Şirketin ihyası
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/7603 E. 2023/25 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Zamanaşımı
- ['6102/-7', '6102/7']
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ihtar usulü↗ münfesihlik↗ resen terkin↗ yargılama giderlerinden sorumluluk↗ yeniden tescil↗ ihya davası↗ rücuan tazminat↗ dava dilekçesinin tebliği↗ ticaret sicilinden terkin↗ yasal hasım↗ şirketin ihyası↗ tasfiye memuru atanması↗ ticaret sicili müdürlüğü↗ sicilden terkin↗ tazminat davası↗ yargılama giderleri↗ derdestlik↗ ihya↗ infaz↗ üçüncü kişi↗ tasfiye memuru↗ tüzel kişilik↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ ihtar↗ hukuki yarar↗ yargılama gideri↗ tebligat↗ ticaret sicili↗ ek tasfiye↗ terkin↗ harç↗ ilan↗ cy/cy kaydı↗ zamanaşımı↗ ibraz↗ temsil↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafın ihyası talep edilen şirkete karşı açmış olduğu derdest tazminat davasının bulunduğu, şirketin taraf olduğu davanın mevcut olması nedeniyle ticaret sicil kaydının silinmesinin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesine aykırı olduğu, bu nedenle zamanaşımı süresinin söz konusu olmadığı ve davacının bu davayı açmakta hukuki yararının bulunduğu, somut uyuşmazlıkta şirketin, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında kaldığından bahisle davalı Sicil Müdürlüğünce 07.07.2014 tarihinde sicilden terkin edildiği ancak şirket temsilcilerine tebligat yapıldığına ilişkin herhangi bir bilgi, belge, tebligatın da dosyaya sunulmadığı, bu nedenle terkin işleminin şekil ve esas açısından hukuka uygun olmadığı ve hukuka uygun terkin işlemi yapmayan davalının yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile Yıldız Yapı Malzemeleri Depolama Dağ. San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrası uyarınca tüzel kişiliğinin Bozüyük 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/120 E. sayılı dosyası ile sınırlı olmak üzere ihyasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilince davanın reddinin talep edilmediği sadece davalının yargılama giderlerinden sorumlu olmadığına karar verildiğini, yasal hasım olan müvekkilinin yargılama giderlerinden sorumlu olmadığının bir çok Yargıtay kararı ile kabul edildiğini, şirket 2014 yılında terkin edilmesine karşın ihyaya esas davanın 2019 yılında açıldığını, bu nedenle terkin tarihinde şirketin taraf olduğu bir davadan söz edilemeyeceğini, terkin edilen şirketin yeniden sicile kayıt edilmesinde müvekkilinin bir tasarrufu bulunmayacağını, müvekkilince yasal sermaye altında bulunan şirketin gerekli tebligatlar yapılarak eksiklilerin tamamlanması ve derdest davaların bildirilmesi için uyarılmasına rağmen, şirket veya yetkililerince bilgi verilmemesi üzerine terkin edildiğini, davacının dava konusu şirket bakımından üçüncü kişi konumunda olduğu da gözetildiğinde ve dava konusu şirketin ticaret sicilinden terkin edilmesi işlemine karşı herhangi bir iddia da bulunulmadığı hâlde Mahkemece, müvekkili aleyhine yargılama giderlerine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesinin kararın kaldırılmasına ve yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yasal hasım konumunda olan davalı Sicil Müdürlüğünün, şirketin terkin işlemlerinin yapıldığı tarihte, şirket hakkındaki derdest davadan haberdar olduğuna ve bu hususta bilgilendirildiğine dair dosyaya bir delil sunulmadığı gibi, terkin işleminin usulsüzlüğüne dair başkaca bir sebep ve delil ileri sürülmediği, terkin tarihinden sonra Bozüyük 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde davanın açıldığı, bu durumda yasal hasım konumunda olan ve davanın açılmasına sebebiyet vermediği anlaşılan davalının yargılama giderlerine mahkum edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, davanın kabulü ile resen terkin edilmiş olan Yıldız Yapı Malzemeleri Depolama Dağ. San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin sicil kaydının, Bozüyük 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/120 E. sayılı dava dosyasının görülmesi ve infazı işlemleriyle sınırlı olmak üzere ihyasına, kararın tescil ve ilanına, ilan işlemlerinin davacı tarafından yapılmasına, şirketin sicil kaydı 6102 sayılı Kanun’un geçici 7 nci maddesi uyarınca terkin edilmiş olduğundan tasfiye memuru atanmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili tarafından süresi içinde temyize başvurulmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesince, şirketin 6102 sayılı Kanun’un geçici 7 nci maddesi kapsamında kaldığından bahisle davalı Sicil Müdürlüğünce 07.07.2014 tarihinde sicilden terkin edildiği; ancak şirket temsilcilerine tebligat yapıldığına ilişkin herhangi bir bilgi, belge, tebligatın dosyaya sunulmadığı, bu nedenle terkin işleminin şekil ve esas açısından hukuka uygun olmadığının tespit edildiği, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından hukuka aykırı olarak bu tespitlerin yok sayıldığını, terkin işlemi öncesinde yapılması öngörülen ihtarın öncelikle şirkete yapılacağı düzenlenmiş olup şirketin yetkilisine tebliğ edilmeden doğrudan Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilan suretiyle yapılan ihtarın usule uygun olmadığını, davada İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünce yapılan terkin işleminin hatalı olması karşısında davalı tarafından davaya karşı konularak müdürlük işleminin yerinde olduğundan bahisle davanın reddinin de istendiği nazara alındığında somut olayda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 312 nci maddesinin ikinci fıkrasının uygulanma koşulları bulunmayıp aynı Kanun'un 326 ncı maddesi uyarınca davalı Sicil Müdürlüğünün yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulması gerektiğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, şirket ihyası istemine ilişkin olup ihya koşullarının bulunup bulunmadığı hususu uyuşmazlık konusudur.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371’inci maddesi, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/2323 E. 2024/3973 K.
Ortak:yeniden tescil · dava dilekçesinin tebliği · ticaret sicilinden terkin · şirketin ihyası · tasfiye memuru atanması · sicilden terkin · tazminat davası · ihya · dava şartı · zamanaşımı ['6102/-7', '6102/7'] · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafın «ihyası» talep edilen şirkete karşı açmış olduğu «derdest» tazminat davasının bulunduğu, şirketin taraf olduğu davanın mevcut olması nedeniyle «ticaret sicil» «kaydının» silinmesinin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesine aykırı olduğu, bu nedenle «zamanaşımı» süresinin söz konusu olmadığı ve davacının bu davayı açmakta «hukuki yararının» bulunduğu, somut uyuşmazlıkta şirketin, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında kaldığından bahisle davalı Sicil Müdürlüğünce 07.07.2014 tarihinde «sicilden terkin» edildiği ancak şirket «temsilcilerine» «tebligat» yapıldığına ilişkin herhangi bir bilgi, belge, tebligatın da dosyaya sunulmadığı, bu nedenle terkin işleminin şekil ve esas açısından hukuka uygun olmadığı ve hukuka uygun terkin işlemi yapmayan davalının «yargılama gideri» ve vekalet ücretinden sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile Yıldız Yapı Malzemeleri Depolama Dağ.
İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilince davanın reddinin talep edilmediği sadece davalının «yargılama giderlerinden sorumlu» olmadığına karar verildiğini, «yasal hasım» olan müvekkilinin yargılama giderlerinden sorumlu olmadığının bir çok Yargıtay kararı ile kabul edildiğini, şirket 2014 yılında «terkin» edilmesine karşın «ihyaya» esas davanın 2019 yılında açıldığını, bu nedenle terkin tarihinde şirketin taraf olduğu bir davadan söz edilemeyeceğini, terkin edilen şirketin yeniden sicile kayıt edilmesinde müvekkilinin bir tasarrufu bulunmayacağını, müvekkilince yasal sermaye altında bulunan şirketin gerekli «tebligatlar» yapılarak eksiklilerin tamamlanması ve «derdest» davaların bildirilmesi için uyarılmasına rağmen, şirket veya yetkililerince bilgi verilmemesi üzerine terkin edildiğini, davacının dava konusu şirket bakımından «üçüncü kişi» konumunda olduğu da gözetildiğinde ve dava konusu şirketin «ticaret sicilinden terkin» edilmesi işlemine karşı herhangi bir iddia da bulunulmadığı hâlde Mahkemece, müvekkili aleyhine «yargılama giderlerine» hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesinin kararın kaldırılmasına ve yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına karar veri …
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, «şirket ihyası» istemine ilişkin olup ihya koşullarının bulunup bulunmadığı hususu uyuşmazlık konusudur.
Benzer bu karardaTemizlik Gıda Sanayi Ticaret Limited Şirketine dava «dilekçesinin tebliğ» edilemediğini, mahkeme tarafından yapılan incelemede şirketin «ticaret sicilinden terkin» edildiğinin tespit edildiğini, taraflarına «ihya» davasını açmak üzere «yetki» ve süre verildiğini ileri sürerek şirketin ihyasına karar verilmesini talep etmiş, birleşen davada ise mahkemece verilen süre içerisinde «şirketin ihyası» davasını davalı «tasfiye» memuruna yöneltmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ihyası» talep edilen şirketin ortaklar kurulunun 15.12.2013 tarihli kararıyla «tasfiye» işlemlerine girişildiği ve «tasfiye memuru» olarak birleşen davalı ...'in atandığı, tasfiye memuru tarafından gerekli işlemler tamamlanarak, şirketin 30.01.2015 tarihinde «terkin» edildiği, Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinin 05.02.2015 tarih, 8752 sayılı gazetesiyle terkinin «ilan» edildiği, şirketin 30.01.2015 tarihi itibariyle tasfiye nedeniyle «sicilden terkini» gerçekleştirilmiş ise de davacının, ihyası istenen şirket hakkında «rücuen tazminat davası» açtığı, davacının şirketin ihyasını istemekte «hukuki yararının» bulunduğu, ihyası talep edilen şirket hakkında açılmış olan dava bulunması nedeniyle ihyasının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 547 nci maddesi gereğince ek tasfiye niteliğinde olduğu, «hak düşürücü sürenin» söz konusu olmadığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile Bozüyük Ticaret Sicil Müdürlüğünün 1654 sicil numarasında kayıtlı ...
Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/172 E. sayılı dosyası Taraflar arasındaki «şirketin ihyası» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tasfiyenin kapanması · husumet itirazı · yetki itirazı · rücuen tazminat · hak düşürücü süre · yetki · husumet
Benzer bu karardaCEVAP Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde; «husumet» yöneltmek kaygısıyla tarafına yöneltilen davanın usule aykırı olması nedeniyle «husumet itirazının» bulunduğunu, şirketin «tasfiye» işlemlerinin çok uzun süre önce tamamlandığını, «zamanaşımı» itirazında bulunduğunu, ek olarak da «yetki itirazının» bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ihyası» talep edilen şirketin ortaklar kurulunun 15.12.2013 tarihli kararıyla «tasfiye» işlemlerine girişildiği ve «tasfiye memuru» olarak birleşen davalı ...'in atandığı, tasfiye memuru tarafından gerekli işlemler tamamlanarak, şirketin 30.01.2015 tarihinde «terkin» edildiği, Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinin 05.02.2015 tarih, 8752 sayılı gazetesiyle terkinin «ilan» edildiği, şirketin 30.01.2015 tarihi itibariyle tasfiye nedeniyle «sicilden terkini» gerçekleştirilmiş ise de davacının, ihyası istenen şirket hakkında «rücuen tazminat davası» açtığı, davacının şirketin ihyasını istemekte «hukuki yararının» bulunduğu, ihyası talep edilen şirket hakkında açılmış olan dava bulunması nedeniyle ihyasının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 547 nci maddesi gereğince ek tasfiye niteliğinde olduğu, «hak düşürücü sürenin» söz konusu olmadığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile Bozüyük Ticaret Sicil Müdürlüğünün 1654 sicil numarasında kayıtlı ...
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemece davacının «hukuki yararı» bulunduğu hususunda isabetsizlik bulunmadığı, ancak «ihyası» talep olunan şirket 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesi uyarınca Ticaret Sicilinden «terkin» edilmiş olduğu, uyuşmazlığın çözümünde 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi hükümlerinin uygulama yeri bulunmadığı ve 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinde «zamanaşımı» veya «hak düşürücü süre» öngörülmediğinden davalının bu yöndeki istinaf nedenleri de yerinde görülmediği, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinde «tasfiyenin kapanmasından» sonra alacaklıların alacağının tahsili istemi ile dava açması durumunda mahkemece istemin yerinde olduğuna kanaat getirilirse «tasfiye» olunan şirketin sadece bu işlemlerin yapılması için «yeniden tesciline» karar verileceğinin düzenlendiği halde mahkemece Bozüyük 1.
Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/192 E. sayılı dosyası ile «rücuen tazminat davası» açıldığını, Bozüyük 1.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/12740 E. 2013/15835 K.
Ortak:yasal hasım · şirketin ihyası · yargılama giderleri · ihya · tasfiye memuru · yargılama gideri · ek tasfiye · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaİstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilince davanın reddinin talep edilmediği sadece davalının «yargılama giderlerinden sorumlu» olmadığına karar verildiğini, «yasal hasım» olan müvekkilinin yargılama giderlerinden sorumlu olmadığının bir çok Yargıtay kararı ile kabul edildiğini, şirket 2014 yılında «terkin» edilmesine karşın «ihyaya» esas davanın 2019 yılında açıldığını, bu nedenle terkin tarihinde şirketin taraf olduğu bir davadan söz edilemeyeceğini, terkin edilen şirketin yeniden sicile kayıt edilmesinde müvekkilinin bir tasarrufu bulunmayacağını, müvekkilince yasal sermaye altında bulunan şirketin gerekli «tebligatlar» yapılarak eksiklilerin tamamlanması ve «derdest» davaların bildirilmesi için uyarılmasına rağmen, şirket veya yetkililerince bilgi verilmemesi üzerine terkin edildiğini, davacının dava konusu şirket bakımından «üçüncü kişi» konumunda olduğu da gözetildiğinde ve dava konusu şirketin «ticaret sicilinden terkin» edilmesi işlemine karşı herhangi bir iddia da bulunulmadığı hâlde Mahkemece, müvekkili aleyhine «yargılama giderlerine» hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesinin kararın kaldırılmasına ve yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına karar veri …
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafın «ihyası» talep edilen şirkete karşı açmış olduğu «derdest» tazminat davasının bulunduğu, şirketin taraf olduğu davanın mevcut olması nedeniyle «ticaret sicil» «kaydının» silinmesinin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesine aykırı olduğu, bu nedenle «zamanaşımı» süresinin söz konusu olmadığı ve davacının bu davayı açmakta «hukuki yararının» bulunduğu, somut uyuşmazlıkta şirketin, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında kaldığından bahisle davalı Sicil Müdürlüğünce 07.07.2014 tarihinde «sicilden terkin» edildiği ancak şirket «temsilcilerine» «tebligat» yapıldığına ilişkin herhangi bir bilgi, belge, tebligatın da dosyaya sunulmadığı, bu nedenle terkin işleminin şekil ve esas açısından hukuka uygun olmadığı ve hukuka uygun terkin işlemi yapmayan davalının «yargılama gideri» ve vekalet ücretinden sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile Yıldız Yapı Malzemeleri Depolama Dağ.
Asliye Hukuk Mahkemesinde davanın açıldığı, bu durumda «yasal hasım» konumunda olan ve davanın açılmasına sebebiyet vermediği anlaşılan davalının «yargılama giderlerine» mahkum edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, davanın kabulü ile «resen terkin» edilmiş olan Yıldız Yapı Malzemeleri Depolama Dağ.
Benzer bu kararda2- Dava, Limited Şirket'in «ihyası» istemine ilişkin olup, davalı ... bu davada «yasal hasım» olduğu için «yargılama giderleri» ve vekalet ücretinden sorumlu tutulamaz ise de, davalı «tasfiye» memurunun «zorunlu hasım» olduğu gerekçesiyle «yargılama gideri» ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmaması doğru olmamış, bu nedenle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Kararı, davacı vekili ve davalı «tasfiye memuru» temyiz etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, «tasfiye» dışında kalan hususlar olduğu, mahkeme tarafından borcun tespit edildiği ve tasfiyenin eksiksiz şekilde yapılmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:zorunlu hasım
Benzer bu kararda2- Dava, Limited Şirket'in «ihyası» istemine ilişkin olup, davalı ... bu davada «yasal hasım» olduğu için «yargılama giderleri» ve vekalet ücretinden sorumlu tutulamaz ise de, davalı «tasfiye» memurunun «zorunlu hasım» olduğu gerekçesiyle «yargılama gideri» ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmaması doğru olmamış, bu nedenle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/1909 E. 2018/3442 K.
Ortak:yeniden tescil · yasal hasım · şirketin ihyası · yargılama giderleri · ihya · yargılama gideri · ticaret sicili · terkin · dava şartı · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaİstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilince davanın reddinin talep edilmediği sadece davalının «yargılama giderlerinden sorumlu» olmadığına karar verildiğini, «yasal hasım» olan müvekkilinin yargılama giderlerinden sorumlu olmadığının bir çok Yargıtay kararı ile kabul edildiğini, şirket 2014 yılında «terkin» edilmesine karşın «ihyaya» esas davanın 2019 yılında açıldığını, bu nedenle terkin tarihinde şirketin taraf olduğu bir davadan söz edilemeyeceğini, terkin edilen şirketin yeniden sicile kayıt edilmesinde müvekkilinin bir tasarrufu bulunmayacağını, müvekkilince yasal sermaye altında bulunan şirketin gerekli «tebligatlar» yapılarak eksiklilerin tamamlanması ve «derdest» davaların bildirilmesi için uyarılmasına rağmen, şirket veya yetkililerince bilgi verilmemesi üzerine terkin edildiğini, davacının dava konusu şirket bakımından «üçüncü kişi» konumunda olduğu da gözetildiğinde ve dava konusu şirketin «ticaret sicilinden terkin» edilmesi işlemine karşı herhangi bir iddia da bulunulmadığı hâlde Mahkemece, müvekkili aleyhine «yargılama giderlerine» hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesinin kararın kaldırılmasına ve yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına karar veri …
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafın «ihyası» talep edilen şirkete karşı açmış olduğu «derdest» tazminat davasının bulunduğu, şirketin taraf olduğu davanın mevcut olması nedeniyle «ticaret sicil» «kaydının» silinmesinin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesine aykırı olduğu, bu nedenle «zamanaşımı» süresinin söz konusu olmadığı ve davacının bu davayı açmakta «hukuki yararının» bulunduğu, somut uyuşmazlıkta şirketin, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında kaldığından bahisle davalı Sicil Müdürlüğünce 07.07.2014 tarihinde «sicilden terkin» edildiği ancak şirket «temsilcilerine» «tebligat» yapıldığına ilişkin herhangi bir bilgi, belge, tebligatın da dosyaya sunulmadığı, bu nedenle terkin işleminin şekil ve esas açısından hukuka uygun olmadığı ve hukuka uygun terkin işlemi yapmayan davalının «yargılama gideri» ve vekalet ücretinden sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile Yıldız Yapı Malzemeleri Depolama Dağ.
Asliye Hukuk Mahkemesinde davanın açıldığı, bu durumda «yasal hasım» konumunda olan ve davanın açılmasına sebebiyet vermediği anlaşılan davalının «yargılama giderlerine» mahkum edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, davanın kabulü ile «resen terkin» edilmiş olan Yıldız Yapı Malzemeleri Depolama Dağ.
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı Ticaret Sicil Müdürlüğü aleyhine açılan davanın kabulü ile, «şirketin ihyası» ve «ticaret siciline» «yeniden tesciline», kararın tescil ve «ilanına», diğer davalılar re'«sen terkin» edilen şirketin «son» «yönetim kurulu» üyeleri olup, «pasif husumet ehliyetleri» olmadığından aleyhlerine açılan davanın reddine dair verilen kararın davacı vekili tarafından temyizi üzerine karar Dairemizce onanmıştır.
2- Dava, 6102 sayılı TTK’nın geçici 7. maddesi uyarınca sicilden re’«sen terkin» edilen «anonim şirketin ihyası» istemine ilişkindir.
Mahkemece davalı Ticaret Sicil Müdürlüğü «yasal hasım» olduğundan bahisle «yargılama giderlerinden» olan vekalet ücretinden sorumlu tutulmamış ise de, karar tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 326. maddesinde, kanunda yazılı haller dışında «yargılama giderlerinin» aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği düzenlemesine yer verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:re'sen terkin · pasif husumet ehliyeti · husumet ehliyeti · pasif husumet · anonim şirket · taraf ehliyeti · yönetim kurulu kararı · vekalet ücreti
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı Ticaret Sicil Müdürlüğü aleyhine açılan davanın kabulü ile, «şirketin ihyası» ve «ticaret siciline» «yeniden tesciline», kararın tescil ve «ilanına», diğer davalılar re'«sen terkin» edilen şirketin «son» «yönetim kurulu» üyeleri olup, «pasif husumet ehliyetleri» olmadığından aleyhlerine açılan davanın reddine dair verilen kararın davacı vekili tarafından temyizi üzerine karar Dairemizce onanmıştır.
2- Dava, 6102 sayılı TTK’nın geçici 7. maddesi uyarınca sicilden re’«sen terkin» edilen «anonim şirketin ihyası» istemine ilişkindir.
Buna göre, davanın kabulüne karar verilmesine rağmen, «yargılama giderlerinden» olan «vekalet ücretinin» «terkin» işlemini yapan davalı Ticaret Sicil Müdürlüğünden tahsiline karar verilmesi gerekirken «yargılama giderlerinin» davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesi doğru olmadığından davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile, Dairemizin 05.02.2018 tarih, 2018/35 Esas -2 …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/7603 E. , 2023/25 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ .... Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
HÜKÜM
Kabul
Taraflar arasındaki şirketin ihyası davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili Kurumun sigortalısı ... 'na 11.05.2018 tarihinde tespit edilen meslek hastalığına bağlı maluliyeti sebebiyle sürekli iş göremezlik geliri bağlandığını, sigortalıya yapılan ödemelerin tahsili amacıyla Bozüyük 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/120 E. sayılı dosyasında rücuan tazminat davası açıldığını, davalı Yıldız Yapı Malzemeleri Depolama Dağ. San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin terkin edilmesi nedeniyle dava dilekçesinin tebliğ edilemediğini, Mahkemece ihya davası açılması için süre verildiğini, şirketin davalı tarafından resen terkin edilerek sicil kaydının kapatıldığını ileri sürerek davaya konu şirketin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6012 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi uyarınca, sermayesinin yasal tutarın altında olduğu hususunun belirlenmesinin ardından şirketin resen terkin kapsamına alındığını, tebligat ve ilan prosedürlerinin yerine getirilmesinin ardından 07.07.2014 tarihinde sicil kaydının resen terkin edildiğini, kanun gereğince terkin kapsamına alınan şirketlerin, bu durumun kendilerine tebliğinden itibaren iki ay içerisinde münfesih olma sebeplerini ortadan kaldırarak, buna ilişkin ispat edici belgeleri Ticaret Sicil Müdürlüğüne ibraz etmesi ya da şirketin faaliyetinin devamının mümkün olmaması halinde, aynı süre içerisinde tasfiye memurunu bildirmesi ayrıca şirketin davacı ya da davalı sıfatıyla sürmekte olan davasının bulunması halinde, buna ilişkin yazılı beyanı Ticaret Sicili Müdürlüğüne vermesi gerektiğini, tebligata rağmen belirtilen hususların yerine getirilmemesi nedeniyle şirketin terkin edildiğini, müvekkilinin mahkeme kararı olmaksızın şirketi yeniden tescil edemeyeceğini, müvekkilinin davanın açılmasına sebebiyet vermemesi nedeniyle yargılama giderlerinden sorumlu tutulamayacağını, talep edilen dosya ile sınırlı olmak üzere ihya kararı verilmesi gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafın ihyası talep edilen şirkete karşı açmış olduğu derdest tazminat davasının bulunduğu, şirketin taraf olduğu davanın mevcut olması nedeniyle ticaret sicil kaydının silinmesinin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesine aykırı olduğu, bu nedenle zamanaşımı süresinin söz konusu olmadığı ve davacının bu davayı açmakta hukuki yararının bulunduğu, somut uyuşmazlıkta şirketin, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında kaldığından bahisle davalı Sicil Müdürlüğünce 07.07.2014 tarihinde sicilden terkin edildiği ancak şirket temsilcilerine tebligat yapıldığına ilişkin herhangi bir bilgi, belge, tebligatın da dosyaya sunulmadığı, bu nedenle terkin işleminin şekil ve esas açısından hukuka uygun olmadığı ve hukuka uygun terkin işlemi yapmayan davalının yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile Yıldız Yapı Malzemeleri Depolama Dağ.
San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrası uyarınca tüzel kişiliğinin Bozüyük 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/120 E. sayılı dosyası ile sınırlı olmak üzere ihyasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilince davanın reddinin talep edilmediği sadece davalının yargılama giderlerinden sorumlu olmadığına karar verildiğini, yasal hasım olan müvekkilinin yargılama giderlerinden sorumlu olmadığının bir çok Yargıtay kararı ile kabul edildiğini, şirket 2014 yılında terkin edilmesine karşın ihyaya esas davanın 2019 yılında açıldığını, bu nedenle terkin tarihinde şirketin taraf olduğu bir davadan söz edilemeyeceğini, terkin edilen şirketin yeniden sicile kayıt edilmesinde müvekkilinin bir tasarrufu bulunmayacağını, müvekkilince yasal sermaye altında bulunan şirketin gerekli tebligatlar yapılarak eksiklilerin tamamlanması ve derdest davaların bildirilmesi için uyarılmasına rağmen, şirket veya yetkililerince bilgi verilmemesi üzerine terkin edildiğini, davacının dava konusu şirket bakımından üçüncü kişi konumunda olduğu da gözetildiğinde ve dava konusu şirketin ticaret sicilinden terkin edilmesi işlemine karşı herhangi bir iddia da bulunulmadığı hâlde Mahkemece, müvekkili aleyhine yargılama giderlerine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesinin kararın kaldırılmasına ve yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yasal hasım konumunda olan davalı Sicil Müdürlüğünün, şirketin terkin işlemlerinin yapıldığı tarihte, şirket hakkındaki derdest davadan haberdar olduğuna ve bu hususta bilgilendirildiğine dair dosyaya bir delil sunulmadığı gibi, terkin işleminin usulsüzlüğüne dair başkaca bir sebep ve delil ileri sürülmediği, terkin tarihinden sonra Bozüyük 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde davanın açıldığı, bu durumda yasal hasım konumunda olan ve davanın açılmasına sebebiyet vermediği anlaşılan davalının yargılama giderlerine mahkum edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, davanın kabulü ile resen terkin edilmiş olan Yıldız Yapı Malzemeleri Depolama Dağ.
San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin sicil kaydının, Bozüyük 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/120 E. sayılı dava dosyasının görülmesi ve infazı işlemleriyle sınırlı olmak üzere ihyasına, kararın tescil ve ilanına, ilan işlemlerinin davacı tarafından yapılmasına, şirketin sicil kaydı 6102 sayılı Kanun’un geçici 7 nci maddesi uyarınca terkin edilmiş olduğundan tasfiye memuru atanmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili tarafından süresi içinde temyize başvurulmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesince, şirketin 6102 sayılı Kanun’un geçici 7 nci maddesi kapsamında kaldığından bahisle davalı Sicil Müdürlüğünce 07.07.2014 tarihinde sicilden terkin edildiği; ancak şirket temsilcilerine tebligat yapıldığına ilişkin herhangi bir bilgi, belge, tebligatın dosyaya sunulmadığı, bu nedenle terkin işleminin şekil ve esas açısından hukuka uygun olmadığının tespit edildiği, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından hukuka aykırı olarak bu tespitlerin yok sayıldığını, terkin işlemi öncesinde yapılması öngörülen ihtarın öncelikle şirkete yapılacağı düzenlenmiş olup şirketin yetkilisine tebliğ edilmeden doğrudan Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilan suretiyle yapılan ihtarın usule uygun olmadığını, davada İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünce yapılan terkin işleminin hatalı olması karşısında davalı tarafından davaya karşı konularak müdürlük işleminin yerinde olduğundan bahisle davanın reddinin de istendiği nazara alındığında somut olayda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 312 nci maddesinin ikinci fıkrasının uygulanma koşulları bulunmayıp aynı Kanun'un 326 ncı maddesi uyarınca davalı Sicil Müdürlüğünün yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulması gerektiğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, şirket ihyası istemine ilişkin olup ihya koşullarının bulunup bulunmadığı hususu uyuşmazlık konusudur.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371’inci maddesi, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Davacıdan harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
09.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/906240200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz