6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Menfi tespit

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/732 E. 2023/652 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Kıymetli evrak (kambiyo)

Usul tespitleri

Yetkili mahkeme
yetki/yetkisizlik
Dava şartı
dava şartı

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ttk 702/2 ttk 776 mutlak def'i şekle aykırılık avalist ödeme emri tebliği aval dosyanın gönderilmesi re'sen gözetilme aktif husumet yokluğu ödeme emri tanık beyanı imza incelemesi icra hukuk mahkemesi yetki itirazı sahtecilik lehtar aktif husumet ikrar ihtiyati tedbir kötü niyet tazminatı olumsuz oy def'i keşideci bono husumet yokluğu kefil kötü niyet yetki geçersizlik haciz iflas taahhütname icra inkar tazminatı inkar tazminatı yetkisizlik kararı menfi tespit cy/cy kaydı teminat husumet

Atıf yapılan mevzuat: İİK — İİK 72 · TTK — TTK 702

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, davacıların davaya konu bono dolayısıyla davalılara borçlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) 702 nci maddesi, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (2004 sayılı Kanun) 72 nci maddesi.

3. Değerlendirme

1.Dosyadaki yazılara, Mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, 6102 sayılı Kanun’un 702 nci maddesine göre, aval veren kişinin şekle aykırılık dışındaki sebeplerle borcu ödemekten kaçınamayacak olmasına, senedin avalisti olan davacı ...’in imza inkarında ve şekle aykırılık savunmasında bulunmamış olduğu gözetildiğinde Mahkemece, adı geçen davacının menfi tespit talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığının anlaşılmasına göre, davacılar vekilinin aşağıdaki bentler kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir.

2.Dava, keşidecisi ..., avalisti ..., lehtarı davalıların murisi Şemsettin Kervan olan 17.000,00 TL tutarlı bono nedeniyle menfi tespit istemine ilişkindir. Adli Tıp Kurumu tarafından usulüne uygun olarak yapılan imza incelemesi neticesinde, davaya konu bonoda yer alan keşideci imzasının davacı ...’in eli ürünü olmadığı tespit edilmiştir. Bu hâle göre Mahkemece, sahtecilik def'inin mutlak bir def'i olup herkese karşı ileri sürülebileceği gözetilerek adı geçen davacının menfi tespit talebinin kabulüne karar verilmesi gerekirken tanık beyanlarına itibar edilmek suretiyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.

3.2004 sayılı Kanun’un 72 nci maddesinin dördüncü fıkrasına göre icra takibinden sonra açılan menfi tespit davalarında alacaklı lehine tazminata hükmedilebilmesi için Mahkemece, icra veznesine giren paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesi gereklidir. Bu itibarla, Mahkemece belirtilen şekilde bir ihtiyati tedbir kararı bulunmadığı hâlde alacaklılar lehine tazminata hükmedilmiş olması da doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • İhtiyati Hacze İtiraz

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/468 E. 2014/1777 K.

    Ortak: · yetki/yetkisizlik

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Menfi tespit | Kötü niyet tazminatı

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/1302 E. 2022/3691 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2022/732 E.  ,  2023/652 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi

HÜKÜM

Ret

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.

Mahkeme kararı, davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalıların, lehtarı murisleri ...., keşidecisi ..., avalisti ... olan bonoya dayalı olarak müvekkilleri ... ve ... hakkında kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takibe giriştiklerini, ancak müvekkillerinin senet dolayısıyla murise borçlu olmadıklarını, davalıların murisinin, davacı ...’e, ...’in kendisinden borç para istediğini, kefil olması halinde borcu vereceğini söylediğini, bir süre sonra ise bir senet getirerek senedi avalist sıfatıyla ...’e imzalattığını, ancak davacı ...’in muristen borç para almadığı gibi senetteki imzanın da kendisine ait olmadığını, ...’in murisin beyanına güvenerek senedi imzaladığını, icra takibinde, senette herhangi bir sıfatla borçlu olarak görülmemesine rağmen müvekkili ’e de ödeme emri gönderildiğini ileri sürerek müvekkillerinin takibe konu bonodan dolayı davalılara borçlu olmadığının tespitine ve kötü niyet tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalılarca cevap dilekçesi sunulmamıştır.

III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Mahkemece Verilen Karar

Mahkemenin 30.04.2015 tarih, 2015/67 E. ve 2015/173 K. sayılı kararı ile davacı ... ...’un davasının aktif husumet yokluğu nedeniyle, diğer davacıların davasının ise esastan reddine, asıl alacağın %20’sine tekabül eden icra inkar tazminatının davacılardan tahsiline karar verilmiş, karar davacılar vekilince temyiz edilmiştir.

B. Bozma Kararı

Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesinin 09.05.2016 tarih, 2016/421 E. ve 2016/8564 K. sayılı kararı ile “mahkemece tefhim edilen kısa kararla gerekçeli karar arasında çelişki yaratılacak şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı” gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.

C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar

Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı...’un senette herhangi bir sıfatla borçlu olarak görülmediği, bu nedenle işbu menfi tespit davasında aktif husumetinin bulunmadığı, davacı yanca, senetteki keşideci imzasının ...’e ait olmadığı iddia edilmiş ve yaptırılan imza incelemesinde de imzanın kuvvetle muhtemel adı geçene ait olmadığı mütalaa edilmiş ise de, davacı tanıklarının muris... ile ... arasında borç ilişkisi bulunduğu ve bu ilişki kapsamında senet düzenlendiğine ilişkin beyanları ve davacı ...’in senetteki imzasının kendisine ait olduğunu ikrar etmesi karşısında taraflar arasında gerçek bir borç ilişkisi bulunduğunun ve senedin bu borç ilişkisinden kaynaklı olarak düzenlendiğinin kabulü gerektiği ve icra inkar tazminatı şartlarının oluştuğu gerekçesiyle davacı ...

...’un davasının aktif husumet yokluğu nedeniyle, diğer davacıların davasının ise esastan reddine, asıl alacağının %20’sine tekabül eden tazminatının davacılar ... ve ...’den tahsiline karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; takibe karşı yaptıkları yetki itirazın İcra Hukuk Mahkemesince kabul edildiğini ve kararın kesinleştiğini, davalı alacaklıların yetki itirazının kesinleşmesinden 10 gün geçtikten sonra dosyanın yetkili icra dairesine gönderilmesini talep ettiklerinden takip hakkının düştüğünü, Mahkemece re'sen gözetilmesi gereken bu hususta olumlu olumsuz bir karar verilmediğini, müvekkili M. ... ...’un davasının aktif husumet nedeniyle reddinin doğru olmadığını, müvekkilleri ... ve ...’in davalıların murisinden borç para alıp karşılığında senet verdiklerinin doğru olduğunu, ancak bedelini ödeyip senedi geri aldıklarını, bu senedin fotokopisini yargılama aşamasında sunduklarını, aslını ise temyiz dilekçesi ekinde sunduklarını, taraflar arasında başkaca bir borç ilişkisi ve senet bulunmadığını, Mahkemece yaptırılan imza incelemesiyle senetteki keşidecisi imzasının müvekkili ...’e ait olmadığının tespit edildiğini, sahtecilik def'inin herkese karşı ileri sürülen bir def'i olup senette imzası yer almayan kişiyi senetten dolayı sorumlu tutmanın mümkün olmadığını, keşidecinin imzası sahte olduğundan avalistin de senetten dolayı sorumlu tutulamayacağını, davalıların murisinin bir çok kişiye borç para verip karşılığında senet aldığından yaşlılığının da etkisiyle yanılgıya düşerek senedi müvekkili ...’e imzalattığını, bu suretle imzalanan senedin geçerli bir senet olmadığını, Mahkemece tanık beyanlarının yanlış yorumlandığını, icra inkar tazminata hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, davacıların davaya konu bono dolayısıyla davalılara borçlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) 702 nci maddesi, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (2004 sayılı Kanun) 72 nci maddesi.

3. Değerlendirme

1.Dosyadaki yazılara, Mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, 6102 sayılı Kanun’un 702 nci maddesine göre, aval veren kişinin şekle aykırılık dışındaki sebeplerle borcu ödemekten kaçınamayacak olmasına, senedin avalisti olan davacı ...’in imza inkarında ve şekle aykırılık savunmasında bulunmamış olduğu gözetildiğinde Mahkemece, adı geçen davacının menfi tespit talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığının anlaşılmasına göre, davacılar vekilinin aşağıdaki bentler kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir.

2.Dava, keşidecisi ..., avalisti ..., lehtarı davalıların murisi Şemsettin Kervan olan 17.000,00 TL tutarlı bono nedeniyle menfi tespit istemine ilişkindir. Adli Tıp Kurumu tarafından usulüne uygun olarak yapılan imza incelemesi neticesinde, davaya konu bonoda yer alan keşideci imzasının davacı ...’in eli ürünü olmadığı tespit edilmiştir. Bu hâle göre Mahkemece, sahtecilik def'inin mutlak bir def'i olup herkese karşı ileri sürülebileceği gözetilerek adı geçen davacının menfi tespit talebinin kabulüne karar verilmesi gerekirken tanık beyanlarına itibar edilmek suretiyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.

3.2004 sayılı Kanun’un 72 nci maddesinin dördüncü fıkrasına göre icra takibinden sonra açılan menfi tespit davalarında alacaklı lehine tazminata hükmedilebilmesi için Mahkemece, icra veznesine giren paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesi gereklidir. Bu itibarla, Mahkemece belirtilen şekilde bir ihtiyati tedbir kararı bulunmadığı hâlde alacaklılar lehine tazminata hükmedilmiş olması da doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

V. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

1. Davacılar ... ve ...'un tüm temyiz itirazlarının REDDİNE,

2. Davacı ...'in temyiz itirazının kabulü ile Mahkeme kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

07.02.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

(Karşı Oy)

KARŞI OY

1- Davacı ... yönünden;

Takip ve dava dayanağı bonoda davacı ... avalisttir.

6102 sayılı TTK 702/2 maddesinde "aval veren kişinin teminat altına aldığı borcun, şekle ait noksandan başka bir sebebten dolayı batıl olsa da aval verenin taahhüdünün geçerli olduğu" düzenlenmiştir.

Yasa hükmüne göre avalist, şekil noksanlığını menfi tesbit davasında ileri sürebilecektir.

TTK 776/1-g maddesi, düzenleyenin imzasını bononun zorunlu unsurları arasında saymış olup somut uyuşmazlıkta, dosya içeriğine göre dava konusu bonodaki imzanın keşideci ... eli mahsulü olduğu isbat edilememiştir.

Bonodaki imzanın düzenleyene ait olmadığı çoğunluğunda kabulündedir.

Bu halde dava konusu bono, düzenleyenin imzasını taşımaması nedeniyle bono vasfını haiz olmayıp şeklen geçersizdir.

Bonoda sahih bir imzanın bulunmaması nedeniyle şekle ait bu noksanlığa, TTK 702/2 maddesi gereğince avalistin dayanması mümkün olduğundan, avalist davacı ... yönünden de davanın kabulü gerekmektedir. (Kambiyo Senetlerinin Aval Yoluyla Temini - Ertan Demirkapı.Sh.38-39, 191) (Y.11.H.D.

11. 12.2000 E.8524. K. 9891, 19 H.D.

03. 03.1988 E.791 K.1475)

2- Davacı ... yönünden de;

Adana 9. İcra Müdürlüğünün 22.12.2014 tarihli yetkisizlik kararı üzerine dosyanın gönderildiği Düziçi İcra Müdürlüğünce düzenlenen 16.01.2015 tarihli ödeme emrinde, dava konusu bonoda hiçbir sıfatının bulunmamasına rağmen davacı ... ... borçlu gösterilmiş, ödeme emri 28.01.2015 tarihinde adı geçene tebliğ edilmiştir.

Davacı ...'a ödeme emri tebliği üzerine 02.02.2015 tarihinde eldeki dava açılmış, alacaklılar vekili İcra Müdürlüğüne sunduğu 02.02.2015 tarihli dilekçesi ile ...'un sehven borçlu olarak kaydedildiği, borcu bulunmadığını bildirerek taraf kaydının silinmesini istemiştir.

Şu halde, davacı ..., dava konusu bonoda sıfatı olmamakla birlikte kendisine borçlu olarak ödeme emri tebliğ edilmiş, vekili marifetiyle eldeki davayı açmak zorunda kalmıştır.

Alacaklılar vekilinin dava açıldıktan sonra İcra dosyasına sundukları dilekçe takipten vazgeçme niteliğinde bulunduğundan bu, dilekçede dikkate alınarak davacı ... ...'un menfi tesbit talebi konusunda bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi de doğru değildir.

Açıklanan nedenlerle davacılar ... ve ... ...'un da temyiz istemlerinin kabulü ile Yerel Mahkeme Kararının bozulmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde adı geçen davacıların temyiz istemlerinin red edilmesine ilişkin çoğunluk görüşüne karşıyım.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/906299400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.