Haklı Sebeple Ortaklıktan Çıkma
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2017/1520 E. 2018/7023 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
güven ilişkisinin sarsılması↗ gerekçe-hüküm çelişkisi↗ haklı nedenle fesih↗ güven ilişkisi↗ çıkma payı↗ hmk 297↗ ön inceleme aşaması↗ haklı sebep↗ kamu düzenine aykırılık↗ ortaklar kurulu kararı↗ denetime elverişlilik↗ fesih↗ kamu düzeni↗ içtihadı birleştirme kararı↗ kâr payı↗ ek tasfiye↗ dava sebebi↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacı şirketin rayiç emsal gerçek değerinin 1.033.094,35 TL olduğu, davacının şirketteki payının gerçek değerinin 344.364,78 TL olarak hesaplandığı, davacının davalı şirket ile ilgili ... 636/III. maddesine dayalı şirketin haklı sebeple feshine yönelik somut kanıt ve belgeleri bulunmadığı, davacının 25/11/2014 tarihli ortaklar kurulu toplantısına katılamaması ortaklar arasındaki güven ilişkisinin sarsılması nedeniyle fesih ve tasfiye yönünden haklı bir sebep olabilir ise de şirketin ticari faaliyete devam etmesinin gerektiği, şirketin ekonomik ve ticari değerinin bulunması, şirketin devam etmesinin diğer
ortaklar yönünden daha ekonomik ve rasyonel olduğu gerekçeleri ile davacının şirketten çıkarılmasına, şirketten çıkartılan davacının payının gerçek değeri olan 344.364,78 TL ayrılma akçesinin davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Karara karşı, davalı vekili tarafından çıkma payı açısından karar tarihine en yakın değerin tespiti için ek rapor alınması için itirazda bulunmalarına rağmen mahkemece ek rapor alınmadan karar verilmesi, menkul ve gayrimenkullerin değerinin fahiş olduğuna yönelik itirazların mahkemece dikkate alınmaması yönünden istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
... Bölge Adliye Mahkemesince dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında davacı ortağın ayrılma akçesinin karar tarihine en yakın tarih itibari ile davalı şirketin gerçek değeri üzerinden belirlendiğinin kabulü gerektiği, hükme esas alınan rapor gerekçeli ve denetime elverişli olduğu, davacının itirazının gerekçelerini açıklamadığı, herhangi bir somut emsal değer gösteren belge sunmadığı, soyut itiraza karşı mahkemenin ek rapor almadan davayı sonuçlandırmasının isabetli bulunduğu gerekçeleri ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Davanın açıldığı tarihte ve halen yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 297 ve 298. maddeleri uyarınca mahkeme kararları; asgari olarak iki tarafın iddia ve savunmalarının özetlerini, incelenen maddi ve hukuki olayın özünü, mahkemeyi sonuca götüren gerekçelerin neler olduğu hususlarını ihtiva etmelidir. Keza Anayasanın 141. maddesinin 3. fıkrası hükmü de mahkeme kararlarının gerekçeli olması gerektiğini düzenlemektedir. Dolayısıyla gerekçe, bir hükmün olmazsa olmaz unsurudur. Taraflar, ancak kararlara konulması gereken gerekçeler sayesinde hükmün hangi maddi ve hukuki nedene dayandırıldığını anlayabilirler. Ayrıca, karar aleyhine yasa yollarına başvurulduğunda da Yargıtay incelemesi sırasında gerekçe sayesinde, denetlenen mahkeme kararının, belirlenen maddi vakıa kapsamında uygulanan usul hukuku ve maddi hukuk kurallarının olaya uygun olup olmadığı denetlenebilir. Diğer bir anlatımla, Yargıtay incelemesi ancak bir kararın somut olaya uygun gerekçe taşıması halinde mümkün olabilir. Öte yandan, yazılacak kararın gerekçesinde gerek kendi içerisinde, gerekse gerekçe ile hüküm kısmı arasında çelişki olmamalı, mahkeme kararı bütünsellik esasına uygun olmalıdır. Nitekim, HMK’nın 298/2. maddesinde de gerekçeli kararın, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı açıkça düzenlenmiş bulunmaktadır. Gerekçe ile hüküm arasında çelişki, açık bir kanuna ve kamu düzenine aykırılık hali olup, Yargıtay tarafından re’sen bozma sebebi teşkil edecektir. Nitekim, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu’nun 10.4.1992 gün ve 1991/7 esas 1992/4 sayılı kararında da kısa karar ile gerekçeli kararın çelişik bulunmasının bozma nedeni sayılacağı içtihat edilmiştir.
Somut olayda, ilk derece mahkemesince verilen kararın gerekçe kısmında, davanın davalı şirketin haklı nedenle feshi istemine yönelik olduğu kabul edilmiş ve davacının haklı sebebin varlığını somut delillerle ispat edememiş olduğu kabul edildikten sonra, bu gerekçeyle çelişki oluşturacak şekilde, bu defa davacının, davalı şirketin ortaklar kurulu toplantısına katılamamış olması haklı nedenle fesih sebebi olarak kabul edilerek, fesih yerine davacı ortağın payının bedeli ödenmek suretiyle şirketten çıkarılmasına karar verildiği görülmüştür.
Kararın davalı yanca istinaf edilmesi üzerine inceleme yapan ... Bölge Adliye Mahkemesince istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiş ise de, mahkeme kararının gerekçe kısmının gerek kendi içerisinde ve gerekse gerekçe ile hüküm fıkrası arasında çelişki içermesi nedeniyle, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/1298 E. 2019/8006 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:haklılık durumu · yargılama giderleri · ispat yükü · yargılama gideri · ıslah · vekalet ücreti
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre, davacı vekili her ne kadar sunduğu «ıslah» dilekçesiyle 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu uyarınca karar verilmesi talebinde bulunmuşsa da anılan Kanunun dava tarihinde yürürlükte bulunmadığı, her davanın açıldığı tarihteki koşullara ve yasal düzenlemelere göre değerlendirilmesi gerektiği, kanunların usuli işlemlerin ıslahı suretiyle dahi geriye yürütülemeyeceği bu nedenle ıslah talebinin usulüne uygun olmadığı, 556 sayılı KHK'nın 14. maddesinin Anayasa Mahkemesi'nin kararı ile iptal edilmesi nedeniyle davanın hukuki dayanağı kalmadığından reddinin gerektiği, «yargılama giderleri» ve «vekalet ücretine» tarafların dava tarihi itibariyle «haklılık durumu» dikkate alınarak karar verilmesi gerektiği, bu itibarla davaya konu markayı kullandığı hususunda «ispat yükü» üzerinde olan marka sahibi davalının dosyada yer alan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere davaya konu markayı 29. sınıf emtialarda dava tarihinden geriye doğ …
… rekçesinde, KHK'nın 14. maddesinin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi nedeniyle davanın açıldığı tarih itibariyle tarafların haklılık durumları gözetilerek «yargılama giderlerine» hükmedilmesi gerektiği, bu doğrultuda dava tarihi itibariyle davacının işbu davayı açmakta haklı olduğu ve yargılama gideri ile «vekalet ücretinin» tamamının davalıdan tahsilinin gerektiği belirtilmesine rağmen, davanın reddine, «yargılama giderleri» ve vekalet ücretinin davacıdan tahsiline karar verilmiştir.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/2295 E. 2018/6580 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:emtia nakliyat sigortası · nakliyat sigortası · infazda tereddüt · rücuen tahsil · icra takibine itiraz · infaz · taşıyan · sigorta poliçesi
Benzer bu kararda1- Dava, «emtia nakliyat sigorta poliçesi» uyarınca ödenen tazminatın «rücuen tahsili» istemi ile açılan «icra takibine itirazın» iptali istemine ilişkindir.
2008/ ... takip sayılı dosyasındaki 4.350,00 TL alacağa yapılan itirazın ödeme tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte iptali ile takibin devamına karar verilmek suretiyle her iki davalı hakkında da davanın kabulü şeklinde kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki yaratır ve «infazda tereddüt» oluşturur şekilde karar verilmesi doğru olmadığından kararın re’sen bozulması gerekmiştir.
Mahkemece bozma ilamı, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu taşımaya ilişkin CMR belgelerini «taşıyan» sıfatıyla davalı ... ... ... ...'nin imzaladığının anlaşıldığı, dosyada davalı ...
Uluslararası Nakliyat ve Dış Tic Ltd Şti'nin «taşıyan» olduğunu gösterir başka delil olmadığı gerekçesi ile davalı ...s Uluslararası Nakliyat ve Dış Tic Ltd.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/2929 E. 2019/4432 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kötü niyet · iltibas
Benzer bu kararda1-) Asıl ve birleşen davalar, «iltibas», tanınmışlık ve «kötü niyet» vakıalarına dayalı marka hükümsüzlüğü istemine ilişkin olup, mahkemece, yazılı gerekçelerle, asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Somut olayda, mahkemece hükme esas teşkil ettirilen bilirkişi raporunda, tanınmışlık ve «kötü niyet» iddialarının ispat edilemediği ancak davacı yanca hükümsüzlük talebine mesnet olarak gösterilen 2001/07620 sayılı “Üstüneller Baklavacısı+ Şekil” ibareli marka ile, hükümsüzlüğü talep edilen 2006/40880 sayılı “Üstüneller Avcıoğlu”, 2011/42754 sayılı “... “ ve 2014/08024 sayılı “Üstüneller Sade” ibareli markalar arasında raporda gösterilen emtialar bakımından «iltibas» tehlikesi bulunduğu bu nedenle anılan markalar bakımından kısmi hükümsüzlük koşullarının oluştuğu mütala edilmiştir.
5 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/34 E. 2019/7128 K.
Ortak:denetime elverişlilik
İncelediğiniz kararda… a akçesinin karar tarihine en yakın tarih itibari ile davalı şirketin gerçek değeri üzerinden belirlendiğinin kabulü gerektiği, hükme esas alınan rapor gerekçeli ve «denetime elverişli» olduğu, davacının itirazının gerekçelerini açıklamadığı, herhangi bir somut emsal değer gösteren belge sunmadığı, soyut itiraza karşı mahkemenin ek rapor almadan d …
Benzer bu karardaBu durum karşısında, mahkemece yukarıda açıklanan yasa hükümlerine uygun şekilde tarafların iddia ve savunmaları değerlendirilerek, kendi içinde tutarlı, maddi olaya ve talebe uygun, «denetime elverişli» gerekçeli karar oluşturulmak gerekirken Anayasa ile 6100 sayılı HMK'nın 297 ve 298. maddelerinde belirtilen unsurlardan yoksun gerekçesiz karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın öncelikle bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/2838 E. 2019/4476 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hisse devri · mahsup · istirdat · asıl alacak · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı · yasal faiz
Benzer bu karardaİcra Müdürlüğünün 2013/10571 sayılı takip dosyasında itirazının 13.000,00 TL «asıl alacak» için iptaline, takibin bu miktar üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren %9 oranında ve değişen oranlarda «yasal faiz» uygulanmasına, fazlaya ilişkin isteğin reddine, kabul edilen alacağın %20’si oranında hesaplanan 2.600,00 TL «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
… sas olan, davacının hisse devrinden kaynaklı alacaklarını tahsil ettiği yönündeki iddialarını destekler kanıta rastlanmadığının açıklandığı, yapılan değerlendirmede «hisse devri» alımı için arada başkaca hukuki ve mali işleme rastlanmadığından 2.000 TL'nin ödeme tarihininde noter hisse devri işlemine yakın bulunması nedeniyle avans olarak verildiğinin kabul edilebileceği, bu nedenle davacının davalıdan 2.000,00 TL'sinin ödenme tarihi olan 02.06.2011 tarihinden ve 13.000,00 TL'sinin ise 14.06.2011 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle tahsilinin istenebileceğinin mütalaa edildiği, bilirkişi heyetince varılan sonucun faiz yönünden değil ise de «asıl alacak» yönünden yerinde ve hükme dayanak alınabilecek nitelikte gerekçeli ve olaya uygun bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalının Ankara 24.
Somut olayda, mahkeme gerekçesinde 30.03.2017 tarihli bilirkişi raporunun faiz yönünden değil ise de «asıl alacak» yönünden yerinde ve hükme esas alınabilecek nitelikte geçerli ve olaya uygun bulunduğu belirtilmiş olmasına ve mezkur bilirkişi raporunda 2.000 TL’nin hisse devir bedelinden «mahsup» edilmek üzere avans olarak verildiği kabul edilerek ödeme tarihi olan 02.06.2011’den, kalan 13.000 TL’nin ise 14.06.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziy …
1- Dava, hisse bedelinin «istirdatına» dair icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup mahkemece yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/2026 E. 2020/297 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bankacılık teamülleri · erken kapama komisyonu · teamül · hakkaniyet · istinaf incelemesi · komisyon · bilirkişi incelemesi · havale
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre; her ne kadar sözleşmede erken kapama ücreti alınacağı düzenlenmişse de; bu oran belirtilmediğinden bankanın takdir hakkını «hakkaniyete» uygun olarak bankaların emsal uygulamaları, «bankacılık teamüllerine» ve iyi niyet ilkelerine göre kullanmasının gerekeceği, diğer bankaların erken kapama ücret oranlarına göre yaptırılan ve hükme esas alınan «bilirkişi incelemesi» uyarınca makul seviyedeki «erken kapama komisyon» oranının %4,29 olduğu, davacı bankaca ise esas alınan oranın %11,17 olduğu, fazla tahsil edilen komisyonun iadesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, taleple bağlı kalınarak 1 TL’nin ödeme tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte tahsiline, gerekçeli kararda ise ticari avans faiziyle birlikte tahsilinee karar verilmiş, karara karşı, davacı ve davalı ...Bankası A.Ş. vekilleri tarafından «istinaf yoluna başvurulmuştur».
Bölge Adliye Mahkemesince, dosya üzerinden yapılan «istinaf incelemesinde»; ilk derece mahkemesince emsal içtihatlara ve yasal düzenlemelere uygun olarak araştırma ve inceleme yapıldığı; bilirkişi heyet raporu aldırıldığı; alınan 26/09/2018 «havale» tarihli bilirkişi heyet raporundaki hesaplamaların dosya kapsamı ile uyumlu bulunduğu; davalı bankanın tahsil ettiği «komisyon» ücreti oranının %11,17 olduğu, diğer bankaların uyguladıkları erken kapama ücreti komisyonu oranları ortalamasının % 4,29 olduğu, bu durumda, davalı bankanın 2,61 …
T.A.Ş.'nin %10 «komisyon» oranın uyguladığını bildirdiği, bildirilen yüksek komisyon oranının hesaplamaya «dahil» edilmeyip, sadece düşük oran bildiren bankaların oranlarının hesaplamaya dâhil edilmesinin TMK.'nun 4. maddesindeki «hakkaniyet» ilkesine aykırı olduğu, taraflar arasındaki hak ve menfaat dengesini ihlal edici nitelikte bulunmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Somut olayda; davacı vekili, haksız şekilde tahsil edilen «erken kapama komisyonun» ticari avans faiziyle birlikte tahsilini talep ettiği, mahkemece 27.11.2018 tarihli celsede tefhim edilen hükümde haksız tahsil edilen alacağın yasal faiziyle birl …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/4886 E. 2019/6253 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hapis hakkı · gayri nakdi kredi · dosyanın gönderilmesi · takas-mahsup · takas · bloke · alacağın temliki · mahsup
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre, davalı Banka'nın davalı Şirket ile yapmış olduğu yazılı sözleşme neticesi kullandırmış olduğu nakdi ve «gayri nakdi kredi» risklerine karşılık sözleşmeye göre taraflar arasında kabul edilmiş «takas mahsup» ve «hapis hakkını» kullanabileceği dolayısıyla davaya konu tutar üzerine «bloke» koyulabileceği veya «haciz» «dosyalarına gönderebileceği» bu nedenle dava konusu meblağdan dolayı davacıya karşı sorumlu olmayacağı, davalı Ver-el Hırdavat ve Makine Ltd Şti'nin davacı üniversiteden olan «alacağını temlik» etmesine rağmen davacı tarafça sehven hesabına yatırılan parayı iade ile sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın davalı ... yönünden kabulü ile, 19.682.19-TL' nin dav …
-
Menfi tespit | Borçlu olmadığının tespiti | Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/3409 E. 2022/5928 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kötüniyet tazminatı · kötüniyet
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre, davanın reddine, davalının «kötüniyet tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2017/1520 E. , 2018/7023 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ... BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ . HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen ...
1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16/11/2016 tarih ve 2015/634 E.- 2016/1211 K. sayılı dosyasında verilen kararın davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair davada ... Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi’nce verilen 23/01/2017 tarih ve 2017/14-2017/19 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin 1/3 hissedarı olduğunu, müvekkilinin bilgi alma, inceleme ve işyerine girme hakkının diğer hissedarlar tarafından engellendiğini, 25/11/2014 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısının ... 416/1 çağrısız olarak yapıldığını, toplantıda hazır bulunanlar listesindeki imzanın müvekkiline ait olup olmadığı hususunda bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini, şirket kazancından pay verilmediğini, bu durumların haklı nedenle fesih talep edilmesi için sebep oluşturduğunu ileri sürerek davalı şirketin feshine, bu talebin reddi halinde davacının 1/3 hissesinin gerçek değerinin ödenerek şirketten çıkarılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın makul süre içinde açılmadığını, davacının şirket işleyişi hakkında bilgi sahibi olduğunu, yasal haklarını serbestçe kullandığını, şirket kararlarını bildiğini, dava açıldıktan sonra da iş yerine gelerek çalışmalara katıldığını, toplantıda atılan imzaların davacıya ait olduğunu, elde edilen kârın yatırıma yönlendirilmesi sebebiyle kâr payı dağıtılmadığını, şirketin feshinin talep edilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacı şirketin rayiç emsal gerçek değerinin 1.033.094,35 TL olduğu, davacının şirketteki payının gerçek değerinin 344.364,78 TL olarak hesaplandığı, davacının davalı şirket ile ilgili ... 636/III. maddesine dayalı şirketin haklı sebeple feshine yönelik somut kanıt ve belgeleri bulunmadığı, davacının 25/11/2014 tarihli ortaklar kurulu toplantısına katılamaması ortaklar arasındaki güven ilişkisinin sarsılması nedeniyle fesih ve tasfiye yönünden haklı bir sebep olabilir ise de şirketin ticari faaliyete devam etmesinin gerektiği, şirketin ekonomik ve ticari değerinin bulunması, şirketin devam etmesinin diğer
ortaklar yönünden daha ekonomik ve rasyonel olduğu gerekçeleri ile davacının şirketten çıkarılmasına, şirketten çıkartılan davacının payının gerçek değeri olan 344.364,78 TL ayrılma akçesinin davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Karara karşı, davalı vekili tarafından çıkma payı açısından karar tarihine en yakın değerin tespiti için ek rapor alınması için itirazda bulunmalarına rağmen mahkemece ek rapor alınmadan karar verilmesi, menkul ve gayrimenkullerin değerinin fahiş olduğuna yönelik itirazların mahkemece dikkate alınmaması yönünden istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
... Bölge Adliye Mahkemesince dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında davacı ortağın ayrılma akçesinin karar tarihine en yakın tarih itibari ile davalı şirketin gerçek değeri üzerinden belirlendiğinin kabulü gerektiği, hükme esas alınan rapor gerekçeli ve denetime elverişli olduğu, davacının itirazının gerekçelerini açıklamadığı, herhangi bir somut emsal değer gösteren belge sunmadığı, soyut itiraza karşı mahkemenin ek rapor almadan davayı sonuçlandırmasının isabetli bulunduğu gerekçeleri ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Davanın açıldığı tarihte ve halen yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 297 ve 298. maddeleri uyarınca mahkeme kararları; asgari olarak iki tarafın iddia ve savunmalarının özetlerini, incelenen maddi ve hukuki olayın özünü, mahkemeyi sonuca götüren gerekçelerin neler olduğu hususlarını ihtiva etmelidir. Keza Anayasanın 141. maddesinin 3. fıkrası hükmü de mahkeme kararlarının gerekçeli olması gerektiğini düzenlemektedir. Dolayısıyla gerekçe, bir hükmün olmazsa olmaz unsurudur. Taraflar, ancak kararlara konulması gereken gerekçeler sayesinde hükmün hangi maddi ve hukuki nedene dayandırıldığını anlayabilirler. Ayrıca, karar aleyhine yasa yollarına başvurulduğunda da Yargıtay incelemesi sırasında gerekçe sayesinde, denetlenen mahkeme kararının, belirlenen maddi vakıa kapsamında uygulanan usul hukuku ve maddi hukuk kurallarının olaya uygun olup olmadığı denetlenebilir.
Diğer bir anlatımla, Yargıtay incelemesi ancak bir kararın somut olaya uygun gerekçe taşıması halinde mümkün olabilir. Öte yandan, yazılacak kararın gerekçesinde gerek kendi içerisinde, gerekse gerekçe ile hüküm kısmı arasında çelişki olmamalı, mahkeme kararı bütünsellik esasına uygun olmalıdır. Nitekim, HMK’nın 298/2. maddesinde de gerekçeli kararın, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı açıkça düzenlenmiş bulunmaktadır. Gerekçe ile hüküm arasında çelişki, açık bir kanuna ve kamu düzenine aykırılık hali olup, Yargıtay tarafından re’sen bozma sebebi teşkil edecektir. Nitekim, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu’nun 10.4.1992 gün ve 1991/7 esas 1992/4 sayılı kararında da kısa karar ile gerekçeli kararın çelişik bulunmasının bozma nedeni sayılacağı içtihat edilmiştir.
Somut olayda, ilk derece mahkemesince verilen kararın gerekçe kısmında, davanın davalı şirketin haklı nedenle feshi istemine yönelik olduğu kabul edilmiş ve davacının haklı sebebin varlığını somut delillerle ispat edememiş olduğu kabul edildikten sonra, bu gerekçeyle çelişki oluşturacak şekilde, bu defa davacının, davalı şirketin ortaklar kurulu toplantısına katılamamış olması haklı nedenle fesih sebebi olarak kabul edilerek, fesih yerine davacı ortağın payının bedeli ödenmek suretiyle şirketten çıkarılmasına karar verildiği görülmüştür.
Kararın davalı yanca istinaf edilmesi üzerine inceleme yapan ... Bölge Adliye Mahkemesince istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiş ise de, mahkeme kararının gerekçe kısmının gerek kendi içerisinde ve gerekse gerekçe ile hüküm fıkrası arasında çelişki içermesi nedeniyle, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödenen peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 13/11/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/463826000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz