Kusur karinesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/5001 E. 2022/8545 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kusur karinesi↗ bağış↗ yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu↗ erken açılan dava↗ vekalet sözleşmesi↗ anonim şirket yönetim kurulu↗ yönetici sorumluluğu↗ kusur sorumluluğu↗ ticari işletme↗ müteselsil sorumluluk↗ şirket zararı↗ üçüncü kişi↗ ispat yükü↗ anonim şirket↗ fer'i müdahil↗ yönetim kurulu kararı↗ kusur↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, yönetim kurulu başkan ve üyelerinin sorumluluğuna gidebilmek için ortada bir zarar olması gerektiği, öncelikle şirket ortağı olup borç verilen ortaklardan bu bedelin tahsili yoluna gidilmesi, gerektiği, tahsil edilemeyen zarar nispetinde davalı yöneticilerin sorumluluğuna gidilmesi gerektiği, dava açılmadan Van Belediyesinden, Van Belediye Spor Kulübünden herhangi bir talepte bulunulmadığı, karşılıksız kalan bir zararın varlığı belirlenmeden davanın açıldığı gerekçesiyle sorumluluk davasının koşulları oluşmadığından erken açılan asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiş, kararı davacı vekili, davalı ... ve fer'i müdahil temyiz etmiştir.
Asıl dava ve birleşen davalar, anonim şirket yönetim kurulu üyelerinin ve muhasebecinin sorumluluğuna ilişkindir .
1-Kural olarak yönetim kurulu üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, TTK 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklarına karşı kusursuz olduklarını ispat edemedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan müteselsil sorumlu olurlar. Yani yönetim kurulu üyelerinin görevlerini ifaları sırasında bir zarar oluşmuşsa, bu zararın üyelerin kusurlu eylemi sonucunda meydana geldiğinin kabulü gerekmektedir. Başka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu yönetim kurulu üyeleri için ispat yükü ters çevrilmiş, kusur esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine kusur karinesini kabul etmiştir.(Gönen Eriş,Ticari İşletme ve Şirketler, s:1941, 1942,1999). Nitekim TTK’nın 338. maddesinde, yönetim kurulu üyelerinin kusur ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat edemedikleri takdirde zarardan sorumlu oldukları düzenlenmiştir. Yine TTK’nın 337. maddesinde, yeni seçilen veya tayin olunan yönetim kurulu üyelerinin, seleflerinin belli olan yolsuz muamelelerini murakıplara bildirmeğe mecbur oldukları, aksi halde seleflerinin sorumluluklarına iştirak edecekleri belirtilmiştir. Denetim kurulu üyelerinin de kusursuz oldukları ispat etmedikçe zarardan sorumlu bulundukları, TTK’nun 359. maddesinde düzenlenmiştir. Anonim şirketin ekonomik olmayan bir amaç ile kurulması mümkün değildir. Anonim şirketin amacının ekonomik olması, şirketin ortakları lehine ekonomik bir yararın hedeflenmesini zorunlu kılar. Ekonomik amacın iki unsuru vardır. İlk olarak ekonomik amaçtan söz edilebilmesi için para ile ölçülebilir bir yarar elde edilmesi gerekmektedir. Dolayısıyla manevi amaçlar bu kapsamda yer almaz. Ekonomik yarar kavramı geniş kapsamlı olup, kazanç veya kâr elde etme ile eş anlamlı değildir. İkinci olarak elde elde edilmesi amaçlanan para ile ölçülebilir getiri ortaklar yararına sağlanmalıdır. Bu nedenle para ile ölçülebilir olsa da üçüncü kişiler lehine olan getirilerin varlığı durumunda amaç ekonomik sayılmaz. Dava konusu işlemlerin davacı şirket kayıtlarında, ortaklardan alacaklar ve genel yönetim giderleri ve sair adlar altında muhasebeleştirildiği anlaşılmaktadır. Ortaklardan alacaklar olarak kaydedilen işlemlerin şirketin kuruluş amacına, faaliyet alanına uygun olmadığı ve bu borcun verildiği tarihten dava tarihine kadar uzun süre geçmesine rağmen bu alacakların tahsili yönünde bir işlem yapılmadığından şirket zararının doğduğunun kabulü gerekmektedir. Bunun yanında genel yönetim giderleri olarak muhasebeleştirilen kayıtların bağış, yemek yardımı gibi 3. kişilere yapılmış olan ve yine şirketin ekonomik amacıyla bağdaşmayacağından, aşırı nitelikteki bu nevi giderlerde şirket zararını oluşturur. Bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde, yukarıda açıklanan ilkeler uyarınca yönetim kurulu üyelerinin sorumlu olup olmayacağı ve sorumlu ise miktarının belirlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan davaların erken açıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
2- Davalı ...’ın davacı şirketin talimatları ve mesaisini belirleme koşulu ile iş yapan daimi çalışanı mı yoksa kendine ait müstakil iş yerinde mesaisini kendisi belirleyen çalışanı mı olduğu saptanarak davacı ile arasındaki ilişkinin, iş sözleşmesi mi vekalet sözleşmesi mi olduğu hususu belirlenerek sonucuna göre görev konusunda karar verilmesi bu husus değerlendirilmeksizin hakkındaki davaların reddine karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
3- Bozma sebep ve şekline göre, davalı ... ve fer’i müdahil ... vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yönetici Sorumluluğundan Kaynaklanan Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/5313 E. 2013/4188 K.
Ortak:kusur karinesi · yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu · müteselsil sorumluluk · şirket zararı · ispat yükü · yönetim kurulu kararı · kusur
İncelediğiniz karardaBaşka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu «yönetim kurulu» üyeleri için «ispat yükü» ters çevrilmiş, «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesini» kabul etmiştir.(Gönen Eriş,Ticari İşletme ve Şirketler, s:1941, 1942,1999).
1-Kural olarak «yönetim kurulu» üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, TTK 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklarına karşı kusursuz olduklarını ispat edemedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan «müteselsil sorumlu» olurlar.
Nitekim TTK’nın 338. maddesinde, «yönetim kurulu» üyelerinin «kusur» ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat edemedikleri takdirde zarardan sorumlu oldukları düzenlenmiştir.
Benzer bu karardaBaşka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu «yönetim kurulu» üyeleri için «ispat yükü» ters çevrilmiş «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesi» kabul etmiştir (Gönen Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler, s:1941, 1942, 1999).
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğundan» söz edilebilmesi için hisselerin değerinden fazlaya satın alındığının ve hissesi satın alınan şirketlerin finansal durumlarının bilinmesinin gerektiği, bu hususların davacı tarafça kanıtlanamadığı ayrıca salt grup şirketlerinin hisselerinin alınmasının kusurlu davranış olarak nitelenemeyeceği, «kasa açığına» ilişkin tutanağın iki ay sonra tutulması nedeniyle eski yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğundan söz edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kural olarak, «yönetim kurulu» üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, ...’nun 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan «müteselsilen sorumlu» olurlar.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kasa açığı · ticari teamül · teamül · kâr payı · eksik inceleme · vekalet ücreti
Benzer bu karardaDavacı şirket ortaklarınca ödenen sermayenin, davacı şirketin ticari amaçları doğrultusunda, kendi ticari faaliyetleri için kullanılması gerekirken, «ticari teamüllere» aykırı bir şekilde ve basiretsiz davranmak suretiyle, başka bir şirkete aktarılması, şirket açısından bir zarardır.
Bu durum karşısında mahkemece taraflar arasındaki uyuşmazlığın yukarıda açıklanan şekilde incelenip değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayanılarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. ...- Bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin mahkemece hükmedilen «vekalet ücretine» yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğundan» söz edilebilmesi için hisselerin değerinden fazlaya satın alındığının ve hissesi satın alınan şirketlerin finansal durumlarının bilinmesinin gerektiği, bu hususların davacı tarafça kanıtlanamadığı ayrıca salt grup şirketlerinin hisselerinin alınmasının kusurlu davranış olarak nitelenemeyeceği, «kasa açığına» ilişkin tutanağın iki ay sonra tutulması nedeniyle eski yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğundan söz edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava konusu olayda davalı yönetim ve denetim kurulu üyelerine isnat edilen kusurlu eylemlerden birisi de davacı şirketin ortaklarınca ödenen sermaye «payı» bedelinin, ödeme gücü olmayan ...
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/4053 E. 2012/13203 K.
Ortak:kusur karinesi · müteselsil sorumluluk · ispat yükü · yönetim kurulu kararı · kusur
İncelediğiniz karardaBaşka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu «yönetim kurulu» üyeleri için «ispat yükü» ters çevrilmiş, «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesini» kabul etmiştir.(Gönen Eriş,Ticari İşletme ve Şirketler, s:1941, 1942,1999).
1-Kural olarak «yönetim kurulu» üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, TTK 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklarına karşı kusursuz olduklarını ispat edemedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan «müteselsil sorumlu» olurlar.
Nitekim TTK’nın 338. maddesinde, «yönetim kurulu» üyelerinin «kusur» ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat edemedikleri takdirde zarardan sorumlu oldukları düzenlenmiştir.
Benzer bu karardaBaşka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu «yönetim kurulu» üyeleri için «ispat yükü» ters çevrilmiş «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesi» kabul etmiştir (Gönen Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler, s:1941, 1942, 1999).
Kural olarak, «yönetim kurulu» üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, öğretideki baskın görüşe göre, TTK’nun 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan «müteselsilen sorumlu» olurlar.
Nitekim TTK’nun 338. maddesinde, «yönetim kurulu» üyelerinin «kusur» ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat edemedikleri takdirde zarardan sorumlu oldukları düzenlenmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticari teamül · nispi vekalet ücreti · teamül · şirketin tasfiyesi · maktu vekalet ücreti · fatura · eksik inceleme · vekalet ücreti
Benzer bu kararda3- Kabul şekline göre de 5411 SK.’nun 134/3. maddesi uyarınca, davacı TMSF. tarafından kanuni halef sıfatıyla takip edilen davalarda, davanın reddi halinde davacı Fon aleyhine «maktu vekalet ücretinin» tahsiline karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde «nispi vekalet ücretinin» tahsiline karar verilmesi dahi doğru olmamış, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
Oysa davacı şirketin ana sözleşmesinde hukuki danışmanlık vermek gibi bir amaç olmadığı halde, şirket parasının, kendi ticari amaçları doğrultusunda, kendi ihtiyaçları ve ticari faaliyetleri için kullanılması gerekirken, «ticari teamüllere» aykırı bir şekilde ve basiretsiz davranmak suretiyle, başka şirketlerin avukatlık ücreti borçlarının ödenmesi için kullanılmasının, şirket açısından bir zarar oluşturacağı kuşkusuzdur.
… gerçekleştiğine dair somut kayıt veya belgenin bulunmadığı kaldı ki böyle bir sorumluluğun doğabilmesi için Berke A.Ş.'den sağlanan fonlarla hisseleri satın alınan «şirketlerin tasfiyesi» sonucunda kalan mal varlıklarından davacı şirket hisselerine isabet eden sermaye paylarının tahsil edilmesinin olanaksız hale geldiğinin belgelenmesi, yine hukuki …
Dava konusu olayda davalı yönetim ve denetim kurulu üyelerine isnat edilen bir diğer kusurlu eylem ise davacı şirketçe Uzan Grubu şirketleri için vekalet görevi yapan iki avukata toplam (1.316.162,80) TL ödenerek, bu paranın anılan şirketlere «fatura» edilmesidir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/2880 E. 2016/6868 K.
Ortak:kusur karinesi · müteselsil sorumluluk · şirket zararı · ispat yükü · yönetim kurulu kararı · kusur
İncelediğiniz karardaBaşka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu «yönetim kurulu» üyeleri için «ispat yükü» ters çevrilmiş, «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesini» kabul etmiştir.(Gönen Eriş,Ticari İşletme ve Şirketler, s:1941, 1942,1999).
1-Kural olarak «yönetim kurulu» üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, TTK 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklarına karşı kusursuz olduklarını ispat edemedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan «müteselsil sorumlu» olurlar.
Nitekim TTK’nın 338. maddesinde, «yönetim kurulu» üyelerinin «kusur» ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat edemedikleri takdirde zarardan sorumlu oldukları düzenlenmiştir.
Benzer bu karardaBaşka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu «yönetim kurulu» üyeleri için «ispat yükü» ters çevrilmiş «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesi» kabul etmiştir (Gönen Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler, s:1941, 1942, 1999).
Mahkemece, ... tarafından ticaret sicilinden 22/02/2007 tarihinde sicil «kaydı» «resen terkin» («fesih») edilen davacı şirket «tüzel kişiliğini» yitirmiş olmakla, Bankacılık Kanunu yönünden sicilden resen terkin sebebiyle «ihya» kabiliyetinin de ortadan kalktığı, davalıların zararlandırıcı işlem ve eylemlerinden dolayı ortaya çıktığı ileri sürülen «şirket zararının» kanıtlanamadığı, davalıların şirket zararına sebebiyet verdiği ileri sürülen işlem ve eylemlerden dolayı herhangi bir «kusurlarının tespit» edilemediği, dolayısıyla herhangi bir sorumluluklarından da bahsedilemeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Kural olarak, «yönetim kurulu» üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, öğretideki baskın görüşe göre, TTK’nun 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan «müteselsilen sorumlu» olurlar.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:feragate yetki · kimlik tespiti · kusur tespiti · sermaye taahhüdü · resen terkin · tahsilde tekerrür olmaması · tahsilde tekerrür · ihya
Benzer bu karardaMahkemece, ... tarafından ticaret sicilinden 22/02/2007 tarihinde sicil «kaydı» «resen terkin» («fesih») edilen davacı şirket «tüzel kişiliğini» yitirmiş olmakla, Bankacılık Kanunu yönünden sicilden resen terkin sebebiyle «ihya» kabiliyetinin de ortadan kalktığı, davalıların zararlandırıcı işlem ve eylemlerinden dolayı ortaya çıktığı ileri sürülen «şirket zararının» kanıtlanamadığı, davalıların şirket zararına sebebiyet verdiği ileri sürülen işlem ve eylemlerden dolayı herhangi bir «kusurlarının tespit» edilemediği, dolayısıyla herhangi bir sorumluluklarından da bahsedilemeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı «temlik» alan ... vekili temyiz etmiştir. (1) Mahkemece verilen karar davacı tarafça temyiz edilmiş ise de, 11/11/2015 «havale» tarihli dilekçe ile davalılardan ... ve ... hakkındaki temyiz isteminden «feragat» edildiği ve dilekçe ekinde bulunan «kimlik tespiti» uyarınca dilekçenin kararı temyiz eden davacı vekili tarafından verildiği, davacı vekilinin vekaletnamesinde HMK'nın 74. maddesine uygun şekilde temyizden «feragata yetki» verildiği anlaşılmıştır.
Zamanında tahsil edilmeyen apel borcu, şirket için zarar oluşturduğundan «tahsilde tekerrür olmamak» üzere şirket, kusursuzluklarını kanıtlayamaması halinde, bunu davalılardan isteyebilir.
Ayrıca, «şirket zararının» oluşması için, öncelikle «sermaye taahhüt» eden ortaklar aleyhine takipte bulunulmasına veya dava açılmasına da gerek yoktur.
5 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/1918 E. 2022/5236 K.
Ortak:kusur karinesi · müteselsil sorumluluk · ispat yükü · anonim şirket · yönetim kurulu kararı · kusur
İncelediğiniz karardaBaşka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu «yönetim kurulu» üyeleri için «ispat yükü» ters çevrilmiş, «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesini» kabul etmiştir.(Gönen Eriş,Ticari İşletme ve Şirketler, s:1941, 1942,1999).
Asıl dava ve birleşen davalar, «anonim şirket yönetim kurulu» üyelerinin ve muhasebecinin sorumluluğuna ilişkindir .
1-Kural olarak «yönetim kurulu» üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, TTK 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklarına karşı kusursuz olduklarını ispat edemedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan «müteselsil sorumlu» olurlar.
Benzer bu karardaBaşka bir deyişle, 6762 sayılı Türk Ticaret Kununu «yönetim kurulu» üyeleri için «ispat yükü» ters çevrilmiş «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesini» kabul etmiştir (Gönen Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler, s:1941, 1942, 1999).
Ancak, kural olarak, «yönetim kurulu» üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, dava konusu işlemlerin yapıldığı sırada yürürlükte bulunan mülga 6762 sayılı TTK’nun 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe oluşan zarardan «müteselsilen sorumlu» olurlar.
Nitekim mülga 6762 sayılı TTK’nun 338. maddesinde, «yönetim kurulu» üyelerinin «kusur» ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat edemedikleri takdirde zarardan sorumlu oldukları düzenlenmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:davanın geri alınması · hükmün kesinleşmesi · zamanaşımı defi · muvafakat · ifa · eksik inceleme · avans faizi · karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre; 2 ve 5 yıllık süreler dava tarihi itibariyle dolmadığından «zamanaşımı definin» reddine, davalı ... dışındaki davalıların 2001-2003 yıllarında görev yaptıkları, davalıların seçildikleri ya da göreve geldikleri hesap yılları itibariyle gerçekleşen herhangi bir yolsuz muamelenin olmadığı, denetçilerin «yönetim kurulu» üyeleri tarafından kendilerine bir bildirim yapılmadığından denetim görevlerini «ifa» edemedikleri bu sebeple kusurlu olduklarının kabul edilemeyeceği, davacının davalılar ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında açtığı davanın reddine, dava konusu zarara yol açan kredilerin kullanıldığı ve grup şirketlere aktarıldığı tarihlerde yönetim kurulu üyesi olan ... hakkında açtığı davanın kısmen kabulüile, 1.085.267,27 euro, 3.225.060 USD ve 300.000.-TL'nin 16.01.2003 tarihinden itibaren euro ve USD alacağın 3095 sayılı Yasa'nın 4/a'daki döviz faizi, TL alacağına da değişen oranlardaki «avans faizinin» uygulanması suretiyle bu davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazla istemin reddine karar verimiştir.
1- Dava, «anonim şirket» yönetim ve denetim kurulu üyelerinin sorumluluklarına ilişkin olup, mahkemece, davalı ... yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, «hükmün kesinleşmesinden» önce davacı taraf 6100 sayılı HMK'nın 123. maddesi uyarınca davalı ... yönünden davasını geri aldığını beyan etmiş, davalı vekili tarafından sunulan dilekçe ile de «davanın geri alınmasına» açıkça «muvafakat» edilmiştir.
Bu durumda mahkemece mümeyyiz davalı yönünden karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmesi gerektiğinden, kararın davalı ... yararına bozulması gerekmiştir.
Somut olayda, mahkemece, şirket tarafından 1995-2000 yıllarında kullanılan kredilerin usulsüzce grup şirketelere aktarıldığı, bu şekilde zararın doğduğu, en «son» usulsüz kredi aktarımının Temmuz 2000 tarihi olduğu, davalıların 2001- 2004 yılları arasında farklı tarihlerde yönetici ve denetçi olarak görev aldığı tespit edildiğine göre, davalıların seleflerinin işlemleri nedeniyle sorumlu olup olmadıklarının tespiti için her davalı yönünden göreve başlama ve ayrılma tarihleri dikkate alınarak her yıl bilançoda meydana gelen zararı tespit etme imkanlarının bulunup bulunmadığı, zararın tespiti, tahsili ve temini hususunda ihmalleri dolayısıyla bir sorumluluklarının bulunup bulunmadığının ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayanılarak davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/18298 E. 2014/10035 K.
Ortak:kusur karinesi · yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu · müteselsil sorumluluk · şirket zararı · anonim şirket · yönetim kurulu kararı · kusur
İncelediğiniz karardaBaşka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu «yönetim kurulu» üyeleri için «ispat yükü» ters çevrilmiş, «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesini» kabul etmiştir.(Gönen Eriş,Ticari İşletme ve Şirketler, s:1941, 1942,1999).
Asıl dava ve birleşen davalar, «anonim şirket yönetim kurulu» üyelerinin ve muhasebecinin sorumluluğuna ilişkindir .
1-Kural olarak «yönetim kurulu» üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, TTK 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklarına karşı kusursuz olduklarını ispat edemedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan «müteselsil sorumlu» olurlar.
Benzer bu karardaAncak, dava tarihinde yürürlükte olan 6762 sayılı TTK'nın 342. maddesine göre «anonim şirketlerde müdürler», yasa veya anasözleşme yahut iş görme şartlarını tespit eden diğer hükümlerle yükletilen mükellefiyetleri gereği gibi veya hiç yerine getirmemiş olmaları halinde «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluklarına» ilişkin hükümler uyarınca ortaklığa, pay sahiplerine ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumlu olurlar.
Başka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu «yönetim kurulu» üyeleri için ispat yükünü tersine çevirmiş, «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesi» kabul etmiştir (Gönen Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler, s:1941, 1942, 1999).
2-Dava, «anonim şirket» yönetim ve denetim kurulu üyeleri ile müdürünün sorumluluklarına dayalı tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece davalı müdürün şirket borçlarından şahsen sorumluluğunun bulunmadığı, diğer davalıların ise kasti bir eylemlerinin veya sorumluluklarını gerektirecek derecede ağır bir «kusurlarının» iddia ve ispat edilmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hile · şirket müdürü
Benzer bu kararda… un bulunmadığı, davalı yönetim ve denetim kurulu üyelerinin ise fazla ödeme yapılmış olmasında kasti bir eylemlerinin veya sorumluluk gerektirecek derecede ağır bir «kusurlarının» bulunduğunun iddia ve ispat edilmediği, bir şirketin hata ve «hileye» uğratılarak fazla ödeme yapması halinde ödeme yapılan kişiye karşı dava açılması gerektiği gerekçesiyle, davalı şirkete karşı açılan davanın kısmen kabulü ile 9.80 …
Ancak, dava tarihinde yürürlükte olan 6762 sayılı TTK'nın 342. maddesine göre «anonim şirketlerde müdürler», yasa veya anasözleşme yahut iş görme şartlarını tespit eden diğer hükümlerle yükletilen mükellefiyetleri gereği gibi veya hiç yerine getirmemiş olmaları halinde «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluklarına» ilişkin hükümler uyarınca ortaklığa, pay sahiplerine ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumlu olurlar.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/12224 E. 2014/19093 K.
Ortak:kusur karinesi · yönetici sorumluluğu · müteselsil sorumluluk · ispat yükü · anonim şirket · yönetim kurulu kararı · kusur
İncelediğiniz karardaBaşka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu «yönetim kurulu» üyeleri için «ispat yükü» ters çevrilmiş, «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesini» kabul etmiştir.(Gönen Eriş,Ticari İşletme ve Şirketler, s:1941, 1942,1999).
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, «yönetim kurulu» başkan ve üyelerinin sorumluluğuna gidebilmek için ortada bir zarar olması gerektiği, öncelikle şirket ortağı olup borç verilen ortaklardan bu bedelin tahsili yoluna gidilmesi, gerektiği, tahsil edilemeyen zarar nispetinde davalı «yöneticilerin sorumluluğuna» gidilmesi gerektiği, dava açılmadan Van Belediyesinden, Van Belediye Spor Kulübünden herhangi bir talepte bulunulmadığı, karşılıksız kalan bir zararın varlığı belirlenmeden davanın açıldığı gerekçesiyle sorumluluk davasının koşulları oluşmadığından «erken açılan» asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiş, kararı davacı vekili, davalı ... ve fer'i müdahil temyiz etmiştir.
Asıl dava ve birleşen davalar, «anonim şirket yönetim kurulu» üyelerinin ve muhasebecinin sorumluluğuna ilişkindir .
Benzer bu karardaBaşka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu «yönetim kurulu» üyeleri için «ispat yükü» ters çevrilmiş «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesi» kabul etmiştir (Gönen Hriş.
Kural olarak, «yönetim kurulu» üyeleri ve «şirket müdürleri» şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, 6762 sayılı TTK’nın 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan «müteselsilen sorumlu» olurlar.
Nitekim TTK’nın 338. maddesinde, «yönetim kurulu» üyelerinin «kusur» ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat edemedikleri takdirde zarardan sorumlu oldukları düzenlenmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tasfiye memuru sorumluluğu · limited şirket müdürü · limited şirket ortağı · şirket yöneticisinin sorumluluğu · kazanç kaybı · şirket müdürlüğü · sorumluluk davası · şirket müdürü
Benzer bu karardaDava, «limited şirket müdürü» olan davalının şirket kayıtlarına geçirmediği kazancı kendi adına tahsil ettiği iddiası ile açılan, limited «şirket yöneticisinin sorumluluğu» hukuki nedenine dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Davacı vekili, müvekkili ile davalının dava dışı «limited şirket ortağı» olduklarını, şirketin sigorta aracılık hizmeti verdiğini, müvekkilinin dava dışı şirketteki hisselerini devrettiğini, daha sonra vergi idaresi tarafından yapılan inceleme sonucunda bir kısım gelirlerin «defterlere» kaydedilmediğinin tespit edildiğini, davalının şirketin defterlerini tutarak gelir ve gider kayıtlarını takip ettiğini ileri sürmüş, mahkemece yapılan yargılama so …
Kural olarak, «yönetim kurulu» üyeleri ve «şirket müdürleri» şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, 6762 sayılı TTK’nın 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan «müteselsilen sorumlu» olurlar.
Aynı Yasa'nın 556. maddesi uyarınca şirketin kuruluşuna iştirak edenlerle şirketin yönetim veya denetimine memur edilen kimselerin ve «tasfiye memurlarının sorumluluğuna» ilişkin olarak yukarıda değinilen «anonim şirketlere» yönelik hükümler «limited şirketler» yönünden de uygulanır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/6307 E. 2013/9893 K.
Ortak:kusur karinesi · müteselsil sorumluluk · şirket zararı · ispat yükü · yönetim kurulu kararı · kusur
İncelediğiniz karardaBaşka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu «yönetim kurulu» üyeleri için «ispat yükü» ters çevrilmiş, «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesini» kabul etmiştir.(Gönen Eriş,Ticari İşletme ve Şirketler, s:1941, 1942,1999).
1-Kural olarak «yönetim kurulu» üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, TTK 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklarına karşı kusursuz olduklarını ispat edemedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan «müteselsil sorumlu» olurlar.
Nitekim TTK’nın 338. maddesinde, «yönetim kurulu» üyelerinin «kusur» ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat edemedikleri takdirde zarardan sorumlu oldukları düzenlenmiştir.
Benzer bu karardaBaşka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu «yönetim kurulu» üyeleri için «ispat yükü» ters çevrilmiş «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesi» kabul etmiştir. (Gönen Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler, s:1941, 1942, 1999).
Kural olarak, «yönetim kurulu» üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, TTK’nın 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan «müteselsilen sorumlu» olurlar.
Nitekim TTK’nın 338. maddesinde, «yönetim kurulu» üyelerinin «kusur» ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat edemedikleri takdirde zarardan sorumlu oldukları düzenlenmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticari teamül · teamül · hisse senedi · temlik · kâr payı · ek tasfiye · eksik inceleme · e-defter
Benzer bu karardaMahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının bu zarar iddiasının soyut olduğu, davacı şirketin «defterlerinde» duran varlıklar içinde iştirak hisselerinin kayıtlı olduğu, davacının zararından bahsedilebilmek için hissesi alınan dava dışı şirketlerden hisse bedelinden daha düşük temettü gelirinin elde edilmesi veya bu şirketlerin «tasfiye» sürecine girip davacı hissesine isabet eden tasfiye «payının» tahsil edilememesinin gerektiği, oysa böyle bir durumun mevcut olmadığı belirtilmiş ise de, davacı şirketin borç alarak yatırım yapmasının ticari olup olmadığı, ne …
… lüne uygun bir şekilde borçlanmak suretiyle ticari amaçları doğrultusunda kendi ticari faaliyetleri içinde yatırım yaparak kazanç getirici işler yapması gerekirken, «ticari teamüllere» uygun olmayarak basiretsiz bir şekilde her hangi bir dayanağı olmaksızın netice itibariyle yüksek bir kar elde edilmeksizin dava dışı şirketlerin hisselerini devra …
… hisse alımının tek başına zarar oluşturmadığı, buna ilişkin zararın ne olduğunun davacı tarafından ispat edilemediği, grup şirketlere verilen borç paranın da davacı «defterlerinde» alacak olarak göründüğü, verilen borçların tahsil edilemediğine veya borçlu şirketlerin aciz içinde olduğuna ilişkin bir delilin mevcut olmadığı, dolayısı ile buna …
Kararı, «temlik» alan TMSF vekili ve davalılardan ..., ... ve ... vekili temyiz etmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/10438 E. 2014/16102 K.
Ortak:kusur karinesi · müteselsil sorumluluk · yönetim kurulu kararı · kusur
İncelediğiniz karardaBaşka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu «yönetim kurulu» üyeleri için «ispat yükü» ters çevrilmiş, «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesini» kabul etmiştir.(Gönen Eriş,Ticari İşletme ve Şirketler, s:1941, 1942,1999).
1-Kural olarak «yönetim kurulu» üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, TTK 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklarına karşı kusursuz olduklarını ispat edemedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan «müteselsil sorumlu» olurlar.
Nitekim TTK’nın 338. maddesinde, «yönetim kurulu» üyelerinin «kusur» ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat edemedikleri takdirde zarardan sorumlu oldukları düzenlenmiştir.
Benzer bu karardaBaşka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu «yönetim kurulu» üyeleri için ispat yükünü tersine çevirmiş, «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesi» kabul etmiştir (Gönen Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler, s:1941, 1942, 1999).
Kural olarak, «yönetim kurulu» üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, 6762 sayılı TTK’nın 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan «müteselsilen sorumlu» olurlar.
Nitekim TTK’nın 338. maddesinde, «yönetim kurulu» üyelerinin «kusur» ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat edemedikleri takdirde zarardan sorumlu oldukları düzenlenmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hesap kat · olumsuz oy · işlemiş faiz · temerrüt faizi · ihtar · haksız fiil · eksik inceleme · avans faizi
Benzer bu kararda… kullandırılan usulsüz krediler nedeniyle bankanın 161.503,27 TL anapara, 564.966,33 TL faizi olmak üzere toplam 726.469,60 TL zarara uğradığı iddiası ile anaparaya «temerrüt faizi» uygulanmak suretiyle anılan bedelin tahsili talep edilmiş olup, mahkemece 17.03.1998 tarihli «hesap kat» ihtarında belirtilen 118.525,24 TL anaparanın %20’si olan 23.705,17 TL’nin dava tarihinden itibaren temerrüt faizi ile birlikte tahsiline karar verilmiş ise de, davacı bankanın alacak isteminin temeli davalının haksız eylemleri olduğundan, temerrüt için davalıya «ihtar» gönderilmesi gerekmediği gibi «haksız fiilin» gerçekleşme tarihi de dava dışı firmaya usulsüz olarak kredinin verildiği tarihtir.
Mahkemece, iddia savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının «yönetim kurulu» üyesi ve genel müdür olarak görev yaptığı süre için «olumsuz» istihbarat raporlarına rağmen dava dışı şirkete usulsüz olarak kredi kullandırılarak bankanın zararına neden olduğu, meydana gelen zararda davalının %20 oranında kusurlu olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 23.705,17 TL'nin dava tarihinden itibaren «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Bu itibarla, mahkemece, davacı tarafın dava tarihine kadar «işlemiş faize» ilişkin talebinin buna göre değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
D..'ın meydana gelen zararın tamamından diğer zarar veren kişiler ile birlikte «müteselsilen sorumlu» olduğu kabul edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/5001 E. , 2022/8545 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Van 3. Asliye Hukuk Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 17.02.2021 tarih ve 2018/295 E. - 2021/58 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili, davalı ... vekili ile feri müdahil ... vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalıların müvekkili şirket yönetim kurulu üyesi olduklarını, şirket ana sözleşmesine aykırı harcamaları nedeniyle şirketi zarara uğrattıklarını ileri sürerek 16.922,00 TL zararın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, yönetim kurulu başkan ve üyelerinin sorumluluğuna gidebilmek için ortada bir zarar olması gerektiği, öncelikle şirket ortağı olup borç verilen ortaklardan bu bedelin tahsili yoluna gidilmesi, gerektiği, tahsil edilemeyen zarar nispetinde davalı yöneticilerin sorumluluğuna gidilmesi gerektiği, dava açılmadan Van Belediyesinden, Van Belediye Spor Kulübünden herhangi bir talepte bulunulmadığı, karşılıksız kalan bir zararın varlığı belirlenmeden davanın açıldığı gerekçesiyle sorumluluk davasının koşulları oluşmadığından erken açılan asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiş, kararı davacı vekili, davalı ...
ve fer'i müdahil temyiz etmiştir.
Asıl dava ve birleşen davalar, anonim şirket yönetim kurulu üyelerinin ve muhasebecinin sorumluluğuna ilişkindir .
1-Kural olarak yönetim kurulu üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, TTK 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklarına karşı kusursuz olduklarını ispat edemedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan müteselsil sorumlu olurlar. Yani yönetim kurulu üyelerinin görevlerini ifaları sırasında bir zarar oluşmuşsa, bu zararın üyelerin kusurlu eylemi sonucunda meydana geldiğinin kabulü gerekmektedir. Başka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu yönetim kurulu üyeleri için ispat yükü ters çevrilmiş, kusur esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine kusur karinesini kabul etmiştir.(Gönen Eriş,Ticari İşletme ve Şirketler, s:1941, 1942,1999).
Nitekim TTK’nın 338. maddesinde, yönetim kurulu üyelerinin kusur ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat edemedikleri takdirde zarardan sorumlu oldukları düzenlenmiştir. Yine TTK’nın 337. maddesinde, yeni seçilen veya tayin olunan yönetim kurulu üyelerinin, seleflerinin belli olan yolsuz muamelelerini murakıplara bildirmeğe mecbur oldukları, aksi halde seleflerinin sorumluluklarına iştirak edecekleri belirtilmiştir. Denetim kurulu üyelerinin de kusursuz oldukları ispat etmedikçe zarardan sorumlu bulundukları, TTK’nun 359. maddesinde düzenlenmiştir. Anonim şirketin ekonomik olmayan bir amaç ile kurulması mümkün değildir. Anonim şirketin amacının ekonomik olması, şirketin ortakları lehine ekonomik bir yararın hedeflenmesini zorunlu kılar.
Ekonomik amacın iki unsuru vardır. İlk olarak ekonomik amaçtan söz edilebilmesi için para ile ölçülebilir bir yarar elde edilmesi gerekmektedir. Dolayısıyla manevi amaçlar bu kapsamda yer almaz. Ekonomik yarar kavramı geniş kapsamlı olup, kazanç veya kâr elde etme ile eş anlamlı değildir. İkinci olarak elde elde edilmesi amaçlanan para ile ölçülebilir getiri ortaklar yararına sağlanmalıdır. Bu nedenle para ile ölçülebilir olsa da üçüncü kişiler lehine olan getirilerin varlığı durumunda amaç ekonomik sayılmaz. Dava konusu işlemlerin davacı şirket kayıtlarında, ortaklardan alacaklar ve genel yönetim giderleri ve sair adlar altında muhasebeleştirildiği anlaşılmaktadır. Ortaklardan alacaklar olarak kaydedilen işlemlerin şirketin kuruluş amacına, faaliyet alanına uygun olmadığı ve bu borcun verildiği tarihten dava tarihine kadar uzun süre geçmesine rağmen bu alacakların tahsili yönünde bir işlem yapılmadığından şirket zararının doğduğunun kabulü gerekmektedir.
Bunun yanında genel yönetim giderleri olarak muhasebeleştirilen kayıtların bağış, yemek yardımı gibi 3. kişilere yapılmış olan ve yine şirketin ekonomik amacıyla bağdaşmayacağından, aşırı nitelikteki bu nevi giderlerde şirket zararını oluşturur. Bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde, yukarıda açıklanan ilkeler uyarınca yönetim kurulu üyelerinin sorumlu olup olmayacağı ve sorumlu ise miktarının belirlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan davaların erken açıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
2- Davalı ...’ın davacı şirketin talimatları ve mesaisini belirleme koşulu ile iş yapan daimi çalışanı mı yoksa kendine ait müstakil iş yerinde mesaisini kendisi belirleyen çalışanı mı olduğu saptanarak davacı ile arasındaki ilişkinin, iş sözleşmesi mi vekalet sözleşmesi mi olduğu hususu belirlenerek sonucuna göre görev konusunda karar verilmesi bu husus değerlendirilmeksizin hakkındaki davaların reddine karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
3- Bozma sebep ve şekline göre, davalı ... ve fer’i müdahil ... vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte ve (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin kabulüne hükmün BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlere fer’i müdahil ... vekilinin ve davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz karar harcının istekleri halinde taraflara iadesine, 30.10.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/882708300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz