Aleyhe bozma yasağı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/9077 E. 2023/635 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
aleyhe bozma yasağı↗ haklı nedenle fesih↗ çıkma payı↗ ortaklıktan çıkma↗ makul süre↗ ön inceleme aşaması↗ haklı sebep↗ kâr payı dağıtımı↗ ortaklıktan çıkarılma↗ şirketin feshi↗ müktesep hak↗ olağanüstü genel kurul↗ denetime elverişlilik↗ istinaf incelemesi↗ oy yasağı↗ kazanılmış hak↗ fesih↗ kâr dağıtımı↗ bilirkişi incelemesi↗ hukuki yarar↗ kâr payı↗ dava sebebi↗ yükleten (shipper)↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirketin 1/3 hissedarı olduğunu, müvekkilinin bilgi alma, inceleme ve işyerine girme hakkının diğer hissedarlar tarafından engellendiğini, 25.11.2014 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 416 ncı maddesinin 1 inci fıkrası uyarınca çağrısız olarak yapıldığını, toplantıda hazır bulunanlar listesindeki imzanın müvekkiline ait olup olmadığı hususunda bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini, müvekkiline şirket kazancından pay verilmediğini, bu durumların haklı nedenle fesih talep edilmesi için sebep oluşturduğunu ileri sürerek davalı şirketin feshine, bu talebin reddi halinde davacının 1/3 hissesinin gerçek değerinin ödenerek şirketten çıkarılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın makul süre içinde açılmadığını, davacının şirket işleyişi hakkında bilgi sahibi olduğunu, yasal haklarını serbestçe kullandığını, şirket kararlarını bildiğini, dava açıldıktan sonra da iş yerine gelerek çalışmalara katıldığını, toplantıda atılan imzaların davacıya ait olduğunu, elde edilen kârın yatırıma yönlendirilmesi sebebiyle kâr payı dağıtılmadığını, şirketin feshinin talep edilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 16.11.2016 tarih, 2015/634 E. ve 2016/1211 K. sayılı kararıyla; davanın kabulüne davacının şirketten çıkarılmasına, şirketten çıkartılan davacının payının gerçek değeri olan 344.364,78 TL ayrılma akçesinin davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 23.01.2017 tarih, 2017/14 E. ve 2017/19 K. sayılı kararıyla davacı ortağın ayrılma akçesinin karar tarihine en yakın tarih itibari ile davalı şirketin gerçek değeri üzerinden belirlendiğinin kabulü gerektiği, hükme esas alınan raporun gerekçeli ve denetime elverişli olduğu, davacının itirazının gerekçelerini açıklamadığı, herhangi bir somut emsal değer gösteren belge sunmadığı, soyut itiraza karşı mahkemenin ek rapor almadan davayı sonuçlandırmasının isabetli bulunduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 13.11.2018 tarih, 2017/1520 E. ve 2018/7023 K. sayılı kararıyla Anayasanın 141 inci maddesinin 3 üncü fıkrası hükmü ile mahkeme kararlarının gerekçeli olması gerektiğinin düzenlendiği, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 298 inci maddesinin 2 nci fıkrasında da gerekçeli kararın, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağının açıkça düzenlendiği, somut olayda mahkeme kararının gerekçe kısmının gerek kendi içerisinde ve gerekse gerekçe ile hüküm fıkrası arasında çelişki içerdiği, bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmediği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının uzun süredir şirket işleyişinde ve faaliyetinde yer alamadığı, taraflar arasındaki uyumsuzluğun ortaya çıkmasında davacının bir kusurunun bulunmadığı, süreç içerisinde ticari faaliyetin devamı bakımından ortaklar arasında birlikte hareket etme iradesinin kalmadığı, ortaklar arası uyum ve işbirliği tüm şirketler için önemli olsada davalı şirketteki ortak sayısı itibariyle bunun daha da önem arzettiği, gerek tanık anlatımlarından gerekse davacının beyanlarından uzunca bir süredir davacının şirketle ve ortaklarla fiili bağının kalmadığı davacıyı ve şirketin diğer ortaklarını artık daha fazla bir arada ticari faaliyete devam etmeye zorlamanın hiç bir hukuki yararı bulunmadığı, aksine bu durumun şirketin ticari işleyişine ve taraflara zarar vermeye devam edeceği, şirketin fesih ve tasfiyesine karar vermek yerine davacının şirket ortaklığından çıkarılması bakımından daha adil bir sonuç oluşturacağı, bozma öncesi 344.364,78 TL ayrılma akçesine hükmedildiği davacının istinaf ve temyize başvurmadığı, aleyhe hüküm kurma yasağı uyarınca hükmedilecek miktarın bu bedeli geçemeyeceği gerekçesiyle davanın davacının ortaklıktan çıkarılması yönünde kabulüne davacı lehine 344.364,78 TL ayrılma akçesine hükedilmesine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; ortaklıktan çıkma davalarında, 6102 sayılı Kanun'un 641 inci maddesinin 1 inci fıkrası gereğince ve bu madde uygulaması hakkında oluşan Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin yerleşik içtihatları doğrultusunda, davacının çıkma payının, karar tarihine en yakın tarihteki veriler esas alınarak hükmedilmesi gerektiği, İlk Derece Mahkemesinin verdiği ilk ilâm hakkında kanun yoluna başvurmamış olmanın aleyhe bozma yasağı olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığını, kararın mutlak bozma sebebi ile resen bozulduğunu, davalı lehine usulü müktesep hak oluşturacak bir bozma ilamı bulunmadığını belirterek, İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılmasına karar verilmesi istemiştir.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesince alınan raporla 23.11.2011 tarihli genel kurul kararını davacının imzaladığının tespit edildiğini, davacının haklı sebep olarak ileri sürdüğü sebepleri ispat edemediğini, bilirkişi heyeti tarafından menkul ve gayrimenkullerin değerinin fahiş olarak tespit edildiğini, buna yönelik itirazlarının dikkate alınmadığını belirterek, İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılmasına karar verilmesi istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının 1/3 hissedarı olduğu davalı şirketteki ortaklıktan çıkarılma talebinin haklı olup olmadığı istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Kanun'un 641/1 maddesi.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/5808 E. 2024/383 K.
Ortak:ortaklıktan çıkma · şirketin feshi
İncelediğiniz kararda… ketin 1/3 hissedarı olduğunu, müvekkilinin bilgi alma, inceleme ve işyerine girme hakkının diğer hissedarlar tarafından engellendiğini, 25.11.2014 tarihinde yapılan «olağan genel kurul» toplantısının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 416 ncı maddesinin 1 inci fıkrası uyarınca çağrısız olarak yapıldığını, toplantıda hazır bulunanlar listesindeki imzanın müvekkiline ait olup olmadığı hususunda «bilirkişi incelemesi» yapılması gerektiğini, müvekkiline şirket kazancından pay verilmediğini, bu durumların «haklı nedenle fesih» talep edilmesi için sebep oluşturduğunu ileri sürerek davalı «şirketin feshine», bu talebin reddi halinde davacının 1/3 hissesinin gerçek değerinin ödenerek şirketten çıkarılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın «makul süre» içinde açılmadığını, davacının şirket işleyişi hakkında bilgi sahibi olduğunu, yasal haklarını serbestçe kullandığını, şirket kararlarını bildiğini, dava açıldıktan sonra da iş yerine gelerek çalışmalara katıldığını, toplantıda atılan imzaların davacıya ait olduğunu, elde edilen kârın yatırıma yönlendirilmesi sebebiyle kâr «payı dağıtılmadığını», «şirketin feshinin» talep edilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; «ortaklıktan çıkma» davalarında, 6102 sayılı Kanun'un 641 inci maddesinin 1 inci fıkrası gereğince ve bu madde uygulaması hakkında oluşan Yargıtay 11.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Haklı Sebeple Ortaklıktan Çıkma
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/1520 E. 2018/7023 K.
Ortak:haklı nedenle fesih · çıkma payı · haklı sebep · denetime elverişlilik · fesih · kâr payı · dava sebebi
İncelediğiniz karardaHukuk Dairesinin yerleşik içtihatları doğrultusunda, davacının «çıkma payının», karar tarihine en yakın tarihteki veriler esas alınarak hükmedilmesi gerektiği, İlk Derece Mahkemesinin verdiği ilk ilâm hakkında kanun yoluna başvurmamış olmanın «aleyhe bozma yasağı» olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığını, kararın mutlak bozma «sebebi» ile resen bozulduğunu, davalı lehine usulü «müktesep hak» oluşturacak bir bozma ilamı bulunmadığını belirterek, İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılmasına karar verilmesi istemiştir.
… ketin 1/3 hissedarı olduğunu, müvekkilinin bilgi alma, inceleme ve işyerine girme hakkının diğer hissedarlar tarafından engellendiğini, 25.11.2014 tarihinde yapılan «olağan genel kurul» toplantısının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 416 ncı maddesinin 1 inci fıkrası uyarınca çağrısız olarak yapıldığını, toplantıda hazır bulunanlar listesindeki imzanın müvekkiline ait olup olmadığı hususunda «bilirkişi incelemesi» yapılması gerektiğini, müvekkiline şirket kazancından pay verilmediğini, bu durumların «haklı nedenle fesih» talep edilmesi için sebep oluşturduğunu ileri sürerek davalı «şirketin feshine», bu talebin reddi halinde davacının 1/3 hissesinin gerçek değerinin ödenerek şirketten çıkarılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın «makul süre» içinde açılmadığını, davacının şirket işleyişi hakkında bilgi sahibi olduğunu, yasal haklarını serbestçe kullandığını, şirket kararlarını bildiğini, dava açıldıktan sonra da iş yerine gelerek çalışmalara katıldığını, toplantıda atılan imzaların davacıya ait olduğunu, elde edilen kârın yatırıma yönlendirilmesi sebebiyle kâr «payı dağıtılmadığını», «şirketin feshinin» talep edilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Benzer bu kararda… ayda, ilk derece mahkemesince verilen kararın gerekçe kısmında, davanın davalı şirketin haklı nedenle feshi istemine yönelik olduğu kabul edilmiş ve davacının haklı «sebebin» varlığını somut delillerle ispat edememiş olduğu kabul edildikten sonra, bu «gerekçeyle çelişki» oluşturacak şekilde, bu defa davacının, davalı şirketin «ortaklar kurulu» toplantısına katılamamış olması «haklı nedenle fesih» sebebi olarak kabul edilerek, fesih yerine davacı ortağın «payının» bedeli ödenmek suretiyle şirketten çıkarılmasına karar verildiği görülmüştür.
636/III. maddesine dayalı şirketin haklı sebeple feshine yönelik somut kanıt ve belgeleri bulunmadığı, davacının 25/11/2014 tarihli «ortaklar kurulu» toplantısına katılamaması ortaklar arasındaki «güven ilişkisinin sarsılması» nedeniyle «fesih» ve «tasfiye» yönünden haklı bir sebep olabilir ise de şirketin ticari faaliyete devam etmesinin gerektiği, şirketin ekonomik ve ticari değerinin bulunması, şirketin devam etmesinin diğer ortaklar yönünden daha ekonomik ve rasyonel olduğu gerekçeleri ile davacının şirketten çıkarılmasına, şirketten çıkartılan davacının «payının» gerçek değeri olan 344.364,78 TL ayrılma akçesinin davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Karara karşı, davalı vekili tarafından «çıkma payı» açısından karar tarihine en yakın değerin tespiti için ek rapor alınması için itirazda bulunmalarına rağmen mahkemece ek rapor alınmadan karar verilmesi, menkul ve gayrimenkullerin değerinin fahiş olduğuna yönelik itirazların mahkemece dikkate alınmaması yönünden istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. ...
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:güven ilişkisinin sarsılması · gerekçe-hüküm çelişkisi · güven ilişkisi · kamu düzenine aykırılık · ortaklar kurulu kararı · kamu düzeni · ek tasfiye
Benzer bu kararda636/III. maddesine dayalı şirketin haklı sebeple feshine yönelik somut kanıt ve belgeleri bulunmadığı, davacının 25/11/2014 tarihli «ortaklar kurulu» toplantısına katılamaması ortaklar arasındaki «güven ilişkisinin sarsılması» nedeniyle «fesih» ve «tasfiye» yönünden haklı bir sebep olabilir ise de şirketin ticari faaliyete devam etmesinin gerektiği, şirketin ekonomik ve ticari değerinin bulunması, şirketin devam etmesinin diğer ortaklar yönünden daha ekonomik ve rasyonel olduğu gerekçeleri ile davacının şirketten çıkarılmasına, şirketten çıkartılan davacının «payının» gerçek değeri olan 344.364,78 TL ayrılma akçesinin davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Gerekçe ile hüküm arasında çelişki, açık bir kanuna ve «kamu düzenine aykırılık» hali olup, Yargıtay tarafından re’sen bozma «sebebi» teşkil edecektir.
… ayda, ilk derece mahkemesince verilen kararın gerekçe kısmında, davanın davalı şirketin haklı nedenle feshi istemine yönelik olduğu kabul edilmiş ve davacının haklı «sebebin» varlığını somut delillerle ispat edememiş olduğu kabul edildikten sonra, bu «gerekçeyle çelişki» oluşturacak şekilde, bu defa davacının, davalı şirketin «ortaklar kurulu» toplantısına katılamamış olması «haklı nedenle fesih» sebebi olarak kabul edilerek, fesih yerine davacı ortağın «payının» bedeli ödenmek suretiyle şirketten çıkarılmasına karar verildiği görülmüştür.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/3969 E. 2019/3522 K.
Ortak:çıkma payı · fesih · kâr payı
İncelediğiniz karardaHukuk Dairesinin yerleşik içtihatları doğrultusunda, davacının «çıkma payının», karar tarihine en yakın tarihteki veriler esas alınarak hükmedilmesi gerektiği, İlk Derece Mahkemesinin verdiği ilk ilâm hakkında kanun yoluna başvurmamış olmanın «aleyhe bozma yasağı» olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığını, kararın mutlak bozma «sebebi» ile resen bozulduğunu, davalı lehine usulü «müktesep hak» oluşturacak bir bozma ilamı bulunmadığını belirterek, İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılmasına karar verilmesi istemiştir.
… ketin 1/3 hissedarı olduğunu, müvekkilinin bilgi alma, inceleme ve işyerine girme hakkının diğer hissedarlar tarafından engellendiğini, 25.11.2014 tarihinde yapılan «olağan genel kurul» toplantısının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 416 ncı maddesinin 1 inci fıkrası uyarınca çağrısız olarak yapıldığını, toplantıda hazır bulunanlar listesindeki imzanın müvekkiline ait olup olmadığı hususunda «bilirkişi incelemesi» yapılması gerektiğini, müvekkiline şirket kazancından pay verilmediğini, bu durumların «haklı nedenle fesih» talep edilmesi için sebep oluşturduğunu ileri sürerek davalı «şirketin feshine», bu talebin reddi halinde davacının 1/3 hissesinin gerçek değerinin ödenerek şirketten çıkarılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın «makul süre» içinde açılmadığını, davacının şirket işleyişi hakkında bilgi sahibi olduğunu, yasal haklarını serbestçe kullandığını, şirket kararlarını bildiğini, dava açıldıktan sonra da iş yerine gelerek çalışmalara katıldığını, toplantıda atılan imzaların davacıya ait olduğunu, elde edilen kârın yatırıma yönlendirilmesi sebebiyle kâr «payı dağıtılmadığını», «şirketin feshinin» talep edilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Benzer bu karardaMahkemece asıl davada davalının şirketten çıkarılmasına, 35.236,92 TL'nin davacı şirkete ödenmesine, manevi tazminat talebinin reddine; karşı davada, «fesih» ve «tasfiye» talebinin reddine, 3.364,80 TL «çıkma payının» karşı davalı şirketten tahsiline dair verilen kararın taraf vekillerince temyizi üzerine karar Dairemizce davalı karşı davacı yararına bozulmuştur.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ek tasfiye
Benzer bu karardaMahkemece asıl davada davalının şirketten çıkarılmasına, 35.236,92 TL'nin davacı şirkete ödenmesine, manevi tazminat talebinin reddine; karşı davada, «fesih» ve «tasfiye» talebinin reddine, 3.364,80 TL «çıkma payının» karşı davalı şirketten tahsiline dair verilen kararın taraf vekillerince temyizi üzerine karar Dairemizce davalı karşı davacı yararına bozulmuştur.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/830 E. 2018/7880 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ayrılma akçesi · şirket zararı · derdestlik · limited şirket
Benzer bu karardaAsliye Hukuk Mahkemesinin 2012/131 Esas sayılı dosyasında «derdest» dava bulunduğu anlaşılmakta olup bu dava sonucu davacının «ayrılma akçesi» talebini etkileyecektir.
Dava, «limited şirkette» çıkma ve ayrılma akçesinin tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece davacının çıkma talebinin kabulüne «şirketin zararda» olduğu gerekçesiyle ayrılma akçesine yönelik istemin reddine karar verilmiştir.
… aşamasındaki beyanlarında şirketin içinin boşaltıldığı iddiasını ısrarla sürdürmüş, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda da, 30.09.2014 tarihi itibariyle «şirketin zararda» olduğu bildirilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/9077 E. , 2023/635 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
HÜKÜM
Davanın Kabulü
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen şirketin feshi veya ortaklıktan çıkarılma talepli davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirketin 1/3 hissedarı olduğunu, müvekkilinin bilgi alma, inceleme ve işyerine girme hakkının diğer hissedarlar tarafından engellendiğini, 25.11.2014 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 416 ncı maddesinin 1 inci fıkrası uyarınca çağrısız olarak yapıldığını, toplantıda hazır bulunanlar listesindeki imzanın müvekkiline ait olup olmadığı hususunda bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini, müvekkiline şirket kazancından pay verilmediğini, bu durumların haklı nedenle fesih talep edilmesi için sebep oluşturduğunu ileri sürerek davalı şirketin feshine, bu talebin reddi halinde davacının 1/3 hissesinin gerçek değerinin ödenerek şirketten çıkarılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın makul süre içinde açılmadığını, davacının şirket işleyişi hakkında bilgi sahibi olduğunu, yasal haklarını serbestçe kullandığını, şirket kararlarını bildiğini, dava açıldıktan sonra da iş yerine gelerek çalışmalara katıldığını, toplantıda atılan imzaların davacıya ait olduğunu, elde edilen kârın yatırıma yönlendirilmesi sebebiyle kâr payı dağıtılmadığını, şirketin feshinin talep edilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 16.11.2016 tarih, 2015/634 E. ve 2016/1211 K. sayılı kararıyla; davanın kabulüne davacının şirketten çıkarılmasına, şirketten çıkartılan davacının payının gerçek değeri olan 344.364,78 TL ayrılma akçesinin davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 23.01.2017 tarih, 2017/14 E. ve 2017/19 K. sayılı kararıyla davacı ortağın ayrılma akçesinin karar tarihine en yakın tarih itibari ile davalı şirketin gerçek değeri üzerinden belirlendiğinin kabulü gerektiği, hükme esas alınan raporun gerekçeli ve denetime elverişli olduğu, davacının itirazının gerekçelerini açıklamadığı, herhangi bir somut emsal değer gösteren belge sunmadığı, soyut itiraza karşı mahkemenin ek rapor almadan davayı sonuçlandırmasının isabetli bulunduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 13.11.2018 tarih, 2017/1520 E. ve 2018/7023 K. sayılı kararıyla Anayasanın 141 inci maddesinin 3 üncü fıkrası hükmü ile mahkeme kararlarının gerekçeli olması gerektiğinin düzenlendiği, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 298 inci maddesinin 2 nci fıkrasında da gerekçeli kararın, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağının açıkça düzenlendiği, somut olayda mahkeme kararının gerekçe kısmının gerek kendi içerisinde ve gerekse gerekçe ile hüküm fıkrası arasında çelişki içerdiği, bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmediği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının uzun süredir şirket işleyişinde ve faaliyetinde yer alamadığı, taraflar arasındaki uyumsuzluğun ortaya çıkmasında davacının bir kusurunun bulunmadığı, süreç içerisinde ticari faaliyetin devamı bakımından ortaklar arasında birlikte hareket etme iradesinin kalmadığı, ortaklar arası uyum ve işbirliği tüm şirketler için önemli olsada davalı şirketteki ortak sayısı itibariyle bunun daha da önem arzettiği, gerek tanık anlatımlarından gerekse davacının beyanlarından uzunca bir süredir davacının şirketle ve ortaklarla fiili bağının kalmadığı davacıyı ve şirketin diğer ortaklarını artık daha fazla bir arada ticari faaliyete devam etmeye zorlamanın hiç bir hukuki yararı bulunmadığı, aksine bu durumun şirketin ticari işleyişine ve taraflara zarar vermeye devam edeceği, şirketin fesih ve tasfiyesine karar vermek yerine davacının şirket ortaklığından çıkarılması bakımından daha adil bir sonuç oluşturacağı, bozma öncesi 344.364,78 TL ayrılma akçesine hükmedildiği davacının istinaf ve temyize başvurmadığı, aleyhe hüküm kurma yasağı uyarınca hükmedilecek miktarın bu bedeli geçemeyeceği gerekçesiyle davanın davacının ortaklıktan çıkarılması yönünde kabulüne davacı lehine 344.364,78 TL ayrılma akçesine hükedilmesine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; ortaklıktan çıkma davalarında, 6102 sayılı Kanun'un 641 inci maddesinin 1 inci fıkrası gereğince ve bu madde uygulaması hakkında oluşan Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin yerleşik içtihatları doğrultusunda, davacının çıkma payının, karar tarihine en yakın tarihteki veriler esas alınarak hükmedilmesi gerektiği, İlk Derece Mahkemesinin verdiği ilk ilâm hakkında kanun yoluna başvurmamış olmanın aleyhe bozma yasağı olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığını, kararın mutlak bozma sebebi ile resen bozulduğunu, davalı lehine usulü müktesep hak oluşturacak bir bozma ilamı bulunmadığını belirterek, İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılmasına karar verilmesi istemiştir.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesince alınan raporla 23.11.2011 tarihli genel kurul kararını davacının imzaladığının tespit edildiğini, davacının haklı sebep olarak ileri sürdüğü sebepleri ispat edemediğini, bilirkişi heyeti tarafından menkul ve gayrimenkullerin değerinin fahiş olarak tespit edildiğini, buna yönelik itirazlarının dikkate alınmadığını belirterek, İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılmasına karar verilmesi istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının 1/3 hissedarı olduğu davalı şirketteki ortaklıktan çıkarılma talebinin haklı olup olmadığı istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Kanun'un 641/1 maddesi.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/920334300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz