflis «temsilcilerinin» davayı takipte yetkilerinin ve dolayısı ile aktif dava «ehliyetlerinin» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine dair verilen kararın davacı müflis şirket temsilcisi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine karar, Dairemizin 17.10.2011 günlü ilamıyla «iflas» müdürünün basit tasfiyede ve alacaklılar ile iflas masasının davayı takip etmemesi durumunda davayı takip etmek isteyen davacı müflis şirketin önceki yetkililerine …
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/2322 E. 2025/613 K.
Ortak:esas sermaye payı · mirasçılık · kâr payı
İncelediğiniz kararda… k Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 593 üncü maddesi uyarınca "Esas sermaye «payının» şirketçe iktisabına ilişkin 612 nci maddenin ikinci fıkrasında öngörülen hâller dışında, «esas sermaye payı», ortaklar arasındaki devirler de dâhil olmak üzere sadece aşağıdaki hükümler uyarınca devredilebilir ve miras yoluyla geçer." yine 596 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca, "Esas sermaye payının, miras, eşler arasındaki mal rejimine ilişkin hükümler veya icra yoluyla geçmesi hâllerinde, tüm haklar ve borçlar, genel kurulun onayına gerek olmaksızın, esas sermaye payını iktisap eden kişiye geçer." belirtilen bu yasal düzenlemelere göre, davalı tarafın «mirasçının» sermaye borcundan sorumluluğuna ilişkin itirazlarında uyarlık bulunmadığını, zira şirket ortağının mirasçıları, belirtilen yasal düzenlemelere göre şirket payını miras yoluyla iktisap ettiği gibi borçlarından da sorumlu olması gerektiği, 6102 sayılı Kanun'un 573 üncü maddesinin ikinci fıkrası "Ortaklar, şirket borçlarından sorumlu olmayıp, sadece «taahhüt» ettikleri esas sermaye paylarını ödemekle ve şirket sözleşmesinde öngörülen ek ödeme ve yan edim yükümlülüklerini yerine getirmekle yükümlüdürler." kural olarak sermaye payının ödendiğini «ispat yükünün» ortak olduğu, ancak müflis şirketin «defter» ve belgeleri bulunmadığından, şirket defterleri üzerinden bu konuda bir tespitin söz konusu olmadığı, vergi «beyanname» kayıtlarına göre ise şirket sermayesinin ödendiğinin görüldüğü, bu durumda, davacı tarafın sermaye payının ödenmediğini ispat etmesi gerektiği, vergi beyanname kay …
Benzer bu karardaLtd.Şti. ortaklarından ...'nun vefat etmesi üzerine «mirasçılarının» şirkete ortak olmak istediklerini, ancak şirketin 30.09.2021 tarihli «olağanüstü genel kurul» toplantısında 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 596. maddesinin ikinci fıkrası kapsamında vefat eden ortak ...'nun «esas sermaye payının» mirasçılara geçmesini onaylamayı reddettiğini, yapılan toplantıda şirketin hakim ortaklarından müvekkili ...’nün, ...'nun esas sermaye payının gerçek değeri üzerin …
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile şirket ortağı ...'nun «mirasçıları» olan davalılar tarafından şirket ortakları olan ... ve ...'ye 30.06.2021 tarihli «ihtarname» gönderilerek hissedar ...'nun vefatı nedeniyle ortaklık «payının» kendilerine intikal ettiğinin ve şirket hesaplarına ilişkin «bilgi alma hakkının» bildirildiği, 30.09.2020 tarihli genel kurulda ise vefat eden ortak ...'nun «esas sermaye payının» mirasçılara geçmesinin onaylanmadığı, bu nedenle kabul edilmediği, «hakim ortak» ... tarafından gerçek değer üzerinden devralınmasının mirasçılara teklif edildiği, ancak gerçek değer üzerinden anlaşılamadığı, ...'na ait esas sermaye «gerçek değerinin tespit» edilmesi için şirket tarafından mahkeme yoluna başvurulması ve mahkemece belirlenecek değer üzerinden devir işleminin gerçekleşmesi yönünde karar alındığı, İlk Derece Mahkemesince davaya uygulanan TTK'nın 493. maddesi, borsaya kote edilmemiş nama yazılı paylar bakımından, gerek iradi ve gerekse de özel durumlara mahsus kanuni devir hallerinde, «anonim şirketin» devre onay vermekten kaçınabileceği halleri ve bunun koşullarını düzenlediği, eldeki davaya uygulanmasının mümkün olmadığı, dolayısıyla dava dışı şirketin «limited şirket» olduğu nazara alınarak, limited şirketlerde esas sermaye payının geçişi hâllerinin düzenlendiği TTK'nın 596-597. madde hükümlerinin uygulanması gerektiği, miras yolu ile davalılara devri sözkonusu olan paylar nedeniyle anlaşma sağlanamadığı, bu durumda taraflardan biri olan teklifi sunan şirket (devralan) veya miras yolu ile hisse intikal eden davalıların dava açabileceği, davacının dava «açma ehliyetinin» bulunmadığı, İlk Derece Mahkemesinin kararı sonuç itibariyle doğru ise de gerekçede atıf yapılan kanun maddesinin olaya uygun olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının «kaldırılmasına, yeniden» hüküm kurularak davanın «aktif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Somut olayda, davalılar tarafından dava dışı «limited şirketin ortağı» olan murislerinin vefatının şirkete bildirilmesi üzerine yapılan 30.09.2021 tarihli «olağanüstü genel kurul» toplantısında; şirket genel kurulunun vefat eden ortağın «esas sermaye payının» «mirasçılara» geçmesini onaylamayı TTK'nın 596/2 hükmü uyarınca reddettiği, aynı genel kurulda davalıların murisine ait esas sermaye payının gerçek değeri üzerinden şirketin hakim ortağı olan davacı tarafından devralınmasının davalılara teklif edildiği, ancak gerçek değer üzerinde anlaşılamadığı, bunun üzerine esas sermaye payının «gerçek değerin tespiti» için eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:miras yoluyla intikal · gerçek değer tespiti · bilgi alma hakkı · dava açma ehliyeti · cebri icra · limited şirket ortağı · hakim ortak · aktif husumet yokluğu
Benzer bu karardaBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile şirket ortağı ...'nun «mirasçıları» olan davalılar tarafından şirket ortakları olan ... ve ...'ye 30.06.2021 tarihli «ihtarname» gönderilerek hissedar ...'nun vefatı nedeniyle ortaklık «payının» kendilerine intikal ettiğinin ve şirket hesaplarına ilişkin «bilgi alma hakkının» bildirildiği, 30.09.2020 tarihli genel kurulda ise vefat eden ortak ...'nun «esas sermaye payının» mirasçılara geçmesinin onaylanmadığı, bu nedenle kabul edilmediği, «hakim ortak» ... tarafından gerçek değer üzerinden devralınmasının mirasçılara teklif edildiği, ancak gerçek değer üzerinden anlaşılamadığı, ...'na ait esas sermaye «gerçek değerinin tespit» edilmesi için şirket tarafından mahkeme yoluna başvurulması ve mahkemece belirlenecek değer üzerinden devir işleminin gerçekleşmesi yönünde karar alındığı, İlk Derece Mahkemesince davaya uygulanan TTK'nın 493. maddesi, borsaya kote edilmemiş nama yazılı paylar bakımından, gerek iradi ve gerekse de özel durumlara mahsus kanuni devir hallerinde, «anonim şirketin» devre onay vermekten kaçınabileceği halleri ve bunun koşullarını düzenlediği, eldeki davaya uygulanmasının mümkün olmadığı, dolayısıyla dava dışı şirketin «limited şirket» olduğu nazara alınarak, limited şirketlerde esas sermaye payının geçişi hâllerinin düzenlendiği TTK'nın 596-597. madde hükümlerinin uygulanması gerektiği, miras yolu ile davalılara devri sözkonusu olan paylar nedeniyle anlaşma sağlanamadığı, bu durumda taraflardan biri olan teklifi sunan şirket (devralan) veya miras yolu ile hisse intikal eden davalıların dava açabileceği, davacının dava «açma ehliyetinin» bulunmadığı, İlk Derece Mahkemesinin kararı sonuç itibariyle doğru ise de gerekçede atıf yapılan kanun maddesinin olaya uygun olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının «kaldırılmasına, yeniden» hüküm kurularak davanın «aktif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava TTK'nın 597. maddesi kapsamında davalılara «miras yoluyla intikal» eden şirket hissesinin değerinin «tespiti davası» olarak açılmış ise de, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 33. maddesi uyarınca davaya TTK'nın 493. maddesinin uygulandığı, anılan maddenin dördüncü fıkrasında; "Paylar; miras, mirasın paylaşımı, eşler arasındaki mal rejimi hükümleri veya «cebri icra» gereği iktisap edilmişlerse, şirket payları edinen kişiye, sadece paylarını gerçek değeri ile devralmayı önerdiği takdirde onay vermeyi rededebilir." şeklinde, maddenin beşinci fıkrasında ise; "Devralan, payların gerçek değerinin belirlenmesini, «şirketin merkezinin» bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden isteyebilir, bu halde mahkeme şirketin karar tarihine en yakın tarihteki değerini esas alır.
Somut olayda, davalılar tarafından dava dışı «limited şirketin ortağı» olan murislerinin vefatının şirkete bildirilmesi üzerine yapılan 30.09.2021 tarihli «olağanüstü genel kurul» toplantısında; şirket genel kurulunun vefat eden ortağın «esas sermaye payının» «mirasçılara» geçmesini onaylamayı TTK'nın 596/2 hükmü uyarınca reddettiği, aynı genel kurulda davalıların murisine ait esas sermaye payının gerçek değeri üzerinden şirketin hakim ortağı olan davacı tarafından devralınmasının davalılara teklif edildiği, ancak gerçek değer üzerinde anlaşılamadığı, bunun üzerine esas sermaye payının «gerçek değerin tespiti» için eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Değerleme giderlerini şirket karşılar." şeklinde düzenlemeye yer verildiği, buna göre değer tespiti davasını devralanın açabileceği, dolayısıyla şirketin ortağı olan davacının bu davayı «açma ehliyeti» bulunmadığı gerekçesi ile davanın «aktif husumet» yönünden reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/88 E. 2020/5086 K.
Ortak:esas sermaye payı · mirasçılık · kâr payı · e-defter
İncelediğiniz kararda… k Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 593 üncü maddesi uyarınca "Esas sermaye «payının» şirketçe iktisabına ilişkin 612 nci maddenin ikinci fıkrasında öngörülen hâller dışında, «esas sermaye payı», ortaklar arasındaki devirler de dâhil olmak üzere sadece aşağıdaki hükümler uyarınca devredilebilir ve miras yoluyla geçer." yine 596 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca, "Esas sermaye payının, miras, eşler arasındaki mal rejimine ilişkin hükümler veya icra yoluyla geçmesi hâllerinde, tüm haklar ve borçlar, genel kurulun onayına gerek olmaksızın, esas sermaye payını iktisap eden kişiye geçer." belirtilen bu yasal düzenlemelere göre, davalı tarafın «mirasçının» sermaye borcundan sorumluluğuna ilişkin itirazlarında uyarlık bulunmadığını, zira şirket ortağının mirasçıları, belirtilen yasal düzenlemelere göre şirket payını miras yoluyla iktisap ettiği gibi borçlarından da sorumlu olması gerektiği, 6102 sayılı Kanun'un 573 üncü maddesinin ikinci fıkrası "Ortaklar, şirket borçlarından sorumlu olmayıp, sadece «taahhüt» ettikleri esas sermaye paylarını ödemekle ve şirket sözleşmesinde öngörülen ek ödeme ve yan edim yükümlülüklerini yerine getirmekle yükümlüdürler." kural olarak sermaye payının ödendiğini «ispat yükünün» ortak olduğu, ancak müflis şirketin «defter» ve belgeleri bulunmadığından, şirket defterleri üzerinden bu konuda bir tespitin söz konusu olmadığı, vergi «beyanname» kayıtlarına göre ise şirket sermayesinin ödendiğinin görüldüğü, bu durumda, davacı tarafın sermaye payının ödenmediğini ispat etmesi gerektiği, vergi beyanname kay …
Benzer bu karardaHukuk Dairesi'nin 05.07.1983, 3374/3550, esas/karar sayılı kararında da belirtildiği üzere istemin paylaştırmayı da içerdiği gözetilerek miras bırakana ait sermaye «payının», miras payları oranında bölünerek, «mirasçı» sıfatı bulunan yanlara geçtiği gerekçesiyle davanın kabulüne, davacı şirket hissedarlarından ...'nin 23.03.2015 tarihinde vefatı nedeniyle geriye mirasçıları olarak davalılar ... ve ...'nin kaldığı anlaşılmakla ...'nin sahip olduğu 25 hisse karşılığı 62.500 TL «esas sermaye payının» miras hisseleri oranında 4 pay kabul edilerek 3 payının ... ve 1 payının ... adına davacı şirket «pay defterine» işlenerek Ticaret Sicilinde Tescil ve «ilanına» karar verilmiş, karara karşı davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, dosya üzerinden yapılan «istinaf incelemesinde»; TTK'nın 596. maddesi uyarınca «esas sermaye payının» miras yoluyla geçmesi halinde tüm hak ve borçlar genel kurulun onayına gerek olmaksızın esas sermaye payını iktisap eden «mirasçılara» geçtiği, ancak bu durumun Ticaret Sicil Gazetesi'nde tescil ve «ilan» edilmesi için Ticaret Sicil Yönetmeliği'nin 103/b-c maddeleri uyarınca gerekli belgelerin «ticaret siciline» «ibrazı» gerektiği, davacı tarafından davalılara bu kapsamda «ihtarname» gönderildiği, ancak davalılarca veraset belgesinin sunulmadığı, davacı şirketçe de ticaret siciline başvuru yapılamadığı, bu sebeple davacının dava açmakta «hukuki yararı» olduğu gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Dava, limited ortaklık «payının» şirket «mirasçılık» hissesi oranında davalılara paylaştırılması, «pay defterine tescili» ile sicilde «ilan» edilmesi istemine ilişkindir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:vasiyetname · pay defterine tescil · veraset ilamı · şirket müdürlüğü · ticaret sicili müdürlüğü · pay defteri · istinaf incelemesi · limited şirket
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre; «limited şirketlerde» «mirasçıların» «payı» iktisabı ve payın mal ortaklığı kapsamına alınması için şekle bağlı devir sözleşmesine gerek bulunmadığı, «veraset ilamı», «vasiyetname», miras sözleşmesi ve eşler arasındaki sözleşme gerekli ve yeterli olduğu, mirasta pay bölünmesinin kendiliğinden gerçekleştiği, miras ile payın intikalinde pay, ke …
Dava, limited ortaklık «payının» şirket «mirasçılık» hissesi oranında davalılara paylaştırılması, «pay defterine tescili» ile sicilde «ilan» edilmesi istemine ilişkindir.
Hukuk Dairesi'nin 05.07.1983, 3374/3550, esas/karar sayılı kararında da belirtildiği üzere istemin paylaştırmayı da içerdiği gözetilerek miras bırakana ait sermaye «payının», miras payları oranında bölünerek, «mirasçı» sıfatı bulunan yanlara geçtiği gerekçesiyle davanın kabulüne, davacı şirket hissedarlarından ...'nin 23.03.2015 tarihinde vefatı nedeniyle geriye mirasçıları olarak davalılar ... ve ...'nin kaldığı anlaşılmakla ...'nin sahip olduğu 25 hisse karşılığı 62.500 TL «esas sermaye payının» miras hisseleri oranında 4 pay kabul edilerek 3 payının ... ve 1 payının ... adına davacı şirket «pay defterine» işlenerek Ticaret Sicilinde Tescil ve «ilanına» karar verilmiş, karara karşı davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, dosya üzerinden yapılan «istinaf incelemesinde»; TTK'nın 596. maddesi uyarınca «esas sermaye payının» miras yoluyla geçmesi halinde tüm hak ve borçlar genel kurulun onayına gerek olmaksızın esas sermaye payını iktisap eden «mirasçılara» geçtiği, ancak bu durumun Ticaret Sicil Gazetesi'nde tescil ve «ilan» edilmesi için Ticaret Sicil Yönetmeliği'nin 103/b-c maddeleri uyarınca gerekli belgelerin «ticaret siciline» «ibrazı» gerektiği, davacı tarafından davalılara bu kapsamda «ihtarname» gönderildiği, ancak davalılarca veraset belgesinin sunulmadığı, davacı şirketçe de ticaret siciline başvuru yapılamadığı, bu sebeple davacının dava açmakta «hukuki yararı» olduğu gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/11371 E. 2018/3908 K.
Ortak:iflas
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalı müflis ... yönünden «tahsilde tekerrür» oluşturmamak üzere davanın kabulü ile 4.502.332,36 TL'nin 15/06/2005 tarihinden itibaren değişen oranlarda «avans faizi» yürütülmek sureti ile «iflas» işlemlerinin yürütüldüğü 2008/1 E. sayılı dosyasında müflis ... iflas masasına davacı alacağı olarak kayıt ve kabulüne, diğer davalılar ..., M...., ..., ... ve ... …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:tahsilde tekerrür · avans faizi
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalı müflis ... yönünden «tahsilde tekerrür» oluşturmamak üzere davanın kabulü ile 4.502.332,36 TL'nin 15/06/2005 tarihinden itibaren değişen oranlarda «avans faizi» yürütülmek sureti ile «iflas» işlemlerinin yürütüldüğü 2008/1 E. sayılı dosyasında müflis ... iflas masasına davacı alacağı olarak kayıt ve kabulüne, diğer davalılar ..., M...., ..., ... ve ... …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/6200 E. , 2023/752 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ... Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
HÜKÜM
Esastan ret
Taraflar arasındaki, itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; Yamanlar Petrol Nak. Gıda Teks. Oto Alım Satım Orm. Ürün. Mob. İnş. ve San. Tic. Ltd. Şti. hakkında Düzce 2. İcra Müdürlüğünün 2013/2403 E. sayılı dosyası ile iflas yoluyla takip başlatıldığını, davalılardan ... ve ...’ın iflasına karar verilen şirketin ortakları olduğunu, diğer davalılar ... ve ...’ın vefat eden şirket ortağı ...’ın mirasçıları olduğunu, şirket ortağı ...’ın aynı zamanda vefat eden diğer şirket ortağı ...’ın mirasçısı olduğunu, takibin kesinleştiğini, müflis şirket hakkında iflasın açılması davasının ikame edildiğini, müflis şirketin iflasına karar verildiğini, borç ödenmediğinden iflas dosyası üzerinden ödenmesi gereken sermaye bedeli ile sınırlı olmak üzere icra takibi yapılması amacıyla yetki alındığını ve bu yetkiye istinaden davalılar aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalıların itirazı üzerine takibin durduğunu ileri sürerek davalıların itirazlarının iptaline, takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; icra takibine konu borçtan şirketin sorumlu olmadığını, bu nedenle şirket ortağı ve yetkilisi ... mirasçılarının da borçtan sorumlu olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 593 üncü maddesi uyarınca "Esas sermaye payının şirketçe iktisabına ilişkin 612 nci maddenin ikinci fıkrasında öngörülen hâller dışında, esas sermaye payı, ortaklar arasındaki devirler de dâhil olmak üzere sadece aşağıdaki hükümler uyarınca devredilebilir ve miras yoluyla geçer." yine 596 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca, "Esas sermaye payının, miras, eşler arasındaki mal rejimine ilişkin hükümler veya icra yoluyla geçmesi hâllerinde, tüm haklar ve borçlar, genel kurulun onayına gerek olmaksızın, esas sermaye payını iktisap eden kişiye geçer." belirtilen bu yasal düzenlemelere göre, davalı tarafın mirasçının sermaye borcundan sorumluluğuna ilişkin itirazlarında uyarlık bulunmadığını, zira şirket ortağının mirasçıları, belirtilen yasal düzenlemelere göre şirket payını miras yoluyla iktisap ettiği gibi borçlarından da sorumlu olması gerektiği, 6102 sayılı Kanun'un 573 üncü maddesinin ikinci fıkrası "Ortaklar, şirket borçlarından sorumlu olmayıp, sadece taahhüt ettikleri esas sermaye paylarını ödemekle ve şirket sözleşmesinde öngörülen ek ödeme ve yan edim yükümlülüklerini yerine getirmekle yükümlüdürler." kural olarak sermaye payının ödendiğini ispat yükünün ortak olduğu, ancak müflis şirketin defter ve belgeleri bulunmadığından, şirket defterleri üzerinden bu konuda bir tespitin söz konusu olmadığı, vergi beyanname kayıtlarına göre ise şirket sermayesinin ödendiğinin görüldüğü, bu durumda, davacı tarafın sermaye payının ödenmediğini ispat etmesi gerektiği, vergi beyanname kayıtlarına göre dava konusu sermaye borçlarının ödendiği görülmekle birlikte davacı tarafın aksi yönde delil sunup ispat sağlamaması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; müflis şirketin artırılmış sermaye bedelinin 50.000,00 olduğunun tartışma konusu olmadığını, 2011 yılı kurumlar vergisi beyannamesinde müflis şirketin sermayesinin 100.000,00 TL olarak gösterildiğini, bu bedelinde ödendiğine dair beyan olması karşısında öncelikle bu çelişkinin giderilmesi gerektiğini, zira müflis şirketin 2011 yılı kurumlar vergisi beyannamesinde yer alan sermaye tutarı ile müflis şirketin ticari sicil kayıtlarının örtüşmediğinin anlaşıldığını, yerel mahkemenin ödenmiş ya da ödenmemiş sermaye tutarı bakımından kurumlar vergisi beyannamesine hukuki değer atfederek hüküm tesisi yoluna gitmesi iş bu davadaki ispat bakımından yargılama sistematiğine aykırı olduğunu, yerel mahkemenin, müflis şirketin artırılan sermaye tutarının ödendiğini ispata yarayan hiç bir belge olmaksızın 2011 yılı kurumlar vergisi beyannamesini esas alarak davanın reddine karar vermesinin mümkün olmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun bulunduğu gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebepleri tekrar ederek ve resen gözetilecek sebeplerle kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacılara yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
09.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/920653600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz