İstirdat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/231 E. 2015/2320 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
usulüne uygun tebligat↗ uyap↗ taraf ehliyeti↗ usulden reddi↗ tebligat↗ kredi sözleşmesi↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, davacı vekili olduğunu iddia eden Av .... adına Uyap sisteminde kayıtlı adresine tebliğe çıkarıldığı, tebligatın bila ikmal iade edilmesi üzerine, davalının cevap dilekçesi ile birlikte sistemde kayıtlı adresten farklı olan dava dilekçesindeki adreslerine yeniden tebligat çıkarılmış ise de bu tebligatın da iade edilmesi üzerine davacı vekili olduklarını ileri süren Av..... ve Av. ....'ın vekaletnamelerinin olmadığı, Uyap sisteminde dava dilekçesi ile birlikte taranmış bir vekaletnamenin de olmadığı nın görüldüğü, HMK 114. maddesinin 1/f bendinde "vekil aracılığıyla takip edilen davalarda, vekilin davaya vekâlet ehliyetine sahip olması ve usulüne uygun düzenlenmiş bir vekâletnamesinin bulunması" nın dava şartlarından sayıldığı ve HMK 119. maddesinin 1/ç bendinde de davacının tebligata yarar bir adres bildirmesinin dava dilekçesinin şartlarından sayıldığı, davacı vekilinin herhangi bir vekaletname sunmadığı, ve tebligata yarar bir adres de bildirmediği gerekçesiyle, davanın HMK 114. maddesinin 1/f ve 119. maddesinin 1/ç maddeleri gereğince usulden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, kar iştirak kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, mahkemece yapılan yargılama sonunda, açıklanan gerekçe ile davanın usul yönünden reddine karar verilmişse de; dosya evrakı incelendiğinde, davacı vekilleri tarafından dava dilekçesine ekli olarak vekaletname sunulduğu, vekaletname ve dava dilekçesi üzerinde davacı vekillerinin adresleri yer almasına karşın mahkemece davacı vekillerinden birine, adresi yanlış yazılmak sureti ile tebligat gönderildiği, bu suretle davacı vekilleri adına yapılmış usulüne uygun bir tebligattan söz edilemeyeceği anlaşılmakla, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/4277 E. 2022/5837 K.
Ortak:tebligat
İncelediğiniz karardaMahkemece, davacı vekili olduğunu iddia eden Av .... adına Uyap sisteminde kayıtlı adresine tebliğe çıkarıldığı, «tebligatın» bila ikmal iade edilmesi üzerine, davalının cevap dilekçesi ile birlikte sistemde kayıtlı adresten farklı olan dava dilekçesindeki adreslerine yeniden tebligat çıkarılmış ise de bu tebligatın da iade edilmesi üzerine davacı vekili olduklarını ileri süren Av..... ve Av. ....'ın vekaletnamelerinin olmadığı, Uyap sisteminde dava dilekçesi ile birlikte taranmış bir vekaletnamenin de olmadığı nın görüldüğü, HMK 114. maddesinin 1/f bendinde "vekil aracılığıyla takip edilen davalarda, vekilin davaya vekâlet «ehliyetine» sahip olması ve usulüne uygun düzenlenmiş bir vekâletnamesinin bulunması" nın dava şartlarından sayıldığı ve HMK 119. maddesinin 1/ç bendinde de davacının tebligata yarar bir adres bildirmesinin dava dilekçesinin şartlarından sayıldığı, davacı vekilinin herhangi bir vekaletname sunmadığı, ve tebligata yarar bir adres de bildirmediği gerekçesiyle, davanın HMK 114. maddesinin 1/f ve 119. maddesinin 1/ç maddeleri gereğince «usulden reddine» karar verilmiştir.
Dava, kar iştirak «kredi sözleşmesinden» kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, mahkemece yapılan yargılama sonunda, açıklanan gerekçe ile davanın usul yönünden reddine karar verilmişse de; dosya evrakı incelendiğinde, davacı vekilleri tarafından dava dilekçesine ekli olarak vekaletname sunulduğu, vekaletname ve dava dilekçesi üzerinde davacı vekillerinin adresleri yer almasına karşın mahkemece davacı vekillerinden birine, adresi yanlış yazılmak sureti ile «tebligat» gönderildiği, bu suretle davacı vekilleri adına yapılmış usulüne uygun bir tebligattan söz edilemeyeceği anlaşılmakla, kararın davacı yararına bozulması gerekmişti …
Benzer bu karardaMahkemece tüm dosya kapsamına göre; davacıya, davalının güncel ve «tebligata» yarar açık adreslerini bildirmesi için HMK.'nın 119/2 maddesi uyarınca 2 haftalık «kesin süre» verildiği halde anılan eksiklik belirtilen sürede giderilmediğinden HMK'nun 119/2 maddesi uyarınca «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinde dava dilekçesinde yer alan davalının adresine çıkarılan «tebligatın» adresten taşınma nedeniyle bila tebliğ iade edildiği, «ticaret sicil» gazetesine, «esnaf» ve sanatkarlar odasına ve terziler odasına müzekkereler yazılarak davalının tebligata elverişli adreslerinin tespit edildiği, ancak bu adreslere çıkarılan tebligatların da adres yetersizliği ve adresten ayrılma nedenleriyle bila tebliğ iade edildiği ve davalının tebligata elverişli başka bir adresinin bulunamadığı, «mernis adresi» bulunmayan ve tespit edilen adreslerden de taşınmış olan ve yapılan araştırmalara rağmen yeni adresi de tespit edilemeyen davalıya bu durumda Tebligat Kanunu 28. maddesine göre «ilanen tebligat» yapılması gerekirken, mahkemece, davacıya verilen «kesin süre» içerisinde davalının adresine yönelik eksikliğin giderilmediği gerekçesiyle HMK’nın 119/2. maddesi uyarınca «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmesi doğru olmamıştır.
Dairemizce, «tebligat» eksiliğinin giderilmesi için «mahalline iade» edilen dosyada bu kez davalının tebligata elverişli adresi tespit edilmiş ve gerekçeli karar ile davacı yanın temyiz dilekçesi bu adreste davalının eşi ve oğluna tebliğ edilmiş olup, artık «tebligat eksikliği» de giderilmiş olduğuna göre yargılamaya devam olunarak işin esası hakkında bir karar verilmesi gerektiğinden, yerel mahkeme kararının bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:mernis adresi · mahalline iade · tebligat eksikliği · ilanen tebligat · esnaf · davanın açılmamış sayılması · zayi · kesin süre
Benzer bu karardaDosyanın incelenmesinde dava dilekçesinde yer alan davalının adresine çıkarılan «tebligatın» adresten taşınma nedeniyle bila tebliğ iade edildiği, «ticaret sicil» gazetesine, «esnaf» ve sanatkarlar odasına ve terziler odasına müzekkereler yazılarak davalının tebligata elverişli adreslerinin tespit edildiği, ancak bu adreslere çıkarılan tebligatların da adres yetersizliği ve adresten ayrılma nedenleriyle bila tebliğ iade edildiği ve davalının tebligata elverişli başka bir adresinin bulunamadığı, «mernis adresi» bulunmayan ve tespit edilen adreslerden de taşınmış olan ve yapılan araştırmalara rağmen yeni adresi de tespit edilemeyen davalıya bu durumda Tebligat Kanunu 28. maddesine göre «ilanen tebligat» yapılması gerekirken, mahkemece, davacıya verilen «kesin süre» içerisinde davalının adresine yönelik eksikliğin giderilmediği gerekçesiyle HMK’nın 119/2. maddesi uyarınca «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmesi doğru olmamıştır.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; davacıya, davalının güncel ve «tebligata» yarar açık adreslerini bildirmesi için HMK.'nın 119/2 maddesi uyarınca 2 haftalık «kesin süre» verildiği halde anılan eksiklik belirtilen sürede giderilmediğinden HMK'nun 119/2 maddesi uyarınca «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
Dairemizce, «tebligat» eksiliğinin giderilmesi için «mahalline iade» edilen dosyada bu kez davalının tebligata elverişli adresi tespit edilmiş ve gerekçeli karar ile davacı yanın temyiz dilekçesi bu adreste davalının eşi ve oğluna tebliğ edilmiş olup, artık «tebligat eksikliği» de giderilmiş olduğuna göre yargılamaya devam olunarak işin esası hakkında bir karar verilmesi gerektiğinden, yerel mahkeme kararının bozulması gerekmiştir.
Dava, «zayi» nedeniyle çekin iptali ile «çek» bedelinin davalıdan tahsili istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/255 E. 2015/4739 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kıymetli evrak iptali · kıymetli evrak · davanın açılmamış sayılması · zayi · kesin süre · açılmamış sayılma · kesin hüküm
Benzer bu karardaDava, «zayi» nedeniyle «kıymetli evrakın iptali» istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda açıklanan gerekçeyle «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiş ise de, davacı vekili tarafından UYAP kanalı ile e-imzalı olarak dava dosyasına, 6100 sayılı HMK'nın 119/2. maddesinde öngörülen bir haftalık süre i …
Mahkemece, davacı vekilinin «kesin süre» içerisinde müvekkilinin açık adresini bildirmediği gerekçesiyle 6100 sayılı HMK'nın 119/1-b ve 119/2. maddeleri gereğince «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/5147 E. 2013/4876 K.
Ortak:tebligat
İncelediğiniz karardaMahkemece, davacı vekili olduğunu iddia eden Av .... adına Uyap sisteminde kayıtlı adresine tebliğe çıkarıldığı, «tebligatın» bila ikmal iade edilmesi üzerine, davalının cevap dilekçesi ile birlikte sistemde kayıtlı adresten farklı olan dava dilekçesindeki adreslerine yeniden tebligat çıkarılmış ise de bu tebligatın da iade edilmesi üzerine davacı vekili olduklarını ileri süren Av..... ve Av. ....'ın vekaletnamelerinin olmadığı, Uyap sisteminde dava dilekçesi ile birlikte taranmış bir vekaletnamenin de olmadığı nın görüldüğü, HMK 114. maddesinin 1/f bendinde "vekil aracılığıyla takip edilen davalarda, vekilin davaya vekâlet «ehliyetine» sahip olması ve usulüne uygun düzenlenmiş bir vekâletnamesinin bulunması" nın dava şartlarından sayıldığı ve HMK 119. maddesinin 1/ç bendinde de davacının tebligata yarar bir adres bildirmesinin dava dilekçesinin şartlarından sayıldığı, davacı vekilinin herhangi bir vekaletname sunmadığı, ve tebligata yarar bir adres de bildirmediği gerekçesiyle, davanın HMK 114. maddesinin 1/f ve 119. maddesinin 1/ç maddeleri gereğince «usulden reddine» karar verilmiştir.
Dava, kar iştirak «kredi sözleşmesinden» kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, mahkemece yapılan yargılama sonunda, açıklanan gerekçe ile davanın usul yönünden reddine karar verilmişse de; dosya evrakı incelendiğinde, davacı vekilleri tarafından dava dilekçesine ekli olarak vekaletname sunulduğu, vekaletname ve dava dilekçesi üzerinde davacı vekillerinin adresleri yer almasına karşın mahkemece davacı vekillerinden birine, adresi yanlış yazılmak sureti ile «tebligat» gönderildiği, bu suretle davacı vekilleri adına yapılmış usulüne uygun bir tebligattan söz edilemeyeceği anlaşılmakla, kararın davacı yararına bozulması gerekmişti …
Benzer bu karardaSomut olayda, dava dilekçesinde davalının açık adresi belirtilmiş, çıkartılan «tebligat» ise anılan kişinin adreste tanınmadığı gerekçesiyle iade edilmiş, mahkemece davacı tarafa gönderilen meşruatlı davetiyede dava dilekçesinde belirtilen adrese çıkarılan tebligatın bila ikmal döndüğü, davalının tebligata yarar açık adresinin 1 haftalık «kesin süre» içerisinde bildirilmesi istenmiş, sonrasında ise HMK’nın 119/.... maddesi uyarınca «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
Oysa, yukarıda açıklandığı üzere anılan Kanunun 119. maddesinde belirtilen husus, dava dilekçesinde davalı tarafın adresinin hiç yazılmamış, bildirilmemiş olması halinde, davacı tarafa verilecek bir haftalık «kesin süre» içinde bu eksikliğin tamamlanmaması halinde uygulanacak yaptırımı düzenlemiş olup, bunun aksi yönündeki düşünce, gerek Tebligat Kanunu gerekse, Tebligat Tüzüğünün «tebligata» ilişkin ilgili hükümlerini işlevsiz hale getirecektir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:davanın açılmamış sayılması · kesin süre · açılmamış sayılma · rücu · kesin hüküm
Benzer bu karardaDava, konut sigortasından kaynaklanan «rücu» istemine ilişkin olup, mahkemece davalının açık adresinin verilen «kesin süreye» rağmen bildirilmediği gerekçesiyle, HMK’nın 119. maddesi uyarınca «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
Mahkemece, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 119. maddesi uyarınca davacı tarafın verilen «kesin süreye» rağmen davalının açık adresini bildirmediği gerekçesiyle, «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 119. maddesinde dava dilekçesinde bulunması gereken hususlar düzenlenmiş olup, ikinci fıkrasında ise, dava dilekçesinde bulunması gereken bu unsurlardan birinin eksik bırakılması veya yazılmaması durumunda mahkemenin davacıya eksikliğin tamamlanması için «kesin süre» vereceği, aksi halde «davanın açılmamış sayılmasına» karar verileceği belirtilmiştir.
Somut olayda, dava dilekçesinde davalının açık adresi belirtilmiş, çıkartılan «tebligat» ise anılan kişinin adreste tanınmadığı gerekçesiyle iade edilmiş, mahkemece davacı tarafa gönderilen meşruatlı davetiyede dava dilekçesinde belirtilen adrese çıkarılan tebligatın bila ikmal döndüğü, davalının tebligata yarar açık adresinin 1 haftalık «kesin süre» içerisinde bildirilmesi istenmiş, sonrasında ise HMK’nın 119/.... maddesi uyarınca «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/9688 E. 2016/3338 K.
Ortak:usulden reddi
İncelediğiniz karardaMahkemece, davacı vekili olduğunu iddia eden Av .... adına Uyap sisteminde kayıtlı adresine tebliğe çıkarıldığı, «tebligatın» bila ikmal iade edilmesi üzerine, davalının cevap dilekçesi ile birlikte sistemde kayıtlı adresten farklı olan dava dilekçesindeki adreslerine yeniden tebligat çıkarılmış ise de bu tebligatın da iade edilmesi üzerine davacı vekili olduklarını ileri süren Av..... ve Av. ....'ın vekaletnamelerinin olmadığı, Uyap sisteminde dava dilekçesi ile birlikte taranmış bir vekaletnamenin de olmadığı nın görüldüğü, HMK 114. maddesinin 1/f bendinde "vekil aracılığıyla takip edilen davalarda, vekilin davaya vekâlet «ehliyetine» sahip olması ve usulüne uygun düzenlenmiş bir vekâletnamesinin bulunması" nın dava şartlarından sayıldığı ve HMK 119. maddesinin 1/ç bendinde de davacının tebligata yarar bir adres bildirmesinin dava dilekçesinin şartlarından sayıldığı, davacı vekilinin herhangi bir vekaletname sunmadığı, ve tebligata yarar bir adres de bildirmediği gerekçesiyle, davanın HMK 114. maddesinin 1/f ve 119. maddesinin 1/ç maddeleri gereğince «usulden reddine» karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, davanın HMK 114. maddesinin 1/f ve 119. maddesinin 1/ç maddeleri gereğince «usulden reddine» dair kararın davacı vekilince temyizi üzerine Dairemizce bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/4861 E. 2013/12969 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/9419 E. 2013/8579 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:davanın açılmamış sayılması · kesin süre · açılmamış sayılma · kesin hüküm
Benzer bu karardaOysa, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 119. maddesinde dava dilekçesinde bulunması gereken hususlar düzenlenmiş olup, ikinci fıkrasında ise, dava dilekçesinde bulunması gereken bu unsurlardan birinin eksik bırakılması veya yazılmaması durumunda mahkemenin davacıya eksikliğin tamamlanması için «kesin süre» vereceği, aksi halde «davanın açılmamış sayılmasına» karar verileceği belirtilmiştir.
Mahkemece, yapılan inceleme sonucunda, dava dilekçesinde davacının adresinin bildirilmediği, verilen süreye rağmen eksikliğin giderilmediği gerekçesiyle, HMK'nın 119/b maddesi uyarınca «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
Dava, şirket ortaklığından çıkmaya izin verilmesi istemine ilişkin olup, mahkemece davacı tarafın verilen süre içinde davacı asilin adresini bildirmediği gerekçesiyle, HMK’nın 119. maddesi uyarınca «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
Bir başka deyişle, anılan Kanun'un 119. maddesinde belirtilen husus, dava dilekçesinde davacının adresinin hiç yazılmamış, bildirilmemiş olması halinde, davacı tarafa verilecek bir haftalık «kesin süre» içinde bu eksikliğin tamamlaması halinde uygulanacak yaptırımı düzenlemiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/231 E. , 2015/2320 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada (Kapatılan) Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 05/03/2014 tarih ve 2014/2-2014/46 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirketin müvekkiline yüksek kar getirili kar iştirak sözleşmesi önerdiğini ve ikna çabaları neticesinde müvekkilinin birikimlerini kendilerine çekmeye başardıklarını, tüm görüşme ve yazışmaların davalı şirket yetkilisi ... ile yapıldığı halde, finansal avantajlarından dolayı para transferinin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde kurulu .... hesabına yapılması gerektiğinin bildirilmesi üzerine müvekkilinin adı geçen firma ile 22/12/2009 tarihinde Kar İştirak Kredi Sözleşmesi imzaladığını, müvekkilinin transferlerin yapıldığını ancak vaadedilen kar paylarının ödenmediğini, bunun üzerine taraflarından sözleşmenin feshedildiğini, buna rağmen davalının müvekkilince gönderilen meblağı iade etmediğini ileri sürerek, müvekkilinin alacağı olan 10.200 Euro karşılığı 30.090 TL nın son ödeme tarihi olan 30/06/2010 tarihinden itibaren işleyecek faiz ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, sözleşme imzaldığını iddia ettiği Kıbrıs'ta kurulu firmanın Türkiye'de her hangi bir şubesi ya da temsilcisinin olmadığını, müvekkili şirketin adı anılan şirket ile hiç bir ilişkisinin olmadığını, davacı şirketin yazışmalarını yaptığı mail adresinin de müvekkiline değil KKTC de kurulu bulunan şirkete ait olduğunu, davalının pasif husumet ehliyetinin olmadığını beyanla davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacı vekili olduğunu iddia eden Av .... adına Uyap sisteminde kayıtlı adresine tebliğe çıkarıldığı, tebligatın bila ikmal iade edilmesi üzerine, davalının cevap dilekçesi ile birlikte sistemde kayıtlı adresten farklı olan dava dilekçesindeki adreslerine yeniden tebligat çıkarılmış ise de bu tebligatın da iade edilmesi üzerine davacı vekili olduklarını ileri süren Av..... ve Av. ....'ın vekaletnamelerinin olmadığı, Uyap sisteminde dava dilekçesi ile birlikte taranmış bir vekaletnamenin de olmadığı nın görüldüğü, HMK 114. maddesinin 1/f bendinde "vekil aracılığıyla takip edilen davalarda, vekilin davaya vekâlet ehliyetine sahip olması ve usulüne uygun düzenlenmiş bir vekâletnamesinin bulunması" nın dava şartlarından sayıldığı ve HMK 119.
maddesinin 1/ç bendinde de davacının tebligata yarar bir adres bildirmesinin dava dilekçesinin şartlarından sayıldığı, davacı vekilinin herhangi bir vekaletname sunmadığı, ve tebligata yarar bir adres de bildirmediği gerekçesiyle, davanın HMK 114. maddesinin 1/f ve 119. maddesinin 1/ç maddeleri gereğince usulden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, kar iştirak kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, mahkemece yapılan yargılama sonunda, açıklanan gerekçe ile davanın usul yönünden reddine karar verilmişse de; dosya evrakı incelendiğinde, davacı vekilleri tarafından dava dilekçesine ekli olarak vekaletname sunulduğu, vekaletname ve dava dilekçesi üzerinde davacı vekillerinin adresleri yer almasına karşın mahkemece davacı vekillerinden birine, adresi yanlış yazılmak sureti ile tebligat gönderildiği, bu suretle davacı vekilleri adına yapılmış usulüne uygun bir tebligattan söz edilemeyeceği anlaşılmakla, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 20/02/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/172794100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz