Çek İptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/4277 E. 2022/5837 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
mernis adresi↗ mahalline iade↗ tebligat eksikliği↗ ilanen tebligat↗ esnaf↗ tebligat kanunu m.35↗ davanın açılmamış sayılması↗ zayi↗ kesin süre↗ açılmamış sayılma↗ tebligat↗ ticaret sicili↗ çek↗ kesin hüküm↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; davacıya, davalının güncel ve tebligata yarar açık adreslerini bildirmesi için HMK.'nın 119/2 maddesi uyarınca 2 haftalık kesin süre verildiği halde anılan eksiklik belirtilen sürede giderilmediğinden HMK'nun 119/2 maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, zayi nedeniyle çekin iptali ile çek bedelinin davalıdan tahsili istemine ilişkindir. Dosyanın incelenmesinde dava dilekçesinde yer alan davalının adresine çıkarılan tebligatın adresten taşınma nedeniyle bila tebliğ iade edildiği, ticaret sicil gazetesine, esnaf ve sanatkarlar odasına ve terziler odasına müzekkereler yazılarak davalının tebligata elverişli adreslerinin tespit edildiği, ancak bu adreslere çıkarılan tebligatların da adres yetersizliği ve adresten ayrılma nedenleriyle bila tebliğ iade edildiği ve davalının tebligata elverişli başka bir adresinin bulunamadığı, mernis adresi bulunmayan ve tespit edilen adreslerden de taşınmış olan ve yapılan araştırmalara rağmen yeni adresi de tespit edilemeyen davalıya bu durumda Tebligat Kanunu 28. maddesine göre ilanen tebligat yapılması gerekirken, mahkemece, davacıya verilen kesin süre içerisinde davalının adresine yönelik eksikliğin giderilmediği gerekçesiyle HMK’nın 119/2. maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi doğru olmamıştır.
Dairemizce, tebligat eksiliğinin giderilmesi için mahalline iade edilen dosyada bu kez davalının tebligata elverişli adresi tespit edilmiş ve gerekçeli karar ile davacı yanın temyiz dilekçesi bu adreste davalının eşi ve oğluna tebliğ edilmiş olup, artık tebligat eksikliği de giderilmiş olduğuna göre yargılamaya devam olunarak işin esası hakkında bir karar verilmesi gerektiğinden, yerel mahkeme kararının bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/4548 E. 2020/1225 K.
Ortak:davanın açılmamış sayılması · kesin süre · açılmamış sayılma · tebligat · kesin hüküm
İncelediğiniz karardaMahkemece tüm dosya kapsamına göre; davacıya, davalının güncel ve «tebligata» yarar açık adreslerini bildirmesi için HMK.'nın 119/2 maddesi uyarınca 2 haftalık «kesin süre» verildiği halde anılan eksiklik belirtilen sürede giderilmediğinden HMK'nun 119/2 maddesi uyarınca «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinde dava dilekçesinde yer alan davalının adresine çıkarılan «tebligatın» adresten taşınma nedeniyle bila tebliğ iade edildiği, «ticaret sicil» gazetesine, «esnaf» ve sanatkarlar odasına ve terziler odasına müzekkereler yazılarak davalının tebligata elverişli adreslerinin tespit edildiği, ancak bu adreslere çıkarılan tebligatların da adres yetersizliği ve adresten ayrılma nedenleriyle bila tebliğ iade edildiği ve davalının tebligata elverişli başka bir adresinin bulunamadığı, «mernis adresi» bulunmayan ve tespit edilen adreslerden de taşınmış olan ve yapılan araştırmalara rağmen yeni adresi de tespit edilemeyen davalıya bu durumda Tebligat Kanunu 28. maddesine göre «ilanen tebligat» yapılması gerekirken, mahkemece, davacıya verilen «kesin süre» içerisinde davalının adresine yönelik eksikliğin giderilmediği gerekçesiyle HMK’nın 119/2. maddesi uyarınca «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmesi doğru olmamıştır.
Dairemizce, «tebligat» eksiliğinin giderilmesi için «mahalline iade» edilen dosyada bu kez davalının tebligata elverişli adresi tespit edilmiş ve gerekçeli karar ile davacı yanın temyiz dilekçesi bu adreste davalının eşi ve oğluna tebliğ edilmiş olup, artık «tebligat eksikliği» de giderilmiş olduğuna göre yargılamaya devam olunarak işin esası hakkında bir karar verilmesi gerektiğinden, yerel mahkeme kararının bozulması gerekmiştir.
Benzer bu kararda1-Dava, çalıntı çekler nedeniyle değişik çekleri ellerinde bulunduran davalılardan bu çeklerin «istirdadı» talebine ilişkin olup, Mahkemece, davacı tarafın, verilen «kesin süreye» rağmen davalılardan sadece ... ve ...’in adreslerini bildirmemesi nedeniyle tüm davalılar yönünden «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
Mahkemece, iddia ve tüm dosya kapsamına göre, bir kısım davalıların adresinin iki haftalık süre içerisinde mahkemeye bildirilmesi aksi takdirde davanın açılmamış sayılacağına karar verileceğinin davacı vekiline «usulüne uygun tebliğ» edildiği, davacının verilen süre içerisinde bir kısım davalıların adresini bildirmediği gerekçesi ile, HMK'nun 119/1-b maddesi uyarınca «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
Somut olayda, davacının dava dilekçesinde adreslerini belirtmediği davalıların bildirdiği telefon numaralarının bağlı bulunduğu operatörlerden adreslerinin tespit edilerek «tebligat» yapılmasını talep ettiği anlaşılmaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:usulüne uygun tebliğ · istirdat · usulden reddi · ihtar · ilan
Benzer bu kararda… malarının yapılarak adreslerinin tespit edilmesi halinde bu adres tespit edilememesi halinde mernis adreslerine, bununda tespit edilememesi halinde ise gerektiğinde «ilan» yolu ile T.K hükümleri doğrultusunda «tebligat» yapılarak taraf teşkilinin sağlanması ve hasıl olacak sonucu göre bir karar verilmesi gerekirken, adresi dava dilekçesinde bildirilmeyen davalıların adresinin tespit edilmesi için gerekli araştırma yapılmadan, adresleri tespit edilemiyor ise ilan yolu ile tebligat yapılmadan davanın «usulden reddine» karar verilmesi doğru olmamıştır.
… orunlu dava arkadaşlığı bulunmadığı, ... ve ... dışındaki davalılardan ...’in dava açılırken dava dilekçesi ile, ...’nın ise dava açıldıktan sonra mahkemece yapılan «ihtar» üzerine adreslerinin mahkemeye bildirilmiş olduğu halde, mahkemece, davacıya ait bir kısım çekleri ellerinde bulunduran ve adresleri tespit olunan davalılar yönünden ise davaya devam olunarak esas hakkında karar verilmesi gerekirken, bu davalılar yönünden de davanın «usulden reddine» karar verilmesi doğru olmamıştır.
Mahkemece, iddia ve tüm dosya kapsamına göre, bir kısım davalıların adresinin iki haftalık süre içerisinde mahkemeye bildirilmesi aksi takdirde davanın açılmamış sayılacağına karar verileceğinin davacı vekiline «usulüne uygun tebliğ» edildiği, davacının verilen süre içerisinde bir kısım davalıların adresini bildirmediği gerekçesi ile, HMK'nun 119/1-b maddesi uyarınca «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
1-Dava, çalıntı çekler nedeniyle değişik çekleri ellerinde bulunduran davalılardan bu çeklerin «istirdadı» talebine ilişkin olup, Mahkemece, davacı tarafın, verilen «kesin süreye» rağmen davalılardan sadece ... ve ...’in adreslerini bildirmemesi nedeniyle tüm davalılar yönünden «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/231 E. 2015/2320 K.
Ortak:tebligat
İncelediğiniz karardaMahkemece tüm dosya kapsamına göre; davacıya, davalının güncel ve «tebligata» yarar açık adreslerini bildirmesi için HMK.'nın 119/2 maddesi uyarınca 2 haftalık «kesin süre» verildiği halde anılan eksiklik belirtilen sürede giderilmediğinden HMK'nun 119/2 maddesi uyarınca «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinde dava dilekçesinde yer alan davalının adresine çıkarılan «tebligatın» adresten taşınma nedeniyle bila tebliğ iade edildiği, «ticaret sicil» gazetesine, «esnaf» ve sanatkarlar odasına ve terziler odasına müzekkereler yazılarak davalının tebligata elverişli adreslerinin tespit edildiği, ancak bu adreslere çıkarılan tebligatların da adres yetersizliği ve adresten ayrılma nedenleriyle bila tebliğ iade edildiği ve davalının tebligata elverişli başka bir adresinin bulunamadığı, «mernis adresi» bulunmayan ve tespit edilen adreslerden de taşınmış olan ve yapılan araştırmalara rağmen yeni adresi de tespit edilemeyen davalıya bu durumda Tebligat Kanunu 28. maddesine göre «ilanen tebligat» yapılması gerekirken, mahkemece, davacıya verilen «kesin süre» içerisinde davalının adresine yönelik eksikliğin giderilmediği gerekçesiyle HMK’nın 119/2. maddesi uyarınca «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmesi doğru olmamıştır.
Dairemizce, «tebligat» eksiliğinin giderilmesi için «mahalline iade» edilen dosyada bu kez davalının tebligata elverişli adresi tespit edilmiş ve gerekçeli karar ile davacı yanın temyiz dilekçesi bu adreste davalının eşi ve oğluna tebliğ edilmiş olup, artık «tebligat eksikliği» de giderilmiş olduğuna göre yargılamaya devam olunarak işin esası hakkında bir karar verilmesi gerektiğinden, yerel mahkeme kararının bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, davacı vekili olduğunu iddia eden Av .... adına Uyap sisteminde kayıtlı adresine tebliğe çıkarıldığı, «tebligatın» bila ikmal iade edilmesi üzerine, davalının cevap dilekçesi ile birlikte sistemde kayıtlı adresten farklı olan dava dilekçesindeki adreslerine yeniden tebligat çıkarılmış ise de bu tebligatın da iade edilmesi üzerine davacı vekili olduklarını ileri süren Av..... ve Av. ....'ın vekaletnamelerinin olmadığı, Uyap sisteminde dava dilekçesi ile birlikte taranmış bir vekaletnamenin de olmadığı nın görüldüğü, HMK 114. maddesinin 1/f bendinde "vekil aracılığıyla takip edilen davalarda, vekilin davaya vekâlet «ehliyetine» sahip olması ve usulüne uygun düzenlenmiş bir vekâletnamesinin bulunması" nın dava şartlarından sayıldığı ve HMK 119. maddesinin 1/ç bendinde de davacının tebligata yarar bir adres bildirmesinin dava dilekçesinin şartlarından sayıldığı, davacı vekilinin herhangi bir vekaletname sunmadığı, ve tebligata yarar bir adres de bildirmediği gerekçesiyle, davanın HMK 114. maddesinin 1/f ve 119. maddesinin 1/ç maddeleri gereğince «usulden reddine» karar verilmiştir.
Dava, kar iştirak «kredi sözleşmesinden» kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, mahkemece yapılan yargılama sonunda, açıklanan gerekçe ile davanın usul yönünden reddine karar verilmişse de; dosya evrakı incelendiğinde, davacı vekilleri tarafından dava dilekçesine ekli olarak vekaletname sunulduğu, vekaletname ve dava dilekçesi üzerinde davacı vekillerinin adresleri yer almasına karşın mahkemece davacı vekillerinden birine, adresi yanlış yazılmak sureti ile «tebligat» gönderildiği, bu suretle davacı vekilleri adına yapılmış usulüne uygun bir tebligattan söz edilemeyeceği anlaşılmakla, kararın davacı yararına bozulması gerekmişti …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:taraf ehliyeti · usulden reddi · kredi sözleşmesi
Benzer bu karardaMahkemece, davacı vekili olduğunu iddia eden Av .... adına Uyap sisteminde kayıtlı adresine tebliğe çıkarıldığı, «tebligatın» bila ikmal iade edilmesi üzerine, davalının cevap dilekçesi ile birlikte sistemde kayıtlı adresten farklı olan dava dilekçesindeki adreslerine yeniden tebligat çıkarılmış ise de bu tebligatın da iade edilmesi üzerine davacı vekili olduklarını ileri süren Av..... ve Av. ....'ın vekaletnamelerinin olmadığı, Uyap sisteminde dava dilekçesi ile birlikte taranmış bir vekaletnamenin de olmadığı nın görüldüğü, HMK 114. maddesinin 1/f bendinde "vekil aracılığıyla takip edilen davalarda, vekilin davaya vekâlet «ehliyetine» sahip olması ve usulüne uygun düzenlenmiş bir vekâletnamesinin bulunması" nın dava şartlarından sayıldığı ve HMK 119. maddesinin 1/ç bendinde de davacının tebligata yarar bir adres bildirmesinin dava dilekçesinin şartlarından sayıldığı, davacı vekilinin herhangi bir vekaletname sunmadığı, ve tebligata yarar bir adres de bildirmediği gerekçesiyle, davanın HMK 114. maddesinin 1/f ve 119. maddesinin 1/ç maddeleri gereğince «usulden reddine» karar verilmiştir.
Dava, kar iştirak «kredi sözleşmesinden» kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, mahkemece yapılan yargılama sonunda, açıklanan gerekçe ile davanın usul yönünden reddine karar verilmişse de; dosya evrakı incelendiğinde, davacı vekilleri tarafından dava dilekçesine ekli olarak vekaletname sunulduğu, vekaletname ve dava dilekçesi üzerinde davacı vekillerinin adresleri yer almasına karşın mahkemece davacı vekillerinden birine, adresi yanlış yazılmak sureti ile «tebligat» gönderildiği, bu suretle davacı vekilleri adına yapılmış usulüne uygun bir tebligattan söz edilemeyeceği anlaşılmakla, kararın davacı yararına bozulması gerekmişti …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/12142 E. 2014/3141 K.
Ortak:davanın açılmamış sayılması · kesin süre · açılmamış sayılma · tebligat · kesin hüküm
İncelediğiniz karardaMahkemece tüm dosya kapsamına göre; davacıya, davalının güncel ve «tebligata» yarar açık adreslerini bildirmesi için HMK.'nın 119/2 maddesi uyarınca 2 haftalık «kesin süre» verildiği halde anılan eksiklik belirtilen sürede giderilmediğinden HMK'nun 119/2 maddesi uyarınca «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinde dava dilekçesinde yer alan davalının adresine çıkarılan «tebligatın» adresten taşınma nedeniyle bila tebliğ iade edildiği, «ticaret sicil» gazetesine, «esnaf» ve sanatkarlar odasına ve terziler odasına müzekkereler yazılarak davalının tebligata elverişli adreslerinin tespit edildiği, ancak bu adreslere çıkarılan tebligatların da adres yetersizliği ve adresten ayrılma nedenleriyle bila tebliğ iade edildiği ve davalının tebligata elverişli başka bir adresinin bulunamadığı, «mernis adresi» bulunmayan ve tespit edilen adreslerden de taşınmış olan ve yapılan araştırmalara rağmen yeni adresi de tespit edilemeyen davalıya bu durumda Tebligat Kanunu 28. maddesine göre «ilanen tebligat» yapılması gerekirken, mahkemece, davacıya verilen «kesin süre» içerisinde davalının adresine yönelik eksikliğin giderilmediği gerekçesiyle HMK’nın 119/2. maddesi uyarınca «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmesi doğru olmamıştır.
Dairemizce, «tebligat» eksiliğinin giderilmesi için «mahalline iade» edilen dosyada bu kez davalının tebligata elverişli adresi tespit edilmiş ve gerekçeli karar ile davacı yanın temyiz dilekçesi bu adreste davalının eşi ve oğluna tebliğ edilmiş olup, artık «tebligat eksikliği» de giderilmiş olduğuna göre yargılamaya devam olunarak işin esası hakkında bir karar verilmesi gerektiğinden, yerel mahkeme kararının bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, HMK’nın 119/2. maddesi uyarınca «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiş ise de, dava dilekçesinde davalının adresinin bildirilmemesi veya eksik olması halinde bu hüküm uygulanacağı, oysa dava dilekçesinde HMK’nın 119/1-b maddesine aykırı bir eksiklik bulunmadığından mahkemece verilen karar doğru olmadığı gibi, kabule göre de diğer davalılara «tebligat» yapıldığı halde tebligat yapılan davalılar hakkındaki davanın da açılmamış sayılmasına karar verilmesi doğru olmamıştır.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına ve toplanan delillere göre, davacıya verilen bir haftalık «kesin süre» içerisinde davalı İ..
Y..'ın açık adresini bildirmediğinden ve eksiklik tamamlanmadığından HMK’nın 119. maddesinin 2. fıkrası gereğince «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/9333 E. 2013/9501 K.
Ortak:davanın açılmamış sayılması · kesin süre · açılmamış sayılma · kesin hüküm
İncelediğiniz karardaMahkemece tüm dosya kapsamına göre; davacıya, davalının güncel ve «tebligata» yarar açık adreslerini bildirmesi için HMK.'nın 119/2 maddesi uyarınca 2 haftalık «kesin süre» verildiği halde anılan eksiklik belirtilen sürede giderilmediğinden HMK'nun 119/2 maddesi uyarınca «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinde dava dilekçesinde yer alan davalının adresine çıkarılan «tebligatın» adresten taşınma nedeniyle bila tebliğ iade edildiği, «ticaret sicil» gazetesine, «esnaf» ve sanatkarlar odasına ve terziler odasına müzekkereler yazılarak davalının tebligata elverişli adreslerinin tespit edildiği, ancak bu adreslere çıkarılan tebligatların da adres yetersizliği ve adresten ayrılma nedenleriyle bila tebliğ iade edildiği ve davalının tebligata elverişli başka bir adresinin bulunamadığı, «mernis adresi» bulunmayan ve tespit edilen adreslerden de taşınmış olan ve yapılan araştırmalara rağmen yeni adresi de tespit edilemeyen davalıya bu durumda Tebligat Kanunu 28. maddesine göre «ilanen tebligat» yapılması gerekirken, mahkemece, davacıya verilen «kesin süre» içerisinde davalının adresine yönelik eksikliğin giderilmediği gerekçesiyle HMK’nın 119/2. maddesi uyarınca «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmesi doğru olmamıştır.
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre, davacı vekiline HMK'nın 119/1-b maddesinde bahsi geçen ''davacının adresi'' nin eksik olduğunun bildirilmesine karşın, davacı vekilince bir haftalık «kesin süre» içinde bu eksiklik giderilmediği gerekçesiyle, HMK'nın 119/2. maddesi gereğince «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
Dava, TPE-YİDK kararının iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davacı vekiline HMK'nın 119/1-b maddesinde bahsi geçen ''davacının adresi'' nin eksik olduğunun bildirilmesine karşın, davacı vekilince bir haftalık «kesin süre» içinde bu eksiklik giderilmediği gerekçesiyle, HMK'nın 119/2. maddesi gereğince «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
Her ne kadar davacı vekili dava dilekçesinde ve «kesin süre» içerisinde davacı asilin adresini bildirmemiş ise de, dava dilekçesiyle birlikte sunulan vekaletnamede davacı asilin adresi belirtilmiş olduğundan, sırf yukarıda açıklanan gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, açıklanan nedenlerle kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/5147 E. 2013/4876 K.
Ortak:davanın açılmamış sayılması · kesin süre · açılmamış sayılma · tebligat · kesin hüküm
İncelediğiniz karardaMahkemece tüm dosya kapsamına göre; davacıya, davalının güncel ve «tebligata» yarar açık adreslerini bildirmesi için HMK.'nın 119/2 maddesi uyarınca 2 haftalık «kesin süre» verildiği halde anılan eksiklik belirtilen sürede giderilmediğinden HMK'nun 119/2 maddesi uyarınca «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinde dava dilekçesinde yer alan davalının adresine çıkarılan «tebligatın» adresten taşınma nedeniyle bila tebliğ iade edildiği, «ticaret sicil» gazetesine, «esnaf» ve sanatkarlar odasına ve terziler odasına müzekkereler yazılarak davalının tebligata elverişli adreslerinin tespit edildiği, ancak bu adreslere çıkarılan tebligatların da adres yetersizliği ve adresten ayrılma nedenleriyle bila tebliğ iade edildiği ve davalının tebligata elverişli başka bir adresinin bulunamadığı, «mernis adresi» bulunmayan ve tespit edilen adreslerden de taşınmış olan ve yapılan araştırmalara rağmen yeni adresi de tespit edilemeyen davalıya bu durumda Tebligat Kanunu 28. maddesine göre «ilanen tebligat» yapılması gerekirken, mahkemece, davacıya verilen «kesin süre» içerisinde davalının adresine yönelik eksikliğin giderilmediği gerekçesiyle HMK’nın 119/2. maddesi uyarınca «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmesi doğru olmamıştır.
Dairemizce, «tebligat» eksiliğinin giderilmesi için «mahalline iade» edilen dosyada bu kez davalının tebligata elverişli adresi tespit edilmiş ve gerekçeli karar ile davacı yanın temyiz dilekçesi bu adreste davalının eşi ve oğluna tebliğ edilmiş olup, artık «tebligat eksikliği» de giderilmiş olduğuna göre yargılamaya devam olunarak işin esası hakkında bir karar verilmesi gerektiğinden, yerel mahkeme kararının bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaSomut olayda, dava dilekçesinde davalının açık adresi belirtilmiş, çıkartılan «tebligat» ise anılan kişinin adreste tanınmadığı gerekçesiyle iade edilmiş, mahkemece davacı tarafa gönderilen meşruatlı davetiyede dava dilekçesinde belirtilen adrese çıkarılan tebligatın bila ikmal döndüğü, davalının tebligata yarar açık adresinin 1 haftalık «kesin süre» içerisinde bildirilmesi istenmiş, sonrasında ise HMK’nın 119/.... maddesi uyarınca «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
Mahkemece, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 119. maddesi uyarınca davacı tarafın verilen «kesin süreye» rağmen davalının açık adresini bildirmediği gerekçesiyle, «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
Dava, konut sigortasından kaynaklanan «rücu» istemine ilişkin olup, mahkemece davalının açık adresinin verilen «kesin süreye» rağmen bildirilmediği gerekçesiyle, HMK’nın 119. maddesi uyarınca «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:rücu
Benzer bu karardaDava, konut sigortasından kaynaklanan «rücu» istemine ilişkin olup, mahkemece davalının açık adresinin verilen «kesin süreye» rağmen bildirilmediği gerekçesiyle, HMK’nın 119. maddesi uyarınca «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/4277 E. , 2022/5837 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Kayseri (Kapatılan) 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 12.11.2013 tarih ve 2012/248 E. - 2013/232 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için mahalline gönderilen dosyanın eksikliklerin giderilmesinden sonra gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; davalı ...-Şevval Tekstil'in keşide ettiği HSBC Bank A.Ş. Kayseri Şubesine ait 30/09/2012 keşide tarihli 30.000,00 TL bedelli çekin bankalarına ciro edildiğini, söz konusu çekin 01/10/2012 tarihinde takas yoluyla ibraz edildiğini, çek üzerine 01/10/2012 tarihinde karşılığının olmadığının yazıldığını, söz konusu çekin müvekkili bankanın Kayseri Şubesi tarafından bankalarının ilgili birimine gönderilirken postada kaybolduğunu ileri sürerek çekten dolayı üçüncü kişilere ödeme yapılmaması için üzerine ödeme yasağı ve ihtiyati tedbir konulmasına ve zayi nedeniyle çekin iptaline, ayrıca çek bedeli olan 30.000 TL'nin keşide tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; davacıya, davalının güncel ve tebligata yarar açık adreslerini bildirmesi için HMK.'nın 119/2 maddesi uyarınca 2 haftalık kesin süre verildiği halde anılan eksiklik belirtilen sürede giderilmediğinden HMK'nun 119/2 maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, zayi nedeniyle çekin iptali ile çek bedelinin davalıdan tahsili istemine ilişkindir. Dosyanın incelenmesinde dava dilekçesinde yer alan davalının adresine çıkarılan tebligatın adresten taşınma nedeniyle bila tebliğ iade edildiği, ticaret sicil gazetesine, esnaf ve sanatkarlar odasına ve terziler odasına müzekkereler yazılarak davalının tebligata elverişli adreslerinin tespit edildiği, ancak bu adreslere çıkarılan tebligatların da adres yetersizliği ve adresten ayrılma nedenleriyle bila tebliğ iade edildiği ve davalının tebligata elverişli başka bir adresinin bulunamadığı, mernis adresi bulunmayan ve tespit edilen adreslerden de taşınmış olan ve yapılan araştırmalara rağmen yeni adresi de tespit edilemeyen davalıya bu durumda Tebligat Kanunu 28.
maddesine göre ilanen tebligat yapılması gerekirken, mahkemece, davacıya verilen kesin süre içerisinde davalının adresine yönelik eksikliğin giderilmediği gerekçesiyle HMK’nın 119/2. maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi doğru olmamıştır.
Dairemizce, tebligat eksiliğinin giderilmesi için mahalline iade edilen dosyada bu kez davalının tebligata elverişli adresi tespit edilmiş ve gerekçeli karar ile davacı yanın temyiz dilekçesi bu adreste davalının eşi ve oğluna tebliğ edilmiş olup, artık tebligat eksikliği de giderilmiş olduğuna göre yargılamaya devam olunarak işin esası hakkında bir karar verilmesi gerektiğinden, yerel mahkeme kararının bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın BOZULMASINA, davacı T. Vakıflar […]A.O. harçtan muaf olduğundan ödediği temyiz ilam harcı ve temyiz başvuru harcının isteği halinde temyiz eden davacı T. Vakıflar […]A.O.'ya iadesine, 14/09/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/838191300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz