Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/871 E. 2023/4163 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ayıp iddiası↗ ayıpsız misli ile değiştirme↗ haklılık durumu↗ misli ile değiştirme↗ sözleşmeden dönme↗ ayıp ihbarı↗ kısmi kabul↗ munzam zarar↗ ihbar yükümlülüğü↗ iyiniyet kuralı↗ ayıp↗ bedel iadesi↗ avukatlık asgari ücret tarifesi↗ hakkın kötüye kullanılması↗ kâr mahrumiyeti↗ sözleşmenin feshi↗ iyiniyet↗ vekâlet ücreti↗ hakkaniyet↗ ek prim↗ olumsuz oy↗ sebepsiz zenginleşme↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ ihbar↗ temerrüt faizi↗ ihtar↗ yargılama gideri↗ fatura↗ ıslah↗ ihtarname↗ dosya masrafı↗ sigorta poliçesi↗ kusur↗ yükleten (shipper)↗ dahili dava↗ avans faizi↗ karar verilmesine yer olmadığına↗ temerrüt↗ teslim↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının dava konusu aracı davalılara 08.01.2018 tarihinde teslim etmiş olduğu, davacının davası ile sözleşmeden döndüğü ve araç bedelinin tarafına ödenmesi seçimlik hakkını kullanmış olduğu, davalıların araçtaki ayıbı kabul ederek davacının aracı kendilerine teslim ettiği tarihten itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte araç bedelini ve ayrıca davacının çekmiş olduğu ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren davacının ödemiş olduğu motorlu araç vergisi ile kasko ve trafik sigortası poliçeleri ödemelerinin yarısını avans faizi ile birlikte davacıya ödemiş olduğu, davacının seçimlik hakkında sözleşmeyi fesh ederek araç bedelinin ödenmesini talep ettiği, bu durumda davacının aracı teslim tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile araç bedelinin tahsili ve teslimden sonraya denk gelen sigorta bedelleri ile motorlu araçlar vergisinin kalan kısmı dışında davalılardan güncel araç değeri farkı ve aracı kullanamadığı süreye ilişkin kira gideri isteyemeyeceği, davacının araç bedeline ilişkin davasının davalılar tarafından yapılan ödeme nedeniyle konusuz kaldığı gerekçesiyle araç bedeli talebi açısından dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, davacının diğer taleplerinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; aracın ayıpsız bir misli ile değiştirilmesi veya bedelinin iadesi taleplerini ihtarname ile karşı tarafa bildirdiklerini, cevap olarak araçta bir sorun olmadığını ihtarname ile bildirdiğini ancak dava açıldıktan sonra aracın ayıplı olduğunu kabul ederek ödemede bulunulduğunu, satılan ve bedel karşılıklı olarak iade olunmadığı için sözleşmeden dönmenin henüz gerçekleşmediğini, bu nedenle araç bedelinin, faizinin, bütün zarar ve masrafların taraflarına ödenmesi gerektiğini, ancak araç kiralama bedeli ve güncel araç değer farkının ödenmediğini, munzam zararlarının söz konusu olduğunu ve karşılanmadığını, satış bedelinin zamanında taraflarına iade edilmesi halinde araç kiralamak zorunda kalmamış olacaklarını, hiçbir sorun çıkmadan eğer arabayı ayıpsız bir şekilde kullanmaya devam ediyor olsalardı ve aracı satabilselerdi şuan piyasa fiyatına göre kâr etmiş olacaklarını, fakat kusurlu davranan davalı tarafın şuan hakkaniyete aykırı bir şekilde müvekkiline kâr mahrumiyeti yaşattığını, zararın temerrüt faizi ile karşılanamayan bir zarar olduğunu, davalı tarafın kısmi kabul ile müvekkilinin haklılığını kısmen kabul ettiğini, davadaki hükme göre 170.861,95 TL’lik kısmın reddedildiğini, 439.021,04 TL’lik kısmın kabul edildiğini, buna göre davalılar lehine 38.345,32 TL vekâlet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığını, müvekkili lehine 31.510,84 TL ve davalılar lehine 16.201,72 TL vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, kısmi kabul olduğu için yargılama giderlerinin de buna göre paylaştırılması gerektiğini belirterek hükmün kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 331 inci maddesi hükmü uyarınca konusuz kalan kısım yönünden tarafların dava açıldığı tarihteki haklılık durumlarına göre vekâlet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesi gerektiği, ayıp iddiası davalı tarafça kabul edildiğine göre konusuz kalan kısım yönünden davacının davasında haklı olduğu, ancak kurulan hükümden davalıların haklı kabul edildiklerinin anlaşıldığı, bu durumda İlk Derece Mahkemesince karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca taraflar lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken sadece davalı taraf lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi doğru olmadığı, ayrıca davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin de tarafların haklılık durumlarına göre paylaştırılması gerekirken tamamının davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesinin de doğru olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, araç bedeli talebi açısından dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına ve davacının diğer taleplerinin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; aşamalardaki beyanlarına ilaveten, satılan aracın kusursuz bir misli ile değiştirilmesini veya iade alınarak güncel satış bedelinin taraflarına ödenmesinin aksi takdirde benzer ve emsal bir araç kiralanacağının karşı tarafa ihtar edilmesine rağmen taleplerinin önce kabul görmediğini, ancak yargılama sırasında kısmen kabul ile kusurlarının ve aracın ayıplı olduğunun kabul edilerek ödemede bulunulduğunu, ancak ödenmeyen araç kiralama bedeli ve güncel araç değer farkının da ödenmesi gerektiğini, davalı tarafın bütün zararlarını temerrüt faiziyle karşılanabilecek zarar kalemi içine dahil etmesinin hukuka, hakkaniyet ve iyiniyet kurallarına aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, ayıplı araç satışı nedeniyle sözleşmeden dönme, araç bedeli, sigorta primi, vergi bedellerinin tahsili ile araç değer farkı ve ikame araç bedelinin tazmini istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun(6098 sayılı Kanun) 227 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/718 E. 2024/4708 K.
Ortak:sözleşmeden dönme · ayıp · kâr mahrumiyeti · ıslah · dosya masrafı · kusur · teslim
İncelediğiniz karardaİstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; aracın ayıpsız bir misli ile değiştirilmesi veya «bedelinin iadesi» taleplerini «ihtarname» ile karşı tarafa bildirdiklerini, cevap olarak araçta bir sorun olmadığını ihtarname ile bildirdiğini ancak dava açıldıktan sonra aracın ayıplı olduğunu kabul ederek ödemede bulunulduğunu, satılan ve bedel karşılıklı olarak iade olunmadığı için sözleşmeden dönmenin henüz gerçekleşmediğini, bu nedenle araç bedelinin, faizinin, bütün zarar ve «masrafların» taraflarına ödenmesi gerektiğini, ancak araç kiralama bedeli ve güncel araç değer farkının ödenmediğini, «munzam zararlarının» söz konusu olduğunu ve karşılanmadığını, satış bedelinin zamanında taraflarına iade edilmesi halinde araç kiralamak zorunda kalmamış olacaklarını, hiçbir sorun çıkmadan eğer arabayı ayıpsız bir şekilde kullanmaya devam ediyor olsalardı ve aracı satabilselerdi şuan piyasa fiyatına göre kâr etmiş olacaklarını, fakat kusurlu davranan davalı tarafın şuan «hakkaniyete» aykırı bir şekilde müvekkiline kâr «mahrumiyeti» yaşattığını, zararın «temerrüt faizi» ile karşılanamayan bir zarar olduğunu, davalı tarafın «kısmi kabul» ile müvekkilinin haklılığını kısmen kabul ettiğini, davadaki hükme göre 170.861,95 TL’lik kısmın reddedildiğini, 439.021,04 TL’lik kısmın kabul edildiğini, buna göre davalılar lehine 38.345,32 TL vekâlet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığını, müvekkili lehine 31.510,84 TL ve davalılar lehine 16.201,72 TL vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, kısmi kabul olduğu için «yargılama giderlerinin» de buna göre paylaştırılması gerektiğini belirterek hükmün kaldırılmasını istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının dava konusu aracı davalılara 08.01.2018 tarihinde «teslim» etmiş olduğu, davacının davası ile sözleşmeden döndüğü ve araç bedelinin tarafına ödenmesi seçimlik hakkını kullanmış olduğu, davalıların araçtaki ayıbı kabul ederek davacının aracı kendilerine teslim ettiği tarihten itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte araç bedelini ve ayrıca davacının çekmiş olduğu «ihtarnamenin» tebliğ tarihinden itibaren davacının ödemiş olduğu motorlu araç vergisi ile kasko ve trafik «sigortası poliçeleri» ödemelerinin yarısını avans faizi ile birlikte davacıya ödemiş olduğu, davacının seçimlik hakkında «sözleşmeyi fesh» ederek araç bedelinin ödenmesini talep ettiği, bu durumda davacının aracı teslim tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile araç bedelinin tahsili ve teslimden sonraya denk gelen sigorta bedelleri ile motorlu araçlar vergisinin kalan kısmı dışında davalılardan güncel araç değeri farkı ve aracı kullanamadığı süreye ilişkin kira gideri isteyemeyeceği, davacının araç bedeline ilişkin davasının davalılar tarafından yapılan ödeme nedeniyle konusuz kaldığı gerekçesiyle araç bedeli talebi açısından dava konusuz kaldığından karar «verilmesine yer olmadığına», davacının diğer taleplerinin reddine karar verilmiştir.
… rı ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 331 inci maddesi hükmü uyarınca konusuz kalan kısım yönünden tarafların dava açıldığı tarihteki «haklılık durumlarına» göre vekâlet ücreti ve «yargılama giderine» hükmedilmesi gerektiği, «ayıp iddiası» davalı tarafça kabul edildiğine göre konusuz kalan kısım yönünden davacının davasında haklı olduğu, ancak kurulan hükümden davalıların haklı kabul edildiklerinin anlaşıldığı, bu durumda İlk Derece Mahkemesince karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca taraflar lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken sadece davalı taraf lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi doğru olmadığı, ayrıca davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin de tarafların haklılık durumlarına göre paylaştırılması gerekirken tamamının davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesinin de doğru olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, araç bedeli talebi açısından dava konusuz kaldığından karar «verilmesine yer olmadığına» ve davacının diğer taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; somut olayda davacının aracın misli ile değişiminin talep edildiği, «ıslah» ile seçimlik hakkının değiştirilerek araçta «bedel indirimine» dönüştürüldüğü, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 227 nci maddesinde ise; satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hâllerde alıcının, «seçimlik haklardan» ancak birini kullanabileceği belirtildikten sonra satılanın ayıplı olması durumunda alıcının sahip olduğu seçimlik hakların satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek «sözleşmeden dönme», satılanı alıkoyup «ayıp» oranında satış bedelinde indirim isteme, aşırı bir «masrafı» gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme ve imkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme olarak belirlendiği, bu seçimlik haklar dışında alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkının ise saklı olduğu, bu hakların kullanımla biten inşai haklardan olup, davacının misli ile değişim olarak kullandığı seçimlik hakkını ıslah ile değiştirmesi mümkün olmayıp, yapılan ıslah işleminin hukuken sonuç doğurmadığı, davacı tarafça satışa konu araçta iddia edilen ayıpların giderilip giderilmediğinin araç üzerinde «keşif» yapılamadığından tespit edilemediği, Mahkemece aracın keşif için hazır edilmesi için 7 nci celsede «kesin süre» verilmesine rağmen aracın hazır edilmediği bu nedenle davanın mevcut deliline göre ispatlanamaması nedeniyle davanın reddedilmesi ve dava değeri üzerinden davalılar lehine «vekalet ücretine» hükmedilmesinde isabetsizlik bulunmamasına göre İlk Derece Mahkemesi kararında hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin esastan …
… tahsis edilmeyen müvekkili şirketin aracını kullanamamasından doğan zararının hesaplanarak davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 25.03.2021 tarihli «ıslah» dilekçesi ile «ayıp» oranında satış bedelinden indirim ve ikame araç tahsis edilememesi nedeniyle kullanamamadan kaynaklanan zararın şimdilik 100.00 TL'sinin tazmini talep etmiştir.
… aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesi için gerekli koşullar oluşmadığını, davacıya ait aracın 06.09.2018 tarihinde 6.449 km’deyken aracın sol kapısından ses gelme «şikayeti» ile servise giriş yaptığını, servis girişindeki ses şikayeti ile ilgili, gerek yetkili servis gerekse de müvekkili şirket teknik ekipleri tarafından gerekli incelemelerin yapıldığını ve aracın sağ kapısından geldiği tespit edilen ses ile ilgili arızanın giderilmesi amacıyla aracın sağ ön salıncak aksamının değiştirildiğini, değişim işleminin akabinde davacı ile birlikte yapılan yol testinde ise sesin kaybolduğunun kendisi tarafından da teyit edilerek aracın 01.10.2018 tarihinde davacıya «teslim» edildiğini, davacının kendilerine arızanın devam ettiğini bildirdiğini, otomobilin incelenmesi için İstanbul’dan Trabzon’a giderek aracın incelendiğini, davacı tarafından araca runflat (patlamayan) lastik takılmış olduğunun tespit edildiğini, runflat lastik kullanımı için otomobil süspansiyon sisteminin bu lastiklere göre dizayn edilmesi gerektiğini, bu lastik tipinin sert yapısı gereği uygun olmayan otomobillerin süspansiyonunda bazı sorunlara yol açabildiğini, aracın arızalanmasına bizzat kendi «kusuru» ile sebep olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ücretsiz onarım · ayıba karşı tekeffül · bedel indirimi · seçimlik haklar · değer kaybı · tazmin talebi · delil değerlendirmesi · keşif
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; somut olayda davacının aracın misli ile değişiminin talep edildiği, «ıslah» ile seçimlik hakkının değiştirilerek araçta «bedel indirimine» dönüştürüldüğü, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 227 nci maddesinde ise; satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hâllerde alıcının, «seçimlik haklardan» ancak birini kullanabileceği belirtildikten sonra satılanın ayıplı olması durumunda alıcının sahip olduğu seçimlik hakların satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek «sözleşmeden dönme», satılanı alıkoyup «ayıp» oranında satış bedelinde indirim isteme, aşırı bir «masrafı» gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme ve imkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme olarak belirlendiği, bu seçimlik haklar dışında alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkının ise saklı olduğu, bu hakların kullanımla biten inşai haklardan olup, davacının misli ile değişim olarak kullandığı seçimlik hakkını ıslah ile değiştirmesi mümkün olmayıp, yapılan ıslah işleminin hukuken sonuç doğurmadığı, davacı tarafça satışa konu araçta iddia edilen ayıpların giderilip giderilmediğinin araç üzerinde «keşif» yapılamadığından tespit edilemediği, Mahkemece aracın keşif için hazır edilmesi için 7 nci celsede «kesin süre» verilmesine rağmen aracın hazır edilmediği bu nedenle davanın mevcut deliline göre ispatlanamaması nedeniyle davanın reddedilmesi ve dava değeri üzerinden davalılar lehine «vekalet ücretine» hükmedilmesinde isabetsizlik bulunmamasına göre İlk Derece Mahkemesi kararında hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin esastan …
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla «ayıba karşı tekeffül» hükümlerine gidilebilmesi için öncelikle davacının daha önceki «ücretsiz onarım» haklarını kullandıktan sonra aracın halen ayıplı olduğunu ispat etmesi gerektiği, aracın 3. kişilere satılmış olması nedeni ile bu hususun ispat edilemediğini ve sübut bulmayan davanın reddine karar verilmiştir.
… ığını, araçta alırken mevcut olmayıp, sonradan meydana geldiği iddia edilen hatanın müvekkilinden kaynaklanmadığını, davacının kanunda belirtilen süreler içerisinde «ayıp» ihbarında bulunmayarak malı kabul ettiğini, müvekkili tarafından yapılan incelemeler sonucunda davacının taleplerinin karşılanmasını gerektirecek teknik bir çözümsüzlükle karşılaşılmadığını, dava konusu araçta üretim hatası olmadığını, onarım neticesinde «değer kaybı» oluşturacak bir aksaklığında söz konusu olmadığını, davacının seçimlik hakkını onarım şeklinde kullandığını, davacının faiz talebinin de kabul edilemez olduğunu, d …
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, «delillerinin değerlendirilmediğini», araçtaki kronik arızaların giderilmediğini, «son» servis işleminden sonra bile araçtaki arızanın devam ettiğini, araçtaki son servis işleminden sonra ayıbın devam edip etmediğininin ispatlanamadığından bahisle davanın reddedilmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, «eksik inceleme» yapıldığını, araç «mahrumiyeti» tazminatı taleplerinin değerlendirilmediğini, bununla ilgili hüküm kurulmadığını, verilen kararın hükmedilen «vekalet ücreti» yönünden de hatalı olduğunu, araç bedeli üzerinden karşı vekalete hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar …
-
Ayıpsız mal ikamesi veya bedel iadesi | Ayıptan doğan sorumluluk
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/2099 E. 2023/5794 K.
Ortak:sözleşmeden dönme · ayıp · iyiniyet · teslim
İncelediğiniz karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının dava konusu aracı davalılara 08.01.2018 tarihinde «teslim» etmiş olduğu, davacının davası ile sözleşmeden döndüğü ve araç bedelinin tarafına ödenmesi seçimlik hakkını kullanmış olduğu, davalıların araçtaki ayıbı kabul ederek davacının aracı kendilerine teslim ettiği tarihten itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte araç bedelini ve ayrıca davacının çekmiş olduğu «ihtarnamenin» tebliğ tarihinden itibaren davacının ödemiş olduğu motorlu araç vergisi ile kasko ve trafik «sigortası poliçeleri» ödemelerinin yarısını avans faizi ile birlikte davacıya ödemiş olduğu, davacının seçimlik hakkında «sözleşmeyi fesh» ederek araç bedelinin ödenmesini talep ettiği, bu durumda davacının aracı teslim tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile araç bedelinin tahsili ve teslimden sonraya denk gelen sigorta bedelleri ile motorlu araçlar vergisinin kalan kısmı dışında davalılardan güncel araç değeri farkı ve aracı kullanamadığı süreye ilişkin kira gideri isteyemeyeceği, davacının araç bedeline ilişkin davasının davalılar tarafından yapılan ödeme nedeniyle konusuz kaldığı gerekçesiyle araç bedeli talebi açısından dava konusuz kaldığından karar «verilmesine yer olmadığına», davacının diğer taleplerinin reddine karar verilmiştir.
… rı ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 331 inci maddesi hükmü uyarınca konusuz kalan kısım yönünden tarafların dava açıldığı tarihteki «haklılık durumlarına» göre vekâlet ücreti ve «yargılama giderine» hükmedilmesi gerektiği, «ayıp iddiası» davalı tarafça kabul edildiğine göre konusuz kalan kısım yönünden davacının davasında haklı olduğu, ancak kurulan hükümden davalıların haklı kabul edildiklerinin anlaşıldığı, bu durumda İlk Derece Mahkemesince karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca taraflar lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken sadece davalı taraf lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi doğru olmadığı, ayrıca davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin de tarafların haklılık durumlarına göre paylaştırılması gerekirken tamamının davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesinin de doğru olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, araç bedeli talebi açısından dava konusuz kaldığından karar «verilmesine yer olmadığına» ve davacının diğer taleplerinin reddine karar verilmiştir.
… bir misli ile değiştirilmesini veya iade alınarak güncel satış bedelinin taraflarına ödenmesinin aksi takdirde benzer ve emsal bir araç kiralanacağının karşı tarafa «ihtar» edilmesine rağmen taleplerinin önce kabul görmediğini, ancak yargılama sırasında kısmen kabul ile «kusurlarının» ve aracın ayıplı olduğunun kabul edilerek ödemede bulunulduğunu, ancak ödenmeyen araç kiralama bedeli ve güncel araç değer farkının da ödenmesi gerektiğini, davalı tarafın bütün zararlarını «temerrüt» faiziyle karşılanabilecek zarar kalemi içine «dahil» etmesinin hukuka, «hakkaniyet» ve «iyiniyet kurallarına» aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Benzer bu karardaMahkemece davacının «sözleşmeden dönme hakkını» kullandığı kabulü üzerinden hüküm verilmesi doğru görülmüş ise de dosya kapsamında alınan «son» bilirkişi raporunda, aracın dava konusu edilen «ayıp» dışında hasarlandığı tespit edilmiş olup; işbu «hasar» nedeniyle oluşacak «değer kaybının» «birlikte ifa kuralı» gereğince aracın davalıya «teslimi» sırasında ödenmesi halinde misliyle değiştirme kararı verilmesi gerekirken bu husus gözardı edilerek hasarlı aracın yenisi ile değiştirilmesine karar verilmesi doğ …
A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu aracın ayıplı olmadığını, aracın kazalı olduğunu, «değer kaybı» ve kullanım bedeline ilişkin değerlendirme yapılmadığını, aracın otomobil konusunda uzman bir heyetçe incelenmesi gerektiğini, aracın halihazırda 50.000 KM sınırında olduğunu, davacının araçtan faydalandığının açık olduğunu, araçtaki arızanın kullanım kaynaklı olduğunu ve bu materyalin filtre kategorisine girmesi nedeniyle onarımın «garanti kapsamında» kalmayacağını, davacının onarım seçimlik hakkını kullandığını bu nedenle sözleşmeden cayamayacağını, onarım neticesinde sorunun giderildiğini, araçtan beklenilen faydanın azalmadığını, «seçimlik haklarda» sıralamanın gözetilmesi gerektiğini, davacının taleplerinin «iyiniyetli» olmadığını, misli ile değişim kararının müvekkili aleyhine ağır ve orantısız bir yaptırım olduğunu, kararın yerinde bulunması halinde aracın müvekkiline takdiyatsız «teslimi» hususunun ayrıca belirtilmesi gerektiğini, araç hali hazırda davacı tarafından kullanıldığından faiz isteminin yersiz olduğunu ayrıca ancak «yasal faiz» talep edebileceğini, faiz başlangıcının aracın müvekkiline iade tarihi olması gerektiğini beyan ederek kararın kaldırılmasını istemiştir.
6098 sayılı Kanunun 227 inci maddesinde, «ayıp» halinde davacının talep edebileceği «seçimlik haklarından» «sözleşmeden dönme» düzenlenmiş, bu hakkın satılanın iadesine hazır olunduğu bildirilerek kullanılabileceği belirtilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:birlikte ifa kuralı · kullanım hatası · birlikte ifa · dönme hakkı · seçimlik haklar · garanti kapsamı · değer kaybı · müteselsil sorumluluk
Benzer bu karardaMahkemece davacının «sözleşmeden dönme hakkını» kullandığı kabulü üzerinden hüküm verilmesi doğru görülmüş ise de dosya kapsamında alınan «son» bilirkişi raporunda, aracın dava konusu edilen «ayıp» dışında hasarlandığı tespit edilmiş olup; işbu «hasar» nedeniyle oluşacak «değer kaybının» «birlikte ifa kuralı» gereğince aracın davalıya «teslimi» sırasında ödenmesi halinde misliyle değiştirme kararı verilmesi gerekirken bu husus gözardı edilerek hasarlı aracın yenisi ile değiştirilmesine karar verilmesi doğ …
A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu aracın ayıplı olmadığını, aracın kazalı olduğunu, «değer kaybı» ve kullanım bedeline ilişkin değerlendirme yapılmadığını, aracın otomobil konusunda uzman bir heyetçe incelenmesi gerektiğini, aracın halihazırda 50.000 KM sınırında olduğunu, davacının araçtan faydalandığının açık olduğunu, araçtaki arızanın kullanım kaynaklı olduğunu ve bu materyalin filtre kategorisine girmesi nedeniyle onarımın «garanti kapsamında» kalmayacağını, davacının onarım seçimlik hakkını kullandığını bu nedenle sözleşmeden cayamayacağını, onarım neticesinde sorunun giderildiğini, araçtan beklenilen faydanın azalmadığını, «seçimlik haklarda» sıralamanın gözetilmesi gerektiğini, davacının taleplerinin «iyiniyetli» olmadığını, misli ile değişim kararının müvekkili aleyhine ağır ve orantısız bir yaptırım olduğunu, kararın yerinde bulunması halinde aracın müvekkiline takdiyatsız «teslimi» hususunun ayrıca belirtilmesi gerektiğini, araç hali hazırda davacı tarafından kullanıldığından faiz isteminin yersiz olduğunu ayrıca ancak «yasal faiz» talep edebileceğini, faiz başlangıcının aracın müvekkiline iade tarihi olması gerektiğini beyan ederek kararın kaldırılmasını istemiştir.
Şti. vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacıya «garanti kapsamında» hizmet verilip arızaların giderildiğini, dosya kapsamında alınan keşifli raporun gerçeği yansıtmadığını, buna ilişkin itirazların dikkate alınmadığını, araçta «kullanım hatası» bulunduğunu, «hasar» nedeniyle oluşan değer «kaydı» bakımından bir değerlendirme yapılmadığını, aracın ikazına rağmen aracın kullanmaya devam etmesinin sonuca etkili olup olmadığına ilişkin de değerlendirme yapılmadığını, davacının onarım hakkını kullandığını, değişim kararının orantısız olduğunu, kullanıcı hatası ve kullanım nedeniyle oluşan «değer kaybına» ilişkin itirazlarının değerlendirilmediğini, davacının dava süresinde de aracı kullanmaya devam ettiğini beyan ederek kararın bozulmasını istemiştir.
Şti. vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacıya «garanti kapsamında» hizmet verilip arızaların giderildiğini, dosya kapsamında alınan keşifli raporun gerçeği yansıtmadığını, buna ilişkin itirazların dikkate alınmadığını, araçta «kullanım hatası» bulunduğunu, «hasar» nedeniyle oluşan değer «kaydı» bakımından bir değerlendirme yapılmadığını, aracın ikaza rağmen kullanmaya devam etmesinin ve kısa sürede fazla miktarda km yapmasının sonuca etkili olup olmadığın …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/5425 E. 2022/9642 K.
Ortak:sözleşmeden dönme · ayıp · bedel iadesi · kâr mahrumiyeti · ihbar · avans faizi · teslim · istinaf yoluna başvurulabilirlik
İncelediğiniz karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının dava konusu aracı davalılara 08.01.2018 tarihinde «teslim» etmiş olduğu, davacının davası ile sözleşmeden döndüğü ve araç bedelinin tarafına ödenmesi seçimlik hakkını kullanmış olduğu, davalıların araçtaki ayıbı kabul ederek davacının aracı kendilerine teslim ettiği tarihten itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte araç bedelini ve ayrıca davacının çekmiş olduğu «ihtarnamenin» tebliğ tarihinden itibaren davacının ödemiş olduğu motorlu araç vergisi ile kasko ve trafik «sigortası poliçeleri» ödemelerinin yarısını avans faizi ile birlikte davacıya ödemiş olduğu, davacının seçimlik hakkında «sözleşmeyi fesh» ederek araç bedelinin ödenmesini talep ettiği, bu durumda davacının aracı teslim tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile araç bedelinin tahsili ve teslimden sonraya denk gelen sigorta bedelleri ile motorlu araçlar vergisinin kalan kısmı dışında davalılardan güncel araç değeri farkı ve aracı kullanamadığı süreye ilişkin kira gideri isteyemeyeceği, davacının araç bedeline ilişkin davasının davalılar tarafından yapılan ödeme nedeniyle konusuz kaldığı gerekçesiyle araç bedeli talebi açısından dava konusuz kaldığından karar «verilmesine yer olmadığına», davacının diğer taleplerinin reddine karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; aracın ayıpsız bir misli ile değiştirilmesi veya «bedelinin iadesi» taleplerini «ihtarname» ile karşı tarafa bildirdiklerini, cevap olarak araçta bir sorun olmadığını ihtarname ile bildirdiğini ancak dava açıldıktan sonra aracın ayıplı olduğunu kabul ederek ödemede bulunulduğunu, satılan ve bedel karşılıklı olarak iade olunmadığı için sözleşmeden dönmenin henüz gerçekleşmediğini, bu nedenle araç bedelinin, faizinin, bütün zarar ve «masrafların» taraflarına ödenmesi gerektiğini, ancak araç kiralama bedeli ve güncel araç değer farkının ödenmediğini, «munzam zararlarının» söz konusu olduğunu ve karşılanmadığını, satış bedelinin zamanında taraflarına iade edilmesi halinde araç kiralamak zorunda kalmamış olacaklarını, hiçbir sorun çıkmadan eğer arabayı ayıpsız bir şekilde kullanmaya devam ediyor olsalardı ve aracı satabilselerdi şuan piyasa fiyatına göre kâr etmiş olacaklarını, fakat kusurlu davranan davalı tarafın şuan «hakkaniyete» aykırı bir şekilde müvekkiline kâr «mahrumiyeti» yaşattığını, zararın «temerrüt faizi» ile karşılanamayan bir zarar olduğunu, davalı tarafın «kısmi kabul» ile müvekkilinin haklılığını kısmen kabul ettiğini, davadaki hükme göre 170.861,95 TL’lik kısmın reddedildiğini, 439.021,04 TL’lik kısmın kabul edildiğini, buna göre davalılar lehine 38.345,32 TL vekâlet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığını, müvekkili lehine 31.510,84 TL ve davalılar lehine 16.201,72 TL vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, kısmi kabul olduğu için «yargılama giderlerinin» de buna göre paylaştırılması gerektiğini belirterek hükmün kaldırılmasını istemiştir.
… rı ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 331 inci maddesi hükmü uyarınca konusuz kalan kısım yönünden tarafların dava açıldığı tarihteki «haklılık durumlarına» göre vekâlet ücreti ve «yargılama giderine» hükmedilmesi gerektiği, «ayıp iddiası» davalı tarafça kabul edildiğine göre konusuz kalan kısım yönünden davacının davasında haklı olduğu, ancak kurulan hükümden davalıların haklı kabul edildiklerinin anlaşıldığı, bu durumda İlk Derece Mahkemesince karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca taraflar lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken sadece davalı taraf lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi doğru olmadığı, ayrıca davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin de tarafların haklılık durumlarına göre paylaştırılması gerekirken tamamının davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesinin de doğru olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, araç bedeli talebi açısından dava konusuz kaldığından karar «verilmesine yer olmadığına» ve davacının diğer taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, satılanın gizli ayıbının ortaya çıkmasından sonra süresinde «ihbarda» bulunulduğu ve 2.onarımın 60 günde tamamlanarak aracın «teslim» edildiği, TBK'nın 227/3.maddesi gereğince «sözleşmeden dönme» veya zararın miktarı dikkate alınarak ayıpsız misli ile değiştirme talebinin yerinde görülmediği, araçta 4.000,00 TL değerinde «değer kaybı» bulunduğu ve aracın kaldığı sürenin olağan tamir süresini çok aşması nedeniyle «mahrum kalınan» kazanç veya ikame araç alacağı bulunduğu, bu miktarın «denetime elverişli» bilirkişi raporuyla 10.600,00 TL belirlendiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacının aracın misli ile değiştirilmesi veya «bedelinin iadesi» talebinin reddine, aracın kullanılmadığı süre için takdiren 10.600,00 TL «maddi tazminat» ile 4.000,00 TL değer kaybı olmak üzere toplam; 14.600,00 TL dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hükme karşı taraf vekilleri «istinaf yoluna başvurmuştur».
İlk derece mahkemesince alınan iki bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, dava konusu araçtaki ayıpların giderildiği, «sözleşmeden dönme» ve ayıpsız misli ile değişim talebinin yerinde görülmediği, ancak bu «ayıplar» nedeniyle araçta «değer kaybı» oluştuğu, kullanılmayan süre için «maddi tazminat» istenebileceği belirtilerek «misliyle değişim» ve «bedel iadesi» talebinin reddine, aracın kullanılmadığı süre için maddi tazminat ve değer kaybı talebinin kabulüne karar verilmiştir.
… eklenilen faydayı ve sürekli kullanımı engeller nitelikte bulunduğu, araçtaki arızaların halen devam ettiğine ve araca yapılan tamirlere ilişkin servis belgelerinin «ibraz» edildiği, davacının araçtan beklediği yararı sağlayamadığı, davacının ayıplı aracı kullanmaya zorlanmasının doğru olmayacağı, dolayısıyla misli ile değişim ve aracın serviste tamiri sırasında araç «mahrumiyetinden» kaynaklanan maddi zararının davalıdan tahsiline yönelik talebinin yerinde bulunduğu, dosya içeriğine göre «garanti kapsamında» azami tamir süresinin 30 iş günü olduğu, bakiye 14 gün yönünden zararın belirlendiği, bilirkişi raporunda aynı nitelikteki aracın günlük kira bedelinin 200,00 TL olduğu bildirilmekle, davacının araç mahrumiyeti nedeniyle 14x200=2.800,00 TL talep edebileceği gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun kısmen kabulü, davacının istinaf başvurusunun kabulü ile, HMK'nın 353/1-b.2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, 34 RA 6157 plakalı aracın davalı tarafça ayıpsız misli ile değiştirilmesine, davaya konu aracın davalıya iadesine, aracın kullanılmadığı süre için 2.800,00 TL «maddi tazminatın» dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:misliyle değişim · bedel indirimi · dönme hakkı · garanti kapsamı · değer kaybı · mahrum kalınan kâr · denetime elverişlilik · garantörlük
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, satılanın gizli ayıbının ortaya çıkmasından sonra süresinde «ihbarda» bulunulduğu ve 2.onarımın 60 günde tamamlanarak aracın «teslim» edildiği, TBK'nın 227/3.maddesi gereğince «sözleşmeden dönme» veya zararın miktarı dikkate alınarak ayıpsız misli ile değiştirme talebinin yerinde görülmediği, araçta 4.000,00 TL değerinde «değer kaybı» bulunduğu ve aracın kaldığı sürenin olağan tamir süresini çok aşması nedeniyle «mahrum kalınan» kazanç veya ikame araç alacağı bulunduğu, bu miktarın «denetime elverişli» bilirkişi raporuyla 10.600,00 TL belirlendiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacının aracın misli ile değiştirilmesi veya «bedelinin iadesi» talebinin reddine, aracın kullanılmadığı süre için takdiren 10.600,00 TL «maddi tazminat» ile 4.000,00 TL değer kaybı olmak üzere toplam; 14.600,00 TL dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hükme karşı taraf vekilleri «istinaf yoluna başvurmuştur».
… eklenilen faydayı ve sürekli kullanımı engeller nitelikte bulunduğu, araçtaki arızaların halen devam ettiğine ve araca yapılan tamirlere ilişkin servis belgelerinin «ibraz» edildiği, davacının araçtan beklediği yararı sağlayamadığı, davacının ayıplı aracı kullanmaya zorlanmasının doğru olmayacağı, dolayısıyla misli ile değişim ve aracın serviste tamiri sırasında araç «mahrumiyetinden» kaynaklanan maddi zararının davalıdan tahsiline yönelik talebinin yerinde bulunduğu, dosya içeriğine göre «garanti kapsamında» azami tamir süresinin 30 iş günü olduğu, bakiye 14 gün yönünden zararın belirlendiği, bilirkişi raporunda aynı nitelikteki aracın günlük kira bedelinin 200,00 TL olduğu bildirilmekle, davacının araç mahrumiyeti nedeniyle 14x200=2.800,00 TL talep edebileceği gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun kısmen kabulü, davacının istinaf başvurusunun kabulü ile, HMK'nın 353/1-b.2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, 34 RA 6157 plakalı aracın davalı tarafça ayıpsız misli ile değiştirilmesine, davaya konu aracın davalıya iadesine, aracın kullanılmadığı süre için 2.800,00 TL «maddi tazminatın» dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesince alınan iki bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, dava konusu araçtaki ayıpların giderildiği, «sözleşmeden dönme» ve ayıpsız misli ile değişim talebinin yerinde görülmediği, ancak bu «ayıplar» nedeniyle araçta «değer kaybı» oluştuğu, kullanılmayan süre için «maddi tazminat» istenebileceği belirtilerek «misliyle değişim» ve «bedel iadesi» talebinin reddine, aracın kullanılmadığı süre için maddi tazminat ve değer kaybı talebinin kabulüne karar verilmiştir.
227/4, “Alıcının «sözleşmeden dönme hakkını» kullanması halinde, durum bunu haklı göstermiyorsa hakim, satılanın onarılmasına veya satış «bedelinin indirilmesine» karar verebilir” şeklinde düzenlenmiştir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/5424 E. 2024/1867 K.
Ortak:sözleşmeden dönme · ayıp · bedel iadesi · hakkın kötüye kullanılması · sözleşmenin feshi · ihbar · ihtar · dosya masrafı · Alacak
İncelediğiniz karardaİstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; aracın ayıpsız bir misli ile değiştirilmesi veya «bedelinin iadesi» taleplerini «ihtarname» ile karşı tarafa bildirdiklerini, cevap olarak araçta bir sorun olmadığını ihtarname ile bildirdiğini ancak dava açıldıktan sonra aracın ayıplı olduğunu kabul ederek ödemede bulunulduğunu, satılan ve bedel karşılıklı olarak iade olunmadığı için sözleşmeden dönmenin henüz gerçekleşmediğini, bu nedenle araç bedelinin, faizinin, bütün zarar ve «masrafların» taraflarına ödenmesi gerektiğini, ancak araç kiralama bedeli ve güncel araç değer farkının ödenmediğini, «munzam zararlarının» söz konusu olduğunu ve karşılanmadığını, satış bedelinin zamanında taraflarına iade edilmesi halinde araç kiralamak zorunda kalmamış olacaklarını, hiçbir sorun çıkmadan eğer arabayı ayıpsız bir şekilde kullanmaya devam ediyor olsalardı ve aracı satabilselerdi şuan piyasa fiyatına göre kâr etmiş olacaklarını, fakat kusurlu davranan davalı tarafın şuan «hakkaniyete» aykırı bir şekilde müvekkiline kâr «mahrumiyeti» yaşattığını, zararın «temerrüt faizi» ile karşılanamayan bir zarar olduğunu, davalı tarafın «kısmi kabul» ile müvekkilinin haklılığını kısmen kabul ettiğini, davadaki hükme göre 170.861,95 TL’lik kısmın reddedildiğini, 439.021,04 TL’lik kısmın kabul edildiğini, buna göre davalılar lehine 38.345,32 TL vekâlet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığını, müvekkili lehine 31.510,84 TL ve davalılar lehine 16.201,72 TL vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, kısmi kabul olduğu için «yargılama giderlerinin» de buna göre paylaştırılması gerektiğini belirterek hükmün kaldırılmasını istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının dava konusu aracı davalılara 08.01.2018 tarihinde «teslim» etmiş olduğu, davacının davası ile sözleşmeden döndüğü ve araç bedelinin tarafına ödenmesi seçimlik hakkını kullanmış olduğu, davalıların araçtaki ayıbı kabul ederek davacının aracı kendilerine teslim ettiği tarihten itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte araç bedelini ve ayrıca davacının çekmiş olduğu «ihtarnamenin» tebliğ tarihinden itibaren davacının ödemiş olduğu motorlu araç vergisi ile kasko ve trafik «sigortası poliçeleri» ödemelerinin yarısını avans faizi ile birlikte davacıya ödemiş olduğu, davacının seçimlik hakkında «sözleşmeyi fesh» ederek araç bedelinin ödenmesini talep ettiği, bu durumda davacının aracı teslim tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile araç bedelinin tahsili ve teslimden sonraya denk gelen sigorta bedelleri ile motorlu araçlar vergisinin kalan kısmı dışında davalılardan güncel araç değeri farkı ve aracı kullanamadığı süreye ilişkin kira gideri isteyemeyeceği, davacının araç bedeline ilişkin davasının davalılar tarafından yapılan ödeme nedeniyle konusuz kaldığı gerekçesiyle araç bedeli talebi açısından dava konusuz kaldığından karar «verilmesine yer olmadığına», davacının diğer taleplerinin reddine karar verilmiştir.
… rı ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 331 inci maddesi hükmü uyarınca konusuz kalan kısım yönünden tarafların dava açıldığı tarihteki «haklılık durumlarına» göre vekâlet ücreti ve «yargılama giderine» hükmedilmesi gerektiği, «ayıp iddiası» davalı tarafça kabul edildiğine göre konusuz kalan kısım yönünden davacının davasında haklı olduğu, ancak kurulan hükümden davalıların haklı kabul edildiklerinin anlaşıldığı, bu durumda İlk Derece Mahkemesince karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca taraflar lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken sadece davalı taraf lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi doğru olmadığı, ayrıca davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin de tarafların haklılık durumlarına göre paylaştırılması gerekirken tamamının davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesinin de doğru olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, araç bedeli talebi açısından dava konusuz kaldığından karar «verilmesine yer olmadığına» ve davacının diğer taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda2.Davalı ...-Benz Türk A.Ş. vekili cevap dilekçesinde, «dava konusu» taleplerin açıklattırılması ve bu hususa ilişkin verilmiş süreye riayet edilmemesi durumunda «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafın mezkur araçtaki «şikayetlerinin» varlığı kabul edilse dahi, davacının mevzuatın aradığı süreler dahilinde usulüne uygun ve süresinde bir «ayıp» ihbarında bulunmadığını, davanın dava konusu talep için kanunun aradığı şartlar bulunmadığından reddi gerektiğini, davacının sahip olduğu «seçimlik haklarından» onarım hakkını kullanmasından sonra ikame ettiği dava ile «terditli» olarak aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesine ve aracın «teslimi» ile «bedelinin iade» edilmesine dair talepte bulunmasının «hakkın kötüye kullanılmasını» teşkil ettiğini, davada talep edilen maddi ve manevi tazminat taleplerinin maddi ve hukuki dayanağının bulunmadığını belirterek, davanın «görevsizlik» nedeniyle Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine, davanın hak düşürücü sürelere riayet edilmemiş olması nedeniyle usulden ve esastan reddine karar verilmesini t …
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İstanbul 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/123 E. sayılı dosyasında ön «inceleme tutanağında» taraflarına talep sonucunu açık bir şekilde belirtmeleri için tebliğden itibaren bir haftalık «kesin süre» verildiğini, bahsi geçen eksikliğin tamamlanmaması durumunda davanın açılmamış sayılacağının «ihtar» edilmesine karar verildiğini, söz konusu «ihtaratın» taraflarına tebliğ edildiğini, 04.07.2018 tarihli dilekçede; asıl taleplerinin malın ayıpsız misliyle değiştirilmesi, «terditli» yardımcı taleplerinin bedel iadesini de içeren «sözleşmeden dönme» ile birlikte «bedelin iadesi», ödemiş olduğu satış bedelinin faizi ile birlikte geri verilmesi, yardımcı taleplerinin; «yargılama giderleriyle» satılan için yapmış olduğu giderlerin ödenmesi ile ayıplı maldan doğan «doğrudan zararın» giderilmesi hususlarını kapsadığı şekilde beyanda bulunulduğunu, İlk Derece Mahkemesinin 15.05.2018 tarihli tensip «ara» kararları gereğince ek bir dilekçeyle söz konusu taleplerin taraflarınca yeniden bildirildiğini, ancak bu aşamadan sonra İlk Derece Mahkemesince «görevsizlik» nedeniyle «usulden red» kararı verildiğini, «görevli» mahkemede görülmeye başlanan davanın öncekinin devamı niteliğinde olduğunu, görevli mahkemece araç üzerinde yeniden «keşif» yapılmasına karar verildiğini, keşif esnasında aracın çalıştırılamadığını, davacının verilen sürede araç bakımını yapmış olması sebebiyle tekrar keşif yapılmasına karar verildiğini bu kez de keşif usulüne uygun yapılmadığından taraflarınca itiraz edildiğini, bu aşamada taleplerini açıklamaları hususunda ilk derece mahkemesince taraflara süre verildiğini bunun üzerine 04.07.2018 tarihli dilekçeyi sunduklarını, mahkemenin görevsizlik kararının «istinaf incelemesi» neticesi kaldırıldığını, kararın kaldırılmasından sonraki 17.12.2019 tarihli celsede davanın «usulden reddine» karar verildiğini, halbuki görevsiz mahkemede yapılan usuli işlemlerin, görevli mahkemede de geçerli olduğunu, bu bağlamda 04.07.2018 tarihli dilekçeyle talep etti …
Değerlendirme 6098 sayılı Kanun'un 227 nci maddesine göre alıcı, satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek «sözleşmeden dönme», satılanı alıkoyup «ayıp» oranında satış bedelinde indirim isteme, aşırı bir «masrafı» gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme, imkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme haklarından birini kullanbilir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:seçimlik yetki · bedelden indirim · usulden red · bedel indirimi · seçimlik haklar · ön inceleme tutanağı · doğrudan zarar · ihtarat
Benzer bu karardaİstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İstanbul 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/123 E. sayılı dosyasında ön «inceleme tutanağında» taraflarına talep sonucunu açık bir şekilde belirtmeleri için tebliğden itibaren bir haftalık «kesin süre» verildiğini, bahsi geçen eksikliğin tamamlanmaması durumunda davanın açılmamış sayılacağının «ihtar» edilmesine karar verildiğini, söz konusu «ihtaratın» taraflarına tebliğ edildiğini, 04.07.2018 tarihli dilekçede; asıl taleplerinin malın ayıpsız misliyle değiştirilmesi, «terditli» yardımcı taleplerinin bedel iadesini de içeren «sözleşmeden dönme» ile birlikte «bedelin iadesi», ödemiş olduğu satış bedelinin faizi ile birlikte geri verilmesi, yardımcı taleplerinin; «yargılama giderleriyle» satılan için yapmış olduğu giderlerin ödenmesi ile ayıplı maldan doğan «doğrudan zararın» giderilmesi hususlarını kapsadığı şekilde beyanda bulunulduğunu, İlk Derece Mahkemesinin 15.05.2018 tarihli tensip «ara» kararları gereğince ek bir dilekçeyle söz konusu taleplerin taraflarınca yeniden bildirildiğini, ancak bu aşamadan sonra İlk Derece Mahkemesince «görevsizlik» nedeniyle «usulden red» kararı verildiğini, «görevli» mahkemede görülmeye başlanan davanın öncekinin devamı niteliğinde olduğunu, görevli mahkemece araç üzerinde yeniden «keşif» yapılmasına karar verildiğini, keşif esnasında aracın çalıştırılamadığını, davacının verilen sürede araç bakımını yapmış olması sebebiyle tekrar keşif yapılmasına karar verildiğini bu kez de keşif usulüne uygun yapılmadığından taraflarınca itiraz edildiğini, bu aşamada taleplerini açıklamaları hususunda ilk derece mahkemesince taraflara süre verildiğini bunun üzerine 04.07.2018 tarihli dilekçeyi sunduklarını, mahkemenin görevsizlik kararının «istinaf incelemesi» neticesi kaldırıldığını, kararın kaldırılmasından sonraki 17.12.2019 tarihli celsede davanın «usulden reddine» karar verildiğini, halbuki görevsiz mahkemede yapılan usuli işlemlerin, görevli mahkemede de geçerli olduğunu, bu bağlamda 04.07.2018 tarihli dilekçeyle talep etti …
… Kanun'un 227 nci maddesinde alıcıya tanınan haklar yenilik doğurucu, yani tüketilen haklardan olup alıcı bunlardan ancak birini kullanabilecek, başka bir anlatımla «terditli» olarak talepte bulunamayacağı, kanun, alıcıya genel hükümlere göre tazminat talebinde bulunma hakkını tanıdığı gibi, maddenin 4 üncü fıkrasında hâkime, «sözleşmenin feshi» yerine «bedelden indirim» ya da satılanın onarılmasına karar verme konusunda «seçimlik yetki» tanındığı, bu nedenle, davanın terditli açılmasının mümkün olmadığı, mahkemece dava dilekçesinde talep sonucunun açık olmaması «sebebi» ile 6100 sayılı Kanun'un 119 uncu maddesinin birinci fıkrası (ğ) bendi gereğince davacıya talep sonucunu açıklaması için bir haftalık «kesin süre» verildiği, aksi takdirde davanın açılmamış sayılacağının «ihtar» edildiği, davacı vekili tarafından söz konusu eksiklik tamamlanmadığından «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmesinde hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin 08.06.2017 tarihinde davalı ...Ş.'den almış olduğu 2017 model ...Marka aracın «teslim» tarihinden sonra bir hafta geçmeden 13.06.2017 tarihinde motor soğukken araç rölantide ve seyir halinde titreme «şikayeti» ile aracı servise verdiğini, yazılım güncellemesi yapılmış olmasına rağmen 03.07.2017 tarihinde arıza «sebebi» ile aracın tekrar servise verildiğini, yine yazılım güncellemesi yapıldığını, fakat 12.07.2017 tekrar aracı servise götürüldüğünü, birden fazla servise götürülmüş olan araçta her defasında elektronik düzenin kontrol edilmesi amcı ile yazılım güncellemesi yapıldığını, araçta üretim hatası bulunuduğunun aşikar olduğunu, aracın hala serviste bulunduğunu, müvekkilinin «dava konusu» aracı ticari faaliyetinde kullanmak için aldığını, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla davanın kabulü ile, ödemiş olduğu satış bedelinin faiziyle birlikte geri verilmesi, satılanın tamamen zaptında olduğu gibi «yargılama giderleri» ile satılan için yapmış olduğu giderlerin ödenmesine, ayıplı maldan doğan «doğrudan zararın» giderilmesine, malın ayıpsız misliyle değiştirilmesine, bedel iadesini de içeren «sözleşmeden dönme» ile bedelinin iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davalı ...-Benz Türk A.Ş. vekili cevap dilekçesinde, «dava konusu» taleplerin açıklattırılması ve bu hususa ilişkin verilmiş süreye riayet edilmemesi durumunda «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafın mezkur araçtaki «şikayetlerinin» varlığı kabul edilse dahi, davacının mevzuatın aradığı süreler dahilinde usulüne uygun ve süresinde bir «ayıp» ihbarında bulunmadığını, davanın dava konusu talep için kanunun aradığı şartlar bulunmadığından reddi gerektiğini, davacının sahip olduğu «seçimlik haklarından» onarım hakkını kullanmasından sonra ikame ettiği dava ile «terditli» olarak aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesine ve aracın «teslimi» ile «bedelinin iade» edilmesine dair talepte bulunmasının «hakkın kötüye kullanılmasını» teşkil ettiğini, davada talep edilen maddi ve manevi tazminat taleplerinin maddi ve hukuki dayanağının bulunmadığını belirterek, davanın «görevsizlik» nedeniyle Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine, davanın hak düşürücü sürelere riayet edilmemiş olması nedeniyle usulden ve esastan reddine karar verilmesini t …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/871 E. , 2023/4163 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13.Hukuk Dairesi
HÜKÜM
Bir kısım talep yönünden karar verilmesine yer olmadığına
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince bir kısım talep açısından dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına ve diğer taleplerin reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle bir kısım talep açısından dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına ve diğer taleplerin reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ... A.Ş.'den satın alınan araçta yaklaşık 3 ay sonra yağmurlu bir havada sol ön kapıdan su almaya başladığını, ayıbın öğrenilmesinden sonra ayıbın giderilmesi için Mengerler Tic. A.Ş... Şubesine teslim edildiğini, aracın kapasında onarım yapılarak iade edilmesine rağmen birkaç gün sonra sol ön kapıdan ve sağ ön kapıdan su almaya başladığı, durumun davalılara bildirildiği ve parça değişikliği yapılarak aracın kendilerine iade edildiği, ancak bir süre sonra aynı kapılardan ve ayrıca tavan kısmından su almaya başladığı, tamirden beklenen fayda sağlanamayacağından aynı gün misli ile değiştirilmesi veya bedelinin iadesini talep ettiklerini, talebe olumsuz cevap verilmesi üzerine ihtarname gönderilerek, ayıplı aracın kullanılmadığı süreler için emsal ve benzer bir araç kiralanacağının ve bedellerinin talep edileceğinin diğer hususlarla birlikte ihtar edildiğini, Mengerler Tic.
A.Ş. tarafından araçta herhangi bir kusur olmadığının ve taleplerini reddettiklerinin bildirildiğini, müvekkilinin araçtan satın aldığı günden bu yana hiç faydalanamadığını, onarıma rağmen arızaların tekrar ettiğini, araç kiralamak zorunda kaldıklarını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 386.000,00 TL araç bedeli, şimdilik 100,00 TL güncel araç değeri farkı, 21.004,00 TL bir aylık araç kiralama bedeli, 5.400,00 TL kasko primi, 756,99 TL zorunlu trafik sigorta primi, 7.524,00 TL 2017 yılına ait MTV bedeli olmak üzere toplam 420,784,99 TL'nin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiş;
30. 04.2019 tarihli ıslah dilekçesi ile araç değer farkı bedeli 35.897,00 TL, MTV bedeli için ödenen tutar düşüldüğünde kalan 7.524,00 TL ve kiralama ücreti 127.440,00 TL olmak üzere toplam 170.861,95 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekilleri ayrı ayrı cevap dilekçelerinde; davacının ayıp ihbar yükümlülüğünü yerine getirmediğini, davacının servis başvurusunda seçimlik hakkını onarım yönünde kullandığını, bedel iadesi şartlarının her durumda oluşmadığını, arıza giderilmesine rağmen aracın 08.01.2018 tarihinde 3 üncü kez servise getirilmesinin hakkın kötüye kullanılarak dava açılmasına yönelik olduğunu, üretimden kaynaklı su girme iddiasını kabul etmediklerini, ayıp kabul edilse bile sözleşmeden dönmenin hakkaniyete uygun olmadığını, güncel değer farkı talebinin yasada ve uygulamada bir karşılığının bulunmadığını, ayrıca sözleşmeden dönme halinde kullanımına engel bir durum olmadığı halde keyfiyetle yetkili servise bırakılan aracın fatura bedeli için faiz istenmişken ayrıca bırakma tarihinden itibaren araç kiralama bedelinin talep edilmesinin kabul edilemeyeceğini, aksi durumun yasada yeri olmadığı gibi davacı lehine fahiş bir sebepsiz zenginleşme durumu yaratacağını savunarak davanın reddini istemişlerdir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının dava konusu aracı davalılara 08.01.2018 tarihinde teslim etmiş olduğu, davacının davası ile sözleşmeden döndüğü ve araç bedelinin tarafına ödenmesi seçimlik hakkını kullanmış olduğu, davalıların araçtaki ayıbı kabul ederek davacının aracı kendilerine teslim ettiği tarihten itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte araç bedelini ve ayrıca davacının çekmiş olduğu ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren davacının ödemiş olduğu motorlu araç vergisi ile kasko ve trafik sigortası poliçeleri ödemelerinin yarısını avans faizi ile birlikte davacıya ödemiş olduğu, davacının seçimlik hakkında sözleşmeyi fesh ederek araç bedelinin ödenmesini talep ettiği, bu durumda davacının aracı teslim tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile araç bedelinin tahsili ve teslimden sonraya denk gelen sigorta bedelleri ile motorlu araçlar vergisinin kalan kısmı dışında davalılardan güncel araç değeri farkı ve aracı kullanamadığı süreye ilişkin kira gideri isteyemeyeceği, davacının araç bedeline ilişkin davasının davalılar tarafından yapılan ödeme nedeniyle konusuz kaldığı gerekçesiyle araç bedeli talebi açısından dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, davacının diğer taleplerinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; aracın ayıpsız bir misli ile değiştirilmesi veya bedelinin iadesi taleplerini ihtarname ile karşı tarafa bildirdiklerini, cevap olarak araçta bir sorun olmadığını ihtarname ile bildirdiğini ancak dava açıldıktan sonra aracın ayıplı olduğunu kabul ederek ödemede bulunulduğunu, satılan ve bedel karşılıklı olarak iade olunmadığı için sözleşmeden dönmenin henüz gerçekleşmediğini, bu nedenle araç bedelinin, faizinin, bütün zarar ve masrafların taraflarına ödenmesi gerektiğini, ancak araç kiralama bedeli ve güncel araç değer farkının ödenmediğini, munzam zararlarının söz konusu olduğunu ve karşılanmadığını, satış bedelinin zamanında taraflarına iade edilmesi halinde araç kiralamak zorunda kalmamış olacaklarını, hiçbir sorun çıkmadan eğer arabayı ayıpsız bir şekilde kullanmaya devam ediyor olsalardı ve aracı satabilselerdi şuan piyasa fiyatına göre kâr etmiş olacaklarını, fakat kusurlu davranan davalı tarafın şuan hakkaniyete aykırı bir şekilde müvekkiline kâr mahrumiyeti yaşattığını, zararın temerrüt faizi ile karşılanamayan bir zarar olduğunu, davalı tarafın kısmi kabul ile müvekkilinin haklılığını kısmen kabul ettiğini, davadaki hükme göre 170.861,95 TL’lik kısmın reddedildiğini, 439.021,04 TL’lik kısmın kabul edildiğini, buna göre davalılar lehine 38.345,32 TL vekâlet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığını, müvekkili lehine 31.510,84 TL ve davalılar lehine 16.201,72 TL vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, kısmi kabul olduğu için yargılama giderlerinin de buna göre paylaştırılması gerektiğini belirterek hükmün kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 331 inci maddesi hükmü uyarınca konusuz kalan kısım yönünden tarafların dava açıldığı tarihteki haklılık durumlarına göre vekâlet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesi gerektiği, ayıp iddiası davalı tarafça kabul edildiğine göre konusuz kalan kısım yönünden davacının davasında haklı olduğu, ancak kurulan hükümden davalıların haklı kabul edildiklerinin anlaşıldığı, bu durumda İlk Derece Mahkemesince karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca taraflar lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken sadece davalı taraf lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi doğru olmadığı, ayrıca davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin de tarafların haklılık durumlarına göre paylaştırılması gerekirken tamamının davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesinin de doğru olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, araç bedeli talebi açısından dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına ve davacının diğer taleplerinin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; aşamalardaki beyanlarına ilaveten, satılan aracın kusursuz bir misli ile değiştirilmesini veya iade alınarak güncel satış bedelinin taraflarına ödenmesinin aksi takdirde benzer ve emsal bir araç kiralanacağının karşı tarafa ihtar edilmesine rağmen taleplerinin önce kabul görmediğini, ancak yargılama sırasında kısmen kabul ile kusurlarının ve aracın ayıplı olduğunun kabul edilerek ödemede bulunulduğunu, ancak ödenmeyen araç kiralama bedeli ve güncel araç değer farkının da ödenmesi gerektiğini, davalı tarafın bütün zararlarını temerrüt faiziyle karşılanabilecek zarar kalemi içine dahil etmesinin hukuka, hakkaniyet ve iyiniyet kurallarına aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, ayıplı araç satışı nedeniyle sözleşmeden dönme, araç bedeli, sigorta primi, vergi bedellerinin tahsili ile araç değer farkı ve ikame araç bedelinin tazmini istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun(6098 sayılı Kanun) 227 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
05.07.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/920416000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz