Şirketin ihyası
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/2412 E. 2023/2514 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': '5 yıllık', 'kanun': ['6102/-7', '6102/7']}
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
zorunlu hasım↗ ticaret sicilinden re'sen terkin↗ ihtarat↗ münfesihlik↗ yargılama giderlerinden sorumluluk↗ re'sen terkin↗ ek tasfiye işlemleri↗ ihya davası↗ rücuen alacak↗ yasal hasım↗ sermaye artırımı↗ şirketin ihyası↗ tasfiye memuru atanması↗ ticaret sicili müdürlüğü↗ sicilden terkin↗ yargılama giderleri↗ ihya↗ tasfiye memuru↗ hak düşürücü süre↗ uyuşmazlık konusu↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ ihtar↗ limited şirket↗ yargılama gideri↗ tebligat↗ ticaret sicili↗ ek tasfiye↗ terkin↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ ilan↗ dava sebebi↗ cy/cy kaydı↗ temsil↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2021/773 E., 2022/230 K.
Taraflar arasındaki şirketin ihyası davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının hizmet binalarında genel temizlik hizmeti veren dava dışı Özgün Sosyal Hizmetler San. Tic. Ltd. Şti. aleyhine açılan ve yargılaması Ankara 18. Asliye Hukuk Mahkemesinde 2021/399 E. sayılı dosyası üzerinden devam eden rücuen alacak davasında söz konusu şirketin ticaret sicil kaydının re'sen terkin edildiğinin anlaşıldığını, Mahkemece davacıya ihya davası açması için süre verildiğini ileri sürerek Özgün Sosyal Hizmetler San. Ticaret Ltd. Şti. ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; yapılan terkin işlemlerinin usulüne uygun olduğunu, şirketin davalarının, alacak ve borçlarının bilinmesinin mümkün olmadığından, davanın açılmasına sebebiyet verilmediğini, şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesindeki prosedüre ve hukuka uygun bir şekilde terkin edildiğini, davanın 5 yıllık hak düşürücü sürede açılmadığını, Mahkemenin aksi kanaatte olması halinde tasfiye memuru atanması gerektiğini, Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün tescile dair verilen kararlara karşı açılan davalarda yasadan doğan zorunlu hasım durumunda bulunduğundan yargılama giderlerinden sorumlu tutulmaması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on altıncı fıkrasında bu maddenin uygulanmasına ilişkin düzenlemenin Gümrük ve Ticaret Bakanlığınca yapılacağı düzenlendiği, Münfesih Olmasına veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ (Tebliğ) kapsamında yapılan incelemede, gerek 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde gerek Tebliğin 6 ncı maddesinde davalı tarafından yapılacak tebliğin şirketin kayıtlı son adresine ve temsil ve ilzama yetkili kişilere yapılması gerektiği açıklanmış olmasına rağmen davalı tarafından Özgün Sosyal Hizmetler San. Ticaret Ltd. Şti.nin yetkili temsilcilerine ihtar yapılmamış olması nedeniyle terkin işleminin yerinde görülmediği, terkinden önceki ihtarları usulüne uygun olmaması nedeniyle davalının yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulası gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, şirketin Ankara 18. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2021/399 E. sayılı dava dosyası ve işlemleri ile sınırlı olmak üzere ihyasına, karar kesinleştiğinde tescil ve ilanına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı istinaf dilekçesinde özetle; ihyası istenen şirketin re'sen terkin edildiği tarihten itibaren 5 yıllık hak düşürücü süre dolduktan sonra davanın açıldığını, şirkete çıkarılan tebligatın "taşınmış" gerekçesiyle iade edildiğini, Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nde ihtarın ilanen tebliğ edildiğini, şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi usulüne uygun olarak terkin edildiğini, şirketin sınırlı ihyasına karar verildiği halde şirkete tasfiye memuru atanmadığını, yasal hasım olan davalı aleyhine yargılama giderine hükmedilmesinin de doğru olmadığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ... Sicil Müdürlüğünce ihyası istenen şirketin temsil ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere ticaret sicilindeki adreslerine bu konuda ihtarat yapıldığına ilişkin tebligat bulunmadığı, ihyası istenen şirketin adresine çıkarılan tebligat ise tebliğ edilemeyip taşınmış olması sebebiyle iade edildiği, 559 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname (559 sayılı KHK) ile eklenen geçici 10 uncu madde gözetildiğinde asgari sermaye şartını süresinde yerine getirmediğinden ve dolayısıyla şirketin münfesihlik durumu ortadan kalkmadığından tasfiye ile sınırlı olmak üzere ihyasına karar verilebileceği, davalının 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde ve 559 sayılı KHK'da öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden ihyası istenen şirketi ticaret sicilinden re'sen terkin ettiği, dolayısıyla usulsüz terkin işlemi sebebiyle anılan maddenin 15 inci fıkrasında belirtilen 5 yıllık hak düşürücü süre içinde dava açılma şartının artık somut olayda aranmayacağı gözetilerek davalı ... Sicil Müdürlüğü hakkında açılan davanın ilk derece Mahkemesince kabulünde herhangi
bir isabetsizlik görülmediği, ne var ki 6102 sayılı Kanunu'nun 7 nci maddesinin on beşinci fıkrası uyarınca sicilden sermaye artırımı yapmayarak münfesih duruma düşmesinden ötürü kaydı terkin edilen şirketin Ankara 18. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2021/399 E. sayılı dava ve devamı işlemler yönünden ihyasına ve tasfiye işlemleri için de şirkete tasfiye memuru atanması gerektiği, usulsüz terkin ile dava açılmasına sebebiyet veren davalı aleyhine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 312 nci maddesindeki koşulların da oluşmadığı dikkate alınarak 6100 sayılı Kanun'un 326 ncı maddesi gereği yargılama giderlerine hükmedilmesine karar verilmesinin yerinde olduğu gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne, şirketin Ankara 18. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2021/399 E. sayılı dava dosyası ve işlemleri ile sınırlı olmak üzere ihyasına, tasfiye memuru atanmasına, karar kesinleştiğinde tescil ve ilanına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeler ve re’sen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması talep edilmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, dava konusu şirketin ihyasının şartlarının bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi.
3. Değerlendirme
Dava, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin onbeşinci fıkrasında öngörülen sicilden terkin edilen şirketin ihyası (ek tasfiyesi) istemine ilişkindir. 6102 sayılı Kanun'da ticaret sicilinden kaydı silinen şirketin silinme tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde ihyasının talep edilebileceği düzenlenmiş olup, ihyası talep edilen şirketin 23.01.2014 tarihinde sicilden terkin edildiği ve eldeki davanın 5 yıllık hak düşürücü süre geçirildikten sonra 08.12.2021 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır. Uyuşmazlıkta, mahkemece 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca terkin işleminin usule uygun yapılıp yapılmadığı, ihyası istenen şirket hakkında açılan bir davanın bulunup bulunmadığı hususları 5 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılan davalarda incelenmesi gerekmekte olup, hak düşürücü süre geçirildikten sonra açılan davada esasa girilmeksizin karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/3928 E. 2023/4583 K.
Ortak:münfesihlik · re'sen terkin · ek tasfiye işlemleri · yasal hasım · sermaye artırımı · şirketin ihyası · tasfiye memuru atanması · ihya · dava şartı · hak düşürücü süre · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaİstinaf Sebepleri Davalı istinaf dilekçesinde özetle; «ihyası» istenen şirketin re'«sen terkin» edildiği tarihten itibaren 5 yıllık «hak düşürücü süre» dolduktan sonra davanın açıldığını, şirkete çıkarılan «tebligatın» "taşınmış" gerekçesiyle iade edildiğini, Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nde «ihtarın» ilanen tebliğ edildiğini, şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi usulüne uygun olarak terkin edildiğini, şirketin sınırlı ihyasına karar verildiği halde şirkete «tasfiye memuru atanmadığını», «yasal hasım» olan davalı aleyhine «yargılama giderine» hükmedilmesinin de doğru olmadığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Sicil Müdürlüğünce «ihyası» istenen şirketin «temsil» ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere ticaret sicilindeki adreslerine bu konuda «ihtarat» yapıldığına ilişkin «tebligat» bulunmadığı, ihyası istenen şirketin adresine çıkarılan tebligat ise tebliğ edilemeyip taşınmış olması sebebiyle iade edildiği, 559 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname (559 sayılı KHK) ile eklenen geçici 10 uncu madde gözetildiğinde asgari sermaye şartını süresinde yerine getirmediğinden ve dolayısıyla şirketin «münfesihlik» durumu ortadan kalkmadığından «tasfiye» ile sınırlı olmak üzere ihyasına karar verilebileceği, davalının 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde ve 559 sayılı KHK'da öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden ihyası istenen şirketi ticaret sicilinden re'«sen terkin» ettiği, dolayısıyla usulsüz terkin işlemi sebebiyle anılan maddenin 15 inci fıkrasında belirtilen 5 yıllık «hak düşürücü süre» içinde dava açılma şartının artık somut olayda aranmayacağı gözetilerek davalı ...
Taraflar arasındaki «şirketin ihyası» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu karardaSicil Müdürlüğünce, «ihyası» istenen şirketin «temsil» ve ilzama yetkili kişilerine 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrası (a) bendi uyarınca yapılması gereken «tebligat» ve ihtarların yapılmadığı, şirket adresine çıkarılan tebligatın ise adres yetersizliğinden iade edildiği, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin onbeşinci fıkrası uyarınca «münfesih» sayılan şirkete «tasfiye işlemleri» için «tasfiye memuru atanması» gerektiği, somut olayda 5 yıllık «hak düşürücü sürenin» uygulanmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının «kaldırılmasına, yeniden» hüküm tesisi ile davanın kabulüne, Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğünün 136268 sicil sırasında kayıtlı iken «terkin» edilen Bayraktaroğulları İnşaat Tahhüt Gıda Turizm Makine Sanayi ve Ticaret Ltd.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, ticaret sicilinden re'«sen terkin» edilen «şirketin ihyası» istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki «şirketin ihyası» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:hukuki menfaat · ticaret sicilinden terkin · dava şartı yokluğu · usulden reddi
Benzer bu karardaTicaret sicilinden «kaydı» silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile «hukuki menfaatleri» bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir." hükmü yer aldığı, «ihyası» istenen şirketin ticaret sicilinden 03.02.2015 tarihinde re'«sen terkin» edildiği, 03.02.2020 tarihinde 5 yıllık dava açma süresinin dolduğu, davanın 5 yıllık «hak düşürücü süre» dolduktan sonra 07.05.2022 tarihinde açıldığı gerekçesiyle davanın dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
İş Mahkemesinin 2022/29 E. kayden Bayraktaroğulları İnşaat Taahhüt Turizm Ticaret Limited Şirketi ve Sosyal Güvenlik Kurumu aleyhine açtıkları davanın yargılaması sırasında adı geçen şirketin «ticaret sicilinden terk» edildiğinin öğrenildiğini belirterek şirketin ihyasına ve «tasfiye memuru atanmasına» karar verilmesini talep etmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/1368 E. 2022/2224 K.
Ortak:ihtarat · münfesihlik · yargılama giderlerinden sorumluluk · re'sen terkin · ek tasfiye işlemleri · ihya davası · sermaye artırımı · şirketin ihyası · dava şartı · hak düşürücü süre · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaSicil Müdürlüğünce «ihyası» istenen şirketin «temsil» ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere ticaret sicilindeki adreslerine bu konuda «ihtarat» yapıldığına ilişkin «tebligat» bulunmadığı, ihyası istenen şirketin adresine çıkarılan tebligat ise tebliğ edilemeyip taşınmış olması sebebiyle iade edildiği, 559 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname (559 sayılı KHK) ile eklenen geçici 10 uncu madde gözetildiğinde asgari sermaye şartını süresinde yerine getirmediğinden ve dolayısıyla şirketin «münfesihlik» durumu ortadan kalkmadığından «tasfiye» ile sınırlı olmak üzere ihyasına karar verilebileceği, davalının 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde ve 559 sayılı KHK'da öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden ihyası istenen şirketi ticaret sicilinden re'«sen terkin» ettiği, dolayısıyla usulsüz terkin işlemi sebebiyle anılan maddenin 15 inci fıkrasında belirtilen 5 yıllık «hak düşürücü süre» içinde dava açılma şartının artık somut olayda aranmayacağı gözetilerek davalı ...
Asliye Hukuk Mahkemesinde 2021/399 E. sayılı dosyası üzerinden devam eden «rücuen alacak» davasında söz konusu şirketin «ticaret sicil» «kaydının» re'«sen terkin» edildiğinin anlaşıldığını, Mahkemece davacıya «ihya davası» açması için süre verildiğini ileri sürerek Özgün Sosyal Hizmetler San.
Sicil Müdürlüğü hakkında açılan davanın ilk derece Mahkemesince kabulünde herhangi bir isabetsizlik görülmediği, ne var ki 6102 sayılı Kanunu'nun 7 nci maddesinin on beşinci fıkrası uyarınca sicilden «sermaye artırımı» yapmayarak «münfesih» duruma düşmesinden ötürü «kaydı» «terkin» edilen şirketin Ankara 18.
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre; davalı tarafından «ihyası» talep edilen şirketin «temsil» ve ilzama yetkililerinin ticaret sicilindeki adreslerine «ihtarat» yapıldığına ilişkin «tebligat» bulunmadığı, sicil işleminin hatalı olduğu, 559 sayılı KHK ile eklenen geçici 10. maddesi gözetildiğinde asgari sermayeyi süresinde artırmadığından «münfesihlik» durumunun ortadan kalkmadığı, «tasfiye» ile sınırlı olmak üzere ihya kararı verilebileceği, «terkin» öncesi şirketin yetkili temsilcisinin «tasfiye memuru» olarak atandığı, usulüne uygun şekilde terkin işlemi yapmayan davalının «yargılama giderlerinden sorumlu» olduğu gerekçesiyle talebin kabulüne, Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 60653 sicil numarasına kayıtlı Özgü-Ahşap İnşaat Sanayi A.Ş.'nin eksik «tasfiye işlemleri» ve Ankara 1.
Sicil Müdürlüğü'nün 6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesinde ve 559 sayılı KHK'da öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden «ihyası» istenen şirketi ticaret sicilinden re'«sen terkin» ettiği, sicilden «sermaye artırımı» yapmayarak «münfesih» duruma düşmesinden ötürü «tasfiye işlemleri» için de şirkete «tasfiye memuru atanması» gerektiği, TTK'nın 547/2. maddesi gereğince ek tasfiye kararı ile ihya ve tasfiye işlemlerinin yapılması için ihyasına karar verilen şirkete tasfiye memuru atanmasına karar verilerek usulsüz terkin ile dava açılmasına sebebiyet veren davalı aleyhine «yargılama giderlerine» hükmedilmesinde bir isabetsizlik olmadığı gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı «temsilcisi» temyiz etmiştir. (1) Dava, 6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesi uyarınca Ticaret Sicil Müdürlüğü'nce re'«sen terkin» edilen «şirketin ihyası» istemine ilişkin olup mahkemece yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hukuki menfaat · vekalet ücreti
Benzer bu karardaAsliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/493 Esas sayılı dosyası ile sınırlı olmak üzere ihyasına, TTK'nın 547/2. maddesi gereğince «ihya» edilen şirkete ...'in «tasfiye memuru» olarak atanmasına, ihya kararının Ticaret Sicil Gazetesinde tescil ve «ilanına», davacı kendisini vekil ile «temsil» ettirdiğinden «vekalet ücretinin» davalı ...
Ancak; TTK'nın geçici 7. maddenin 15. bendinin «son» cümlesinde "Ticaret sicilinden «kaydı» silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile «hukuki menfaatleri» bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir.” hükmü yer almaktadır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/1368 E. 2022/2224 K.
Ortak:ihtarat · münfesihlik · yargılama giderlerinden sorumluluk · re'sen terkin · ek tasfiye işlemleri · ihya davası · sermaye artırımı · şirketin ihyası · dava şartı · hak düşürücü süre · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaSicil Müdürlüğünce «ihyası» istenen şirketin «temsil» ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere ticaret sicilindeki adreslerine bu konuda «ihtarat» yapıldığına ilişkin «tebligat» bulunmadığı, ihyası istenen şirketin adresine çıkarılan tebligat ise tebliğ edilemeyip taşınmış olması sebebiyle iade edildiği, 559 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname (559 sayılı KHK) ile eklenen geçici 10 uncu madde gözetildiğinde asgari sermaye şartını süresinde yerine getirmediğinden ve dolayısıyla şirketin «münfesihlik» durumu ortadan kalkmadığından «tasfiye» ile sınırlı olmak üzere ihyasına karar verilebileceği, davalının 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde ve 559 sayılı KHK'da öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden ihyası istenen şirketi ticaret sicilinden re'«sen terkin» ettiği, dolayısıyla usulsüz terkin işlemi sebebiyle anılan maddenin 15 inci fıkrasında belirtilen 5 yıllık «hak düşürücü süre» içinde dava açılma şartının artık somut olayda aranmayacağı gözetilerek davalı ...
Asliye Hukuk Mahkemesinde 2021/399 E. sayılı dosyası üzerinden devam eden «rücuen alacak» davasında söz konusu şirketin «ticaret sicil» «kaydının» re'«sen terkin» edildiğinin anlaşıldığını, Mahkemece davacıya «ihya davası» açması için süre verildiğini ileri sürerek Özgün Sosyal Hizmetler San.
Sicil Müdürlüğü hakkında açılan davanın ilk derece Mahkemesince kabulünde herhangi bir isabetsizlik görülmediği, ne var ki 6102 sayılı Kanunu'nun 7 nci maddesinin on beşinci fıkrası uyarınca sicilden «sermaye artırımı» yapmayarak «münfesih» duruma düşmesinden ötürü «kaydı» «terkin» edilen şirketin Ankara 18.
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre; davalı tarafından «ihyası» talep edilen şirketin «temsil» ve ilzama yetkililerinin ticaret sicilindeki adreslerine «ihtarat» yapıldığına ilişkin «tebligat» bulunmadığı, sicil işleminin hatalı olduğu, 559 sayılı KHK ile eklenen geçici 10. maddesi gözetildiğinde asgari sermayeyi süresinde artırmadığından «münfesihlik» durumunun ortadan kalkmadığı, «tasfiye» ile sınırlı olmak üzere ihya kararı verilebileceği, «terkin» öncesi şirketin yetkili temsilcisinin «tasfiye memuru» olarak atandığı, usulüne uygun şekilde terkin işlemi yapmayan davalının «yargılama giderlerinden sorumlu» olduğu gerekçesiyle talebin kabulüne, Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 60653 sicil numarasına kayıtlı Özgü-Ahşap İnşaat Sanayi A.Ş.'nin eksik «tasfiye işlemleri» ve Ankara 1.
Sicil Müdürlüğü'nün 6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesinde ve 559 sayılı KHK'da öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden «ihyası» istenen şirketi ticaret sicilinden re'«sen terkin» ettiği, sicilden «sermaye artırımı» yapmayarak «münfesih» duruma düşmesinden ötürü «tasfiye işlemleri» için de şirkete «tasfiye memuru atanması» gerektiği, TTK'nın 547/2. maddesi gereğince ek tasfiye kararı ile ihya ve tasfiye işlemlerinin yapılması için ihyasına karar verilen şirkete tasfiye memuru atanmasına karar verilerek usulsüz terkin ile dava açılmasına sebebiyet veren davalı aleyhine «yargılama giderlerine» hükmedilmesinde bir isabetsizlik olmadığı gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı «temsilcisi» temyiz etmiştir. (1) Dava, 6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesi uyarınca Ticaret Sicil Müdürlüğü'nce re'«sen terkin» edilen «şirketin ihyası» istemine ilişkin olup mahkemece yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hukuki menfaat · vekalet ücreti
Benzer bu karardaAsliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/493 Esas sayılı dosyası ile sınırlı olmak üzere ihyasına, TTK'nın 547/2. maddesi gereğince «ihya» edilen şirkete ...'in «tasfiye memuru» olarak atanmasına, ihya kararının Ticaret Sicil Gazetesinde tescil ve «ilanına», davacı kendisini vekil ile «temsil» ettirdiğinden «vekalet ücretinin» davalı ...
Ancak; TTK'nın geçici 7. maddenin 15. bendinin «son» cümlesinde "Ticaret sicilinden «kaydı» silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile «hukuki menfaatleri» bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir.” hükmü yer almaktadır.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/9608 E. 2015/9685 K.
Ortak:münfesihlik · şirketin ihyası · sicilden terkin · ihya · tasfiye memuru · ihtar · ticaret sicili · ek tasfiye · dava şartı · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaİstinaf Sebepleri Davalı istinaf dilekçesinde özetle; «ihyası» istenen şirketin re'«sen terkin» edildiği tarihten itibaren 5 yıllık «hak düşürücü süre» dolduktan sonra davanın açıldığını, şirkete çıkarılan «tebligatın» "taşınmış" gerekçesiyle iade edildiğini, Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nde «ihtarın» ilanen tebliğ edildiğini, şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi usulüne uygun olarak terkin edildiğini, şirketin sınırlı ihyasına karar verildiği halde şirkete «tasfiye memuru atanmadığını», «yasal hasım» olan davalı aleyhine «yargılama giderine» hükmedilmesinin de doğru olmadığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Sicil Müdürlüğünce «ihyası» istenen şirketin «temsil» ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere ticaret sicilindeki adreslerine bu konuda «ihtarat» yapıldığına ilişkin «tebligat» bulunmadığı, ihyası istenen şirketin adresine çıkarılan tebligat ise tebliğ edilemeyip taşınmış olması sebebiyle iade edildiği, 559 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname (559 sayılı KHK) ile eklenen geçici 10 uncu madde gözetildiğinde asgari sermaye şartını süresinde yerine getirmediğinden ve dolayısıyla şirketin «münfesihlik» durumu ortadan kalkmadığından «tasfiye» ile sınırlı olmak üzere ihyasına karar verilebileceği, davalının 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde ve 559 sayılı KHK'da öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden ihyası istenen şirketi ticaret sicilinden re'«sen terkin» ettiği, dolayısıyla usulsüz terkin işlemi sebebiyle anılan maddenin 15 inci fıkrasında belirtilen 5 yıllık «hak düşürücü süre» içinde dava açılma şartının artık somut olayda aranmayacağı gözetilerek davalı ...
Değerlendirme Dava, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin onbeşinci fıkrasında öngörülen «sicilden terkin» edilen «şirketin ihyası» (ek tasfiyesi) istemine ilişkindir.
Benzer bu kararda01.01.1999 tarihinde «münfesih» duruma geldiği anlaşılmış ise de; dosya kapsamından şirkete bir «tasfiye memuru» atanmış olduğuna ilişkin bilgi belge bulunmadığı gibi, re'sen «sicilden terkin» edilmiş şirketler bakımından «ihya» kararı verilmesi halinde tasfiye haline gireceğine ilişkin bir yasal düzenleme de bulunmadığından, somut olayda yalnız «ticaret sicil» memurluğuna «husumet» yöneltilmesi gerekli ve yeterli olup, ayrıca tasfiye memurunun da hasım gösterilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın eksik husumet nedeniyle reddi doğru olmamış, bo …
Maddesi 4-b bendi uyarınca 559 sayılı Kanun Hükmünde Kararname gereğince sermaye arttırımında bulunmayarak «münfesih» olan şirketlere yapılacak «ihtarın tebliği» tarihinden itibaren iki ay içinde «tasfiye» memurunun bildirilmemesi halinde şirketin «ticaret sicili» kayıtlarından unvanı re'sen silinecektir.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; «ihyası» istenen şirketin-«tasfiye» memurunun da ihya davasında hasım gösterilmesi gerektiği gerekçesiyle eksik «husumet» nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ihtar tebliği · husumet
Benzer bu karardaMahkemece tüm dosya kapsamına göre; «ihyası» istenen şirketin-«tasfiye» memurunun da ihya davasında hasım gösterilmesi gerektiği gerekçesiyle eksik «husumet» nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Maddesi 4-b bendi uyarınca 559 sayılı Kanun Hükmünde Kararname gereğince sermaye arttırımında bulunmayarak «münfesih» olan şirketlere yapılacak «ihtarın tebliği» tarihinden itibaren iki ay içinde «tasfiye» memurunun bildirilmemesi halinde şirketin «ticaret sicili» kayıtlarından unvanı re'sen silinecektir.
01.01.1999 tarihinde «münfesih» duruma geldiği anlaşılmış ise de; dosya kapsamından şirkete bir «tasfiye memuru» atanmış olduğuna ilişkin bilgi belge bulunmadığı gibi, re'sen «sicilden terkin» edilmiş şirketler bakımından «ihya» kararı verilmesi halinde tasfiye haline gireceğine ilişkin bir yasal düzenleme de bulunmadığından, somut olayda yalnız «ticaret sicil» memurluğuna «husumet» yöneltilmesi gerekli ve yeterli olup, ayrıca tasfiye memurunun da hasım gösterilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın eksik husumet nedeniyle reddi doğru olmamış, bo …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/2412 E. , 2023/2514 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
SAYISI 2022/1116 Esas, 2023/40 Karar
HÜKÜM
Kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2021/773 E., 2022/230 K.
Taraflar arasındaki şirketin ihyası davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının hizmet binalarında genel temizlik hizmeti veren dava dışı Özgün Sosyal Hizmetler San. Tic. Ltd. Şti. aleyhine açılan ve yargılaması Ankara 18. Asliye Hukuk Mahkemesinde 2021/399 E. sayılı dosyası üzerinden devam eden rücuen alacak davasında söz konusu şirketin ticaret sicil kaydının re'sen terkin edildiğinin anlaşıldığını, Mahkemece davacıya ihya davası açması için süre verildiğini ileri sürerek Özgün Sosyal Hizmetler San. Ticaret Ltd. Şti. ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; yapılan terkin işlemlerinin usulüne uygun olduğunu, şirketin davalarının, alacak ve borçlarının bilinmesinin mümkün olmadığından, davanın açılmasına sebebiyet verilmediğini, şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesindeki prosedüre ve hukuka uygun bir şekilde terkin edildiğini, davanın 5 yıllık hak düşürücü sürede açılmadığını, Mahkemenin aksi kanaatte olması halinde tasfiye memuru atanması gerektiğini, Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün tescile dair verilen kararlara karşı açılan davalarda yasadan doğan zorunlu hasım durumunda bulunduğundan yargılama giderlerinden sorumlu tutulmaması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on altıncı fıkrasında bu maddenin uygulanmasına ilişkin düzenlemenin Gümrük ve Ticaret Bakanlığınca yapılacağı düzenlendiği, Münfesih Olmasına veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ (Tebliğ) kapsamında yapılan incelemede, gerek 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde gerek Tebliğin 6 ncı maddesinde davalı tarafından yapılacak tebliğin şirketin kayıtlı son adresine ve temsil ve ilzama yetkili kişilere yapılması gerektiği açıklanmış olmasına rağmen davalı tarafından Özgün Sosyal Hizmetler San. Ticaret Ltd.
Şti.nin yetkili temsilcilerine ihtar yapılmamış olması nedeniyle terkin işleminin yerinde görülmediği, terkinden önceki ihtarları usulüne uygun olmaması nedeniyle davalının yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulası gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, şirketin Ankara 18. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2021/399 E. sayılı dava dosyası ve işlemleri ile sınırlı olmak üzere ihyasına, karar kesinleştiğinde tescil ve ilanına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı istinaf dilekçesinde özetle; ihyası istenen şirketin re'sen terkin edildiği tarihten itibaren 5 yıllık hak düşürücü süre dolduktan sonra davanın açıldığını, şirkete çıkarılan tebligatın "taşınmış" gerekçesiyle iade edildiğini, Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nde ihtarın ilanen tebliğ edildiğini, şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi usulüne uygun olarak terkin edildiğini, şirketin sınırlı ihyasına karar verildiği halde şirkete tasfiye memuru atanmadığını, yasal hasım olan davalı aleyhine yargılama giderine hükmedilmesinin de doğru olmadığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ... Sicil Müdürlüğünce ihyası istenen şirketin temsil ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere ticaret sicilindeki adreslerine bu konuda ihtarat yapıldığına ilişkin tebligat bulunmadığı, ihyası istenen şirketin adresine çıkarılan tebligat ise tebliğ edilemeyip taşınmış olması sebebiyle iade edildiği, 559 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname (559 sayılı KHK) ile eklenen geçici 10 uncu madde gözetildiğinde asgari sermaye şartını süresinde yerine getirmediğinden ve dolayısıyla şirketin münfesihlik durumu ortadan kalkmadığından tasfiye ile sınırlı olmak üzere ihyasına karar verilebileceği, davalının 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde ve 559 sayılı KHK'da öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden ihyası istenen şirketi ticaret sicilinden re'sen terkin ettiği, dolayısıyla usulsüz terkin işlemi sebebiyle anılan maddenin 15 inci fıkrasında belirtilen 5 yıllık hak düşürücü süre içinde dava açılma şartının artık somut olayda aranmayacağı gözetilerek davalı ...
Sicil Müdürlüğü hakkında açılan davanın ilk derece Mahkemesince kabulünde herhangi
bir isabetsizlik görülmediği, ne var ki 6102 sayılı Kanunu'nun 7 nci maddesinin on beşinci fıkrası uyarınca sicilden sermaye artırımı yapmayarak münfesih duruma düşmesinden ötürü kaydı terkin edilen şirketin Ankara 18. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2021/399 E. sayılı dava ve devamı işlemler yönünden ihyasına ve tasfiye işlemleri için de şirkete tasfiye memuru atanması gerektiği, usulsüz terkin ile dava açılmasına sebebiyet veren davalı aleyhine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 312 nci maddesindeki koşulların da oluşmadığı dikkate alınarak 6100 sayılı Kanun'un 326 ncı maddesi gereği yargılama giderlerine hükmedilmesine karar verilmesinin yerinde olduğu gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne, şirketin Ankara 18.
Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2021/399 E. sayılı dava dosyası ve işlemleri ile sınırlı olmak üzere ihyasına, tasfiye memuru atanmasına, karar kesinleştiğinde tescil ve ilanına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeler ve re’sen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması talep edilmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, dava konusu şirketin ihyasının şartlarının bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi.
3. Değerlendirme
Dava, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin onbeşinci fıkrasında öngörülen sicilden terkin edilen şirketin ihyası (ek tasfiyesi) istemine ilişkindir. 6102 sayılı Kanun'da ticaret sicilinden kaydı silinen şirketin silinme tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde ihyasının talep edilebileceği düzenlenmiş olup, ihyası talep edilen şirketin 23.01.2014 tarihinde sicilden terkin edildiği ve eldeki davanın 5 yıllık hak düşürücü süre geçirildikten sonra 08.12.2021 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır. Uyuşmazlıkta, mahkemece 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca terkin işleminin usule uygun yapılıp yapılmadığı, ihyası istenen şirket hakkında açılan bir davanın bulunup bulunmadığı hususları 5 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılan davalarda incelenmesi gerekmekte olup, hak düşürücü süre geçirildikten sonra açılan davada esasa girilmeksizin karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
27.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/932665400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz