Menfi tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/2308 E. 2022/6349 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
düzenleme yeri↗ beyaz ciro↗ senede karşı senetle ispat↗ son hamil↗ kötüniyetli iktisap↗ kötü niyetli iktisap↗ keşide yeri↗ senetle ispat↗ ciro silsilesi↗ ağır kusur↗ ciranta↗ lehtar↗ ciro↗ yenileme↗ hamil↗ keşideci↗ çek↗ kötüniyet↗ menfi tespit↗ kusur↗ eksik inceleme↗ ibraz↗ teslim↗ kesin hüküm↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk Derece Mahkemesince, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı yanın, senede karşı senetle ispat kuralları gereğince davaya konu iddialarını kesin delillerle ispat etmesi gerektiği ancak bu vasıf ve nitelikte delil sunamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İstinaf Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dava, keşidecisi dava dışı Emka..Ltd. Şti., lehtarı davacı şirket olan 3 adet çek nedeniyle menfi tespit istemine ilişkindir. Dosyaya birer sureti ibraz edilen çeklerdeki ciro silsilesi incelendiğinde, 1. cirantanın davacı lehtar şirket, 2. cirantanın davacı ... olduğu, çeklerin son hamil olan davalı ... tarafından muhatap bankaya ibraz edildiği, çeklerde yer alan ciroların beyaz ciro niteliğinde olduğu görülmektedir.
Davacılar yukarıda özetlendiği şekilde, ...’ın çeki davalıya değil dava dışı Finansbank’a ciro ettiğini ancak bankanın keşide yeri bulunmadığından bahisle çekleri kabul etmediğini, bunun üzerine çeklerin banka tarafından, yenileriyle değiştirilmek üzere keşideci şirket yetkilisine imza karşılığında teslim edildiğini ancak bu işlem yapılırken davacıların cirosunun iptal edilmesinin unutulduğunu, keşideci şirket ve bu şirketle organik bağı bulunan davalının bu durumu istismar ederek, keşide yerini sonradan ekleyip çekleri ibraz ettiklerini ileri sürmüş ve bu iddiayı ispat zımmında, davaya konu çeklerin ön yüzlerinin göründüğü bir belgenin suretini, aslının bankada bulunduğunu belirterek, dosyaya ibraz etmiştir. Bu belge incelendiğinde, belgede ön yüzleri görülen çeklerde düzenleme yeri bulunmadığı ancak diğer tüm unsurlar bakımından davaya konu çeklerle örtüştüğü, çeklerin keşideci şirket kaşesi altına Osman Çoşkun isimli bir kişi tarafından atılan imzaya istinaden bu kişiye teslim edildiği görülmektedir. Dosya arasında bulunan belgelerden Osman Çoşkun’un keşideci şirketin ortaklarından olduğu anlaşılmaktadır. Keza, davalı da keşideci şirketin kurucu ortaklarından olup, 12.12.2013 tarihinde şirket ortaklığından ayrılmıştır.
6102 sayılı TTK’nın 780/1-e maddesine göre, düzenleme yeri çekte bulunması gereken zorunlu unsurlardan olup, aynı Yasanın 781. maddesinde, 780. maddede gösterilen unsurlardan birini içermeyen senedin çek sayılmayacağı ancak düzenleme yeri açıkça gösterilmeyen çekin düzenleyenin adı soyadı yazılı olan yerde düzenlenmiş sayılacağı belirtilmiştir.
TTK’nın 818. maddesinin yollamasıyla çekler hakkında da uygulanması gereken aynı Yasa'nın 680. maddesi ise , “Tedavüle çıkarılırken tamamen doldurulmamış bulunan bir poliçe, aradaki anlaşmalara aykırı bir şekilde doldurulursa, bu anlaşmalara uyulmadığı iddiası, hamile karşı ileri sürülemez; meğerki, hamil poliçeyi kötüniyetle iktisap etmiş veya iktisap sırasında kendisine ağır bir kusur isnadı mümkün bulunmuş olsun. “ hükmünü haizdir.
İlk Derece Mahkemesince, yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş ise de, davacı yanca bir sureti dosyaya sunulan belge aslı ilgili bankaya müzekkere yazılarak dosyaya kazandırılmamış, uyuşmazlık ve özellikle de davalının çeki kötü niyetle iktisap ettiğine yönelik iddia yukarıda belirtilen yasa hükümleri, sözü edilen belge aslı ve yukarıda ifade edilen maddi vakıalar gözetilerek incelenip sonuçlandırılmamıştır. Belirtilen nedenlerle, eksik inceleme ve yetersiz gerekçeye dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/3751 E. 2024/1213 K.
Ortak:düzenleme yeri · beyaz ciro · senede karşı senetle ispat · son hamil · kötüniyetli iktisap · kötü niyetli iktisap · keşide yeri · senetle ispat · Menfi tespit
İncelediğiniz karardaİlk Derece Mahkemesince, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı yanın, «senede karşı senetle ispat» kuralları gereğince davaya konu iddialarını «kesin» delillerle ispat etmesi gerektiği ancak bu vasıf ve nitelikte delil sunamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dosyaya birer sureti «ibraz» edilen çeklerdeki «ciro silsilesi» incelendiğinde, 1. «cirantanın» davacı «lehtar» şirket, 2. cirantanın davacı ... olduğu, çeklerin «son hamil» olan davalı ... tarafından muhatap bankaya ibraz edildiği, çeklerde yer alan ciroların «beyaz ciro» niteliğinde olduğu görülmektedir.
Davacılar yukarıda özetlendiği şekilde, ...’ın çeki davalıya değil dava dışı Finansbank’a «ciro» ettiğini ancak bankanın «keşide yeri» bulunmadığından bahisle çekleri kabul etmediğini, bunun üzerine çeklerin banka tarafından, «yenileriyle» değiştirilmek üzere «keşideci» şirket yetkilisine imza karşılığında «teslim» edildiğini ancak bu işlem yapılırken davacıların cirosunun iptal edilmesinin unutulduğunu, keşideci şirket ve bu şirketle organik bağı bulunan davalının bu durumu istismar ederek, keşide yerini sonradan ekleyip çekleri «ibraz» ettiklerini ileri sürmüş ve bu iddiayı ispat zımmında, davaya konu çeklerin ön yüzlerinin göründüğü bir belgenin suretini, aslının bankada bulunduğunu belirterek, …
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 19.06.2018 tarih, 2017/522 E. ve 2018/409 K. sayılı kararıyla; davacı yanın, «senede karşı senetle ispat» kuralları gereğince davaya konu iddialarını «kesin» delillerle ispat etmesi gerektiği ancak bu vasıf ve nitelikte delil sunamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dosyaya birer sureti «ibraz» edilen çeklerdeki «ciro silsilesi» incelendiğinde, 1. «cirantanın» davacı «lehtar» şirket, 2. cirantanın davacı ... olduğu, çeklerin «son hamil» olan davalı ... tarafından muhatap bankaya ibraz edildiği, çeklerde yer alan ciroların «beyaz ciro» niteliğinde olduğu görülmektedir.
DAVA Davacılar dava dilekçesinde; davaya konu 3 adet çekin «keşideci» şirket tarafından müvekkili şirkete olan borçlarını «ifa» amacıyla verildiğini, müvekkili şirketin çekleri diğer müvekkili ...’a «ciro» ettiğini, ...’ın ise çekleri Finansbank Turgutlu Şubesine ciro etmek suretiyle «teslim» ettiğini ancak anılan bankanın çeklerde «keşide yeri» bulunmadığından bahisle çekleri kabul etmediğini, bunun üzerine durumun keşideci şirkete bildirildiğini ve çeklerin Finansbank tarafından keşideci şirket yetkilisine teslim edildiğini ancak banka çalışanlarının bu işlem esnasında müvekkillerine ait ciroları iptal etmeyi unuttuklarını, keşideci şirket ve bu şirketin ortaklarından olan davalının bu durumdan yararlanarak keşide yerini sonradan eklemek ve davalıyı «son» «ciranta» olarak göstermek suretiyle çekleri «ibraz» ettiklerini, davalıyla müvekkilleri arasında «çek» düzenlenmesini gerektirir bir ticari ilişki bulunmadığını ileri sürerek, müvekkillerinin anılan çeklerden dolayı borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini tal …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:illetten mücerretlik · tahrifat · mücerretlik · ispat külfeti · şikayet · kazanılmış hak · ifa
Benzer bu karardaTemyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacı dava dilekçesindeki iddialar ile sıkı sıkıya bağlı olup iş bu davada «ispat külfeti» altında olduğunu, davacının delil olarak bankanın çekleri «keşideciye» iade ettiğini gösterir bir belgeden bahsetmiş olmasına rağmen çeklerin tahsile bırakıldığı Finansbank şubesinin dosya arasında bulunan 26.01.2023 tarihli yazıda davaya konu çeklerin davacı tarafça bankadan iade istenildiği ve çeklerin müşteriye yani davacıya iade edildiğinin banka yazısı ile sabit olduğunu, müvekkilinin kötü niyetli olduğunun dosyada yazılı belge ile ispat edilemediğini, davacının beyanının aksine çekte herhangi bir «tahrifat» ya da hukuka aykırı bir işlem olmadığını, davacının çeki hem kendi adına hem de şirket adına cirosu ile birlikte bankadan alıp cirosu ile birlikte «teslim» ettiğini, davacının bunun aksini yazılı belge ile ispat külfeti altında olduğunu, müvekkilinin iyi niyetli 3. kişi konumunda olduğunu, müvekkili hakkında herhangi bir soruşturma, kovuşturma yapılmadığını davacının böyle bir «şikayeti» olmadığını bu hususun müvekkilinin kötü niyetli olmadığının bir göstergesi olduğunu, yerel mahkemece davacı şirketle müvekkil arasında eski kurucu ortağı olduğu gerekçesiyle davalı ile davacılar arasında herhangi bir ticari ilişki bulunmadığını gerekçe gösterdiğini, kambiyo senetlerinin «illetten mücerret» olduğunu, yerel mahkemece hatalı değerlendirme yapıldığını, müvekkilinin kötü niyetli olduğunun çekin ediniliş biçimi itibariyle hukuki belgeler ile ve yazılı orta …
DAVA Davacılar dava dilekçesinde; davaya konu 3 adet çekin «keşideci» şirket tarafından müvekkili şirkete olan borçlarını «ifa» amacıyla verildiğini, müvekkili şirketin çekleri diğer müvekkili ...’a «ciro» ettiğini, ...’ın ise çekleri Finansbank Turgutlu Şubesine ciro etmek suretiyle «teslim» ettiğini ancak anılan bankanın çeklerde «keşide yeri» bulunmadığından bahisle çekleri kabul etmediğini, bunun üzerine durumun keşideci şirkete bildirildiğini ve çeklerin Finansbank tarafından keşideci şirket yetkilisine teslim edildiğini ancak banka çalışanlarının bu işlem esnasında müvekkillerine ait ciroları iptal etmeyi unuttuklarını, keşideci şirket ve bu şirketin ortaklarından olan davalının bu durumdan yararlanarak keşide yerini sonradan eklemek ve davalıyı «son» «ciranta» olarak göstermek suretiyle çekleri «ibraz» ettiklerini, davalıyla müvekkilleri arasında «çek» düzenlenmesini gerektirir bir ticari ilişki bulunmadığını ileri sürerek, müvekkillerinin anılan çeklerden dolayı borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini tal …
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına «kazanılmış hak» durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
-
Çek iptali | Çek iptalı | Ödeme yasağı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/17740 E. 2015/3428 K.
Ortak:çek
İncelediğiniz karardaŞti., «lehtarı» davacı şirket olan 3 adet «çek» nedeniyle «menfi tespit» istemine ilişkindir.
6102 sayılı TTK’nın 780/1-e maddesine göre, «düzenleme yeri» çekte bulunması gereken zorunlu unsurlardan olup, aynı Yasanın 781. maddesinde, 780. maddede gösterilen unsurlardan birini içermeyen senedin «çek» sayılmayacağı ancak düzenleme yeri açıkça gösterilmeyen çekin düzenleyenin adı soyadı yazılı olan yerde düzenlenmiş sayılacağı belirtilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, TTK'nın 780. maddesi uyarınca düzenleme tarihinin çekin zorunlu unsurlarından olduğu, zorunlu unsurlardan birini içermeyen senedin «çek» («kıymetli evrak») sayılamayacağı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, «çek iptali» istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş ise de, 6102 sayılı TTK'nın 818/1-a-s bentleri yollamasıyla aynı Yasa'nın 680. madde hükmü uyarınca bir çekin kısmen doldurulmuş ya da sadece imzalanmış olması halinde, tedavüle çıkarılması mümkün ve geçerli olup, böyle bir çekin 757. madde uyarınca iptalinin istenmesinde yasaya aykırılık yoktur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kıymetli evrak · çek iptali
Benzer bu karardaMahkemece, TTK'nın 780. maddesi uyarınca düzenleme tarihinin çekin zorunlu unsurlarından olduğu, zorunlu unsurlardan birini içermeyen senedin «çek» («kıymetli evrak») sayılamayacağı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, «çek iptali» istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş ise de, 6102 sayılı TTK'nın 818/1-a-s bentleri yollamasıyla aynı Yasa'nın 680. madde hükmü uyarınca bir çekin kısmen doldurulmuş ya da sadece imzalanmış olması halinde, tedavüle çıkarılması mümkün ve geçerli olup, böyle bir çekin 757. madde uyarınca iptalinin istenmesinde yasaya aykırılık yoktur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/5213 E. 2015/12346 K.
Ortak:çek
İncelediğiniz karardaŞti., «lehtarı» davacı şirket olan 3 adet «çek» nedeniyle «menfi tespit» istemine ilişkindir.
6102 sayılı TTK’nın 780/1-e maddesine göre, «düzenleme yeri» çekte bulunması gereken zorunlu unsurlardan olup, aynı Yasanın 781. maddesinde, 780. maddede gösterilen unsurlardan birini içermeyen senedin «çek» sayılmayacağı ancak düzenleme yeri açıkça gösterilmeyen çekin düzenleyenin adı soyadı yazılı olan yerde düzenlenmiş sayılacağı belirtilmiştir.
Benzer bu karardaTalep, «zayi nedeniyle çek iptali» istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kambiyo vasfı · kambiyo senedi vasfı · zayi nedeniyle çek iptali · çek iptali · kambiyo senedi · zayi
Benzer bu karardaTalep, «zayi nedeniyle çek iptali» istemine ilişkindir.
Yukarıda anılan yasa hükmü uyarınca çekin kısmen doldurulmuş ya da sadece imzalanmış olması halinde dahi, tedavüle çıkarılması mümkün ve geçerli olup, belirtilen yasal düzenlenme karşısında mahkemece, imzalanmış çekin «kambiyo senedi vasfını» haiz olduğu düşünülerek bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle istemin reddi doğru görülmemiş, bu husus bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece, iddia ve dosya kapsamına göre, talebe konu çekin zorunlu bazı kısımlarının doldurulmamış olması nedeniyle «kambiyo vasfına» haiz olmadığı, tedavüle de çıkmadığından ekonomik değer ifade etmediği bu haliyle iptal davasına konu edilemeyeceği gerekçesiyle, talebin reddine karar verilmiştir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/13999 E. 2017/1985 K.
Ortak:çek · ibraz
İncelediğiniz karardaŞti., «lehtarı» davacı şirket olan 3 adet «çek» nedeniyle «menfi tespit» istemine ilişkindir.
Dosyaya birer sureti «ibraz» edilen çeklerdeki «ciro silsilesi» incelendiğinde, 1. «cirantanın» davacı «lehtar» şirket, 2. cirantanın davacı ... olduğu, çeklerin «son hamil» olan davalı ... tarafından muhatap bankaya ibraz edildiği, çeklerde yer alan ciroların «beyaz ciro» niteliğinde olduğu görülmektedir.
Davacılar yukarıda özetlendiği şekilde, ...’ın çeki davalıya değil dava dışı Finansbank’a «ciro» ettiğini ancak bankanın «keşide yeri» bulunmadığından bahisle çekleri kabul etmediğini, bunun üzerine çeklerin banka tarafından, «yenileriyle» değiştirilmek üzere «keşideci» şirket yetkilisine imza karşılığında «teslim» edildiğini ancak bu işlem yapılırken davacıların cirosunun iptal edilmesinin unutulduğunu, keşideci şirket ve bu şirketle organik bağı bulunan davalının bu durumu istismar ederek, keşide yerini sonradan ekleyip çekleri «ibraz» ettiklerini ileri sürmüş ve bu iddiayı ispat zımmında, davaya konu çeklerin ön yüzlerinin göründüğü bir belgenin suretini, aslının bankada bulunduğunu belirterek, …
Benzer bu karardaDava, «zayi nedeniyle çek iptali» istemine ilişkindir.
Yukarıda anılan yasa hükmü uyarınca çekin kısmen doldurulmuş ya da sadece imzalanmış olması halinde dahi tedavüle çıkarılması mümkün ve geçerli olup, bu eksiklik «çekin ibrazına» kadar tamamlanabilir.
Bu durum karşısında, mahkemece, imzalanmış ve kısmen doldurulmuş «çekin ibraz» esnasında eksik olan diğer zorunlu unsurları tamamlanarak «kambiyo senedi vasfını» haiz olacağı ve kambiyo senedine mahsus «zayi» iptal davasına konu olabileceği düşünülerek bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle istemin reddi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:çekin ibrazı · kambiyo senedi vasfı · zayi nedeniyle çek iptali · keşide tarihi · çek iptali · kambiyo senedi · zayi
Benzer bu karardaBu durum karşısında, mahkemece, imzalanmış ve kısmen doldurulmuş «çekin ibraz» esnasında eksik olan diğer zorunlu unsurları tamamlanarak «kambiyo senedi vasfını» haiz olacağı ve kambiyo senedine mahsus «zayi» iptal davasına konu olabileceği düşünülerek bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle istemin reddi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece, iddia ve dosya kapsamına göre, talebe konu çekin bedeli ve «keşide tarihinin» yazılı olmadığı bu haliyle zorunlu unsurları eksik çekin «kambiyo senedi vasfını» haiz olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, «zayi nedeniyle çek iptali» istemine ilişkindir.
Somut olayda, davacı vekili, iptali talep olunan çekin imzalanmış olduğunu ancak meblağı ve «keşide tarihinin» yazılı olmadığını belirtmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/2308 E. , 2022/6349 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Turgutlu 1. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 19.06.2018 tarih ve 2017/522 E. - 2018/409 K. sayılı kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi'nce verilen 31.12.2020 tarih ve 2018/2003 E. - 2020/1464 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, dava konu 3 adet çekin keşideci şirket tarafından müvekkili şirkete olan borçlarını ifa amacıyla verildiğini, müvekkili şirketin çekleri diğer müvekkili ...’a ciro ettiğini, ...’ın ise çekleri Finansbank Turgutlu Şubesine ciro etmek suretiyle teslim ettiğini ancak anılan bankanın çeklerde keşide yeri bulunmadığından bahisle çekleri kabul etmediğini, bunun üzerine durumun keşideci şirkete bildirildiğini ve çeklerin Finansbank tarafından keşideci şirket yetkilisine teslim edildiğini ancak banka çalışanlarının bu işlem esnasında müvekkillerine ait ciroları iptal etmeyi unuttuklarını, keşideci şirket ve bu şirketin ortaklarından olan davalının bu durumdan yararlanarak keşide yerini sonradan eklemek ve davalıyı son ciranta olarak göstermek suretiyle çekleri ibraz ettiklerini, davalıyla müvekkilleri arasında çek düzenlenmesini gerektirir bir ticari ilişki bulunmadığını ileri sürerek, müvekkillerinin anılan çeklerden dolayı borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı yanın, senede karşı senetle ispat kuralları gereğince davaya konu iddialarını kesin delillerle ispat etmesi gerektiği ancak bu vasıf ve nitelikte delil sunamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İstinaf Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dava, keşidecisi dava dışı Emka..Ltd. Şti., lehtarı davacı şirket olan 3 adet çek nedeniyle menfi tespit istemine ilişkindir. Dosyaya birer sureti ibraz edilen çeklerdeki ciro silsilesi incelendiğinde, 1. cirantanın davacı lehtar şirket, 2. cirantanın davacı ... olduğu, çeklerin son hamil olan davalı ... tarafından muhatap bankaya ibraz edildiği, çeklerde yer alan ciroların beyaz ciro niteliğinde olduğu görülmektedir.
Davacılar yukarıda özetlendiği şekilde, ...’ın çeki davalıya değil dava dışı Finansbank’a ciro ettiğini ancak bankanın keşide yeri bulunmadığından bahisle çekleri kabul etmediğini, bunun üzerine çeklerin banka tarafından, yenileriyle değiştirilmek üzere keşideci şirket yetkilisine imza karşılığında teslim edildiğini ancak bu işlem yapılırken davacıların cirosunun iptal edilmesinin unutulduğunu, keşideci şirket ve bu şirketle organik bağı bulunan davalının bu durumu istismar ederek, keşide yerini sonradan ekleyip çekleri ibraz ettiklerini ileri sürmüş ve bu iddiayı ispat zımmında, davaya konu çeklerin ön yüzlerinin göründüğü bir belgenin suretini, aslının bankada bulunduğunu belirterek, dosyaya ibraz etmiştir.
Bu belge incelendiğinde, belgede ön yüzleri görülen çeklerde düzenleme yeri bulunmadığı ancak diğer tüm unsurlar bakımından davaya konu çeklerle örtüştüğü, çeklerin keşideci şirket kaşesi altına Osman Çoşkun isimli bir kişi tarafından atılan imzaya istinaden bu kişiye teslim edildiği görülmektedir. Dosya arasında bulunan belgelerden Osman Çoşkun’un keşideci şirketin ortaklarından olduğu anlaşılmaktadır. Keza, davalı da keşideci şirketin kurucu ortaklarından olup, 12.12.2013 tarihinde şirket ortaklığından ayrılmıştır.
6102 sayılı TTK’nın 780/1-e maddesine göre, düzenleme yeri çekte bulunması gereken zorunlu unsurlardan olup, aynı Yasanın 781. maddesinde, 780. maddede gösterilen unsurlardan birini içermeyen senedin çek sayılmayacağı ancak düzenleme yeri açıkça gösterilmeyen çekin düzenleyenin adı soyadı yazılı olan yerde düzenlenmiş sayılacağı belirtilmiştir.
TTK’nın 818. maddesinin yollamasıyla çekler hakkında da uygulanması gereken aynı Yasa'nın 680. maddesi ise , “Tedavüle çıkarılırken tamamen doldurulmamış bulunan bir poliçe, aradaki anlaşmalara aykırı bir şekilde doldurulursa, bu anlaşmalara uyulmadığı iddiası, hamile karşı ileri sürülemez; meğerki, hamil poliçeyi kötüniyetle iktisap etmiş veya iktisap sırasında kendisine ağır bir kusur isnadı mümkün bulunmuş olsun. “ hükmünü haizdir.
İlk Derece Mahkemesince, yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş ise de, davacı yanca bir sureti dosyaya sunulan belge aslı ilgili bankaya müzekkere yazılarak dosyaya kazandırılmamış, uyuşmazlık ve özellikle de davalının çeki kötü niyetle iktisap ettiğine yönelik iddia yukarıda belirtilen yasa hükümleri, sözü edilen belge aslı ve yukarıda ifade edilen maddi vakıalar gözetilerek incelenip sonuçlandırılmamıştır. Belirtilen nedenlerle, eksik inceleme ve yetersiz gerekçeye dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz eden davacılara iadesine, 27/09/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/838356800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz