6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Tazminat

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/591 E. 2022/9118 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Usul tespitleri

Görevli mahkeme
görev/görevsizlik

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
iflas masası yargı yolu yönetici sorumluluğu tahsilde tekerrür olmaması tefrik tahsilde tekerrür denetime elverişlilik limited şirket iflas temerrüt zamanaşımı

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece uyulan bozma ilamı sonrasında yapılan yargılamada, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı uyarınca davanın, davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ... (...), ..., ... yönünden kabulü ile tahsilde tekerrür olmamak üzere ( dava dışı müflis İmar Bankası İflas Masası yönünden) 168.603,00 TL'nin davacı yanın bankaya başvuru tarihi olan 05/06/2003 temerrüt tarihinden reeskont faiziyle birlikte davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ... (...), ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, davalı kurumlar yönünden verilen ''davanın yargı yolu nedeniyle reddine'' dair önceki hüküm kesinleşmekle yeniden hüküm tesisine yer olmadığına karar verilmiştir.

Kararı, davalılar ... ..., ..., ... ve ... vekili temyiz etmiştir.

Dava; İmar Bankası'na yatırılmak istenilen mevduatın davalı Müflis Bankanın çalışanlarının yönlendirmesi ve mevduat sahibinin iradesinin sakatlanması suretiyle İmar Bank Off Shore Limited Şirketi hesabına yatırılması ve tahsil edilmemesi nedeniyle banka yöneticilerine yönelik sorumluluktan kaynaklı doğrudan doğruya zarara yönelik alacak isteminden ibarettir. Davalılar ... ..., ..., ... ve ... vekili temyiz dilekçesinde müvekkillerinin bankanın yönetim ve denetim kurullarında görev almadıklarını, İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesi 29.03.2013 gün ve 2008/10 Esas 2013/11 Karar sayılı dosyasında ve bu dosyadan tefrik edilen dosyalarda müvekkillerinin ceza almadıklarını, bir kısmının beraat ettiğini ve bir kısım davalılar için zamanaşımı nedeniyle ceza davalarının düştüğünü savunarak kararın bozulmasını istemiş, yapılan incelemede ve dosyaya kazandırılan bilirkişi raporunda da bu hususlar tespit edilmiştir. Hal böyle iken, mahkemece anılan itirazları karşılayacak ve denetime elverişli bir gerekçe olmaksızın adı geçen davalılar yönünden davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/15477 E. 2011/3331 K.

    Ortak:görev/görevsizlik

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Iflas idaresi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/5481 E. 2013/8603 K.

    Ortak:görev/görevsizlik

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/6459 E. 2021/6973 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

2 benzer karar daha
  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/146 E. 2011/4331 K.

    Ortak:görev/görevsizlik

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/2765 E. 2010/9135 K.

    Ortak:görev/görevsizlik

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2020/591 E.  ,  2022/9118 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 01.11.2018 tarih ve 2014/666 E. - 2018/964 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar ... , ..., ... ve ... vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin Türkiye İmar Bankası'na, parasını değerlendirmek üzere başvurduğunda, banka çalışanlarının yanıltıcı telkinleriyle müvekkilinin 168.603,00 TL'sinin İmarbank Off Shore Limited'e aktarıldığını, sonrasında ... tarafından bankaya el konulması üzerine parasını alamadığını, davalıların müvekkilinin zararından sorumlu bulunduklarını ileri sürerek 168.603,00 TL'nin muacceliyet tarihinden itibaren reeskont faizi ile davalılardan müteselsilen ve müştereken tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalılar davanın reddini istemiştir.

Mahkemece uyulan bozma ilamı sonrasında yapılan yargılamada, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı uyarınca davanın, davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ... (...), ..., ... yönünden kabulü ile tahsilde tekerrür olmamak üzere ( dava dışı müflis İmar Bankası İflas Masası yönünden) 168.603,00 TL'nin davacı yanın bankaya başvuru tarihi olan 05/06/2003 temerrüt tarihinden reeskont faiziyle birlikte davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ... (...), ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, davalı kurumlar yönünden verilen ''davanın yargı yolu nedeniyle reddine'' dair önceki hüküm kesinleşmekle yeniden hüküm tesisine yer olmadığına karar verilmiştir.

Kararı, davalılar ... ..., ..., ... ve ... vekili temyiz etmiştir.

Dava; İmar Bankası'na yatırılmak istenilen mevduatın davalı Müflis Bankanın çalışanlarının yönlendirmesi ve mevduat sahibinin iradesinin sakatlanması suretiyle İmar Bank Off Shore Limited Şirketi hesabına yatırılması ve tahsil edilmemesi nedeniyle banka yöneticilerine yönelik sorumluluktan kaynaklı doğrudan doğruya zarara yönelik alacak isteminden ibarettir. Davalılar ... ..., ..., ... ve ... vekili temyiz dilekçesinde müvekkillerinin bankanın yönetim ve denetim kurullarında görev almadıklarını, İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesi 29.03.2013 gün ve 2008/10 Esas 2013/11 Karar sayılı dosyasında ve bu dosyadan tefrik edilen dosyalarda müvekkillerinin ceza almadıklarını, bir kısmının beraat ettiğini ve bir kısım davalılar için zamanaşımı nedeniyle ceza davalarının düştüğünü savunarak kararın bozulmasını istemiş, yapılan incelemede ve dosyaya kazandırılan bilirkişi raporunda da bu hususlar tespit edilmiştir.

Hal böyle iken, mahkemece anılan itirazları karşılayacak ve denetime elverişli bir gerekçe olmaksızın adı geçen davalılar yönünden davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılar ... ..., ..., ... ve ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün adı geçenler yararına BOZULMASINA, ödedikleri peşin temyiz karar harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 19.12.2022 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

MUHALEFET ŞERHİ

Dava, İmar Off Shore Bankasında açılan hesapta bulunan paranın faiziyle birlikte davalı bankadan tahsiline yönelik alacak talebine ilişkindir.

Sayın çoğunlukla aramızdaki görüş farkı, mudinin kendi talimatı üzerine Off Shore bankasına gönderilen paranın aracı bankadan istenip istenemeyeceği hususundan kaynaklanmaktadır.

Türkiye'de 1994 yılında yaşanan ekonomik krizi müteakiben özel kamu bankası ayrımı yapılmaksızın belirli bir tutara kadar tüm mevduatlara hazine garantisi verilmişti. Buna rağmen bir takım mudilerin tasarruflarını hazine garantili yerli bankalarda değerlendirmek yerine fahiş faize tamah ederek mevduat sigortası kapsamında olmayan Off Shore bankalara yönlendirdikleri görülmüştür.

Somut vakıada da, işlem bizatihi davacının imzalı onayıyla gerçekleştiğinden davacı ancak Türk Borçlar Kanununda sıralanan irade fesadına dayanabilir ki, dosya içeriğinde bu tür bir delil ve bulguya rastlanmamıştır.

Büyük kazanç elde etme hayaliyle tasarruflarını yurt dışındaki kıyı bankalarına yönlendirirken basiretli bir müşteri gibi davranıp, riziko gerçekleştiğinde ise “aracı bankanın yanlış yönlendirmesi nedeniyle” zarara uğradığını iddia etmek tipik bir çelişkili davranış yasağının ihlali olup, hukuken korunması mümkün değildir.

Burada meselenin daha iyi idrak edilmesi için bir an ters bir varsayımda bulunacak olursak; davalı banka, davacının talimatına rağmen mevduatını Off Shore bankası yerine kendi uhdesinde tutsaydı ve bu arada Off Shore bankası da batmayıp yerli bankalara nazaran daha yüksek oranda faiz tahakkuk ettirseydi, davacının talimatına rağmen mevduatı ilgili yere aktarmayan bankadan aradaki faiz kazancını istemesi mümkün müydü, sorusuna verilecek olumlu cevap, mevcut halde neden aracı bankaya başvuramayacağının da haklı sebebini oluşturacaktır.

Milli bankalara nazaran orantısız biçimde faiz kazancı vaadinde bulunan Off Shore bankalara bizzat kendi imzalarıyla mevduatlarını yönlendiren mudilerin büyük risk üstlendikleri ve tabiri caizse bir nevi kumar oynadıklarının kabulü gerekir. Tahminler tutmayıp zarar gerçekleştiğinde talimatını yerine getirmekten öte fonksiyonu bulunmayan bankalardan paranın faiziyle birlikte tahsili cihetine gidilmesi, zamanında sigorta primi ödemek suretiyle hazine garantili düşük faiz tercihinde bulunan aynı bankanın kendi halindeki diğer mudilerin dolaylı da olsa mağduriyetine yol açacağı kaçınılmazdır.

Açıklanan gerekçelerle yerel mahkeme kararının bozulması gerektiği düşüncesiyle değişik gerekçeyle bozma yapan sayın çoğunluk görüşüne iştirak etmiyorum.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/886202800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.