Şirket yöneticisinin sorumluluğu | Tazminat | Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/6358 E. 2023/1044 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yönetici sorumluluğu davası↗ şirket yöneticisinin sorumluluğu↗ ortaklık sıfatı↗ çıkma payı↗ ortaklıktan çıkma↗ kâr payı alacağı↗ yönetici sorumluluğu↗ aktif husumet yokluğu↗ sorumluluk davası↗ aktif husumet ehliyeti↗ ispat külfeti↗ aktif husumet↗ husumet ehliyeti↗ şirket zararı↗ derdestlik↗ husumet yokluğu↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ taraf ehliyeti↗ feragat↗ limited şirket↗ hukuki yarar↗ kâr payı↗ ticaret sicili↗ yetkisizlik kararı↗ yasal faiz↗ yükleten (shipper)↗ temsil↗ kesin hüküm↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı tarafın dava konusu şirketi zarara uğrattığı iddialarının somut, kesin, yazılı, yeterli delil ve belgelerle ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesinin kararının usul ve kanuna aykırı olduğunu, Mahkemece itiraza uğrayan 19.12.2017 tarihli bilirkişi heyet raporuna itibar edilerek karar verildiğini, bu raporda iddialarının bir kısmının hiç, bir kısmının da yeteri kadar araştırılmadığını, şirketlerde zarar oluşup olmadığının; ancak şirketin tüm kayıt ve hesapları üzerinde yapılacak inceleme ile anlaşılacağını, Mahkemece bu hususun araştırılmadığını, bilirkişilerin hesaptan para çekilmesini, şirket hesabından şahsi kredi kartı çıkarılmasının ve kasadaki parayı görmesine rağmen, bunların belgelendirilmesi yükümlülüğünün davalılara aitken müvekkillerine ispat külfeti yükletilerek değerlendirme yapıldığını, şirketin arsasının hesaplardaki rakamlarının hiç değerlendirilmediğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 644 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi yollamasıyla 553 üncü maddesi gereği şirketin yöneticilerine sorumluluk davası açma hakkı aynı Kanun'un 555 inci maddesinin birinci fıkrası hükmü gereği şirket ortağına tanınmış olup ortaklık sıfatının açılan davada hüküm kesinleşinceye kadar korunması gerektiği, davacı ortağın Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 14.05.2019 tarih, 2016/39 E. ve 2019/447 K. sayılı kararıyla ortaklıktan çıkmasına ve çıkma payı alacağının feragat nedeniyle reddine dair karar verildiği, taraflarca istinaf istinaf edilmeyen hükmün 12.06.2019 tarihinde kesinleştiği, davacının ortaklıktan söz konusu Mahkeme kararı ile çıktığının Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nin 07.01.2020 tarihli nüshasında yayımlandığı, davacı artık şirket ortağı olmadığından dava açma hakkı ve aktif husumet ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin öteki istinaf sebeplerinin reddine, istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karar kaldırılarak davacının aktif husumet ehliyeti bulunmadığından davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin ortak olduğu döneme ilişkin şirkete ait kamu borçları oluştuğunu, müvekkilinin hissesi oranında bu borcun bir kısmını ödediğini bir kısmını ise ödeyeceğini, bu nedenle davada hukuki yararının devam ettiğini, 6102 sayılı Kanun'un 553 üncü maddesi gereği 3 üncü kişi olarak uğradığı zararın tazminini isteyebileceği gerekçesiyle kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, limited şirket yöneticisinin sorumluluğuna dayalı tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6102 sayılı Kanun'un 644 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi yollamasıyla 553 üncü maddesi
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/2592 E. 2015/7421 K.
Ortak:yönetici sorumluluğu davası · yönetici sorumluluğu · sorumluluk davası · şirket zararı · dava şartı
İncelediğiniz kararda… nde yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 644 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi yollamasıyla 553 üncü maddesi gereği «şirketin yöneticilerine sorumluluk davası» açma hakkı aynı Kanun'un 555 inci maddesinin birinci fıkrası hükmü gereği şirket ortağına tanınmış olup «ortaklık sıfatının» açılan davada hüküm kesinleşinceye kadar korunması gerektiği, davacı ortağın Kayseri 2.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı tarafın dava konusu «şirketi zarara» uğrattığı iddialarının somut, «kesin», yazılı, yeterli delil ve belgelerle ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… 2.2017 tarihli bilirkişi heyet raporuna itibar edilerek karar verildiğini, bu raporda iddialarının bir kısmının hiç, bir kısmının da yeteri kadar araştırılmadığını, «şirketlerde zarar» oluşup olmadığının; ancak şirketin tüm kayıt ve hesapları üzerinde yapılacak inceleme ile anlaşılacağını, Mahkemece bu hususun araştırılmadığını, bilirkişilerin hesaptan para çekilmesini, şirket hesabından şahsi kredi kartı çıkarılmasının ve kasadaki parayı görmesine rağmen, bunların belgelendirilmesi yükümlülüğünün davalılara aitken müvekkillerine «ispat külfeti» yükletilerek değerlendirme yapıldığını, şirketin arsasının hesaplardaki rakamlarının hiç değerlendirilmediğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
Benzer bu karardaDava, 2007-2012 yılları arasında «şirket müdürlüğü» yapan davalılar murisinin kötü yönetimi nedeniyle «şirketi zarara» uğrattığından bahisle 6102 sayılı TTK'nın 644. maddesi yollamasıyla aynı Kanunun 553 ve devamı maddeleri gereğince açılan sorumluluk davasıdır.
Bu düzenleme karşısında 6102 sayılı TTK'nın 4. ve 5. maddeleri de değerlendirildiğinde, «yöneticilerin sorumluluğuna» ilişkin davalar «mutlak ticari» dava niteliğinde bulunduğundan Asliye Ticaret Mahkemelerinde görülmesi gereken davalarda olup, mahkemece taraflar arasındaki ilişki yanlış olarak «hizmet sözleşmesi» olarak nitelenerek İş mahkemelerinin «görevli» olduğu gerekçesiyle dava «şartı yokluğundan» davanın reddi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:mutlak ticari dava · şirket müdürlüğü · esas sözleşme · sözleşmeden doğan dava · dava şartı yokluğu · tazminat davası · hizmet sözleşmesi · ek tasfiye
Benzer bu kararda6102 sayılı TTK'nın 553. maddesi uyarınca, kurucular, «yönetim kurulu» üyeleri, yöneticiler ve «tasfiye» memurları, kanundan ve «esas sözleşmeden doğan» yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar.
Bu düzenleme karşısında 6102 sayılı TTK'nın 4. ve 5. maddeleri de değerlendirildiğinde, «yöneticilerin sorumluluğuna» ilişkin davalar «mutlak ticari» dava niteliğinde bulunduğundan Asliye Ticaret Mahkemelerinde görülmesi gereken davalarda olup, mahkemece taraflar arasındaki ilişki yanlış olarak «hizmet sözleşmesi» olarak nitelenerek İş mahkemelerinin «görevli» olduğu gerekçesiyle dava «şartı yokluğundan» davanın reddi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında hizmet akîi bulunduğu, davalıların murisinin müdür olarak davacı şirkette çalıştığı, davalılar murisinin müdür olarak yürüttüğü faaliyetlere ve şirketi uğrattığı zararlara ilişkin olarak «tazminat davası» açıldığı.
5521 sayılı İş Kanunu'nun 1. maddesine göre işçi ile işveren veya işveren vekili arasında iş akdinden veya Iş Kanuna dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının İş Mahkemelerinde çözümlenmesi gerektiği gerekçesiyle dava dilekçesinin görev dava «şartı yokluğundan» reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/6333 E. 2021/6754 K.
Ortak:aktif husumet ehliyeti · aktif husumet · husumet ehliyeti · taraf ehliyeti · limited şirket · kesin hüküm · husumet · dava şartı
İncelediğiniz karardaAsliye Ticaret Mahkemesinin 14.05.2019 tarih, 2016/39 E. ve 2019/447 K. sayılı kararıyla ortaklıktan çıkmasına ve «çıkma payı alacağının» «feragat» nedeniyle reddine dair karar verildiği, taraflarca istinaf istinaf edilmeyen hükmün 12.06.2019 tarihinde kesinleştiği, davacının ortaklıktan söz konusu Mahkeme kararı ile çıktığının Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nin 07.01.2020 tarihli nüshasında yayımlandığı, davacı artık şirket ortağı olmadığından dava açma hakkı ve «aktif husumet ehliyeti» bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin öteki istinaf sebeplerinin reddine, istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karar kaldırıl …
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı tarafın dava konusu «şirketi zarara» uğrattığı iddialarının somut, «kesin», yazılı, yeterli delil ve belgelerle ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, «limited şirket yöneticisinin sorumluluğuna» dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaSomut olayda Mahkemece davacı gerçek kişilerin zarar taleplerinin niteliği açıklığa kavuşturulmaksızın ve buradan hareketle «aktif husumet ehliyetlerinin» olup olmadığı değerlendirilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi de doğru olmamış ve davalıların karar düzeltme isteminin kabulü ile kararın mümeyyiz davalılar yararına bozulması gerekmiştir.
… çtihatları doğrultusunda 6102 sayılı TTK’nın 618/3-c maddesi hükümleri dairesinde şirket tarafından şirket yöneticisine karşı sorumluluk davasının açılabilmesi için «limited şirket» genel kurulunda kararı alınması dava şartı olup, Mahkemece öncelikle davacı şirket genel kurulunca bu yönde karar alınıp alınmadığı hususunun değerlendirilerek şayet bir genel kurul kararı alınmamış ise HMK'nın 115/2. maddesi gereğince davacı şirkete bu hususta «kesin mehil» verildikten sonra bu yönde bir kurul kararının «ibrazı» halinde işin esasına girilerek karar verilmesi gerekirken bu eksiklik giderilmeden davanın esası hakkında karar verilmesi doğru görülmemiş ve bu sebeple davalılar …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:kesin mehil · doğrudan zarar · dolaylı zarar · ek mehil · şirket müdürlüğü · esas sözleşme · pay sahipliği · sözleşmeden doğan dava
Benzer bu karardaLimited şirketlerde TTK'nın 644. maddesinin yollamasıyla 553. maddesi uyarınca şirket yöneticileri Kanun ve «esas sözleşmeden doğan» yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde hem şirkete, hem de «pay sahipleri» ve şirket alacaklılarına karşı şirkete verdikleri zarar sebebiyle sorumlu olurlar.
… çtihatları doğrultusunda 6102 sayılı TTK’nın 618/3-c maddesi hükümleri dairesinde şirket tarafından şirket yöneticisine karşı sorumluluk davasının açılabilmesi için «limited şirket» genel kurulunda kararı alınması dava şartı olup, Mahkemece öncelikle davacı şirket genel kurulunca bu yönde karar alınıp alınmadığı hususunun değerlendirilerek şayet bir genel kurul kararı alınmamış ise HMK'nın 115/2. maddesi gereğince davacı şirkete bu hususta «kesin mehil» verildikten sonra bu yönde bir kurul kararının «ibrazı» halinde işin esasına girilerek karar verilmesi gerekirken bu eksiklik giderilmeden davanın esası hakkında karar verilmesi doğru görülmemiş ve bu sebeple davalılar …
Ancak TTK'nın 555. maddesi uyarınca şirket «pay sahipleri» «dolaylı zarar» nedeniyle açacakları davalarda hükmedilecek tazminatın kendilerine değil ancak ortaklığa verilmesini isteyebilirler.
Dava, davacı şirkette bir dönem «şirket müdürlüğü» yapan davalılar murisinin kötü yönetimi nedeniyle şirkete verdiği zararın tahsili istemine ilişkin 6102 sayılı TTK'nın 644. maddesi yollamasıyla aynı Kanunun 553 ve devamı maddeleri gereğince açılan sorumluluk davasıdır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/4256 E. 2013/11834 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/6358 E. , 2023/1044 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ... Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
HÜKÜM
Ret
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalılar ve kardeşleri ile birlikte kurulan Envotek Enerji Verimlilik Otomasyon Yazılım Eğitim ve Danışmanlık Ltd. Şirketi'nin ortağı olduğunu, müvekkili ile ortaklar arasında ortaya çıkan ihtilaflar sonucu müvekkilinin ortaklıktan çıkmak için dava açtığının ve davanın Kayseri Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/726 E. sayılı dosyasında derdest olduğunu, söz konusu davada alınan bilirkişi raporunda kayıtların kanuna uygun tutulmadığının, davalı ... tarafından usulsüzlükler yapıldığının tespit edildiğini ileri sürerek şirket zararının tam olarak bilinmesi mümkün olmadığından şimdilik şirket hesabından para çekilmesi nedeniyle 5.000,00 TL, şahsi kredi kartlarının ödenmesi nedeniyle 5.000,00 TL, şirket arsasının yetkisiz ucuz satışı nedeniyle 5.000,00 TL, şirket kasasında para tutulması nedeniyle 5.000,00 TL olmak üzere toplam 20.000,00 TL tazminatın zararın ika tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkillerinin Envotek...Limited Şirketi'nin (Envotek) yetkilileri ve ortakları olduğunu, davanın şirkete karşı açılması gerekirken ortaklara karşı açılması nedeniyle husumet yokluğundan reddi gerektiğini ayrıca Mahkemenin 2014/726 E. sayılı dosyası ile ortaklıktan çıkma davası açıldığını, bu davanın yargılaması devam etmekte iken işbu davanın açılmasında davacının hukuki yararının bulunmadığını, müvekkili Envotek şirketinin temsile yetkili ortağı olan ...'nun şirketin mali işlemleri için banka işlemlerini yapmasının, para çekip yatırmasının olağan olduğunu, şirket ortaklarından davacı ... ile kardeşi ...'ın şirketin bütün yazılımlarını, aracını ve mallarını alarak kaçıp şirketi büyük zarara uğrattıklarını, bu husustaki ceza yargılamasının devam ettiğini, ...
ve...şirkete ait yazılımları, aracı ve malları alıp kaçması nedeniyle şirketin çalışamaz hale geldiğini, davacının kendisinin şirket kredi kartını kullanmasına rağmen müvekkillerin kendi kredi kartlarını şirket kasasından ödedikleri iddiasının asılsız olduğunu, müvekkili ...'nun Envotek şirketinin 1/6, aynı zamanda Armak A.Ş.'nin de 1/5 hissesine sahip olduğunu, Envotek'in yıllık cirosunda Armak A.Ş. ile yapılan ticari faaliyetin %1,18'ine karşılık geldiğini, söz konusu ticari işlemlerinin de hukuka uygun olarak kayıt altına alındığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı tarafın dava konusu şirketi zarara uğrattığı iddialarının somut, kesin, yazılı, yeterli delil ve belgelerle ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesinin kararının usul ve kanuna aykırı olduğunu, Mahkemece itiraza uğrayan 19.12.2017 tarihli bilirkişi heyet raporuna itibar edilerek karar verildiğini, bu raporda iddialarının bir kısmının hiç, bir kısmının da yeteri kadar araştırılmadığını, şirketlerde zarar oluşup olmadığının; ancak şirketin tüm kayıt ve hesapları üzerinde yapılacak inceleme ile anlaşılacağını, Mahkemece bu hususun araştırılmadığını, bilirkişilerin hesaptan para çekilmesini, şirket hesabından şahsi kredi kartı çıkarılmasının ve kasadaki parayı görmesine rağmen, bunların belgelendirilmesi yükümlülüğünün davalılara aitken müvekkillerine ispat külfeti yükletilerek değerlendirme yapıldığını, şirketin arsasının hesaplardaki rakamlarının hiç değerlendirilmediğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 644 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi yollamasıyla 553 üncü maddesi gereği şirketin yöneticilerine sorumluluk davası açma hakkı aynı Kanun'un 555 inci maddesinin birinci fıkrası hükmü gereği şirket ortağına tanınmış olup ortaklık sıfatının açılan davada hüküm kesinleşinceye kadar korunması gerektiği, davacı ortağın Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 14.05.2019 tarih, 2016/39 E. ve 2019/447 K. sayılı kararıyla ortaklıktan çıkmasına ve çıkma payı alacağının feragat nedeniyle reddine dair karar verildiği, taraflarca istinaf istinaf edilmeyen hükmün 12.06.2019 tarihinde kesinleştiği, davacının ortaklıktan söz konusu Mahkeme kararı ile çıktığının Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nin 07.01.2020 tarihli nüshasında yayımlandığı, davacı artık şirket ortağı olmadığından dava açma hakkı ve aktif husumet ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin öteki istinaf sebeplerinin reddine, istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karar kaldırılarak davacının aktif husumet ehliyeti bulunmadığından davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin ortak olduğu döneme ilişkin şirkete ait kamu borçları oluştuğunu, müvekkilinin hissesi oranında bu borcun bir kısmını ödediğini bir kısmını ise ödeyeceğini, bu nedenle davada hukuki yararının devam ettiğini, 6102 sayılı Kanun'un 553 üncü maddesi gereği 3 üncü kişi olarak uğradığı zararın tazminini isteyebileceği gerekçesiyle kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, limited şirket yöneticisinin sorumluluğuna dayalı tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6102 sayılı Kanun'un 644 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi yollamasıyla 553 üncü maddesi
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, Kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
22.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/899818700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz