Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/13347 E. 2014/20032 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
bankacılık teamülleri↗ teamül↗ istirdat↗ eksik inceleme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın tahsil ettiği ücretin banka düzenlemeleri ve teamüllerine göre haklı bir ücret olarak değerlendirilemeyeceği, MK'nın 2. maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, 8.147,50 TL'nin 17.07.2012 tarihinden itibaren reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, banka tarafından davacının hesabından yapılan kesintinin istirdatı istemine ilişkin olup, mahkemece, yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak, her ne kadar mahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi raporunda bu ücretin sözleşmedeki banka düzenlemelerine veya teamüllerine göre talep edilen haklı bir ücret olarak değerlendirilemeyeceği belirtilmiş ise de, raporu düzenleyen hukukçu bilirkişinin bankacılık konusunda ne şekilde uzman olduğu anlaşılamamıştır. Bu itibarla mahkemece, bankacılık konusunda uzman bir bilirkişiden, davaya konu değerleme ücretinin taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine ve bankacılık teamüllerine uygun olup olmadığı, uygun olduğunun anlaşılması halinde diğer bankalardan ücret için uyguladıkları oranlar sorulmak suretiyle
davalı bankanın uyguladığı değerleme ücretinin fahiş olarak değerlendirilip değerlendirilmeyeceği yönünde rapor aldırılarak sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/4247 E. 2019/1387 K.
Ortak:teamül · eksik inceleme · Alacak
İncelediğiniz karardaBu itibarla mahkemece, bankacılık konusunda uzman bir bilirkişiden, davaya konu değerleme ücretinin taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine ve «bankacılık teamüllerine» uygun olup olmadığı, uygun olduğunun anlaşılması halinde diğer bankalardan ücret için uyguladıkları oranlar sorulmak suretiyle davalı bankanın uyguladığı değerleme ücretinin fahiş olarak değerlendirilip değerlendirilmeyeceği yönünde rapor aldırılarak sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın tahsil ettiği ücretin banka düzenlemeleri ve «teamüllerine» göre haklı bir ücret olarak değerlendirilemeyeceği, MK'nın 2. maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, 8.147,50 TL'nin 17.07.2012 tarihinden itibaren reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Ancak, her ne kadar mahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi raporunda bu ücretin sözleşmedeki banka düzenlemelerine veya «teamüllerine» göre talep edilen haklı bir ücret olarak değerlendirilemeyeceği belirtilmiş ise de, raporu düzenleyen hukukçu bilirkişinin bankacılık konusunda ne şekilde uzman olduğu anlaşılamamıştır.
Benzer bu kararda20 vd. düzenlenen «genel işlem koşulları» bakımından inceleme yapılması ve 818 sayılı BK’nın yürürlükte bulunduğu dönemde imzalanan diğer sözleşmeler yönünden ise «komisyon» oranı hakkında sözleşmelerde hüküm bulunup bulunmadığının incelenmesi ve herhangi bir oran belirtilmemiş olması durumunda «emsal banka uygulamaları» araştırılıp, «uyuşmazlık konusu» bedelin kredi müşterilerinden tahsiline dair «teamül» bulunup bulunmadığı, varsa diğer bankalarca hangi oranda tahakkuk ettirildiği, «masraf» adı altında yapılan tahsilatların neden alındığının açıklattırılması ve buna göre davalı banka uygulamasının yerinde olup olmadığının değerlendirilmesi gerekirken «eksik inceleme» ile karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın söz konusu olayda zorunlu olan «masrafları» davacıya açıkladığı, yeterli bilgilendirmeyi yaptığı, fahiş olmayan ve piyasa şartlarında makul sayılabilecek «ticari kredi» «komisyon» ve masraflarını müşteriden tahsil ettiği, davacının davalı banka şubesinden kullandığı ticari kredilerden masraf alınmasının «genel işlem koşullarına» aykırılık ve «haksız şart» teşkil etmediği, alınan bu masrafların davacıya iadesinin gerekmediği, alınan masraf miktarının bankalar arasında uygulanan «teamül» açısından uygun olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:genel işlem koşulları · haksız şart · emsal banka uygulaması · genel işlem koşulu · ticari kredi · komisyon · uyuşmazlık konusu · kredi sözleşmesi
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın söz konusu olayda zorunlu olan «masrafları» davacıya açıkladığı, yeterli bilgilendirmeyi yaptığı, fahiş olmayan ve piyasa şartlarında makul sayılabilecek «ticari kredi» «komisyon» ve masraflarını müşteriden tahsil ettiği, davacının davalı banka şubesinden kullandığı ticari kredilerden masraf alınmasının «genel işlem koşullarına» aykırılık ve «haksız şart» teşkil etmediği, alınan bu masrafların davacıya iadesinin gerekmediği, alınan masraf miktarının bankalar arasında uygulanan «teamül» açısından uygun olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, davalı bankanın zorunlu olan «masrafları» davacıya açıkladığı, yeterli bilgilendirmeyi yaptığı, fahiş olmayan ve piyasa şartlarında makul sayılabilecek «ticari kredi» «komisyon» ve masraflarını müşteriden tahsil ettiği, davacının davalı banka şubesinden kullandığı ticari kredilerden masraf alınmasının «genel işlem koşullarına» aykırılık ve «haksız şart» teşkil etmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
20 vd. düzenlenen «genel işlem koşulları» bakımından inceleme yapılması ve 818 sayılı BK’nın yürürlükte bulunduğu dönemde imzalanan diğer sözleşmeler yönünden ise «komisyon» oranı hakkında sözleşmelerde hüküm bulunup bulunmadığının incelenmesi ve herhangi bir oran belirtilmemiş olması durumunda «emsal banka uygulamaları» araştırılıp, «uyuşmazlık konusu» bedelin kredi müşterilerinden tahsiline dair «teamül» bulunup bulunmadığı, varsa diğer bankalarca hangi oranda tahakkuk ettirildiği, «masraf» adı altında yapılan tahsilatların neden alındığının açıklattırılması ve buna göre davalı banka uygulamasının yerinde olup olmadığının değerlendirilmesi gerekirken «eksik inceleme» ile karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Somut olayda davacı, davalı bankadan 28/03/2006, 22/09/2010, 31/.../2010, 14/09/2012, .../.../2012 tarihlerinde «ticari kredi» kullanmış olup, kullanılan krediler kapsamında davacıdan «komisyon» ve «masraf» adı altında ücret tahsil edildiği ve «kredi sözleşme» tarihleri dikkate alındığında sözleşmelerin 6098 sayılı TBK'nın yürürlüğe girdiği 01/07/2012 tarihinden önce ve sonra akdedildiği anlaşılmaktadır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/5241 E. 2014/14233 K.
Ortak:bankacılık teamülleri · teamül · eksik inceleme · Alacak
İncelediğiniz karardaBu itibarla mahkemece, bankacılık konusunda uzman bir bilirkişiden, davaya konu değerleme ücretinin taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine ve «bankacılık teamüllerine» uygun olup olmadığı, uygun olduğunun anlaşılması halinde diğer bankalardan ücret için uyguladıkları oranlar sorulmak suretiyle davalı bankanın uyguladığı değerleme ücretinin fahiş olarak değerlendirilip değerlendirilmeyeceği yönünde rapor aldırılarak sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın tahsil ettiği ücretin banka düzenlemeleri ve «teamüllerine» göre haklı bir ücret olarak değerlendirilemeyeceği, MK'nın 2. maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, 8.147,50 TL'nin 17.07.2012 tarihinden itibaren reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Ancak, her ne kadar mahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi raporunda bu ücretin sözleşmedeki banka düzenlemelerine veya «teamüllerine» göre talep edilen haklı bir ücret olarak değerlendirilemeyeceği belirtilmiş ise de, raporu düzenleyen hukukçu bilirkişinin bankacılık konusunda ne şekilde uzman olduğu anlaşılamamıştır.
Benzer bu karardaBu durumda, davalı banka savunmasında kredi müşterisinden tahsil edilen bu bedelin aralarındaki sözleşme hükümleri, yasal mevzuat ve «bankacılık teamüllerine» uygun olduğunu, davacının iddiasının aksine dava konusu tutarın kullandırılan kredinin «teminatı» olarak değil kredinin «komisyonu» ve diğer giderleri için ödendiğini ileri sürdüğüne göre, mahkemece bu hususta «emsal banka uygulamaları» da araştırılıp «uyuşmazlık konusu» bedelin kredi müşterilerinden tahsiline dair teamül bulunup bulunmadığı, varsa hangi oranda tahakkuk ettirildiği hususları araştırılarak sonucuna göre karar tesisi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı bilirkişi raporu hükme esas alınarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:emsal banka uygulaması · sözleşme serbestisi · bedel iadesi · cari hesap · teminat kapsamı · ipotek · genel kredi sözleşmesi · komisyon
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, dava konusu tutarın kredi «teminatı» olarak alındığına dair «kredi sözleşmesi» içeriğinde herhangi bir ibare bulunmadığı, davalı bankanın davacıdan ek teminat olarak dava dışı kişilerin taşınmazlarını «ipotek» almak suretiyle krediyi teminatlandırdığı, davacıya ait «cari hesap» hareketleri ve kredi tahsilat hareketleri göz önüne alındığında, dava edilen 15.000 USD'lik miktarın davacının kullandığı krediye bağlı ödemesi gereken «komisyon» ve diğer giderler için alınmış olup «teminat kapsamında» alınmadığının anlaşıldığı, kaldı ki, davacı şirketin, kredi kullanırken açılan özel cari hesabına dava olunan miktarı yatırdığı, açılan bu hesaptan "3 NL proje komisyonu" açıklaması ile dava konusu komisyon tahsilat işleminin yapıldığı, davacının iadesini talep ettiği 15.000 USD'lik miktarın kredi teminatı olarak verildiğinin davacı tarafından kanıtlanamadığı, «sözleşme serbestliği» içinde davalının davacı şirketten kullandırılan kredilere yönelik komisyon ve diğer giderler olarak aldığı dava konusu miktarın iadesinin mümkün görülmediği gerekç …
Ancak, hükme esas alınan bilirkişi raporunda da. «genel kredi sözleşmesi» hükümlerine göre «komisyon» ve ödenecek komisyonlara ilişkin açıklamanın yer aldığı, bunlardan müşterinin sorumlu olacağının kararlaştırıldığı, komisyon oranlarını mevzuatın izin verdiği sürede en üst sınırdan olmak üzere bankanın tek taraflı olarak tespit ve uygulama «yetkisinin» bulunduğu belirtilmekle birlikte, dava konusu 15.000 USD «masraf» alınması gerektiğine ilişkin bir bilgiye rastlanmadığı da bildirilmiştir.
Bu durumda, davalı banka savunmasında kredi müşterisinden tahsil edilen bu bedelin aralarındaki sözleşme hükümleri, yasal mevzuat ve «bankacılık teamüllerine» uygun olduğunu, davacının iddiasının aksine dava konusu tutarın kullandırılan kredinin «teminatı» olarak değil kredinin «komisyonu» ve diğer giderleri için ödendiğini ileri sürdüğüne göre, mahkemece bu hususta «emsal banka uygulamaları» da araştırılıp «uyuşmazlık konusu» bedelin kredi müşterilerinden tahsiline dair teamül bulunup bulunmadığı, varsa hangi oranda tahakkuk ettirildiği hususları araştırılarak sonucuna göre karar tesisi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı bilirkişi raporu hükme esas alınarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
Dava. davalı bankaca kredi müşterisinden tahsil edilen «teminat» «bedelinin iadesi» istemine ilişkin olup mahkemece yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/13347 E. , 2014/20032 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 19/03/2014
NUMARASI 2012/424-2014/169
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 19/03/2014 tarih ve 2012/424-2014/169 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankadan kredi kullandığını, ayrıca bütün bankacılık işlemlerini davalı banka ile yapmaya başladığını, davalının, müvekkilini bilgilendirmeden ve miktarını da kendisi belirleyerek üç ayda bir "Kobi Müşterileri için Perakende Bankacılık Kredi Tahsis ve Değerleme Ücreti" adı altında bedel kesmeye başladığını, bu kesintinin dayanağı olmadığını ileri sürerek, 8.147,50 TL'nin 13.07.2012 tarihinden itibaren reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, ticari müşteri sözleşmesini imzalamak suretiyle davacının masraf ve ücretler konusunda bilgilendirildiğini, genel kredi ve teminat sözleşmesine göre de bankanın her nevi komisyonu müşteriye ihbarda bulunmaksızın uygulayabileceğini, müşterinin herhangi bir itiraz hakkı bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın tahsil ettiği ücretin banka düzenlemeleri ve teamüllerine göre haklı bir ücret olarak değerlendirilemeyeceği, MK'nın 2. maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, 8.147,50 TL'nin 17.07.2012 tarihinden itibaren reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, banka tarafından davacının hesabından yapılan kesintinin istirdatı istemine ilişkin olup, mahkemece, yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak, her ne kadar mahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi raporunda bu ücretin sözleşmedeki banka düzenlemelerine veya teamüllerine göre talep edilen haklı bir ücret olarak değerlendirilemeyeceği belirtilmiş ise de, raporu düzenleyen hukukçu bilirkişinin bankacılık konusunda ne şekilde uzman olduğu anlaşılamamıştır. Bu itibarla mahkemece, bankacılık konusunda uzman bir bilirkişiden, davaya konu değerleme ücretinin taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine ve bankacılık teamüllerine uygun olup olmadığı, uygun olduğunun anlaşılması halinde diğer bankalardan ücret için uyguladıkları oranlar sorulmak suretiyle
davalı bankanın uyguladığı değerleme ücretinin fahiş olarak değerlendirilip değerlendirilmeyeceği yönünde rapor aldırılarak sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 18/12/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/102282900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz