6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Şirketin ihyası

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/7426 E. 2023/191 K. ·

Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Usul tespitleri

Hak düşürücü süre
{'var': True, 'sure': 'beş yıllık', 'kanun': ['6102/-7', '6102/7']}
Dava şartı
dava şartı

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yargılama gideri sorumluluğu yargılama giderinden sorumluluk hakdüşürücü süre ticaret sicilinden re'sen terkin ihtar tebliği ihtarat münfesihlik yargılama giderlerinden sorumluluk re'sen terkin ek tasfiye işlemleri yasal hasım sermaye artırımı şirketin ihyası tasfiye memuru atanması ticaret sicili müdürlüğü kira sözleşmesi vekâlet ücreti yargılama giderleri derdestlik ihya infaz tasfiye memuru hak düşürücü süre sulh hukuk mahkemesi usulden reddi ihtar limited şirket hukuki yarar kâr payı yargılama gideri tebligat ticaret sicili esastan ret ek tasfiye sulh terkin inkar tazminatı ilk derece kararının kaldırılması menfi tespit yükleten (shipper) temsil kesin hüküm istinaf yoluna başvurulabilirlik

Atıf yapılan mevzuat: HMK · TTK — TTK 7TTK 547TTK -7

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ... Sicil Müdürlüğünce ihyası istenen şirketin temsil ve ilzama yetkilendirilmiş kişilerine ticaret sicilindeki adreslerine bu konuda ihtarat yapıldığına ilişkin tebligat bulunmadığı, bu nedenle sicil işlemi hatalı olmakla birlikte 559 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname (559 sayılı KHK) ile eklenen geçici 10 uncu madde gözetildiğinde, asgari sermaye şartını süresinde artırmadığından, münfesihlik durumu ortadan kalkmadığından şirketin tasfiye ile sınırlı olmak üzere ihyasına karar verilebileceği gerekçesiyle ihya isteminin kabulüne, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 547 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince tasfiye memuru olarak şirket yetkili temsilcisi ...'in atanmasına, usulüne uygun şekilde terkin işlemi yapmayan Ticaret Sicil Müdürlüğünün yargılama giderinden sorumlu tutulmasına karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davalı istinaf dilekçesinde özetle; 6102 sayılı Kanun’un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrası gereği davanın beş yıllık hak düşürücü süre içinde açılmadığını, yine aynı fıkrada sicil kayıtları silinen şirket borçlarının, şirketlerin unvanlarının silinmesine engel olmayacağının açık bir şekilde belirlendiğini, o hâlde davacının bu davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığını, davalı şirkete ihtar tebliğ edildiği gibi ihtarın ilân edildiğini, dolayısıyla artık şirket yetkilisine tebligat yapılmadığına dair iddianın dinlenemeyeceğini, şirketin derdest davalarının, alacak ve borçlarının Müdürlükleri tarafından bilinmesinin mümkün olmadığını, dolayısıyla yasal hasım konumunda olan müvekkili aleyhine yargılama giderlerine ve vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini belirterek usul ve kanuna aykırı bulunan İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılıp davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ... Sicil Müdürlüğünün, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde ve 559 sayılı KHK'da öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden ihyası istenen şirketi ticaret sicilinden re'sen terkin ettiği, dolayısıyla usulsüz terkin işlemi sebebiyle anılan maddenin on beşinci fıkrasında belirtilen beş yıllık hak düşürücü süre içinde dava açılma şartının artık somut olayda aranmayacağı gözetilerek davalı ... Sicil Müdürlüğü hakkında açılan davanın kabulü gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde davanın on yıllık hak düşürücü sürede açıldığının kabulü ile davanın kabulüne karar verilmesi isabetsiz ise de, davacı kurumun başlattığı Ankara 30. İcra Müdürlüğünün 2013/13768 E., Ankara 7. İcra Müdürlüğünün 2014/5908 E., Ankara 4. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2019/1045 E. sayılı dosyasında mevcut dosya davacısı lehine hükmedilen vekâlet ücreti ile ilgili girişilecek icra işlemleri ile ilgili ve Ankara 10. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/1338 E. sayılı dosyasında mevcut dosya davacısı lehine hükmedilen inkar tazminatı, vekâlet ücreti ve yargılama giderleri ile ilgili girişilecek icra işlemleriyle sınırlı olmak üzere istem konusu limited şirketin ihyası ve sicilden sermaye artırımı yapmayarak münfesih duruma düşmesinden ötürü tasfiye işlemleri için de şirkete tasfiye memuru atanması gerektiği, davacının şirketten anılan Mahkeme ilamlarıyla hüküm altına alınan alacaklarını tahsil edebilmesi için işbu davayı açmakta hukuki yararının bulunduğu dikkate alınarak 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince ek tasfiye kararı ile ihya ve tasfiye işlemlerinin yapılması için Mahkemece ihyasına karar verilen şirkete tasfiye memuru atanmasına karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gibi yukarıda açıklandığı üzere usulsüz terkin ile dava açılmasına sebebiyet veren davalı aleyhine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 326 ncı maddesi gereğince yargılama giderlerine hükmedilmesinin de doğru olduğu gerekçesi ile davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalı temyiz dilekçesinde özetle; terkin tarihi ve işbu dava tarihi itibariyle 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrası hükmü kapsamında beş yıllık hakdüşürücü sürenin dolmuş olduğunu, hak düşürücü sürenin dolmuş olması nedeniyle davanın usulden reddi gerektiğini, aynı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on ikinci fıkrası hükmü uyarınca sicil kayıtları silinen şirket borçlarının, şirketin unvanının silinmesine engel olmayacağını, bu durumda davacının alacağı sebebiyle işbu davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığını, bu nedenle de davanın usulden reddi gerektiğini, ayrıca şirketin terkin tarihinde hakkındaki davaların, alacak ve borçlarının Müdürlükçe bilinmesinin mümkün olmadığını ve geçici 7 nci madde kapsamında usulünce terkin edildiğini, yine Müdürlüğün davanın açılmasına sebebiyet vermediğini ve yasal hasım olduğu nazara alınarak yargılama giderlerinden sorumlu tutulmaması gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, 6102 sayılı Kanun’un geçici 7 nci maddesi gereğince re’sen terkin edilen limited şirketin ihyası şartlarının oluşup oluşmadığı ve yargılama giderlerine yönelik sorumluluğun hangi tarafta olacağı noktalarında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk

6100 sayılı Kanun’un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve temyiz edenin sıfatına göre usul ve kanuna uygun olup davalı tarafça temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Şirketin ihyası

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/1368 E. 2022/2224 K.

    Ortak: · dava şartı · hak düşürücü süre · Şirketin ihyası

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Şirketin ihyası

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/1368 E. 2022/2224 K.

    Ortak: · dava şartı · hak düşürücü süre · Şirketin ihyası

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Şirketin ihyası

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/9608 E. 2015/9685 K.

    Ortak: · dava şartı · Şirketin ihyası

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

2 benzer karar daha
  • Şirketin ihyası

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/2412 E. 2023/2514 K.

    Ortak: · dava şartı · hak düşürücü süre · Şirketin ihyası

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Şirketin ihyası

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/4715 E. 2023/5385 K.

    Ortak: · dava şartı · hak düşürücü süre · Şirketin ihyası

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2022/7426 E.  ,  2023/191 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ ... Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi

HÜKÜM

Esastan ret

Taraflar arasındaki limited şirketin ihyası davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; ihyası istenilen Taşeli Balıkçılık Su Ürünleri Turizm Hayvancılık ve Tarımsal Ürünler Tic. Ltd. Şti. ile İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü arasında imzalanan kira sözleşmesine istinaden ödenmeyen adi kira ve hasılat kirasının tahsili için İl Özel İdaresince başlatılan icra dosyasına ve 2014 yılı kuyu ve kaynak suyu payının tahsili için başlatılan icra dosyasına karşı borçlu vekili tarafından menfi tespit istemiyle açılan davada, davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın Yargıtay temyiz incelemesinden geçerek onandığını, Ankara Valiliği vekilince açılan itirazın iptali davasında davanın kısmen kabulüne kesin olarak karar verildiğini, borçlu Taşeli Balıkçılık Su Ürünleri Turizm Hay.

ve Tarımsal Ürünler Tic. Ltd. Şti.'nin akıbetinin sorulduğunu, Ankara Ticaret Odası Ticaret Sicili Müdürlüğünden alınan cevabi yazıda, söz konusu şirketin 03.02.2015 tarihinde sicilden re'sen terkin edildiğinin bildirildiğini, söz konusu davalarda verilen kararların infazının sağlanamadığını, şirketin usulsüz olarak tasfiye edildiğini ileri sürerek Taşeli Balıkçılık Su Ürünleri Turizm Hay. ve Tarımsal Ürünler Tic. Ltd. Şti. ile ilgili işlemlerin yapılabilmesi için şirketin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı, davaya cevap vermemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ... Sicil Müdürlüğünce ihyası istenen şirketin temsil ve ilzama yetkilendirilmiş kişilerine ticaret sicilindeki adreslerine bu konuda ihtarat yapıldığına ilişkin tebligat bulunmadığı, bu nedenle sicil işlemi hatalı olmakla birlikte 559 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname (559 sayılı KHK) ile eklenen geçici 10 uncu madde gözetildiğinde, asgari sermaye şartını süresinde artırmadığından, münfesihlik durumu ortadan kalkmadığından şirketin tasfiye ile sınırlı olmak üzere ihyasına karar verilebileceği gerekçesiyle ihya isteminin kabulüne, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 547 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince tasfiye memuru olarak şirket yetkili temsilcisi ...'in atanmasına, usulüne uygun şekilde terkin işlemi yapmayan Ticaret Sicil Müdürlüğünün yargılama giderinden sorumlu tutulmasına karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davalı istinaf dilekçesinde özetle; 6102 sayılı Kanun’un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrası gereği davanın beş yıllık hak düşürücü süre içinde açılmadığını, yine aynı fıkrada sicil kayıtları silinen şirket borçlarının, şirketlerin unvanlarının silinmesine engel olmayacağının açık bir şekilde belirlendiğini, o hâlde davacının bu davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığını, davalı şirkete ihtar tebliğ edildiği gibi ihtarın ilân edildiğini, dolayısıyla artık şirket yetkilisine tebligat yapılmadığına dair iddianın dinlenemeyeceğini, şirketin derdest davalarının, alacak ve borçlarının Müdürlükleri tarafından bilinmesinin mümkün olmadığını, dolayısıyla yasal hasım konumunda olan müvekkili aleyhine yargılama giderlerine ve vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini belirterek usul ve kanuna aykırı bulunan İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılıp davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ... Sicil Müdürlüğünün, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde ve 559 sayılı KHK'da öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden ihyası istenen şirketi ticaret sicilinden re'sen terkin ettiği, dolayısıyla usulsüz terkin işlemi sebebiyle anılan maddenin on beşinci fıkrasında belirtilen beş yıllık hak düşürücü süre içinde dava açılma şartının artık somut olayda aranmayacağı gözetilerek davalı ... Sicil Müdürlüğü hakkında açılan davanın kabulü gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde davanın on yıllık hak düşürücü sürede açıldığının kabulü ile davanın kabulüne karar verilmesi isabetsiz ise de, davacı kurumun başlattığı Ankara 30.

İcra Müdürlüğünün 2013/13768 E., Ankara 7. İcra Müdürlüğünün 2014/5908 E., Ankara 4. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2019/1045 E. sayılı dosyasında mevcut dosya davacısı lehine hükmedilen vekâlet ücreti ile ilgili girişilecek icra işlemleri ile ilgili ve Ankara 10. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/1338 E. sayılı dosyasında mevcut dosya davacısı lehine hükmedilen inkar tazminatı, vekâlet ücreti ve yargılama giderleri ile ilgili girişilecek icra işlemleriyle sınırlı olmak üzere istem konusu limited şirketin ihyası ve sicilden sermaye artırımı yapmayarak münfesih duruma düşmesinden ötürü tasfiye işlemleri için de şirkete tasfiye memuru atanması gerektiği, davacının şirketten anılan Mahkeme ilamlarıyla hüküm altına alınan alacaklarını tahsil edebilmesi için işbu davayı açmakta hukuki yararının bulunduğu dikkate alınarak 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince ek tasfiye kararı ile ihya ve tasfiye işlemlerinin yapılması için Mahkemece ihyasına karar verilen şirkete tasfiye memuru atanmasına karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gibi yukarıda açıklandığı üzere usulsüz terkin ile dava açılmasına sebebiyet veren davalı aleyhine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 326 ncı maddesi gereğince yargılama giderlerine hükmedilmesinin de doğru olduğu gerekçesi ile davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalı temyiz dilekçesinde özetle; terkin tarihi ve işbu dava tarihi itibariyle 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrası hükmü kapsamında beş yıllık hakdüşürücü sürenin dolmuş olduğunu, hak düşürücü sürenin dolmuş olması nedeniyle davanın usulden reddi gerektiğini, aynı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on ikinci fıkrası hükmü uyarınca sicil kayıtları silinen şirket borçlarının, şirketin unvanının silinmesine engel olmayacağını, bu durumda davacının alacağı sebebiyle işbu davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığını, bu nedenle de davanın usulden reddi gerektiğini, ayrıca şirketin terkin tarihinde hakkındaki davaların, alacak ve borçlarının Müdürlükçe bilinmesinin mümkün olmadığını ve geçici 7 nci madde kapsamında usulünce terkin edildiğini, yine Müdürlüğün davanın açılmasına sebebiyet vermediğini ve yasal hasım olduğu nazara alınarak yargılama giderlerinden sorumlu tutulmaması gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, 6102 sayılı Kanun’un geçici 7 nci maddesi gereğince re’sen terkin edilen limited şirketin ihyası şartlarının oluşup oluşmadığı ve yargılama giderlerine yönelik sorumluluğun hangi tarafta olacağı noktalarında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk

6100 sayılı Kanun’un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve temyiz edenin sıfatına göre usul ve kanuna uygun olup davalı tarafça temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

11.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/892577300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.