Şirketin ihyası
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/7426 E. 2023/191 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': 'beş yıllık', 'kanun': ['6102/-7', '6102/7']}
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yargılama gideri sorumluluğu↗ yargılama giderinden sorumluluk↗ hakdüşürücü süre↗ ticaret sicilinden re'sen terkin↗ ihtar tebliği↗ ihtarat↗ münfesihlik↗ yargılama giderlerinden sorumluluk↗ re'sen terkin↗ ek tasfiye işlemleri↗ yasal hasım↗ sermaye artırımı↗ şirketin ihyası↗ tasfiye memuru atanması↗ ticaret sicili müdürlüğü↗ kira sözleşmesi↗ vekâlet ücreti↗ yargılama giderleri↗ derdestlik↗ ihya↗ infaz↗ tasfiye memuru↗ hak düşürücü süre↗ sulh hukuk mahkemesi↗ usulden reddi↗ ihtar↗ limited şirket↗ hukuki yarar↗ kâr payı↗ yargılama gideri↗ tebligat↗ ticaret sicili↗ esastan ret↗ ek tasfiye↗ sulh↗ terkin↗ inkar tazminatı↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ menfi tespit↗ yükleten (shipper)↗ temsil↗ kesin hüküm↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ... Sicil Müdürlüğünce ihyası istenen şirketin temsil ve ilzama yetkilendirilmiş kişilerine ticaret sicilindeki adreslerine bu konuda ihtarat yapıldığına ilişkin tebligat bulunmadığı, bu nedenle sicil işlemi hatalı olmakla birlikte 559 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname (559 sayılı KHK) ile eklenen geçici 10 uncu madde gözetildiğinde, asgari sermaye şartını süresinde artırmadığından, münfesihlik durumu ortadan kalkmadığından şirketin tasfiye ile sınırlı olmak üzere ihyasına karar verilebileceği gerekçesiyle ihya isteminin kabulüne, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 547 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince tasfiye memuru olarak şirket yetkili temsilcisi ...'in atanmasına, usulüne uygun şekilde terkin işlemi yapmayan Ticaret Sicil Müdürlüğünün yargılama giderinden sorumlu tutulmasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı istinaf dilekçesinde özetle; 6102 sayılı Kanun’un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrası gereği davanın beş yıllık hak düşürücü süre içinde açılmadığını, yine aynı fıkrada sicil kayıtları silinen şirket borçlarının, şirketlerin unvanlarının silinmesine engel olmayacağının açık bir şekilde belirlendiğini, o hâlde davacının bu davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığını, davalı şirkete ihtar tebliğ edildiği gibi ihtarın ilân edildiğini, dolayısıyla artık şirket yetkilisine tebligat yapılmadığına dair iddianın dinlenemeyeceğini, şirketin derdest davalarının, alacak ve borçlarının Müdürlükleri tarafından bilinmesinin mümkün olmadığını, dolayısıyla yasal hasım konumunda olan müvekkili aleyhine yargılama giderlerine ve vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini belirterek usul ve kanuna aykırı bulunan İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılıp davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ... Sicil Müdürlüğünün, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde ve 559 sayılı KHK'da öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden ihyası istenen şirketi ticaret sicilinden re'sen terkin ettiği, dolayısıyla usulsüz terkin işlemi sebebiyle anılan maddenin on beşinci fıkrasında belirtilen beş yıllık hak düşürücü süre içinde dava açılma şartının artık somut olayda aranmayacağı gözetilerek davalı ... Sicil Müdürlüğü hakkında açılan davanın kabulü gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde davanın on yıllık hak düşürücü sürede açıldığının kabulü ile davanın kabulüne karar verilmesi isabetsiz ise de, davacı kurumun başlattığı Ankara 30. İcra Müdürlüğünün 2013/13768 E., Ankara 7. İcra Müdürlüğünün 2014/5908 E., Ankara 4. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2019/1045 E. sayılı dosyasında mevcut dosya davacısı lehine hükmedilen vekâlet ücreti ile ilgili girişilecek icra işlemleri ile ilgili ve Ankara 10. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/1338 E. sayılı dosyasında mevcut dosya davacısı lehine hükmedilen inkar tazminatı, vekâlet ücreti ve yargılama giderleri ile ilgili girişilecek icra işlemleriyle sınırlı olmak üzere istem konusu limited şirketin ihyası ve sicilden sermaye artırımı yapmayarak münfesih duruma düşmesinden ötürü tasfiye işlemleri için de şirkete tasfiye memuru atanması gerektiği, davacının şirketten anılan Mahkeme ilamlarıyla hüküm altına alınan alacaklarını tahsil edebilmesi için işbu davayı açmakta hukuki yararının bulunduğu dikkate alınarak 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince ek tasfiye kararı ile ihya ve tasfiye işlemlerinin yapılması için Mahkemece ihyasına karar verilen şirkete tasfiye memuru atanmasına karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gibi yukarıda açıklandığı üzere usulsüz terkin ile dava açılmasına sebebiyet veren davalı aleyhine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 326 ncı maddesi gereğince yargılama giderlerine hükmedilmesinin de doğru olduğu gerekçesi ile davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı temyiz dilekçesinde özetle; terkin tarihi ve işbu dava tarihi itibariyle 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrası hükmü kapsamında beş yıllık hakdüşürücü sürenin dolmuş olduğunu, hak düşürücü sürenin dolmuş olması nedeniyle davanın usulden reddi gerektiğini, aynı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on ikinci fıkrası hükmü uyarınca sicil kayıtları silinen şirket borçlarının, şirketin unvanının silinmesine engel olmayacağını, bu durumda davacının alacağı sebebiyle işbu davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığını, bu nedenle de davanın usulden reddi gerektiğini, ayrıca şirketin terkin tarihinde hakkındaki davaların, alacak ve borçlarının Müdürlükçe bilinmesinin mümkün olmadığını ve geçici 7 nci madde kapsamında usulünce terkin edildiğini, yine Müdürlüğün davanın açılmasına sebebiyet vermediğini ve yasal hasım olduğu nazara alınarak yargılama giderlerinden sorumlu tutulmaması gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 6102 sayılı Kanun’un geçici 7 nci maddesi gereğince re’sen terkin edilen limited şirketin ihyası şartlarının oluşup oluşmadığı ve yargılama giderlerine yönelik sorumluluğun hangi tarafta olacağı noktalarında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun’un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve temyiz edenin sıfatına göre usul ve kanuna uygun olup davalı tarafça temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/1368 E. 2022/2224 K.
Ortak:ihtarat · münfesihlik · yargılama giderlerinden sorumluluk · re'sen terkin · ek tasfiye işlemleri · sermaye artırımı · şirketin ihyası · tasfiye memuru atanması · dava şartı · hak düşürücü süre · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaSulh Hukuk Mahkemesinin 2016/1338 E. sayılı dosyasında mevcut dosya davacısı lehine hükmedilen «inkar tazminatı», vekâlet ücreti ve «yargılama giderleri» ile ilgili girişilecek icra işlemleriyle sınırlı olmak üzere istem konusu «limited şirketin ihyası» ve sicilden «sermaye artırımı» yapmayarak «münfesih» duruma düşmesinden ötürü «tasfiye işlemleri» için de şirkete «tasfiye memuru atanması» gerektiği, davacının şirketten anılan Mahkeme ilamlarıyla hüküm altına alınan alacaklarını tahsil edebilmesi için işbu davayı açmakta «hukuki yararının» bulunduğu dikkate alınarak 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince ek tasfiye kararı ile ihya ve tasfiye işlemlerinin yapılması için Mahkemece ihyasına karar verilen şirkete tasfiye memuru atanmasına karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gibi yukarıda açıklandığı üzere usulsüz «terkin» ile dava açılmasına sebebiyet veren davalı aleyhine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 326 ncı maddesi gereğince «yargılama giderlerine» hükmedilmesinin de doğru olduğu gerekçesi ile davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Sicil Müdürlüğünce «ihyası» istenen şirketin «temsil» ve ilzama yetkilendirilmiş kişilerine ticaret sicilindeki adreslerine bu konuda «ihtarat» yapıldığına ilişkin «tebligat» bulunmadığı, bu nedenle sicil işlemi hatalı olmakla birlikte 559 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname (559 sayılı KHK) ile eklenen geçici 10 uncu madde gözetildiğinde, asgari sermaye şartını süresinde artırmadığından, «münfesihlik» durumu ortadan kalkmadığından şirketin «tasfiye» ile sınırlı olmak üzere ihyasına karar verilebileceği gerekçesiyle ihya isteminin kabulüne, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 547 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince «tasfiye memuru» olarak şirket yetkili temsilcisi ...'in atanmasına, usulüne uygun şekilde «terkin» işlemi yapmayan Ticaret Sicil Müdürlüğünün «yargılama giderinden sorumlu» tutulmasına karar verilmiştir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 6102 sayılı Kanun’un geçici 7 nci maddesi gereğince re’«sen terkin» edilen «limited şirketin ihyası» şartlarının oluşup oluşmadığı ve «yargılama giderlerine» yönelik sorumluluğun hangi tarafta olacağı noktalarında toplanmaktadır.
Benzer bu karardaSicil Müdürlüğü'nün 6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesinde ve 559 sayılı KHK'da öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden «ihyası» istenen şirketi ticaret sicilinden re'«sen terkin» ettiği, sicilden «sermaye artırımı» yapmayarak «münfesih» duruma düşmesinden ötürü «tasfiye işlemleri» için de şirkete «tasfiye memuru atanması» gerektiği, TTK'nın 547/2. maddesi gereğince ek tasfiye kararı ile ihya ve tasfiye işlemlerinin yapılması için ihyasına karar verilen şirkete tasfiye memuru atanmasına karar verilerek usulsüz terkin ile dava açılmasına sebebiyet veren davalı aleyhine «yargılama giderlerine» hükmedilmesinde bir isabetsizlik olmadığı gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; davalı tarafından «ihyası» talep edilen şirketin «temsil» ve ilzama yetkililerinin ticaret sicilindeki adreslerine «ihtarat» yapıldığına ilişkin «tebligat» bulunmadığı, sicil işleminin hatalı olduğu, 559 sayılı KHK ile eklenen geçici 10. maddesi gözetildiğinde asgari sermayeyi süresinde artırmadığından «münfesihlik» durumunun ortadan kalkmadığı, «tasfiye» ile sınırlı olmak üzere ihya kararı verilebileceği, «terkin» öncesi şirketin yetkili temsilcisinin «tasfiye memuru» olarak atandığı, usulüne uygun şekilde terkin işlemi yapmayan davalının «yargılama giderlerinden sorumlu» olduğu gerekçesiyle talebin kabulüne, Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 60653 sicil numarasına kayıtlı Özgü-Ahşap İnşaat Sanayi A.Ş.'nin eksik «tasfiye işlemleri» ve Ankara 1.
Kararı, davalı «temsilcisi» temyiz etmiştir. (1) Dava, 6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesi uyarınca Ticaret Sicil Müdürlüğü'nce re'«sen terkin» edilen «şirketin ihyası» istemine ilişkin olup mahkemece yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ihya davası · hukuki menfaat · sicilden terkin · ilan · cy/cy kaydı · vekalet ücreti · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaAncak; TTK'nın geçici 7. maddenin 15. bendinin «son» cümlesinde "Ticaret sicilinden «kaydı» silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile «hukuki menfaatleri» bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir.” hükmü yer almaktadır.
Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/493 Esas sayılı dosyası ile sınırlı olmak üzere ihyasına, TTK'nın 547/2. maddesi gereğince «ihya» edilen şirkete ...'in «tasfiye memuru» olarak atanmasına, ihya kararının Ticaret Sicil Gazetesinde tescil ve «ilanına», davacı kendisini vekil ile «temsil» ettirdiğinden «vekalet ücretinin» davalı ...
Bu hüküm uyarınca «sicilden terkin» tarihinden itibaren beş yıllık «hak düşürücü süre» içerisinde dava açılması gerekirken hak düşürücü süre aşılarak 8.12.2020 tarihinde «ihya davası» açılmış olup yasanın amir hükmü uyarınca davacının hak düşürücü süre içerisinde ihya davası açılmadığı hususunun tartışılmaksızın yanılgılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik davalının istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak kaldırılmasına karar verilmiştir. (2) Bozma sebep ve şekline göre davalı «temsilcisinin» sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Mahkemece «ihyası» istenilen şirketin 23.01.2014 tarihinde TTK'nın geçici 7. maddesi uyarınca «sicilden terkin» edildiği hususunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/1368 E. 2022/2224 K.
Ortak:ihtarat · münfesihlik · yargılama giderlerinden sorumluluk · re'sen terkin · ek tasfiye işlemleri · sermaye artırımı · şirketin ihyası · tasfiye memuru atanması · dava şartı · hak düşürücü süre · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaSulh Hukuk Mahkemesinin 2016/1338 E. sayılı dosyasında mevcut dosya davacısı lehine hükmedilen «inkar tazminatı», vekâlet ücreti ve «yargılama giderleri» ile ilgili girişilecek icra işlemleriyle sınırlı olmak üzere istem konusu «limited şirketin ihyası» ve sicilden «sermaye artırımı» yapmayarak «münfesih» duruma düşmesinden ötürü «tasfiye işlemleri» için de şirkete «tasfiye memuru atanması» gerektiği, davacının şirketten anılan Mahkeme ilamlarıyla hüküm altına alınan alacaklarını tahsil edebilmesi için işbu davayı açmakta «hukuki yararının» bulunduğu dikkate alınarak 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince ek tasfiye kararı ile ihya ve tasfiye işlemlerinin yapılması için Mahkemece ihyasına karar verilen şirkete tasfiye memuru atanmasına karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gibi yukarıda açıklandığı üzere usulsüz «terkin» ile dava açılmasına sebebiyet veren davalı aleyhine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 326 ncı maddesi gereğince «yargılama giderlerine» hükmedilmesinin de doğru olduğu gerekçesi ile davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Sicil Müdürlüğünce «ihyası» istenen şirketin «temsil» ve ilzama yetkilendirilmiş kişilerine ticaret sicilindeki adreslerine bu konuda «ihtarat» yapıldığına ilişkin «tebligat» bulunmadığı, bu nedenle sicil işlemi hatalı olmakla birlikte 559 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname (559 sayılı KHK) ile eklenen geçici 10 uncu madde gözetildiğinde, asgari sermaye şartını süresinde artırmadığından, «münfesihlik» durumu ortadan kalkmadığından şirketin «tasfiye» ile sınırlı olmak üzere ihyasına karar verilebileceği gerekçesiyle ihya isteminin kabulüne, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 547 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince «tasfiye memuru» olarak şirket yetkili temsilcisi ...'in atanmasına, usulüne uygun şekilde «terkin» işlemi yapmayan Ticaret Sicil Müdürlüğünün «yargılama giderinden sorumlu» tutulmasına karar verilmiştir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 6102 sayılı Kanun’un geçici 7 nci maddesi gereğince re’«sen terkin» edilen «limited şirketin ihyası» şartlarının oluşup oluşmadığı ve «yargılama giderlerine» yönelik sorumluluğun hangi tarafta olacağı noktalarında toplanmaktadır.
Benzer bu karardaSicil Müdürlüğü'nün 6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesinde ve 559 sayılı KHK'da öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden «ihyası» istenen şirketi ticaret sicilinden re'«sen terkin» ettiği, sicilden «sermaye artırımı» yapmayarak «münfesih» duruma düşmesinden ötürü «tasfiye işlemleri» için de şirkete «tasfiye memuru atanması» gerektiği, TTK'nın 547/2. maddesi gereğince ek tasfiye kararı ile ihya ve tasfiye işlemlerinin yapılması için ihyasına karar verilen şirkete tasfiye memuru atanmasına karar verilerek usulsüz terkin ile dava açılmasına sebebiyet veren davalı aleyhine «yargılama giderlerine» hükmedilmesinde bir isabetsizlik olmadığı gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; davalı tarafından «ihyası» talep edilen şirketin «temsil» ve ilzama yetkililerinin ticaret sicilindeki adreslerine «ihtarat» yapıldığına ilişkin «tebligat» bulunmadığı, sicil işleminin hatalı olduğu, 559 sayılı KHK ile eklenen geçici 10. maddesi gözetildiğinde asgari sermayeyi süresinde artırmadığından «münfesihlik» durumunun ortadan kalkmadığı, «tasfiye» ile sınırlı olmak üzere ihya kararı verilebileceği, «terkin» öncesi şirketin yetkili temsilcisinin «tasfiye memuru» olarak atandığı, usulüne uygun şekilde terkin işlemi yapmayan davalının «yargılama giderlerinden sorumlu» olduğu gerekçesiyle talebin kabulüne, Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 60653 sicil numarasına kayıtlı Özgü-Ahşap İnşaat Sanayi A.Ş.'nin eksik «tasfiye işlemleri» ve Ankara 1.
Kararı, davalı «temsilcisi» temyiz etmiştir. (1) Dava, 6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesi uyarınca Ticaret Sicil Müdürlüğü'nce re'«sen terkin» edilen «şirketin ihyası» istemine ilişkin olup mahkemece yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ihya davası · hukuki menfaat · sicilden terkin · ilan · cy/cy kaydı · vekalet ücreti · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaAncak; TTK'nın geçici 7. maddenin 15. bendinin «son» cümlesinde "Ticaret sicilinden «kaydı» silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile «hukuki menfaatleri» bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir.” hükmü yer almaktadır.
Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/493 Esas sayılı dosyası ile sınırlı olmak üzere ihyasına, TTK'nın 547/2. maddesi gereğince «ihya» edilen şirkete ...'in «tasfiye memuru» olarak atanmasına, ihya kararının Ticaret Sicil Gazetesinde tescil ve «ilanına», davacı kendisini vekil ile «temsil» ettirdiğinden «vekalet ücretinin» davalı ...
Bu hüküm uyarınca «sicilden terkin» tarihinden itibaren beş yıllık «hak düşürücü süre» içerisinde dava açılması gerekirken hak düşürücü süre aşılarak 8.12.2020 tarihinde «ihya davası» açılmış olup yasanın amir hükmü uyarınca davacının hak düşürücü süre içerisinde ihya davası açılmadığı hususunun tartışılmaksızın yanılgılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik davalının istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak kaldırılmasına karar verilmiştir. (2) Bozma sebep ve şekline göre davalı «temsilcisinin» sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Mahkemece «ihyası» istenilen şirketin 23.01.2014 tarihinde TTK'nın geçici 7. maddesi uyarınca «sicilden terkin» edildiği hususunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/9608 E. 2015/9685 K.
Ortak:ihtar tebliği · münfesihlik · şirketin ihyası · ihya · tasfiye memuru · ihtar · ticaret sicili · ek tasfiye · dava şartı · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaSulh Hukuk Mahkemesinin 2016/1338 E. sayılı dosyasında mevcut dosya davacısı lehine hükmedilen «inkar tazminatı», vekâlet ücreti ve «yargılama giderleri» ile ilgili girişilecek icra işlemleriyle sınırlı olmak üzere istem konusu «limited şirketin ihyası» ve sicilden «sermaye artırımı» yapmayarak «münfesih» duruma düşmesinden ötürü «tasfiye işlemleri» için de şirkete «tasfiye memuru atanması» gerektiği, davacının şirketten anılan Mahkeme ilamlarıyla hüküm altına alınan alacaklarını tahsil edebilmesi için işbu davayı açmakta «hukuki yararının» bulunduğu dikkate alınarak 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince ek tasfiye kararı ile ihya ve tasfiye işlemlerinin yapılması için Mahkemece ihyasına karar verilen şirkete tasfiye memuru atanmasına karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gibi yukarıda açıklandığı üzere usulsüz «terkin» ile dava açılmasına sebebiyet veren davalı aleyhine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 326 ncı maddesi gereğince «yargılama giderlerine» hükmedilmesinin de doğru olduğu gerekçesi ile davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Sicil Müdürlüğünce «ihyası» istenen şirketin «temsil» ve ilzama yetkilendirilmiş kişilerine ticaret sicilindeki adreslerine bu konuda «ihtarat» yapıldığına ilişkin «tebligat» bulunmadığı, bu nedenle sicil işlemi hatalı olmakla birlikte 559 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname (559 sayılı KHK) ile eklenen geçici 10 uncu madde gözetildiğinde, asgari sermaye şartını süresinde artırmadığından, «münfesihlik» durumu ortadan kalkmadığından şirketin «tasfiye» ile sınırlı olmak üzere ihyasına karar verilebileceği gerekçesiyle ihya isteminin kabulüne, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 547 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince «tasfiye memuru» olarak şirket yetkili temsilcisi ...'in atanmasına, usulüne uygun şekilde «terkin» işlemi yapmayan Ticaret Sicil Müdürlüğünün «yargılama giderinden sorumlu» tutulmasına karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri Davalı istinaf dilekçesinde özetle; 6102 sayılı Kanun’un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrası gereği davanın beş yıllık «hak düşürücü süre» içinde açılmadığını, yine aynı fıkrada sicil kayıtları silinen şirket borçlarının, şirketlerin unvanlarının silinmesine engel olmayacağının açık bir şekilde belirlendiğini, o hâlde davacının bu davayı açmakta «hukuki yararının» bulunmadığını, davalı şirkete «ihtar tebliğ» edildiği gibi ihtarın ilân edildiğini, dolayısıyla artık şirket yetkilisine «tebligat» yapılmadığına dair iddianın dinlenemeyeceğini, şirketin «derdest» davalarının, alacak ve borçlarının Müdürlükleri tarafından bilinmesinin mümkün olmadığını, dolayısıyla «yasal hasım» konumunda olan müvekkili aleyhine «yargılama giderlerine» ve vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini belirterek usul ve kanuna aykırı bulunan İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılıp davanın reddine karar verilmesini …
Benzer bu karardaMaddesi 4-b bendi uyarınca 559 sayılı Kanun Hükmünde Kararname gereğince sermaye arttırımında bulunmayarak «münfesih» olan şirketlere yapılacak «ihtarın tebliği» tarihinden itibaren iki ay içinde «tasfiye» memurunun bildirilmemesi halinde şirketin «ticaret sicili» kayıtlarından unvanı re'sen silinecektir.
01.01.1999 tarihinde «münfesih» duruma geldiği anlaşılmış ise de; dosya kapsamından şirkete bir «tasfiye memuru» atanmış olduğuna ilişkin bilgi belge bulunmadığı gibi, re'sen «sicilden terkin» edilmiş şirketler bakımından «ihya» kararı verilmesi halinde tasfiye haline gireceğine ilişkin bir yasal düzenleme de bulunmadığından, somut olayda yalnız «ticaret sicil» memurluğuna «husumet» yöneltilmesi gerekli ve yeterli olup, ayrıca tasfiye memurunun da hasım gösterilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın eksik husumet nedeniyle reddi doğru olmamış, bo …
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; «ihyası» istenen şirketin-«tasfiye» memurunun da ihya davasında hasım gösterilmesi gerektiği gerekçesiyle eksik «husumet» nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:sicilden terkin · husumet
Benzer bu kararda01.01.1999 tarihinde «münfesih» duruma geldiği anlaşılmış ise de; dosya kapsamından şirkete bir «tasfiye memuru» atanmış olduğuna ilişkin bilgi belge bulunmadığı gibi, re'sen «sicilden terkin» edilmiş şirketler bakımından «ihya» kararı verilmesi halinde tasfiye haline gireceğine ilişkin bir yasal düzenleme de bulunmadığından, somut olayda yalnız «ticaret sicil» memurluğuna «husumet» yöneltilmesi gerekli ve yeterli olup, ayrıca tasfiye memurunun da hasım gösterilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın eksik husumet nedeniyle reddi doğru olmamış, bo …
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; «ihyası» istenen şirketin-«tasfiye» memurunun da ihya davasında hasım gösterilmesi gerektiği gerekçesiyle eksik «husumet» nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/2412 E. 2023/2514 K.
Ortak:ihtarat · münfesihlik · yargılama giderlerinden sorumluluk · re'sen terkin · ek tasfiye işlemleri · yasal hasım · sermaye artırımı · şirketin ihyası · dava şartı · hak düşürücü süre · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaSulh Hukuk Mahkemesinin 2016/1338 E. sayılı dosyasında mevcut dosya davacısı lehine hükmedilen «inkar tazminatı», vekâlet ücreti ve «yargılama giderleri» ile ilgili girişilecek icra işlemleriyle sınırlı olmak üzere istem konusu «limited şirketin ihyası» ve sicilden «sermaye artırımı» yapmayarak «münfesih» duruma düşmesinden ötürü «tasfiye işlemleri» için de şirkete «tasfiye memuru atanması» gerektiği, davacının şirketten anılan Mahkeme ilamlarıyla hüküm altına alınan alacaklarını tahsil edebilmesi için işbu davayı açmakta «hukuki yararının» bulunduğu dikkate alınarak 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince ek tasfiye kararı ile ihya ve tasfiye işlemlerinin yapılması için Mahkemece ihyasına karar verilen şirkete tasfiye memuru atanmasına karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gibi yukarıda açıklandığı üzere usulsüz «terkin» ile dava açılmasına sebebiyet veren davalı aleyhine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 326 ncı maddesi gereğince «yargılama giderlerine» hükmedilmesinin de doğru olduğu gerekçesi ile davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Sicil Müdürlüğünce «ihyası» istenen şirketin «temsil» ve ilzama yetkilendirilmiş kişilerine ticaret sicilindeki adreslerine bu konuda «ihtarat» yapıldığına ilişkin «tebligat» bulunmadığı, bu nedenle sicil işlemi hatalı olmakla birlikte 559 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname (559 sayılı KHK) ile eklenen geçici 10 uncu madde gözetildiğinde, asgari sermaye şartını süresinde artırmadığından, «münfesihlik» durumu ortadan kalkmadığından şirketin «tasfiye» ile sınırlı olmak üzere ihyasına karar verilebileceği gerekçesiyle ihya isteminin kabulüne, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 547 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince «tasfiye memuru» olarak şirket yetkili temsilcisi ...'in atanmasına, usulüne uygun şekilde «terkin» işlemi yapmayan Ticaret Sicil Müdürlüğünün «yargılama giderinden sorumlu» tutulmasına karar verilmiştir.
Temyiz Sebepleri Davalı temyiz dilekçesinde özetle; «terkin» tarihi ve işbu dava tarihi itibariyle 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrası hükmü kapsamında beş yıllık «hakdüşürücü sürenin» dolmuş olduğunu, «hak düşürücü sürenin» dolmuş olması nedeniyle davanın «usulden reddi» gerektiğini, aynı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on ikinci fıkrası hükmü uyarınca sicil kayıtları silinen şirket borçlarının, şirketin unvanının silinmesine engel olmayacağını, bu durumda davacının alacağı sebebiyle işbu davayı açmakta «hukuki yararı» bulunmadığını, bu nedenle de davanın usulden reddi gerektiğini, ayrıca şirketin terkin tarihinde hakkındaki davaların, alacak ve borçlarının Müdürlükçe bilinmesinin mümkün olmadığını ve geçici 7 nci madde kapsamında usulünce terkin edildiğini, yine Müdürlüğün davanın açılmasına sebebiyet vermediğini ve «yasal hasım» olduğu nazara alınarak «yargılama giderlerinden sorumlu» tutulmaması gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Benzer bu karardaSicil Müdürlüğünce «ihyası» istenen şirketin «temsil» ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere ticaret sicilindeki adreslerine bu konuda «ihtarat» yapıldığına ilişkin «tebligat» bulunmadığı, ihyası istenen şirketin adresine çıkarılan tebligat ise tebliğ edilemeyip taşınmış olması sebebiyle iade edildiği, 559 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname (559 sayılı KHK) ile eklenen geçici 10 uncu madde gözetildiğinde asgari sermaye şartını süresinde yerine getirmediğinden ve dolayısıyla şirketin «münfesihlik» durumu ortadan kalkmadığından «tasfiye» ile sınırlı olmak üzere ihyasına karar verilebileceği, davalının 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde ve 559 sayılı KHK'da öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden ihyası istenen şirketi ticaret sicilinden re'«sen terkin» ettiği, dolayısıyla usulsüz terkin işlemi sebebiyle anılan maddenin 15 inci fıkrasında belirtilen 5 yıllık «hak düşürücü süre» içinde dava açılma şartının artık somut olayda aranmayacağı gözetilerek davalı ...
İstinaf Sebepleri Davalı istinaf dilekçesinde özetle; «ihyası» istenen şirketin re'«sen terkin» edildiği tarihten itibaren 5 yıllık «hak düşürücü süre» dolduktan sonra davanın açıldığını, şirkete çıkarılan «tebligatın» "taşınmış" gerekçesiyle iade edildiğini, Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nde «ihtarın» ilanen tebliğ edildiğini, şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi usulüne uygun olarak terkin edildiğini, şirketin sınırlı ihyasına karar verildiği halde şirkete «tasfiye memuru atanmadığını», «yasal hasım» olan davalı aleyhine «yargılama giderine» hükmedilmesinin de doğru olmadığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Sicil Müdürlüğü hakkında açılan davanın ilk derece Mahkemesince kabulünde herhangi bir isabetsizlik görülmediği, ne var ki 6102 sayılı Kanunu'nun 7 nci maddesinin on beşinci fıkrası uyarınca sicilden «sermaye artırımı» yapmayarak «münfesih» duruma düşmesinden ötürü «kaydı» «terkin» edilen şirketin Ankara 18.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:zorunlu hasım · ihya davası · rücuen alacak · sicilden terkin · kaldırma ve yeniden hüküm · ilan · cy/cy kaydı · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaAsliye Hukuk Mahkemesinde 2021/399 E. sayılı dosyası üzerinden devam eden «rücuen alacak» davasında söz konusu şirketin «ticaret sicil» «kaydının» re'«sen terkin» edildiğinin anlaşıldığını, Mahkemece davacıya «ihya davası» açması için süre verildiğini ileri sürerek Özgün Sosyal Hizmetler San.
6102 sayılı Kanun'da ticaret sicilinden «kaydı» silinen şirketin silinme tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde ihyasının talep edilebileceği düzenlenmiş olup, «ihyası» talep edilen şirketin 23.01.2014 tarihinde «sicilden terkin» edildiği ve eldeki davanın 5 yıllık «hak düşürücü süre» geçirildikten sonra 08.12.2021 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.
Kararın davalı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü «kaldırılarak yeniden» esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; yapılan «terkin» işlemlerinin usulüne uygun olduğunu, şirketin davalarının, alacak ve borçlarının bilinmesinin mümkün olmadığından, davanın açılmasına sebebiyet verilmediğini, şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesindeki prosedüre ve hukuka uygun bir şekilde terkin edildiğini, davanın 5 yıllık «hak düşürücü sürede» açılmadığını, Mahkemenin aksi kanaatte olması halinde «tasfiye memuru atanması» gerektiğini, Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün tescile dair verilen kararlara karşı açılan davalarda yasadan doğan «zorunlu hasım» durumunda bulunduğundan «yargılama giderlerinden sorumlu» tutulmaması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/4715 E. 2023/5385 K.
Ortak:ihtarat · münfesihlik · yargılama giderlerinden sorumluluk · re'sen terkin · ek tasfiye işlemleri · yasal hasım · sermaye artırımı · şirketin ihyası · dava şartı · hak düşürücü süre · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaSulh Hukuk Mahkemesinin 2016/1338 E. sayılı dosyasında mevcut dosya davacısı lehine hükmedilen «inkar tazminatı», vekâlet ücreti ve «yargılama giderleri» ile ilgili girişilecek icra işlemleriyle sınırlı olmak üzere istem konusu «limited şirketin ihyası» ve sicilden «sermaye artırımı» yapmayarak «münfesih» duruma düşmesinden ötürü «tasfiye işlemleri» için de şirkete «tasfiye memuru atanması» gerektiği, davacının şirketten anılan Mahkeme ilamlarıyla hüküm altına alınan alacaklarını tahsil edebilmesi için işbu davayı açmakta «hukuki yararının» bulunduğu dikkate alınarak 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince ek tasfiye kararı ile ihya ve tasfiye işlemlerinin yapılması için Mahkemece ihyasına karar verilen şirkete tasfiye memuru atanmasına karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gibi yukarıda açıklandığı üzere usulsüz «terkin» ile dava açılmasına sebebiyet veren davalı aleyhine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 326 ncı maddesi gereğince «yargılama giderlerine» hükmedilmesinin de doğru olduğu gerekçesi ile davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Sicil Müdürlüğünce «ihyası» istenen şirketin «temsil» ve ilzama yetkilendirilmiş kişilerine ticaret sicilindeki adreslerine bu konuda «ihtarat» yapıldığına ilişkin «tebligat» bulunmadığı, bu nedenle sicil işlemi hatalı olmakla birlikte 559 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname (559 sayılı KHK) ile eklenen geçici 10 uncu madde gözetildiğinde, asgari sermaye şartını süresinde artırmadığından, «münfesihlik» durumu ortadan kalkmadığından şirketin «tasfiye» ile sınırlı olmak üzere ihyasına karar verilebileceği gerekçesiyle ihya isteminin kabulüne, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 547 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince «tasfiye memuru» olarak şirket yetkili temsilcisi ...'in atanmasına, usulüne uygun şekilde «terkin» işlemi yapmayan Ticaret Sicil Müdürlüğünün «yargılama giderinden sorumlu» tutulmasına karar verilmiştir.
Temyiz Sebepleri Davalı temyiz dilekçesinde özetle; «terkin» tarihi ve işbu dava tarihi itibariyle 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrası hükmü kapsamında beş yıllık «hakdüşürücü sürenin» dolmuş olduğunu, «hak düşürücü sürenin» dolmuş olması nedeniyle davanın «usulden reddi» gerektiğini, aynı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on ikinci fıkrası hükmü uyarınca sicil kayıtları silinen şirket borçlarının, şirketin unvanının silinmesine engel olmayacağını, bu durumda davacının alacağı sebebiyle işbu davayı açmakta «hukuki yararı» bulunmadığını, bu nedenle de davanın usulden reddi gerektiğini, ayrıca şirketin terkin tarihinde hakkındaki davaların, alacak ve borçlarının Müdürlükçe bilinmesinin mümkün olmadığını ve geçici 7 nci madde kapsamında usulünce terkin edildiğini, yine Müdürlüğün davanın açılmasına sebebiyet vermediğini ve «yasal hasım» olduğu nazara alınarak «yargılama giderlerinden sorumlu» tutulmaması gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 28.01.2021 tarih, 2020/666 E. ve 2021/42 K. sayılı kararıyla; davalı tarafından «ihyası» talep edilen şirketin «temsil» ve ilzama yetkililerinin ticaret sicilindeki adreslerine «ihtarat» yapıldığına ilişkin «tebligat» bulunmadığı, sicil işleminin hatalı olduğu, 559 sayılı Türk Ticaret Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname (559 sayılı KHK) ile eklenen geçici 10 uncu maddesi gözetildiğinde asgari sermayeyi süresinde artırmadığından «münfesihlik» durumunun ortadan kalkmadığı, «tasfiye» ile sınırlı olmak üzere ihya kararı verilebileceği, «terkin» öncesi şirketin yetkili temsilcisinin «tasfiye memuru» olarak atandığı, usulüne uygun şekilde terkin işlemi yapmayan davalının «yargılama giderlerinden sorumlu» olduğu gerekçesiyle talebin kabulüne, Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 60653 sicil numarasına kayıtlı Özgü-Ahşap İnşaat Sanayi A.Ş.'nin eksik «tasfiye işlemleri» ve Ankara 1.
Sicil Müdürlüğü'nün 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde ve 559 sayılı KHK'da öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden «ihyası» istenen şirketi ticaret sicilinden re'«sen terkin» ettiği, sicilden «sermaye artırımı» yapmayarak «münfesih» duruma düşmesinden ötürü «tasfiye işlemleri» için de şirkete «tasfiye memuru atanması» gerektiği, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince ek tasfiye kararı ile ihya ve tasfiye işlemlerinin yapılması için ihyasına karar verilen şirkete tasfiye memuru atanmasına karar verilerek usulsüz terkin ile dava açılmasına sebebiyet veren davalı aleyhine «yargılama giderlerine» hükmedilmesinde bir isabetsizlik olmadığına karar verilmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) Yasa'nın geçici 7 nci maddesine dayanılarak yapılan «terkin» işlemi sebebiyle açılan davada müdürlüğün dava açılmasına sebebiyet vermediğini, kabul anlamına gelmemek şartıyla verilecek «ihya» kararında «tasfiye» memurunun atanmasının zorunlu olduğunu, «yasal hasım» olduklarından dolayı aleyhe vekâlet ücreti ve «yargılama giderine» hükmedilmemesini savunarak davanın reddini istemiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:somut norm denetimi · usulüne uygun tebligat · ihya davası · hukuki menfaat · sicilden terkin · ilan · cy/cy kaydı · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaİlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ihyası» istenen Özgü-Ahşap İnşaat Sanayi A.Ş. nin 23.01.2014 tarihinde sicilden 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında resen silindiği, söz konusu şirketin silindiği tarih itibariyle geçici 7 nci maddenin ikinci bendi çerçevesinde ihyası istenen şirketin davacı ve davalı sıfatıyla devam eden bir davasının bulunmadığı, geçici 7 nci maddenin on beşinci bendinin «son» cümlesinde "Ticaret sicilinden «kaydı» silinen şirket ve kooperatifin alacaklıları ile «hukuki menfaatleri» bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir." şeklinde düzenlemenin bulunduğu, şirketin 23.01.2014 tarihinde «sicilden terkin» edildiği halde ihyasının beş yıllık «hak düşürücü süre» geçtikten sonra 08.12.2020 tarihinde istenildiği, mevcut davanın beş yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişt …
… yarınca karar verilmiş ise de 6102 sayılı Kanun’un Geçici 7 nci maddesinin on beşinci maddenin on beşinci fıkrasının beşinci cümlesinde yer alan “Ticaret sicilinden «kaydı» silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile «hukuki menfaatleri» bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir” düzenlemesindeki, “...silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde...” ibaresinin Anayasamızın 35 ve 40 ıncı maddelerine aykırılığı dolasıyla Anayasa Mahkemesi’nin «somut norm denetimi» sonucunda 22.06.2023 Tarihli ve 2023/33 Esas ve 2023/117 Karar sayılı iptal kararı ile iptaline karar verilmiştir.
Dairemizin 22.03.2022 tarih, 2022/1368 E. ve 2022/2224 K. sayılı kararıyla 6102 sayılı Kanun Yasa'nın geçici 7 nci maddesinin on beşinci bendinin «son» cümlesinde bahsedilen beş yıllık «hak düşürücü süre» içerisinde «ihya davası» açılmadığı hususunun tartışılmaksızın yanılgılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırı …
Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/493 E. sayılı dosyası ile sınırlı olmak üzere ihyasına, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince «ihya» edilen şirkete ...'in «tasfiye memuru» olarak atanmasına, ihya kararının Ticaret Sicil Gazetesinde tescil ve «ilanına», davacı kendisini vekil ile «temsil» ettirdiğinden vekâlet ücretinin davalı ...
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/7426 E. , 2023/191 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ... Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
HÜKÜM
Esastan ret
Taraflar arasındaki limited şirketin ihyası davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; ihyası istenilen Taşeli Balıkçılık Su Ürünleri Turizm Hayvancılık ve Tarımsal Ürünler Tic. Ltd. Şti. ile İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü arasında imzalanan kira sözleşmesine istinaden ödenmeyen adi kira ve hasılat kirasının tahsili için İl Özel İdaresince başlatılan icra dosyasına ve 2014 yılı kuyu ve kaynak suyu payının tahsili için başlatılan icra dosyasına karşı borçlu vekili tarafından menfi tespit istemiyle açılan davada, davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın Yargıtay temyiz incelemesinden geçerek onandığını, Ankara Valiliği vekilince açılan itirazın iptali davasında davanın kısmen kabulüne kesin olarak karar verildiğini, borçlu Taşeli Balıkçılık Su Ürünleri Turizm Hay.
ve Tarımsal Ürünler Tic. Ltd. Şti.'nin akıbetinin sorulduğunu, Ankara Ticaret Odası Ticaret Sicili Müdürlüğünden alınan cevabi yazıda, söz konusu şirketin 03.02.2015 tarihinde sicilden re'sen terkin edildiğinin bildirildiğini, söz konusu davalarda verilen kararların infazının sağlanamadığını, şirketin usulsüz olarak tasfiye edildiğini ileri sürerek Taşeli Balıkçılık Su Ürünleri Turizm Hay. ve Tarımsal Ürünler Tic. Ltd. Şti. ile ilgili işlemlerin yapılabilmesi için şirketin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı, davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ... Sicil Müdürlüğünce ihyası istenen şirketin temsil ve ilzama yetkilendirilmiş kişilerine ticaret sicilindeki adreslerine bu konuda ihtarat yapıldığına ilişkin tebligat bulunmadığı, bu nedenle sicil işlemi hatalı olmakla birlikte 559 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname (559 sayılı KHK) ile eklenen geçici 10 uncu madde gözetildiğinde, asgari sermaye şartını süresinde artırmadığından, münfesihlik durumu ortadan kalkmadığından şirketin tasfiye ile sınırlı olmak üzere ihyasına karar verilebileceği gerekçesiyle ihya isteminin kabulüne, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 547 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince tasfiye memuru olarak şirket yetkili temsilcisi ...'in atanmasına, usulüne uygun şekilde terkin işlemi yapmayan Ticaret Sicil Müdürlüğünün yargılama giderinden sorumlu tutulmasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı istinaf dilekçesinde özetle; 6102 sayılı Kanun’un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrası gereği davanın beş yıllık hak düşürücü süre içinde açılmadığını, yine aynı fıkrada sicil kayıtları silinen şirket borçlarının, şirketlerin unvanlarının silinmesine engel olmayacağının açık bir şekilde belirlendiğini, o hâlde davacının bu davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığını, davalı şirkete ihtar tebliğ edildiği gibi ihtarın ilân edildiğini, dolayısıyla artık şirket yetkilisine tebligat yapılmadığına dair iddianın dinlenemeyeceğini, şirketin derdest davalarının, alacak ve borçlarının Müdürlükleri tarafından bilinmesinin mümkün olmadığını, dolayısıyla yasal hasım konumunda olan müvekkili aleyhine yargılama giderlerine ve vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini belirterek usul ve kanuna aykırı bulunan İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılıp davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ... Sicil Müdürlüğünün, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde ve 559 sayılı KHK'da öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden ihyası istenen şirketi ticaret sicilinden re'sen terkin ettiği, dolayısıyla usulsüz terkin işlemi sebebiyle anılan maddenin on beşinci fıkrasında belirtilen beş yıllık hak düşürücü süre içinde dava açılma şartının artık somut olayda aranmayacağı gözetilerek davalı ... Sicil Müdürlüğü hakkında açılan davanın kabulü gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde davanın on yıllık hak düşürücü sürede açıldığının kabulü ile davanın kabulüne karar verilmesi isabetsiz ise de, davacı kurumun başlattığı Ankara 30.
İcra Müdürlüğünün 2013/13768 E., Ankara 7. İcra Müdürlüğünün 2014/5908 E., Ankara 4. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2019/1045 E. sayılı dosyasında mevcut dosya davacısı lehine hükmedilen vekâlet ücreti ile ilgili girişilecek icra işlemleri ile ilgili ve Ankara 10. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/1338 E. sayılı dosyasında mevcut dosya davacısı lehine hükmedilen inkar tazminatı, vekâlet ücreti ve yargılama giderleri ile ilgili girişilecek icra işlemleriyle sınırlı olmak üzere istem konusu limited şirketin ihyası ve sicilden sermaye artırımı yapmayarak münfesih duruma düşmesinden ötürü tasfiye işlemleri için de şirkete tasfiye memuru atanması gerektiği, davacının şirketten anılan Mahkeme ilamlarıyla hüküm altına alınan alacaklarını tahsil edebilmesi için işbu davayı açmakta hukuki yararının bulunduğu dikkate alınarak 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince ek tasfiye kararı ile ihya ve tasfiye işlemlerinin yapılması için Mahkemece ihyasına karar verilen şirkete tasfiye memuru atanmasına karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gibi yukarıda açıklandığı üzere usulsüz terkin ile dava açılmasına sebebiyet veren davalı aleyhine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 326 ncı maddesi gereğince yargılama giderlerine hükmedilmesinin de doğru olduğu gerekçesi ile davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı temyiz dilekçesinde özetle; terkin tarihi ve işbu dava tarihi itibariyle 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrası hükmü kapsamında beş yıllık hakdüşürücü sürenin dolmuş olduğunu, hak düşürücü sürenin dolmuş olması nedeniyle davanın usulden reddi gerektiğini, aynı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on ikinci fıkrası hükmü uyarınca sicil kayıtları silinen şirket borçlarının, şirketin unvanının silinmesine engel olmayacağını, bu durumda davacının alacağı sebebiyle işbu davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığını, bu nedenle de davanın usulden reddi gerektiğini, ayrıca şirketin terkin tarihinde hakkındaki davaların, alacak ve borçlarının Müdürlükçe bilinmesinin mümkün olmadığını ve geçici 7 nci madde kapsamında usulünce terkin edildiğini, yine Müdürlüğün davanın açılmasına sebebiyet vermediğini ve yasal hasım olduğu nazara alınarak yargılama giderlerinden sorumlu tutulmaması gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 6102 sayılı Kanun’un geçici 7 nci maddesi gereğince re’sen terkin edilen limited şirketin ihyası şartlarının oluşup oluşmadığı ve yargılama giderlerine yönelik sorumluluğun hangi tarafta olacağı noktalarında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun’un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve temyiz edenin sıfatına göre usul ve kanuna uygun olup davalı tarafça temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
11.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/892577300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz