Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/3682 E. 2022/8563 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ticari defter incelemesi↗ marka hakkına tecavüz↗ ticari defter↗ ayırt edicilik↗ ibraz↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; davacının adına tescilli markalarının "Mylıfe Suıt" ve "My Suit Resıdence" ibarelerinden oluştuğu, davalıların fiili kullanımının ise "Suit Otel My Life" şeklinde olduğu, davalıların fiili kullanımında Suit Otel ibaresinin yardımcı bir unsur olarak kullandığı, zira bu ibarenin markanın üst bölümünde ikinci planda yer alacak şekilde küçük puntolarla yazılı bulunduğu, halbuki söz konusu davalılar kullanımında yer alan "My Lıfe" ibaresi büyük puntolarla yazılı bulunup davalıların fiili kullanımın marka etkisi yaratacak esas unsuru olduğu, bu şekilde davacının adına tescilli markalarına bakıldığında 2016/77407 sayılı davacı markasının da "My Lıfe Suıt" ibarelerinin kullanıldığı görüldüğü, Suit ibaresinin otelcilik alanında görece ayırt ediciliği daha düşük bir ibare olması karşısında davacının söz konusu markasında da "My Lıfe" ibaresinin ayırt edici gücünün daha yüksek olduğu, davacının "My Suıt Resıdence" ibareli markası farklı bir kelime bütününden oluştuğu için bu markanın davalının fiili kullanımı ile bir benzerliği bulunmadığı ancak tarafların aynı sektörde faaliyet göstermeleri, davacının adına tescilli 2016/77407 sayılı markasının 43. sınıfta tescilli bulunması, davalıların otel işletmeciliği ile iştigal ediyor olmaları, davacının markası ile davalıların fiili kullanımları arasındaki benzerlik çerçevesinde davacının 2016/77407 sayılı markasına tecavüz koşullarının somut olayda gerçekleştiği, davacı markasına tecavüz edildiğinin kabulü halinde davacı tarafından tazminat isteme koşullarının oluştuğu, tazminata konu sürenin davaya konu markanın koruma tarihi (30/09/2016) ile dava tarihi (18/05/2017) arası olması gerektiği, seçilen hesaplama yöntemine göre, davalı tarafa ait ticari defterlerin incelenmesi neticesinde tazminata konu süre dahilinde bulunan 2016 yılı içinde; davalının, davaya konu davacı markasını kullanarak herhangi bir kâr elde etmediği, seçilen hesaplama yöntemine göre davalı tarafa ait ticari defterlerin incelenmesi neticesinde; tazminata konu süre dahilinde bulunan 2017 yılı başından dava tarihine kadar olan sürede; davalının, davaya konu davacı markasını kullanarak 10.221,93 TL kâr elde ettiği, karşı dava yönünden ise, davacılar tarafından dosyaya sunulan belgelerin içeriğinde davacıların fiili kullanımlarının hangi ibareye ilişkin olduğuna dair bir veri bulunmadığı gibi 04/03/2016 tarihinden itibaren "piyasada maruf hale getirme" şartının gerçekleştiğine dair bir verinin de bulunmadığı, dolayısı ile somut olayda 556 sayılı KHK madde 8/3 koşullarının oluşmadığı, bu çerçevede hükümsüzlük koşullarının da oluşmadığı gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmiş, karara karşı taraf vekilleri istinaf talebinde bulunmuştur.
Bölge adliye mahkemesince, dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine karar verilmiştir.
Taraf vekilleri, kararı temyiz etmiştir.
1-Asıl dava, marka hakkına tecavüzün tespiti, meni, ref ile tazminat taleplerine ilişkin, karşı dava ise öncelik hakkına dayalı olarak davacı karşı davalı markalarının hükümsüzlük talebine ilişkin olup ilk derece mahkemesince asıl davanın kısmen kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmiş, bölge adliye mahkemesince taraf vekillerinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir. Ancak öncelik hakkı SMK 6/3 maddesinde “Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.” şeklinde nisbi ret nedeni olarak, SMK 25/1 maddesinde ise hükümsüzlük nedeni olarak düzenlenmiştir. Asıl davada davalı karşı davacı hükümsüzlük nedeni olarak üstün öncelik hakkı olduğunu iddia etmiş, delil olarak internette yayınlanan tanıtım belgelerini ibraz etmiştir. Bu belgeler incelendiğinde davalı “My Life Suit Otel” ibaresini 2015 yılının Mayıs ayından itibaren kullandığı anlaşılmaktadır. Bu kullanım hizmet sunumunda markasal niteliktedir. Bu itibarla mahkemece, davacının ibraz ettiği internet çıktılarının tarihlerinin aralarında bilgisayar mühendisi bilirkişinin bulunduğu uzman kişilerden oluşturulacak bilirkişi kurulu marifetiyle internet üzerinde araştırma yaptırılarak söz konusu kullanımları gösteren tarihlerin gerçek olup olmadığı diğer ifadeyle sonradan oluşturulup oluşturulmadığı belirlenip birleşen dava yönünden bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile karar verilmesi hatalıdır.
2- Bozma sebep ve şekline göre tarafların diğer temyiz itirazları şimdilik incelenmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/12019 E. 2012/19003 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:taraf ehliyeti · ihbar · ihtar · yetki · taahhütname · tacir · yetkisizlik kararı · husumet
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, tarafların «tacir» olduğu, davacı vekilinin akdin tek yanlı feshine ilişkin «ihbar» ve «ihtarı» 6762 sayılı TTK'nun 20. maddesi hükmünde öngörülen noter marifetiyle veya iadeli «taahhütlü» mektupla ya da telgrafla yapmadığı, sadece faks çekmekle yetindiği, bu nedenle akdin usulünce feshedilmediği ve yanlar arasında halen geçerli olduğu, bir an için a …
Her ne kadar «yetkisiz» mahkemeye verilen cevap dilekçesinde, davalı adına ... tarafından açılan davanın «yetki» ve esastan reddine dair beyanda bulunulmuş ise de, bu kişinin dilekçede belirtilen "Diana Suit Otel" isimli işletmenin hakiki şahıs «tacir» sıfatıyla işletmecisi olduğu hususu açıklığa kavuşturulmamıştır.
1- Dava dilekçesinde davalı olarak "Diana Suit Otel" yazılmak suretiyle «husumet» yöneltilmişse de, dilekçedeki bu belirlemeye göre, husumetin gerçek ya da tüzel kişiye yöneltildiği anlaşılamamaktadır.
Bu bakımdan, öncelikle dava «ehliyeti» bakımından davalının gerçek ya da tüzel kişi sıfatı belirlenerek yargılamaya devam olunması gerekirken, pasif dava ehliyetine ilişkin bu husus tamamlanmadan işin esası hakkında karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/4064 E. 2024/554 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:usul ekonomisi · bekletici mesele · davanın konusu · uyuşmazlık konusu · kötüniyet · dahili dava · iltibas · husumet
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «dava konusu» "BOZCAADA SUİT ZEYTİN PANSİYON" ibareli marka başvurusu ile davalı şirket adına tescilli "BOZCAADA ZEYTİN BUTİK OTEL" ibareli marka arasında, «uyuşmazlık konusu» 43. sınıf hizmetler bakımından, 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında ilişkilendirme ihtimali «dahil» «iltibas» tehlikesi olduğu, YİDK kararının iptali davasının YİDK karar tarihindeki mevcut şartlara göre inceleneceği, dava konusu YİDK karar tarihi itibariyle kesinleşmiş bir hükümsüzlük kararının bulunmaması nedeniyle davacı tarafça redde mesnet markanın hükümsüzlüğü istemiyle açılan davanın «bekletici mesele» yapılmasına gerek olmadığı, davacının ... hak sahipliği iddiasının, marka başvurusunun reddine ilişkin Kurum kararının iptaline ilişkin işbu davada tartışılmasının …
Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2018/222 E. sayılı dava dosyasında davacının «dava konusu» ibare üzerinde 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca öncelik hakkı bulunduğu ve bu ibare ile davalı şirkete ait redde mesnet marka arasında 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında «iltibas» koşullarının oluştuğu kabul edilerek davalı şirketin redde mesnet markasının hükümsüzlüğüne karar verildiğini, İlk Derece Mahkemesince bahsi geçen davanın «bekletici mesele» yapılmamasının «usul ekonomisine» aykırı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını, Ankara 1.
CEVAP 1.Asıl davada davalı TÜRKPATENT vekili cevap dilekçesinde; davada, «dava konusu» marka başvurusuna itiraz eden şirkete karşı da «husumet» yönetilmesi gerektiğini, birleştirme talep edilen dava dosyasının konusu ile işbu davanın konusunun farklı olduğunu, dava konusu başvuru ile redde mesnet marka arasından 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında «iltibas» olduğunu, kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile redde mesnet davalı şirkete ait markanın asıl unsurunun ve «dava konusu» başvurunun asli unsurunun "Bozcaada Zeytin" ibaresinden oluştuğu, bu nedenle taraf markaları arasında benzerlik bulunduğu gibi başvuru kapsamında yer ... hizmetler redde mesnet markada da aynen yer aldığından 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrasındaki «iltibas» koşullarının oluştuğu, 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında "Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticar …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/1442 E. 2013/1861 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yapılandırma protokolü · protokol
Benzer bu kararda… redilip otelin tescilli isim hakkı Hawaii Otelcilik A.Ş'de olduğundan satılması veya kiralanması durumunda, isim hakkının devredilmeyeceği yönünde taraflar arasında «protokol» yapıldığı, davalının «yapılan protokole» göre yalnızca otelin kullanım hakkına sahip bulunduğu, otelin marka olarak adının tescil hakkına sahip olmadığı gerekçesi ile davalı adına 2008/18621 numara ile te …
1 benzer karar daha
-
YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/65 E. 2024/797 K.
Ortak:ayırt edicilik · ibraz
İncelediğiniz kararda… scilli markalarına bakıldığında 2016/77407 sayılı davacı markasının da "My Lıfe Suıt" ibarelerinin kullanıldığı görüldüğü, Suit ibaresinin otelcilik alanında görece «ayırt ediciliği» daha düşük bir ibare olması karşısında davacının söz konusu markasında da "My Lıfe" ibaresinin ayırt edici gücünün daha yüksek olduğu, davacının "My Suıt Resıdence" ibareli markası farklı bir kelime bütününden oluştuğu için bu markanın davalının fiili kullanımı ile bir benzerliği bulunmadığı ancak tarafların aynı sektörde faaliyet göstermeleri, davacının adına tescilli 2016/77407 sayılı markasının 43. sınıfta tescilli bulunması, davalıların otel işletmeciliği ile iştigal ediyor olmaları, davacının markası ile davalıların fiili kullanımları arasındaki benzerlik çerçevesinde davacının 2016/77407 sayılı markasına tecavüz koşullarının somut olayda gerçekleştiği, davacı markasına tecavüz edildiğinin kabulü halinde davacı tarafından tazminat isteme koşullarının oluştuğu, tazminata konu sürenin davaya konu markanın koruma tarihi (30/09/2016) ile dava tarihi (18/05/2017) arası olması gerektiği, seçilen hesaplama yöntemine göre, davalı tarafa ait «ticari defterlerin incelenmesi» neticesinde tazminata konu süre dahilinde bulunan 2016 yılı içinde; davalının, davaya konu davacı markasını kullanarak herhangi bir kâr elde etmediği, seçilen hesa …
Asıl davada davalı karşı davacı hükümsüzlük nedeni olarak üstün öncelik hakkı olduğunu iddia etmiş, delil olarak internette yayınlanan tanıtım belgelerini «ibraz» etmiştir.
Bu itibarla mahkemece, davacının «ibraz» ettiği internet çıktılarının tarihlerinin aralarında bilgisayar mühendisi bilirkişinin bulunduğu uzman kişilerden oluşturulacak bilirkişi kurulu marifetiyle intern …
Benzer bu kararda… ın dava konusu başvurunun yapıldığı 03.04.2017 tarihinden önce 2013-2017 yılları arasında “BOZCAADA ZEYTİN SUİT PANSİYON” adı altında faaliyet gösterdiği, davacının «ibraz» ettiği delillerin, davacının anılan ibare üzerinde üstün bir hak sahibi olduğunu göstermeye elverişli bulunduğu, davacının anılan markayı 43. sınıftaki “geçici konaklama hizmetleri”nde uzun yıllardır ve ciddi ticari etki doğuracak şekilde kullandığını ispat ettiği, her iki taraf markasında da asıl unsurun, «ayırt ediciliği» güçlü “zeytin” ibaresi olduğu, bu nedenle mahkemece 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin üçüncü fıkrasındaki şartların oluştuğunun kabulünde bir isabetsizliğin bulunmadığı, ayrıca tarafların aynı sektörde ve küçük bir «yerleşim yeri» olan Bozcaada'da faaliyet gösterdikleri, Bozcaada’nın ülkemizin en bilinen turistik adalarından biri olduğu, işletme adlarından ya da markalarından haberdar olmalarının ve bunu göz önünde bulundurarak faaliyetlerini gerçekleştirmelerinin gerektiği, davalı tarafın üzerine düşen bu sorumluluğu yerine getirmediği ve kendisinden daha önceden beri aynı bölgede faaliyet gösteren bir başka işletmenin markası ile aynı asıl unsurlu bir markayı tercih ettiği, davalı yanın her ne kadar kendisinin de bu marka altında önceki faaliyetlerinin bulunduğunu iddia etmekte ise de buna dair hiçbir delilin dosyaya sunulmadığı, dolayısıyla “BOZCAADA ZEYTİN SUİT PANSİYON” ibaresi üzerindeki gerçek ve üstün hak sahipliğinin davacı yan üzerinde olduğu, davalı tarafından bu marka ile karıştırılma ihtimali «son» derece yüksek bir işaretin marka olarak tercih edilmesinin söz konusu işaretin asıl sahibinin markayı kullanmasını önleme ya da söz konusu marka üzerinden haksız m …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:başvurunun yapılmamış sayılması · yerleşim yeri · yapılmamış sayılma · başvurma harcı · kötü niyet · ihtar · tacir · iltibas
Benzer bu karardaŞti. vekilince temyiz «başvuru harcı» ve temyiz karar harcını «ihtara» rağmen süresinde yatırmadığı, bu nedenle Bölge Adliye Mahkemesi ek kararı ile davalı Ramsa Otelcilik Tur.
Şti. vekilinin temyiz «başvurusunun yapılmamış sayılmasına» dair karar verildiği, ek kararın temyiz edilmeyerek kesinleştiği anlaşılmakla davalı ... vekilinin temyiz dilekçelesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.
… vacının kullandığı “Bozcaada zeytin” kelimesinin ayırt edici olduğunun kabul edilmesinin hukuka aykırı olup, taraf markalarının faklı bulunduğunu, markalar arasında «iltibasın» varlığını ve ayırt edici kısmın “zeytin” olduğunu kabul etmenin mümkün olmadığını, markalar arasında iltibas tehlikesinin oluştuğunun kabul edilemeyeceğini, bu nedenle de müvekkilinin «kötü niyetini» tartışmanın haksız bulunduğunu, kaldı ki davacının hiç kullanmadığı pansiyon için müvekkilinin o bölgede tanınmışlığından ve ününden sonra kötü niyetli olarak mark …
… aliyetlerini gerçekleştirmeleri gerektiği, en azından asgari düzeye bir araştırma yapma yükümlülüklerinin var olduğu, davalı tarafın tüzel kişi olarak basiretli bir «tacir» sıfatıyla hareket etme yükümlülüğü varken üzerine düşen bu sorumluluğu yerine getirmediği ve kendisinden daha önce aynı bölgede faaliyet gösteren bir başka işletmenin markası ile neredeyse aynı şekilde bir markayı kendisine tercih ettiği, bu durumun tüketiciyi doğrudan yanıltma ihtimalinin bulunduğu, davalı yan her ne kadar kendisinin de bu marka altında önceki faaliyetlerinin bulunduğunu iddia etmekte ise de buna dair hiçbir delili dosyaya sunmadığı, dolayısıyla “Bozcaada Zeytin Suit Pansiyon” ibaresi üzerinde hak sahipliğinin davacı yana ait olduğu, bu marka ile karıştırılma ihtimali «son» derece yüksek bir işaretin, işletme adı olarak tercih edilmesinin söz konusu işaretin asıl sahibinin markayı kullanmasını önleme amacı taşıdığı ya da söz konusu ma …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/3682 E. , 2022/8563 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ...BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Samsun 3. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 10.11.2020 tarih ve 2017/230 E. - 2020/469 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf istemlerinin esastan reddine dair Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi’nce verilen 23.03.2021 tarih ve 2021/362 E. - 2021/552 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı-karşı davalı vekili, müvekkili şirketin "My Suit Residence" isimli lüks bir butik otel ve konaklama tesisini işletmekte olduğunu, müvekkilinin başvurusu üzerine TPMK nezdinde "My Suit Residence" markası ve "My Life Suit" markası ve benzeri adlı markaların müvekkili adına tescil edildiğini, "My Life Suit" isimli marka, unvan ve logosunun kullanım hakkının gerek marka sahibi olarak müvekkiline ait olduğunu, davalıların "My Life Suit Otel" ismi ile otel işletmekte olduğunun müvekkili tarafından yapılan araştırma sonucu öğrenildiğini, dolayısıyla müvekkile ait tescilli marka, unvan ve logonun davalılarca izin alınmaksızın kullanıldığını, müvekkilinin marka hakkına tecavüzün sonlandırılması için davalılara çekilen ihtarnameye rağmen davalıların eylemlerinin devam ettiğini ileri sürerek, marka hakkına yapılan tecavüzün tespiti, meni, refi ile fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 5.000,00 TL maddi, 20.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 25.000,00 TL tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı-karşı davalı vekili 01/10/2020 havale tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini 10.221,93 TL'ye arttırmış, hukuki dayanaktan yoksun karşı davanın ise reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı-karşı davacılar vekili, müvekkillerinin davacıdan önce faaliyete geçtiğini, davacının tescil ettirdiği ve kullandığı tek bir markasının bulunduğunu, bu markanın da "My Suit Residence" olduğunu, davacı şirketin bunun dışındaki marka başvurularının ise müvekkillerinin faaliyetine mani olmak adına yapılan başvurular olduğunu, müvekkillerinin bahse konu diğer markaları kullanmadığını, 556 sayılı KHK'nın madde 8/3 gereğince müvekkillerinin söz konusu ibare üzerinde gerçek hak sabihi olduğunu, bütün bu anlatımlar çerçevesinde davacı şirket markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiğini savunarak, asıl davanın reddini, karşı davasının kabulü ile "My Life Suit" ibareli markasının 43. sınıfta yer alan emtialar bakınından hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; davacının adına tescilli markalarının "Mylıfe Suıt" ve "My Suit Resıdence" ibarelerinden oluştuğu, davalıların fiili kullanımının ise "Suit Otel My Life" şeklinde olduğu, davalıların fiili kullanımında Suit Otel ibaresinin yardımcı bir unsur olarak kullandığı, zira bu ibarenin markanın üst bölümünde ikinci planda yer alacak şekilde küçük puntolarla yazılı bulunduğu, halbuki söz konusu davalılar kullanımında yer alan "My Lıfe" ibaresi büyük puntolarla yazılı bulunup davalıların fiili kullanımın marka etkisi yaratacak esas unsuru olduğu, bu şekilde davacının adına tescilli markalarına bakıldığında 2016/77407 sayılı davacı markasının da "My Lıfe Suıt" ibarelerinin kullanıldığı görüldüğü, Suit ibaresinin otelcilik alanında görece ayırt ediciliği daha düşük bir ibare olması karşısında davacının söz konusu markasında da "My Lıfe" ibaresinin ayırt edici gücünün daha yüksek olduğu, davacının "My Suıt Resıdence" ibareli markası farklı bir kelime bütününden oluştuğu için bu markanın davalının fiili kullanımı ile bir benzerliği bulunmadığı ancak tarafların aynı sektörde faaliyet göstermeleri, davacının adına tescilli 2016/77407 sayılı markasının 43.
sınıfta tescilli bulunması, davalıların otel işletmeciliği ile iştigal ediyor olmaları, davacının markası ile davalıların fiili kullanımları arasındaki benzerlik çerçevesinde davacının 2016/77407 sayılı markasına tecavüz koşullarının somut olayda gerçekleştiği, davacı markasına tecavüz edildiğinin kabulü halinde davacı tarafından tazminat isteme koşullarının oluştuğu, tazminata konu sürenin davaya konu markanın koruma tarihi (30/09/2016) ile dava tarihi (18/05/2017) arası olması gerektiği, seçilen hesaplama yöntemine göre, davalı tarafa ait ticari defterlerin incelenmesi neticesinde tazminata konu süre dahilinde bulunan 2016 yılı içinde; davalının, davaya konu davacı markasını kullanarak herhangi bir kâr elde etmediği, seçilen hesaplama yöntemine göre davalı tarafa ait ticari defterlerin incelenmesi neticesinde;
tazminata konu süre dahilinde bulunan 2017 yılı başından dava tarihine kadar olan sürede; davalının, davaya konu davacı markasını kullanarak 10.221,93 TL kâr elde ettiği, karşı dava yönünden ise, davacılar tarafından dosyaya sunulan belgelerin içeriğinde davacıların fiili kullanımlarının hangi ibareye ilişkin olduğuna dair bir veri bulunmadığı gibi 04/03/2016 tarihinden itibaren "piyasada maruf hale getirme" şartının gerçekleştiğine dair bir verinin de bulunmadığı, dolayısı ile somut olayda 556 sayılı KHK madde 8/3 koşullarının oluşmadığı, bu çerçevede hükümsüzlük koşullarının da oluşmadığı gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmiş, karara karşı taraf vekilleri istinaf talebinde bulunmuştur.
Bölge adliye mahkemesince, dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine karar verilmiştir.
Taraf vekilleri, kararı temyiz etmiştir.
1-Asıl dava, marka hakkına tecavüzün tespiti, meni, ref ile tazminat taleplerine ilişkin, karşı dava ise öncelik hakkına dayalı olarak davacı karşı davalı markalarının hükümsüzlük talebine ilişkin olup ilk derece mahkemesince asıl davanın kısmen kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmiş, bölge adliye mahkemesince taraf vekillerinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir. Ancak öncelik hakkı SMK 6/3 maddesinde “Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.” şeklinde nisbi ret nedeni olarak, SMK 25/1 maddesinde ise hükümsüzlük nedeni olarak düzenlenmiştir.
Asıl davada davalı karşı davacı hükümsüzlük nedeni olarak üstün öncelik hakkı olduğunu iddia etmiş, delil olarak internette yayınlanan tanıtım belgelerini ibraz etmiştir. Bu belgeler incelendiğinde davalı “My Life Suit Otel” ibaresini 2015 yılının Mayıs ayından itibaren kullandığı anlaşılmaktadır. Bu kullanım hizmet sunumunda markasal niteliktedir. Bu itibarla mahkemece, davacının ibraz ettiği internet çıktılarının tarihlerinin aralarında bilgisayar mühendisi bilirkişinin bulunduğu uzman kişilerden oluşturulacak bilirkişi kurulu marifetiyle internet üzerinde araştırma yaptırılarak söz konusu kullanımları gösteren tarihlerin gerçek olup olmadığı diğer ifadeyle sonradan oluşturulup oluşturulmadığı belirlenip birleşen dava yönünden bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile karar verilmesi hatalıdır.
2- Bozma sebep ve şekline göre tarafların diğer temyiz itirazları şimdilik incelenmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı karşı davacının temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle tarafların diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz eden taraflara iadesine, 01.12.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/869008800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz