6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Miras yoluyla intikal

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/2322 E. 2025/613 K. ·

Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Usul tespitleri

Dava şartı
dava şartı

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
miras yoluyla intikal ttk 493 gerçek değer tespiti esas sermaye payı bilgi alma hakkı dava açma ehliyeti cebri icra limited şirket ortağı hakim ortak aktif husumet yokluğu aktif husumet ehliyeti şirket merkezi mahkemesi olağanüstü genel kurul şirket müdürü aktif husumet husumet ehliyeti şirket zararı tespit davası mirasçılık üçüncü kişi husumet yokluğu kaldırma ve yeniden hüküm anonim şirket kâr dağıtımı taraf ehliyeti limited şirket kâr payı fatura ihtarname ilk derece kararının kaldırılması dava sebebi temsil husumet

Atıf yapılan mevzuat: HMK · TTK — TTK 493TTK 596TTK 597

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

İLK DERECE MAHKEMESİ : Bursa 2.Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI : 2021/888 E., 2022/458 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı ... Ltd.Şti. ortaklarından ...'nun vefat etmesi üzerine mirasçılarının şirkete ortak olmak istediklerini, ancak şirketin 30.09.2021 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 596. maddesinin ikinci fıkrası kapsamında vefat eden ortak ...'nun esas sermaye payının mirasçılara geçmesini onaylamayı reddettiğini, yapılan toplantıda şirketin

hakim ortaklarından müvekkili ...’nün, ...'nun esas sermaye

payının gerçek değeri üzerinden satın alınmasının kararlaştırıldığını ve davalılara bu konuda teklifte bulunulduğunu, ancak tarafların gerçek değer üzerinde anlaşamadıklarını ileri sürerek TTK'nın 597. maddesi kapsamında hisselerin gerçek değerininin tespit edilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalılar vekili cevap dilekçesinde; müvekkillerinin dava dışı ... Tur. Gıda,

Eğitim, Sağ. Teks. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin ortağı ve hissedarı olan ...’nun mirasçıları olduğunu, ...'nun 10.12.2020 tarihinde

vefat etmesi sebebiyle hak ve alacakları ile ortaklık payının mirasçılarına kanunen

intikal ettiğini, müdür konumunda bulunan ... ve babası şirket

müdürü olan ...'den hesapların şeffaf olarak sunulması talep edildiği halde, hesapların davacı tarafından usulüne uygun tutulmadığını ve ana sözleşmede belirtilmiş olmasına rağmen ortaklık payının müteveffaya ödenmediğini, müteveffaya ve vefatından sonra da davalılara, dava dışı kuruma, Milli Eğitim Bakanlığı’ndan her hangi bir

ödenek gelmediğini, bu nedenle kurumun zarar ettiğini bildirdiklerini, şirketin almadığı

hizmetlere ilişkin fatura düzenleterek şirketi zararda göstermeye çalıştıklarını, dava dışı şirket kâr etmesine rağmen kârın müteveffa ortağı ve mirasçılara dağıtılmadığını

şirket ana sözleşmesine aykırı olarak davacı tarafından kullanıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava TTK'nın 597. maddesi kapsamında davalılara miras yoluyla intikal eden şirket hissesinin değerinin tespiti davası olarak açılmış ise de, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 33. maddesi uyarınca davaya TTK'nın 493. maddesinin uygulandığı, anılan maddenin dördüncü fıkrasında; "Paylar; miras, mirasın paylaşımı, eşler arasındaki mal rejimi hükümleri veya cebri icra gereği iktisap edilmişlerse, şirket payları edinen kişiye, sadece paylarını gerçek değeri ile devralmayı önerdiği takdirde onay vermeyi rededebilir." şeklinde, maddenin beşinci fıkrasında ise; "Devralan, payların gerçek değerinin belirlenmesini, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden isteyebilir, bu halde mahkeme şirketin karar tarihine en yakın tarihteki değerini esas alır. Değerleme giderlerini şirket karşılar." şeklinde düzenlemeye yer verildiği, buna göre değer tespiti davasını devralanın açabileceği, dolayısıyla şirketin ortağı olan davacının bu davayı açma ehliyeti bulunmadığı gerekçesi ile davanın aktif husumet yönünden reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile şirket ortağı ...'nun mirasçıları olan davalılar tarafından şirket ortakları olan ... ve ...'ye 30.06.2021 tarihli ihtarname gönderilerek hissedar ...'nun vefatı nedeniyle ortaklık payının kendilerine intikal ettiğinin ve şirket hesaplarına ilişkin bilgi alma hakkının bildirildiği, 30.09.2020 tarihli genel kurulda ise vefat eden ortak ...'nun esas sermaye payının mirasçılara geçmesinin onaylanmadığı, bu nedenle kabul edilmediği, hakim ortak ... tarafından gerçek değer üzerinden devralınmasının mirasçılara teklif edildiği, ancak gerçek değer üzerinden anlaşılamadığı, ...'na ait esas sermaye gerçek değerinin tespit edilmesi için şirket tarafından mahkeme yoluna başvurulması ve mahkemece belirlenecek değer üzerinden devir işleminin gerçekleşmesi yönünde karar alındığı, İlk Derece Mahkemesince davaya uygulanan TTK'nın 493. maddesi, borsaya kote edilmemiş nama yazılı paylar bakımından, gerek iradi ve gerekse de özel durumlara mahsus kanuni devir hallerinde, anonim şirketin devre onay vermekten kaçınabileceği halleri ve bunun koşullarını düzenlediği, eldeki davaya uygulanmasının mümkün olmadığı, dolayısıyla dava dışı şirketin limited şirket olduğu nazara alınarak, limited şirketlerde esas sermaye payının geçişi hâllerinin düzenlendiği TTK'nın 596-597. madde hükümlerinin uygulanması gerektiği, miras yolu ile davalılara devri sözkonusu olan paylar nedeniyle anlaşma sağlanamadığı, bu durumda taraflardan biri olan teklifi sunan şirket (devralan) veya miras yolu ile hisse intikal eden davalıların dava açabileceği, davacının dava açma ehliyetinin bulunmadığı, İlk Derece Mahkemesinin kararı sonuç itibariyle doğru ise de gerekçede atıf yapılan kanun maddesinin olaya uygun olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurularak davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Dava ve Hukuki Nitelendirme

Dava, dava dışı ... Ltd.Şti.'nin vefat eden ortağı ...'nın mirasçılarına düşen hisselerin değerinin tespiti istemine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

1.TTK'nın limited şirketlerde esas sermaye payının geçişi hallerine ilişkin "Miras, eşler arasındaki mal rejimi ve icra" başlıklı 596. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları "(1) Esas sermaye payının, miras, eşler arasındaki mal rejimine ilişkin hükümler veya icra yoluyla geçmesi hâllerinde, tüm haklar ve borçlar, genel kurulun onayına gerek olmaksızın, esas sermaye payını iktisap eden kişiye geçer. (2) Şirket, iktisabın öğrenilmesinden itibaren üç ay içinde esas sermaye payının geçtiği kişiyi onaylamayı reddedebilir. Bunun için, şirketin, payları kendi veya ortağı ya da kendisi tarafından gösterilen üçüncü bir kişi hesabına, gerçek değeri üzerinden devralmayı, payın geçtiği kişiye önermesi şarttır." şeklinde, aynı Kanunun "Gerçek değerin belirlenmesi"ne ilişkin 597/1 hükmü ise; "Kanunda veya şirket sözleşmesinde esas sermaye payının bedeli olarak gerçek değerin öngörüldüğü durumlarda, taraflar anlaşamamışlarsa bu değer, taraflardan birinin istemi üzerine, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesince belirlenir. " şeklinde düzenlenmiştir.

Somut olayda, davalılar tarafından dava dışı limited şirketin ortağı olan murislerinin vefatının şirkete bildirilmesi üzerine yapılan 30.09.2021 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında; şirket genel kurulunun vefat eden ortağın esas sermaye payının mirasçılara geçmesini onaylamayı TTK'nın 596/2 hükmü uyarınca reddettiği, aynı genel kurulda davalıların murisine ait esas sermaye payının gerçek değeri üzerinden şirketin hakim ortağı olan davacı tarafından devralınmasının davalılara teklif edildiği, ancak gerçek değer üzerinde anlaşılamadığı, bunun üzerine esas sermaye payının gerçek değerin tespiti için eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

Buna göre, TTK'nın 596/2 hükmü kapsamında davacı, dava dışı şirket tarafından gösterilen alıcı konumunda olduğundan, Bölge Adliye Mahkemesince, gerekçe yönünde yeniden hüküm kurulmak suretiyle devralanın dava dışı şirket olduğu kabulü ile davacının aktif husumeti bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir. Zira yukarıda bahsi geçen her iki madde hükmü birlikte değerlendirildiğinde, TTK'nın 596/2 hükmü kapsamında dava dışı şirket tarafından gösterilen ortak, alıcı konumunda bulunan davacının şirket esas sermayesinin gerçek değerinin tespiti bakımından işbu davayı açma hususunda aktif husumet ehliyeti bulunmaktadır. Şirket bu halde, ortak ya da üçüncü kişiyi temsilen hareket etmektedir.

2.Bozma sebebine göre davacının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Vasiyetname

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/88 E. 2020/5086 K.

    Ortak: · dava şartı

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2024/2322 E.  ,  2025/613 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5.Hukuk Dairesi

SAYISI 2022/1290 Esas, 2023/2236 Karar

HÜKÜM

Davanın reddi (Yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle)

İLK DERECE MAHKEMESİ Bursa 2.Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2021/888 E., 2022/458 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı ... Ltd.Şti. ortaklarından ...'nun vefat etmesi üzerine mirasçılarının şirkete ortak olmak istediklerini, ancak şirketin 30.09.2021 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 596. maddesinin ikinci fıkrası kapsamında vefat eden ortak ...'nun esas sermaye payının mirasçılara geçmesini onaylamayı reddettiğini, yapılan toplantıda şirketin

hakim ortaklarından müvekkili ...’nün, ...'nun esas sermaye

payının gerçek değeri üzerinden satın alınmasının kararlaştırıldığını ve davalılara bu konuda teklifte bulunulduğunu, ancak tarafların gerçek değer üzerinde anlaşamadıklarını ileri sürerek TTK'nın 597. maddesi kapsamında hisselerin gerçek değerininin tespit edilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalılar vekili cevap dilekçesinde; müvekkillerinin dava dışı ... Tur. Gıda,

Eğitim, Sağ. Teks. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin ortağı ve hissedarı olan ...’nun mirasçıları olduğunu, ...'nun 10.12.2020 tarihinde

vefat etmesi sebebiyle hak ve alacakları ile ortaklık payının mirasçılarına kanunen

intikal ettiğini, müdür konumunda bulunan ... ve babası şirket

müdürü olan ...'den hesapların şeffaf olarak sunulması talep edildiği halde, hesapların davacı tarafından usulüne uygun tutulmadığını ve ana sözleşmede belirtilmiş olmasına rağmen ortaklık payının müteveffaya ödenmediğini, müteveffaya ve vefatından sonra da davalılara, dava dışı kuruma, Milli Eğitim Bakanlığı’ndan her hangi bir

ödenek gelmediğini, bu nedenle kurumun zarar ettiğini bildirdiklerini, şirketin almadığı

hizmetlere ilişkin fatura düzenleterek şirketi zararda göstermeye çalıştıklarını, dava dışı şirket kâr etmesine rağmen kârın müteveffa ortağı ve mirasçılara dağıtılmadığını

şirket ana sözleşmesine aykırı olarak davacı tarafından kullanıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava TTK'nın 597. maddesi kapsamında davalılara miras yoluyla intikal eden şirket hissesinin değerinin tespiti davası olarak açılmış ise de, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 33. maddesi uyarınca davaya TTK'nın 493. maddesinin uygulandığı, anılan maddenin dördüncü fıkrasında; "Paylar; miras, mirasın paylaşımı, eşler arasındaki mal rejimi hükümleri veya cebri icra gereği iktisap edilmişlerse, şirket payları edinen kişiye, sadece paylarını gerçek değeri ile devralmayı önerdiği takdirde onay vermeyi rededebilir." şeklinde, maddenin beşinci fıkrasında ise; "Devralan, payların gerçek değerinin belirlenmesini, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden isteyebilir, bu halde mahkeme şirketin karar tarihine en yakın tarihteki değerini esas alır.

Değerleme giderlerini şirket karşılar." şeklinde düzenlemeye yer verildiği, buna göre değer tespiti davasını devralanın açabileceği, dolayısıyla şirketin ortağı olan davacının bu davayı açma ehliyeti bulunmadığı gerekçesi ile davanın aktif husumet yönünden reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile şirket ortağı ...'nun mirasçıları olan davalılar tarafından şirket ortakları olan ... ve ...'ye 30.06.2021 tarihli ihtarname gönderilerek hissedar ...'nun vefatı nedeniyle ortaklık payının kendilerine intikal ettiğinin ve şirket hesaplarına ilişkin bilgi alma hakkının bildirildiği, 30.09.2020 tarihli genel kurulda ise vefat eden ortak ...'nun esas sermaye payının mirasçılara geçmesinin onaylanmadığı, bu nedenle kabul edilmediği, hakim ortak ... tarafından gerçek değer üzerinden devralınmasının mirasçılara teklif edildiği, ancak gerçek değer üzerinden anlaşılamadığı, ...'na ait esas sermaye gerçek değerinin tespit edilmesi için şirket tarafından mahkeme yoluna başvurulması ve mahkemece belirlenecek değer üzerinden devir işleminin gerçekleşmesi yönünde karar alındığı, İlk Derece Mahkemesince davaya uygulanan TTK'nın 493.

maddesi, borsaya kote edilmemiş nama yazılı paylar bakımından, gerek iradi ve gerekse de özel durumlara mahsus kanuni devir hallerinde, anonim şirketin devre onay vermekten kaçınabileceği halleri ve bunun koşullarını düzenlediği, eldeki davaya uygulanmasının mümkün olmadığı, dolayısıyla dava dışı şirketin limited şirket olduğu nazara alınarak, limited şirketlerde esas sermaye payının geçişi hâllerinin düzenlendiği TTK'nın 596-597. madde hükümlerinin uygulanması gerektiği, miras yolu ile davalılara devri sözkonusu olan paylar nedeniyle anlaşma sağlanamadığı, bu durumda taraflardan biri olan teklifi sunan şirket (devralan) veya miras yolu ile hisse intikal eden davalıların dava açabileceği, davacının dava açma ehliyetinin bulunmadığı, İlk Derece Mahkemesinin kararı sonuç itibariyle doğru ise de gerekçede atıf yapılan kanun maddesinin olaya uygun olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurularak davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Dava ve Hukuki Nitelendirme

Dava, dava dışı ... Ltd.Şti.'nin vefat eden ortağı ...'nın mirasçılarına düşen hisselerin değerinin tespiti istemine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

1.TTK'nın limited şirketlerde esas sermaye payının geçişi hallerine ilişkin "Miras, eşler arasındaki mal rejimi ve icra" başlıklı 596. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları "(1) Esas sermaye payının, miras, eşler arasındaki mal rejimine ilişkin hükümler veya icra yoluyla geçmesi hâllerinde, tüm haklar ve borçlar, genel kurulun onayına gerek olmaksızın, esas sermaye payını iktisap eden kişiye geçer. (2) Şirket, iktisabın öğrenilmesinden itibaren üç ay içinde esas sermaye payının geçtiği kişiyi onaylamayı reddedebilir. Bunun için, şirketin, payları kendi veya ortağı ya da kendisi tarafından gösterilen üçüncü bir kişi hesabına, gerçek değeri üzerinden devralmayı, payın geçtiği kişiye önermesi şarttır." şeklinde, aynı Kanunun "Gerçek değerin belirlenmesi"ne ilişkin 597/1 hükmü ise;

"Kanunda veya şirket sözleşmesinde esas sermaye payının bedeli olarak gerçek değerin öngörüldüğü durumlarda, taraflar anlaşamamışlarsa bu değer, taraflardan birinin istemi üzerine, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesince belirlenir. " şeklinde düzenlenmiştir.

Somut olayda, davalılar tarafından dava dışı limited şirketin ortağı olan murislerinin vefatının şirkete bildirilmesi üzerine yapılan 30.09.2021 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında; şirket genel kurulunun vefat eden ortağın esas sermaye payının mirasçılara geçmesini onaylamayı TTK'nın 596/2 hükmü uyarınca reddettiği, aynı genel kurulda davalıların murisine ait esas sermaye payının gerçek değeri üzerinden şirketin hakim ortağı olan davacı tarafından devralınmasının davalılara teklif edildiği, ancak gerçek değer üzerinde anlaşılamadığı, bunun üzerine esas sermaye payının gerçek değerin tespiti için eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

Buna göre, TTK'nın 596/2 hükmü kapsamında davacı, dava dışı şirket tarafından gösterilen alıcı konumunda olduğundan, Bölge Adliye Mahkemesince, gerekçe yönünde yeniden hüküm kurulmak suretiyle devralanın dava dışı şirket olduğu kabulü ile davacının aktif husumeti bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir. Zira yukarıda bahsi geçen her iki madde hükmü birlikte değerlendirildiğinde, TTK'nın 596/2 hükmü kapsamında dava dışı şirket tarafından gösterilen ortak, alıcı konumunda bulunan davacının şirket esas sermayesinin gerçek değerinin tespiti bakımından işbu davayı açma hususunda aktif husumet ehliyeti bulunmaktadır. Şirket bu halde, ortak ya da üçüncü kişiyi temsilen hareket etmektedir.

2.Bozma sebebine göre davacının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir.

VI. SONUÇ

Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'un 373/2 hükmü uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 06.02.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

6102 sayılı TTK’nun payların kanuni geçişini düzenleyen 596 ve 597. maddelerinde zikredilen “taraflar” ibaresi pay iktisap eden mirasçılar, eşler arası mal rejimi gereği eşlerden herhangi birisi veya cebri icra yoluyla hak sahibi olan kişiler ile; payları devre konu edilen limited şirkettir. Bu durumda Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanması gerekirken aksi yöndeki Daire çoğunluğunun bozma yönündeki görüşüne katılmıyorum.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1141225800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.