Ortaklıktan çıkarılma | Tescilin talebi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/3154 E. 2022/7039 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
iyiniyetli üçüncü kişi↗ yönetim kurulu üyeliği↗ anonim şirket yönetim kurulu↗ istifa↗ ticaret sicili tescili↗ şirket müdürü↗ ticaret sicili müdürlüğü↗ iyiniyet↗ hisse devri↗ dava şartı yokluğu↗ üçüncü kişi↗ anonim şirket↗ usulden reddi↗ limited şirket↗ hukuki yarar↗ ticaret sicili↗ yönetim kurulu kararı↗ ilan↗ temsil↗ hmk 353(1)b-2↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk Derece Mahkemesince, 6102 sayılı TTK'nın 598/2. maddesi gereğince, şirket müdürü tarafından tescil yaptırılmaması halinde, ayrılan ortak adının silinmesi için ticaret siciline başvurabileceği, yasanın bu hükmüne göre, davacının işbu davayı açmakta hukuki yararının olmadığı, hukuki yararın dava şartı olduğu ve HMK 114/1 h ve 115/2 maddeleri gereğince davanın usulden reddine karar verilmesinin gerektiği gerekçesiyle davanın hukuki yarara yönelik dava şartı yokluğu nedeniyle HMK 114/1 h ve 115/2 maddesi gereğince usulden reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince, davacının yönetim kurulu üyeliğinden istifa ederek ayrıldığının, davalı şirkete karşı açılan davada tespiti ve tescilinin istenmesinde, hukuki yararı bulunmadığından, İlk Derece Mahkemesince, bu istem yönünden hukuki yarar yokluğu nedeniyle, davanın usulden reddine karar verilmesinin doğru olduğu, ancak davada, anonim şirket hisse devrinin tespit ve tescili istendiği halde, ilk derece mahkemesince, hatalı olarak limited şirketlerde uygulanması gereken 6102 sayılı TTK'nın 598/2. maddesi gereğince, şirket müdürü tarafından tescil yaptırılmaması halinde ayrılan ortak adının silinmesi için ticaret siciline başvurabileceği, bu madde hükmüne göre, davacının işbu davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle, davanın usulden reddine karar verildiği, oysaki, anonim şirketlerde hisse devrinin tescilinin yapılmasının zorunlu olduğuna ve nasıl yapılacağına ilişkin bir düzenlemenin bulunmadığı, sicil memurluğunun, talep halinde tescil işlemini yapabileceğinin, yönetmelikte düzenlendiği, anonim şirketlerde, hisse devrinin tescilinin zorunlu olmaması nedeniyle, davacının hissesini devir ederek, ortaklıktan ayrıldığının davalı şirkete karşı açılan davada tespiti ve tescilinin istenmesinde hukuki yarar bulunmadığından, İlk Derece Mahkemesince hatalı madde hükmüne dayanılmış ise de, neticeden hukuki yarar yokluğundan bu talep hakkında red kararı verilmesinin doğru olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacının anonim şirketin yönetim kurulu üyeliğinden ayrıldığının tespiti ve tescili istemine ilişkindir. 6102 sayılı Kanunun 373. maddesi 1. fıkrasında, "Yönetim kurulu, temsile yetkili kişileri ve bunların temsil şekillerini gösterir kararının noterce onaylanmış suretini, tescil ve ilan edilmek üzere ticaret siciline verir." hükmüne haiz olup, buna göre şirketin yönetim kuruluna, şirketi temsile yetkili kişilerin tescil ve ilanını sağlamak görevi verilmiştir. Dava tarihinden sonra eklenen 3. fıkrasında ise hükmün gerekçesi ve 1. fıkrasıyla uyumlu olarak, "Kamu kurum ve kuruluşları tarafından, ticaret siciline tescil olunan temsile yetkili kişiler ile bunların temsil şekilleri hakkında ticaret sicili kayıtları esas alınır ve şirketten bu kayıtlara ilişkin ticaret sicili müdürlüklerince düzenlenen belgeler ile Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlanan ilan dışında hiçbir belge istenemez." hükmü getirilmiştir.
Ancak somut olayda davacı, yönetim kurulu üyeliğinden istifa ettiğine ilişkin beyanını 19.06.2016 tarihli dilekçesi ile belirtmiş ve 20.07.2018 tarihli genel kurul toplantısında da davacının istifasının kabulüne karar verilerek bu istifadan şirket haberdar edilmişse de, buna rağmen istifanın ticaret siciline kayıt ve tescili sağlanmamıştır.
İlke olarak istifa tek taraflı yenilik doğuran bir hakkın kullanılmasıdır ve hukuki sonuç doğurması kabule bağlı değildir. İstifa iç ilişkide sonuçlarını şirkete ulaşmakla doğurur. Dış ilişki de ise TTK’nın 39. maddesi uyarınca iyiniyetli üçüncü kişiler açısından istifanın etkisi tescil ve ilan olunmasına bağlıdır. Bu nedenle istifa eden yönetim kurulu üyesinin bu işlemin tescil ve ilanında hukuki yararı vardır (Poroy/Tekinalp/Çamoğlu, Ortaklıklar ve Kooperatif Hukuku, 11. Baskı syf.326).
Hal böyle olunca, SGK ve vergi dairesinin denetimlerinden geçen şirkete ilişkin şirketi temsile yetkili kişilerin tespitinde şirketin ticaret sicili kayıtlarının esas alınacağı anlaşılmaktayken, davacının bu davayı açmakta hukuki yararının bulunmasına rağmen, mahkemece HMK 114/1,h ve 115/2 maddeleri gereğince dava açmakta hukuki yarar bulunmadığından dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi yerinde değildir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Ortaklıktan çıkma | Tescil | Ortaklıktan çıkarılmanın tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/2281 E. 2023/5825 K.
Ortak:yönetim kurulu üyeliği · anonim şirket yönetim kurulu · istifa · ticaret sicili tescili · şirket müdürü · ticaret sicili müdürlüğü · hisse devri · dava şartı yokluğu · dava şartı
İncelediğiniz karardaBölge Adliye Mahkemesince, davacının «yönetim kurulu üyeliğinden» «istifa» ederek ayrıldığının, davalı şirkete karşı açılan davada tespiti ve tescilinin istenmesinde, «hukuki yararı» bulunmadığından, İlk Derece Mahkemesince, bu istem yönünden hukuki yarar yokluğu nedeniyle, davanın «usulden reddine» karar verilmesinin doğru olduğu, ancak davada, «anonim şirket» «hisse devrinin» tespit ve tescili istendiği halde, ilk derece mahkemesince, hatalı olarak «limited şirketlerde» uygulanması gereken 6102 sayılı TTK'nın 598/2. maddesi gereğince, «şirket müdürü» tarafından tescil yaptırılmaması halinde ayrılan ortak adının silinmesi için «ticaret siciline» başvurabileceği, bu madde hükmüne göre, davacının işbu davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle, davanın usulden reddine karar verildiği, oysaki, anon …
İlk Derece Mahkemesince, 6102 sayılı TTK'nın 598/2. maddesi gereğince, «şirket müdürü» tarafından tescil yaptırılmaması halinde, ayrılan ortak adının silinmesi için «ticaret siciline» başvurabileceği, yasanın bu hükmüne göre, davacının işbu davayı açmakta «hukuki yararının» olmadığı, hukuki yararın dava şartı olduğu ve HMK 114/1 h ve 115/2 maddeleri gereğince davanın «usulden reddine» karar verilmesinin gerektiği gerekçesiyle davanın hukuki yarara yönelik dava «şartı yokluğu» nedeniyle HMK 114/1 h ve 115/2 maddesi gereğince usulden reddine karar verilmiştir.
2- Davacının «anonim şirketin yönetim kurulu üyeliğinden» ayrıldığının tespiti ve tescili istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «anonim şirketlerde» «hisse devrinin» tesclinin yapılmasının zorunlu olduğuna ve nasıl yapılacağına ilişkin bir düzenleme bulunmadığı, 6102 sayılı Kanun uyarınca anonim şirket hisse devirlerinin Ticaret Sicil Müdürlüğüne bildirilmesi hali kurucu bir etki yaratmadığı gibi sicil memurluğunun, talep halinde tescil işlemini yapabileceği yönetmelikte düzenlendiği, anonim şirketlerde, hisse devrinin tescilinin zorunlu olmaması nedeniyle, davacıların hissesini devrederek, ortaklıktan ayrıldığının davalı şirkete karşı açılan davada tespiti ve tescilinin istenmesinde «hukuki yarar» bulunmadığı, davada davacıların şirket «pay devri» ile «yönetim kurulu üyeliğinden» «istifa» ederek ayrıldığı, davalı şirkete karşı açılan davada tespiti ve tescilinin istenmesinde, hukuki yararının bulunmadığı, davada, anonim şirket hisse devrinin tespit ve tescili istendiği halde, İlk Derece Mahkemesince, hatalı olarak «limited şirketlerde» uygulanması gereken 6102 sayılı Kanun'un 598 inci maddesi gereğince, «şirket müdürü» tarafından tescil yaptırılmaması halinde ayrılan ortak adının silinmesi için «ticaret siciline» başvurabileceği, bu madde hükmüne göre, davacının işbu davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verildiği, bu itibarla İlk Derece Mahkemesince neticeten hukuki yarar yokluğundan bu talep hakkında red kararı verilmesi doğru olmakla birlikte, gerekçe itibari ile hatalı madde hükümüne dayanıldığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, hukuki yarara ilişkin dava «şartı yokluğundan» davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Dava, davacıların «anonim şirketin yönetim kurulu üyeliğinden» ayrıldığının tespiti ve tescili istemine ilişkindir.
Anılan maddeye dava tarihinden sonra eklenen üçüncü fıkrasında ise hükmün gerekçesi ve birinci fıkrasıyla uyumlu olarak, "Kamu kurum ve kuruluşları tarafından, «ticaret siciline tescil» olunan «temsile» yetkili kişiler ile bunların temsil şekilleri hakkında ticaret sicili kayıtları esas alınır ve şirketten bu kayıtlara ilişkin «ticaret sicili müdürlüklerince» düzenlenen belgeler ile Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlanan «ilan» dışında hiçbir belge istenemez." hükmü getirilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hukuki menfaat · şirket müdürlüğü · pay devri · eksik inceleme · görevli mahkeme
Benzer bu karardaÇetinkaya'ya devrettiklerini ve noter kanalı ile gönderdikleri istifanameler ile de «yönetim kurulu» başkan ve yardımcılığından ayrıldıklarını bildirmişlerse de bu iş ve işlemlere ilişkin tescil ve «ilan» talepleri, şirket ile herhangi bir ilişkilerinin bulunmaması sebebiyle reddolunduğu, müvekkili davacılar 23.11.2015 tarihinde itibaren tek hissedarı Shida Çetinkaya olan ve fiili olarak işlemeyen Erexpo Fuarcılık A.Ş.'deki «yönetim kurulu üyeliği» ve yönetim kurulu başkanlığı görevlerini Shida Çetinkaya'ya ulaşılamadığı için ve Bursa Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından da «pay devrine» ve istifaya ilişkin bildirimlerinin tescil ve ilan edilmemesi nedeniyle görevlerini Shida Çetinkaya'ya iade edemediğini ve 6102 sayılı Kanun'un 37 nci maddesi kapsamında müvekkilerin yasal sorumluluklarının sürdüğü, bu dava «hukuki menfaatin» varlığının kabulü gerektiği, yapılan yargılamada davalı şirkete ilişkin kayıtlar ilgili Ticaret Sicil Müdürlüğünden dahi celp edilmediğini, «eksik inceleme» yapılarak hatalı şekilde hüküm kurulduğunu, İlk Derece Mahkemesi tarafından 6102 sayılı Kanun'un 598 inci maddesi kapsamında uyuşmazlığa konu iş ve işlemlerin gerçekleştirilebileceği belirtilmişse de, söz konusu kanun hükmünün «limited şirkete» ilişkin olduğunu, uyuşmazlığa konu pay devrinin bünyesinde gerçekleştiği davalı şirketin, «anonim şirket» vasfını haiz olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulünü istemiştir.
… e devrin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) yürürlüğü girdiği tarihten sonra yapıldığı, davacı şirkette hisselerin devredildiği halde tescil ve «ilanının» yapılmadığını ileri sürdüğü, 6102 sayılı Kanun'un 598 inci maddesine göre esas sermaye paylarının geçişlerinin tescil edilmesi için «şirket müdürleri» tarafından «ticaret siciline» başvurulacağı, başvurunun 30 gün içinde yapılmaması halinde ayrılan ortak adının bu paylarla ilgili olarak silinmesi için ticaret siciline başvurabileceği, bunun üzerine sicil müdürü şirkete iktisap edenin adının bildirilmesi için süre vereceğinin düzenlendiği, madde hükmünden de anlaşılacağı üzere şirket tescil ve ilan yükümlülüğünü yerine getirmediği takdirde hissesini devreden ortak ticaret siciline başvurarak bunu gerçekleştirebileceği, 6102 sayılı Kanun'un 598 inci maddesinde davacıya da aynı başvuruyu yapıp tescil ve ilan etme hakkı tanıdığı gerekçesiyle davada «hukuki yararı» yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «anonim şirketlerde» «hisse devrinin» tesclinin yapılmasının zorunlu olduğuna ve nasıl yapılacağına ilişkin bir düzenleme bulunmadığı, 6102 sayılı Kanun uyarınca anonim şirket hisse devirlerinin Ticaret Sicil Müdürlüğüne bildirilmesi hali kurucu bir etki yaratmadığı gibi sicil memurluğunun, talep halinde tescil işlemini yapabileceği yönetmelikte düzenlendiği, anonim şirketlerde, hisse devrinin tescilinin zorunlu olmaması nedeniyle, davacıların hissesini devrederek, ortaklıktan ayrıldığının davalı şirkete karşı açılan davada tespiti ve tescilinin istenmesinde «hukuki yarar» bulunmadığı, davada davacıların şirket «pay devri» ile «yönetim kurulu üyeliğinden» «istifa» ederek ayrıldığı, davalı şirkete karşı açılan davada tespiti ve tescilinin istenmesinde, hukuki yararının bulunmadığı, davada, anonim şirket hisse devrinin tespit ve tescili istendiği halde, İlk Derece Mahkemesince, hatalı olarak «limited şirketlerde» uygulanması gereken 6102 sayılı Kanun'un 598 inci maddesi gereğince, «şirket müdürü» tarafından tescil yaptırılmaması halinde ayrılan ortak adının silinmesi için «ticaret siciline» başvurabileceği, bu madde hükmüne göre, davacının işbu davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verildiği, bu itibarla İlk Derece Mahkemesince neticeten hukuki yarar yokluğundan bu talep hakkında red kararı verilmesi doğru olmakla birlikte, gerekçe itibari ile hatalı madde hükümüne dayanıldığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, hukuki yarara ilişkin dava «şartı yokluğundan» davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
… erçekleştirebileceği gerekçesiyle hatalı şekilde davanın reddine karar verildiğini, davalı şirkette pay ve hisseleri bulunmayan bununla birlikte yönetim kurulundaki «görevlerinden» de «istifa» eden davacıların tescil talepleri Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından kabul görmediğini, davacıların davayı açmakta «hukuki yararlarının» mevcut olduğunu, davacıların hiçbir ilişkileri bulunmayan şirket nedeniyle sürekli ve ağır baskı altında olduğunu ve re’sen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliy …
-
Ortaklıktan çıkma | Tescil | Ortaklıktan çıkarılmanın tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/2281 E. 2023/5825 K.
Ortak:yönetim kurulu üyeliği · anonim şirket yönetim kurulu · istifa · ticaret sicili tescili · şirket müdürü · ticaret sicili müdürlüğü · hisse devri · dava şartı yokluğu · dava şartı
İncelediğiniz karardaBölge Adliye Mahkemesince, davacının «yönetim kurulu üyeliğinden» «istifa» ederek ayrıldığının, davalı şirkete karşı açılan davada tespiti ve tescilinin istenmesinde, «hukuki yararı» bulunmadığından, İlk Derece Mahkemesince, bu istem yönünden hukuki yarar yokluğu nedeniyle, davanın «usulden reddine» karar verilmesinin doğru olduğu, ancak davada, «anonim şirket» «hisse devrinin» tespit ve tescili istendiği halde, ilk derece mahkemesince, hatalı olarak «limited şirketlerde» uygulanması gereken 6102 sayılı TTK'nın 598/2. maddesi gereğince, «şirket müdürü» tarafından tescil yaptırılmaması halinde ayrılan ortak adının silinmesi için «ticaret siciline» başvurabileceği, bu madde hükmüne göre, davacının işbu davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle, davanın usulden reddine karar verildiği, oysaki, anon …
İlk Derece Mahkemesince, 6102 sayılı TTK'nın 598/2. maddesi gereğince, «şirket müdürü» tarafından tescil yaptırılmaması halinde, ayrılan ortak adının silinmesi için «ticaret siciline» başvurabileceği, yasanın bu hükmüne göre, davacının işbu davayı açmakta «hukuki yararının» olmadığı, hukuki yararın dava şartı olduğu ve HMK 114/1 h ve 115/2 maddeleri gereğince davanın «usulden reddine» karar verilmesinin gerektiği gerekçesiyle davanın hukuki yarara yönelik dava «şartı yokluğu» nedeniyle HMK 114/1 h ve 115/2 maddesi gereğince usulden reddine karar verilmiştir.
2- Davacının «anonim şirketin yönetim kurulu üyeliğinden» ayrıldığının tespiti ve tescili istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «anonim şirketlerde» «hisse devrinin» tesclinin yapılmasının zorunlu olduğuna ve nasıl yapılacağına ilişkin bir düzenleme bulunmadığı, 6102 sayılı Kanun uyarınca anonim şirket hisse devirlerinin Ticaret Sicil Müdürlüğüne bildirilmesi hali kurucu bir etki yaratmadığı gibi sicil memurluğunun, talep halinde tescil işlemini yapabileceği yönetmelikte düzenlendiği, anonim şirketlerde, hisse devrinin tescilinin zorunlu olmaması nedeniyle, davacıların hissesini devrederek, ortaklıktan ayrıldığının davalı şirkete karşı açılan davada tespiti ve tescilinin istenmesinde «hukuki yarar» bulunmadığı, davada davacıların şirket «pay devri» ile «yönetim kurulu üyeliğinden» «istifa» ederek ayrıldığı, davalı şirkete karşı açılan davada tespiti ve tescilinin istenmesinde, hukuki yararının bulunmadığı, davada, anonim şirket hisse devrinin tespit ve tescili istendiği halde, İlk Derece Mahkemesince, hatalı olarak «limited şirketlerde» uygulanması gereken 6102 sayılı Kanun'un 598 inci maddesi gereğince, «şirket müdürü» tarafından tescil yaptırılmaması halinde ayrılan ortak adının silinmesi için «ticaret siciline» başvurabileceği, bu madde hükmüne göre, davacının işbu davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verildiği, bu itibarla İlk Derece Mahkemesince neticeten hukuki yarar yokluğundan bu talep hakkında red kararı verilmesi doğru olmakla birlikte, gerekçe itibari ile hatalı madde hükümüne dayanıldığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, hukuki yarara ilişkin dava «şartı yokluğundan» davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Dava, davacıların «anonim şirketin yönetim kurulu üyeliğinden» ayrıldığının tespiti ve tescili istemine ilişkindir.
Anılan maddeye dava tarihinden sonra eklenen üçüncü fıkrasında ise hükmün gerekçesi ve birinci fıkrasıyla uyumlu olarak, "Kamu kurum ve kuruluşları tarafından, «ticaret siciline tescil» olunan «temsile» yetkili kişiler ile bunların temsil şekilleri hakkında ticaret sicili kayıtları esas alınır ve şirketten bu kayıtlara ilişkin «ticaret sicili müdürlüklerince» düzenlenen belgeler ile Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlanan «ilan» dışında hiçbir belge istenemez." hükmü getirilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hukuki menfaat · şirket müdürlüğü · pay devri · eksik inceleme · görevli mahkeme
Benzer bu karardaÇetinkaya'ya devrettiklerini ve noter kanalı ile gönderdikleri istifanameler ile de «yönetim kurulu» başkan ve yardımcılığından ayrıldıklarını bildirmişlerse de bu iş ve işlemlere ilişkin tescil ve «ilan» talepleri, şirket ile herhangi bir ilişkilerinin bulunmaması sebebiyle reddolunduğu, müvekkili davacılar 23.11.2015 tarihinde itibaren tek hissedarı Shida Çetinkaya olan ve fiili olarak işlemeyen Erexpo Fuarcılık A.Ş.'deki «yönetim kurulu üyeliği» ve yönetim kurulu başkanlığı görevlerini Shida Çetinkaya'ya ulaşılamadığı için ve Bursa Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından da «pay devrine» ve istifaya ilişkin bildirimlerinin tescil ve ilan edilmemesi nedeniyle görevlerini Shida Çetinkaya'ya iade edemediğini ve 6102 sayılı Kanun'un 37 nci maddesi kapsamında müvekkilerin yasal sorumluluklarının sürdüğü, bu dava «hukuki menfaatin» varlığının kabulü gerektiği, yapılan yargılamada davalı şirkete ilişkin kayıtlar ilgili Ticaret Sicil Müdürlüğünden dahi celp edilmediğini, «eksik inceleme» yapılarak hatalı şekilde hüküm kurulduğunu, İlk Derece Mahkemesi tarafından 6102 sayılı Kanun'un 598 inci maddesi kapsamında uyuşmazlığa konu iş ve işlemlerin gerçekleştirilebileceği belirtilmişse de, söz konusu kanun hükmünün «limited şirkete» ilişkin olduğunu, uyuşmazlığa konu pay devrinin bünyesinde gerçekleştiği davalı şirketin, «anonim şirket» vasfını haiz olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulünü istemiştir.
… e devrin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) yürürlüğü girdiği tarihten sonra yapıldığı, davacı şirkette hisselerin devredildiği halde tescil ve «ilanının» yapılmadığını ileri sürdüğü, 6102 sayılı Kanun'un 598 inci maddesine göre esas sermaye paylarının geçişlerinin tescil edilmesi için «şirket müdürleri» tarafından «ticaret siciline» başvurulacağı, başvurunun 30 gün içinde yapılmaması halinde ayrılan ortak adının bu paylarla ilgili olarak silinmesi için ticaret siciline başvurabileceği, bunun üzerine sicil müdürü şirkete iktisap edenin adının bildirilmesi için süre vereceğinin düzenlendiği, madde hükmünden de anlaşılacağı üzere şirket tescil ve ilan yükümlülüğünü yerine getirmediği takdirde hissesini devreden ortak ticaret siciline başvurarak bunu gerçekleştirebileceği, 6102 sayılı Kanun'un 598 inci maddesinde davacıya da aynı başvuruyu yapıp tescil ve ilan etme hakkı tanıdığı gerekçesiyle davada «hukuki yararı» yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «anonim şirketlerde» «hisse devrinin» tesclinin yapılmasının zorunlu olduğuna ve nasıl yapılacağına ilişkin bir düzenleme bulunmadığı, 6102 sayılı Kanun uyarınca anonim şirket hisse devirlerinin Ticaret Sicil Müdürlüğüne bildirilmesi hali kurucu bir etki yaratmadığı gibi sicil memurluğunun, talep halinde tescil işlemini yapabileceği yönetmelikte düzenlendiği, anonim şirketlerde, hisse devrinin tescilinin zorunlu olmaması nedeniyle, davacıların hissesini devrederek, ortaklıktan ayrıldığının davalı şirkete karşı açılan davada tespiti ve tescilinin istenmesinde «hukuki yarar» bulunmadığı, davada davacıların şirket «pay devri» ile «yönetim kurulu üyeliğinden» «istifa» ederek ayrıldığı, davalı şirkete karşı açılan davada tespiti ve tescilinin istenmesinde, hukuki yararının bulunmadığı, davada, anonim şirket hisse devrinin tespit ve tescili istendiği halde, İlk Derece Mahkemesince, hatalı olarak «limited şirketlerde» uygulanması gereken 6102 sayılı Kanun'un 598 inci maddesi gereğince, «şirket müdürü» tarafından tescil yaptırılmaması halinde ayrılan ortak adının silinmesi için «ticaret siciline» başvurabileceği, bu madde hükmüne göre, davacının işbu davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verildiği, bu itibarla İlk Derece Mahkemesince neticeten hukuki yarar yokluğundan bu talep hakkında red kararı verilmesi doğru olmakla birlikte, gerekçe itibari ile hatalı madde hükümüne dayanıldığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, hukuki yarara ilişkin dava «şartı yokluğundan» davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
… erçekleştirebileceği gerekçesiyle hatalı şekilde davanın reddine karar verildiğini, davalı şirkette pay ve hisseleri bulunmayan bununla birlikte yönetim kurulundaki «görevlerinden» de «istifa» eden davacıların tescil talepleri Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından kabul görmediğini, davacıların davayı açmakta «hukuki yararlarının» mevcut olduğunu, davacıların hiçbir ilişkileri bulunmayan şirket nedeniyle sürekli ve ağır baskı altında olduğunu ve re’sen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliy …
-
Ortaklıktan çıkarılma | Tescilin talebi | Tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/3919 E. 2024/1529 K.
Ortak:yönetim kurulu üyeliği · anonim şirket yönetim kurulu · istifa · ticaret sicili tescili · şirket müdürü · hisse devri · dava şartı yokluğu · anonim şirket · dava şartı
İncelediğiniz karardaBölge Adliye Mahkemesince, davacının «yönetim kurulu üyeliğinden» «istifa» ederek ayrıldığının, davalı şirkete karşı açılan davada tespiti ve tescilinin istenmesinde, «hukuki yararı» bulunmadığından, İlk Derece Mahkemesince, bu istem yönünden hukuki yarar yokluğu nedeniyle, davanın «usulden reddine» karar verilmesinin doğru olduğu, ancak davada, «anonim şirket» «hisse devrinin» tespit ve tescili istendiği halde, ilk derece mahkemesince, hatalı olarak «limited şirketlerde» uygulanması gereken 6102 sayılı TTK'nın 598/2. maddesi gereğince, «şirket müdürü» tarafından tescil yaptırılmaması halinde ayrılan ortak adının silinmesi için «ticaret siciline» başvurabileceği, bu madde hükmüne göre, davacının işbu davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle, davanın usulden reddine karar verildiği, oysaki, anon …
2- Davacının «anonim şirketin yönetim kurulu üyeliğinden» ayrıldığının tespiti ve tescili istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, 6102 sayılı TTK'nın 598/2. maddesi gereğince, «şirket müdürü» tarafından tescil yaptırılmaması halinde, ayrılan ortak adının silinmesi için «ticaret siciline» başvurabileceği, yasanın bu hükmüne göre, davacının işbu davayı açmakta «hukuki yararının» olmadığı, hukuki yararın dava şartı olduğu ve HMK 114/1 h ve 115/2 maddeleri gereğince davanın «usulden reddine» karar verilmesinin gerektiği gerekçesiyle davanın hukuki yarara yönelik dava «şartı yokluğu» nedeniyle HMK 114/1 h ve 115/2 maddesi gereğince usulden reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaİlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bu nedenle «istifa» eden «yönetim kurulu» üyesinin bu işlemin tescil ve ilanında «hukuki yararı» olacağı, davacının bu davayı açmakta hukuki yararının bulunduğu gerekçesiyle davacının ortaklıktan ayrıldığının tespiti ve ortaklıktan ayrıldığının Ticaret Siciline tesciline ilişkin dava ve talebinin «anonim şirketlerde» «hisse devrinin» tescilinin zorunlu olmaması nedeniyle bu konuda tespit ve tescilinin istenmesinde hukuki yarar bulunmadığından buna yönelik dava ve taleplerin dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine», davacının «anonim şirketin yönetim kurulu üyeliğinden» ayrıldığının tespiti ve tesciline ilişkin dava ve talebinin kabulüne, davacının davalı şirket yönetim kurulu üyeliğinden ayrıldığının tespiti ile «ticaret siciline tesciline» karar verilmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 23.02.2021 tarihli ve 2020/2005 E., 2021/248 K. sayılı kararıyla; davacının «yönetim kurulu üyeliğinden» «istifa» ederek ayrıldığının davalı şirkete karşı açılan davada tespiti ve tescilinin istenmesinde, «hukuki yararı» bulunmadığından İlk Derece Mahkemesince bu istem yönünden hukuki yarar yokluğu nedeniyle davanın «usulden reddine» karar verilmesinin doğru olduğu, ancak davada «anonim şirket» «hisse devrinin» tespit ve tescili istendiği halde İlk Derece Mahkemesince hatalı olarak «limited şirketlerde» uygulanması gereken 6102 sayılı Kanun'un 598 ... maddesi gereğince «şirket müdürü» tarafından tescil yaptırılmaması halinde ayrılan ortak adının silinmesi için «ticaret siciline» başvurabileceği, bu madde hükmüne göre, davacının işbu davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verildiği, oysaki anonim …
A.Ş.'yi kurduğunu, şirket kuruluşunun ardından müvekkili ...'un davalı şirket nezdinde bulunan tüm «payı» olan 400 hisseyi diğer ortak dava dışı ... ...'a 10.000,00 TL bedel karşılığında devrettiğini ve yönetim kurulundaki görevinden 19.08.2016 tarihli dilekçesi ile «istifa» ettiğini, davalı şirket genel kurulunun 20.07.2018 tarihinde toplanarak ve devir sözleşmesi doğrultusunda vekil edenin ortaklıktan ayrılmasına ve yönetim kurulundan istifasının kabulüne oybirliği ile karar verdiğini, böylelikle müvekkilinin davalı şirket ile tüm bağlarını kopardığını, ancak davalı şirket tarafından «pay devri» ve «yönetim kurulu» değişikliğinin «ticaret siciline tescil» ettirilmemesi nedeniyle davalı şirketin vergi daireleri ve Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) başta olmak üzere resmi makamlar nezdinde yaşamış olduğu sıkıntıların müvekkiline sirayet ettiğini, bu nedenle müvekkilinin ticari ve şahsi hayatının sekteye uğradığını, bankalardan kredi alamadığını belirterek, müvekkilinin davalı şirketten 19.08.2016 tarihi itibariyle paylarını devretmek suretiyle ortaklıktan ve «yönetim kurulu üyeliğinden» ayrıldığının tespitine ve bu hususun ticaret siciline tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:pay devri · kazanılmış hak · olumsuz oy · kâr payı
Benzer bu karardaA.Ş.'yi kurduğunu, şirket kuruluşunun ardından müvekkili ...'un davalı şirket nezdinde bulunan tüm «payı» olan 400 hisseyi diğer ortak dava dışı ... ...'a 10.000,00 TL bedel karşılığında devrettiğini ve yönetim kurulundaki görevinden 19.08.2016 tarihli dilekçesi ile «istifa» ettiğini, davalı şirket genel kurulunun 20.07.2018 tarihinde toplanarak ve devir sözleşmesi doğrultusunda vekil edenin ortaklıktan ayrılmasına ve yönetim kurulundan istifasının kabulüne oybirliği ile karar verdiğini, böylelikle müvekkilinin davalı şirket ile tüm bağlarını kopardığını, ancak davalı şirket tarafından «pay devri» ve «yönetim kurulu» değişikliğinin «ticaret siciline tescil» ettirilmemesi nedeniyle davalı şirketin vergi daireleri ve Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) başta olmak üzere resmi makamlar nezdinde yaşamış olduğu sıkıntıların müvekkiline sirayet ettiğini, bu nedenle müvekkilinin ticari ve şahsi hayatının sekteye uğradığını, bankalardan kredi alamadığını belirterek, müvekkilinin davalı şirketten 19.08.2016 tarihi itibariyle paylarını devretmek suretiyle ortaklıktan ve «yönetim kurulu üyeliğinden» ayrıldığının tespitine ve bu hususun ticaret siciline tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı şirketin ortağı olmadığının geriye dönük olarak tescil ve tespitinde «hukuki yararın» olduğunu, Ticaret Sicilinden «olumsuz» cevap aldığını, ortaklıktan ayrıldığının tespit ve tescilinin reddinin doğru olmadığını, 19.08.2016 itibariyle paylarını devrederek ortaklıktan ayrıldığının tespit ve tescilini istemiştir.
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına «kazanılmış hak» durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/14447 E. 2014/3779 K.
Ortak:iyiniyetli üçüncü kişi · yönetim kurulu üyeliği · istifa · iyiniyet · hisse devri · üçüncü kişi · hukuki yarar · ticaret sicili · dava şartı
İncelediğiniz karardaBölge Adliye Mahkemesince, davacının «yönetim kurulu üyeliğinden» «istifa» ederek ayrıldığının, davalı şirkete karşı açılan davada tespiti ve tescilinin istenmesinde, «hukuki yararı» bulunmadığından, İlk Derece Mahkemesince, bu istem yönünden hukuki yarar yokluğu nedeniyle, davanın «usulden reddine» karar verilmesinin doğru olduğu, ancak davada, «anonim şirket» «hisse devrinin» tespit ve tescili istendiği halde, ilk derece mahkemesince, hatalı olarak «limited şirketlerde» uygulanması gereken 6102 sayılı TTK'nın 598/2. maddesi gereğince, «şirket müdürü» tarafından tescil yaptırılmaması halinde ayrılan ortak adının silinmesi için «ticaret siciline» başvurabileceği, bu madde hükmüne göre, davacının işbu davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle, davanın usulden reddine karar verildiği, oysaki, anon …
Ancak somut olayda davacı, «yönetim kurulu üyeliğinden» «istifa» ettiğine ilişkin beyanını 19.06.2016 tarihli dilekçesi ile belirtmiş ve 20.07.2018 tarihli genel kurul toplantısında da davacının istifasının kabulüne karar verilerek bu istifadan şirket haberdar edilmişse de, buna rağmen istifanın «ticaret siciline» kayıt ve tescili sağlanmamıştır.
Dış ilişki de ise TTK’nın 39. maddesi uyarınca «iyiniyetli üçüncü kişiler» açısından istifanın etkisi tescil ve «ilan» olunmasına bağlıdır.
Benzer bu kararda… irkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dava davacının paydaşlığının sona erdiğinin ve şirket yönetimi ile ilişkisinin kalmadığının tespiti istemine ilişkin olup «eda davası» niteliğinde olmadığı, davacının devrin «pay defterine» işlenmesine ilişkin talepte bulunmadığı, davalı şirket anasözleşmesinde nama yazılı hisse senetlerinin devrini engelleyen bir hüküm bulunmadığından «hisse devrinin» mümkün olduğu, devir «ciro» ve «teslimle» mümkün olup TTK’nın 416/2. maddesi uyarınca şirkete karşı ancak «pay defterine kayıt» ile hüküm ifade edeceği, davalı şirketin davacı tarafından gönderilen 2 ayrı «ihtara» rağmen devri pay defterine kaydetmediği, «pay devri» pay defterine kaydedilmezse sadece mülkiyeti devredeceği ve şirkete karşı ileri sürülemeyeceği, davacının talebinin devrin pay defterine kayıt edilmesine ilişkin olmadığı, devir pay defterine kayıt edilmediğinden paydaşlığın sona erdiğinin tespitine karar verilemeyeceği, «yönetim kurulu üyeliği» «istifa» ile kendiliğinden sona ereceğinden bu hususta «tespit davası» açılmasında davacının «hukuki yararı» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, açılan davanın «eda davası» niteliğinde olmayıp davacının «pay devrinin» «pay defterine» işlenmesi yönünde talebi bulunmadığı, paydaşlığın sona ermesi için «pay defterine kayıt» gerektiği, pay defterine kayıt edilmezse şirkete karşı hüküm ifade etmeyeceği, talep de devrin pay defterine kayıt edilmesine ilişkin olmadığından paydaşlığın sona erdiğinin tespitine karar verilemeyeceği, «yönetim kurulu üyeliği» ise sürenin dolması ile ya da «istifa» ile kendiliğinden sona ereceğinden davacının bu hususta «tespit davası» açmakta «hukuki yararı» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dış ilişki de ise TTK’nın 39. maddesi uyarınca «iyiniyetli üçüncü kişiler» açısından istifanın etkisi tescil ve «ilan» olunmasına bağlıdır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:pay defterine kayıt · eda davası · pay devri · pay sahipliği · hisse senedi · ciro · tespit davası · pay defteri
Benzer bu kararda… irkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dava davacının paydaşlığının sona erdiğinin ve şirket yönetimi ile ilişkisinin kalmadığının tespiti istemine ilişkin olup «eda davası» niteliğinde olmadığı, davacının devrin «pay defterine» işlenmesine ilişkin talepte bulunmadığı, davalı şirket anasözleşmesinde nama yazılı hisse senetlerinin devrini engelleyen bir hüküm bulunmadığından «hisse devrinin» mümkün olduğu, devir «ciro» ve «teslimle» mümkün olup TTK’nın 416/2. maddesi uyarınca şirkete karşı ancak «pay defterine kayıt» ile hüküm ifade edeceği, davalı şirketin davacı tarafından gönderilen 2 ayrı «ihtara» rağmen devri pay defterine kaydetmediği, «pay devri» pay defterine kaydedilmezse sadece mülkiyeti devredeceği ve şirkete karşı ileri sürülemeyeceği, davacının talebinin devrin pay defterine kayıt edilmesine ilişkin olmadığı, devir pay defterine kayıt edilmediğinden paydaşlığın sona erdiğinin tespitine karar verilemeyeceği, «yönetim kurulu üyeliği» «istifa» ile kendiliğinden sona ereceğinden bu hususta «tespit davası» açılmasında davacının «hukuki yararı» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, açılan davanın «eda davası» niteliğinde olmayıp davacının «pay devrinin» «pay defterine» işlenmesi yönünde talebi bulunmadığı, paydaşlığın sona ermesi için «pay defterine kayıt» gerektiği, pay defterine kayıt edilmezse şirkete karşı hüküm ifade etmeyeceği, talep de devrin pay defterine kayıt edilmesine ilişkin olmadığından paydaşlığın sona erdiğinin tespitine karar verilemeyeceği, «yönetim kurulu üyeliği» ise sürenin dolması ile ya da «istifa» ile kendiliğinden sona ereceğinden davacının bu hususta «tespit davası» açmakta «hukuki yararı» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı, hissesini noterde düzenlenen devir sözleşmesi ile dava dışı Ramazan Kavgacı’ya devrettikten sonra aynı gün noter kanalıyla «pay devrini» davalı şirkete bildirerek «pay defterine» işlenmesini ve «ticaret siciline» kayıt ve tescilini talep etmiştir.
Yine davalı şirketin anasözleşmesinin 6. maddesinde “hisse senetleri nama yazılıdır” hükmü yer almasına rağmen şirketin nama yazılı «hisse senedi» çıkardığına dair bir savunma bulunmadığı gibi dosya kapsamında buna dair delile de rastlanmamıştır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/3154 E. , 2022/7039 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 17.09.2020 tarih ve 2019/509 E. - 2020/473 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi'nce verilen 23.02.2021 tarih ve 2020/2005 E. - 2021/248 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının İzmir 31. Noterliği'nin 01.02.2016 tarih ve 2357 yevmiye numaralı sözleşmesi ile dava dışı diğer ortaklar ... ve ... ile birlikte davalı ... Yapı Mimarlık Mühendislik İnşaat Gıda Tarım Hayvancılık San. ve Tic. A.Ş.'yi kurduğunu, şirket kuruluşunun ardından müvekkili ...'un davalı şirket nezdinde bulunan tüm payı olan 400 hisseyi diğer ortak dava dışı ...'a 10.000,00 TL bedel karşılığında devrettiğini ve yönetim kurulundaki görevinden 19.08.2016 tarihli dilekçesi ile istifa ettiğini, davalı şirket genel kurulunun 20.07.2018 tarihinde toplanarak ve devir sözleşmesi doğrultusunda vekil edenin ortaklıktan ayrılmasına ve yönetim kurulundan istifasının kabulüne oybirliği ile karar verildiğini, böylelikle müvekkilinin davalı şirket ile tüm bağlarını kopardığını, ancak davalı şirket tarafından pay devri ve yönetim kurulu değişikliğinin ticaret siciline tescil ettirilmemesi nedeniyle davalı şirketin vergi daireleri ve Sosyal Güvenlik Kurumu başta olmak üzere resmi makamlar nezdinde yaşamış olduğu sıkıntıların müvekkiline sirayet ettiğini, bu nedenle müvekkilinin ticari ve şahsi hayatının sekteye uğradığını, bankalardan kredi alamadığını belirterek, müvekkilinin davalı şirketten 19.08.2016 tarihi itibariyle paylarını devretmek suretiyle ortaklıktan ve yönetim kurulu üyeliğinden ayrıldığının tespitine ve bu hususun ticaret siciline tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, cevap dilekçesi sunmamış, duruşmalara katılmamış, her hangi bir delil de bildirmemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, 6102 sayılı TTK'nın 598/2. maddesi gereğince, şirket müdürü tarafından tescil yaptırılmaması halinde, ayrılan ortak adının silinmesi için ticaret siciline başvurabileceği, yasanın bu hükmüne göre, davacının işbu davayı açmakta hukuki yararının olmadığı, hukuki yararın dava şartı olduğu ve HMK 114/1 h ve 115/2 maddeleri gereğince davanın usulden reddine karar verilmesinin gerektiği gerekçesiyle davanın hukuki yarara yönelik dava şartı yokluğu nedeniyle HMK 114/1 h ve 115/2 maddesi gereğince usulden reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince, davacının yönetim kurulu üyeliğinden istifa ederek ayrıldığının, davalı şirkete karşı açılan davada tespiti ve tescilinin istenmesinde, hukuki yararı bulunmadığından, İlk Derece Mahkemesince, bu istem yönünden hukuki yarar yokluğu nedeniyle, davanın usulden reddine karar verilmesinin doğru olduğu, ancak davada, anonim şirket hisse devrinin tespit ve tescili istendiği halde, ilk derece mahkemesince, hatalı olarak limited şirketlerde uygulanması gereken 6102 sayılı TTK'nın 598/2. maddesi gereğince, şirket müdürü tarafından tescil yaptırılmaması halinde ayrılan ortak adının silinmesi için ticaret siciline başvurabileceği, bu madde hükmüne göre, davacının işbu davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle, davanın usulden reddine karar verildiği, oysaki, anonim şirketlerde hisse devrinin tescilinin yapılmasının zorunlu olduğuna ve nasıl yapılacağına ilişkin bir düzenlemenin bulunmadığı, sicil memurluğunun, talep halinde tescil işlemini yapabileceğinin, yönetmelikte düzenlendiği, anonim şirketlerde, hisse devrinin tescilinin zorunlu olmaması nedeniyle, davacının hissesini devir ederek, ortaklıktan ayrıldığının davalı şirkete karşı açılan davada tespiti ve tescilinin istenmesinde hukuki yarar bulunmadığından, İlk Derece Mahkemesince hatalı madde hükmüne dayanılmış ise de, neticeden hukuki yarar yokluğundan bu talep hakkında red kararı verilmesinin doğru olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacının anonim şirketin yönetim kurulu üyeliğinden ayrıldığının tespiti ve tescili istemine ilişkindir. 6102 sayılı Kanunun 373. maddesi 1. fıkrasında, "Yönetim kurulu, temsile yetkili kişileri ve bunların temsil şekillerini gösterir kararının noterce onaylanmış suretini, tescil ve ilan edilmek üzere ticaret siciline verir." hükmüne haiz olup, buna göre şirketin yönetim kuruluna, şirketi temsile yetkili kişilerin tescil ve ilanını sağlamak görevi verilmiştir. Dava tarihinden sonra eklenen 3. fıkrasında ise hükmün gerekçesi ve 1. fıkrasıyla uyumlu olarak, "Kamu kurum ve kuruluşları tarafından, ticaret siciline tescil olunan temsile yetkili kişiler ile bunların temsil şekilleri hakkında ticaret sicili kayıtları esas alınır ve şirketten bu kayıtlara ilişkin ticaret sicili müdürlüklerince düzenlenen belgeler ile Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlanan ilan dışında hiçbir belge istenemez." hükmü getirilmiştir.
Ancak somut olayda davacı, yönetim kurulu üyeliğinden istifa ettiğine ilişkin beyanını 19.06.2016 tarihli dilekçesi ile belirtmiş ve 20.07.2018 tarihli genel kurul toplantısında da davacının istifasının kabulüne karar verilerek bu istifadan şirket haberdar edilmişse de, buna rağmen istifanın ticaret siciline kayıt ve tescili sağlanmamıştır.
İlke olarak istifa tek taraflı yenilik doğuran bir hakkın kullanılmasıdır ve hukuki sonuç doğurması kabule bağlı değildir. İstifa iç ilişkide sonuçlarını şirkete ulaşmakla doğurur. Dış ilişki de ise TTK’nın 39. maddesi uyarınca iyiniyetli üçüncü kişiler açısından istifanın etkisi tescil ve ilan olunmasına bağlıdır. Bu nedenle istifa eden yönetim kurulu üyesinin bu işlemin tescil ve ilanında hukuki yararı vardır (Poroy/Tekinalp/Çamoğlu, Ortaklıklar ve Kooperatif Hukuku, 11. Baskı syf.326).
Hal böyle olunca, SGK ve vergi dairesinin denetimlerinden geçen şirkete ilişkin şirketi temsile yetkili kişilerin tespitinde şirketin ticaret sicili kayıtlarının esas alınacağı anlaşılmaktayken, davacının bu davayı açmakta hukuki yararının bulunmasına rağmen, mahkemece HMK 114/1,h ve 115/2 maddeleri gereğince dava açmakta hukuki yarar bulunmadığından dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi yerinde değildir.
SONUÇ
Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacının temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 17/10/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/842893800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz