Ortaklıktan çıkma | Tescil | Ortaklıktan çıkarılmanın tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/2281 E. 2023/5825 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yönetim kurulu üyeliği↗ anonim şirket yönetim kurulu↗ hukuki menfaat↗ şirket müdürlüğü↗ pay devri↗ istifa↗ ticaret sicili tescili↗ şirket müdürü↗ ticaret sicili müdürlüğü↗ hisse devri↗ dava şartı yokluğu↗ üçüncü kişi↗ anonim şirket↗ usulden reddi↗ limited şirket↗ hukuki yarar↗ ticaret sicili↗ yönetim kurulu kararı↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ ilan↗ eksik inceleme↗ temsil↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile devrin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) yürürlüğü girdiği tarihten sonra yapıldığı, davacı şirkette hisselerin devredildiği halde tescil ve ilanının yapılmadığını ileri sürdüğü, 6102 sayılı Kanun'un 598 inci maddesine göre esas sermaye paylarının geçişlerinin tescil edilmesi için şirket müdürleri tarafından ticaret siciline başvurulacağı, başvurunun 30 gün içinde yapılmaması halinde ayrılan ortak adının bu paylarla ilgili olarak silinmesi için ticaret siciline başvurabileceği, bunun üzerine sicil müdürü şirkete iktisap edenin adının bildirilmesi için süre vereceğinin düzenlendiği, madde hükmünden de anlaşılacağı üzere şirket tescil ve ilan yükümlülüğünü yerine getirmediği takdirde hissesini devreden ortak ticaret siciline başvurarak bunu gerçekleştirebileceği, 6102 sayılı Kanun'un 598 inci maddesinde davacıya da aynı başvuruyu yapıp tescil ve ilan etme hakkı tanıdığı gerekçesiyle davada hukuki yararı yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacılar, Bursa Ticaret Sicil Müdürlüğüne şirket hisselerini davalı ... Çetinkaya'ya devrettiklerini ve noter kanalı ile gönderdikleri istifanameler ile de yönetim kurulu başkan ve yardımcılığından ayrıldıklarını bildirmişlerse de bu iş ve işlemlere ilişkin tescil ve ilan talepleri, şirket ile herhangi bir ilişkilerinin bulunmaması sebebiyle reddolunduğu, müvekkili davacılar 23.11.2015 tarihinde itibaren tek hissedarı Shida Çetinkaya olan ve fiili olarak işlemeyen Erexpo Fuarcılık A.Ş.'deki yönetim kurulu üyeliği ve yönetim kurulu başkanlığı görevlerini Shida Çetinkaya'ya ulaşılamadığı için ve Bursa Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından da pay devrine ve istifaya ilişkin bildirimlerinin tescil ve ilan edilmemesi nedeniyle görevlerini Shida Çetinkaya'ya iade edemediğini ve 6102 sayılı Kanun'un 37 nci maddesi kapsamında müvekkilerin yasal sorumluluklarının sürdüğü, bu dava hukuki menfaatin varlığının kabulü gerektiği, yapılan yargılamada davalı şirkete ilişkin kayıtlar ilgili Ticaret Sicil Müdürlüğünden dahi celp edilmediğini, eksik inceleme yapılarak hatalı şekilde hüküm kurulduğunu, İlk Derece Mahkemesi tarafından 6102 sayılı Kanun'un 598 inci maddesi kapsamında uyuşmazlığa konu iş ve işlemlerin gerçekleştirilebileceği belirtilmişse de, söz konusu kanun hükmünün limited şirkete ilişkin olduğunu, uyuşmazlığa konu pay devrinin bünyesinde gerçekleştiği davalı şirketin, anonim şirket vasfını haiz olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulünü istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile anonim şirketlerde hisse devrinin tesclinin yapılmasının zorunlu olduğuna ve nasıl yapılacağına ilişkin bir düzenleme bulunmadığı, 6102 sayılı Kanun uyarınca anonim şirket hisse devirlerinin Ticaret Sicil Müdürlüğüne bildirilmesi hali kurucu bir etki yaratmadığı gibi sicil memurluğunun, talep halinde tescil işlemini yapabileceği yönetmelikte düzenlendiği, anonim şirketlerde, hisse devrinin tescilinin zorunlu olmaması nedeniyle, davacıların hissesini devrederek, ortaklıktan ayrıldığının davalı şirkete karşı açılan davada tespiti ve tescilinin istenmesinde hukuki yarar bulunmadığı, davada davacıların şirket pay devri ile yönetim kurulu üyeliğinden istifa ederek ayrıldığı, davalı şirkete karşı açılan davada tespiti ve tescilinin istenmesinde, hukuki yararının bulunmadığı, davada, anonim şirket hisse devrinin tespit ve tescili istendiği halde, İlk Derece Mahkemesince, hatalı olarak limited şirketlerde uygulanması gereken 6102 sayılı Kanun'un 598 inci maddesi gereğince, şirket müdürü tarafından tescil yaptırılmaması halinde ayrılan ortak adının silinmesi için ticaret siciline başvurabileceği, bu madde hükmüne göre, davacının işbu davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verildiği, bu itibarla İlk Derece Mahkemesince neticeten hukuki yarar yokluğundan bu talep hakkında red kararı verilmesi doğru olmakla birlikte, gerekçe itibari ile hatalı madde hükümüne dayanıldığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, hukuki yarara ilişkin dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçelerle ve Bölge Adliye Mahkemesince, müvekkillerin talebi halinde sicil memurluğunun yönetmelik uyarınca tescil işlemlerini gerçekleştirebileceği gerekçesiyle hatalı şekilde davanın reddine karar verildiğini, davalı şirkette pay ve hisseleri bulunmayan bununla birlikte yönetim kurulundaki görevlerinden de istifa eden davacıların tescil talepleri Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından kabul görmediğini, davacıların davayı açmakta hukuki yararlarının mevcut olduğunu, davacıların hiçbir ilişkileri bulunmayan şirket nedeniyle sürekli ve ağır baskı altında olduğunu ve re’sen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istenmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Davacıların anonim şirket ortaklığından ve yönetim kurulundan ayrıldığının tespiti ve tescili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6102 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesi
3. Değerlendirme
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacılar vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Dava, davacıların anonim şirketin yönetim kurulu üyeliğinden ayrıldığının tespiti ve tescili istemine ilişkindir.
İlke olarak istifa tek taraflı yenilik doğuran bir hakkın kullanılmasıdır ve hukuki sonuç doğurması kabule bağlı değildir. İstifa iç ilişkide sonuçlarını şirkete ulaşmakla doğurur. Dış ilişkide ise 6102 sayılı Kanun'un 39 uncu maddesi uyarınca iyi niyetli üçüncü kişiler açısından istifanın etkisi tescil ve ilan olunmasına bağlıdır. Bu nedenle istifa eden yönetim kurulu üyesinin bu işlemin tescil ve ilanında hukuki yararı vardır (Poroy/Tekinalp/Çamoğlu, Ortaklıklar ve Kooperatif Hukuku, 11. Baskı syf.326).
6102 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesi birinci fıkrasında, "Yönetim kurulu, temsile yetkili kişileri ve bunların temsil şekillerini gösterir kararının noterce onaylanmış suretini, tescil ve ilan edilmek üzere ticaret siciline verir." hükmüne haiz olup, buna göre şirketin yönetim kuruluna, şirketi temsile yetkili kişilerin tescil ve ilanını sağlamak görevi verilmiştir. Anılan maddeye dava tarihinden sonra eklenen üçüncü fıkrasında ise hükmün gerekçesi ve birinci fıkrasıyla uyumlu olarak, "Kamu kurum ve kuruluşları tarafından, ticaret siciline tescil olunan temsile yetkili kişiler ile bunların temsil şekilleri hakkında ticaret sicili kayıtları esas alınır ve şirketten bu kayıtlara ilişkin ticaret sicili müdürlüklerince düzenlenen belgeler ile Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlanan ilan dışında hiçbir belge istenemez." hükmü getirilmiştir.
Somut olayda 23.11.2015 tarihli yönetim kurulu kararıyla, yapılacak ilk genel kurula kadar yeni yönetim kurulu başkanı ve şirket müdürü belirlendiği, davacılardan ..., yönetim kurulu başkan yardımcılığından istifa ettiğine ilişkin beyanını muhtelif tarihli dilekçeleri ile belirttiği ve buna rağmen istifanın ticaret siciline kayıt ve tescilini sağlayamadığı anlaşılmıştır.
Hal böyle olunca, Kamu kurum ve kuruluşları tarafından, şirketi temsile yetkili kişilerin tespitinde şirketin ticaret sicili kayıtlarının esas alınacağına yönelik Kanun hükmü gereği olarak davacıların bu davayı açmakta hukuki yararlarının bulunmasına rağmen, Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince dava açmakta hukuki yarar bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi yerinde değildir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Ortaklıktan çıkma | Tescil | Ortaklıktan çıkarılmanın tespiti 🔁 aynen tekrar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/2281 E. 2023/5825 K.
Ortak:yönetim kurulu üyeliği · anonim şirket yönetim kurulu · hukuki menfaat · şirket müdürlüğü · pay devri · istifa · ticaret sicili tescili · şirket müdürü · dava şartı · Ortaklıktan çıkma | Tescil, Ortaklıktan çıkarılmanın tespiti
İncelediğiniz karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «anonim şirketlerde» «hisse devrinin» tesclinin yapılmasının zorunlu olduğuna ve nasıl yapılacağına ilişkin bir düzenleme bulunmadığı, 6102 sayılı Kanun uyarınca anonim şirket hisse devirlerinin Ticaret Sicil Müdürlüğüne bildirilmesi hali kurucu bir etki yaratmadığı gibi sicil memurluğunun, talep halinde tescil işlemini yapabileceği yönetmelikte düzenlendiği, anonim şirketlerde, hisse devrinin tescilinin zorunlu olmaması nedeniyle, davacıların hissesini devrederek, ortaklıktan ayrıldığının davalı şirkete karşı açılan davada tespiti ve tescilinin istenmesinde «hukuki yarar» bulunmadığı, davada davacıların şirket «pay devri» ile «yönetim kurulu üyeliğinden» «istifa» ederek ayrıldığı, davalı şirkete karşı açılan davada tespiti ve tescilinin istenmesinde, hukuki yararının bulunmadığı, davada, anonim şirket hisse devrinin tespit ve tescili istendiği halde, İlk Derece Mahkemesince, hatalı olarak «limited şirketlerde» uygulanması gereken 6102 sayılı Kanun'un 598 inci maddesi gereğince, «şirket müdürü» tarafından tescil yaptırılmaması halinde ayrılan ortak adının silinmesi için «ticaret siciline» başvurabileceği, bu madde hükmüne göre, davacının işbu davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verildiği, bu itibarla İlk Derece Mahkemesince neticeten hukuki yarar yokluğundan bu talep hakkında red kararı verilmesi doğru olmakla birlikte, gerekçe itibari ile hatalı madde hükümüne dayanıldığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, hukuki yarara ilişkin dava «şartı yokluğundan» davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Çetinkaya'ya devrettiklerini ve noter kanalı ile gönderdikleri istifanameler ile de «yönetim kurulu» başkan ve yardımcılığından ayrıldıklarını bildirmişlerse de bu iş ve işlemlere ilişkin tescil ve «ilan» talepleri, şirket ile herhangi bir ilişkilerinin bulunmaması sebebiyle reddolunduğu, müvekkili davacılar 23.11.2015 tarihinde itibaren tek hissedarı Shida Çetinkaya olan ve fiili olarak işlemeyen Erexpo Fuarcılık A.Ş.'deki «yönetim kurulu üyeliği» ve yönetim kurulu başkanlığı görevlerini Shida Çetinkaya'ya ulaşılamadığı için ve Bursa Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından da «pay devrine» ve istifaya ilişkin bildirimlerinin tescil ve ilan edilmemesi nedeniyle görevlerini Shida Çetinkaya'ya iade edemediğini ve 6102 sayılı Kanun'un 37 nci maddesi kapsamında müvekkilerin yasal sorumluluklarının sürdüğü, bu dava «hukuki menfaatin» varlığının kabulü gerektiği, yapılan yargılamada davalı şirkete ilişkin kayıtlar ilgili Ticaret Sicil Müdürlüğünden dahi celp edilmediğini, «eksik inceleme» yapılarak hatalı şekilde hüküm kurulduğunu, İlk Derece Mahkemesi tarafından 6102 sayılı Kanun'un 598 inci maddesi kapsamında uyuşmazlığa konu iş ve işlemlerin gerçekleştirilebileceği belirtilmişse de, söz konusu kanun hükmünün «limited şirkete» ilişkin olduğunu, uyuşmazlığa konu pay devrinin bünyesinde gerçekleştiği davalı şirketin, «anonim şirket» vasfını haiz olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulünü istemiştir.
Dava, davacıların «anonim şirketin yönetim kurulu üyeliğinden» ayrıldığının tespiti ve tescili istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «anonim şirketlerde» «hisse devrinin» tesclinin yapılmasının zorunlu olduğuna ve nasıl yapılacağına ilişkin bir düzenleme bulunmadığı, 6102 sayılı Kanun uyarınca anonim şirket hisse devirlerinin Ticaret Sicil Müdürlüğüne bildirilmesi hali kurucu bir etki yaratmadığı gibi sicil memurluğunun, talep halinde tescil işlemini yapabileceği yönetmelikte düzenlendiği, anonim şirketlerde, hisse devrinin tescilinin zorunlu olmaması nedeniyle, davacıların hissesini devrederek, ortaklıktan ayrıldığının davalı şirkete karşı açılan davada tespiti ve tescilinin istenmesinde «hukuki yarar» bulunmadığı, davada davacıların şirket «pay devri» ile «yönetim kurulu üyeliğinden» «istifa» ederek ayrıldığı, davalı şirkete karşı açılan davada tespiti ve tescilinin istenmesinde, hukuki yararının bulunmadığı, davada, anonim şirket hisse devrinin tespit ve tescili istendiği halde, İlk Derece Mahkemesince, hatalı olarak «limited şirketlerde» uygulanması gereken 6102 sayılı Kanun'un 598 inci maddesi gereğince, «şirket müdürü» tarafından tescil yaptırılmaması halinde ayrılan ortak adının silinmesi için «ticaret siciline» başvurabileceği, bu madde hükmüne göre, davacının işbu davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verildiği, bu itibarla İlk Derece Mahkemesince neticeten hukuki yarar yokluğundan bu talep hakkında red kararı verilmesi doğru olmakla birlikte, gerekçe itibari ile hatalı madde hükümüne dayanıldığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, hukuki yarara ilişkin dava «şartı yokluğundan» davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Çetinkaya'ya devrettiklerini ve noter kanalı ile gönderdikleri istifanameler ile de «yönetim kurulu» başkan ve yardımcılığından ayrıldıklarını bildirmişlerse de bu iş ve işlemlere ilişkin tescil ve «ilan» talepleri, şirket ile herhangi bir ilişkilerinin bulunmaması sebebiyle reddolunduğu, müvekkili davacılar 23.11.2015 tarihinde itibaren tek hissedarı Shida Çetinkaya olan ve fiili olarak işlemeyen Erexpo Fuarcılık A.Ş.'deki «yönetim kurulu üyeliği» ve yönetim kurulu başkanlığı görevlerini Shida Çetinkaya'ya ulaşılamadığı için ve Bursa Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından da «pay devrine» ve istifaya ilişkin bildirimlerinin tescil ve ilan edilmemesi nedeniyle görevlerini Shida Çetinkaya'ya iade edemediğini ve 6102 sayılı Kanun'un 37 nci maddesi kapsamında müvekkilerin yasal sorumluluklarının sürdüğü, bu dava «hukuki menfaatin» varlığının kabulü gerektiği, yapılan yargılamada davalı şirkete ilişkin kayıtlar ilgili Ticaret Sicil Müdürlüğünden dahi celp edilmediğini, «eksik inceleme» yapılarak hatalı şekilde hüküm kurulduğunu, İlk Derece Mahkemesi tarafından 6102 sayılı Kanun'un 598 inci maddesi kapsamında uyuşmazlığa konu iş ve işlemlerin gerçekleştirilebileceği belirtilmişse de, söz konusu kanun hükmünün «limited şirkete» ilişkin olduğunu, uyuşmazlığa konu pay devrinin bünyesinde gerçekleştiği davalı şirketin, «anonim şirket» vasfını haiz olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulünü istemiştir.
Dava, davacıların «anonim şirketin yönetim kurulu üyeliğinden» ayrıldığının tespiti ve tescili istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Ortaklıktan çıkarılma | Tescilin talebi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/3154 E. 2022/7039 K.
Ortak:yönetim kurulu üyeliği · anonim şirket yönetim kurulu · istifa · ticaret sicili tescili · şirket müdürü · ticaret sicili müdürlüğü · hisse devri · dava şartı yokluğu · dava şartı
İncelediğiniz karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «anonim şirketlerde» «hisse devrinin» tesclinin yapılmasının zorunlu olduğuna ve nasıl yapılacağına ilişkin bir düzenleme bulunmadığı, 6102 sayılı Kanun uyarınca anonim şirket hisse devirlerinin Ticaret Sicil Müdürlüğüne bildirilmesi hali kurucu bir etki yaratmadığı gibi sicil memurluğunun, talep halinde tescil işlemini yapabileceği yönetmelikte düzenlendiği, anonim şirketlerde, hisse devrinin tescilinin zorunlu olmaması nedeniyle, davacıların hissesini devrederek, ortaklıktan ayrıldığının davalı şirkete karşı açılan davada tespiti ve tescilinin istenmesinde «hukuki yarar» bulunmadığı, davada davacıların şirket «pay devri» ile «yönetim kurulu üyeliğinden» «istifa» ederek ayrıldığı, davalı şirkete karşı açılan davada tespiti ve tescilinin istenmesinde, hukuki yararının bulunmadığı, davada, anonim şirket hisse devrinin tespit ve tescili istendiği halde, İlk Derece Mahkemesince, hatalı olarak «limited şirketlerde» uygulanması gereken 6102 sayılı Kanun'un 598 inci maddesi gereğince, «şirket müdürü» tarafından tescil yaptırılmaması halinde ayrılan ortak adının silinmesi için «ticaret siciline» başvurabileceği, bu madde hükmüne göre, davacının işbu davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verildiği, bu itibarla İlk Derece Mahkemesince neticeten hukuki yarar yokluğundan bu talep hakkında red kararı verilmesi doğru olmakla birlikte, gerekçe itibari ile hatalı madde hükümüne dayanıldığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, hukuki yarara ilişkin dava «şartı yokluğundan» davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Dava, davacıların «anonim şirketin yönetim kurulu üyeliğinden» ayrıldığının tespiti ve tescili istemine ilişkindir.
Anılan maddeye dava tarihinden sonra eklenen üçüncü fıkrasında ise hükmün gerekçesi ve birinci fıkrasıyla uyumlu olarak, "Kamu kurum ve kuruluşları tarafından, «ticaret siciline tescil» olunan «temsile» yetkili kişiler ile bunların temsil şekilleri hakkında ticaret sicili kayıtları esas alınır ve şirketten bu kayıtlara ilişkin «ticaret sicili müdürlüklerince» düzenlenen belgeler ile Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlanan «ilan» dışında hiçbir belge istenemez." hükmü getirilmiştir.
Benzer bu karardaBölge Adliye Mahkemesince, davacının «yönetim kurulu üyeliğinden» «istifa» ederek ayrıldığının, davalı şirkete karşı açılan davada tespiti ve tescilinin istenmesinde, «hukuki yararı» bulunmadığından, İlk Derece Mahkemesince, bu istem yönünden hukuki yarar yokluğu nedeniyle, davanın «usulden reddine» karar verilmesinin doğru olduğu, ancak davada, «anonim şirket» «hisse devrinin» tespit ve tescili istendiği halde, ilk derece mahkemesince, hatalı olarak «limited şirketlerde» uygulanması gereken 6102 sayılı TTK'nın 598/2. maddesi gereğince, «şirket müdürü» tarafından tescil yaptırılmaması halinde ayrılan ortak adının silinmesi için «ticaret siciline» başvurabileceği, bu madde hükmüne göre, davacının işbu davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle, davanın usulden reddine karar verildiği, oysaki, anon …
İlk Derece Mahkemesince, 6102 sayılı TTK'nın 598/2. maddesi gereğince, «şirket müdürü» tarafından tescil yaptırılmaması halinde, ayrılan ortak adının silinmesi için «ticaret siciline» başvurabileceği, yasanın bu hükmüne göre, davacının işbu davayı açmakta «hukuki yararının» olmadığı, hukuki yararın dava şartı olduğu ve HMK 114/1 h ve 115/2 maddeleri gereğince davanın «usulden reddine» karar verilmesinin gerektiği gerekçesiyle davanın hukuki yarara yönelik dava «şartı yokluğu» nedeniyle HMK 114/1 h ve 115/2 maddesi gereğince usulden reddine karar verilmiştir.
2- Davacının «anonim şirketin yönetim kurulu üyeliğinden» ayrıldığının tespiti ve tescili istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:iyiniyetli üçüncü kişi · iyiniyet
Benzer bu karardaDış ilişki de ise TTK’nın 39. maddesi uyarınca «iyiniyetli üçüncü kişiler» açısından istifanın etkisi tescil ve «ilan» olunmasına bağlıdır.
-
Ortaklıktan çıkarılma | Tescilin talebi | Tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/3919 E. 2024/1529 K.
Ortak:yönetim kurulu üyeliği · anonim şirket yönetim kurulu · pay devri · istifa · ticaret sicili tescili · şirket müdürü · hisse devri · dava şartı yokluğu · dava şartı
İncelediğiniz karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «anonim şirketlerde» «hisse devrinin» tesclinin yapılmasının zorunlu olduğuna ve nasıl yapılacağına ilişkin bir düzenleme bulunmadığı, 6102 sayılı Kanun uyarınca anonim şirket hisse devirlerinin Ticaret Sicil Müdürlüğüne bildirilmesi hali kurucu bir etki yaratmadığı gibi sicil memurluğunun, talep halinde tescil işlemini yapabileceği yönetmelikte düzenlendiği, anonim şirketlerde, hisse devrinin tescilinin zorunlu olmaması nedeniyle, davacıların hissesini devrederek, ortaklıktan ayrıldığının davalı şirkete karşı açılan davada tespiti ve tescilinin istenmesinde «hukuki yarar» bulunmadığı, davada davacıların şirket «pay devri» ile «yönetim kurulu üyeliğinden» «istifa» ederek ayrıldığı, davalı şirkete karşı açılan davada tespiti ve tescilinin istenmesinde, hukuki yararının bulunmadığı, davada, anonim şirket hisse devrinin tespit ve tescili istendiği halde, İlk Derece Mahkemesince, hatalı olarak «limited şirketlerde» uygulanması gereken 6102 sayılı Kanun'un 598 inci maddesi gereğince, «şirket müdürü» tarafından tescil yaptırılmaması halinde ayrılan ortak adının silinmesi için «ticaret siciline» başvurabileceği, bu madde hükmüne göre, davacının işbu davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verildiği, bu itibarla İlk Derece Mahkemesince neticeten hukuki yarar yokluğundan bu talep hakkında red kararı verilmesi doğru olmakla birlikte, gerekçe itibari ile hatalı madde hükümüne dayanıldığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, hukuki yarara ilişkin dava «şartı yokluğundan» davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Çetinkaya'ya devrettiklerini ve noter kanalı ile gönderdikleri istifanameler ile de «yönetim kurulu» başkan ve yardımcılığından ayrıldıklarını bildirmişlerse de bu iş ve işlemlere ilişkin tescil ve «ilan» talepleri, şirket ile herhangi bir ilişkilerinin bulunmaması sebebiyle reddolunduğu, müvekkili davacılar 23.11.2015 tarihinde itibaren tek hissedarı Shida Çetinkaya olan ve fiili olarak işlemeyen Erexpo Fuarcılık A.Ş.'deki «yönetim kurulu üyeliği» ve yönetim kurulu başkanlığı görevlerini Shida Çetinkaya'ya ulaşılamadığı için ve Bursa Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından da «pay devrine» ve istifaya ilişkin bildirimlerinin tescil ve ilan edilmemesi nedeniyle görevlerini Shida Çetinkaya'ya iade edemediğini ve 6102 sayılı Kanun'un 37 nci maddesi kapsamında müvekkilerin yasal sorumluluklarının sürdüğü, bu dava «hukuki menfaatin» varlığının kabulü gerektiği, yapılan yargılamada davalı şirkete ilişkin kayıtlar ilgili Ticaret Sicil Müdürlüğünden dahi celp edilmediğini, «eksik inceleme» yapılarak hatalı şekilde hüküm kurulduğunu, İlk Derece Mahkemesi tarafından 6102 sayılı Kanun'un 598 inci maddesi kapsamında uyuşmazlığa konu iş ve işlemlerin gerçekleştirilebileceği belirtilmişse de, söz konusu kanun hükmünün «limited şirkete» ilişkin olduğunu, uyuşmazlığa konu pay devrinin bünyesinde gerçekleştiği davalı şirketin, «anonim şirket» vasfını haiz olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulünü istemiştir.
Dava, davacıların «anonim şirketin yönetim kurulu üyeliğinden» ayrıldığının tespiti ve tescili istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaİlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bu nedenle «istifa» eden «yönetim kurulu» üyesinin bu işlemin tescil ve ilanında «hukuki yararı» olacağı, davacının bu davayı açmakta hukuki yararının bulunduğu gerekçesiyle davacının ortaklıktan ayrıldığının tespiti ve ortaklıktan ayrıldığının Ticaret Siciline tesciline ilişkin dava ve talebinin «anonim şirketlerde» «hisse devrinin» tescilinin zorunlu olmaması nedeniyle bu konuda tespit ve tescilinin istenmesinde hukuki yarar bulunmadığından buna yönelik dava ve taleplerin dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine», davacının «anonim şirketin yönetim kurulu üyeliğinden» ayrıldığının tespiti ve tesciline ilişkin dava ve talebinin kabulüne, davacının davalı şirket yönetim kurulu üyeliğinden ayrıldığının tespiti ile «ticaret siciline tesciline» karar verilmiştir.
A.Ş.'yi kurduğunu, şirket kuruluşunun ardından müvekkili ...'un davalı şirket nezdinde bulunan tüm «payı» olan 400 hisseyi diğer ortak dava dışı ... ...'a 10.000,00 TL bedel karşılığında devrettiğini ve yönetim kurulundaki görevinden 19.08.2016 tarihli dilekçesi ile «istifa» ettiğini, davalı şirket genel kurulunun 20.07.2018 tarihinde toplanarak ve devir sözleşmesi doğrultusunda vekil edenin ortaklıktan ayrılmasına ve yönetim kurulundan istifasının kabulüne oybirliği ile karar verdiğini, böylelikle müvekkilinin davalı şirket ile tüm bağlarını kopardığını, ancak davalı şirket tarafından «pay devri» ve «yönetim kurulu» değişikliğinin «ticaret siciline tescil» ettirilmemesi nedeniyle davalı şirketin vergi daireleri ve Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) başta olmak üzere resmi makamlar nezdinde yaşamış olduğu sıkıntıların müvekkiline sirayet ettiğini, bu nedenle müvekkilinin ticari ve şahsi hayatının sekteye uğradığını, bankalardan kredi alamadığını belirterek, müvekkilinin davalı şirketten 19.08.2016 tarihi itibariyle paylarını devretmek suretiyle ortaklıktan ve «yönetim kurulu üyeliğinden» ayrıldığının tespitine ve bu hususun ticaret siciline tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 23.02.2021 tarihli ve 2020/2005 E., 2021/248 K. sayılı kararıyla; davacının «yönetim kurulu üyeliğinden» «istifa» ederek ayrıldığının davalı şirkete karşı açılan davada tespiti ve tescilinin istenmesinde, «hukuki yararı» bulunmadığından İlk Derece Mahkemesince bu istem yönünden hukuki yarar yokluğu nedeniyle davanın «usulden reddine» karar verilmesinin doğru olduğu, ancak davada «anonim şirket» «hisse devrinin» tespit ve tescili istendiği halde İlk Derece Mahkemesince hatalı olarak «limited şirketlerde» uygulanması gereken 6102 sayılı Kanun'un 598 ... maddesi gereğince «şirket müdürü» tarafından tescil yaptırılmaması halinde ayrılan ortak adının silinmesi için «ticaret siciline» başvurabileceği, bu madde hükmüne göre, davacının işbu davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verildiği, oysaki anonim …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:kazanılmış hak · olumsuz oy · kâr payı
Benzer bu karardaA.Ş.'yi kurduğunu, şirket kuruluşunun ardından müvekkili ...'un davalı şirket nezdinde bulunan tüm «payı» olan 400 hisseyi diğer ortak dava dışı ... ...'a 10.000,00 TL bedel karşılığında devrettiğini ve yönetim kurulundaki görevinden 19.08.2016 tarihli dilekçesi ile «istifa» ettiğini, davalı şirket genel kurulunun 20.07.2018 tarihinde toplanarak ve devir sözleşmesi doğrultusunda vekil edenin ortaklıktan ayrılmasına ve yönetim kurulundan istifasının kabulüne oybirliği ile karar verdiğini, böylelikle müvekkilinin davalı şirket ile tüm bağlarını kopardığını, ancak davalı şirket tarafından «pay devri» ve «yönetim kurulu» değişikliğinin «ticaret siciline tescil» ettirilmemesi nedeniyle davalı şirketin vergi daireleri ve Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) başta olmak üzere resmi makamlar nezdinde yaşamış olduğu sıkıntıların müvekkiline sirayet ettiğini, bu nedenle müvekkilinin ticari ve şahsi hayatının sekteye uğradığını, bankalardan kredi alamadığını belirterek, müvekkilinin davalı şirketten 19.08.2016 tarihi itibariyle paylarını devretmek suretiyle ortaklıktan ve «yönetim kurulu üyeliğinden» ayrıldığının tespitine ve bu hususun ticaret siciline tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı şirketin ortağı olmadığının geriye dönük olarak tescil ve tespitinde «hukuki yararın» olduğunu, Ticaret Sicilinden «olumsuz» cevap aldığını, ortaklıktan ayrıldığının tespit ve tescilinin reddinin doğru olmadığını, 19.08.2016 itibariyle paylarını devrederek ortaklıktan ayrıldığının tespit ve tescilini istemiştir.
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına «kazanılmış hak» durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/14447 E. 2014/3779 K.
Ortak:yönetim kurulu üyeliği · pay devri · istifa · hisse devri · üçüncü kişi · hukuki yarar · ticaret sicili · yönetim kurulu kararı · dava şartı
İncelediğiniz karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «anonim şirketlerde» «hisse devrinin» tesclinin yapılmasının zorunlu olduğuna ve nasıl yapılacağına ilişkin bir düzenleme bulunmadığı, 6102 sayılı Kanun uyarınca anonim şirket hisse devirlerinin Ticaret Sicil Müdürlüğüne bildirilmesi hali kurucu bir etki yaratmadığı gibi sicil memurluğunun, talep halinde tescil işlemini yapabileceği yönetmelikte düzenlendiği, anonim şirketlerde, hisse devrinin tescilinin zorunlu olmaması nedeniyle, davacıların hissesini devrederek, ortaklıktan ayrıldığının davalı şirkete karşı açılan davada tespiti ve tescilinin istenmesinde «hukuki yarar» bulunmadığı, davada davacıların şirket «pay devri» ile «yönetim kurulu üyeliğinden» «istifa» ederek ayrıldığı, davalı şirkete karşı açılan davada tespiti ve tescilinin istenmesinde, hukuki yararının bulunmadığı, davada, anonim şirket hisse devrinin tespit ve tescili istendiği halde, İlk Derece Mahkemesince, hatalı olarak «limited şirketlerde» uygulanması gereken 6102 sayılı Kanun'un 598 inci maddesi gereğince, «şirket müdürü» tarafından tescil yaptırılmaması halinde ayrılan ortak adının silinmesi için «ticaret siciline» başvurabileceği, bu madde hükmüne göre, davacının işbu davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verildiği, bu itibarla İlk Derece Mahkemesince neticeten hukuki yarar yokluğundan bu talep hakkında red kararı verilmesi doğru olmakla birlikte, gerekçe itibari ile hatalı madde hükümüne dayanıldığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, hukuki yarara ilişkin dava «şartı yokluğundan» davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Çetinkaya'ya devrettiklerini ve noter kanalı ile gönderdikleri istifanameler ile de «yönetim kurulu» başkan ve yardımcılığından ayrıldıklarını bildirmişlerse de bu iş ve işlemlere ilişkin tescil ve «ilan» talepleri, şirket ile herhangi bir ilişkilerinin bulunmaması sebebiyle reddolunduğu, müvekkili davacılar 23.11.2015 tarihinde itibaren tek hissedarı Shida Çetinkaya olan ve fiili olarak işlemeyen Erexpo Fuarcılık A.Ş.'deki «yönetim kurulu üyeliği» ve yönetim kurulu başkanlığı görevlerini Shida Çetinkaya'ya ulaşılamadığı için ve Bursa Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından da «pay devrine» ve istifaya ilişkin bildirimlerinin tescil ve ilan edilmemesi nedeniyle görevlerini Shida Çetinkaya'ya iade edemediğini ve 6102 sayılı Kanun'un 37 nci maddesi kapsamında müvekkilerin yasal sorumluluklarının sürdüğü, bu dava «hukuki menfaatin» varlığının kabulü gerektiği, yapılan yargılamada davalı şirkete ilişkin kayıtlar ilgili Ticaret Sicil Müdürlüğünden dahi celp edilmediğini, «eksik inceleme» yapılarak hatalı şekilde hüküm kurulduğunu, İlk Derece Mahkemesi tarafından 6102 sayılı Kanun'un 598 inci maddesi kapsamında uyuşmazlığa konu iş ve işlemlerin gerçekleştirilebileceği belirtilmişse de, söz konusu kanun hükmünün «limited şirkete» ilişkin olduğunu, uyuşmazlığa konu pay devrinin bünyesinde gerçekleştiği davalı şirketin, «anonim şirket» vasfını haiz olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulünü istemiştir.
Bu nedenle «istifa» eden «yönetim kurulu» üyesinin bu işlemin tescil ve ilanında «hukuki yararı» vardır (Poroy/Tekinalp/Çamoğlu, Ortaklıklar ve Kooperatif Hukuku, 11.
Benzer bu kararda… irkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dava davacının paydaşlığının sona erdiğinin ve şirket yönetimi ile ilişkisinin kalmadığının tespiti istemine ilişkin olup «eda davası» niteliğinde olmadığı, davacının devrin «pay defterine» işlenmesine ilişkin talepte bulunmadığı, davalı şirket anasözleşmesinde nama yazılı hisse senetlerinin devrini engelleyen bir hüküm bulunmadığından «hisse devrinin» mümkün olduğu, devir «ciro» ve «teslimle» mümkün olup TTK’nın 416/2. maddesi uyarınca şirkete karşı ancak «pay defterine kayıt» ile hüküm ifade edeceği, davalı şirketin davacı tarafından gönderilen 2 ayrı «ihtara» rağmen devri pay defterine kaydetmediği, «pay devri» pay defterine kaydedilmezse sadece mülkiyeti devredeceği ve şirkete karşı ileri sürülemeyeceği, davacının talebinin devrin pay defterine kayıt edilmesine ilişkin olmadığı, devir pay defterine kayıt edilmediğinden paydaşlığın sona erdiğinin tespitine karar verilemeyeceği, «yönetim kurulu üyeliği» «istifa» ile kendiliğinden sona ereceğinden bu hususta «tespit davası» açılmasında davacının «hukuki yararı» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, açılan davanın «eda davası» niteliğinde olmayıp davacının «pay devrinin» «pay defterine» işlenmesi yönünde talebi bulunmadığı, paydaşlığın sona ermesi için «pay defterine kayıt» gerektiği, pay defterine kayıt edilmezse şirkete karşı hüküm ifade etmeyeceği, talep de devrin pay defterine kayıt edilmesine ilişkin olmadığından paydaşlığın sona erdiğinin tespitine karar verilemeyeceği, «yönetim kurulu üyeliği» ise sürenin dolması ile ya da «istifa» ile kendiliğinden sona ereceğinden davacının bu hususta «tespit davası» açmakta «hukuki yararı» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dosyaya celp edilen «ticaret sicil» kayıtlarında davacının ortak ve «yönetim kurulu» üyesi olarak göründüğü sabit olduğuna göre, dava dilekçesi içeriğinde davacının davalı şirket «yönetim kurulu üyeliğinin» ve «pay sahipliğinin» sona erdiğinin tespiti ile üçüncü kişileri bağlayacak şekilde ticaret sicil kayıtlarına işlenmesini sağlamak amacıyla işbu davanın açıldığı belirtildiğinden mahkemece, davacının eda hükmünü içerir şekilde talepte bulunduğu nazara alınarak davalı şirketteki ortaklığının sona erdiğinin ve yönetim kurulu üyesi olmadığının tespitini istemekte «hukuki yararının» bulunduğu kabul edilerek sonucuna göre karar verilmek gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi yerinde görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:iyiniyetli üçüncü kişi · pay defterine kayıt · eda davası · pay sahipliği · iyiniyet · hisse senedi · ciro · tespit davası
Benzer bu kararda… irkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dava davacının paydaşlığının sona erdiğinin ve şirket yönetimi ile ilişkisinin kalmadığının tespiti istemine ilişkin olup «eda davası» niteliğinde olmadığı, davacının devrin «pay defterine» işlenmesine ilişkin talepte bulunmadığı, davalı şirket anasözleşmesinde nama yazılı hisse senetlerinin devrini engelleyen bir hüküm bulunmadığından «hisse devrinin» mümkün olduğu, devir «ciro» ve «teslimle» mümkün olup TTK’nın 416/2. maddesi uyarınca şirkete karşı ancak «pay defterine kayıt» ile hüküm ifade edeceği, davalı şirketin davacı tarafından gönderilen 2 ayrı «ihtara» rağmen devri pay defterine kaydetmediği, «pay devri» pay defterine kaydedilmezse sadece mülkiyeti devredeceği ve şirkete karşı ileri sürülemeyeceği, davacının talebinin devrin pay defterine kayıt edilmesine ilişkin olmadığı, devir pay defterine kayıt edilmediğinden paydaşlığın sona erdiğinin tespitine karar verilemeyeceği, «yönetim kurulu üyeliği» «istifa» ile kendiliğinden sona ereceğinden bu hususta «tespit davası» açılmasında davacının «hukuki yararı» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, açılan davanın «eda davası» niteliğinde olmayıp davacının «pay devrinin» «pay defterine» işlenmesi yönünde talebi bulunmadığı, paydaşlığın sona ermesi için «pay defterine kayıt» gerektiği, pay defterine kayıt edilmezse şirkete karşı hüküm ifade etmeyeceği, talep de devrin pay defterine kayıt edilmesine ilişkin olmadığından paydaşlığın sona erdiğinin tespitine karar verilemeyeceği, «yönetim kurulu üyeliği» ise sürenin dolması ile ya da «istifa» ile kendiliğinden sona ereceğinden davacının bu hususta «tespit davası» açmakta «hukuki yararı» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dış ilişki de ise TTK’nın 39. maddesi uyarınca «iyiniyetli üçüncü kişiler» açısından istifanın etkisi tescil ve «ilan» olunmasına bağlıdır.
Yine davalı şirketin anasözleşmesinin 6. maddesinde “hisse senetleri nama yazılıdır” hükmü yer almasına rağmen şirketin nama yazılı «hisse senedi» çıkardığına dair bir savunma bulunmadığı gibi dosya kapsamında buna dair delile de rastlanmamıştır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/2281 E. , 2023/5825 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki şirket ortaklığından ve yönetim kurulu üyeliğinden çıkmanın tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ...Ş'nin, 01.09.2014 tarihinde yönetim kurulu başkanının davacı ..., başkan yardımcısının davacı ... olmasına karar verildiğini, 23.11.2015 tarihinde ise Erexpo A.Ş. şirketi yönetim kurulu kararı ile ... ve ... şirket hisselerinin tamamını ortaklardan Shida Çetinkaya'ya satarak ortaklıktan çıktıklarını, aynı tarihte alınan yönetim kurulu kararı ile şirketin yeni yönetim kurulu başkanı ve şirket müdürünün Shida Çetinkaya olduğunu, bu nedenle davacıların bu tarihten itibaren şirket ile fiili olarak hiçbir bağlantısının kalmadığını, Shida Çetinkaya yönetim kurulu başkanlığını tescil ettirmemiş olduğunu ve şu anda faal olmayan şirketi sicilden terkin ettirmediğinden davacıların yasal sorumluluklarının sürmekte olduğunu, davacıların istifalarını defalarca şirket adresine ve davalı ...
Çetinkaya'ya gönderdiklerini ancak belgelerin iade edildiğini ileri sürerek davacıların şirket yönetim kurulu başkanlığı ve başkan yardımcılığı ile yönetim kurulu üyeliğinden istifa ettiklerinin tespitini, ortaklıktan çıkmış olduklarının tespitini ve bu durumun ticaret siciline tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... Çetinkaya vekili cevap dilekçesinde; davanın karar tarihinden yaklaşık 3 yıl sonra açıldığını, öncelikle süre yönünden davaya itiraz ettiklerini, davalı şirketin yönetimi olağan ve olağanüstü işlerin takibi ve yapılması bütün süreçte davacılar tarafından yürütüldüğünü, davalı yapılan iş ve işlemler dahli ya da bilgisi olmadığını, davacılar bu süreçte şirket hesapları üzerinde tasarruf işlemlerinde bulundukları gibi şirketi borçlandırıcı veya şirket borçlarının daha da artmasına sebebiyet veren işlemler yapmaya devam ettiklerini, bu iş ve işlemlerin sevk ve idaresinde bulunmadığını, davacılardan ... davalı tarafından kendisine verilen vekâletname ile şirket adına iş ve işlemler yaptığını, davacılar davalının çoğunlukla yurt dışında olmasından faydalanarak sorumluluktan kurtulmak amacıyla söz konusu karardan 1 yıl sonra istifa gönderdiğini, ancak söz konusu istifanın davalıya tebliğ edilmediğini, davalı hiçbir bedel ödemeden hisse devrinin gerçekleştiğini, hisse devirlerinin hileli olduğunu, davalının bankalar nezdinde güvenirliliği olduğundan taraflar arasındaki dostluk ilişkisine güvenerek şirket hissesini devraldığını, davacılar sorumluluktan kurtulmak maksadıyla ve kötü niyetli olarak huzurdaki davayı açtıklarını, bir kimsenin kötü niyetinin hukuki düzeni tarafından korunmayacağını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile devrin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) yürürlüğü girdiği tarihten sonra yapıldığı, davacı şirkette hisselerin devredildiği halde tescil ve ilanının yapılmadığını ileri sürdüğü, 6102 sayılı Kanun'un 598 inci maddesine göre esas sermaye paylarının geçişlerinin tescil edilmesi için şirket müdürleri tarafından ticaret siciline başvurulacağı, başvurunun 30 gün içinde yapılmaması halinde ayrılan ortak adının bu paylarla ilgili olarak silinmesi için ticaret siciline başvurabileceği, bunun üzerine sicil müdürü şirkete iktisap edenin adının bildirilmesi için süre vereceğinin düzenlendiği, madde hükmünden de anlaşılacağı üzere şirket tescil ve ilan yükümlülüğünü yerine getirmediği takdirde hissesini devreden ortak ticaret siciline başvurarak bunu gerçekleştirebileceği, 6102 sayılı Kanun'un 598 inci maddesinde davacıya da aynı başvuruyu yapıp tescil ve ilan etme hakkı tanıdığı gerekçesiyle davada hukuki yararı yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacılar, Bursa Ticaret Sicil Müdürlüğüne şirket hisselerini davalı ... Çetinkaya'ya devrettiklerini ve noter kanalı ile gönderdikleri istifanameler ile de yönetim kurulu başkan ve yardımcılığından ayrıldıklarını bildirmişlerse de bu iş ve işlemlere ilişkin tescil ve ilan talepleri, şirket ile herhangi bir ilişkilerinin bulunmaması sebebiyle reddolunduğu, müvekkili davacılar 23.11.2015 tarihinde itibaren tek hissedarı Shida Çetinkaya olan ve fiili olarak işlemeyen Erexpo Fuarcılık A.Ş.'deki yönetim kurulu üyeliği ve yönetim kurulu başkanlığı görevlerini Shida Çetinkaya'ya ulaşılamadığı için ve Bursa Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından da pay devrine ve istifaya ilişkin bildirimlerinin tescil ve ilan edilmemesi nedeniyle görevlerini Shida Çetinkaya'ya iade edemediğini ve 6102 sayılı Kanun'un 37 nci maddesi kapsamında müvekkilerin yasal sorumluluklarının sürdüğü, bu dava hukuki menfaatin varlığının kabulü gerektiği, yapılan yargılamada davalı şirkete ilişkin kayıtlar ilgili Ticaret Sicil Müdürlüğünden dahi celp edilmediğini, eksik inceleme yapılarak hatalı şekilde hüküm kurulduğunu, İlk Derece Mahkemesi tarafından 6102 sayılı Kanun'un 598 inci maddesi kapsamında uyuşmazlığa konu iş ve işlemlerin gerçekleştirilebileceği belirtilmişse de, söz konusu kanun hükmünün limited şirkete ilişkin olduğunu, uyuşmazlığa konu pay devrinin bünyesinde gerçekleştiği davalı şirketin, anonim şirket vasfını haiz olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulünü istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile anonim şirketlerde hisse devrinin tesclinin yapılmasının zorunlu olduğuna ve nasıl yapılacağına ilişkin bir düzenleme bulunmadığı, 6102 sayılı Kanun uyarınca anonim şirket hisse devirlerinin Ticaret Sicil Müdürlüğüne bildirilmesi hali kurucu bir etki yaratmadığı gibi sicil memurluğunun, talep halinde tescil işlemini yapabileceği yönetmelikte düzenlendiği, anonim şirketlerde, hisse devrinin tescilinin zorunlu olmaması nedeniyle, davacıların hissesini devrederek, ortaklıktan ayrıldığının davalı şirkete karşı açılan davada tespiti ve tescilinin istenmesinde hukuki yarar bulunmadığı, davada davacıların şirket pay devri ile yönetim kurulu üyeliğinden istifa ederek ayrıldığı, davalı şirkete karşı açılan davada tespiti ve tescilinin istenmesinde, hukuki yararının bulunmadığı, davada, anonim şirket hisse devrinin tespit ve tescili istendiği halde, İlk Derece Mahkemesince, hatalı olarak limited şirketlerde uygulanması gereken 6102 sayılı Kanun'un 598 inci maddesi gereğince, şirket müdürü tarafından tescil yaptırılmaması halinde ayrılan ortak adının silinmesi için ticaret siciline başvurabileceği, bu madde hükmüne göre, davacının işbu davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verildiği, bu itibarla İlk Derece Mahkemesince neticeten hukuki yarar yokluğundan bu talep hakkında red kararı verilmesi doğru olmakla birlikte, gerekçe itibari ile hatalı madde hükümüne dayanıldığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, hukuki yarara ilişkin dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçelerle ve Bölge Adliye Mahkemesince, müvekkillerin talebi halinde sicil memurluğunun yönetmelik uyarınca tescil işlemlerini gerçekleştirebileceği gerekçesiyle hatalı şekilde davanın reddine karar verildiğini, davalı şirkette pay ve hisseleri bulunmayan bununla birlikte yönetim kurulundaki görevlerinden de istifa eden davacıların tescil talepleri Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından kabul görmediğini, davacıların davayı açmakta hukuki yararlarının mevcut olduğunu, davacıların hiçbir ilişkileri bulunmayan şirket nedeniyle sürekli ve ağır baskı altında olduğunu ve re’sen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istenmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Davacıların anonim şirket ortaklığından ve yönetim kurulundan ayrıldığının tespiti ve tescili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6102 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesi
3. Değerlendirme
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacılar vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Dava, davacıların anonim şirketin yönetim kurulu üyeliğinden ayrıldığının tespiti ve tescili istemine ilişkindir.
İlke olarak istifa tek taraflı yenilik doğuran bir hakkın kullanılmasıdır ve hukuki sonuç doğurması kabule bağlı değildir. İstifa iç ilişkide sonuçlarını şirkete ulaşmakla doğurur. Dış ilişkide ise 6102 sayılı Kanun'un 39 uncu maddesi uyarınca iyi niyetli üçüncü kişiler açısından istifanın etkisi tescil ve ilan olunmasına bağlıdır. Bu nedenle istifa eden yönetim kurulu üyesinin bu işlemin tescil ve ilanında hukuki yararı vardır (Poroy/Tekinalp/Çamoğlu, Ortaklıklar ve Kooperatif Hukuku, 11. Baskı syf.326).
6102 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesi birinci fıkrasında, "Yönetim kurulu, temsile yetkili kişileri ve bunların temsil şekillerini gösterir kararının noterce onaylanmış suretini, tescil ve ilan edilmek üzere ticaret siciline verir." hükmüne haiz olup, buna göre şirketin yönetim kuruluna, şirketi temsile yetkili kişilerin tescil ve ilanını sağlamak görevi verilmiştir. Anılan maddeye dava tarihinden sonra eklenen üçüncü fıkrasında ise hükmün gerekçesi ve birinci fıkrasıyla uyumlu olarak, "Kamu kurum ve kuruluşları tarafından, ticaret siciline tescil olunan temsile yetkili kişiler ile bunların temsil şekilleri hakkında ticaret sicili kayıtları esas alınır ve şirketten bu kayıtlara ilişkin ticaret sicili müdürlüklerince düzenlenen belgeler ile Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlanan ilan dışında hiçbir belge istenemez." hükmü getirilmiştir.
Somut olayda 23.11.2015 tarihli yönetim kurulu kararıyla, yapılacak ilk genel kurula kadar yeni yönetim kurulu başkanı ve şirket müdürü belirlendiği, davacılardan ..., yönetim kurulu başkan yardımcılığından istifa ettiğine ilişkin beyanını muhtelif tarihli dilekçeleri ile belirttiği ve buna rağmen istifanın ticaret siciline kayıt ve tescilini sağlayamadığı anlaşılmıştır.
Hal böyle olunca, Kamu kurum ve kuruluşları tarafından, şirketi temsile yetkili kişilerin tespitinde şirketin ticaret sicili kayıtlarının esas alınacağına yönelik Kanun hükmü gereği olarak davacıların bu davayı açmakta hukuki yararlarının bulunmasına rağmen, Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince dava açmakta hukuki yarar bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi yerinde değildir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davacılar vekilinin bozma kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacılara iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
12.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1012440900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz