Ortaklıktan çıkarılma | Tescilin talebi | Tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/3919 E. 2024/1529 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yönetim kurulu üyeliği↗ anonim şirket yönetim kurulu↗ pay devri↗ istifa↗ ticaret sicili tescili↗ şirket müdürü↗ hisse devri↗ dava şartı yokluğu↗ istinaf incelemesi↗ kazanılmış hak↗ olumsuz oy↗ anonim şirket↗ usulden reddi↗ limited şirket↗ hukuki yarar↗ kâr payı↗ ticaret sicili↗ yönetim kurulu kararı↗ yükleten (shipper)↗ temsil↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 01.02.2016 tarihli sözleşmesi ile dava dışı diğer ortaklar ... ... ve ... ... ile birlikte davalı ... Yapı Mimarlık Mühendislik İnşaat Gıda Tarım Hayvancılık San. ve Tic. A.Ş.'yi kurduğunu, şirket kuruluşunun ardından müvekkili ...'un davalı şirket nezdinde bulunan tüm payı olan 400 hisseyi diğer ortak dava dışı ... ...'a 10.000,00 TL bedel karşılığında devrettiğini ve yönetim kurulundaki görevinden 19.08.2016 tarihli dilekçesi ile istifa ettiğini, davalı şirket genel kurulunun 20.07.2018 tarihinde toplanarak ve devir sözleşmesi doğrultusunda vekil edenin ortaklıktan ayrılmasına ve yönetim kurulundan istifasının kabulüne oybirliği ile karar verdiğini, böylelikle müvekkilinin davalı şirket ile tüm bağlarını kopardığını, ancak davalı şirket tarafından pay devri ve yönetim kurulu değişikliğinin ticaret siciline tescil ettirilmemesi nedeniyle davalı şirketin vergi daireleri ve Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) başta olmak üzere resmi makamlar nezdinde yaşamış olduğu sıkıntıların müvekkiline sirayet ettiğini, bu nedenle müvekkilinin ticari ve şahsi hayatının sekteye uğradığını, bankalardan kredi alamadığını belirterek, müvekkilinin davalı şirketten 19.08.2016 tarihi itibariyle paylarını devretmek suretiyle ortaklıktan ve yönetim kurulu üyeliğinden ayrıldığının tespitine ve bu hususun ticaret siciline tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı şirket davaya cevaplarını sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 17.09.2020 tarihli ve 2019/509 E., 2020/473 K. sayılı kararıyla 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 598 ... maddesinin ikinci fıkrası gereğince, şirket müdürü tarafından tescil yaptırılmaması halinde, ayrılan ortak adının silinmesi için ticaret siciline başvurabileceği, yasanın bu hükmüne göre, davacının işbu davayı açmakta hukuki yararının olmadığı, hukuki yararın dava şartı olduğu ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 114 üncü ve 115 ... maddeleri gereğince davanın usulden reddine karar verilmesinin gerektiği gerekçesiyle davanın hukuki yarara yönelik dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 23.02.2021 tarihli ve 2020/2005 E., 2021/248 K. sayılı kararıyla; davacının yönetim kurulu üyeliğinden istifa ederek ayrıldığının davalı şirkete karşı açılan davada tespiti ve tescilinin istenmesinde, hukuki yararı bulunmadığından İlk Derece Mahkemesince bu istem yönünden hukuki yarar yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesinin doğru olduğu, ancak davada anonim şirket hisse devrinin tespit ve tescili istendiği halde İlk Derece Mahkemesince hatalı olarak limited şirketlerde uygulanması gereken 6102 sayılı Kanun'un 598 ... maddesi gereğince şirket müdürü tarafından tescil yaptırılmaması halinde ayrılan ortak adının silinmesi için ticaret siciline başvurabileceği, bu madde hükmüne göre, davacının işbu davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verildiği, oysaki anonim şirketlerde hisse devrinin tescilinin yapılmasının zorunlu olduğuna ve nasıl yapılacağına ilişkin bir düzenlemenin bulunmadığı, sicil memurluğunun talep halinde tescil işlemini yapabileceğinin yönetmelikte düzenlendiği, anonim şirketlerde hisse devrinin tescilinin zorunlu olmadığı, davacının hissesini devir ederek ortaklıktan ayrıldığının davalı şirkete karşı açılan davada tespiti ve tescilinin istenmesinde hukuki yarar bulunmadığı, İlk Derece Mahkemesince hatalı madde hükmüne dayanılmış ise de neticeden hukuki yarar yokluğundan bu talep hakkında red kararı verilmesinin doğru olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 17.10.2022 tarih, 2021/3154 E. ve 2022/7039 K. sayılı kararıyla davacının istifasının ticaret siciline kayıt ve tescilinin sağlanmadığı, SGK ve vergi dairesinin denetimlerinden geçen şirkete ilişkin şirketi temsile yetkili kişilerin tespitinde şirketin ticaret sicili kayıtlarının esas alınacağı, davacının bu davayı açmakta hukuki yararının bulunduğu, mahkemece dava açmakta hukuki yarar bulunmadığından dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesinin yerinde olmadığı gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bu nedenle istifa eden yönetim kurulu üyesinin bu işlemin tescil ve ilanında hukuki yararı olacağı, davacının bu davayı açmakta hukuki yararının bulunduğu gerekçesiyle davacının ortaklıktan ayrıldığının tespiti ve ortaklıktan ayrıldığının Ticaret Siciline tesciline ilişkin dava ve talebinin anonim şirketlerde hisse devrinin tescilinin zorunlu olmaması nedeniyle bu konuda tespit ve tescilinin istenmesinde hukuki yarar bulunmadığından buna yönelik dava ve taleplerin dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, davacının anonim şirketin yönetim kurulu üyeliğinden ayrıldığının tespiti ve tesciline ilişkin dava ve talebinin kabulüne, davacının davalı şirket yönetim kurulu üyeliğinden ayrıldığının tespiti ile ticaret siciline tesciline karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı şirketin ortağı olmadığının geriye dönük olarak tescil ve tespitinde hukuki yararın olduğunu, Ticaret Sicilinden olumsuz cevap aldığını, ortaklıktan ayrıldığının tespit ve tescilinin reddinin doğru olmadığını, 19.08.2016 itibariyle paylarını devrederek ortaklıktan ayrıldığının tespit ve tescilini istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, anonim şirket yönetim kurulu üyeliğinden ve ortaklığından ayrıldığının tespiti ve tescili istemine ilişkindir
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası, 370 ve 371 ... maddeleri, 114 üncü ve 115 ... maddeleri.
2. 6102 sayılı Kanun'un 598 ... maddesinin ikinci fıkrası.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Ortaklıktan çıkarılma | Tescilin talebi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/3154 E. 2022/7039 K.
Ortak:yönetim kurulu üyeliği · anonim şirket yönetim kurulu · istifa · ticaret sicili tescili · şirket müdürü · hisse devri · dava şartı yokluğu · anonim şirket · dava şartı
İncelediğiniz karardaİlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bu nedenle «istifa» eden «yönetim kurulu» üyesinin bu işlemin tescil ve ilanında «hukuki yararı» olacağı, davacının bu davayı açmakta hukuki yararının bulunduğu gerekçesiyle davacının ortaklıktan ayrıldığının tespiti ve ortaklıktan ayrıldığının Ticaret Siciline tesciline ilişkin dava ve talebinin «anonim şirketlerde» «hisse devrinin» tescilinin zorunlu olmaması nedeniyle bu konuda tespit ve tescilinin istenmesinde hukuki yarar bulunmadığından buna yönelik dava ve taleplerin dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine», davacının «anonim şirketin yönetim kurulu üyeliğinden» ayrıldığının tespiti ve tesciline ilişkin dava ve talebinin kabulüne, davacının davalı şirket yönetim kurulu üyeliğinden ayrıldığının tespiti ile «ticaret siciline tesciline» karar verilmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 23.02.2021 tarihli ve 2020/2005 E., 2021/248 K. sayılı kararıyla; davacının «yönetim kurulu üyeliğinden» «istifa» ederek ayrıldığının davalı şirkete karşı açılan davada tespiti ve tescilinin istenmesinde, «hukuki yararı» bulunmadığından İlk Derece Mahkemesince bu istem yönünden hukuki yarar yokluğu nedeniyle davanın «usulden reddine» karar verilmesinin doğru olduğu, ancak davada «anonim şirket» «hisse devrinin» tespit ve tescili istendiği halde İlk Derece Mahkemesince hatalı olarak «limited şirketlerde» uygulanması gereken 6102 sayılı Kanun'un 598 ... maddesi gereğince «şirket müdürü» tarafından tescil yaptırılmaması halinde ayrılan ortak adının silinmesi için «ticaret siciline» başvurabileceği, bu madde hükmüne göre, davacının işbu davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verildiği, oysaki anonim …
A.Ş.'yi kurduğunu, şirket kuruluşunun ardından müvekkili ...'un davalı şirket nezdinde bulunan tüm «payı» olan 400 hisseyi diğer ortak dava dışı ... ...'a 10.000,00 TL bedel karşılığında devrettiğini ve yönetim kurulundaki görevinden 19.08.2016 tarihli dilekçesi ile «istifa» ettiğini, davalı şirket genel kurulunun 20.07.2018 tarihinde toplanarak ve devir sözleşmesi doğrultusunda vekil edenin ortaklıktan ayrılmasına ve yönetim kurulundan istifasının kabulüne oybirliği ile karar verdiğini, böylelikle müvekkilinin davalı şirket ile tüm bağlarını kopardığını, ancak davalı şirket tarafından «pay devri» ve «yönetim kurulu» değişikliğinin «ticaret siciline tescil» ettirilmemesi nedeniyle davalı şirketin vergi daireleri ve Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) başta olmak üzere resmi makamlar nezdinde yaşamış olduğu sıkıntıların müvekkiline sirayet ettiğini, bu nedenle müvekkilinin ticari ve şahsi hayatının sekteye uğradığını, bankalardan kredi alamadığını belirterek, müvekkilinin davalı şirketten 19.08.2016 tarihi itibariyle paylarını devretmek suretiyle ortaklıktan ve «yönetim kurulu üyeliğinden» ayrıldığının tespitine ve bu hususun ticaret siciline tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Benzer bu karardaBölge Adliye Mahkemesince, davacının «yönetim kurulu üyeliğinden» «istifa» ederek ayrıldığının, davalı şirkete karşı açılan davada tespiti ve tescilinin istenmesinde, «hukuki yararı» bulunmadığından, İlk Derece Mahkemesince, bu istem yönünden hukuki yarar yokluğu nedeniyle, davanın «usulden reddine» karar verilmesinin doğru olduğu, ancak davada, «anonim şirket» «hisse devrinin» tespit ve tescili istendiği halde, ilk derece mahkemesince, hatalı olarak «limited şirketlerde» uygulanması gereken 6102 sayılı TTK'nın 598/2. maddesi gereğince, «şirket müdürü» tarafından tescil yaptırılmaması halinde ayrılan ortak adının silinmesi için «ticaret siciline» başvurabileceği, bu madde hükmüne göre, davacının işbu davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle, davanın usulden reddine karar verildiği, oysaki, anon …
2- Davacının «anonim şirketin yönetim kurulu üyeliğinden» ayrıldığının tespiti ve tescili istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, 6102 sayılı TTK'nın 598/2. maddesi gereğince, «şirket müdürü» tarafından tescil yaptırılmaması halinde, ayrılan ortak adının silinmesi için «ticaret siciline» başvurabileceği, yasanın bu hükmüne göre, davacının işbu davayı açmakta «hukuki yararının» olmadığı, hukuki yararın dava şartı olduğu ve HMK 114/1 h ve 115/2 maddeleri gereğince davanın «usulden reddine» karar verilmesinin gerektiği gerekçesiyle davanın hukuki yarara yönelik dava «şartı yokluğu» nedeniyle HMK 114/1 h ve 115/2 maddesi gereğince usulden reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:iyiniyetli üçüncü kişi · ticaret sicili müdürlüğü · iyiniyet · üçüncü kişi · ilan
Benzer bu karardaDış ilişki de ise TTK’nın 39. maddesi uyarınca «iyiniyetli üçüncü kişiler» açısından istifanın etkisi tescil ve «ilan» olunmasına bağlıdır.
Dava tarihinden sonra eklenen 3. fıkrasında ise hükmün gerekçesi ve 1. fıkrasıyla uyumlu olarak, "Kamu kurum ve kuruluşları tarafından, «ticaret siciline tescil» olunan «temsile» yetkili kişiler ile bunların temsil şekilleri hakkında ticaret sicili kayıtları esas alınır ve şirketten bu kayıtlara ilişkin «ticaret sicili müdürlüklerince» düzenlenen belgeler ile Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlanan «ilan» dışında hiçbir belge istenemez." hükmü getirilmiştir.
6102 sayılı Kanunun 373. maddesi 1. fıkrasında, "Yönetim kurulu, «temsile» yetkili kişileri ve bunların temsil şekillerini gösterir kararının noterce onaylanmış suretini, tescil ve «ilan» edilmek üzere «ticaret siciline» verir." hükmüne haiz olup, buna göre şirketin yönetim kuruluna, şirketi temsile yetkili kişilerin tescil ve ilanını sağlamak görevi verilmiştir.
-
Ortaklıktan çıkma | Tescil | Ortaklıktan çıkarılmanın tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/2281 E. 2023/5825 K.
Ortak:yönetim kurulu üyeliği · anonim şirket yönetim kurulu · pay devri · istifa · ticaret sicili tescili · şirket müdürü · hisse devri · dava şartı yokluğu · dava şartı
İncelediğiniz karardaİlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bu nedenle «istifa» eden «yönetim kurulu» üyesinin bu işlemin tescil ve ilanında «hukuki yararı» olacağı, davacının bu davayı açmakta hukuki yararının bulunduğu gerekçesiyle davacının ortaklıktan ayrıldığının tespiti ve ortaklıktan ayrıldığının Ticaret Siciline tesciline ilişkin dava ve talebinin «anonim şirketlerde» «hisse devrinin» tescilinin zorunlu olmaması nedeniyle bu konuda tespit ve tescilinin istenmesinde hukuki yarar bulunmadığından buna yönelik dava ve taleplerin dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine», davacının «anonim şirketin yönetim kurulu üyeliğinden» ayrıldığının tespiti ve tesciline ilişkin dava ve talebinin kabulüne, davacının davalı şirket yönetim kurulu üyeliğinden ayrıldığının tespiti ile «ticaret siciline tesciline» karar verilmiştir.
A.Ş.'yi kurduğunu, şirket kuruluşunun ardından müvekkili ...'un davalı şirket nezdinde bulunan tüm «payı» olan 400 hisseyi diğer ortak dava dışı ... ...'a 10.000,00 TL bedel karşılığında devrettiğini ve yönetim kurulundaki görevinden 19.08.2016 tarihli dilekçesi ile «istifa» ettiğini, davalı şirket genel kurulunun 20.07.2018 tarihinde toplanarak ve devir sözleşmesi doğrultusunda vekil edenin ortaklıktan ayrılmasına ve yönetim kurulundan istifasının kabulüne oybirliği ile karar verdiğini, böylelikle müvekkilinin davalı şirket ile tüm bağlarını kopardığını, ancak davalı şirket tarafından «pay devri» ve «yönetim kurulu» değişikliğinin «ticaret siciline tescil» ettirilmemesi nedeniyle davalı şirketin vergi daireleri ve Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) başta olmak üzere resmi makamlar nezdinde yaşamış olduğu sıkıntıların müvekkiline sirayet ettiğini, bu nedenle müvekkilinin ticari ve şahsi hayatının sekteye uğradığını, bankalardan kredi alamadığını belirterek, müvekkilinin davalı şirketten 19.08.2016 tarihi itibariyle paylarını devretmek suretiyle ortaklıktan ve «yönetim kurulu üyeliğinden» ayrıldığının tespitine ve bu hususun ticaret siciline tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 23.02.2021 tarihli ve 2020/2005 E., 2021/248 K. sayılı kararıyla; davacının «yönetim kurulu üyeliğinden» «istifa» ederek ayrıldığının davalı şirkete karşı açılan davada tespiti ve tescilinin istenmesinde, «hukuki yararı» bulunmadığından İlk Derece Mahkemesince bu istem yönünden hukuki yarar yokluğu nedeniyle davanın «usulden reddine» karar verilmesinin doğru olduğu, ancak davada «anonim şirket» «hisse devrinin» tespit ve tescili istendiği halde İlk Derece Mahkemesince hatalı olarak «limited şirketlerde» uygulanması gereken 6102 sayılı Kanun'un 598 ... maddesi gereğince «şirket müdürü» tarafından tescil yaptırılmaması halinde ayrılan ortak adının silinmesi için «ticaret siciline» başvurabileceği, bu madde hükmüne göre, davacının işbu davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verildiği, oysaki anonim …
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «anonim şirketlerde» «hisse devrinin» tesclinin yapılmasının zorunlu olduğuna ve nasıl yapılacağına ilişkin bir düzenleme bulunmadığı, 6102 sayılı Kanun uyarınca anonim şirket hisse devirlerinin Ticaret Sicil Müdürlüğüne bildirilmesi hali kurucu bir etki yaratmadığı gibi sicil memurluğunun, talep halinde tescil işlemini yapabileceği yönetmelikte düzenlendiği, anonim şirketlerde, hisse devrinin tescilinin zorunlu olmaması nedeniyle, davacıların hissesini devrederek, ortaklıktan ayrıldığının davalı şirkete karşı açılan davada tespiti ve tescilinin istenmesinde «hukuki yarar» bulunmadığı, davada davacıların şirket «pay devri» ile «yönetim kurulu üyeliğinden» «istifa» ederek ayrıldığı, davalı şirkete karşı açılan davada tespiti ve tescilinin istenmesinde, hukuki yararının bulunmadığı, davada, anonim şirket hisse devrinin tespit ve tescili istendiği halde, İlk Derece Mahkemesince, hatalı olarak «limited şirketlerde» uygulanması gereken 6102 sayılı Kanun'un 598 inci maddesi gereğince, «şirket müdürü» tarafından tescil yaptırılmaması halinde ayrılan ortak adının silinmesi için «ticaret siciline» başvurabileceği, bu madde hükmüne göre, davacının işbu davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verildiği, bu itibarla İlk Derece Mahkemesince neticeten hukuki yarar yokluğundan bu talep hakkında red kararı verilmesi doğru olmakla birlikte, gerekçe itibari ile hatalı madde hükümüne dayanıldığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, hukuki yarara ilişkin dava «şartı yokluğundan» davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Çetinkaya'ya devrettiklerini ve noter kanalı ile gönderdikleri istifanameler ile de «yönetim kurulu» başkan ve yardımcılığından ayrıldıklarını bildirmişlerse de bu iş ve işlemlere ilişkin tescil ve «ilan» talepleri, şirket ile herhangi bir ilişkilerinin bulunmaması sebebiyle reddolunduğu, müvekkili davacılar 23.11.2015 tarihinde itibaren tek hissedarı Shida Çetinkaya olan ve fiili olarak işlemeyen Erexpo Fuarcılık A.Ş.'deki «yönetim kurulu üyeliği» ve yönetim kurulu başkanlığı görevlerini Shida Çetinkaya'ya ulaşılamadığı için ve Bursa Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından da «pay devrine» ve istifaya ilişkin bildirimlerinin tescil ve ilan edilmemesi nedeniyle görevlerini Shida Çetinkaya'ya iade edemediğini ve 6102 sayılı Kanun'un 37 nci maddesi kapsamında müvekkilerin yasal sorumluluklarının sürdüğü, bu dava «hukuki menfaatin» varlığının kabulü gerektiği, yapılan yargılamada davalı şirkete ilişkin kayıtlar ilgili Ticaret Sicil Müdürlüğünden dahi celp edilmediğini, «eksik inceleme» yapılarak hatalı şekilde hüküm kurulduğunu, İlk Derece Mahkemesi tarafından 6102 sayılı Kanun'un 598 inci maddesi kapsamında uyuşmazlığa konu iş ve işlemlerin gerçekleştirilebileceği belirtilmişse de, söz konusu kanun hükmünün «limited şirkete» ilişkin olduğunu, uyuşmazlığa konu pay devrinin bünyesinde gerçekleştiği davalı şirketin, «anonim şirket» vasfını haiz olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulünü istemiştir.
Dava, davacıların «anonim şirketin yönetim kurulu üyeliğinden» ayrıldığının tespiti ve tescili istemine ilişkindir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:hukuki menfaat · şirket müdürlüğü · ticaret sicili müdürlüğü · üçüncü kişi · ilan · eksik inceleme · görevli mahkeme
Benzer bu karardaÇetinkaya'ya devrettiklerini ve noter kanalı ile gönderdikleri istifanameler ile de «yönetim kurulu» başkan ve yardımcılığından ayrıldıklarını bildirmişlerse de bu iş ve işlemlere ilişkin tescil ve «ilan» talepleri, şirket ile herhangi bir ilişkilerinin bulunmaması sebebiyle reddolunduğu, müvekkili davacılar 23.11.2015 tarihinde itibaren tek hissedarı Shida Çetinkaya olan ve fiili olarak işlemeyen Erexpo Fuarcılık A.Ş.'deki «yönetim kurulu üyeliği» ve yönetim kurulu başkanlığı görevlerini Shida Çetinkaya'ya ulaşılamadığı için ve Bursa Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından da «pay devrine» ve istifaya ilişkin bildirimlerinin tescil ve ilan edilmemesi nedeniyle görevlerini Shida Çetinkaya'ya iade edemediğini ve 6102 sayılı Kanun'un 37 nci maddesi kapsamında müvekkilerin yasal sorumluluklarının sürdüğü, bu dava «hukuki menfaatin» varlığının kabulü gerektiği, yapılan yargılamada davalı şirkete ilişkin kayıtlar ilgili Ticaret Sicil Müdürlüğünden dahi celp edilmediğini, «eksik inceleme» yapılarak hatalı şekilde hüküm kurulduğunu, İlk Derece Mahkemesi tarafından 6102 sayılı Kanun'un 598 inci maddesi kapsamında uyuşmazlığa konu iş ve işlemlerin gerçekleştirilebileceği belirtilmişse de, söz konusu kanun hükmünün «limited şirkete» ilişkin olduğunu, uyuşmazlığa konu pay devrinin bünyesinde gerçekleştiği davalı şirketin, «anonim şirket» vasfını haiz olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulünü istemiştir.
… e devrin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) yürürlüğü girdiği tarihten sonra yapıldığı, davacı şirkette hisselerin devredildiği halde tescil ve «ilanının» yapılmadığını ileri sürdüğü, 6102 sayılı Kanun'un 598 inci maddesine göre esas sermaye paylarının geçişlerinin tescil edilmesi için «şirket müdürleri» tarafından «ticaret siciline» başvurulacağı, başvurunun 30 gün içinde yapılmaması halinde ayrılan ortak adının bu paylarla ilgili olarak silinmesi için ticaret siciline başvurabileceği, bunun üzerine sicil müdürü şirkete iktisap edenin adının bildirilmesi için süre vereceğinin düzenlendiği, madde hükmünden de anlaşılacağı üzere şirket tescil ve ilan yükümlülüğünü yerine getirmediği takdirde hissesini devreden ortak ticaret siciline başvurarak bunu gerçekleştirebileceği, 6102 sayılı Kanun'un 598 inci maddesinde davacıya da aynı başvuruyu yapıp tescil ve ilan etme hakkı tanıdığı gerekçesiyle davada «hukuki yararı» yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir.
Dış ilişkide ise 6102 sayılı Kanun'un 39 uncu maddesi uyarınca iyi niyetli «üçüncü kişiler» açısından istifanın etkisi tescil ve «ilan» olunmasına bağlıdır.
Anılan maddeye dava tarihinden sonra eklenen üçüncü fıkrasında ise hükmün gerekçesi ve birinci fıkrasıyla uyumlu olarak, "Kamu kurum ve kuruluşları tarafından, «ticaret siciline tescil» olunan «temsile» yetkili kişiler ile bunların temsil şekilleri hakkında ticaret sicili kayıtları esas alınır ve şirketten bu kayıtlara ilişkin «ticaret sicili müdürlüklerince» düzenlenen belgeler ile Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlanan «ilan» dışında hiçbir belge istenemez." hükmü getirilmiştir.
-
Ortaklıktan çıkma | Tescil | Ortaklıktan çıkarılmanın tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/2281 E. 2023/5825 K.
Ortak:yönetim kurulu üyeliği · anonim şirket yönetim kurulu · pay devri · istifa · ticaret sicili tescili · şirket müdürü · hisse devri · dava şartı yokluğu · dava şartı
İncelediğiniz karardaİlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bu nedenle «istifa» eden «yönetim kurulu» üyesinin bu işlemin tescil ve ilanında «hukuki yararı» olacağı, davacının bu davayı açmakta hukuki yararının bulunduğu gerekçesiyle davacının ortaklıktan ayrıldığının tespiti ve ortaklıktan ayrıldığının Ticaret Siciline tesciline ilişkin dava ve talebinin «anonim şirketlerde» «hisse devrinin» tescilinin zorunlu olmaması nedeniyle bu konuda tespit ve tescilinin istenmesinde hukuki yarar bulunmadığından buna yönelik dava ve taleplerin dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine», davacının «anonim şirketin yönetim kurulu üyeliğinden» ayrıldığının tespiti ve tesciline ilişkin dava ve talebinin kabulüne, davacının davalı şirket yönetim kurulu üyeliğinden ayrıldığının tespiti ile «ticaret siciline tesciline» karar verilmiştir.
A.Ş.'yi kurduğunu, şirket kuruluşunun ardından müvekkili ...'un davalı şirket nezdinde bulunan tüm «payı» olan 400 hisseyi diğer ortak dava dışı ... ...'a 10.000,00 TL bedel karşılığında devrettiğini ve yönetim kurulundaki görevinden 19.08.2016 tarihli dilekçesi ile «istifa» ettiğini, davalı şirket genel kurulunun 20.07.2018 tarihinde toplanarak ve devir sözleşmesi doğrultusunda vekil edenin ortaklıktan ayrılmasına ve yönetim kurulundan istifasının kabulüne oybirliği ile karar verdiğini, böylelikle müvekkilinin davalı şirket ile tüm bağlarını kopardığını, ancak davalı şirket tarafından «pay devri» ve «yönetim kurulu» değişikliğinin «ticaret siciline tescil» ettirilmemesi nedeniyle davalı şirketin vergi daireleri ve Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) başta olmak üzere resmi makamlar nezdinde yaşamış olduğu sıkıntıların müvekkiline sirayet ettiğini, bu nedenle müvekkilinin ticari ve şahsi hayatının sekteye uğradığını, bankalardan kredi alamadığını belirterek, müvekkilinin davalı şirketten 19.08.2016 tarihi itibariyle paylarını devretmek suretiyle ortaklıktan ve «yönetim kurulu üyeliğinden» ayrıldığının tespitine ve bu hususun ticaret siciline tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 23.02.2021 tarihli ve 2020/2005 E., 2021/248 K. sayılı kararıyla; davacının «yönetim kurulu üyeliğinden» «istifa» ederek ayrıldığının davalı şirkete karşı açılan davada tespiti ve tescilinin istenmesinde, «hukuki yararı» bulunmadığından İlk Derece Mahkemesince bu istem yönünden hukuki yarar yokluğu nedeniyle davanın «usulden reddine» karar verilmesinin doğru olduğu, ancak davada «anonim şirket» «hisse devrinin» tespit ve tescili istendiği halde İlk Derece Mahkemesince hatalı olarak «limited şirketlerde» uygulanması gereken 6102 sayılı Kanun'un 598 ... maddesi gereğince «şirket müdürü» tarafından tescil yaptırılmaması halinde ayrılan ortak adının silinmesi için «ticaret siciline» başvurabileceği, bu madde hükmüne göre, davacının işbu davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verildiği, oysaki anonim …
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «anonim şirketlerde» «hisse devrinin» tesclinin yapılmasının zorunlu olduğuna ve nasıl yapılacağına ilişkin bir düzenleme bulunmadığı, 6102 sayılı Kanun uyarınca anonim şirket hisse devirlerinin Ticaret Sicil Müdürlüğüne bildirilmesi hali kurucu bir etki yaratmadığı gibi sicil memurluğunun, talep halinde tescil işlemini yapabileceği yönetmelikte düzenlendiği, anonim şirketlerde, hisse devrinin tescilinin zorunlu olmaması nedeniyle, davacıların hissesini devrederek, ortaklıktan ayrıldığının davalı şirkete karşı açılan davada tespiti ve tescilinin istenmesinde «hukuki yarar» bulunmadığı, davada davacıların şirket «pay devri» ile «yönetim kurulu üyeliğinden» «istifa» ederek ayrıldığı, davalı şirkete karşı açılan davada tespiti ve tescilinin istenmesinde, hukuki yararının bulunmadığı, davada, anonim şirket hisse devrinin tespit ve tescili istendiği halde, İlk Derece Mahkemesince, hatalı olarak «limited şirketlerde» uygulanması gereken 6102 sayılı Kanun'un 598 inci maddesi gereğince, «şirket müdürü» tarafından tescil yaptırılmaması halinde ayrılan ortak adının silinmesi için «ticaret siciline» başvurabileceği, bu madde hükmüne göre, davacının işbu davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verildiği, bu itibarla İlk Derece Mahkemesince neticeten hukuki yarar yokluğundan bu talep hakkında red kararı verilmesi doğru olmakla birlikte, gerekçe itibari ile hatalı madde hükümüne dayanıldığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, hukuki yarara ilişkin dava «şartı yokluğundan» davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Çetinkaya'ya devrettiklerini ve noter kanalı ile gönderdikleri istifanameler ile de «yönetim kurulu» başkan ve yardımcılığından ayrıldıklarını bildirmişlerse de bu iş ve işlemlere ilişkin tescil ve «ilan» talepleri, şirket ile herhangi bir ilişkilerinin bulunmaması sebebiyle reddolunduğu, müvekkili davacılar 23.11.2015 tarihinde itibaren tek hissedarı Shida Çetinkaya olan ve fiili olarak işlemeyen Erexpo Fuarcılık A.Ş.'deki «yönetim kurulu üyeliği» ve yönetim kurulu başkanlığı görevlerini Shida Çetinkaya'ya ulaşılamadığı için ve Bursa Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından da «pay devrine» ve istifaya ilişkin bildirimlerinin tescil ve ilan edilmemesi nedeniyle görevlerini Shida Çetinkaya'ya iade edemediğini ve 6102 sayılı Kanun'un 37 nci maddesi kapsamında müvekkilerin yasal sorumluluklarının sürdüğü, bu dava «hukuki menfaatin» varlığının kabulü gerektiği, yapılan yargılamada davalı şirkete ilişkin kayıtlar ilgili Ticaret Sicil Müdürlüğünden dahi celp edilmediğini, «eksik inceleme» yapılarak hatalı şekilde hüküm kurulduğunu, İlk Derece Mahkemesi tarafından 6102 sayılı Kanun'un 598 inci maddesi kapsamında uyuşmazlığa konu iş ve işlemlerin gerçekleştirilebileceği belirtilmişse de, söz konusu kanun hükmünün «limited şirkete» ilişkin olduğunu, uyuşmazlığa konu pay devrinin bünyesinde gerçekleştiği davalı şirketin, «anonim şirket» vasfını haiz olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulünü istemiştir.
Dava, davacıların «anonim şirketin yönetim kurulu üyeliğinden» ayrıldığının tespiti ve tescili istemine ilişkindir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:hukuki menfaat · şirket müdürlüğü · ticaret sicili müdürlüğü · üçüncü kişi · ilan · eksik inceleme · görevli mahkeme
Benzer bu karardaÇetinkaya'ya devrettiklerini ve noter kanalı ile gönderdikleri istifanameler ile de «yönetim kurulu» başkan ve yardımcılığından ayrıldıklarını bildirmişlerse de bu iş ve işlemlere ilişkin tescil ve «ilan» talepleri, şirket ile herhangi bir ilişkilerinin bulunmaması sebebiyle reddolunduğu, müvekkili davacılar 23.11.2015 tarihinde itibaren tek hissedarı Shida Çetinkaya olan ve fiili olarak işlemeyen Erexpo Fuarcılık A.Ş.'deki «yönetim kurulu üyeliği» ve yönetim kurulu başkanlığı görevlerini Shida Çetinkaya'ya ulaşılamadığı için ve Bursa Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından da «pay devrine» ve istifaya ilişkin bildirimlerinin tescil ve ilan edilmemesi nedeniyle görevlerini Shida Çetinkaya'ya iade edemediğini ve 6102 sayılı Kanun'un 37 nci maddesi kapsamında müvekkilerin yasal sorumluluklarının sürdüğü, bu dava «hukuki menfaatin» varlığının kabulü gerektiği, yapılan yargılamada davalı şirkete ilişkin kayıtlar ilgili Ticaret Sicil Müdürlüğünden dahi celp edilmediğini, «eksik inceleme» yapılarak hatalı şekilde hüküm kurulduğunu, İlk Derece Mahkemesi tarafından 6102 sayılı Kanun'un 598 inci maddesi kapsamında uyuşmazlığa konu iş ve işlemlerin gerçekleştirilebileceği belirtilmişse de, söz konusu kanun hükmünün «limited şirkete» ilişkin olduğunu, uyuşmazlığa konu pay devrinin bünyesinde gerçekleştiği davalı şirketin, «anonim şirket» vasfını haiz olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulünü istemiştir.
… e devrin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) yürürlüğü girdiği tarihten sonra yapıldığı, davacı şirkette hisselerin devredildiği halde tescil ve «ilanının» yapılmadığını ileri sürdüğü, 6102 sayılı Kanun'un 598 inci maddesine göre esas sermaye paylarının geçişlerinin tescil edilmesi için «şirket müdürleri» tarafından «ticaret siciline» başvurulacağı, başvurunun 30 gün içinde yapılmaması halinde ayrılan ortak adının bu paylarla ilgili olarak silinmesi için ticaret siciline başvurabileceği, bunun üzerine sicil müdürü şirkete iktisap edenin adının bildirilmesi için süre vereceğinin düzenlendiği, madde hükmünden de anlaşılacağı üzere şirket tescil ve ilan yükümlülüğünü yerine getirmediği takdirde hissesini devreden ortak ticaret siciline başvurarak bunu gerçekleştirebileceği, 6102 sayılı Kanun'un 598 inci maddesinde davacıya da aynı başvuruyu yapıp tescil ve ilan etme hakkı tanıdığı gerekçesiyle davada «hukuki yararı» yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir.
Dış ilişkide ise 6102 sayılı Kanun'un 39 uncu maddesi uyarınca iyi niyetli «üçüncü kişiler» açısından istifanın etkisi tescil ve «ilan» olunmasına bağlıdır.
Anılan maddeye dava tarihinden sonra eklenen üçüncü fıkrasında ise hükmün gerekçesi ve birinci fıkrasıyla uyumlu olarak, "Kamu kurum ve kuruluşları tarafından, «ticaret siciline tescil» olunan «temsile» yetkili kişiler ile bunların temsil şekilleri hakkında ticaret sicili kayıtları esas alınır ve şirketten bu kayıtlara ilişkin «ticaret sicili müdürlüklerince» düzenlenen belgeler ile Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlanan «ilan» dışında hiçbir belge istenemez." hükmü getirilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/3919 E. , 2024/1529 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2022/1062 Esas, 2023/314 Karar
DAVA TARİHİ
HÜKÜM/KARAR Davanın kısmen kabulü
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen tespit davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 01.02.2016 tarihli sözleşmesi ile dava dışı diğer ortaklar ... ... ve ... ... ile birlikte davalı ... Yapı Mimarlık Mühendislik İnşaat Gıda Tarım Hayvancılık San. ve Tic. A.Ş.'yi kurduğunu, şirket kuruluşunun ardından müvekkili ...'un davalı şirket nezdinde bulunan tüm payı olan 400 hisseyi diğer ortak dava dışı ... ...'a 10.000,00 TL bedel karşılığında devrettiğini ve yönetim kurulundaki görevinden 19.08.2016 tarihli dilekçesi ile istifa ettiğini, davalı şirket genel kurulunun 20.07.2018 tarihinde toplanarak ve devir sözleşmesi doğrultusunda vekil edenin ortaklıktan ayrılmasına ve yönetim kurulundan istifasının kabulüne oybirliği ile karar verdiğini, böylelikle müvekkilinin davalı şirket ile tüm bağlarını kopardığını, ancak davalı şirket tarafından pay devri ve yönetim kurulu değişikliğinin ticaret siciline tescil ettirilmemesi nedeniyle davalı şirketin vergi daireleri ve Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) başta olmak üzere resmi makamlar nezdinde yaşamış olduğu sıkıntıların müvekkiline sirayet ettiğini, bu nedenle müvekkilinin ticari ve şahsi hayatının sekteye uğradığını, bankalardan kredi alamadığını belirterek, müvekkilinin davalı şirketten 19.08.2016 tarihi itibariyle paylarını devretmek suretiyle ortaklıktan ve yönetim kurulu üyeliğinden ayrıldığının tespitine ve bu hususun ticaret siciline tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı şirket davaya cevaplarını sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 17.09.2020 tarihli ve 2019/509 E., 2020/473 K. sayılı kararıyla 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 598 ... maddesinin ikinci fıkrası gereğince, şirket müdürü tarafından tescil yaptırılmaması halinde, ayrılan ortak adının silinmesi için ticaret siciline başvurabileceği, yasanın bu hükmüne göre, davacının işbu davayı açmakta hukuki yararının olmadığı, hukuki yararın dava şartı olduğu ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 114 üncü ve 115 ... maddeleri gereğince davanın usulden reddine karar verilmesinin gerektiği gerekçesiyle davanın hukuki yarara yönelik dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 23.02.2021 tarihli ve 2020/2005 E., 2021/248 K. sayılı kararıyla; davacının yönetim kurulu üyeliğinden istifa ederek ayrıldığının davalı şirkete karşı açılan davada tespiti ve tescilinin istenmesinde, hukuki yararı bulunmadığından İlk Derece Mahkemesince bu istem yönünden hukuki yarar yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesinin doğru olduğu, ancak davada anonim şirket hisse devrinin tespit ve tescili istendiği halde İlk Derece Mahkemesince hatalı olarak limited şirketlerde uygulanması gereken 6102 sayılı Kanun'un 598 ... maddesi gereğince şirket müdürü tarafından tescil yaptırılmaması halinde ayrılan ortak adının silinmesi için ticaret siciline başvurabileceği, bu madde hükmüne göre, davacının işbu davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verildiği, oysaki anonim şirketlerde hisse devrinin tescilinin yapılmasının zorunlu olduğuna ve nasıl yapılacağına ilişkin bir düzenlemenin bulunmadığı, sicil memurluğunun talep halinde tescil işlemini yapabileceğinin yönetmelikte düzenlendiği, anonim şirketlerde hisse devrinin tescilinin zorunlu olmadığı, davacının hissesini devir ederek ortaklıktan ayrıldığının davalı şirkete karşı açılan davada tespiti ve tescilinin istenmesinde hukuki yarar bulunmadığı, İlk Derece Mahkemesince hatalı madde hükmüne dayanılmış ise de neticeden hukuki yarar yokluğundan bu talep hakkında red kararı verilmesinin doğru olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 17.10.2022 tarih, 2021/3154 E. ve 2022/7039 K. sayılı kararıyla davacının istifasının ticaret siciline kayıt ve tescilinin sağlanmadığı, SGK ve vergi dairesinin denetimlerinden geçen şirkete ilişkin şirketi temsile yetkili kişilerin tespitinde şirketin ticaret sicili kayıtlarının esas alınacağı, davacının bu davayı açmakta hukuki yararının bulunduğu, mahkemece dava açmakta hukuki yarar bulunmadığından dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesinin yerinde olmadığı gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bu nedenle istifa eden yönetim kurulu üyesinin bu işlemin tescil ve ilanında hukuki yararı olacağı, davacının bu davayı açmakta hukuki yararının bulunduğu gerekçesiyle davacının ortaklıktan ayrıldığının tespiti ve ortaklıktan ayrıldığının Ticaret Siciline tesciline ilişkin dava ve talebinin anonim şirketlerde hisse devrinin tescilinin zorunlu olmaması nedeniyle bu konuda tespit ve tescilinin istenmesinde hukuki yarar bulunmadığından buna yönelik dava ve taleplerin dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, davacının anonim şirketin yönetim kurulu üyeliğinden ayrıldığının tespiti ve tesciline ilişkin dava ve talebinin kabulüne, davacının davalı şirket yönetim kurulu üyeliğinden ayrıldığının tespiti ile ticaret siciline tesciline karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı şirketin ortağı olmadığının geriye dönük olarak tescil ve tespitinde hukuki yararın olduğunu, Ticaret Sicilinden olumsuz cevap aldığını, ortaklıktan ayrıldığının tespit ve tescilinin reddinin doğru olmadığını, 19.08.2016 itibariyle paylarını devrederek ortaklıktan ayrıldığının tespit ve tescilini istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, anonim şirket yönetim kurulu üyeliğinden ve ortaklığından ayrıldığının tespiti ve tescili istemine ilişkindir
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası, 370 ve 371 ... maddeleri, 114 üncü ve 115 ... maddeleri.
2. 6102 sayılı Kanun'un 598 ... maddesinin ikinci fıkrası.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine
gönderilmesine,
27.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1020368600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz