Marka hükümsüzlüğü | Markanın hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/6071 E. 2023/686 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kanaat verici delil↗ seçim hakkı↗ basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğü↗ ticari defter incelemesi↗ savunma hakkının kısıtlanması↗ istinaf başvurusunun reddi↗ savunma hakkı↗ mükerrerlik↗ kısıtlılık↗ basiretli tacir↗ dürüstlük kuralı↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ kötü niyet↗ ticari defter↗ fatura↗ kötüniyet↗ ayırt edicilik↗ tacir↗ iltibas↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ e-defter↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafın 2007 tarihinden itibaren Avrupa Birliği'nde 29 ülkede “OMNISPORTS” markasının tescilli olduğu, ayrıca 2010 yılından itibaren de markayı Türkiye'de kullandığı, davacı tarafın marka üzerindeki üstün hakkının 19 uncu sınıfta yer alan spor salonu zemin kaplama ürünleri ile sınırlı olduğu; ancak spor salonu zemin kaplama ürünleri ile alakalı olan davalı markasının 27 inci sınıfta tescilli olduğu, "muşambalar,döşemelik, mantarlı muşamba (linolyum). Spor amaçlı minderler. Tekstilden olmayan duvar kaplamaları, duvar kağıtları" emtiaları ile 35 inci sınıfta tescilli "muşambalar,döşemelik, mantarlı muşamba (linolyum). Spor amaçlı minderler. Tekstilden olmayan duvar kaplamaları, duvar kağıtları" emtiaları bakımından davacının gerçek hak sahibi olduğu, davalının 2014/44371 sayılı “OMNISPORTS” markasının davacının hak sahibi olduğu marka ile birebir aynı olduğu, davalı markasının tescilli olduğu bir kısım emtialar yönünden karıştırılma ihtimalinin bulunduğu kanaatiyle markanın tescilli olduğu sınıflar yönünden kısmen hükümsüzlüğüne, davalının markayı kötü niyetle tescil ettirdiğine dair dosya kapsamında kanaat verici delil bulunmadığı da belirtilerek, davanın kısmen kabulüne, davalı adına Türk Patent ve Marka Kurumunda (TPMK) 2014/44371 sayı ile tescilli “OMNİSPORTS” markasının 27 nci sınıfta tescilli olduğu "muşambalar,döşemelik, mantarlı muşamba (linolyum). Spor amaçlı minderler. Tekstilden olmayan duvar kaplamaları, duvar kağıtları " emtiaları ile 35 inci sınıfta tescilli "muşambalar,döşemelik, mantarlı muşamba (linolyum). Spor amaçlı minderler. Tekstilden olmayan duvar kaplamaları, duvar kağıtları" emtiaları yönünden kısmen hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı adına tescilli markanın bulunduğu 27 inci sınıftaki mal ve hizmetlerin davacı markası ile ilgili olduğunu, dava devam ederken davalının aynı marka için 1, 2, 19, 27, 35 ve 37 nci sınıflarda da tescil başvurusunda bulunduğunu, bu durumun kötü niyeti gösterdiğini, davalının kötü niyetli olması nedeniyle Mahkemece tam hükümsüzlük kararı verilmesi gerekirken davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu beyan ederek İlk Derece Mahkemesince verilen hükmün kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının marka kullanımının ve yurt dışı tescilinin 19 uncu sınıfta olduğunu, davalı markasının ise TPMK nezdinde 27 nci ve 35 inci sınıflarda tescilli olduğunu, davacının alâkalı ürünler nedeniyle hükümsüzlük talebinin bulunmadığını, bilirkişi raporunda talep edilmeyen bir hususta değerlendirme yapıldığını, bilirkişi raporunun eksik ve hatalı olduğunu, davalının ticari defterlerinin incelenmesi talebinin değerlendirilmediğini, Mahkemece savunma hakkının kısıtlandığını, davacının tanınmışlık iddiasının bulunduğunu ancak marufluk iddiasının bulunmadığını, bu hususta talebin aşılarak bilirkişi raporunda değerlendirme yapıldığını, iltibasın varlığı için davacının 19 uncu sınıfta hak sahibi olması gerektiğini, bu yönde yapılan değerlendirmenin de hatalı olduğunu beyan ederek İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmak suretiyle davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının hem uluslararası alanda faaliyette bulunduğu, hem de dosyaya sunulan fatura örneklerine göre ilk olarak 2010 yılında Türkiye'de faaliyette bulunduğu, davacının ''OMNISPORTS'' markasını ''spor salonu zemin kaplama ürünleri'' bakımından ilk kullanan kişi olduğu, markayı bu anlamda bilinir hale getirdiği, dolayısıyla gerçek hak sahibi olduğu, yukarıda belirtilen mal ve hizmet sınıflarına göre aynı sektörde faaliyet gösteren ve basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğü bulunan davalının, davacı markasından haberdar olmayacağının düşünülemeyeceği, davalının marka olarak pek çok seçim hakkı varken davacı markası ile aynı markayı tescil ettirmesinin dürüstlük kuralı ile örtüşmediği, davalının marka başvurusunda kötü niyetli olduğunun kabulü gerektiği, 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 42 nci maddesi anlamında hükümsüzlük koşullarının gerçekleştiği, dolayısıyla Mahkemece, davalının kötü niyetli olduğu kabul edilerek, dava konusu markanın tescil ettirildiği tüm mal ve hizmet sınıfları yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerekirken, yalnızca bazı mal ve hizmet sınıfları yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle;
1. Davalının markası 19 uncu sınıfta tescili olmayıp davacının yurt dışı tescillerinin kapsamının 19 uncu sınıf olduğu,
2. Faaliyet alanlarının farklı olduğunu, müvekkilinin parke ve kaplama alanında faaliyet gösterdiğini,
3. Davacının iltibas iddiasının bulunmadığını, bu nedenle bu hususa ilişkin savunma da yapmadıklarını, dolayısıyla savunma haklarının kısıtlandığını,
4. Bilirkişi raporunun teknik anlamda yetersiz olduğunu,
5. Davacının dayanak markalarının büyük kısmının başka şirketlere ait olduğunu,
6. Davacının defterlerinin incelenmesi taleplerinin de karşılanmadığını,
7.Davacı markasının tanınmış marka olmadığını, dolayısıyla tanınmışlıktan faydalanmak suretiyle kötü niyetin de somut olayda oluşmadığını,
8.Davaya konu ibarenin çok yönlü spor anlamına geldiğini, yurt içi ve yurt dışında birçok şirket adına tescilli olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 556 sayılı KHK'nın 42 nci maddesi
3.Trade-Related Aspects of Intellectual Property Rigths (TRIPS) madde 16 ve Paris Sözleşmesi'nin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi
4.Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2020/1837 E., 2021/1722 K. numaralı kararı.
3. Değerlendirme
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda isabetli olarak tartışılmış ve değerlendirilmiş bulunmasına göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Dairemiz uygulamalarında genel olarak, markanın kullanmak değil, para koparmak, şantaj veya daha önce açılmış davalarda verilmiş ya da verilecek mahkeme kararlarını etkisiz kılmak, son derece özgün bir örnek markanın aynısının tescili başvurusunda bulunmak ya da markayı kullanmak amacıyla değil sırf başkalarının ticaretine engel olmak için başvuru konusu edilmesi gibi hallerde kötü niyetli başvurunun varlığı kabul edilmektedir. Bununla birlikte markaların kötüniyetle tescil ettirilip ettirilmediği hususunun tarafların iddia ve savunmaları yanında, her bir somut olayda dosyadaki mevcut deliller ile o somut olayın özellikleri dikkate alınarak incelenmesi gerekir.
Dairemizin yerleşik içtihatlarında (Yargıtay 11. H.D. 2020/1837 E., 2021/1722 K.) da belirtildiği gibi mülga 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca önceye dayalı hakların ihlali, tanınmış markanın aynı veya benzeri ibarelerin marka olarak tescil ettirilmesi gibi hususlar tek başına kötü niyetli başvuru olarak görülemez.
Öte yandan Daire uygulamalarında her ne kadar aynı Kararnamenin 7 nci maddenin birinci fıkrasının (i) bendi Anayasa Mahkemesince iptal edilmiş ise de TRIPS madde 16 ve Paris Sözleşmesi'nin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi kapsamında Türkiye'de tescilli olmayan ve buna rağmen Türkiye’de ilgili sektörde tanınmış marka olduğu somut delillerle ispatlanan markanın; tanınmışlık ileri sürülen ürünlerle sektörel benzerlik halindeki mal ve hizmetlere karşı korunacağı kabul edilmekle birlikte yukarıda da ifade edildiği üzere tanınmış markayı çağrıştıran benzer ibarelerin tescili talebinin tek başına kötü niyetin varlığına delalet olamayacağı ve başvuruya konu tüm mal ve hizmetlerin kötü niyet sebebiyle hükümsüzlüğünü gerektirmeyeceği kabul edilmelidir.
Bu durumda ilk derece mahkemesince, 556 sayılı KHK’nın 8 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca; davacının daha önce gerçek hak sahibi olduğu mal ve hizmetler ile davalı markası kapsamındaki aynı veya ilişkilendirilebilecek ölçüde benzer mal ve hizmetler yönünden davanın kabulü isabetli olmakla birlikte, davacı markasının birden fazla ülkede ayrı ayrı tescillenmiş olmasının tek başına Türkiye’de o markayı tanınmış yapmayacağı hususu da gözönünde bulundurularak, davacı tarafça dosyaya sunulan deliller itibariyle davacının yurt dışında tescilli markalarının Türkiye’deki ilgili çevrede tanınmışlığın ispatı halinde yalnızca tanınmışlığın ve markanın ayırt edicilik düzeyi de dikkate alınarak tanınmışlık ileri sürülen ilgili sektördeki mal ve hizmetler bakımından dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerekirken davalının kötü niyetli olduğundan hareketle hatalı değerlendirme ile Bölge Adliye Mahkemesince tüm başvuru yönünden davanın kabulüne karar verilmesi isabetli olmamış ve kurulan hükmün bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/6222 E. 2024/3331 K.
Ortak:kanaat verici delil · seçim hakkı · istinaf başvurusunun reddi · mükerrerlik · basiretli tacir · dürüstlük kuralı · kaldırma ve yeniden hüküm · kötü niyet
İncelediğiniz kararda… kçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının hem uluslararası alanda faaliyette bulunduğu, hem de dosyaya sunulan «fatura» örneklerine göre ilk olarak 2010 yılında Türkiye'de faaliyette bulunduğu, davacının ''OMNISPORTS'' markasını ''spor salonu zemin kaplama ürünleri'' bakımından ilk kullanan kişi olduğu, markayı bu anlamda bilinir hale getirdiği, dolayısıyla gerçek hak sahibi olduğu, yukarıda belirtilen mal ve hizmet sınıflarına göre aynı sektörde faaliyet gösteren ve «basiretli tacir» gibi davranma yükümlülüğü bulunan davalının, davacı markasından haberdar olmayacağının düşünülemeyeceği, davalının marka olarak pek çok «seçim hakkı» varken davacı markası ile aynı markayı tescil ettirmesinin «dürüstlük kuralı» ile örtüşmediği, davalının marka başvurusunda kötü niyetli olduğunun kabulü gerektiği, 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 42 nci maddesi anlamında hükümsüzlük koşullarının gerçekleştiği, dolayısıyla Mahkemece, davalının kötü niyetli olduğu kabul edilerek, dava konusu markanın tescil ettirildiği tüm mal ve hizmet sınıfları yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerekirken, yalnızca bazı mal ve hizmet sınıfları yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin «istinaf başvurusunun reddine», davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kabulüne karar verilmiştir.
… a her ne kadar aynı Kararnamenin 7 nci maddenin birinci fıkrasının (i) bendi Anayasa Mahkemesince iptal edilmiş ise de TRIPS madde 16 ve Paris Sözleşmesi'nin 1 inci «mükerrer» 6 ncı maddesi kapsamında Türkiye'de tescilli olmayan ve buna rağmen Türkiye’de ilgili sektörde tanınmış marka olduğu somut delillerle ispatlanan markanın; tanınmışlık ileri sürülen ürünlerle sektörel benzerlik halindeki mal ve hizmetlere karşı korunacağı kabul edilmekle birlikte yukarıda da ifade edildiği üzere tanınmış markayı çağrıştıran benzer ibarelerin tescili talebinin tek başına «kötü niyetin» varlığına delalet olamayacağı ve başvuruya konu tüm mal ve hizmetlerin kötü niyet sebebiyle hükümsüzlüğünü gerektirmeyeceği kabul edilmelidir.
… linin bulunduğu kanaatiyle markanın tescilli olduğu sınıflar yönünden kısmen hükümsüzlüğüne, davalının markayı kötü niyetle tescil ettirdiğine dair dosya kapsamında «kanaat verici delil» bulunmadığı da belirtilerek, davanın kısmen kabulüne, davalı adına Türk Patent ve Marka Kurumunda (TPMK) 2014/44371 sayı ile tescilli “OMNİSPORTS” markasının 27 nc …
Benzer bu kararda… Adliye Mahkemesinin 17.06.2021 tarihli ve 2020/418 E., 2021/728 K. sayılı kararıyla; davacının hem uluslararası alanda faaliyette bulunduğu, hem de dosyaya sunulan «fatura» örneklerine göre ilk olarak 2010 yılında Türkiye'de faaliyette bulunduğu, davacının ''OMNISPORTS'' markasını ''spor salonu zemin kaplama ürünleri'' bakımından ilk kullanan kişi olduğu, markayı bu anlamda bilinir hale getirdiği, dolayısıyla gerçek hak sahibi olduğu, yukarıda belirtilen mal ve hizmet sınıflarına göre aynı sektörde faaliyet gösteren ve «basiretli tacir» gibi davranma yükümlülüğü bulunan davalının, davacı markasından haberdar olmayacağının düşünülemeyeceği, davalının marka olarak pek çok «seçim hakkı» varken davacı markası ile aynı markayı tescil ettirmesinin «dürüstlük kuralı» ile örtüşmediği, davalının marka başvurusunda kötü niyetli olduğunun kabulü gerektiği, 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 42 nci maddesi anlamında hükümsüzlük koşullarının gerçekleştiği, dolayısıyla Mahkemece, davalının kötü niyetli olduğu kabul edilerek, dava konusu markanın tescil ettirildiği tüm mal ve hizmet sınıfları yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerekirken, yalnızca bazı mal ve hizmet sınıfları yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin «istinaf başvurusunun reddine», davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kabulüne karar verilmiştir.
… a her ne kadar aynı Kararnamenin 7 nci maddenin birinci fıkrasının (i) bendi Anayasa Mahkemesince iptal edilmiş ise de TRIPS madde 16 ve Paris Sözleşmesi'nin 1 inci «mükerrer» 6 ncı maddesi kapsamında Türkiye'de tescilli olmayan ve buna rağmen Türkiye’de ilgili sektörde tanınmış marka olduğu somut delillerle ispatlanan markanın; tanınmışlık ileri sürülen ürünlerle sektörel benzerlik halindeki mal ve hizmetlere karşı korunacağı kabul edilmekle birlikte yukarıda da ifade edildiği üzere tanınmış markayı çağrıştıran benzer ibarelerin tescili talebinin tek başına «kötü niyetin» varlığına delalet olamayacağı ve başvuruya konu tüm mal ve hizmetlerin kötü niyet sebebiyle hükümsüzlüğünü gerektirmeyeceği kabul edilmelidir.
… a olduğunu, kendi ülkelerinde dahi aynı adla farklı sınıflarda tescillerin olmasının tanınmışlık iddiasını çürüttüğünü, markayı devir yoluyla aldıklarını bu nedenle «kötü niyet» atfının mümkün olmadığını, gerçek hak sahipliği iddiasının ve kötü niyetin ispatlanamadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:istinaf incelemesi · kazanılmış hak
Benzer bu karardaTaraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve «istinaf incelemesinden» geçen marka hükümsüzlüğü davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına «kazanılmış hak» durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
-
YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/5905 E. 2021/3112 K.
Ortak:iltibas
İncelediğiniz kararda… ümsüzlük talebinin bulunmadığını, bilirkişi raporunda talep edilmeyen bir hususta değerlendirme yapıldığını, bilirkişi raporunun eksik ve hatalı olduğunu, davalının «ticari defterlerinin incelenmesi» talebinin değerlendirilmediğini, Mahkemece «savunma hakkının kısıtlandığını», davacının tanınmışlık iddiasının bulunduğunu ancak marufluk iddiasının bulunmadığını, bu hususta talebin aşılarak bilirkişi raporunda değerlendirme yapıldığını, «iltibasın» varlığı için davacının 19 uncu sınıfta hak sahibi olması gerektiğini, bu yönde yapılan değerlendirmenin de hatalı olduğunu beyan ederek İlk Derece Mahkemesince ver …
Davacının «iltibas» iddiasının bulunmadığını, bu nedenle bu hususa ilişkin savunma da yapmadıklarını, dolayısıyla savunma haklarının «kısıtlandığını», 4.
Benzer bu karardaİlk Derece Mahkemesince, 19.03.2018 tarihli bilirkişi raporu hükme esas alınarak taraf markalarının işaretlerinin benzer olmakla birlikte kapsamlarındaki emtianın benzer olmadığı, bu halde de 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi anlamında «iltibasın» oluşmayacağı gerekçesi ile dava red edilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince de davacı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:eksik inceleme
Benzer bu karardaBu durumda, davacı tarafın bilirkişi raporuna karşı ileri sürdüğü itirazları karşılayacak şekilde içinde iki tekstil uzmanının yer aldığı yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınmak suretiyle hasıl olacak sonuca göre bir karar vermesi gerekirken, yazılı şekilde «eksik incelemeye» dayalı karar verilmesi doğru görülmemiş; hükmün açıklanan nedenlerle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
-
YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/687 E. 2023/7552 K.
Ortak:iltibas
İncelediğiniz kararda… ümsüzlük talebinin bulunmadığını, bilirkişi raporunda talep edilmeyen bir hususta değerlendirme yapıldığını, bilirkişi raporunun eksik ve hatalı olduğunu, davalının «ticari defterlerinin incelenmesi» talebinin değerlendirilmediğini, Mahkemece «savunma hakkının kısıtlandığını», davacının tanınmışlık iddiasının bulunduğunu ancak marufluk iddiasının bulunmadığını, bu hususta talebin aşılarak bilirkişi raporunda değerlendirme yapıldığını, «iltibasın» varlığı için davacının 19 uncu sınıfta hak sahibi olması gerektiğini, bu yönde yapılan değerlendirmenin de hatalı olduğunu beyan ederek İlk Derece Mahkemesince ver …
Davacının «iltibas» iddiasının bulunmadığını, bu nedenle bu hususa ilişkin savunma da yapmadıklarını, dolayısıyla savunma haklarının «kısıtlandığını», 4.
Benzer bu kararda… nın YİDK tarafından "muşambalar, yapay çimen, döşemelik mantarlı muşamba (linolyum), spor amaçlı minderler" emtiası yönünden reddedildiğini, bu mallar bakımından da «iltibas» tehlikesinin bulunduğunu ileri sürerek YİDK kararının iptaline ve dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
27 ... sınıftaki "Muşambalar" malları yönünden YİDK kararının iptaline, dava konusu marka tescilli olmadığından hükümsüzlük konusunda karar «verilmesine yer olmadığına», bunun dışında kalanlar açısından ise «iltibas» oluşmadığı sonucuna varılarak bu kısımlardan ise davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:ziya · kazanılmış hak · ortalama tüketici · karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu karardaTemyiz Sebepleri 1.Davacı vekili katılma yoluyla temyiz dilekçesinde özetle; «ortalama tüketiciden» «ziyade» bilinçli tüketici gözüyle olaya yaklaşılmasının yanlış olduğunu, bir ev hanımı ya da öğrenci gözüyle bakıldığında sonuçların farklı olacağını, davanın tümden kabul …
27 nci sınıftaki "Muşambalar" malları açısından «ortalama tüketici» kesimi nazarında görsel ve sesçil benzerlik oluştuğu, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konu …
27 ... sınıftaki "Muşambalar" malları yönünden YİDK kararının iptaline, dava konusu marka tescilli olmadığından hükümsüzlük konusunda karar «verilmesine yer olmadığına», bunun dışında kalanlar açısından ise «iltibas» oluşmadığı sonucuna varılarak bu kısımlardan ise davanın reddine karar verilmiştir.
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına «kazanılmış hak» durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/2147 E. 2020/365 K.
Ortak:ayırt edicilik · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz kararda2.Dairemiz uygulamalarında genel olarak, markanın kullanmak değil, para koparmak, şantaj veya daha önce açılmış davalarda verilmiş ya da verilecek mahkeme kararlarını etkisiz kılmak, «son» derece özgün bir örnek markanın aynısının tescili başvurusunda bulunmak ya da markayı kullanmak amacıyla değil sırf başkalarının ticaretine engel olmak için başvuru konusu edilmesi gibi hallerde kötü niyetli başvurunun varlığı kabul edilmektedir.
… sunulan deliller itibariyle davacının yurt dışında tescilli markalarının Türkiye’deki ilgili çevrede tanınmışlığın ispatı halinde yalnızca tanınmışlığın ve markanın «ayırt edicilik» düzeyi de dikkate alınarak tanınmışlık ileri sürülen ilgili sektördeki mal ve hizmetler bakımından dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerekirken d …
Benzer bu kararda… nünden de ibarenin aynı hüküm gereği marka olarak tescil edilemeyeceği, sair emtialar yönünden ise KHK'nın 7/1-c maddesinin tescile engel teşkil etmediği, KHK’nın 7/«son» maddesinin koşullarının somut olayda gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, YİDK'in 18/07/2014 tarih 2014-M-11225 sayılı kararının 27. sınıftaki “Mu …
1-556 sayılı KHK 7/1-a ve 5. maddesi uyarınca bir işaretin marka olarak tescil edilebilmesi için başvuru konusu marka kapsamında kalan mal ve hizmetler yönünden somut ve soyut «ayırt ediciliği» birlikte sağlaması gerekir.
Somut «ayırt ediciliğin» varlığından söz edebilmek için, başvuru konusu işareti gören «ortalama tüketici» kitlesinde o işaretin bir işletmeye ait mal veya hizmetleri ayırt etmeye yarayışlı bir işaret, diğer bir anlatımla marka algısı yaratan bir işaret olması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:acente · depo kararı · havale · ortalama tüketici · dahili dava
Benzer bu karardaBüro hizmetleri, İş yönetimi, idaresi ve bu konularla ilgili danışmanlık, muhasebe ve mali müşavirlik hizmetleri (ithalat ihracat «acente» hizmetleri «dahil»).
Tekstilden olmayan duvar kaplamaları, duvar kağıtları” malları ve 35. sınıfta “Reklamcılık, pazarlama halkla ilişkilerle ilgili hizmetler (ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu «dahil»).
Müşterilerin malları bir arada görmesi ve satın alması için “Yapıldıkları maddelere ve malzemelere bakılmaksızın mobilyalar (elbise askıları ayaklı veya sabitlenenler «dahil»).
Yatak şilteleri, yastıklar, tıbbi amaçlı olmayan «havalı» yataklar ve yastıklar, kampçılar için uyku tulumları, deniz yatakları.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/6071 E. , 2023/686 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ...Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
HÜKÜM
Kabul
Taraflar arasındaki markanın hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin faaliyet alanının, üniversiteler, okullar ve sosyal merkezler için spor salonu zemini kaplama işleri olduğunu, müvekkilinin "OMNİSPORTS" markası ile global olarak satış yaptığını, "OMNİSPORTS" markasının müvekkili şirket adına 14.09.2007 tarihinden itibaren Çin'de, 16.08.2007 tarihinden itibaren Avrupa Birliği'nde, 23.07.2009 tarihinden itibaren Kanada'da, 30.03.2010 tarihinden itibaren Amerika Birleşik Devletlerinde tescilli olduğunu, müvekkili şirketin içinde bulunduğu şirketler grubunun bugüne kadar Türkiye çapında birçok kurumsal ve tanınmışlığı bulunan kurumların spor salonlarına "OMNİSPORTS" markası ile zemin kaplama işleri yaptığını, müvekkilinin "OMNİSPORTS" markasını, davalı şirketin marka tescilinden çok daha önce kullandığını, davalının markanın müvekkili şirkete aidiyetini bildiği hâlde açıkça kötü niyetli davranarak markayı 2014 yılında tescil ettirdiğini ileri sürerek davalı adına tescilli 2014/44374 no’lu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin 1992 yılında “MİNEFLO Yer Döşemeleri Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.” adıyla PVC yer döşemeleri alanında faaliyet göstermek üzere kurulduğunu ve daha sonra “MİNEFLO” markasını devrederek 2005 yılında şu anki şirket adını aldığını, davacının Türkiye’de tanındığı yönündeki iddiasının gerçeği yansıtmadığını ayrıca davacının markasını Türkiye’de ciddi ticari etki doğuracak şekilde kullanmadığını, davacı firmanın faaliyet alanının “spor salonu zemin kaplaması” olduğunu, bunun kendi dilekçelerinde sundukları belgelerle de açıkça ortaya konulduğunu, müvekkillerinin dava konusu 2014/44371 no’lu markası 27 inci ve 35 inci sınıflarda tescilli iken, davacı markasının yurtdışında 19 uncu sınıfla tescilli olduğunu, dava konusu markaların gerek sınıflarının gerekse bizatihi kendilerinin karıştırmaya mahal vermediğini, tescilli olduğunu belirttikleri ülkelerde anılan tescillerin başka şirketler adına olduğunu, kendi ülkelerinde dahi aynı adla farklı sınıflarda tescillerin olmasının tanınmışlık iddiasını çürüttüğünü, markayı devir yoluyla aldıklarını bu nedenle kötü niyet atfının mümkün olmadığını, gerçek hak sahipliği iddiasının ve kötü niyetin ispatlanamadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafın 2007 tarihinden itibaren Avrupa Birliği'nde 29 ülkede “OMNISPORTS” markasının tescilli olduğu, ayrıca 2010 yılından itibaren de markayı Türkiye'de kullandığı, davacı tarafın marka üzerindeki üstün hakkının 19 uncu sınıfta yer alan spor salonu zemin kaplama ürünleri ile sınırlı olduğu; ancak spor salonu zemin kaplama ürünleri ile alakalı olan davalı markasının 27 inci sınıfta tescilli olduğu, "muşambalar,döşemelik, mantarlı muşamba (linolyum). Spor amaçlı minderler. Tekstilden olmayan duvar kaplamaları, duvar kağıtları" emtiaları ile 35 inci sınıfta tescilli "muşambalar,döşemelik, mantarlı muşamba (linolyum).
Spor amaçlı minderler. Tekstilden olmayan duvar kaplamaları, duvar kağıtları" emtiaları bakımından davacının gerçek hak sahibi olduğu, davalının 2014/44371 sayılı “OMNISPORTS” markasının davacının hak sahibi olduğu marka ile birebir aynı olduğu, davalı markasının tescilli olduğu bir kısım emtialar yönünden karıştırılma ihtimalinin bulunduğu kanaatiyle markanın tescilli olduğu sınıflar yönünden kısmen hükümsüzlüğüne, davalının markayı kötü niyetle tescil ettirdiğine dair dosya kapsamında kanaat verici delil bulunmadığı da belirtilerek, davanın kısmen kabulüne, davalı adına Türk Patent ve Marka Kurumunda (TPMK) 2014/44371 sayı ile tescilli “OMNİSPORTS” markasının 27 nci sınıfta tescilli olduğu "muşambalar,döşemelik, mantarlı muşamba (linolyum).
Spor amaçlı minderler. Tekstilden olmayan duvar kaplamaları, duvar kağıtları " emtiaları ile 35 inci sınıfta tescilli "muşambalar,döşemelik, mantarlı muşamba (linolyum). Spor amaçlı minderler. Tekstilden olmayan duvar kaplamaları, duvar kağıtları" emtiaları yönünden kısmen hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı adına tescilli markanın bulunduğu 27 inci sınıftaki mal ve hizmetlerin davacı markası ile ilgili olduğunu, dava devam ederken davalının aynı marka için 1, 2, 19, 27, 35 ve 37 nci sınıflarda da tescil başvurusunda bulunduğunu, bu durumun kötü niyeti gösterdiğini, davalının kötü niyetli olması nedeniyle Mahkemece tam hükümsüzlük kararı verilmesi gerekirken davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu beyan ederek İlk Derece Mahkemesince verilen hükmün kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının marka kullanımının ve yurt dışı tescilinin 19 uncu sınıfta olduğunu, davalı markasının ise TPMK nezdinde 27 nci ve 35 inci sınıflarda tescilli olduğunu, davacının alâkalı ürünler nedeniyle hükümsüzlük talebinin bulunmadığını, bilirkişi raporunda talep edilmeyen bir hususta değerlendirme yapıldığını, bilirkişi raporunun eksik ve hatalı olduğunu, davalının ticari defterlerinin incelenmesi talebinin değerlendirilmediğini, Mahkemece savunma hakkının kısıtlandığını, davacının tanınmışlık iddiasının bulunduğunu ancak marufluk iddiasının bulunmadığını, bu hususta talebin aşılarak bilirkişi raporunda değerlendirme yapıldığını, iltibasın varlığı için davacının 19 uncu sınıfta hak sahibi olması gerektiğini, bu yönde yapılan değerlendirmenin de hatalı olduğunu beyan ederek İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmak suretiyle davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının hem uluslararası alanda faaliyette bulunduğu, hem de dosyaya sunulan fatura örneklerine göre ilk olarak 2010 yılında Türkiye'de faaliyette bulunduğu, davacının ''OMNISPORTS'' markasını ''spor salonu zemin kaplama ürünleri'' bakımından ilk kullanan kişi olduğu, markayı bu anlamda bilinir hale getirdiği, dolayısıyla gerçek hak sahibi olduğu, yukarıda belirtilen mal ve hizmet sınıflarına göre aynı sektörde faaliyet gösteren ve basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğü bulunan davalının, davacı markasından haberdar olmayacağının düşünülemeyeceği, davalının marka olarak pek çok seçim hakkı varken davacı markası ile aynı markayı tescil ettirmesinin dürüstlük kuralı ile örtüşmediği, davalının marka başvurusunda kötü niyetli olduğunun kabulü gerektiği, 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 42 nci maddesi anlamında hükümsüzlük koşullarının gerçekleştiği, dolayısıyla Mahkemece, davalının kötü niyetli olduğu kabul edilerek, dava konusu markanın tescil ettirildiği tüm mal ve hizmet sınıfları yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerekirken, yalnızca bazı mal ve hizmet sınıfları yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle;
1. Davalının markası 19 uncu sınıfta tescili olmayıp davacının yurt dışı tescillerinin kapsamının 19 uncu sınıf olduğu,
2. Faaliyet alanlarının farklı olduğunu, müvekkilinin parke ve kaplama alanında faaliyet gösterdiğini,
3. Davacının iltibas iddiasının bulunmadığını, bu nedenle bu hususa ilişkin savunma da yapmadıklarını, dolayısıyla savunma haklarının kısıtlandığını,
4. Bilirkişi raporunun teknik anlamda yetersiz olduğunu,
5. Davacının dayanak markalarının büyük kısmının başka şirketlere ait olduğunu,
6. Davacının defterlerinin incelenmesi taleplerinin de karşılanmadığını,
7.Davacı markasının tanınmış marka olmadığını, dolayısıyla tanınmışlıktan faydalanmak suretiyle kötü niyetin de somut olayda oluşmadığını,
8.Davaya konu ibarenin çok yönlü spor anlamına geldiğini, yurt içi ve yurt dışında birçok şirket adına tescilli olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 556 sayılı KHK'nın 42 nci maddesi
3.Trade-Related Aspects of Intellectual Property Rigths (TRIPS) madde 16 ve Paris Sözleşmesi'nin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi
4.Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2020/1837 E., 2021/1722 K. numaralı kararı.
3. Değerlendirme
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda isabetli olarak tartışılmış ve değerlendirilmiş bulunmasına göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Dairemiz uygulamalarında genel olarak, markanın kullanmak değil, para koparmak, şantaj veya daha önce açılmış davalarda verilmiş ya da verilecek mahkeme kararlarını etkisiz kılmak, son derece özgün bir örnek markanın aynısının tescili başvurusunda bulunmak ya da markayı kullanmak amacıyla değil sırf başkalarının ticaretine engel olmak için başvuru konusu edilmesi gibi hallerde kötü niyetli başvurunun varlığı kabul edilmektedir. Bununla birlikte markaların kötüniyetle tescil ettirilip ettirilmediği hususunun tarafların iddia ve savunmaları yanında, her bir somut olayda dosyadaki mevcut deliller ile o somut olayın özellikleri dikkate alınarak incelenmesi gerekir.
Dairemizin yerleşik içtihatlarında (Yargıtay 11. H.D. 2020/1837 E., 2021/1722 K.) da belirtildiği gibi mülga 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca önceye dayalı hakların ihlali, tanınmış markanın aynı veya benzeri ibarelerin marka olarak tescil ettirilmesi gibi hususlar tek başına kötü niyetli başvuru olarak görülemez.
Öte yandan Daire uygulamalarında her ne kadar aynı Kararnamenin 7 nci maddenin birinci fıkrasının (i) bendi Anayasa Mahkemesince iptal edilmiş ise de TRIPS madde 16 ve Paris Sözleşmesi'nin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi kapsamında Türkiye'de tescilli olmayan ve buna rağmen Türkiye’de ilgili sektörde tanınmış marka olduğu somut delillerle ispatlanan markanın; tanınmışlık ileri sürülen ürünlerle sektörel benzerlik halindeki mal ve hizmetlere karşı korunacağı kabul edilmekle birlikte yukarıda da ifade edildiği üzere tanınmış markayı çağrıştıran benzer ibarelerin tescili talebinin tek başına kötü niyetin varlığına delalet olamayacağı ve başvuruya konu tüm mal ve hizmetlerin kötü niyet sebebiyle hükümsüzlüğünü gerektirmeyeceği kabul edilmelidir.
Bu durumda ilk derece mahkemesince, 556 sayılı KHK’nın 8 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca; davacının daha önce gerçek hak sahibi olduğu mal ve hizmetler ile davalı markası kapsamındaki aynı veya ilişkilendirilebilecek ölçüde benzer mal ve hizmetler yönünden davanın kabulü isabetli olmakla birlikte, davacı markasının birden fazla ülkede ayrı ayrı tescillenmiş olmasının tek başına Türkiye’de o markayı tanınmış yapmayacağı hususu da gözönünde bulundurularak, davacı tarafça dosyaya sunulan deliller itibariyle davacının yurt dışında tescilli markalarının Türkiye’deki ilgili çevrede tanınmışlığın ispatı halinde yalnızca tanınmışlığın ve markanın ayırt edicilik düzeyi de dikkate alınarak tanınmışlık ileri sürülen ilgili sektördeki mal ve hizmetler bakımından dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerekirken davalının kötü niyetli olduğundan hareketle hatalı değerlendirme ile Bölge Adliye Mahkemesince tüm başvuru yönünden davanın kabulüne karar verilmesi isabetli olmamış ve kurulan hükmün bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davalı vekilinin bozma kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının REDDİNE,
2.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
08.02.2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/920601200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz