Genel kurul kararının iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/4897 E. 2023/671 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': None, 'kanun': None}
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
istinaf incelemesinin kapsamı↗ geçici hukuki koruma↗ peşin muhalefet↗ toplantının ertelenmesi↗ özen ve bağlılık yükümlülüğü↗ oydan yoksunluk↗ bağlılık yükümlülüğü↗ kesin kabul↗ objektif iyi niyet kuralı↗ faaliyet raporu↗ mutlak butlan↗ kayyum atanması↗ özel denetçi↗ temsil yetkisi↗ sözlü yargılama↗ özel dava şartı↗ karar nisabı↗ toplantı tutanağı↗ muhalefet şerhi↗ bekletici mesele↗ butlan↗ esas sözleşme↗ yokluk↗ rekabet yasağı↗ şirketin tasfiyesi↗ tasdik kararı↗ muvazaa↗ olağanüstü genel kurul↗ genel kurul kararının iptali↗ ibra↗ şirket zararı↗ ara karar↗ cy/cy şerhi↗ dava şartı yokluğu↗ derdestlik↗ istinaf incelemesi↗ oy yasağı↗ dürüstlük kuralı↗ olumsuz oy↗ iptal davası↗ temlik↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ usulden reddi↗ bilirkişi incelemesi↗ hukuki yarar↗ yönetim kurulu kararı↗ yetkisizlik kararı↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ dava sebebi↗ eksik inceleme↗ yükleten (shipper)↗ dahili dava↗ vekalet ücreti↗ temsil↗ kesin hüküm↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın süresinde açıldığı, davanın açılmasında davacının hukuki yararı bulunduğu, genel kurulun toplantıya çağrılmasında, toplanmasında, ertelenmesinde, müzakere edilmesinde hukuka aykırı bir durumun bulunmadığı, sadece toplantıda oylamaya sunulan 2016 yılı finansal tablolar ile aynı yıla ait faaliyet raporunun oylamasına 240 (%10) hisseye sahip yönetim kurulu başkanının oylamaya katılmasının hukuka uygun olmadığı, ancak yönetim kurulu başkanı iştirak etmemiş olsaydı bile oya sunulan finansal tablo ve faaliyet raporunun 480 oya karşılık 1440 olumlu oyla tasdik edilmiş olduğu, yönetim kurulu başkanının oylamaya katılmasının alınan kararın sonucuna etkili olmadığı, bu nedenle icra edilen genel kurulun öncesinde ve toplantısında yasal mevzuata uygun hareket edildiği, şeklen kararların iptalinin gerekmediği, bunun yanında davacının alınan kararların mutlak butlanla batıl olduğu iddiasında bulunulmuşsa da; toplantıda alınan kararların 6102 sayılı Kanun'un 447 nci maddesinde sayılan kararlardan olmadığı, her ne kadar davacı tarafça yönetim kurulu başkanının şirketi zarara uğrattığı, hisselerini usulsüz devrettiği, yönetim kurulunun basiretli bir yönetici gibi davranmadığı iddia edilmiş ise de soyut iddia dışında dosyaya kesin kabul edilebilir bir delil sunulmadığı, sadece Konya Asliye l.Ticaret Mahkemesinde yönetim kurulu başkanının şirketi zarara uğratacak şekilde gayrimenkul alımı yapıldığına dair karar verildiğinin gösterildiği, söz konusu kararın kesinleşmediği, davacı ile şirket yönetim kurulu başkanı arasında birinci derecede akrabalık (baba-oğul) bulunduğu, bu davaya dayanak olarak gösterilen olaylarla ilgili sadece Konya Asliye Hukuk ve Asliye Ticaret Mahkemelerinde 10-15 tane davanın bulunduğu ve halen davaların devam ettiği, bu nedenle iddiaların ispatlanmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu eksik incelemeye dayalı ve hükme elverişli olmadığından mahkemenin 22.05.2018 tarih ve 2 no'lu "yeniden bilirkişi incelemesinin reddine" dair ara kararının hukuka aykırı olduğunu, zira bilirkişideki tespitlerin hatalı olduğunu, sunulan hukuki mütalaada yönetim kurulu başkanı ...'nin yasaya aykırı iş ve işlemler yaptığının tespit edilmesine rağmen taraflarınca sunulan hukuki mütalaanın bilirkişi raporunda incelenmediğini; yine 22.05.2018 tarih ve 3 no'lu "sözlü yargılamaya geçilmesine" dair ara kararında hatalı olduğunu, zira yönetim kurulu başkanının hukuki sorumluluğuna ilişkin Konya 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/435 E. sayılı davasının bekletici mesele yapılması gerekirken sözlü yargılama aşamasına geçilmesinin yasaya aykırı olduğunu, ayrıca Konya Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/35144 Soruşturma no'lu dosyasının da bekletici mesele yapılması gerektiğini, 05.07.2017 tarihli delil listesi ile bildirilen tanıkların dinlenmediğini, diğer delillerinin celbedilmediğini, eksik inceleme ile karar verildiğini, yönetim kurulu başkanının 6102 sayılı Kanun'un 375, 397, 396, 65, 66, 393, 551 inci maddelerine açıkça aykırı davrandığını bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu yapılan 22.04.2017 ve 22.05.2017 tarihli olağan genel kurul kararlarının 1 ve 4 no'lu gündem maddelerini açılış konuşması ile dilek ve temennilere ilişkin olması nedeniyle karar niteliğinde bulunmadığından iptalinde söz konusu olmaması karşısında mahkemece bu kararlar yönünden açılan davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, davacı tarafından, dava dışı yönetim kurulu başkanı ...'nin muvazaalı hisse devirleri sonucu oy çokluğunu sağlayarak finansal tabloların ve faaliyet raporunun kabul edilmesini sağlaması nedeniyle de 2 ve 3 no'lu gündem maddelerinin batıl olduğu iddia edilmiş ise de 6102 sayılı Kanun'un 436 ncı maddesinin ikinci fıkrasına göre oydan yoksunluk, yönetim kurulu üyelerini kendilerine ait paylardan doğan oy hakları ile sınırlı olup, yönetim kurulu üyelerince hisse devredilen kişilerin ibrada oydan yoksun olduğuna ilişkin bir sınırlama bulunmadığından davacınınyönetim kurulu başkanının muvazaalı hisse devirleriyle oy çokluğunun sağladığı ve bu nedenle 2 ve 3 no'lu gündem maddelerinde alınan kararların batıl olduğuna ilişkin iddiaları yerinde görülmediği, genel kurulda gündem maddeleri arasında ibra yoksa finansal tabloların görüşülmesi ibra anlamına geleceğinden ve dava konusu genel kurulda da 2 ve 3 no'lu maddelerde faaliyet raporlarının okunduğu ve finansal tabloların görüşüldüğü oylamada her ne kadar yönetim kurulu üyesi oy kullanmış ise de kullanmış olduğu oyun sonuca etkili olmadığı, bu nedenle alınan kararların kanuna, ana sözleşmeye ve objektif iyi niyet kurallarına aykırı bir durumunun bulunmadığı gibi yokluk ve butlan müeyyidesine tabi olmadığından söz konusu kararların iptalinin istenebilmesi için muhalefet şerhinin tutanağa geçirilmesi de zorunlu olduğu dava konusu 22.04.2017 ve 22.05.2017 tarihli olağan genel kurul toplantılarında görüşülen hususlar ve alınan kararlar konusunda şirket ortağı olan davacının vekili oylamadan önce görüşünü belirtmiş, oy çokluğu ile şirketin finansal tabloların ve yönetim kurulunun faaliyet raporunun müzakere edilerek kabulüne karar verilmiş, davacı yanca oylamada red oyu kullanılmıştır. 6102 sayılı Kanun'un 446 ncı maddesi gereğince toplantıya katılan ortağın karara red oyu kullanarak söz konusu karara muhalif kalması ve bu hususun ayrıca zapta geçirilmesi gerektiğinden, oylama öncesi yapılan görüşmeler esnasında sunulan öneriye karşı olunduğunun belirtilmiş olması ve söz konusu karara karşı red oyu kullanmasının alınan karara karşı muhalif olacağı anlamını taşımayacağından, başka bir ifadeyle oylama öncesi peşin muhalefetin olması söz konusu olamayacağından iptal davası açan ortağın oylama sonrası red oyu ve ayrıca toplantı tutanağına muhalefet şerhini de yazdırması gerektiğinden somut olayda 22.04.2017 ve 22.05.2017 tarihli olağan genel kurullarda alınan kararlara karşı red oyu vermesine rağmen toplantı tutanağında herhangi bir muhalefet şerhi bulunmadığından anılan kararın iptali isteminin bu nedenle reddi gerektiği, ilk derece mahkemesince genel kurul kararının iptali için açılan bu davada 22.04.2017 tarihli olağan genel kurul toplantısının 2 no'lu gündem maddesi ve 22.05.2017 tarihli olağan genel kurul toplantısının 2 ve 3 no'lu gündem maddelerinde alınan kararların 6102 sayılı Kanun'un 446 ncı maddesindeki ön şart (özel dava şartı) gerçekleşmediğinden davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken esastan red kararı verilmesi doğru görülmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 355 inci maddesi gereğince istinaf incelemesinin kapsamı istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılması gerekir ise de, dava şartları kamu düzeninden olduğundan re'sen bu durum gözetilerek davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi gereğince peşin muhalefet geçerli olmadığından davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle;
1.6102 sayılı Kanun'un 446 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi hükmü gereğince karara red oyu kullanılması ve bu husustaki muhalefetin tutanağa geçirilmesi hususu belirlenmiş olduğu ancak muhalefet şerhinin kararın altına altına ya da üstüne yazılması gibi bir düzenleme mevcut olmadığını, kararın üstüne yazılması halinde peşin muhalefet sayılacağı gibi bir ibare mecut olmadığı gibi, hükümden böyle bir anlam çıkarılmasının da mümkün olmadığını,
2. Bilirkişi raporunda 6102 sayılı Kanun'un 445 inci maddesi uyarınca iptal edilebilirlik sebepleri değerlendirilmeyip butlan sebeplerinden de sadece oy ve hisse nisabı değerlendirildiğini, kalan butlan ve iptal edilebilirlik sebepleri hiçbir şekilde değerlendirilmeden verilen rapora itiraz ve yeniden konusunda uzman bilirkişilerden rapor alınma istemi reddedildiğini, zira, ortaklardan ... ... ve ... ...’nin davacıya yaptıkları hisse devirleri ve hisse devirlerinin tescil edilmemesi sebebi ile bu hisselere ait oy hakkının nasıl ve ne şekilde kullanılacağı, yönetim kurul başkanının özen ve bağlılık yükümlülüğüne aykırı davranışları ile şirkete ait taşınmazlara değer biçilmesindeki yolsuzluğuna ilişkin verilen Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/238 E. sayılı dava ve bu hususta Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesinin 2018/357 E., 2019/73 K. sayı ve 21.01.2019 tarihli kararı ile yönetim kurulu başkanının müzakereye katılma yasağı, oy kullanma yasağı ve oy kullanıp-kullanamayacağı, şirketle işlem yapma yasağına ilişkin Konya 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/30 E. sayılı dava dosyası, ve itiraz edilen tüm hususların bilirkişi raporunda irdelenmediğini,
3. Butlan ve iptal edilebilirlik sebepleri ile iptal davası açılabilmesi, şirket yöneticisi hakkında hukuki sorumluluk davasına bağlı olduğunu ve bu konuda açılmış ve halen derdest olan Konya 3. Asliye Ticaret mahkemesinin 2016/435 E. sayılı dosyasının bekletici mesele yapılması gerektiğini, ancak bu konuda ki taleplerin değerlendirilmeksizin hüküm tesis edildiğini ve dosyaya sunulan hukuki mütalaanın nazara alınmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, genel kurul kararının iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Kanun’un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, TTK'nın 393, 445 ve 446 ncı maddeleri
2.Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 08.12.2015 tarihli 2014/18887 E. ve 2015/13122 K. 02.06.2014 tarihli ve 2014/3504 E., 2014/10251 K. sayılı kararları
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Genel kurul kararının iptali | Özel denetçi tayini
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/6419 E. 2023/818 K.
Ortak:oydan yoksunluk · mutlak butlan · özel denetçi · karar nisabı · toplantı tutanağı · muhalefet şerhi · butlan · olağanüstü genel kurul · dava şartı
İncelediğiniz karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu yapılan 22.04.2017 ve 22.05.2017 tarihli «olağan genel kurul» kararlarının 1 ve 4 no'lu gündem maddelerini açılış konuşması ile dilek ve temennilere ilişkin olması nedeniyle karar niteliğinde bulunmadığından iptalinde söz konusu olmaması karşısında mahkemece bu kararlar yönünden açılan davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, davacı tarafından, dava dışı «yönetim kurulu» başkanı ...'nin «muvazaalı» hisse devirleri sonucu oy çokluğunu sağlayarak finansal tabloların ve faaliyet raporunun kabul edilmesini sağlaması nedeniyle de 2 ve 3 no'lu gündem maddelerinin batıl olduğu iddia edilmiş ise de 6102 sayılı Kanun'un 436 ncı maddesinin ikinci fıkrasına göre «oydan yoksunluk», yönetim kurulu üyelerini kendilerine ait paylardan doğan oy hakları ile sınırlı olup, yönetim kurulu üyelerince hisse devredilen kişilerin «ibrada» oydan yoksun olduğuna ilişkin bir sınırlama bulunmadığından davacınınyönetim kurulu başkanının muvazaalı hisse devirleriyle oy çokluğunun sağladığı ve bu nedenle 2 ve 3 no'lu gündem maddelerinde alınan kararların batıl olduğuna ilişkin iddiaları yerinde görülmediği, genel kurulda gündem maddeleri arasında ibra yoksa finansal tabloların görüşülmesi ibra anlamına geleceğinden ve dava konusu genel kurulda da 2 ve 3 no'lu maddelerde «faaliyet raporlarının» okunduğu ve finansal tabloların görüşüldüğü oylamada her ne kadar yönetim kurulu üyesi oy kullanmış ise de kullanmış olduğu oyun sonuca etkili olmadığı, bu nedenle alınan kararların kanuna, ana sözleşmeye ve «objektif iyi niyet kurallarına» aykırı bir durumunun bulunmadığı gibi «yokluk» ve «butlan» müeyyidesine tabi olmadığından söz konusu kararların iptalinin istenebilmesi için «muhalefet şerhinin» tutanağa geçirilmesi de zorunlu olduğu dava konusu 22.04.2017 ve 22.05.2017 tarihli olağan genel kurul toplantılarında görüşülen hususlar ve alınan kararlar konusu …
… belirtilmiş olması ve söz konusu karara karşı red oyu kullanmasının alınan karara karşı muhalif olacağı anlamını taşımayacağından, başka bir ifadeyle oylama öncesi «peşin muhalefetin» olması söz konusu olamayacağından «iptal davası» açan ortağın oylama sonrası red oyu ve ayrıca «toplantı tutanağına» «muhalefet şerhini» de yazdırması gerektiğinden somut olayda 22.04.2017 ve 22.05.2017 tarihli «olağan genel kurullarda» alınan kararlara karşı red oyu vermesine rağmen toplantı tutanağında herhangi bir muhalefet şerhi bulunmadığından anılan kararın iptali isteminin bu nedenle reddi gerektiği, ilk derece mahkemesince «genel kurul kararının iptali» için açılan bu davada 22.04.2017 tarihli olağan genel kurul toplantısının 2 no'lu gündem maddesi ve 22.05.2017 tarihli olağan genel kurul toplantısının 2 ve 3 no'lu gündem maddelerinde alınan kararların 6102 sayılı Kanun'un 446 ncı maddesindeki ön şart (özel dava şartı) gerçekleşmediğinden davanın «usulden reddine» karar verilmesi gerekirken esastan red kararı verilmesi doğru görülmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 355 inci maddesi gereğince «istinaf incelemesinin kapsamı» istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılması gerekir ise de, dava şartları kamu düzeninden olduğundan re'sen bu durum gözetilerek davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi gereğince peşin muhalefet geçerli olmadığından davanın dava «şartı yokluğundan» usulden reddine karar verilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın süresinde açıldığı, davanın açılmasında davacının «hukuki yararı» bulunduğu, genel kurulun toplantıya çağrılmasında, «toplanmasında, ertelenmesinde», müzakere edilmesinde hukuka aykırı bir durumun bulunmadığı, sadece toplantıda oylamaya sunulan 2016 yılı finansal tablolar ile aynı yıla ait faaliyet raporunun oylamasına 240 (%10) hisseye sahip «yönetim kurulu» başkanının oylamaya katılmasının hukuka uygun olmadığı, ancak yönetim kurulu başkanı iştirak etmemiş olsaydı bile oya sunulan finansal tablo ve faaliyet raporunun 480 oya karşılık 1440 olumlu oyla «tasdik» edilmiş olduğu, yönetim kurulu başkanının oylamaya katılmasının alınan kararın sonucuna etkili olmadığı, bu nedenle icra edilen genel kurulun öncesinde ve toplantısında yasal mevzuata uygun hareket edildiği, şeklen kararların iptalinin gerekmediği, bunun yanında davacının alınan kararların «mutlak butlanla» batıl olduğu iddiasında bulunulmuşsa da; toplantıda alınan kararların 6102 sayılı Kanun'un 447 nci maddesinde sayılan kararlardan olmadığı, her ne kadar davacı tarafça yönetim kurulu başkanının «şirketi zarara» uğrattığı, hisselerini usulsüz devrettiği, yönetim kurulunun basiretli bir yönetici gibi davranmadığı iddia edilmiş ise de soyut iddia dışında dosyaya «kesin kabul» edilebilir bir delil sunulmadığı, sadece Konya Asliye l.Ticaret Mahkemesinde yönetim kurulu başkanının şirketi zarara uğratacak şekilde gayrimenkul alımı yapıldığı …
Benzer bu karardaTemyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; genel kurulun 5 inci maddesinde oylaması yapılan hususun «yönetim kurulu» üyelerinin ibrasına ilişkin olduğunu, «ibra» oylamasında «oydan yoksunluğun» 6102 sayılı Kanun’un 436 ncı maddesine dayandığını ve «emredici» nitelikte olduğunu, bu nedenle müvekkilin «muhalefet şerhi» olsun ya da olmasın dava dilekçesinde bu yönde yapılan itirazların ve iptal sebeplerinin Mahkemece incelenmesi ve ibra oylaması için gerekli «nisabın» sağlanıp sağlanamadığı hususlarının araştırılması gerektiğini, muhalefet şerhi bulunmadığından bahisle davanın reddine ilişkin gerekçenin doğru olmadığını, muhasebe ilkelerine ve vergi mevzuatına aykırı, gerçek durumu yansıtmayan bir bilanço söz konusu olduğundan işbu bilanço ve sair finansal tablolara istinaden alınan ibra kararının «mutlak butlanla» batıl olduğunu, her ne kadar oy çokluğu ile yönetim kurulu üyelerinin ibrasına karar verilmiş ise de söz konusu karar bilançoların gerçeği yansıtmaması ve davalı şirket hesaplarında yapılan usulsüzlükler nedeniyle «geçersiz» olduğunu, gündemin 4 üncü maddesinin sondan bir paragraf öncesi incelendiğinde ...'ın karara şerh düştüğünü, karar aleyhine oy kullanan pay sahibinin kim olduğu açıkça «toplantı tutanağından» anlaşıldığı durumlarda ayrıca karara muhalif olunduğunun yazılmasının gerekmediğini, «bilirkişi incelemesi» yaptırılmadığını ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının bizzat katıldığı 12.10.2017 tarihli «olağan genel kurul» toplantısında alınan 4 numaralı karar 2016 yılı hesap dönemine ilişkin finansal tabloların okunması, müzakeresi ve onaylanmasına ilişkin olup davacının oylama öncesi söz alarak «bilgi alma hakkını» ileri sürerek «özel denetçi» atanmasını talep ettiği; ancak davacının «muhalefet şerhinin» bulunmadığı, 5 numaralı karar «yönetim kurulu» üyelerinin ibrasına ilişkin olup davacının muhalefet şerhinin bulunmadığı, 6 numaralı karar 2016 yılına ait kârın ortaklara «dağıtımına» ilişkin olup davacının yukarıdaki sorularının cevaplanmasını talep ettiği; ancak muhalefet şerhinin bulunmadığı, 7 numaralı karar yönetim kurulu üyelerinin seçimine ilişkin olup davacının üyelik talebinin oy çokluğuyla reddedildiği, davacının söz alarak yukarıda belirttiği hususlara ilişkin haklarını saklı tuttuğu; ancak davacının bu karara katılarak olumlu oy kullandığı, 8 numaralı karar ise yönetim kurulu üyelerinin huzur haklarının tespitine ilişkin olup davacının her üyenin aynı bedeli alması gerektiğini ifade ettiği; ancak davacının bu karara yönelik de muhalefet şerhinin bulunmadığı, bu kapsamda davalı şirket genel kurulunda alınan ve dava konusu olan 4 numaralı kararda davacının muhalefet şerhinin bulunmadığı, 5 numaralı kararda davacının muhalefet şerhi bulunmadığı gibi yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin oyalamada yönetim kurulu üyelerinin oy kullanmadığının da anlaşılmasına göre oy «nisabına» ilişkin bir eksiklik ve bu nedenle «butlan» koşullarının bulunmadığı, 6 numaralı kararda davacının muhalefet şerhinin bulunmadığı, 7 numaralı kararda davacının olumlu oy kullanması nedeniyle dava şartı mevcut olmadığı gibi kararda kanun ve ana sözleşme hükümlerine de bir aykırılık bulunmadığı, 8 numaralı kararda ise davacının muhalefet şerhi bulunmadığından dava konusu 4, 6, ve 8 numaralı kararlar yönünden dava «şartı yokluğu» nedeniyle, 5 ve 7 numaralı kararlar yönünden ise butlan ve iptal koşulları mevcut olmadığından davanın reddi gerekirken, tüm kararlar yönünden davanın dava şartı y …
… LK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu tüm bu maddelerin oylanması sırasında davacının sadece «olumsuz» oy kullandığı, «muhalefet şerhini» tutanağa geçirtmediği, sadece 4 numaralı gündem maddesi görüşülür iken «bilgi alma hakkını» ve şirket iş ve işlemlerinin denetlenmesi için «özel denetçi» atanmasını talep ettiğini bildirdiği, her ne kadar davacı tarafından 5 inci maddenin «geçersizliğinin» tespitine karar verilmesi talep edilmiş olup «genel kurul kararının butlanla» batıl olduğunu ileri sürmek için toplantıda muhalefet şerhi konulması zorunlu değil ise de 5 inci madde iptale tabi kararlardan olup batıl kararlardan olmadığı, davacının genel kurul toplantısında bizzat hazır olduğu, iptalini istediği maddeler yönünden olumsuz oy kullanmasına rağmen ilgili maddelere dair muhalefet şerhini tutanağa geçirmediği, davacının 6102 sayılı Kanun'un 437 ve 438 inci madde kapsamında bilgi alma ve inceleme hakkı ve özel denetim isteme hakkının alınan kararlara muhalefet olmadığı gerekçesiyle davanın dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:genel kurul kararının butlanı · bilgi alma hakkı · emredici hüküm · kâr dağıtımı · geçersizlik
Benzer bu kararda… LK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu tüm bu maddelerin oylanması sırasında davacının sadece «olumsuz» oy kullandığı, «muhalefet şerhini» tutanağa geçirtmediği, sadece 4 numaralı gündem maddesi görüşülür iken «bilgi alma hakkını» ve şirket iş ve işlemlerinin denetlenmesi için «özel denetçi» atanmasını talep ettiğini bildirdiği, her ne kadar davacı tarafından 5 inci maddenin «geçersizliğinin» tespitine karar verilmesi talep edilmiş olup «genel kurul kararının butlanla» batıl olduğunu ileri sürmek için toplantıda muhalefet şerhi konulması zorunlu değil ise de 5 inci madde iptale tabi kararlardan olup batıl kararlardan olmadığı, davacının genel kurul toplantısında bizzat hazır olduğu, iptalini istediği maddeler yönünden olumsuz oy kullanmasına rağmen ilgili maddelere dair muhalefet şerhini tutanağa geçirmediği, davacının 6102 sayılı Kanun'un 437 ve 438 inci madde kapsamında bilgi alma ve inceleme hakkı ve özel denetim isteme hakkının alınan kararlara muhalefet olmadığı gerekçesiyle davanın dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının bizzat katıldığı 12.10.2017 tarihli «olağan genel kurul» toplantısında alınan 4 numaralı karar 2016 yılı hesap dönemine ilişkin finansal tabloların okunması, müzakeresi ve onaylanmasına ilişkin olup davacının oylama öncesi söz alarak «bilgi alma hakkını» ileri sürerek «özel denetçi» atanmasını talep ettiği; ancak davacının «muhalefet şerhinin» bulunmadığı, 5 numaralı karar «yönetim kurulu» üyelerinin ibrasına ilişkin olup davacının muhalefet şerhinin bulunmadığı, 6 numaralı karar 2016 yılına ait kârın ortaklara «dağıtımına» ilişkin olup davacının yukarıdaki sorularının cevaplanmasını talep ettiği; ancak muhalefet şerhinin bulunmadığı, 7 numaralı karar yönetim kurulu üyelerinin seçimine ilişkin olup davacının üyelik talebinin oy çokluğuyla reddedildiği, davacının söz alarak yukarıda belirttiği hususlara ilişkin haklarını saklı tuttuğu; ancak davacının bu karara katılarak olumlu oy kullandığı, 8 numaralı karar ise yönetim kurulu üyelerinin huzur haklarının tespitine ilişkin olup davacının her üyenin aynı bedeli alması gerektiğini ifade ettiği; ancak davacının bu karara yönelik de muhalefet şerhinin bulunmadığı, bu kapsamda davalı şirket genel kurulunda alınan ve dava konusu olan 4 numaralı kararda davacının muhalefet şerhinin bulunmadığı, 5 numaralı kararda davacının muhalefet şerhi bulunmadığı gibi yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin oyalamada yönetim kurulu üyelerinin oy kullanmadığının da anlaşılmasına göre oy «nisabına» ilişkin bir eksiklik ve bu nedenle «butlan» koşullarının bulunmadığı, 6 numaralı kararda davacının muhalefet şerhinin bulunmadığı, 7 numaralı kararda davacının olumlu oy kullanması nedeniyle dava şartı mevcut olmadığı gibi kararda kanun ve ana sözleşme hükümlerine de bir aykırılık bulunmadığı, 8 numaralı kararda ise davacının muhalefet şerhi bulunmadığından dava konusu 4, 6, ve 8 numaralı kararlar yönünden dava «şartı yokluğu» nedeniyle, 5 ve 7 numaralı kararlar yönünden ise butlan ve iptal koşulları mevcut olmadığından davanın reddi gerekirken, tüm kararlar yönünden davanın dava şartı y …
Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; genel kurulun 5 inci maddesinde oylaması yapılan hususun «yönetim kurulu» üyelerinin ibrasına ilişkin olduğunu, «ibra» oylamasında «oydan yoksunluğun» 6102 sayılı Kanun’un 436 ncı maddesine dayandığını ve «emredici» nitelikte olduğunu, bu nedenle müvekkilin «muhalefet şerhi» olsun ya da olmasın dava dilekçesinde bu yönde yapılan itirazların ve iptal sebeplerinin Mahkemece incelenmesi ve ibra oylaması için gerekli «nisabın» sağlanıp sağlanamadığı hususlarının araştırılması gerektiğini, muhalefet şerhi bulunmadığından bahisle davanın reddine ilişkin gerekçenin doğru olmadığını, muhasebe ilkelerine ve vergi mevzuatına aykırı, gerçek durumu yansıtmayan bir bilanço söz konusu olduğundan işbu bilanço ve sair finansal tablolara istinaden alınan ibra kararının «mutlak butlanla» batıl olduğunu, her ne kadar oy çokluğu ile yönetim kurulu üyelerinin ibrasına karar verilmiş ise de söz konusu karar bilançoların gerçeği yansıtmaması ve davalı şirket hesaplarında yapılan usulsüzlükler nedeniyle «geçersiz» olduğunu, gündemin 4 üncü maddesinin sondan bir paragraf öncesi incelendiğinde ...'ın karara şerh düştüğünü, karar aleyhine oy kullanan pay sahibinin kim olduğu açıkça «toplantı tutanağından» anlaşıldığı durumlarda ayrıca karara muhalif olunduğunun yazılmasının gerekmediğini, «bilirkişi incelemesi» yaptırılmadığını ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
-
İptal davasında usulüne uygun muhalefet şerhi dava şartıdır; peşin muhalefet yeterli değildir
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/376 E. 2024/3850 K.
Ortak:genel kurul kararının iptali · muhalefet şerhi · peşin muhalefet · dava şartı
İncelediğiniz kararda… belirtilmiş olması ve söz konusu karara karşı red oyu kullanmasının alınan karara karşı muhalif olacağı anlamını taşımayacağından, başka bir ifadeyle oylama öncesi «peşin muhalefetin» olması söz konusu olamayacağından «iptal davası» açan ortağın oylama sonrası red oyu ve ayrıca «toplantı tutanağına» «muhalefet şerhini» de yazdırması gerektiğinden somut olayda 22.04.2017 ve 22.05.2017 tarihli «olağan genel kurullarda» alınan kararlara karşı red oyu vermesine rağmen toplantı tutanağında herhangi bir muhalefet şerhi bulunmadığından anılan kararın iptali isteminin bu nedenle reddi gerektiği, ilk derece mahkemesince «genel kurul kararının iptali» için açılan bu davada 22.04.2017 tarihli olağan genel kurul toplantısının 2 no'lu gündem maddesi ve 22.05.2017 tarihli olağan genel kurul toplantısının 2 ve 3 no'lu gündem maddelerinde alınan kararların 6102 sayılı Kanun'un 446 ncı maddesindeki ön şart (özel dava şartı) gerçekleşmediğinden davanın «usulden reddine» karar verilmesi gerekirken esastan red kararı verilmesi doğru görülmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 355 inci maddesi gereğince «istinaf incelemesinin kapsamı» istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılması gerekir ise de, dava şartları kamu düzeninden olduğundan re'sen bu durum gözetilerek davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi gereğince peşin muhalefet geçerli olmadığından davanın dava «şartı yokluğundan» usulden reddine karar verilmiştir.
… maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi hükmü gereğince karara red oyu kullanılması ve bu husustaki muhalefetin tutanağa geçirilmesi hususu belirlenmiş olduğu ancak «muhalefet şerhinin» kararın altına altına ya da üstüne yazılması gibi bir düzenleme mevcut olmadığını, kararın üstüne yazılması halinde «peşin muhalefet» sayılacağı gibi bir ibare mecut olmadığı gibi, hükümden böyle bir anlam çıkarılmasının da mümkün olmadığını, 2.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu yapılan 22.04.2017 ve 22.05.2017 tarihli «olağan genel kurul» kararlarının 1 ve 4 no'lu gündem maddelerini açılış konuşması ile dilek ve temennilere ilişkin olması nedeniyle karar niteliğinde bulunmadığından iptalinde söz konusu olmaması karşısında mahkemece bu kararlar yönünden açılan davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, davacı tarafından, dava dışı «yönetim kurulu» başkanı ...'nin «muvazaalı» hisse devirleri sonucu oy çokluğunu sağlayarak finansal tabloların ve faaliyet raporunun kabul edilmesini sağlaması nedeniyle de 2 ve 3 no'lu gündem maddelerinin batıl olduğu iddia edilmiş ise de 6102 sayılı Kanun'un 436 ncı maddesinin ikinci fıkrasına göre «oydan yoksunluk», yönetim kurulu üyelerini kendilerine ait paylardan doğan oy hakları ile sınırlı olup, yönetim kurulu üyelerince hisse devredilen kişilerin «ibrada» oydan yoksun olduğuna ilişkin bir sınırlama bulunmadığından davacınınyönetim kurulu başkanının muvazaalı hisse devirleriyle oy çokluğunun sağladığı ve bu nedenle 2 ve 3 no'lu gündem maddelerinde alınan kararların batıl olduğuna ilişkin iddiaları yerinde görülmediği, genel kurulda gündem maddeleri arasında ibra yoksa finansal tabloların görüşülmesi ibra anlamına geleceğinden ve dava konusu genel kurulda da 2 ve 3 no'lu maddelerde «faaliyet raporlarının» okunduğu ve finansal tabloların görüşüldüğü oylamada her ne kadar yönetim kurulu üyesi oy kullanmış ise de kullanmış olduğu oyun sonuca etkili olmadığı, bu nedenle alınan kararların kanuna, ana sözleşmeye ve «objektif iyi niyet kurallarına» aykırı bir durumunun bulunmadığı gibi «yokluk» ve «butlan» müeyyidesine tabi olmadığından söz konusu kararların iptalinin istenebilmesi için «muhalefet şerhinin» tutanağa geçirilmesi de zorunlu olduğu dava konusu 22.04.2017 ve 22.05.2017 tarihli olağan genel kurul toplantılarında görüşülen hususlar ve alınan kararlar konusu …
Benzer bu kararda… kurul toplantısının tarihi ve gündem maddelerinin ortaklara toplantı öncesinde usulen bildirildiği, sermayenin tamamının toplantıya katıldığı, toplantıda daha önce «ilan» edilen gündem maddelerinin görüşüldüğü gündemin dışına çıkılmadığı, iptali istenen 3/a maddesinde, şirket ortakları arasında yapılan hisse devirlerinin görüşülüp oy çokluğu ile kabul edildiği, 3/b maddesinde ise «şirket müdürlerinin» yetkilerinde bir değişiklik yapılmaksızın aynen devam edilmesinin görüşülüp oy çokluğuyla kabul edildiği, davacının her iki gündem maddesi yönünden red oyu kullandığı, noterlikten yapılmış 24.12.2018 tarihli «hisse devir sözleşmesi» ile şirket ortaklarından ...'ın şirkette bulunan 40 payın 32'sini ...'a 800,00 TL bedelle, 8'ini ...'a 200,00 TL bedelle devrettiği, ... sahip olduğu 24 payın 12'sini ...'a 300,00 TL bedelle, 11'ini ...'a 275,00 TL bedelle, 11'ini ...'a 275,00 TL bedelle devrettiği, 6102 sayılı Kanun'un 445 ve 446 ncı maddeleri düzenlemelerine göre, davacının davalı şirketin ortaklarından biri olup dava açma hak ve «yetkisine» sahip olduğu, davanın yasada öngörülen 3 aylık süre içerisinde açıldığı, İlk Derece Mahkemesince iptali istenen 3/b gündem maddesine yönelik genel kurulca alınmış icra edilebilir bir karar bulunmadığından bahisle davanın reddi gerektiği belirtilmiş ise de, genel kurul «toplantı tutanağına» göre 3/b maddesinde "şirket müdürlerinin yetkilerinde bir değişiklik olmadığı ve aynen devam edilmesine ilişkin gündem maddesinin görüşülmesine geçildi" denildikten sonra devamında davacı vekilinin söz alarak "öncelikli vekil edenim pay sahibi tarafından şirkete karşı, ortaklara karşı ve özellikle müdür olan ortaklara açmış oldukları davalar ve ceza «şikayetleri» söz konusu olup, bu sebeplerle bu kişilere müdür sıfatıyla şirketi «temsil» ve ilzam etmesini kabul etmiyoruz" şeklinde beyanda bulunduğu ve devamında ise oylama yapılarak 3-b maddesinin oy çokluğu ile kabul edildiği, her ne kadar mahkemece 3-b maddesinin devamında yapılan oylamanın görüşülen konuya ilişkin olmadığı, «hisse devrine» ilişkin olduğu kabul edilmiş ise de, hisse devirlerine ilişkin oylamanın 3/a maddesinde yapıldığı ve oy çokluğu ile kabul edildiği anlaşıldığından, 3/a maddesinde görüşülen ve oylanan hususun 3/b maddesinde yeniden görüşülmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, 3/b maddesinin 3.fıkrasında yapılan oylamanın şirket müdürlerinin yetkisinin devamına ilişkin olduğunun kabulü gerektiği, ancak, 6102 sayılı Kanun'un 446 ncı maddesi gereğince toplantıya katılan ortağın karara red oyu kullanarak söz konusu karara muhalif kalması ve bu hususun ayrıca zapta geçirilmesi gerektiğinden, oylama öncesi yapılan görüşmeler esnasında sunulan öneriye karşı olunduğunun belirtilmiş olması ve söz konusu karara karşı red oyu kullanmasının alınan karara karşı muhalif olacağı anlamını taşımadığı, oylama öncesi «peşin muhalefet» söz konusu olamayacağından «iptal davası» açan ortağın oylama sonrası red oyu ve ayrıca toplantı tutanağına «muhalefet şerhini» de yazdırması gerektiği, somut olayda 23.12.2018 tarihli genel kurulda davacının gündemin 3/b maddesinde alınan karara karşı red oyu vermesine rağmen, oylamalar sonrasında toplantı tutanağında herhangi bir muhalefet şerhi bulunmadığı, böylelikle usulüne uygun muhalefetin bulunmadığı anlaşıldığından 3/b nolu karar yönünden davanın bu gerekçe ile reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile hüküm kurulmasının doğru görülmediği, dava konusu genel kurulun 3/a maddesi yönünden ise, yine davacının karara karşı red oyu vermesine rağmen oylamalar sonrasında toplantı tutanağında herhangi bir muhalefet şerhi bulunmadığı, davacının oylama öncesindeki beyan ve düşüncelerinin peşin muhalefet niteliğinde olduğu, bu haliyle 3/a maddesinin iptali için yasal koşulların oluşmadığı anlaşıldığından İlk Derece Mahkemesince 3/a maddesi yönünden yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçe yönünden kaldırılmasına, davanın dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki «genel kurul kararının iptali» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
… KEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 595 inci maddesine göre «pay devrinin» geçerli olabilmesi için yazılı şekilde yapılması, tarafların imzalarının noterce onaylanmış olması ve pay devrine ortaklar kurulunun onay vermesi gerektiği, somut olayda, pay devrine onay veren genel kurul tarihinin 23.12.2018 olup bu tarih itibariyle taraflar arasında imzalanmış yazılı «pay devir sözleşmesi» bulunmadığı, devir sözleşmesinin genel kurul toplantısından bir gün sonra 24.12.2018 tarihinde yapıldığı, bilirkişi raporunda karar tarihi itibariyle imzaları noterce onaylanmış yazılı bir sözleşme bulunmadığı başka bir anlatımla kanuna uygun şekilde gerçekleşmiş pay devri bulunmadığından genel kurul toplantısında alınan 3-a maddesinin iptal edilmesi gerektiği belirtilmiş ise de, 595 inci madde hükmüne göre pay devrine onay veren «ortaklar kurulu» kararının mutlaka «hisse devir sözleşmesinden» sonra alınması gerektiği yani hisse devir sözleşmesinden önceki onay işleminin geçerli olmayacağı şeklinde bir sonuca varılmasının mümkün olmadığı, ön onay veya peşin onay işleminin sırf bu nedenle kanun nazarında hükümsüz kabul edilemeyeceği, hisse devir konusunun 24.12.2018 tarihli ortaklar kurulunda ikinci kez görüşüldüğü ve kabul edildiği, 6102 sayılı Kanun'un 598 inci maddesi uyarınca gerçekleşen tescil işlemi ve şirket «pay defterindeki» değişiklik işlemlerinin bu 24.12.2018 tarihli karar dayanak gösterilerek yapıldığı, gelinen durum itibariyle «hisse devrine» onay veren «ortaklar kurulu kararının iptalini» gerektiren bir durum olmadığı, kaldı ki iptali istenen karara yönelik davacının alınmış karara yönelik muhalefeti bulunmadığı, davacının oylama öncesindeki beyan ve düşüncelerinin «peşin muhalefet» niteliğinde olduğu, bu yönüyle 3-a maddesinin iptali için yasal koşulların oluşmadığı, davaya konu genel kurulun 3-b maddesinde «şirket müdürlerinin» yetkilerinde bir değişiklik yapılmadan aynen devam edilmesine ilişkin gündem maddesinin görüşüldüğü davacı ortağın gündem maddesine ilişkin düşüncelerini oylama öncesinde beyan ettiği, sonrasında yapılan oylamanın görüşülen konuya ilişkin olmadığı, hisse devrine ilişkin olduğu, tutanağın yanlış tanzim edildiğine ilişkin dava dilekçesinde herhangi bir iddiada bulunulmadığı dolayısıyla iptali istenen gündem maddesine yönelik genel kurulca alınmış icra edilebilir bir karar bulunmadığı, kaldı ki «şirket müdürleri» hakkında kesinleşmiş bir mahkumiyet kararı bulunmadığı, devam eden davalar bulunmasının «azil» nedeni veya yeniden seçime engel bir hal olmadığı, şirket müdürünün görevini kötüye kullandığı veya şirket menfaatlerini ihlal ettiğine dair somut bir iddia öne sü …
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Genel kurul kararının iptalinde üç aylık hak düşürücü süre ve muhalefet şerhi şartı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/8751 E. 2023/3091 K.
Ortak:genel kurul kararının iptali · muhalefet şerhi · dava şartı · hak düşürücü süre · Genel kurul kararının iptali
İncelediğiniz kararda… belirtilmiş olması ve söz konusu karara karşı red oyu kullanmasının alınan karara karşı muhalif olacağı anlamını taşımayacağından, başka bir ifadeyle oylama öncesi «peşin muhalefetin» olması söz konusu olamayacağından «iptal davası» açan ortağın oylama sonrası red oyu ve ayrıca «toplantı tutanağına» «muhalefet şerhini» de yazdırması gerektiğinden somut olayda 22.04.2017 ve 22.05.2017 tarihli «olağan genel kurullarda» alınan kararlara karşı red oyu vermesine rağmen toplantı tutanağında herhangi bir muhalefet şerhi bulunmadığından anılan kararın iptali isteminin bu nedenle reddi gerektiği, ilk derece mahkemesince «genel kurul kararının iptali» için açılan bu davada 22.04.2017 tarihli olağan genel kurul toplantısının 2 no'lu gündem maddesi ve 22.05.2017 tarihli olağan genel kurul toplantısının 2 ve 3 no'lu gündem maddelerinde alınan kararların 6102 sayılı Kanun'un 446 ncı maddesindeki ön şart (özel dava şartı) gerçekleşmediğinden davanın «usulden reddine» karar verilmesi gerekirken esastan red kararı verilmesi doğru görülmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 355 inci maddesi gereğince «istinaf incelemesinin kapsamı» istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılması gerekir ise de, dava şartları kamu düzeninden olduğundan re'sen bu durum gözetilerek davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi gereğince peşin muhalefet geçerli olmadığından davanın dava «şartı yokluğundan» usulden reddine karar verilmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu yapılan 22.04.2017 ve 22.05.2017 tarihli «olağan genel kurul» kararlarının 1 ve 4 no'lu gündem maddelerini açılış konuşması ile dilek ve temennilere ilişkin olması nedeniyle karar niteliğinde bulunmadığından iptalinde söz konusu olmaması karşısında mahkemece bu kararlar yönünden açılan davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, davacı tarafından, dava dışı «yönetim kurulu» başkanı ...'nin «muvazaalı» hisse devirleri sonucu oy çokluğunu sağlayarak finansal tabloların ve faaliyet raporunun kabul edilmesini sağlaması nedeniyle de 2 ve 3 no'lu gündem maddelerinin batıl olduğu iddia edilmiş ise de 6102 sayılı Kanun'un 436 ncı maddesinin ikinci fıkrasına göre «oydan yoksunluk», yönetim kurulu üyelerini kendilerine ait paylardan doğan oy hakları ile sınırlı olup, yönetim kurulu üyelerince hisse devredilen kişilerin «ibrada» oydan yoksun olduğuna ilişkin bir sınırlama bulunmadığından davacınınyönetim kurulu başkanının muvazaalı hisse devirleriyle oy çokluğunun sağladığı ve bu nedenle 2 ve 3 no'lu gündem maddelerinde alınan kararların batıl olduğuna ilişkin iddiaları yerinde görülmediği, genel kurulda gündem maddeleri arasında ibra yoksa finansal tabloların görüşülmesi ibra anlamına geleceğinden ve dava konusu genel kurulda da 2 ve 3 no'lu maddelerde «faaliyet raporlarının» okunduğu ve finansal tabloların görüşüldüğü oylamada her ne kadar yönetim kurulu üyesi oy kullanmış ise de kullanmış olduğu oyun sonuca etkili olmadığı, bu nedenle alınan kararların kanuna, ana sözleşmeye ve «objektif iyi niyet kurallarına» aykırı bir durumunun bulunmadığı gibi «yokluk» ve «butlan» müeyyidesine tabi olmadığından söz konusu kararların iptalinin istenebilmesi için «muhalefet şerhinin» tutanağa geçirilmesi de zorunlu olduğu dava konusu 22.04.2017 ve 22.05.2017 tarihli olağan genel kurul toplantılarında görüşülen hususlar ve alınan kararlar konusu …
… maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi hükmü gereğince karara red oyu kullanılması ve bu husustaki muhalefetin tutanağa geçirilmesi hususu belirlenmiş olduğu ancak «muhalefet şerhinin» kararın altına altına ya da üstüne yazılması gibi bir düzenleme mevcut olmadığını, kararın üstüne yazılması halinde «peşin muhalefet» sayılacağı gibi bir ibare mecut olmadığı gibi, hükümden böyle bir anlam çıkarılmasının da mümkün olmadığını, 2.
Benzer bu karardaTaraflar arasındaki «genel kurul kararının iptali» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirketin %20 payına sahip ortağı olduğunu, davalı şirketin 15.06.2017 tarihli «olağan genel kurul» toplantısında şirketin 2016 mali yılına ilişkin bağlılık raporları, bilanço ve kar zarar tabloları okunarak müzakere edildiğini ve müvekkilinin 50.000 ret oyuna karşılık diğer hissedarın 200.000 kabul oyu ile «tasdik» edildiğini, oysa bağlılık raporlarının şirketin bilanço ve gelir tablosunda gösterilen bilgilerle uyuşmadığını, davalı şirketin 06.09.2017 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan 2 nolu karar ile 250.000,00 TL olan şirket sermayesinin 7.250.000,00 TL artırılarak 7.500.000,00 TL'ye çıkarıldığını, bu kararın müvekkilinin 50.000 ret oyuna karşılık diğer hissedarın 200.000 kabul oyu ile alındığını ve müvekkilinin işbu 2 nolu karara karşı «olumsuz» oy kullanarak muhalefet ettiğini, bu kararın kanunun «emredici» hükümlerine, ahlaka ve «kamu düzenine» aykırı olduğunu ileri sürerek 15.06.2017 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan 4 nolu, 06.09.2017 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan 2 nolu «genel kurul kararlarının iptaline» karar verilmesini talep etmiştir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, «genel kurul kararının iptalinin» gerekip gerekmediği hususuna ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hak düşürücü süre
Benzer bu karardaCEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; 2016 yılı «olağan genel kurul» toplantısında alınan kararlara karşı «iptal davası» açabilmesine ilişkin 3 aylık «hak düşürücü sürenin» çoktan sona erdiğini, davacının kararlara karşı usulüne uygun bir muhalefetinin bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 15.06.2017 tarihinde yapılan «olağan genel kurul» toplantısında alınan 4 no'lu kararın, finansal tablolar, bilanço ve kar-zarar hesaplarının «tasdikine» ilişkin olduğu, davacının toplantıda bulunduğu, toplantının 15.06.2017 tarihli olup, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 445 inci maddesi uyarınca karar tarihinden itibaren üç ay içersinde dava açılması gerektiği, davanın ise 03.11.2017 tarihinde «hak düşürücü süre» geçtikten sonra açıldığı, 06.09.2017 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısında alınan 2 no'lu kararın iptaline yönelik davada ise alınan genel kurul kararına yönelik davacı muhalefetininin, davacıya vekaleten toplantıya katılan tarafından kararın alınmasından önce tutanağa geçirildiği, karar oylamasından sonra tutanağa geçirilen bir muhalefetin bulunmadığı, davacı gündem maddesi görüşülürken maddeye yönelik «olumsuz» görüşlerini tutanağa geçirmişse de oylama yapıldıktan sonra karara muhalif olduklarına dair bir beyanda bulunmadığı, oylama öncesi görüşme esnasında muhalefetin, a …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/4897 E. , 2023/671 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ...Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
HÜKÜM
Yeniden esas hakkında hüküm kurulması
Taraflar arasındaki genel kurul kararın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 07.02.2023 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; 1985 yılında kurulan Kaleler Petrol İnş. San. ve Tic. A.Ş.'ne ait hisseleri reel değerleri kendilerine ödenmek suretiyle devir ve temlik aldığını, ... tarafından ikame olunan Konya 1.Asliye Ticaret Mahkemesi 2016/626 E. sayılı davada usul ve yasaya aykırı tedbir kararı ile müvekkilinin kardeşi ve eşinden devir alınan hisselerin müvekkili adına tescil ettirilemediğini, 22.05.2016 tarihli genel kurul toplantısı yapılarak davaya konu yasaya açıkça aykırı genel kurul kararları alındığını, çoğunluk kararı gereğince gündemdeki davaya konu kararlar alındığını, alınan kararların 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 447 nci maddesi uyarınca butlan ile batıl olduğunu, yönetim kurulu başkanının şirketin temel yapısını bozan işlemler yaptığını, sermayenin azalmasına sebebiyet verdiğini, alınan genel kurul kararlarının tamamı ile gerek butlan gerekse yasa, esas sözleşme ve dürüstlük kuralına aykırı kararlar olduğundan iptali gerektiğini, taşınmazların gerçek değerinden fazla bir bedel ile şirketi, ortakları zarara uğratmak, şirketin içini boşaltmak kastıyla devrettiğini, satış bedeli olarak gösterilen fahiş bedeller kadar şirketten alacaklı olduklarını, genel kurul kararı olmaksızın şirket ile işlem yaptığını ve genel kurulun devredilemez yetkisini devir aldığını, kendisi ile ilgili olan müzakereye katıldığını, davaya konu genel kurul toplantısında kendi ibrası için 6102 sayılı Kanun'un 436 ncı maddesine aykırı olarak oy kullandığını, şirketin tasfiyesinden 10.08.2010 tarihli genel kurul kararı ile vazgeçilerek ticari faaliyetine devam ettiğini, yönetim kurulu başkanı ...'nin 6102 sayılı Kanun'un 396 ncı maddesine muhalefet ederek rekabet yasağına aykırı davrandığını, Kemer'de faaliyet gösteren ...
... ... İnş. Ltd. Şti.'ni kurduğunu, yönetici ve hakim ortağı olduğunu, Kaleler Petrol A.Ş.'den bu şirkete paralar aktardığını, muvazaalı iş ve işlemler bittikten sonra bu şirketten hisselerinin çoğunu müvekkilinin oğlu ... ... ... ve ... ...'ye devir ederek borçları diğer oğlu ve torununa bıraktığını, şirket aleyhine icra takibi yapıldığını, şirketin 2016 yılı olağan genel kurul toplantısında müvekkilinin bu yasaya aykırılıkları dile getirdiğini yönetim kurulunun faaliyet raporuna finansal tablolara itirazlarını belirttiğini, olumsuz oy kullandığını, şirketin denetlenmediğini, denetim raporlarının alınmadığını, şirketin keyfi yönetildiğini, gerek davalı Kaleler Petrol A.Ş.'nin gerekse ortakların alacaklarının zarar görmemesi ve şirketin mal varlığının korunması ve sermayenin azalmasının önüne geçilmesi amacı ile geçici hukuki koruma tedbirleri olarak davaya konu 2016 yılı genel kurul kararlarının 6102 sayılı Kanun'un 449 uncu maddesi uyarınca yürütülmesinin durdurulmasını, şirket yönetim kurulunun tasarruf ve temsil yetkilerinin kaldırılarak yönetim kurulunun azli ve şirkete temsil kayyumu atanmasını, şirketin halen denetim organı olmaması sebebi ile davalı şirkete özel denetçi atanmasını, davalı Kaleler Petrol İnş.
San. ve Tic. A.Ş.'nin 22.05.2017 tarihinde yapılan 2016 yılı olağan genel kurul toplantısında alınan tüm genel kurul kararlarının (iptali istenen genel kurul toplantısının mesnedi 22.04.2014 tarihli ertelemeye ilişkin genel kurul toplantısında alınan kararlarda da dahil olmak üzere) 6102 sayılı Kanun'un 447 nci maddesi uyarınca batıl ve yine aynı kanunun 445 inci maddesi uyarınca yasa, esas sözleşme ve dürüstlük kuralına aykırı olması sebebi ile iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının sermaye koymadan babası ...'nin kurduğu şirkete ortak olduğunu ve yönetimini bıraktığı işlerde zarar ettiğini, dava dilekçesinde ileri sürdüğü hususlar için bir çok davanın açılıp devam ettiğini, şirketin genel kurulunun kanun ve usule uygun yapıldığını, davacı tarafından müvekkili şirkete karşı açılan davanın haksız ve hukuka aykırı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın süresinde açıldığı, davanın açılmasında davacının hukuki yararı bulunduğu, genel kurulun toplantıya çağrılmasında, toplanmasında, ertelenmesinde, müzakere edilmesinde hukuka aykırı bir durumun bulunmadığı, sadece toplantıda oylamaya sunulan 2016 yılı finansal tablolar ile aynı yıla ait faaliyet raporunun oylamasına 240 (%10) hisseye sahip yönetim kurulu başkanının oylamaya katılmasının hukuka uygun olmadığı, ancak yönetim kurulu başkanı iştirak etmemiş olsaydı bile oya sunulan finansal tablo ve faaliyet raporunun 480 oya karşılık 1440 olumlu oyla tasdik edilmiş olduğu, yönetim kurulu başkanının oylamaya katılmasının alınan kararın sonucuna etkili olmadığı, bu nedenle icra edilen genel kurulun öncesinde ve toplantısında yasal mevzuata uygun hareket edildiği, şeklen kararların iptalinin gerekmediği, bunun yanında davacının alınan kararların mutlak butlanla batıl olduğu iddiasında bulunulmuşsa da;
toplantıda alınan kararların 6102 sayılı Kanun'un 447 nci maddesinde sayılan kararlardan olmadığı, her ne kadar davacı tarafça yönetim kurulu başkanının şirketi zarara uğrattığı, hisselerini usulsüz devrettiği, yönetim kurulunun basiretli bir yönetici gibi davranmadığı iddia edilmiş ise de soyut iddia dışında dosyaya kesin kabul edilebilir bir delil sunulmadığı, sadece Konya Asliye l.Ticaret Mahkemesinde yönetim kurulu başkanının şirketi zarara uğratacak şekilde gayrimenkul alımı yapıldığına dair karar verildiğinin gösterildiği, söz konusu kararın kesinleşmediği, davacı ile şirket yönetim kurulu başkanı arasında birinci derecede akrabalık (baba-oğul) bulunduğu, bu davaya dayanak olarak gösterilen olaylarla ilgili sadece Konya Asliye Hukuk ve Asliye Ticaret Mahkemelerinde 10-15 tane davanın bulunduğu ve halen davaların devam ettiği, bu nedenle iddiaların ispatlanmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu eksik incelemeye dayalı ve hükme elverişli olmadığından mahkemenin 22.05.2018 tarih ve 2 no'lu "yeniden bilirkişi incelemesinin reddine" dair ara kararının hukuka aykırı olduğunu, zira bilirkişideki tespitlerin hatalı olduğunu, sunulan hukuki mütalaada yönetim kurulu başkanı ...'nin yasaya aykırı iş ve işlemler yaptığının tespit edilmesine rağmen taraflarınca sunulan hukuki mütalaanın bilirkişi raporunda incelenmediğini; yine 22.05.2018 tarih ve 3 no'lu "sözlü yargılamaya geçilmesine" dair ara kararında hatalı olduğunu, zira yönetim kurulu başkanının hukuki sorumluluğuna ilişkin Konya 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/435 E.
sayılı davasının bekletici mesele yapılması gerekirken sözlü yargılama aşamasına geçilmesinin yasaya aykırı olduğunu, ayrıca Konya Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/35144 Soruşturma no'lu dosyasının da bekletici mesele yapılması gerektiğini, 05.07.2017 tarihli delil listesi ile bildirilen tanıkların dinlenmediğini, diğer delillerinin celbedilmediğini, eksik inceleme ile karar verildiğini, yönetim kurulu başkanının 6102 sayılı Kanun'un 375, 397, 396, 65, 66, 393, 551 inci maddelerine açıkça aykırı davrandığını bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu yapılan 22.04.2017 ve 22.05.2017 tarihli olağan genel kurul kararlarının 1 ve 4 no'lu gündem maddelerini açılış konuşması ile dilek ve temennilere ilişkin olması nedeniyle karar niteliğinde bulunmadığından iptalinde söz konusu olmaması karşısında mahkemece bu kararlar yönünden açılan davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, davacı tarafından, dava dışı yönetim kurulu başkanı ...'nin muvazaalı hisse devirleri sonucu oy çokluğunu sağlayarak finansal tabloların ve faaliyet raporunun kabul edilmesini sağlaması nedeniyle de 2 ve 3 no'lu gündem maddelerinin batıl olduğu iddia edilmiş ise de 6102 sayılı Kanun'un 436 ncı maddesinin ikinci fıkrasına göre oydan yoksunluk, yönetim kurulu üyelerini kendilerine ait paylardan doğan oy hakları ile sınırlı olup, yönetim kurulu üyelerince hisse devredilen kişilerin ibrada oydan yoksun olduğuna ilişkin bir sınırlama bulunmadığından davacınınyönetim kurulu başkanının muvazaalı hisse devirleriyle oy çokluğunun sağladığı ve bu nedenle 2 ve 3 no'lu gündem maddelerinde alınan kararların batıl olduğuna ilişkin iddiaları yerinde görülmediği, genel kurulda gündem maddeleri arasında ibra yoksa finansal tabloların görüşülmesi ibra anlamına geleceğinden ve dava konusu genel kurulda da 2 ve 3 no'lu maddelerde faaliyet raporlarının okunduğu ve finansal tabloların görüşüldüğü oylamada her ne kadar yönetim kurulu üyesi oy kullanmış ise de kullanmış olduğu oyun sonuca etkili olmadığı, bu nedenle alınan kararların kanuna, ana sözleşmeye ve objektif iyi niyet kurallarına aykırı bir durumunun bulunmadığı gibi yokluk ve butlan müeyyidesine tabi olmadığından söz konusu kararların iptalinin istenebilmesi için muhalefet şerhinin tutanağa geçirilmesi de zorunlu olduğu dava konusu 22.04.2017 ve 22.05.2017 tarihli olağan genel kurul toplantılarında görüşülen hususlar ve alınan kararlar konusunda şirket ortağı olan davacının vekili oylamadan önce görüşünü belirtmiş, oy çokluğu ile şirketin finansal tabloların ve yönetim kurulunun faaliyet raporunun müzakere edilerek kabulüne karar verilmiş, davacı yanca oylamada red oyu kullanılmıştır.
6102 sayılı Kanun'un 446 ncı maddesi gereğince toplantıya katılan ortağın karara red oyu kullanarak söz konusu karara muhalif kalması ve bu hususun ayrıca zapta geçirilmesi gerektiğinden, oylama öncesi yapılan görüşmeler esnasında sunulan öneriye karşı olunduğunun belirtilmiş olması ve söz konusu karara karşı red oyu kullanmasının alınan karara karşı muhalif olacağı anlamını taşımayacağından, başka bir ifadeyle oylama öncesi peşin muhalefetin olması söz konusu olamayacağından iptal davası açan ortağın oylama sonrası red oyu ve ayrıca toplantı tutanağına muhalefet şerhini de yazdırması gerektiğinden somut olayda 22.04.2017 ve 22.05.2017 tarihli olağan genel kurullarda alınan kararlara karşı red oyu vermesine rağmen toplantı tutanağında herhangi bir muhalefet şerhi bulunmadığından anılan kararın iptali isteminin bu nedenle reddi gerektiği, ilk derece mahkemesince genel kurul kararının iptali için açılan bu davada 22.04.2017 tarihli olağan genel kurul toplantısının 2 no'lu gündem maddesi ve 22.05.2017 tarihli olağan genel kurul toplantısının 2 ve 3 no'lu gündem maddelerinde alınan kararların 6102 sayılı Kanun'un 446 ncı maddesindeki ön şart (özel dava şartı) gerçekleşmediğinden davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken esastan red kararı verilmesi doğru görülmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 355 inci maddesi gereğince istinaf incelemesinin kapsamı istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılması gerekir ise de, dava şartları kamu düzeninden olduğundan re'sen bu durum gözetilerek davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi gereğince peşin muhalefet geçerli olmadığından davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle;
1.6102 sayılı Kanun'un 446 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi hükmü gereğince karara red oyu kullanılması ve bu husustaki muhalefetin tutanağa geçirilmesi hususu belirlenmiş olduğu ancak muhalefet şerhinin kararın altına altına ya da üstüne yazılması gibi bir düzenleme mevcut olmadığını, kararın üstüne yazılması halinde peşin muhalefet sayılacağı gibi bir ibare mecut olmadığı gibi, hükümden böyle bir anlam çıkarılmasının da mümkün olmadığını,
2. Bilirkişi raporunda 6102 sayılı Kanun'un 445 inci maddesi uyarınca iptal edilebilirlik sebepleri değerlendirilmeyip butlan sebeplerinden de sadece oy ve hisse nisabı değerlendirildiğini, kalan butlan ve iptal edilebilirlik sebepleri hiçbir şekilde değerlendirilmeden verilen rapora itiraz ve yeniden konusunda uzman bilirkişilerden rapor alınma istemi reddedildiğini, zira, ortaklardan ... ... ve ... ...’nin davacıya yaptıkları hisse devirleri ve hisse devirlerinin tescil edilmemesi sebebi ile bu hisselere ait oy hakkının nasıl ve ne şekilde kullanılacağı, yönetim kurul başkanının özen ve bağlılık yükümlülüğüne aykırı davranışları ile şirkete ait taşınmazlara değer biçilmesindeki yolsuzluğuna ilişkin verilen Konya 1.
Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/238 E. sayılı dava ve bu hususta Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesinin 2018/357 E., 2019/73 K. sayı ve 21.01.2019 tarihli kararı ile yönetim kurulu başkanının müzakereye katılma yasağı, oy kullanma yasağı ve oy kullanıp-kullanamayacağı, şirketle işlem yapma yasağına ilişkin Konya 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/30 E. sayılı dava dosyası, ve itiraz edilen tüm hususların bilirkişi raporunda irdelenmediğini,
3. Butlan ve iptal edilebilirlik sebepleri ile iptal davası açılabilmesi, şirket yöneticisi hakkında hukuki sorumluluk davasına bağlı olduğunu ve bu konuda açılmış ve halen derdest olan Konya 3. Asliye Ticaret mahkemesinin 2016/435 E. sayılı dosyasının bekletici mesele yapılması gerektiğini, ancak bu konuda ki taleplerin değerlendirilmeksizin hüküm tesis edildiğini ve dosyaya sunulan hukuki mütalaanın nazara alınmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, genel kurul kararının iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Kanun’un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, TTK'nın 393, 445 ve 446 ncı maddeleri
2.Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 08.12.2015 tarihli 2014/18887 E. ve 2015/13122 K.
02. 06.2014 tarihli ve 2014/3504 E., 2014/10251 K. sayılı kararları
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Takdir olunan 8.400 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
07.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/920596700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz