6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Genel kurul kararının iptali

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/4897 E. 2023/671 K. ·

Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Usul tespitleri

Hak düşürücü süre
{'var': True, 'sure': None, 'kanun': None}
Dava şartı
dava şartı

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
istinaf incelemesinin kapsamı geçici hukuki koruma peşin muhalefet toplantının ertelenmesi özen ve bağlılık yükümlülüğü oydan yoksunluk bağlılık yükümlülüğü kesin kabul objektif iyi niyet kuralı faaliyet raporu mutlak butlan kayyum atanması özel denetçi temsil yetkisi sözlü yargılama özel dava şartı karar nisabı toplantı tutanağı muhalefet şerhi bekletici mesele butlan esas sözleşme yokluk rekabet yasağı şirketin tasfiyesi tasdik kararı muvazaa olağanüstü genel kurul genel kurul kararının iptali ibra şirket zararı ara karar cy/cy şerhi dava şartı yokluğu derdestlik istinaf incelemesi oy yasağı dürüstlük kuralı olumsuz oy iptal davası temlik kaldırma ve yeniden hüküm usulden reddi bilirkişi incelemesi hukuki yarar yönetim kurulu kararı yetkisizlik kararı ilk derece kararının kaldırılması dava sebebi eksik inceleme yükleten (shipper) dahili dava vekalet ücreti temsil kesin hüküm istinaf yoluna başvurulabilirlik

Atıf yapılan mevzuat: HMK · TTK — TTK 393TTK 436TTK 445TTK 446TTK 447TTK 551

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın süresinde açıldığı, davanın açılmasında davacının hukuki yararı bulunduğu, genel kurulun toplantıya çağrılmasında, toplanmasında, ertelenmesinde, müzakere edilmesinde hukuka aykırı bir durumun bulunmadığı, sadece toplantıda oylamaya sunulan 2016 yılı finansal tablolar ile aynı yıla ait faaliyet raporunun oylamasına 240 (%10) hisseye sahip yönetim kurulu başkanının oylamaya katılmasının hukuka uygun olmadığı, ancak yönetim kurulu başkanı iştirak etmemiş olsaydı bile oya sunulan finansal tablo ve faaliyet raporunun 480 oya karşılık 1440 olumlu oyla tasdik edilmiş olduğu, yönetim kurulu başkanının oylamaya katılmasının alınan kararın sonucuna etkili olmadığı, bu nedenle icra edilen genel kurulun öncesinde ve toplantısında yasal mevzuata uygun hareket edildiği, şeklen kararların iptalinin gerekmediği, bunun yanında davacının alınan kararların mutlak butlanla batıl olduğu iddiasında bulunulmuşsa da; toplantıda alınan kararların 6102 sayılı Kanun'un 447 nci maddesinde sayılan kararlardan olmadığı, her ne kadar davacı tarafça yönetim kurulu başkanının şirketi zarara uğrattığı, hisselerini usulsüz devrettiği, yönetim kurulunun basiretli bir yönetici gibi davranmadığı iddia edilmiş ise de soyut iddia dışında dosyaya kesin kabul edilebilir bir delil sunulmadığı, sadece Konya Asliye l.Ticaret Mahkemesinde yönetim kurulu başkanının şirketi zarara uğratacak şekilde gayrimenkul alımı yapıldığına dair karar verildiğinin gösterildiği, söz konusu kararın kesinleşmediği, davacı ile şirket yönetim kurulu başkanı arasında birinci derecede akrabalık (baba-oğul) bulunduğu, bu davaya dayanak olarak gösterilen olaylarla ilgili sadece Konya Asliye Hukuk ve Asliye Ticaret Mahkemelerinde 10-15 tane davanın bulunduğu ve halen davaların devam ettiği, bu nedenle iddiaların ispatlanmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu eksik incelemeye dayalı ve hükme elverişli olmadığından mahkemenin 22.05.2018 tarih ve 2 no'lu "yeniden bilirkişi incelemesinin reddine" dair ara kararının hukuka aykırı olduğunu, zira bilirkişideki tespitlerin hatalı olduğunu, sunulan hukuki mütalaada yönetim kurulu başkanı ...'nin yasaya aykırı iş ve işlemler yaptığının tespit edilmesine rağmen taraflarınca sunulan hukuki mütalaanın bilirkişi raporunda incelenmediğini; yine 22.05.2018 tarih ve 3 no'lu "sözlü yargılamaya geçilmesine" dair ara kararında hatalı olduğunu, zira yönetim kurulu başkanının hukuki sorumluluğuna ilişkin Konya 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/435 E. sayılı davasının bekletici mesele yapılması gerekirken sözlü yargılama aşamasına geçilmesinin yasaya aykırı olduğunu, ayrıca Konya Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/35144 Soruşturma no'lu dosyasının da bekletici mesele yapılması gerektiğini, 05.07.2017 tarihli delil listesi ile bildirilen tanıkların dinlenmediğini, diğer delillerinin celbedilmediğini, eksik inceleme ile karar verildiğini, yönetim kurulu başkanının 6102 sayılı Kanun'un 375, 397, 396, 65, 66, 393, 551 inci maddelerine açıkça aykırı davrandığını bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu yapılan 22.04.2017 ve 22.05.2017 tarihli olağan genel kurul kararlarının 1 ve 4 no'lu gündem maddelerini açılış konuşması ile dilek ve temennilere ilişkin olması nedeniyle karar niteliğinde bulunmadığından iptalinde söz konusu olmaması karşısında mahkemece bu kararlar yönünden açılan davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, davacı tarafından, dava dışı yönetim kurulu başkanı ...'nin muvazaalı hisse devirleri sonucu oy çokluğunu sağlayarak finansal tabloların ve faaliyet raporunun kabul edilmesini sağlaması nedeniyle de 2 ve 3 no'lu gündem maddelerinin batıl olduğu iddia edilmiş ise de 6102 sayılı Kanun'un 436 ncı maddesinin ikinci fıkrasına göre oydan yoksunluk, yönetim kurulu üyelerini kendilerine ait paylardan doğan oy hakları ile sınırlı olup, yönetim kurulu üyelerince hisse devredilen kişilerin ibrada oydan yoksun olduğuna ilişkin bir sınırlama bulunmadığından davacınınyönetim kurulu başkanının muvazaalı hisse devirleriyle oy çokluğunun sağladığı ve bu nedenle 2 ve 3 no'lu gündem maddelerinde alınan kararların batıl olduğuna ilişkin iddiaları yerinde görülmediği, genel kurulda gündem maddeleri arasında ibra yoksa finansal tabloların görüşülmesi ibra anlamına geleceğinden ve dava konusu genel kurulda da 2 ve 3 no'lu maddelerde faaliyet raporlarının okunduğu ve finansal tabloların görüşüldüğü oylamada her ne kadar yönetim kurulu üyesi oy kullanmış ise de kullanmış olduğu oyun sonuca etkili olmadığı, bu nedenle alınan kararların kanuna, ana sözleşmeye ve objektif iyi niyet kurallarına aykırı bir durumunun bulunmadığı gibi yokluk ve butlan müeyyidesine tabi olmadığından söz konusu kararların iptalinin istenebilmesi için muhalefet şerhinin tutanağa geçirilmesi de zorunlu olduğu dava konusu 22.04.2017 ve 22.05.2017 tarihli olağan genel kurul toplantılarında görüşülen hususlar ve alınan kararlar konusunda şirket ortağı olan davacının vekili oylamadan önce görüşünü belirtmiş, oy çokluğu ile şirketin finansal tabloların ve yönetim kurulunun faaliyet raporunun müzakere edilerek kabulüne karar verilmiş, davacı yanca oylamada red oyu kullanılmıştır. 6102 sayılı Kanun'un 446 ncı maddesi gereğince toplantıya katılan ortağın karara red oyu kullanarak söz konusu karara muhalif kalması ve bu hususun ayrıca zapta geçirilmesi gerektiğinden, oylama öncesi yapılan görüşmeler esnasında sunulan öneriye karşı olunduğunun belirtilmiş olması ve söz konusu karara karşı red oyu kullanmasının alınan karara karşı muhalif olacağı anlamını taşımayacağından, başka bir ifadeyle oylama öncesi peşin muhalefetin olması söz konusu olamayacağından iptal davası açan ortağın oylama sonrası red oyu ve ayrıca toplantı tutanağına muhalefet şerhini de yazdırması gerektiğinden somut olayda 22.04.2017 ve 22.05.2017 tarihli olağan genel kurullarda alınan kararlara karşı red oyu vermesine rağmen toplantı tutanağında herhangi bir muhalefet şerhi bulunmadığından anılan kararın iptali isteminin bu nedenle reddi gerektiği, ilk derece mahkemesince genel kurul kararının iptali için açılan bu davada 22.04.2017 tarihli olağan genel kurul toplantısının 2 no'lu gündem maddesi ve 22.05.2017 tarihli olağan genel kurul toplantısının 2 ve 3 no'lu gündem maddelerinde alınan kararların 6102 sayılı Kanun'un 446 ncı maddesindeki ön şart (özel dava şartı) gerçekleşmediğinden davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken esastan red kararı verilmesi doğru görülmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 355 inci maddesi gereğince istinaf incelemesinin kapsamı istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılması gerekir ise de, dava şartları kamu düzeninden olduğundan re'sen bu durum gözetilerek davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi gereğince peşin muhalefet geçerli olmadığından davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle;

1.6102 sayılı Kanun'un 446 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi hükmü gereğince karara red oyu kullanılması ve bu husustaki muhalefetin tutanağa geçirilmesi hususu belirlenmiş olduğu ancak muhalefet şerhinin kararın altına altına ya da üstüne yazılması gibi bir düzenleme mevcut olmadığını, kararın üstüne yazılması halinde peşin muhalefet sayılacağı gibi bir ibare mecut olmadığı gibi, hükümden böyle bir anlam çıkarılmasının da mümkün olmadığını,

2. Bilirkişi raporunda 6102 sayılı Kanun'un 445 inci maddesi uyarınca iptal edilebilirlik sebepleri değerlendirilmeyip butlan sebeplerinden de sadece oy ve hisse nisabı değerlendirildiğini, kalan butlan ve iptal edilebilirlik sebepleri hiçbir şekilde değerlendirilmeden verilen rapora itiraz ve yeniden konusunda uzman bilirkişilerden rapor alınma istemi reddedildiğini, zira, ortaklardan ... ... ve ... ...’nin davacıya yaptıkları hisse devirleri ve hisse devirlerinin tescil edilmemesi sebebi ile bu hisselere ait oy hakkının nasıl ve ne şekilde kullanılacağı, yönetim kurul başkanının özen ve bağlılık yükümlülüğüne aykırı davranışları ile şirkete ait taşınmazlara değer biçilmesindeki yolsuzluğuna ilişkin verilen Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/238 E. sayılı dava ve bu hususta Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesinin 2018/357 E., 2019/73 K. sayı ve 21.01.2019 tarihli kararı ile yönetim kurulu başkanının müzakereye katılma yasağı, oy kullanma yasağı ve oy kullanıp-kullanamayacağı, şirketle işlem yapma yasağına ilişkin Konya 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/30 E. sayılı dava dosyası, ve itiraz edilen tüm hususların bilirkişi raporunda irdelenmediğini,

3. Butlan ve iptal edilebilirlik sebepleri ile iptal davası açılabilmesi, şirket yöneticisi hakkında hukuki sorumluluk davasına bağlı olduğunu ve bu konuda açılmış ve halen derdest olan Konya 3. Asliye Ticaret mahkemesinin 2016/435 E. sayılı dosyasının bekletici mesele yapılması gerektiğini, ancak bu konuda ki taleplerin değerlendirilmeksizin hüküm tesis edildiğini ve dosyaya sunulan hukuki mütalaanın nazara alınmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, genel kurul kararının iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1.6100 sayılı Kanun’un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, TTK'nın 393, 445 ve 446 ncı maddeleri

2.Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 08.12.2015 tarihli 2014/18887 E. ve 2015/13122 K. 02.06.2014 tarihli ve 2014/3504 E., 2014/10251 K. sayılı kararları

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Genel kurul kararının iptali | Özel denetçi tayini

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/6419 E. 2023/818 K.

    Ortak: · dava şartı

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • İptal davasında usulüne uygun muhalefet şerhi dava şartıdır; peşin muhalefet yeterli değildir

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/376 E. 2024/3850 K.

    Ortak: · dava şartı

    Sonuç: 🔶 iki emsal

  • Genel kurul kararının iptalinde üç aylık hak düşürücü süre ve muhalefet şerhi şartı

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/8751 E. 2023/3091 K.

    Ortak: · dava şartı · hak düşürücü süre · Genel kurul kararının iptali

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2021/4897 E.  ,  2023/671 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ ...Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi

HÜKÜM

Yeniden esas hakkında hüküm kurulması

Taraflar arasındaki genel kurul kararın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 07.02.2023 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; 1985 yılında kurulan Kaleler Petrol İnş. San. ve Tic. A.Ş.'ne ait hisseleri reel değerleri kendilerine ödenmek suretiyle devir ve temlik aldığını, ... tarafından ikame olunan Konya 1.Asliye Ticaret Mahkemesi 2016/626 E. sayılı davada usul ve yasaya aykırı tedbir kararı ile müvekkilinin kardeşi ve eşinden devir alınan hisselerin müvekkili adına tescil ettirilemediğini, 22.05.2016 tarihli genel kurul toplantısı yapılarak davaya konu yasaya açıkça aykırı genel kurul kararları alındığını, çoğunluk kararı gereğince gündemdeki davaya konu kararlar alındığını, alınan kararların 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 447 nci maddesi uyarınca butlan ile batıl olduğunu, yönetim kurulu başkanının şirketin temel yapısını bozan işlemler yaptığını, sermayenin azalmasına sebebiyet verdiğini, alınan genel kurul kararlarının tamamı ile gerek butlan gerekse yasa, esas sözleşme ve dürüstlük kuralına aykırı kararlar olduğundan iptali gerektiğini, taşınmazların gerçek değerinden fazla bir bedel ile şirketi, ortakları zarara uğratmak, şirketin içini boşaltmak kastıyla devrettiğini, satış bedeli olarak gösterilen fahiş bedeller kadar şirketten alacaklı olduklarını, genel kurul kararı olmaksızın şirket ile işlem yaptığını ve genel kurulun devredilemez yetkisini devir aldığını, kendisi ile ilgili olan müzakereye katıldığını, davaya konu genel kurul toplantısında kendi ibrası için 6102 sayılı Kanun'un 436 ncı maddesine aykırı olarak oy kullandığını, şirketin tasfiyesinden 10.08.2010 tarihli genel kurul kararı ile vazgeçilerek ticari faaliyetine devam ettiğini, yönetim kurulu başkanı ...'nin 6102 sayılı Kanun'un 396 ncı maddesine muhalefet ederek rekabet yasağına aykırı davrandığını, Kemer'de faaliyet gösteren ...

... ... İnş. Ltd. Şti.'ni kurduğunu, yönetici ve hakim ortağı olduğunu, Kaleler Petrol A.Ş.'den bu şirkete paralar aktardığını, muvazaalı iş ve işlemler bittikten sonra bu şirketten hisselerinin çoğunu müvekkilinin oğlu ... ... ... ve ... ...'ye devir ederek borçları diğer oğlu ve torununa bıraktığını, şirket aleyhine icra takibi yapıldığını, şirketin 2016 yılı olağan genel kurul toplantısında müvekkilinin bu yasaya aykırılıkları dile getirdiğini yönetim kurulunun faaliyet raporuna finansal tablolara itirazlarını belirttiğini, olumsuz oy kullandığını, şirketin denetlenmediğini, denetim raporlarının alınmadığını, şirketin keyfi yönetildiğini, gerek davalı Kaleler Petrol A.Ş.'nin gerekse ortakların alacaklarının zarar görmemesi ve şirketin mal varlığının korunması ve sermayenin azalmasının önüne geçilmesi amacı ile geçici hukuki koruma tedbirleri olarak davaya konu 2016 yılı genel kurul kararlarının 6102 sayılı Kanun'un 449 uncu maddesi uyarınca yürütülmesinin durdurulmasını, şirket yönetim kurulunun tasarruf ve temsil yetkilerinin kaldırılarak yönetim kurulunun azli ve şirkete temsil kayyumu atanmasını, şirketin halen denetim organı olmaması sebebi ile davalı şirkete özel denetçi atanmasını, davalı Kaleler Petrol İnş.

San. ve Tic. A.Ş.'nin 22.05.2017 tarihinde yapılan 2016 yılı olağan genel kurul toplantısında alınan tüm genel kurul kararlarının (iptali istenen genel kurul toplantısının mesnedi 22.04.2014 tarihli ertelemeye ilişkin genel kurul toplantısında alınan kararlarda da dahil olmak üzere) 6102 sayılı Kanun'un 447 nci maddesi uyarınca batıl ve yine aynı kanunun 445 inci maddesi uyarınca yasa, esas sözleşme ve dürüstlük kuralına aykırı olması sebebi ile iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının sermaye koymadan babası ...'nin kurduğu şirkete ortak olduğunu ve yönetimini bıraktığı işlerde zarar ettiğini, dava dilekçesinde ileri sürdüğü hususlar için bir çok davanın açılıp devam ettiğini, şirketin genel kurulunun kanun ve usule uygun yapıldığını, davacı tarafından müvekkili şirkete karşı açılan davanın haksız ve hukuka aykırı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın süresinde açıldığı, davanın açılmasında davacının hukuki yararı bulunduğu, genel kurulun toplantıya çağrılmasında, toplanmasında, ertelenmesinde, müzakere edilmesinde hukuka aykırı bir durumun bulunmadığı, sadece toplantıda oylamaya sunulan 2016 yılı finansal tablolar ile aynı yıla ait faaliyet raporunun oylamasına 240 (%10) hisseye sahip yönetim kurulu başkanının oylamaya katılmasının hukuka uygun olmadığı, ancak yönetim kurulu başkanı iştirak etmemiş olsaydı bile oya sunulan finansal tablo ve faaliyet raporunun 480 oya karşılık 1440 olumlu oyla tasdik edilmiş olduğu, yönetim kurulu başkanının oylamaya katılmasının alınan kararın sonucuna etkili olmadığı, bu nedenle icra edilen genel kurulun öncesinde ve toplantısında yasal mevzuata uygun hareket edildiği, şeklen kararların iptalinin gerekmediği, bunun yanında davacının alınan kararların mutlak butlanla batıl olduğu iddiasında bulunulmuşsa da;

toplantıda alınan kararların 6102 sayılı Kanun'un 447 nci maddesinde sayılan kararlardan olmadığı, her ne kadar davacı tarafça yönetim kurulu başkanının şirketi zarara uğrattığı, hisselerini usulsüz devrettiği, yönetim kurulunun basiretli bir yönetici gibi davranmadığı iddia edilmiş ise de soyut iddia dışında dosyaya kesin kabul edilebilir bir delil sunulmadığı, sadece Konya Asliye l.Ticaret Mahkemesinde yönetim kurulu başkanının şirketi zarara uğratacak şekilde gayrimenkul alımı yapıldığına dair karar verildiğinin gösterildiği, söz konusu kararın kesinleşmediği, davacı ile şirket yönetim kurulu başkanı arasında birinci derecede akrabalık (baba-oğul) bulunduğu, bu davaya dayanak olarak gösterilen olaylarla ilgili sadece Konya Asliye Hukuk ve Asliye Ticaret Mahkemelerinde 10-15 tane davanın bulunduğu ve halen davaların devam ettiği, bu nedenle iddiaların ispatlanmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu eksik incelemeye dayalı ve hükme elverişli olmadığından mahkemenin 22.05.2018 tarih ve 2 no'lu "yeniden bilirkişi incelemesinin reddine" dair ara kararının hukuka aykırı olduğunu, zira bilirkişideki tespitlerin hatalı olduğunu, sunulan hukuki mütalaada yönetim kurulu başkanı ...'nin yasaya aykırı iş ve işlemler yaptığının tespit edilmesine rağmen taraflarınca sunulan hukuki mütalaanın bilirkişi raporunda incelenmediğini; yine 22.05.2018 tarih ve 3 no'lu "sözlü yargılamaya geçilmesine" dair ara kararında hatalı olduğunu, zira yönetim kurulu başkanının hukuki sorumluluğuna ilişkin Konya 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/435 E.

sayılı davasının bekletici mesele yapılması gerekirken sözlü yargılama aşamasına geçilmesinin yasaya aykırı olduğunu, ayrıca Konya Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/35144 Soruşturma no'lu dosyasının da bekletici mesele yapılması gerektiğini, 05.07.2017 tarihli delil listesi ile bildirilen tanıkların dinlenmediğini, diğer delillerinin celbedilmediğini, eksik inceleme ile karar verildiğini, yönetim kurulu başkanının 6102 sayılı Kanun'un 375, 397, 396, 65, 66, 393, 551 inci maddelerine açıkça aykırı davrandığını bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu yapılan 22.04.2017 ve 22.05.2017 tarihli olağan genel kurul kararlarının 1 ve 4 no'lu gündem maddelerini açılış konuşması ile dilek ve temennilere ilişkin olması nedeniyle karar niteliğinde bulunmadığından iptalinde söz konusu olmaması karşısında mahkemece bu kararlar yönünden açılan davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, davacı tarafından, dava dışı yönetim kurulu başkanı ...'nin muvazaalı hisse devirleri sonucu oy çokluğunu sağlayarak finansal tabloların ve faaliyet raporunun kabul edilmesini sağlaması nedeniyle de 2 ve 3 no'lu gündem maddelerinin batıl olduğu iddia edilmiş ise de 6102 sayılı Kanun'un 436 ncı maddesinin ikinci fıkrasına göre oydan yoksunluk, yönetim kurulu üyelerini kendilerine ait paylardan doğan oy hakları ile sınırlı olup, yönetim kurulu üyelerince hisse devredilen kişilerin ibrada oydan yoksun olduğuna ilişkin bir sınırlama bulunmadığından davacınınyönetim kurulu başkanının muvazaalı hisse devirleriyle oy çokluğunun sağladığı ve bu nedenle 2 ve 3 no'lu gündem maddelerinde alınan kararların batıl olduğuna ilişkin iddiaları yerinde görülmediği, genel kurulda gündem maddeleri arasında ibra yoksa finansal tabloların görüşülmesi ibra anlamına geleceğinden ve dava konusu genel kurulda da 2 ve 3 no'lu maddelerde faaliyet raporlarının okunduğu ve finansal tabloların görüşüldüğü oylamada her ne kadar yönetim kurulu üyesi oy kullanmış ise de kullanmış olduğu oyun sonuca etkili olmadığı, bu nedenle alınan kararların kanuna, ana sözleşmeye ve objektif iyi niyet kurallarına aykırı bir durumunun bulunmadığı gibi yokluk ve butlan müeyyidesine tabi olmadığından söz konusu kararların iptalinin istenebilmesi için muhalefet şerhinin tutanağa geçirilmesi de zorunlu olduğu dava konusu 22.04.2017 ve 22.05.2017 tarihli olağan genel kurul toplantılarında görüşülen hususlar ve alınan kararlar konusunda şirket ortağı olan davacının vekili oylamadan önce görüşünü belirtmiş, oy çokluğu ile şirketin finansal tabloların ve yönetim kurulunun faaliyet raporunun müzakere edilerek kabulüne karar verilmiş, davacı yanca oylamada red oyu kullanılmıştır.

6102 sayılı Kanun'un 446 ncı maddesi gereğince toplantıya katılan ortağın karara red oyu kullanarak söz konusu karara muhalif kalması ve bu hususun ayrıca zapta geçirilmesi gerektiğinden, oylama öncesi yapılan görüşmeler esnasında sunulan öneriye karşı olunduğunun belirtilmiş olması ve söz konusu karara karşı red oyu kullanmasının alınan karara karşı muhalif olacağı anlamını taşımayacağından, başka bir ifadeyle oylama öncesi peşin muhalefetin olması söz konusu olamayacağından iptal davası açan ortağın oylama sonrası red oyu ve ayrıca toplantı tutanağına muhalefet şerhini de yazdırması gerektiğinden somut olayda 22.04.2017 ve 22.05.2017 tarihli olağan genel kurullarda alınan kararlara karşı red oyu vermesine rağmen toplantı tutanağında herhangi bir muhalefet şerhi bulunmadığından anılan kararın iptali isteminin bu nedenle reddi gerektiği, ilk derece mahkemesince genel kurul kararının iptali için açılan bu davada 22.04.2017 tarihli olağan genel kurul toplantısının 2 no'lu gündem maddesi ve 22.05.2017 tarihli olağan genel kurul toplantısının 2 ve 3 no'lu gündem maddelerinde alınan kararların 6102 sayılı Kanun'un 446 ncı maddesindeki ön şart (özel dava şartı) gerçekleşmediğinden davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken esastan red kararı verilmesi doğru görülmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 355 inci maddesi gereğince istinaf incelemesinin kapsamı istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılması gerekir ise de, dava şartları kamu düzeninden olduğundan re'sen bu durum gözetilerek davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi gereğince peşin muhalefet geçerli olmadığından davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle;

1.6102 sayılı Kanun'un 446 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi hükmü gereğince karara red oyu kullanılması ve bu husustaki muhalefetin tutanağa geçirilmesi hususu belirlenmiş olduğu ancak muhalefet şerhinin kararın altına altına ya da üstüne yazılması gibi bir düzenleme mevcut olmadığını, kararın üstüne yazılması halinde peşin muhalefet sayılacağı gibi bir ibare mecut olmadığı gibi, hükümden böyle bir anlam çıkarılmasının da mümkün olmadığını,

2. Bilirkişi raporunda 6102 sayılı Kanun'un 445 inci maddesi uyarınca iptal edilebilirlik sebepleri değerlendirilmeyip butlan sebeplerinden de sadece oy ve hisse nisabı değerlendirildiğini, kalan butlan ve iptal edilebilirlik sebepleri hiçbir şekilde değerlendirilmeden verilen rapora itiraz ve yeniden konusunda uzman bilirkişilerden rapor alınma istemi reddedildiğini, zira, ortaklardan ... ... ve ... ...’nin davacıya yaptıkları hisse devirleri ve hisse devirlerinin tescil edilmemesi sebebi ile bu hisselere ait oy hakkının nasıl ve ne şekilde kullanılacağı, yönetim kurul başkanının özen ve bağlılık yükümlülüğüne aykırı davranışları ile şirkete ait taşınmazlara değer biçilmesindeki yolsuzluğuna ilişkin verilen Konya 1.

Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/238 E. sayılı dava ve bu hususta Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesinin 2018/357 E., 2019/73 K. sayı ve 21.01.2019 tarihli kararı ile yönetim kurulu başkanının müzakereye katılma yasağı, oy kullanma yasağı ve oy kullanıp-kullanamayacağı, şirketle işlem yapma yasağına ilişkin Konya 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/30 E. sayılı dava dosyası, ve itiraz edilen tüm hususların bilirkişi raporunda irdelenmediğini,

3. Butlan ve iptal edilebilirlik sebepleri ile iptal davası açılabilmesi, şirket yöneticisi hakkında hukuki sorumluluk davasına bağlı olduğunu ve bu konuda açılmış ve halen derdest olan Konya 3. Asliye Ticaret mahkemesinin 2016/435 E. sayılı dosyasının bekletici mesele yapılması gerektiğini, ancak bu konuda ki taleplerin değerlendirilmeksizin hüküm tesis edildiğini ve dosyaya sunulan hukuki mütalaanın nazara alınmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, genel kurul kararının iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1.6100 sayılı Kanun’un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, TTK'nın 393, 445 ve 446 ncı maddeleri

2.Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 08.12.2015 tarihli 2014/18887 E. ve 2015/13122 K.

02. 06.2014 tarihli ve 2014/3504 E., 2014/10251 K. sayılı kararları

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeple;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Takdir olunan 8.400 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

07.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/920596700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.