Şirketin feshi ve tasfiyesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/8100 E. 2022/9536 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
gerçek değer tespiti↗ ayrılma akçesi↗ müşteri çevresi↗ ttk 636/3↗ haklı nedenle fesih↗ ortaklıktan çıkarılma↗ şirketin feshi↗ depo kararı↗ fesih↗ ortaklık ilişkisi↗ kâr payı↗ eksik inceleme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, somut olayda, davalı şirketin feshi için yasal koşulların oluştuğu ancak bozma ilamı doğrultusunda davalı şirketin feshi yerine davacı ortağın payının gerçek değerinin tespiti ile ödenmek suretiyle şirketten çıkarılmasının duruma uygun düşen kabul edilebilir bir çözüm olduğunun değerlendirildiği, 08.01.2020 tarihli bilirkişi raporuyla davacının ayrılma akçesinin 6.063,49 TL olarak hesaplandığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile davacı ortağın davalı şirketten ayrılması sureti ile bu ortaklıktan çıkarılmasına ve 6.063,49 TL ayrılma akçesinin davalı şirketten tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-) Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-) Dava, davalı şirketin haklı nedenlerle fesih ve tasfiyesi istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı şekilde, davacı ortağın ayrılma akçesi ödenmek suretiyle şirket ortaklığından çıkarılmasına karar verilmiştir.
Ayrılma payı, ayrılmayla ortaklık ilişkisinin kesilmesi ve ortağın ortaklıktaki katılımının sona ermesi sebebiyle, payının karşılığı olarak ortaklık mal varlığından payına düşen kısma ilişkin alacak hakkını ifade eder. Ayrılma payı hesaplanırken payın gerçek değeri esas alınır.( 6102 sayılı TTK’nın 636/3 ve 641/1. maddeleri) Ayrılma payının gerçek değer üzerinden belirlenmesi limited ortaklıklarda geçerli eşit işlem ilkesinin özel bir uygulaması niteliğindedir. Gerçek değer, iki aşamalı bir hesaplama yöntemiyle belirlenir. İlk olarak, işletmenin değerinin hesaplanması gerekir. Bu ilk aşama geçildikten sonra, ayrılan ortağın ortaklıktaki payının nominal değeri esas alınarak ayrılma payı hesaplanır. Ayrılma payının gerçek değeri hesaplanmadan önce işletmenin gerçek değerinin belirlenmesi gerekir. İşletmenin gerçek değeri; şirketin tüm aktif ve pasifleri, gelecek dönemde elde edeceği kazançlar ve karşılaşabileceği riskler, açık ve gizli yedekleri, depo malları ve müşteri çevresi, bulunduğu bölge sahip olduğu şöhret gibi goodwill faktörleri dikkate alınarak hesaplanacaktır. Yani işletmenin tümüyle satılması halinde şirketi almak için ödenecek değer, yaşayan şirket değeri olarak şirketin gerçek değerini yansıtacaktır. Ayrıca ayrılma akçesi karar tarihine en yakın tarihe göre hesaplanacaktır ( Dairemizin 19.06.2015 gün, 2014/18653 Esas-2015/8544 Karar ve 09.11.2015 tarih, 2015/4748 Esas-2015/11693 Karar sayılı ilamları) .
Yapılan açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde, mahkemece, yukarıda yazılı ilkeler uyarınca bilirkişi kurulundan ek rapor veya yeni bir bilirkişi kurulundan rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/830 E. 2018/7880 K.
Ortak:ayrılma akçesi
İncelediğiniz kararda2-) Dava, davalı şirketin «haklı nedenlerle fesih» ve tasfiyesi istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı şekilde, davacı ortağın «ayrılma akçesi» ödenmek suretiyle şirket «ortaklığından çıkarılmasına» karar verilmiştir.
Ayrıca «ayrılma akçesi» karar tarihine en yakın tarihe göre hesaplanacaktır ( Dairemizin 19.06.2015 gün, 2014/18653 Esas-2015/8544 Karar ve 09.11.2015 tarih, 2015/4748 Esas-2015/11693 Karar sayılı ilamları) .
Benzer bu karardaAsliye Hukuk Mahkemesinin 2012/131 Esas sayılı dosyasında «derdest» dava bulunduğu anlaşılmakta olup bu dava sonucu davacının «ayrılma akçesi» talebini etkileyecektir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:şirket zararı · derdestlik · limited şirket
Benzer bu karardaDava, «limited şirkette» çıkma ve ayrılma akçesinin tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece davacının çıkma talebinin kabulüne «şirketin zararda» olduğu gerekçesiyle ayrılma akçesine yönelik istemin reddine karar verilmiştir.
… aşamasındaki beyanlarında şirketin içinin boşaltıldığı iddiasını ısrarla sürdürmüş, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda da, 30.09.2014 tarihi itibariyle «şirketin zararda» olduğu bildirilmiştir.
Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/131 Esas sayılı dosyasında «derdest» dava bulunduğu anlaşılmakta olup bu dava sonucu davacının «ayrılma akçesi» talebini etkileyecektir.
-
Sözleşmenin feshi | Şirketin feshi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/8313 E. 2023/2272 K.
Ortak:ayrılma akçesi · haklı nedenle fesih · ortaklıktan çıkarılma · şirketin feshi · fesih · kâr payı
İncelediğiniz kararda2-) Dava, davalı şirketin «haklı nedenlerle fesih» ve tasfiyesi istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı şekilde, davacı ortağın «ayrılma akçesi» ödenmek suretiyle şirket «ortaklığından çıkarılmasına» karar verilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, somut olayda, davalı «şirketin feshi» için yasal koşulların oluştuğu ancak bozma ilamı doğrultusunda davalı şirketin feshi yerine davacı ortağın «payının» «gerçek değerinin tespiti» ile ödenmek suretiyle şirketten çıkarılmasının duruma uygun düşen kabul edilebilir bir çözüm olduğunun değerlendirildiği, 08.01.2020 tarihli bilirkişi raporuyla davacının ayrılma akçesinin 6.063,49 TL olarak hesaplandığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile davacı ortağın davalı şirketten ayrılması sureti ile bu «ortaklıktan çıkarılmasına» ve 6.063,49 TL ayrılma akçesinin davalı şirketten tahsiline karar verilmiştir.
Ayrılma «payı», ayrılmayla «ortaklık ilişkisinin» kesilmesi ve ortağın ortaklıktaki katılımının sona ermesi sebebiyle, payının karşılığı olarak ortaklık mal varlığından payına düşen kısma ilişkin alacak hakkını ifade eder.
Benzer bu karardaAyakkabı Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketinin 2009 yılından bu yana genel kurul toplantılarını yapmadığı ve «yönetim kurulu» olmadan gayri faal olarak varlığını sürdürdüğünü iddia ederek feshini talep ettiğini, ancak 2008 tarihli Genel Kurul Toplantısında yönetim kurulu üyeliklerine 3 yıl süre ile ..., ... ve ...nın seçildiğini, 21.08.2013 tarihinde yönetim kurulu toplantısı yapıldığı ve bu toplantıda Genel Kurul Toplantısının yapılmasına yönelik karar alındığı ve bu karara istinaden 06.09.2013 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde Genel Kurul Toplantısına davet yazısının «ilan» edildiği ve 23.09.2013 tarihinde Genel Kurul toplantısının yapıldığı, benimsenen bilirkişi raporuna göre ise aktif «malvarlığının» 7.964,450,55 TL olduğu, usulüne uygun organlarının teşekkül ettiği ve aktif mal varlığı ile ticari hayatın içerisinde bulunduğu gerekçesiyle bu şirket açısından davacının «haklı nedenle fesih» koşulları ispatlanamadığından davanın reddine,...
Pazarlama Satış Dağıtım Organizasyon ve Ticaret Limitedd şirketinin kurulduğu 2007 yılından beridir aktif organlarının oluştuğu ve «ticaret sicil» gazetesinde «ilanlarının» yapıldığı ticari hayatta aslolanın şirketlerin devamı olduğu, alınan bilirkişi raporunda şirketlerin aktif «malvarlıklarının» olması ve her şirketin ayrı «ticari defterlerini» tutması ve yetkili kurullarının usulüne uygun oluştuğu ve aktif malvarlıkları ile ticari hayatlarına devam ettikleri gerekçesiyle «haklı nedenle fesih» koşullarının oluştuğu ispatlanamadığından davanın reddine karar verilmiştir.
Şirketi vekili istinaf dilekçesinde özetle; «ayrılma akçesi» yönünden hüküm kurulan miktarın fazla olduğunu, ayrılma akçesinin tespitine ilişkin bilirkişi raporunun 2015 yılına ait olduğunu yani karar tarihi ile arasında çok zaman geçtiğini, bu sürede şirketin ekonomik durumu, aktif ve pasif dengesinin değiştiğini, bunun yanı sıra ayrılma akçesine uygulanan faiz başlangıcının «ortaklıktan çıkarılma» kararının kesinleşmesi ile «muacceliyet» kazanması gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:güven ilişkisi · rayiç değer · hükmün kesinleşmesi · rayiç bedel · malvarlığına ilişkin dava · ortaklar kurulu kararı · pasif husumet yokluğu · muacceliyet
Benzer bu kararda… birleşen davaya yönelik olduğu anlaşıldığından birleşen davaya yönelik istinaf yetkileri bulunmaması sebebiyle taleplerinin reddine, birleşen davada davacı şirketin «rayiç bedelinin» bilirkişi raporu tarihi olan 31.07.2015 tarihine göre belirlendiği, hüküm tarihinin ise 30.11.2017 tarihi olduğu, mahkemece bu rapor benimsenerek rapor tarihine göre belirlenen bedel üzerinden ayrılma akçesinin hesap edildiği, «ortaklıktan çıkarılmasına» karar verilen ortağın «payının», karar tarihine en yakın tarihteki şirket «rayiç değerinin» belirlenerek hesaplanması gerektiği, yargılama boyunca tarafların alınan bilirkişi raporundan karar tarihine kadar bu yönde herhangi bir talep veya itirazlarının bulunmadığı, istinaf başvurusunda da somut bir bilgi, belge sunulmadığından itibar edilmediğini, 6102 sayılı Kanun'un 641 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ortağın ayrılma akçesinin ayrılma tarihinde «muaccel» olduğu, bu tarihin mahkeme kararı ile meydana geldiğinde «hükmün kesinleştiği» tarih olduğu, ayrılma akçesine kararın kesinleşme tarihinden itibaren faiz uygulanması gerekirken karar tarihinden itibaren faiz uygulanmasının doğru olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazları yerinde görülerek istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararı «kaldırılarak yeniden» esas hakkında karar verilmesine karar verilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl davada davanın davalı «şirketin feshine» yönelik olduğundan şirket ortakları olan ..., ..., ... ve ... bakımından açılamayacağından bu davalılara yönelik açılan davanın «pasif husumet yokluğu» sebebiyle reddine, davacı...
Ayakkabı Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketinin 2009 yılından bu yana genel kurul toplantılarını yapmadığı ve «yönetim kurulu» olmadan gayri faal olarak varlığını sürdürdüğünü iddia ederek feshini talep ettiğini, ancak 2008 tarihli Genel Kurul Toplantısında yönetim kurulu üyeliklerine 3 yıl süre ile ..., ... ve ...nın seçildiğini, 21.08.2013 tarihinde yönetim kurulu toplantısı yapıldığı ve bu toplantıda Genel Kurul Toplantısının yapılmasına yönelik karar alındığı ve bu karara istinaden 06.09.2013 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde Genel Kurul Toplantısına davet yazısının «ilan» edildiği ve 23.09.2013 tarihinde Genel Kurul toplantısının yapıldığı, benimsenen bilirkişi raporuna göre ise aktif «malvarlığının» 7.964,450,55 TL olduğu, usulüne uygun organlarının teşekkül ettiği ve aktif mal varlığı ile ticari hayatın içerisinde bulunduğu gerekçesiyle bu şirket açısından davacının «haklı nedenle fesih» koşulları ispatlanamadığından davanın reddine,...
Deri Ürünleri Tekstil ve Gıda Ticaret Limited Şirketinin özvarlık değerinin 508.995,85 TL olduğu Üç El Pazarlama Satış Dağıtım Organizasyon Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin özvarlığının 1.016.883,31 TL olduğu ve her iki şirketinde aktif «malvarlıklarının» bulunduğu,...
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/17007 E. 2015/2123 K.
Ortak:ayrılma akçesi · ortaklıktan çıkarılma
İncelediğiniz kararda2-) Dava, davalı şirketin «haklı nedenlerle fesih» ve tasfiyesi istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı şekilde, davacı ortağın «ayrılma akçesi» ödenmek suretiyle şirket «ortaklığından çıkarılmasına» karar verilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, somut olayda, davalı «şirketin feshi» için yasal koşulların oluştuğu ancak bozma ilamı doğrultusunda davalı şirketin feshi yerine davacı ortağın «payının» «gerçek değerinin tespiti» ile ödenmek suretiyle şirketten çıkarılmasının duruma uygun düşen kabul edilebilir bir çözüm olduğunun değerlendirildiği, 08.01.2020 tarihli bilirkişi raporuyla davacının ayrılma akçesinin 6.063,49 TL olarak hesaplandığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile davacı ortağın davalı şirketten ayrılması sureti ile bu «ortaklıktan çıkarılmasına» ve 6.063,49 TL ayrılma akçesinin davalı şirketten tahsiline karar verilmiştir.
Ayrıca «ayrılma akçesi» karar tarihine en yakın tarihe göre hesaplanacaktır ( Dairemizin 19.06.2015 gün, 2014/18653 Esas-2015/8544 Karar ve 09.11.2015 tarih, 2015/4748 Esas-2015/11693 Karar sayılı ilamları) .
Benzer bu kararda2- Davacı vekilinin temyiz itirazına gelince, dava, davalının haklı nedenlerle davacı şirket «ortaklığından çıkarılması» talebine ilişkin olup, davalı ilk duruşmada davayı kabul ettiğine göre, dava açılmasına sebep olduğu gibi, «ayrılma akçesi» talebinde bulunduğu için de yargılama «son» bulmamış ve bu talep yönünden yargılamaya devam edilmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının haklı nedenlere dayalı olarak davalının ihracı ile ilgili talebinin aralarında «husumet» bulunduğundan bahisle davalı vekili tarafından cevap dilekçesinde kabul edildiği ve HMK'nın 311. maddesi uyarınca «kabul beyanının» «kesin» hükmün hukuki neticelerini doğuracağı, ancak TTK'nın 641. maddesi uyarınca yapılan hesaplama neticesinde öz sermayenin -111.235,26 TL olduğu ve gerçek değerlere göre davalının «ayrılma akçesi» talebinin yerinde bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davalının davacı şirket ortaklığından çıkartılmasına, davalının ayrılma akçesi talebinin reddine, davanın açılmasına davalının sebep olmadığı ve cevap dilekçesinde çıkma talebini kabul ettiği de göz önünde tutularak davalı aleyhine avukatlık ücreti ve «yargılama giderine» hükmedilmesine yer olmadığına, taraflarca yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına karar verilmiştir.
Bu nedenle, mahkemece yargılamanın sonunda davanın kabulüne «ayrılma akçesi» talebinin reddine karar verildiğine göre, davalının «yargılama giderlerinden» ve bu arada vekalet ücretinden sorumlu tutulması gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru bulunmamış, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kabul beyanı · yargılama giderleri · yargılama gideri · kesin hüküm · husumet · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının haklı nedenlere dayalı olarak davalının ihracı ile ilgili talebinin aralarında «husumet» bulunduğundan bahisle davalı vekili tarafından cevap dilekçesinde kabul edildiği ve HMK'nın 311. maddesi uyarınca «kabul beyanının» «kesin» hükmün hukuki neticelerini doğuracağı, ancak TTK'nın 641. maddesi uyarınca yapılan hesaplama neticesinde öz sermayenin -111.235,26 TL olduğu ve gerçek değerlere göre davalının «ayrılma akçesi» talebinin yerinde bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davalının davacı şirket ortaklığından çıkartılmasına, davalının ayrılma akçesi talebinin reddine, davanın açılmasına davalının sebep olmadığı ve cevap dilekçesinde çıkma talebini kabul ettiği de göz önünde tutularak davalı aleyhine avukatlık ücreti ve «yargılama giderine» hükmedilmesine yer olmadığına, taraflarca yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına karar verilmiştir.
2- Davacı vekilinin temyiz itirazına gelince, dava, davalının haklı nedenlerle davacı şirket «ortaklığından çıkarılması» talebine ilişkin olup, davalı ilk duruşmada davayı kabul ettiğine göre, dava açılmasına sebep olduğu gibi, «ayrılma akçesi» talebinde bulunduğu için de yargılama «son» bulmamış ve bu talep yönünden yargılamaya devam edilmiştir.
Bu nedenle, mahkemece yargılamanın sonunda davanın kabulüne «ayrılma akçesi» talebinin reddine karar verildiğine göre, davalının «yargılama giderlerinden» ve bu arada vekalet ücretinden sorumlu tutulması gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru bulunmamış, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/8100 E. , 2022/9536 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 01.07.2020 tarih ve 2017/873 E. - 2020/250 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirket müdürü ... ile 01/09/2005 tarihinde davalı şirketi kurduklarını, davalı şirketin ticari faaliyetine kuyumcu dükkanı işletmesi şeklinde aktif olarak devam ettiğini, davalı şirket ortağı ve müdürü olan ...'in 2007 yılından beri şirketin tüm yönetimini ele aldığını, şirketin işletmesi ve merkezi olan kuyumcu dükkanına müvekkilini sokmadığını, bilgi, hesap ve kar payı vermediğini, şirket sermayesine zarar verici davranışlar içerisinde olduğunu, bu kapsamda şirket ortaklığının sürdürülmesinin artık beklenemez hale geldiğini ileri sürerek, davalı şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, şirket müdürünün davacı şirket ortağını defalarca şirkete çağırmasına ve sorumluluğu paylaşmaya davet etmesine rağmen davacının hiçbir işle ilgilenmediğini, şirket ortakları arasında kanıtlanabilir ciddi anlaşmazlık, huzursuzluk ve devamlı geçimsizlik yaşanmadığını, şirketin piyasa durumuna göre kar etme olasılığının bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, somut olayda, davalı şirketin feshi için yasal koşulların oluştuğu ancak bozma ilamı doğrultusunda davalı şirketin feshi yerine davacı ortağın payının gerçek değerinin tespiti ile ödenmek suretiyle şirketten çıkarılmasının duruma uygun düşen kabul edilebilir bir çözüm olduğunun değerlendirildiği, 08.01.2020 tarihli bilirkişi raporuyla davacının ayrılma akçesinin 6.063,49 TL olarak hesaplandığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile davacı ortağın davalı şirketten ayrılması sureti ile bu ortaklıktan çıkarılmasına ve 6.063,49 TL ayrılma akçesinin davalı şirketten tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-) Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-) Dava, davalı şirketin haklı nedenlerle fesih ve tasfiyesi istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı şekilde, davacı ortağın ayrılma akçesi ödenmek suretiyle şirket ortaklığından çıkarılmasına karar verilmiştir.
Ayrılma payı, ayrılmayla ortaklık ilişkisinin kesilmesi ve ortağın ortaklıktaki katılımının sona ermesi sebebiyle, payının karşılığı olarak ortaklık mal varlığından payına düşen kısma ilişkin alacak hakkını ifade eder. Ayrılma payı hesaplanırken payın gerçek değeri esas alınır.( 6102 sayılı TTK’nın 636/3 ve 641/1. maddeleri) Ayrılma payının gerçek değer üzerinden belirlenmesi limited ortaklıklarda geçerli eşit işlem ilkesinin özel bir uygulaması niteliğindedir. Gerçek değer, iki aşamalı bir hesaplama yöntemiyle belirlenir. İlk olarak, işletmenin değerinin hesaplanması gerekir. Bu ilk aşama geçildikten sonra, ayrılan ortağın ortaklıktaki payının nominal değeri esas alınarak ayrılma payı hesaplanır.
Ayrılma payının gerçek değeri hesaplanmadan önce işletmenin gerçek değerinin belirlenmesi gerekir. İşletmenin gerçek değeri; şirketin tüm aktif ve pasifleri, gelecek dönemde elde edeceği kazançlar ve karşılaşabileceği riskler, açık ve gizli yedekleri, depo malları ve müşteri çevresi, bulunduğu bölge sahip olduğu şöhret gibi goodwill faktörleri dikkate alınarak hesaplanacaktır. Yani işletmenin tümüyle satılması halinde şirketi almak için ödenecek değer, yaşayan şirket değeri olarak şirketin gerçek değerini yansıtacaktır. Ayrıca ayrılma akçesi karar tarihine en yakın tarihe göre hesaplanacaktır ( Dairemizin 19.06.2015 gün, 2014/18653 Esas-2015/8544 Karar ve 09.11.2015 tarih, 2015/4748 Esas-2015/11693 Karar sayılı ilamları) .
Yapılan açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde, mahkemece, yukarıda yazılı ilkeler uyarınca bilirkişi kurulundan ek rapor veya yeni bir bilirkişi kurulundan rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazların reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 27.12.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/872375800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz