Azil | Yetki kaldırılması | Müdürün azli
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/9915 E. 2014/1889 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
limited şirket müdürlüğü↗ müdürün azli↗ limited şirket müdürü↗ ortaklıktan çıkarma↗ yönetim kurulu üyeliği↗ karar nisabı↗ ortaklıktan çıkarılma↗ şirket müdürlüğü↗ istifa↗ kayyım↗ sahtecilik↗ aktif dava ehliyeti↗ şirket müdürü↗ ortaklar kurulu kararı↗ tüzel kişilik↗ uyuşmazlık konusu↗ anonim şirket↗ taraf ehliyeti↗ limited şirket↗ hukuki yarar↗ yetki↗ geçersizlik↗ yönetim kurulu kararı↗ taşıyan↗ yetkisizlik kararı↗ dahili dava↗ temsil↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporlarına göre, taraflar arasında yıllardan beri devam eden hukuk ve ceza davalarıyla soruşturmalar bulunduğu, tarafların dava dışı şirketin ortakları olduğu, davalının müdürlük sıfatının devam ettiğinin dosya kapsamıyla sabit bulunduğu, davalının katılımı ile alınan ve davacıların müdürlükten azlini içeren şirketin 79, 80 ve 84 numaralı kararlarının yok hükmünde olduklarının tespitine karar verildiği, davalının şirketin paralarını kendi hesabına geçirdiği, müdürlükten azli için haklı sebeplerin ortaya çıktığı, her ne kadar yok hükmünde olduğu belirlenen kararlarda davalının salt ortaklar kurulunu toplantıya çağırdığı, şirketin paralarını usulsüz şekilde de olsa şirketin menfaatine hesaplarına geçirdiği ve sonradan şirkete iade ettiği yönünde özel rapor sunmuş ise de şirketin hukuka aykırı idaresinin haklı gerekçe kabul edilemeyeceği, ayrıca yok hükmünde alınan kararların ortaya çıkması için sistemli şekilde çaba sarf ettiği, haklı nedenlerin bulunduğu, davacı Zülfikar'ın ceza dosyasında ortaklar kurulu kararında sahtecilik yaptığından bahisle mahkum olduğu, diğer davacı hakkında yağmacılık suçundan dolayı soruşturma bulunduğu, Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2005/392 sayılı dosyasında davalının yöneticiliği döneminde başarı gösterdiğinin ortaya çıktığı, azli yerine idare ve temsil yetkisinin sınırlandırılmasının daha uygun çözüm olacağı gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının şirketi idare ve temsil yetkisinin kayyım olarak atanan D... Ö..., H... U... ve F... G...'ye üç ayda bir rapor vermesi ve 10.000.00 TL'nin üzerinde yapacağı işlemleri kayyım heyetinin onayına sunması suretiyle sınırlandırılmasına, atanan kayyımlara aylık 4.000'er TL ücret takdirine karar verilmiştir.
Karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Dava, tarafların ortağı bulunan dava dışı limited şirketin müdürü olan davalının haklı nedene dayalı olarak müdürlük görevinden azli istemine ilişkindir.
Tarafların dava dışı Ş... İnşaat San. ve Tic. Ltd. Şti'nin ortakları olduğu, anılan şirketin başka ortağının bulunmadığı, 02.12.1999 tarihli ortaklar kurulu kararı ile 10 yıl süre ile tarafların münferiden temsil ve ilzama yetkili müdür olarak atandıkları, daha sonra davalının bir kısım paylarını eşine devrettiği, davacıların müdürlükten azli dahil bir takım kararların alındığı, bu kararların yok hükmünde olduğunun tespitine karar verildiği, yine taraflar arasında ceza ve hukuk davalarının görüldüğü, temyize konu işbu davanın 10.02.2009 tarihinde açıldığı hususları uyuşmazlık konusu değildir.
28.12.1989 tarihinde tescil edilerek tüzel kişilik kazanan tarafların ortağı bulunduğu limited şirketin ana sözleşmesinin 17. maddesinde her ortağın oy hakkının sermayesine göre hesap edileceği, her 1.000 TL'nin bir oy hakkı vereceği, ancak bir ortağın bütün ortakların sahip olduğu oy sayısının 1/3'ünden fazlasına sahip olamayacağının hüküm altına alındığı, dava açıldıktan sonra 21.02.2009 tarihinde alınan ortaklar kurulu kararı ile davalının müdürlük süresinin 15 yıla çıkarıldığı, bu karara davacıların muhalefet ettiği, kararın %51 pay sahibi davalı oyu ile alındığı hususları da dosya kapsamıyla sabittir.
Somut uyuşmazlığın çözümlenebilmesi için öncelikle davalının müdür sıfatının irdelenmesi gerekmektedir. Mahkemece, dava tarihinden önce geçerliliğini koruyan 02.12.1999 tarihli karar ile hem davacıların hem de davalının 10 yıl süreyle müdür olarak atandığı, dava açıldıktan sonra davacıların müdürlükten azline ve davalının 15 yıl süreyle müdür atanmasına karar verildiği, bu karar hükümsüz sayılsa bile davalının müdürlük sıfatının 1999 yılı ataması nedeniyle devam edeceği, yerine atama yapılmadığı, bu yönüyle bir itirazın olmadığı kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuştur. Yukarıda açıklandığı üzere, dava tarihi itibariyle geçerliliğini koruyan 02.12.1999 tarihli karar ile taraflar 10 yıl süre ile münferiden müdür olarak atanmışlardır. Ortaklar kurulu kararında belirtilen süre, dava tarihi itibariyle dolmamış, aşamalarda sona ermiştir. Dava açıldıktan sonra salt davalının oyu ile alınan karar ile davalının müdürlük görevi 15 yıla çıkarılmıştır. Ancak, davalı ana sözleşmesinin 17. maddesinde oy hakkının sınırlandırılması kapsamında bir ortağın ancak bütün ortakların sahip olduğu oy sayısının 1/3'ünden fazlasına sahip olamayacağı yönünde hüküm mevcut olup, bu düzenleme, dava dışı şirketin tüzel kişilik kazandığı tarihte yürürlükte bulunan 6762 sayılı mülga TTK'nın 537. maddesi ve hatta sonradan 559 sayılı KHK ile değişik hali karşısında geçerli ve ortakları bağlayıcı niteliktedir.
Esasen, belirtilen ana sözleşme hükmü, kanun koyucunun ortaklara verdiği oy hakkının sınırlandırılması yönündeki yetkinin kullanılmasına ilişkindir. Bu durum karşısında, dava açıldıktan sonra %51 pay sahibi olan davalının ana sözleşme hükmü uyarınca getirilen sınırlama itibariyle %33,3 oy oranıyla aldığı bu kararın, karar nisabı itibariyle geçersiz olduğu açıktır. O halde, davalının müdürlük sıfatı itibariyle 10 yıllık sürenin dava tarihi itibariyle sona erdiği, geçerli bir karar alınmadığı ve mülga 6762 sayılı Kanun'un 540. maddesi uyarınca tarafların özden organ olarak müdürlük sıfatının devam ettiğinin kabulü gerekmektedir.
Karardan sonra yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK, limited şirketin temsil ve ilzama yetkili organı olan müdürler düzenlemesinde mülga 6762 sayılı TTK'nın sisteminden farklı şekilde 'özden organ' ilkesinden vazgeçmiş, başka bir ifadeyle yönetim ve temsilin ortaklar için hem hak hem de borç olması kuralından ayrılmış, 623 ve devamı maddelerinde limited şirket müdürünün ancak ana sözleşmeyle veya şirket genel kurul kararıyla atanmasını zorunlu hale getirmiştir.
6103 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un 3. maddesi hükmüne göre, tarafların iradelerinden bağımsız olarak, kanunla düzenlenen hukukî ilişkilere, bunlar Türk Ticaret Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden önce kurulmuş olsalar bile, Türk Ticaret Kanunu hükümleri uygulanır
Öte yandan, aynı yürürlük Kanun'un 25/1. maddesi hükmü uyarınca Türk Ticaret Kanunu'nun yürürlüğe girdiği tarihte görevde bulunan anonim şirket yönetim kurulları ile limited şirket müdürleri, görevden alınmaları veya yönetim kurulu üyeliğinin başka bir sebeple boşalması hâli hariç, sürelerinin sonuna kadar görevlerine devam ederler. Ancak, tüzel kişinin temsilcisi olarak üye seçilmiş bulunan gerçek kişinin, Türk Ticaret Kanunu'nun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç ay içinde istifa etmesi, onun yerine tüzel kişinin ya da başkasının seçilmesi gerekir. Tüm ortakların hep birlikte müdür sıfatıyla şirket işlerini idare ve şirketi temsil ettiği limited şirketlerde de aynı üç aylık süre içinde Türk Ticaret Kanunu'nun 623. maddesi hükmünün gereği yerine getirilir. Anonim şirketlerde Türk Ticaret Kanunu'nun 363. maddesinin birinci fıkrası uyarınca seçim yapılan durumlarda, anılan Kanun'un 359. maddesindeki şartları taşıyan yönetim kurulu üyelerinin seçilmeleri şarttır. Görevdeki yönetim kurulunun görevinin sona ermesinden sonra seçilecek üyelerin, anılan 359'uncu maddedeki şartları taşımaları zorunludur.
Ayrıca, bir davanın açılabilmesinin temel koşullarından biri hukuki yararın varlığıdır. Hukuki yararın varlığı karar kesinleşinceye kadar devam etmek durumundadır.
Somut uyuşmazlıkta yargılama sırasında davacılardan Z.. Ş..'nun haklı nedenle ortaklıktan çıkarılması için aleyhine dava açıldığı anlaşılmaktadır. Açılan davanın sonucu, özellikle anılan davacının aktif dava ehliyeti ile hukuki yararı bakımından işbu dava sonucunu etkileyebilecek niteliktedir.
Bu durum karşısında, temyiz incelemesi öncesinde 6102 Türk Ticaret Kanunu ile 6103 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un yürürlüğe girdiği ve kararın henüz kesinleşmediği dikkate alınıp, yukarıda yapılan açıklamalar ile yasal hükümler çerçevesinde değerlendirme yapılması, özellikle 6103 sayılı Kanun'un 3 ve 25. maddeleri ile 6102 sayılı Kanun'un 623. maddesi çerçevesinde işbu müdür azli davasının konusunun kalıp kalmadığının incelenmesi ve davacı Z.. Ş.. hakkındaki açılan ortaklıktan çıkarma davasının işbu davaya etkisinin tartışılması için kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre, taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/9510 E. 2014/2041 K.
Ortak:limited şirket müdürlüğü · yönetim kurulu üyeliği · şirket müdürlüğü · kayyım · tüzel kişilik · anonim şirket · limited şirket · yetki
İncelediğiniz kararda… Ticaret Kanunu hükümleri uygulanır Öte yandan, aynı yürürlük Kanun'un 25/1. maddesi hükmü uyarınca Türk Ticaret Kanunu'nun yürürlüğe girdiği tarihte görevde bulunan «anonim şirket» yönetim kurulları ile «limited şirket müdürleri», görevden alınmaları veya «yönetim kurulu üyeliğinin» başka bir sebeple boşalması hâli hariç, sürelerinin sonuna kadar görevlerine devam ederler.
28.12.1989 tarihinde tescil edilerek «tüzel kişilik» kazanan tarafların ortağı bulunduğu «limited şirketin» ana sözleşmesinin 17. maddesinde her ortağın oy hakkının sermayesine göre hesap edileceği, her 1.000 TL'nin bir oy hakkı vereceği, ancak bir ortağın bütün ortakların sahip olduğu oy sayısının 1/3'ünden fazlasına sahip olamayacağının hüküm altına alındığı, dava açıldıktan sonra 21.02.2009 tarihinde alınan «ortaklar kurulu» kararı ile davalının müdürlük süresinin 15 yıla çıkarıldığı, bu karara davacıların muhalefet ettiği, kararın %51 pay sahibi davalı oyu ile alındığı hususları da do …
Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2005/392 sayılı dosyasında davalının yöneticiliği döneminde başarı gösterdiğinin ortaya çıktığı, azli yerine idare ve «temsil» «yetkisinin» sınırlandırılmasının daha uygun çözüm olacağı gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının şirketi idare ve temsil yetkisinin «kayyım» olarak atanan D...
Benzer bu kararda4- Yine kabul şekli bakımından, 6103 sayılı Yürürlük Kanunu'nun 25. maddesi uyarınca, Türk Ticaret Kanunu'nun yürürlüğe girdiği tarihte görevde bulunan «anonim şirket» yönetim kurulları ile «limited şirket müdürleri», görevden alınmaları veya «yönetim kurulu üyeliğinin» başka bir sebeple boşalması hâli hariç, sürelerinin sonuna kadar görevlerine devam ederler.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, şirket ortakları arasında çok ciddi anlaşmazlıkların bulunduğu, bu nedenle «ortaklık ilişkisinin» çekilmez hale geldiği, «tüzel kişiliğin» amacını gerçekleştirmesinin de güçleştiği, özellikle 2010 ve 2011 yılı itibariyle tekliflerin verilmesi, sözleşmelerin yapılması, karşılıklı hesap verilip alınması gibi işlemlerde sıkıntılar yaşandığı, O..
2- Ancak asıl dava, gerçek kişi tarafların müdürlük sıfatının kaldırılması ve davalı şirkete «kayyım atanması» ile şirketin «haklı nedenlerle fesih» ve tasfiyesine karar verilmesi, karşı dava ise davacı-karşı davalının müdürlükten azli istemlerine ilişkin olup, mahkemece tarafların «ortaklık ilişkisini» sürdürmelerinin mümkün olmadığı gerekçesiyle asıl davanın kabulüne, karşı davanın da reddine karar verilmiş, her ne kadar gerekçeli kararda, asıl davada TTK'nın 16 …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:münferit imza yetkisi · imza yetkisi · haklı nedenle fesih · kayyum atanması · ticari itibarın zedelenmesi · kayyım atanması · ticari itibar · şirketin feshi
Benzer bu karardaY..'e bilgi verilmesinin engellendiği, karşı davacının da karşı davalıya aynı yönde «ticari itibarı zedeleyici» tavır ve davranışlarda bulunduğu, karşılıklı yapılan tavırların basiretli tacirlerden beklenmeyecek ve «şirket zararına» yol açacak hale geldiği gerekçesiyle asıl davada TTK'nın 161 ve 162. maddelerindeki koşulların gerçekleşmediği anlaşıldığından, TTK'nın 551/2. maddesi uyarınca davalı şirketin «fesih» ve tasfiyesine, davalı şirkete «kayyum atanması» talebinin reddine, kanıtlanamayan karşı davanın ise reddine karar verilmiştir.
2- Ancak asıl dava, gerçek kişi tarafların müdürlük sıfatının kaldırılması ve davalı şirkete «kayyım atanması» ile şirketin «haklı nedenlerle fesih» ve tasfiyesine karar verilmesi, karşı dava ise davacı-karşı davalının müdürlükten azli istemlerine ilişkin olup, mahkemece tarafların «ortaklık ilişkisini» sürdürmelerinin mümkün olmadığı gerekçesiyle asıl davanın kabulüne, karşı davanın da reddine karar verilmiş, her ne kadar gerekçeli kararda, asıl davada TTK'nın 16 …
Somut uyuşmazlıkta ise davalı-karşı davacı vekilince asıl davada, ortakların «münferit imza yetkisi» bulunsa da parasal işlerde «yetkinin» davacıya bırakıldığı, müvekkilinin şirketin veya davacının itibarını zedeleyici hiçbir davranışının bulunmadığı, kusurlu taraf davacı olduğundan asıl davanın reddi …
3- Kabul şekli bakımından da 6103 sayılı Yürürlük Kanunu'nun 3. maddesi uyarınca asıl davada uygulanması gereken 6102 sayılı TTK'nın 636/3. maddesine göre, haklı sebeplerin varlığında, her ortak mahkemeden «şirketin feshini» isteyebilir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/15547 E. 2017/2554 K.
Ortak:limited şirket müdürlüğü · yönetim kurulu üyeliği · şirket müdürlüğü · istifa · kayyım · şirket müdürü · anonim şirket · limited şirket
İncelediğiniz kararda… Ticaret Kanunu hükümleri uygulanır Öte yandan, aynı yürürlük Kanun'un 25/1. maddesi hükmü uyarınca Türk Ticaret Kanunu'nun yürürlüğe girdiği tarihte görevde bulunan «anonim şirket» yönetim kurulları ile «limited şirket müdürleri», görevden alınmaları veya «yönetim kurulu üyeliğinin» başka bir sebeple boşalması hâli hariç, sürelerinin sonuna kadar görevlerine devam ederler.
1-Dava, tarafların ortağı bulunan dava dışı «limited şirketin müdürü» olan davalının haklı nedene dayalı olarak müdürlük görevinden azli istemine ilişkindir.
Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2005/392 sayılı dosyasında davalının yöneticiliği döneminde başarı gösterdiğinin ortaya çıktığı, azli yerine idare ve «temsil» «yetkisinin» sınırlandırılmasının daha uygun çözüm olacağı gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının şirketi idare ve temsil yetkisinin «kayyım» olarak atanan D...
Benzer bu karardaÖte yandan, dava tarihi itibariyle 6103 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un 25. maddesine göre ‘‘Türk Ticaret Kanunu'nun yürürlüğe girdiği tarihte görevde bulunan «anonim şirket» yönetim kurulları ile «limited şirket müdürleri», görevden alınmaları veya «yönetim kurulu üyeliğinin» başka bir sebeple boşalması hâli hariç, sürelerinin sonuna kadar görevlerine devam ederler.
… a uyularak, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, tarafların dava dışı şirketin eşit hisseli ortakları olduğu, şirketin ana sözleşmesinde ilk üç yıl ... ve ...'ın «şirket müdürü» seçildikleri ve süre bitiminde tekrar şirket müdürü belirlenmediği, dava dışı şirkete «yönetim kayyumu atanmasını» gerektiren bir durum olmadığı, zira ortakların şirket müdürü olarak yetkileri sona erdiği tarih itibariyle yürürlükte olan mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu uyarınca ortaklar kurulunca aksine bir karar alınmadığı sürece ismen «şirket müdürleri» belirtilmediği hallerde tüm ortakların aynı zamanda müdür sıfatını haiz olduğunun düzenlendiği, ortaklar arasında yönetime ilişkin bir takım uyuşmazlıkların olmasının şirkete «kayyım atanmasını» gerektirmeyeceği, şirket yönetiminde müşterek olarak yetkili olan her iki ortağın şirketin çıkarlarını gözeterek asgari müşterekte uzlaşmadıkları takdirde kanunda çeşitli yolların öngörüldüğü, «şirketin feshi» ve tasfiyesi davasının söz konusu olmadığı gibi bir şirketin ilelebet kayyım marifetiyle yönetilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, «limited şirkete» «kayyum atanması» istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yönetim kayyumu · genel kurulu toplantıya çağırma · kayyum atanması · kayyım atanması · şirketin feshi
Benzer bu kararda… a uyularak, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, tarafların dava dışı şirketin eşit hisseli ortakları olduğu, şirketin ana sözleşmesinde ilk üç yıl ... ve ...'ın «şirket müdürü» seçildikleri ve süre bitiminde tekrar şirket müdürü belirlenmediği, dava dışı şirkete «yönetim kayyumu atanmasını» gerektiren bir durum olmadığı, zira ortakların şirket müdürü olarak yetkileri sona erdiği tarih itibariyle yürürlükte olan mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu uyarınca ortaklar kurulunca aksine bir karar alınmadığı sürece ismen «şirket müdürleri» belirtilmediği hallerde tüm ortakların aynı zamanda müdür sıfatını haiz olduğunun düzenlendiği, ortaklar arasında yönetime ilişkin bir takım uyuşmazlıkların olmasının şirkete «kayyım atanmasını» gerektirmeyeceği, şirket yönetiminde müşterek olarak yetkili olan her iki ortağın şirketin çıkarlarını gözeterek asgari müşterekte uzlaşmadıkları takdirde kanunda çeşitli yolların öngörüldüğü, «şirketin feshi» ve tasfiyesi davasının söz konusu olmadığı gibi bir şirketin ilelebet kayyım marifetiyle yönetilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, «limited şirkete» «kayyum atanması» istemine ilişkindir.
Tüm ortakların hep birlikte müdür sıfatıyla şirket işlerini idare ve şirketi «temsil» ettiği «limited şirketlerde» de aynı üç aylık süre içinde Türk Ticaret Kanunu'nun 623. maddesi hükmünün gereği yerine getirilir." Somut uyuşmazlıkta bu yönde bir iddia da taraflarca ileri sürülmediğine göre, dava dışı şirket ana sözleşmesiyle atanan müdürlerin görev süresinin dolduğu dikkate alınmak suretiyle, şirkete «genel kurulu toplantıya çağırmak» için yetkili kılınmak üzere TMK m.
-
Şirketin feshi ve tasfiyesi | Sözleşme kapsamındaki talep | Müdür azli | Kayyım tayini
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/9121 E. 2014/728 K.
Ortak:müdürün azli · kayyım · şirket müdürü · tüzel kişilik · limited şirket · yetki · temsil · dava şartı
İncelediğiniz karardaAsliye Ticaret Mahkemesi'nin 2005/392 sayılı dosyasında davalının yöneticiliği döneminde başarı gösterdiğinin ortaya çıktığı, azli yerine idare ve «temsil» «yetkisinin» sınırlandırılmasının daha uygun çözüm olacağı gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının şirketi idare ve temsil yetkisinin «kayyım» olarak atanan D...
1-Dava, tarafların ortağı bulunan dava dışı «limited şirketin müdürü» olan davalının haklı nedene dayalı olarak müdürlük görevinden azli istemine ilişkindir.
28.12.1989 tarihinde tescil edilerek «tüzel kişilik» kazanan tarafların ortağı bulunduğu «limited şirketin» ana sözleşmesinin 17. maddesinde her ortağın oy hakkının sermayesine göre hesap edileceği, her 1.000 TL'nin bir oy hakkı vereceği, ancak bir ortağın bütün ortakların sahip olduğu oy sayısının 1/3'ünden fazlasına sahip olamayacağının hüküm altına alındığı, dava açıldıktan sonra 21.02.2009 tarihinde alınan «ortaklar kurulu» kararı ile davalının müdürlük süresinin 15 yıla çıkarıldığı, bu karara davacıların muhalefet ettiği, kararın %51 pay sahibi davalı oyu ile alındığı hususları da do …
Benzer bu kararda2- Asıl dava, «şirket müdürlerinin azli» ve bu nedenle oluşan «organ boşluğunun» giderilmesi için «kayyım tayini», birleşen dava ise haklı nedenle «şirketin feshi» ve tasfiyesi istemlerine ilişkindir.
Asıl davada, davacı vekili tarafından davalı «şirketin müdürü» olan davalı Ferah’ın şirketi iyi idare etmediği iddiasına dayalı «müdürün azli» ve oluşan «organ boşluğu» nedeniyle şirkete «kayyım tayin» edilmesi talep edilmiş olup, mahkemece birleşen davada davalı «şirketin tasfiyesine» karar verilmekle sanki organ boşluğunun «tasfiye memuru atanmak» suretiyle giderildiği gibi değerlendirme yapılarak müdürün azli ile şirkete kayyım tayini istemine ilişkin asıl davanın konusuz kaldığı yönünde karar verilmiştir.
Özellikle, iki ortaklı «limitet şirketlerde» tarafların davada yer alması halinde, davanın şirkete karşı açıldığının, dava dilekçesinde diğer ortağın gösterilmesinin, şirketi «temsilen» olduğunun kabulü gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:organ boşluğu · limited şirketin feshi · kayyım tayini · yapılandırma protokolü · şirketin feshi · şirketin tasfiyesi · tasfiye memuru atanması · tasfiye memuru
Benzer bu karardaAsıl davada, davacı vekili tarafından davalı «şirketin müdürü» olan davalı Ferah’ın şirketi iyi idare etmediği iddiasına dayalı «müdürün azli» ve oluşan «organ boşluğu» nedeniyle şirkete «kayyım tayin» edilmesi talep edilmiş olup, mahkemece birleşen davada davalı «şirketin tasfiyesine» karar verilmekle sanki organ boşluğunun «tasfiye memuru atanmak» suretiyle giderildiği gibi değerlendirme yapılarak müdürün azli ile şirkete kayyım tayini istemine ilişkin asıl davanın konusuz kaldığı yönünde karar verilmiştir.
2- Asıl dava, «şirket müdürlerinin azli» ve bu nedenle oluşan «organ boşluğunun» giderilmesi için «kayyım tayini», birleşen dava ise haklı nedenle «şirketin feshi» ve tasfiyesi istemlerine ilişkindir.
… inin ortaklar arasındaki sorunlar nedeniyle mümkün bulunmadığı, her iki ortağın müşterek kusurlu oldukları gerekçesiyle, birleşen davanın kabulü ile davalı şirketin «fesih» ve tasfiyesi ile «tasfiye memuru atanmasına», asıl davanın konusuz kaldığından karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
3- Birleşen dava yönünden temyiz talebine gelince, birleşen dava, 6762 sayılı TTK.nun 549/4. maddesi kapsamında, haklı sebeplere dayalı «limited şirketin feshi» istemine ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/9915 E. , 2014/1889 K.
LİMİTED ŞİRKET MÜDÜRÜNÜN ATANMASI VE AZLİ
OY HAKKININ SINIRLANDIRILMASI
ÖZDEN ORGAN İLKESİ
HUKUKİ YARAR
TÜRK TİCARET KANUNU(MÜLGA) (6762) Madde 540
TÜRK TİCARET KANUNU(MÜLGA) (6762) Madde 537
TÜRK TİCARET KANUNU (6102) Madde 363
TÜRK TİCARET KANUNU (6102) Madde 359
TÜRK TİCARET KANUNU (6102) Madde 623
TÜRK TİCARET KANUNUNUN YÜRÜRLÜĞÜ VE UYGULAMA ŞEKLİ HAKKINDA KANUN (6103) Madde 3
TÜRK TİCARET KANUNUNUN YÜRÜRLÜĞÜ VE UYGULAMA ŞEKLİ HAKKINDA KANUN (6103) Madde 25
"İçtihat Metni"
Taraflar arasında görülen davada Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 14.03.2012 tarih ve 2009/79-2012/130 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 04.02.2014 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı vekili Av. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, kardeş olan tarafların dava dışı limited şirketi kurduklarını, 02.12.1999 tarihli ortaklar kurulu kararı ile 10 yıllığına ortakların müdür atandıklarını, 2001 krizi sonrası sorunlar çıktığını, %51 pay sahibi olan davalının müvekkillerini şirketten uzaklaştırmak için usulsüz ve muvazaalı işlemler yaptığını, TMK'nın ilgili hükümlerine aykırı şekilde eşine ortaklığı devir ettiğini, anılan devrin usulsüzlüğünün tespit ettirildiğini, bu kişiyle alınan kararların yok olduğunun tespiti davasının kabul ile sonuçlandığını, müvekkillerinin müdürlük sıfatlarının geri döndüğünü, sonrasında şirketin defter ve kayıtlarının ortadan kaldırıldığını, denetleme hakkından mahrum bırakıldıklarını, bilgi istenmesine rağmen şirketle ilgili bilgilendirmeyi yapmadığını, şirketin mali tablolarının gerçeğe aykırı düzenlendiğini, belgelerde tahrifat olduğunun ortaya çıktığını, yeni işleri kendisinin akrabaları ve yakınları üzerine kurdurduğu şirketler üzerinden yaptığını, haklı nedenlerin ortaya çıktığını ileri sürerek, davalının müdürlükten azline, şirketi temsil ve idare yetkisinin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacıların şirketi 2004 yılına kadar kötü ve usule aykırı şekilde yöneterek borca batık hale getirdiklerini, aynı vakıalara dayalı olarak açtıkları kayyım tayini istemli davanın reddine karar verildiğini, kararın Yargıtay onamasından geçerek kesinleştiğini, kesin hüküm bulunduğunu, iddiaların dayanaklarının olmadığını, çelişkiler içerdiğini, husumetin şirkete yöneltilmesi gerektiğini, bu davayı ilgilendiren hukuk ve ceza davalarının sonuçlanmasının beklenilmesi gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporlarına göre, taraflar arasında yıllardan beri devam eden hukuk ve ceza davalarıyla soruşturmalar bulunduğu, tarafların dava dışı şirketin ortakları olduğu, davalının müdürlük sıfatının devam ettiğinin dosya kapsamıyla sabit bulunduğu, davalının katılımı ile alınan ve davacıların müdürlükten azlini içeren şirketin 79, 80 ve 84 numaralı kararlarının yok hükmünde olduklarının tespitine karar verildiği, davalının şirketin paralarını kendi hesabına geçirdiği, müdürlükten azli için haklı sebeplerin ortaya çıktığı, her ne kadar yok hükmünde olduğu belirlenen kararlarda davalının salt ortaklar kurulunu toplantıya çağırdığı, şirketin paralarını usulsüz şekilde de olsa şirketin menfaatine hesaplarına geçirdiği ve sonradan şirkete iade ettiği yönünde özel rapor sunmuş ise de şirketin hukuka aykırı idaresinin haklı gerekçe kabul edilemeyeceği, ayrıca yok hükmünde alınan kararların ortaya çıkması için sistemli şekilde çaba sarf ettiği, haklı nedenlerin bulunduğu, davacı Zülfikar'ın ceza dosyasında ortaklar kurulu kararında sahtecilik yaptığından bahisle mahkum olduğu, diğer davacı hakkında yağmacılık suçundan dolayı soruşturma bulunduğu, Ankara 5.
Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2005/392 sayılı dosyasında davalının yöneticiliği döneminde başarı gösterdiğinin ortaya çıktığı, azli yerine idare ve temsil yetkisinin sınırlandırılmasının daha uygun çözüm olacağı gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının şirketi idare ve temsil yetkisinin kayyım olarak atanan D... Ö..., H... U... ve F... G...'ye üç ayda bir rapor vermesi ve 10.000.00 TL'nin üzerinde yapacağı işlemleri kayyım heyetinin onayına sunması suretiyle sınırlandırılmasına, atanan kayyımlara aylık 4.000'er TL ücret takdirine karar verilmiştir.
Karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Dava, tarafların ortağı bulunan dava dışı limited şirketin müdürü olan davalının haklı nedene dayalı olarak müdürlük görevinden azli istemine ilişkindir.
Tarafların dava dışı Ş... İnşaat San. ve Tic. Ltd. Şti'nin ortakları olduğu, anılan şirketin başka ortağının bulunmadığı, 02.12.1999 tarihli ortaklar kurulu kararı ile 10 yıl süre ile tarafların münferiden temsil ve ilzama yetkili müdür olarak atandıkları, daha sonra davalının bir kısım paylarını eşine devrettiği, davacıların müdürlükten azli dahil bir takım kararların alındığı, bu kararların yok hükmünde olduğunun tespitine karar verildiği, yine taraflar arasında ceza ve hukuk davalarının görüldüğü, temyize konu işbu davanın 10.02.2009 tarihinde açıldığı hususları uyuşmazlık konusu değildir.
28.12.1989 tarihinde tescil edilerek tüzel kişilik kazanan tarafların ortağı bulunduğu limited şirketin ana sözleşmesinin 17. maddesinde her ortağın oy hakkının sermayesine göre hesap edileceği, her 1.000 TL'nin bir oy hakkı vereceği, ancak bir ortağın bütün ortakların sahip olduğu oy sayısının 1/3'ünden fazlasına sahip olamayacağının hüküm altına alındığı, dava açıldıktan sonra 21.02.2009 tarihinde alınan ortaklar kurulu kararı ile davalının müdürlük süresinin 15 yıla çıkarıldığı, bu karara davacıların muhalefet ettiği, kararın %51 pay sahibi davalı oyu ile alındığı hususları da dosya kapsamıyla sabittir.
Somut uyuşmazlığın çözümlenebilmesi için öncelikle davalının müdür sıfatının irdelenmesi gerekmektedir. Mahkemece, dava tarihinden önce geçerliliğini koruyan 02.12.1999 tarihli karar ile hem davacıların hem de davalının 10 yıl süreyle müdür olarak atandığı, dava açıldıktan sonra davacıların müdürlükten azline ve davalının 15 yıl süreyle müdür atanmasına karar verildiği, bu karar hükümsüz sayılsa bile davalının müdürlük sıfatının 1999 yılı ataması nedeniyle devam edeceği, yerine atama yapılmadığı, bu yönüyle bir itirazın olmadığı kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuştur. Yukarıda açıklandığı üzere, dava tarihi itibariyle geçerliliğini koruyan 02.12.1999 tarihli karar ile taraflar 10 yıl süre ile münferiden müdür olarak atanmışlardır.
Ortaklar kurulu kararında belirtilen süre, dava tarihi itibariyle dolmamış, aşamalarda sona ermiştir. Dava açıldıktan sonra salt davalının oyu ile alınan karar ile davalının müdürlük görevi 15 yıla çıkarılmıştır. Ancak, davalı ana sözleşmesinin 17. maddesinde oy hakkının sınırlandırılması kapsamında bir ortağın ancak bütün ortakların sahip olduğu oy sayısının 1/3'ünden fazlasına sahip olamayacağı yönünde hüküm mevcut olup, bu düzenleme, dava dışı şirketin tüzel kişilik kazandığı tarihte yürürlükte bulunan 6762 sayılı mülga TTK'nın 537. maddesi ve hatta sonradan 559 sayılı KHK ile değişik hali karşısında geçerli ve ortakları bağlayıcı niteliktedir.
Esasen, belirtilen ana sözleşme hükmü, kanun koyucunun ortaklara verdiği oy hakkının sınırlandırılması yönündeki yetkinin kullanılmasına ilişkindir. Bu durum karşısında, dava açıldıktan sonra %51 pay sahibi olan davalının ana sözleşme hükmü uyarınca getirilen sınırlama itibariyle %33,3 oy oranıyla aldığı bu kararın, karar nisabı itibariyle geçersiz olduğu açıktır. O halde, davalının müdürlük sıfatı itibariyle 10 yıllık sürenin dava tarihi itibariyle sona erdiği, geçerli bir karar alınmadığı ve mülga 6762 sayılı Kanun'un 540. maddesi uyarınca tarafların özden organ olarak müdürlük sıfatının devam ettiğinin kabulü gerekmektedir.
Karardan sonra yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK, limited şirketin temsil ve ilzama yetkili organı olan müdürler düzenlemesinde mülga 6762 sayılı TTK'nın sisteminden farklı şekilde 'özden organ' ilkesinden vazgeçmiş, başka bir ifadeyle yönetim ve temsilin ortaklar için hem hak hem de borç olması kuralından ayrılmış, 623 ve devamı maddelerinde limited şirket müdürünün ancak ana sözleşmeyle veya şirket genel kurul kararıyla atanmasını zorunlu hale getirmiştir.
6103 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un 3. maddesi hükmüne göre, tarafların iradelerinden bağımsız olarak, kanunla düzenlenen hukukî ilişkilere, bunlar Türk Ticaret Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden önce kurulmuş olsalar bile, Türk Ticaret Kanunu hükümleri uygulanır
Öte yandan, aynı yürürlük Kanun'un 25/1. maddesi hükmü uyarınca Türk Ticaret Kanunu'nun yürürlüğe girdiği tarihte görevde bulunan anonim şirket yönetim kurulları ile limited şirket müdürleri, görevden alınmaları veya yönetim kurulu üyeliğinin başka bir sebeple boşalması hâli hariç, sürelerinin sonuna kadar görevlerine devam ederler. Ancak, tüzel kişinin temsilcisi olarak üye seçilmiş bulunan gerçek kişinin, Türk Ticaret Kanunu'nun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç ay içinde istifa etmesi, onun yerine tüzel kişinin ya da başkasının seçilmesi gerekir. Tüm ortakların hep birlikte müdür sıfatıyla şirket işlerini idare ve şirketi temsil ettiği limited şirketlerde de aynı üç aylık süre içinde Türk Ticaret Kanunu'nun 623.
maddesi hükmünün gereği yerine getirilir. Anonim şirketlerde Türk Ticaret Kanunu'nun 363. maddesinin birinci fıkrası uyarınca seçim yapılan durumlarda, anılan Kanun'un 359. maddesindeki şartları taşıyan yönetim kurulu üyelerinin seçilmeleri şarttır. Görevdeki yönetim kurulunun görevinin sona ermesinden sonra seçilecek üyelerin, anılan 359'uncu maddedeki şartları taşımaları zorunludur.
Ayrıca, bir davanın açılabilmesinin temel koşullarından biri hukuki yararın varlığıdır. Hukuki yararın varlığı karar kesinleşinceye kadar devam etmek durumundadır.
Somut uyuşmazlıkta yargılama sırasında davacılardan Z.. Ş..'nun haklı nedenle ortaklıktan çıkarılması için aleyhine dava açıldığı anlaşılmaktadır. Açılan davanın sonucu, özellikle anılan davacının aktif dava ehliyeti ile hukuki yararı bakımından işbu dava sonucunu etkileyebilecek niteliktedir.
Bu durum karşısında, temyiz incelemesi öncesinde 6102 Türk Ticaret Kanunu ile 6103 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un yürürlüğe girdiği ve kararın henüz kesinleşmediği dikkate alınıp, yukarıda yapılan açıklamalar ile yasal hükümler çerçevesinde değerlendirme yapılması, özellikle 6103 sayılı Kanun'un 3 ve 25. maddeleri ile 6102 sayılı Kanun'un 623. maddesi çerçevesinde işbu müdür azli davasının konusunun kalıp kalmadığının incelenmesi ve davacı Z.. Ş.. hakkındaki açılan ortaklıktan çıkarma davasının işbu davaya etkisinin tartışılması için kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre, taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın taraflar yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek olmadığına, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 04.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/86838500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz