Pasif dava ehliyeti (husumet)
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/12019 E. 2012/19003 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
pasif dava ehliyeti (husumet)↗ taraf ehliyeti↗ ihbar↗ ihtar↗ yetki↗ taahhütname↗ tacir↗ yetkisizlik kararı↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, tarafların tacir olduğu, davacı vekilinin akdin tek yanlı feshine ilişkin ihbar ve ihtarı 6762 sayılı TTK'nun 20. maddesi hükmünde öngörülen noter marifetiyle veya iadeli taahhütlü mektupla ya da telgrafla yapmadığı, sadece faks çekmekle yetindiği, bu nedenle akdin usulünce feshedilmediği ve yanlar arasında halen geçerli olduğu, bir an için aksi kabul edilmiş olsa dahi davacı tarafından akdin haklı sebeplerle feshedildiğinin ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dilekçesinde davalı olarak "Diana Suit Otel" yazılmak suretiyle husumet yöneltilmişse de, dilekçedeki bu belirlemeye göre, husumetin gerçek ya da tüzel kişiye yöneltildiği anlaşılamamaktadır. Her ne kadar yetkisiz mahkemeye verilen cevap dilekçesinde, davalı adına ... tarafından açılan davanın yetki ve esastan reddine dair beyanda bulunulmuş ise de, bu kişinin dilekçede belirtilen "Diana Suit Otel" isimli işletmenin hakiki şahıs tacir sıfatıyla işletmecisi olduğu hususu açıklığa kavuşturulmamıştır. Bu bakımdan, öncelikle dava ehliyeti bakımından davalının gerçek ya da tüzel kişi sıfatı belirlenerek yargılamaya devam olunması gerekirken, pasif dava ehliyetine ilişkin bu husus tamamlanmadan işin esası hakkında karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/14260 E. 2010/1607 K.
Ortak:husumet · dava şartı
İncelediğiniz kararda1- Dava dilekçesinde davalı olarak "Diana Suit Otel" yazılmak suretiyle «husumet» yöneltilmişse de, dilekçedeki bu belirlemeye göre, husumetin gerçek ya da tüzel kişiye yöneltildiği anlaşılamamaktadır.
Benzer bu karardaŞti. ve Diana Turizm Yatırımları ve İşletmeciliği A.Ş. aleyhine açılan davaların «husumet» yönünden reddine, diğer davalılar aleyhine açılan davanın kısmen kabulüne ilişkin olarak verilen karar, davacılar vekili ile davalılardan Diana Turizm Otelcilik Ticaret ve Sanayi A.Ş., ... ve ... vekillerinin temyizi üzerine Dairemizce davacılar yararına bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kusur
Benzer bu kararda… ısım davacıların murisinin otobüsün devrilmesi sonucu meydana gelen somut olayda kusurlu olduklarının söz konusu olmamasına ve esasen dosyada 2 bilirkişi tarafından «kusur» bilirkişi raporu hazırlanıp, raporun da dosya içerisinde bulunmasına göre davalılardan Diana Turizm Otelcilik Ticaret ve Sanayi A.Ş, ... ve ... vekillerinin tüm ka …
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/3682 E. 2022/8563 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticari defter incelemesi · marka hakkına tecavüz · ticari defter · ayırt edicilik · ibraz · e-defter
Benzer bu kararda… scilli markalarına bakıldığında 2016/77407 sayılı davacı markasının da "My Lıfe Suıt" ibarelerinin kullanıldığı görüldüğü, Suit ibaresinin otelcilik alanında görece «ayırt ediciliği» daha düşük bir ibare olması karşısında davacının söz konusu markasında da "My Lıfe" ibaresinin ayırt edici gücünün daha yüksek olduğu, davacının "My Suıt Resıdence" ibareli markası farklı bir kelime bütününden oluştuğu için bu markanın davalının fiili kullanımı ile bir benzerliği bulunmadığı ancak tarafların aynı sektörde faaliyet göstermeleri, davacının adına tescilli 2016/77407 sayılı markasının 43. sınıfta tescilli bulunması, davalıların otel işletmeciliği ile iştigal ediyor olmaları, davacının markası ile davalıların fiili kullanımları arasındaki benzerlik çerçevesinde davacının 2016/77407 sayılı markasına tecavüz koşullarının somut olayda gerçekleştiği, davacı markasına tecavüz edildiğinin kabulü halinde davacı tarafından tazminat isteme koşullarının oluştuğu, tazminata konu sürenin davaya konu markanın koruma tarihi (30/09/2016) ile dava tarihi (18/05/2017) arası olması gerektiği, seçilen hesaplama yöntemine göre, davalı tarafa ait «ticari defterlerin incelenmesi» neticesinde tazminata konu süre dahilinde bulunan 2016 yılı içinde; davalının, davaya konu davacı markasını kullanarak herhangi bir kâr elde etmediği, seçilen hesa …
1-Asıl dava, «marka hakkına tecavüzün» tespiti, meni, ref ile tazminat taleplerine ilişkin, karşı dava ise öncelik hakkına dayalı olarak davacı karşı davalı markalarının hükümsüzlük talebine ilişkin olup ilk derece mahkemesince asıl davanın kısmen kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmiş, bölge adliye mahkemesince taraf vekillerinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
Asıl davada davalı karşı davacı hükümsüzlük nedeni olarak üstün öncelik hakkı olduğunu iddia etmiş, delil olarak internette yayınlanan tanıtım belgelerini «ibraz» etmiştir.
Bu itibarla mahkemece, davacının «ibraz» ettiği internet çıktılarının tarihlerinin aralarında bilgisayar mühendisi bilirkişinin bulunduğu uzman kişilerden oluşturulacak bilirkişi kurulu marifetiyle intern …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2011/12019 E. , 2012/19003 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ SULH HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Fethiye 1. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 12/05/2011 tarih ve 2011/190-2011/464 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ..... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı ... ve müvekkilinin acentesi arasında, 04.03.2010 tarihinde yapılan anlaşmayla davalı otelde dört grup konaklamasının olacağının kararlaştırıldığını, rezervasyonların yapıldığını ve ön ödeme olarak 4.000.00 TL'nin ödendiğini, ancak daha sonra ilk rezervasyonun 30.06.2010 tarihinde iptal edildiğini, bu durumun davalıya yazılı ve sözlü olarak bildirildiği halde, iptal edilen rezervasyon tarihinden iki gün sonra kendilerine konaklama bedeli olarak fatura gönderildiğini ileri sürerek, önceden ödenen 4.000.00 TL'nin iadesinin yazılı olarak talep edildiği 21.07.2010 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, rezervasyon döneminde odaların onların adına tahsisi edildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, tarafların tacir olduğu, davacı vekilinin akdin tek yanlı feshine ilişkin ihbar ve ihtarı 6762 sayılı TTK'nun 20. maddesi hükmünde öngörülen noter marifetiyle veya iadeli taahhütlü mektupla ya da telgrafla yapmadığı, sadece faks çekmekle yetindiği, bu nedenle akdin usulünce feshedilmediği ve yanlar arasında halen geçerli olduğu, bir an için aksi kabul edilmiş olsa dahi davacı tarafından akdin haklı sebeplerle feshedildiğinin ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dilekçesinde davalı olarak "Diana Suit Otel" yazılmak suretiyle husumet yöneltilmişse de, dilekçedeki bu belirlemeye göre, husumetin gerçek ya da tüzel kişiye yöneltildiği anlaşılamamaktadır. Her ne kadar yetkisiz mahkemeye verilen cevap dilekçesinde, davalı adına ... tarafından açılan davanın yetki ve esastan reddine dair beyanda bulunulmuş ise de, bu kişinin dilekçede belirtilen "Diana Suit Otel" isimli işletmenin hakiki şahıs tacir sıfatıyla işletmecisi olduğu hususu açıklığa kavuşturulmamıştır. Bu bakımdan, öncelikle dava ehliyeti bakımından davalının gerçek ya da tüzel kişi sıfatı belirlenerek yargılamaya devam olunması gerekirken, pasif dava ehliyetine ilişkin bu husus tamamlanmadan işin esası hakkında karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentde açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, (2) numaralı bentde açıklanan nedenle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 23.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1065647200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz