İtirazın iptali | İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/5032 E. 2023/331 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ticari teamül↗ iade faturası↗ ayıp↗ teamül↗ ilamsız icra takibi↗ depo kararı↗ sözleşmeye aykırılık↗ fatura↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ yükleten (shipper)↗ teslim↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında icra takibine konu mallar nedeniyle ticari ilişki bulunduğu, faturaya konu malların davacı tarafça davalıya teslim edildiği, davalı tarafça faturaya konu malların iadesi için fatura kesildiği savunulmasına karşın davacı tarafça, davalı ile aralarında böyle bir teamül bulunduğu iddiasının kabul edilmediği, söz konusu malların davalı tarafa ait iş yerinde bulunduğu, söz konusu malların iadesi için ayıp, eksiklik, kalitesizlik, sözleşmeye aykırılık gibi herhangi bir nedenin ileri sürülmediği, borçlu tarafça iade faturası kesilmesinin tek başına alacağı sona erdirmeyeceği, davalı tarafça malların iadesi hususunda anlaşıldığı savunmasının yahut teslim alındığı tespit edilen malların bedelinin ödendiğinin ispat edilemediği ve bu haliyle icra takibine konu faturalar nedeniyle davacının davalıdan alacaklı olduğu ve alacağın likit olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile takibe vaki itirazın iptaline ve icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasında geçmişe dayalı bir ticari alışveriş bulunduğunu, bu kapsamda alınan ürünler için alış faturası, iade edilen ürünler için satış faturası (iade faturası) düzenlendiğini, geçmişten gelen bu ticari teamül gereğince iade faturası düzenlenen ürünlerin davacı tarafça geri alındığını, bu dava konusu faturalara kadar taraflar arasındaki bu teamüle göre iade edilen ürünlere ve faturalara davacı tarafça itiraz edilmediğini, 07.01.2018-31.03.2018 tarihleri arasında düzenlenen iade faturalarına istinaden iade edilen ürünlerin davacı tarafından davalının merkezinden alındığını, bu kapsamda davalının 12.06.2018 tarihli ve toplam 143.473,21 TL tutarlı iki adet iade faturası düzenlendiğini ve bu iki faturaya istinaden davacı tarafa ait olan ürünlerin alınması için davacı tarafa 13.06.2018 tarihinde e-mail gönderildiğini, ayrıca faturaların posta ile gönderildiğini, ancak davacının faturaları almayıp iade ettiğini, e-maile de cevap vermediğini, davacının taraflar arasındaki ticari teamüle aykırı davrandığını, iade faturasının bulunmasının malların bedelinin ödenmediğine değil, tam aksine bedeli ödenen malların iade sürecine girildiği anlamına geldiğini, bilirkişi raporunda da bu malların ayrı bir depoda tutulduğu, iadeye hazır olduğunun belirtildiğini, 22 adet 12.06.2018 tarihli iade faturası düzenlenmiş olmasının da bu ticari teamülün varlığını gösterdiğini, faturaya 8 gün içinde itiraz edilmemesinin fatura içeriğinin kabulü anlamına gelmediğini, davalının davacıya artık züccaciye alışverişi yapmayacağını bildirmiş olmasına ve bu şekilde sözleşme ilişkisi sona ermiş olmasına rağmen davacının davalıya ürün gönderdiğini, bu noktada davacının hangi siparişe istinaden davalıya ürün gönderdiğini ispatlamakla yükümlü olduğunu, alacağın likit olmadığını, icra inkar tazminatına hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, muhtelif tarihli faturalardan kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Taraflar arasında, davacının davaya konu faturalardan kaynaklı olarak davalıdan alacaklı olup olmadığı ve taraflar arasındaki ticari ilişkide davalı yanca savunulduğu şekilde bir teamül bulunup bulunmadığı konularında uyuşmazlık bulunmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/13347 E. 2014/20032 K.
Ortak:teamül
İncelediğiniz kararda… tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında icra takibine konu mallar nedeniyle ticari ilişki bulunduğu, faturaya konu malların davacı tarafça davalıya «teslim» edildiği, davalı tarafça faturaya konu malların iadesi için «fatura» kesildiği savunulmasına karşın davacı tarafça, davalı ile aralarında böyle bir «teamül» bulunduğu iddiasının kabul edilmediği, söz konusu malların davalı tarafa ait iş yerinde bulunduğu, söz konusu malların iadesi için «ayıp», eksiklik, kalitesizlik, «sözleşmeye aykırılık» gibi herhangi bir nedenin ileri sürülmediği, borçlu tarafça «iade faturası» kesilmesinin tek başına alacağı sona erdirmeyeceği, davalı tarafça malların iadesi hususunda anlaşıldığı savunmasının yahut teslim alındığı tespit edilen malların bedelinin ödendiğinin ispat edilemediği ve bu haliyle icra takibine konu faturalar nedeniyle davacının davalıdan alacaklı olduğu ve alacağın likit olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile takibe vaki itirazın iptaline ve «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
… e özetle; taraflar arasında geçmişe dayalı bir ticari alışveriş bulunduğunu, bu kapsamda alınan ürünler için alış faturası, iade edilen ürünler için satış faturası («iade faturası») düzenlendiğini, geçmişten gelen bu «ticari teamül» gereğince iade faturası düzenlenen ürünlerin davacı tarafça geri alındığını, bu dava konusu faturalara kadar taraflar arasındaki bu teamüle göre iade edilen ürünlere ve faturalara davacı tarafça itiraz edilmediğini, 07.01.2018-31.03.2018 tarihleri arasında düzenlenen iade faturalarına istinaden iade edilen ürünlerin davacı tarafından davalının merkezinden alındığını, bu kapsamda davalının 12.06.2018 tarihli ve toplam 143.473,21 TL tutarlı iki adet iade faturası düzenlendiğini ve bu iki faturaya istinaden davacı tarafa ait olan ürünlerin alınması için davacı tarafa 13.06.2018 tarihinde e-mail gönderildiğini, ayrıca faturaların posta ile gönderildiğini, ancak davacının faturaları almayıp iade ettiğini, e-maile de cevap vermediğini, davacının taraflar arasındaki ticari teamüle aykırı davrandığını, iade faturasının bulunmasının malların bedelinin ödenmediğine değil, tam aksine bedeli ödenen malların iade sürecine girildiği anlamına geldiğini, bilirkişi raporunda da bu malların ayrı bir «depoda» tutulduğu, iadeye hazır olduğunun belirtildiğini, 22 adet 12.06.2018 tarihli iade faturası düzenlenmiş olmasının da bu ticari teamülün varlığını gösterdiğini, faturaya 8 gün içinde itiraz edilmemesinin «fatura» içeriğinin kabulü anlamına gelmediğini, davalının davacıya artık züccaciye alışverişi yapmayacağını bildirmiş olmasına ve bu şekilde sözleşme ilişkisi sona ermiş olmasına rağmen davacının davalıya ürün gönderdiğini, bu noktada davacının hangi siparişe istinaden davalıya ürün gönderdiğini ispatlamakla yükümlü olduğunu, alacağın likit olmadığını, «icra inkar tazminatına» hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Taraflar arasında, davacının davaya konu faturalardan kaynaklı olarak davalıdan alacaklı olup olmadığı ve taraflar arasındaki ticari ilişkide davalı yanca savunulduğu şekilde bir «teamül» bulunup bulunmadığı konularında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın tahsil ettiği ücretin banka düzenlemeleri ve «teamüllerine» göre haklı bir ücret olarak değerlendirilemeyeceği, MK'nın 2. maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, 8.147,50 TL'nin 17.07.2012 tarihinden itibaren reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Ancak, her ne kadar mahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi raporunda bu ücretin sözleşmedeki banka düzenlemelerine veya «teamüllerine» göre talep edilen haklı bir ücret olarak değerlendirilemeyeceği belirtilmiş ise de, raporu düzenleyen hukukçu bilirkişinin bankacılık konusunda ne şekilde uzman olduğu anlaşılamamıştır.
Bu itibarla mahkemece, bankacılık konusunda uzman bir bilirkişiden, davaya konu değerleme ücretinin taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine ve «bankacılık teamüllerine» uygun olup olmadığı, uygun olduğunun anlaşılması halinde diğer bankalardan ücret için uyguladıkları oranlar sorulmak suretiyle davalı bankanın uyguladığı değerleme ücretinin fahiş olarak değerlendirilip değerlendirilmeyeceği yönünde rapor aldırılarak sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:bankacılık teamülleri · istirdat · eksik inceleme
Benzer bu karardaBu itibarla mahkemece, bankacılık konusunda uzman bir bilirkişiden, davaya konu değerleme ücretinin taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine ve «bankacılık teamüllerine» uygun olup olmadığı, uygun olduğunun anlaşılması halinde diğer bankalardan ücret için uyguladıkları oranlar sorulmak suretiyle davalı bankanın uyguladığı değerleme ücretinin fahiş olarak değerlendirilip değerlendirilmeyeceği yönünde rapor aldırılarak sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Dava, banka tarafından davacının hesabından yapılan kesintinin «istirdatı» istemine ilişkin olup, mahkemece, yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/5241 E. 2014/14233 K.
Ortak:teamül
İncelediğiniz kararda… tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında icra takibine konu mallar nedeniyle ticari ilişki bulunduğu, faturaya konu malların davacı tarafça davalıya «teslim» edildiği, davalı tarafça faturaya konu malların iadesi için «fatura» kesildiği savunulmasına karşın davacı tarafça, davalı ile aralarında böyle bir «teamül» bulunduğu iddiasının kabul edilmediği, söz konusu malların davalı tarafa ait iş yerinde bulunduğu, söz konusu malların iadesi için «ayıp», eksiklik, kalitesizlik, «sözleşmeye aykırılık» gibi herhangi bir nedenin ileri sürülmediği, borçlu tarafça «iade faturası» kesilmesinin tek başına alacağı sona erdirmeyeceği, davalı tarafça malların iadesi hususunda anlaşıldığı savunmasının yahut teslim alındığı tespit edilen malların bedelinin ödendiğinin ispat edilemediği ve bu haliyle icra takibine konu faturalar nedeniyle davacının davalıdan alacaklı olduğu ve alacağın likit olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile takibe vaki itirazın iptaline ve «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
… e özetle; taraflar arasında geçmişe dayalı bir ticari alışveriş bulunduğunu, bu kapsamda alınan ürünler için alış faturası, iade edilen ürünler için satış faturası («iade faturası») düzenlendiğini, geçmişten gelen bu «ticari teamül» gereğince iade faturası düzenlenen ürünlerin davacı tarafça geri alındığını, bu dava konusu faturalara kadar taraflar arasındaki bu teamüle göre iade edilen ürünlere ve faturalara davacı tarafça itiraz edilmediğini, 07.01.2018-31.03.2018 tarihleri arasında düzenlenen iade faturalarına istinaden iade edilen ürünlerin davacı tarafından davalının merkezinden alındığını, bu kapsamda davalının 12.06.2018 tarihli ve toplam 143.473,21 TL tutarlı iki adet iade faturası düzenlendiğini ve bu iki faturaya istinaden davacı tarafa ait olan ürünlerin alınması için davacı tarafa 13.06.2018 tarihinde e-mail gönderildiğini, ayrıca faturaların posta ile gönderildiğini, ancak davacının faturaları almayıp iade ettiğini, e-maile de cevap vermediğini, davacının taraflar arasındaki ticari teamüle aykırı davrandığını, iade faturasının bulunmasının malların bedelinin ödenmediğine değil, tam aksine bedeli ödenen malların iade sürecine girildiği anlamına geldiğini, bilirkişi raporunda da bu malların ayrı bir «depoda» tutulduğu, iadeye hazır olduğunun belirtildiğini, 22 adet 12.06.2018 tarihli iade faturası düzenlenmiş olmasının da bu ticari teamülün varlığını gösterdiğini, faturaya 8 gün içinde itiraz edilmemesinin «fatura» içeriğinin kabulü anlamına gelmediğini, davalının davacıya artık züccaciye alışverişi yapmayacağını bildirmiş olmasına ve bu şekilde sözleşme ilişkisi sona ermiş olmasına rağmen davacının davalıya ürün gönderdiğini, bu noktada davacının hangi siparişe istinaden davalıya ürün gönderdiğini ispatlamakla yükümlü olduğunu, alacağın likit olmadığını, «icra inkar tazminatına» hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Taraflar arasında, davacının davaya konu faturalardan kaynaklı olarak davalıdan alacaklı olup olmadığı ve taraflar arasındaki ticari ilişkide davalı yanca savunulduğu şekilde bir «teamül» bulunup bulunmadığı konularında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Benzer bu karardaBu durumda, davalı banka savunmasında kredi müşterisinden tahsil edilen bu bedelin aralarındaki sözleşme hükümleri, yasal mevzuat ve «bankacılık teamüllerine» uygun olduğunu, davacının iddiasının aksine dava konusu tutarın kullandırılan kredinin «teminatı» olarak değil kredinin «komisyonu» ve diğer giderleri için ödendiğini ileri sürdüğüne göre, mahkemece bu hususta «emsal banka uygulamaları» da araştırılıp «uyuşmazlık konusu» bedelin kredi müşterilerinden tahsiline dair teamül bulunup bulunmadığı, varsa hangi oranda tahakkuk ettirildiği hususları araştırılarak sonucuna göre karar tesisi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı bilirkişi raporu hükme esas alınarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:bankacılık teamülleri · emsal banka uygulaması · sözleşme serbestisi · bedel iadesi · cari hesap · teminat kapsamı · ipotek · genel kredi sözleşmesi
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, dava konusu tutarın kredi «teminatı» olarak alındığına dair «kredi sözleşmesi» içeriğinde herhangi bir ibare bulunmadığı, davalı bankanın davacıdan ek teminat olarak dava dışı kişilerin taşınmazlarını «ipotek» almak suretiyle krediyi teminatlandırdığı, davacıya ait «cari hesap» hareketleri ve kredi tahsilat hareketleri göz önüne alındığında, dava edilen 15.000 USD'lik miktarın davacının kullandığı krediye bağlı ödemesi gereken «komisyon» ve diğer giderler için alınmış olup «teminat kapsamında» alınmadığının anlaşıldığı, kaldı ki, davacı şirketin, kredi kullanırken açılan özel cari hesabına dava olunan miktarı yatırdığı, açılan bu hesaptan "3 NL proje komisyonu" açıklaması ile dava konusu komisyon tahsilat işleminin yapıldığı, davacının iadesini talep ettiği 15.000 USD'lik miktarın kredi teminatı olarak verildiğinin davacı tarafından kanıtlanamadığı, «sözleşme serbestliği» içinde davalının davacı şirketten kullandırılan kredilere yönelik komisyon ve diğer giderler olarak aldığı dava konusu miktarın iadesinin mümkün görülmediği gerekç …
Bu durumda, davalı banka savunmasında kredi müşterisinden tahsil edilen bu bedelin aralarındaki sözleşme hükümleri, yasal mevzuat ve «bankacılık teamüllerine» uygun olduğunu, davacının iddiasının aksine dava konusu tutarın kullandırılan kredinin «teminatı» olarak değil kredinin «komisyonu» ve diğer giderleri için ödendiğini ileri sürdüğüne göre, mahkemece bu hususta «emsal banka uygulamaları» da araştırılıp «uyuşmazlık konusu» bedelin kredi müşterilerinden tahsiline dair teamül bulunup bulunmadığı, varsa hangi oranda tahakkuk ettirildiği hususları araştırılarak sonucuna göre karar tesisi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı bilirkişi raporu hükme esas alınarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
Dava. davalı bankaca kredi müşterisinden tahsil edilen «teminat» «bedelinin iadesi» istemine ilişkin olup mahkemece yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, hükme esas alınan bilirkişi raporunda da. «genel kredi sözleşmesi» hükümlerine göre «komisyon» ve ödenecek komisyonlara ilişkin açıklamanın yer aldığı, bunlardan müşterinin sorumlu olacağının kararlaştırıldığı, komisyon oranlarını mevzuatın izin verdiği sürede en üst sınırdan olmak üzere bankanın tek taraflı olarak tespit ve uygulama «yetkisinin» bulunduğu belirtilmekle birlikte, dava konusu 15.000 USD «masraf» alınması gerektiğine ilişkin bir bilgiye rastlanmadığı da bildirilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/13077 E. 2016/9331 K.
Ortak:teamül
İncelediğiniz kararda… tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında icra takibine konu mallar nedeniyle ticari ilişki bulunduğu, faturaya konu malların davacı tarafça davalıya «teslim» edildiği, davalı tarafça faturaya konu malların iadesi için «fatura» kesildiği savunulmasına karşın davacı tarafça, davalı ile aralarında böyle bir «teamül» bulunduğu iddiasının kabul edilmediği, söz konusu malların davalı tarafa ait iş yerinde bulunduğu, söz konusu malların iadesi için «ayıp», eksiklik, kalitesizlik, «sözleşmeye aykırılık» gibi herhangi bir nedenin ileri sürülmediği, borçlu tarafça «iade faturası» kesilmesinin tek başına alacağı sona erdirmeyeceği, davalı tarafça malların iadesi hususunda anlaşıldığı savunmasının yahut teslim alındığı tespit edilen malların bedelinin ödendiğinin ispat edilemediği ve bu haliyle icra takibine konu faturalar nedeniyle davacının davalıdan alacaklı olduğu ve alacağın likit olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile takibe vaki itirazın iptaline ve «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
… e özetle; taraflar arasında geçmişe dayalı bir ticari alışveriş bulunduğunu, bu kapsamda alınan ürünler için alış faturası, iade edilen ürünler için satış faturası («iade faturası») düzenlendiğini, geçmişten gelen bu «ticari teamül» gereğince iade faturası düzenlenen ürünlerin davacı tarafça geri alındığını, bu dava konusu faturalara kadar taraflar arasındaki bu teamüle göre iade edilen ürünlere ve faturalara davacı tarafça itiraz edilmediğini, 07.01.2018-31.03.2018 tarihleri arasında düzenlenen iade faturalarına istinaden iade edilen ürünlerin davacı tarafından davalının merkezinden alındığını, bu kapsamda davalının 12.06.2018 tarihli ve toplam 143.473,21 TL tutarlı iki adet iade faturası düzenlendiğini ve bu iki faturaya istinaden davacı tarafa ait olan ürünlerin alınması için davacı tarafa 13.06.2018 tarihinde e-mail gönderildiğini, ayrıca faturaların posta ile gönderildiğini, ancak davacının faturaları almayıp iade ettiğini, e-maile de cevap vermediğini, davacının taraflar arasındaki ticari teamüle aykırı davrandığını, iade faturasının bulunmasının malların bedelinin ödenmediğine değil, tam aksine bedeli ödenen malların iade sürecine girildiği anlamına geldiğini, bilirkişi raporunda da bu malların ayrı bir «depoda» tutulduğu, iadeye hazır olduğunun belirtildiğini, 22 adet 12.06.2018 tarihli iade faturası düzenlenmiş olmasının da bu ticari teamülün varlığını gösterdiğini, faturaya 8 gün içinde itiraz edilmemesinin «fatura» içeriğinin kabulü anlamına gelmediğini, davalının davacıya artık züccaciye alışverişi yapmayacağını bildirmiş olmasına ve bu şekilde sözleşme ilişkisi sona ermiş olmasına rağmen davacının davalıya ürün gönderdiğini, bu noktada davacının hangi siparişe istinaden davalıya ürün gönderdiğini ispatlamakla yükümlü olduğunu, alacağın likit olmadığını, «icra inkar tazminatına» hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Taraflar arasında, davacının davaya konu faturalardan kaynaklı olarak davalıdan alacaklı olup olmadığı ve taraflar arasındaki ticari ilişkide davalı yanca savunulduğu şekilde bir «teamül» bulunup bulunmadığı konularında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Benzer bu karardaBu durumda, sözleşme tarihi itibariyle somut olaya uygulanacak 818 sayılı BK hükümleri çerçevesinde ve ayrıca davaya konu kredi yönünden «emsal banka uygulamaları» araştırılıp «uyuşmazlık konusu» bedelin kredi müşterilerinden tahsiline dair «teamül» bulunup bulunmadığı ve varsa diğer bankalarca hangi oranda tahakkuk ettirildiği ve buna göre davalı Banka uygulamasının yerinde olup olmadığı hususunda bankacılık konusunda uzman bilirkişi veya bilirkişi heyetinden rapor alınarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken «eksik incelemeye» dayalı hüküm tesisi doğru olmamış, kararın davalı yararına bozulmasına karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:emsal banka uygulaması · genel işlem koşulu · genel kredi sözleşmesi · uyuşmazlık konusu · kredi sözleşmesi · eksik inceleme
Benzer bu karardaAncak, taraflar arasında 06.06.2008 tarihinde imzalanan «genel kredi sözleşmesi» 6098 sayılı TBK'nın yürürlüğe girmesinden önce imzalanmış olup, anılan Kanun'un «genel işlem koşullarına» ilişkin hükümleri bu sözleşmede nazara alınmayacaktır.
Bu durumda, sözleşme tarihi itibariyle somut olaya uygulanacak 818 sayılı BK hükümleri çerçevesinde ve ayrıca davaya konu kredi yönünden «emsal banka uygulamaları» araştırılıp «uyuşmazlık konusu» bedelin kredi müşterilerinden tahsiline dair «teamül» bulunup bulunmadığı ve varsa diğer bankalarca hangi oranda tahakkuk ettirildiği ve buna göre davalı Banka uygulamasının yerinde olup olmadığı hususunda bankacılık konusunda uzman bilirkişi veya bilirkişi heyetinden rapor alınarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken «eksik incelemeye» dayalı hüküm tesisi doğru olmamış, kararın davalı yararına bozulmasına karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/5032 E. , 2023/331 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin muhtelif tarihli faturalardan kaynaklanan alacağının tahsili için davalı aleyhine başlattığı ilamsız icra takibinin davalının itirazı üzerine durduğunu, ancak söz konusu faturaların ve faturalara konu malların davalıya teslim edildiğini, davalının faturalara itiraz etmediği gibi ticari defterlerine de kaydettiğini, alacağın sabit olduğunu ileri sürerek itirazın iptaline ve icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında geçmişe dayalı bir ticari alışveriş bulunduğunu, bu kapsamda alınan ürünler için alış faturası, iade edilen ürünler için satış faturası (iade faturası) düzenlendiğini, geçmişten gelen bu ticari teamül gereğince iade faturası düzenlenen ürünlerin davacı tarafça geri alındığını, bu dava konusu faturalara kadar taraflar arasındaki bu teamüle göre iade edilen ürünlere ve faturalara davacı tarafça itiraz edilmediğini, 01.02.2018-31.03.2018 tarihleri arasında düzenlenen iade faturalarına istinaden iade edilen ürünlerin davacı tarafından davalının merkezinden alındığını, bu kapsamda davalının 12.06.2018 tarihli ve toplam 143.473,21 TL tutarlı iki adet iade faturası düzenlendiğini ve bu iki faturaya istinaden davacı tarafa ait olan ürünlerin alınması için davacı tarafa 13.06.2018 tarihinde e-mail gönderildiğini, ayrıca faturaların posta ile gönderildiğini, ancak davacının faturaları almayıp iade ettiğini, e-maile de cevap vermediğini, faturaya 8 gün içinde itiraz edilmemesinin fatura içeriğinin kabulü anlamına gelmediğini, davacı tarafın taraflar arasındaki ticari teamüllere aykırı davrandığını, davalının iade faturası düzenlemesinin borcunun olmadığı anlamına geldiğini ve davalının borcu bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında icra takibine konu mallar nedeniyle ticari ilişki bulunduğu, faturaya konu malların davacı tarafça davalıya teslim edildiği, davalı tarafça faturaya konu malların iadesi için fatura kesildiği savunulmasına karşın davacı tarafça, davalı ile aralarında böyle bir teamül bulunduğu iddiasının kabul edilmediği, söz konusu malların davalı tarafa ait iş yerinde bulunduğu, söz konusu malların iadesi için ayıp, eksiklik, kalitesizlik, sözleşmeye aykırılık gibi herhangi bir nedenin ileri sürülmediği, borçlu tarafça iade faturası kesilmesinin tek başına alacağı sona erdirmeyeceği, davalı tarafça malların iadesi hususunda anlaşıldığı savunmasının yahut teslim alındığı tespit edilen malların bedelinin ödendiğinin ispat edilemediği ve bu haliyle icra takibine konu faturalar nedeniyle davacının davalıdan alacaklı olduğu ve alacağın likit olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile takibe vaki itirazın iptaline ve icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasında geçmişe dayalı bir ticari alışveriş bulunduğunu, bu kapsamda alınan ürünler için alış faturası, iade edilen ürünler için satış faturası (iade faturası) düzenlendiğini, geçmişten gelen bu ticari teamül gereğince iade faturası düzenlenen ürünlerin davacı tarafça geri alındığını, bu dava konusu faturalara kadar taraflar arasındaki bu teamüle göre iade edilen ürünlere ve faturalara davacı tarafça itiraz edilmediğini, 07.01.2018-31.03.2018 tarihleri arasında düzenlenen iade faturalarına istinaden iade edilen ürünlerin davacı tarafından davalının merkezinden alındığını, bu kapsamda davalının 12.06.2018 tarihli ve toplam 143.473,21 TL tutarlı iki adet iade faturası düzenlendiğini ve bu iki faturaya istinaden davacı tarafa ait olan ürünlerin alınması için davacı tarafa 13.06.2018 tarihinde e-mail gönderildiğini, ayrıca faturaların posta ile gönderildiğini, ancak davacının faturaları almayıp iade ettiğini, e-maile de cevap vermediğini, davacının taraflar arasındaki ticari teamüle aykırı davrandığını, iade faturasının bulunmasının malların bedelinin ödenmediğine değil, tam aksine bedeli ödenen malların iade sürecine girildiği anlamına geldiğini, bilirkişi raporunda da bu malların ayrı bir depoda tutulduğu, iadeye hazır olduğunun belirtildiğini, 22 adet 12.06.2018 tarihli iade faturası düzenlenmiş olmasının da bu ticari teamülün varlığını gösterdiğini, faturaya 8 gün içinde itiraz edilmemesinin fatura içeriğinin kabulü anlamına gelmediğini, davalının davacıya artık züccaciye alışverişi yapmayacağını bildirmiş olmasına ve bu şekilde sözleşme ilişkisi sona ermiş olmasına rağmen davacının davalıya ürün gönderdiğini, bu noktada davacının hangi siparişe istinaden davalıya ürün gönderdiğini ispatlamakla yükümlü olduğunu, alacağın likit olmadığını, icra inkar tazminatına hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, muhtelif tarihli faturalardan kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Taraflar arasında, davacının davaya konu faturalardan kaynaklı olarak davalıdan alacaklı olup olmadığı ve taraflar arasındaki ticari ilişkide davalı yanca savunulduğu şekilde bir teamül bulunup bulunmadığı konularında uyuşmazlık bulunmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
17.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/882832500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz