Tecavüzün men'i ve ref'i | Eser hakkına tecavüzün men'i
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/3517 E. 2022/5586 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
takdiri delil↗ usul ekonomisi↗ i̇i̇k 266↗ kesin delil↗ hakkaniyet↗ denetime elverişlilik↗ olumsuz oy↗ uyuşmazlık konusu↗ bilirkişi incelemesi↗ kesin hüküm↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, Dairemiz bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; kapıcı kızı temasının her iki eserde farklı kurgulandığı, benzerlik olarak değerlendirilen hususların eserlere hususiyet katan noktalarda olmadığı, klişelerdeki benzerliklerin intihal sonucunu doğurmayacağı nitekim davacı asillin benzerlik iddialarının da (kapıcı kızı olduğunu gizlemesi, çevresine farklı görünmeye çalışması, sonradan bunun ortaya çıkarılması, ileri düzeyde flörtten kaçınma, verilen hediyenin gizlenmesi, gerçeği açıklanmaya çalışılması, karakterler arasındaki ilişkiler) Türk sinemasındaki klişelerden olduğunun izahtan vareste olduğu, dram ve çatışma öğelerinin klişe olduğu dikkate alındığında bunlardaki benzerliğin intihal sonucunu doğurmayacağı, intihal iddiası yönünden hususiyet arz eden noktalarda net bir olgunun ispatlanmadığı, sunulan raporlardaki aksi değerlendirmenin de net bir kanaat olarak yansımadığı, tekrardan rapor alınmasının değerlendirme konusu üzerinde subjektif kanaatlerin raporlara yansıdığı dikkate alındığında esasa etkili olmayacağı ve usul ekonomisine uygun düşmeyeceği gerekçesi ile, sübut bulmayan davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, davacı vekili tarafından temyiz kanun yoluna başvurulmuştur.
Dava, davacıya ait eser niteliğindeki romanların, davalıların yapımcısı ve yayıncısı oldukları televizyon dizisinde izinsiz biçimde aynen kullanıldığı iddiasıyla, davacının eser sahipliğinden kaynaklanan haklarına tecavüzün men’i ve ref’i istemine ilişkindir.
Mahkemenin davanın kabulüne dair ilk kararı, Dairemizin 16.02.2016 tarihli ve 2015/3958 E., 2016/1568 K. sayılı ilamında; davacıya ait romanların, davalıların yapımcısı ve yayıncısı oldukları televizyon dizisinde izinsiz olarak kullanılıp kullanılmadığının tespiti için oluşturulacak yeni bir bilirkişi kurulundan denetime elverişli ve gerekçeli rapor alınması, bu suretle davalıların hükme esas alınan bilirkişi raporuna karakterler yönünden yaptıkları ciddi ve somut itirazların karşılanması ile oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerektiği yönünde bozulmuştur.
Mahkemece dairemiz bozma ilamı doğrultusunda rapor alınmış, fakat tüm itirazları karşılar şekilde değerlendirmelerin yer aldığı raporun dosya kapsamına uygun olmadığı gerekçesi ile ve hukuki çerçevede bir gerekçelendirme de yapılmadan davanın reddine karar verilmiştir.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 266/1. maddesi hükmüne göre; “Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Ancak genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz. Hukuk öğrenimi görmüş kişiler, hukuk alanı dışında ayrı bir uzmanlığa sahip olduğunu belgelendirmedikçe, bilirkişi olarak görevlendirilemez.” şeklinde düzenlenmiş olup bu manada bilirkişi incelemesinin esas amacı; uyuşmazlığın çözümünde gerekli olan hukuk dışındaki özel veya teknik bilgiyi dava dosyasına temin etmektedir. Yine 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu’nun 3. maddesinde de, HMK’nın yukarıda bahsi geçen madde içeriğine paralel olarak bilirkişi incelemesinde hakim olan temel ilkeler düzenlenmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 282.maddesinde ise hâkimin bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendireceği belirtilmiştir. Bu hükümden hareketle, 6100 sayılı HMK’da yer alan “kesin delil” ve “takdiri delil” şeklindeki tasnif içerisinde bilirkişi raporu, takdiri deliller içerisinde yer almakla hâkim, uyuşmazlık konusuyla ilgili kanun tarafından tanınan takdir yetkisi çerçevesinde, olumlu ya da olumsuz bir karar vermek için gerekli olan kanaatin oluşumunda bilirkişi raporunu, dosya kapsamındaki diğer delillerle birlikte değerlendirerek bir karar tesis edecektir. Ancak ayrıca belirtilmelidir ki, hâkim tarafından hukuka ve hakkaniyete uygun karar tesisinde gerekli olan kanaatin oluşumu için HMK’nın 282. maddesi çerçevesinde bilirkişi raporuna ilişkin olarak yapılacak değerlendirmenin, hukukî sınırlar içerisinde ve uyuşmazlık konusu somut vakıaya uygun niteliği haiz olması gerekir. Bunun sonucu olarak uyuşmazlığın çözümü için dosya arasına alınan bilirkişi raporundaki görüşlerden farklı bir kanaatle verilecek kararın da, somut olayın niteliğine ve dosya kapsamındaki verilere uygun olarak hukukî çerçevede gerekçelendirilmiş olması gerekmektedir. (Hukuk Genel Kurulu’nun 02.06.2022 tarihli ve 2020/11-657 E., 2022/808 K. sayılı kararı)
Bu durumda, Dairemiz bozma ilamı sonrası aldırılan bilirkişi raporu ile karşılanan itirazlar Dairemizce de yerinde görülmekle, davanın kabulü gerekirken, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/3958 E. 2016/1568 K.
Ortak:denetime elverişlilik
İncelediğiniz kararda… valıların yapımcısı ve yayıncısı oldukları televizyon dizisinde izinsiz olarak kullanılıp kullanılmadığının tespiti için oluşturulacak yeni bir bilirkişi kurulundan «denetime elverişli» ve gerekçeli rapor alınması, bu suretle davalıların hükme esas alınan bilirkişi raporuna karakterler yönünden yaptıkları ciddi ve somut itirazların karşılanması il …
Benzer bu kararda… en izinsiz olarak alıntılar yapıldığı, içerik olarak söz konusu dizi ile davacının eser sahibi bulunduğu romanlar arasında kısmen ayniyet veya sıkı benzerlik içeren «bölüm» ve öğeler bulunduğu açıklanmış olup davalı taraflarca bu rapora, bilirkişi raporunda davacının eserlerine tecavüz olarak nitelendirilen benzerliklerin Türk Sinemasında defalarca işlenmiş sosyal bir tema olduğu, bu konuların klişe ve anonim hale geldiği, kitapta ve dizide yer alan karakterlerin birbirinden önemli ölçüde farklılıklar gösterdiği, bu karakterler arasında yeterli bir karşılaştırma yapılmadığı gerekçeleriyle itirazda bulunulmuş, bu itirazlar üzerine alınan 22.10.2014 tarihli bilirkişi raporunda, davalıların itirazları somut ve «denetime elverişli» olacak biçimde karşılanmamış, özellikle 06.02.2014 tarihli «bilirkişi raporuna itiraz» dilekçesinde belirtilen karakterler arasındaki farklar üzerinde bir değerlendirme yapılmamış, söz konusu karakterler arasındaki benzerliklerden hareketle önceki ka …
… valıların yapımcısı ve yayıncısı oldukları televizyon dizisinde izinsiz olarak kullanılıp kullanılmadığının tespiti için oluşturulacak yeni bir bilirkişi kurulundan «denetime elverişli» ve gerekçeli rapor alınması, bu suretle davalıların hükme esas alınan bilirkişi raporuna karakterler yönünden yaptıkları ciddi ve somut itirazların karşılanması ile oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde «eksik incelemeye» dayalı olarak hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bilirkişi raporuna itiraz · iş bölümü · taşıyan · eksik inceleme
Benzer bu kararda… en izinsiz olarak alıntılar yapıldığı, içerik olarak söz konusu dizi ile davacının eser sahibi bulunduğu romanlar arasında kısmen ayniyet veya sıkı benzerlik içeren «bölüm» ve öğeler bulunduğu açıklanmış olup davalı taraflarca bu rapora, bilirkişi raporunda davacının eserlerine tecavüz olarak nitelendirilen benzerliklerin Türk Sinemasında defalarca işlenmiş sosyal bir tema olduğu, bu konuların klişe ve anonim hale geldiği, kitapta ve dizide yer alan karakterlerin birbirinden önemli ölçüde farklılıklar gösterdiği, bu karakterler arasında yeterli bir karşılaştırma yapılmadığı gerekçeleriyle itirazda bulunulmuş, bu itirazlar üzerine alınan 22.10.2014 tarihli bilirkişi raporunda, davalıların itirazları somut ve «denetime elverişli» olacak biçimde karşılanmamış, özellikle 06.02.2014 tarihli «bilirkişi raporuna itiraz» dilekçesinde belirtilen karakterler arasındaki farklar üzerinde bir değerlendirme yapılmamış, söz konusu karakterler arasındaki benzerliklerden hareketle önceki ka …
… amında alınan 17.10.2011 tarihli ilk bilirkişi raporunda da, her iki eserde işlenmekte olan konunun, toplum yaşamının ortak hafızasında yer etmiş büyük benzerlikler «taşıyan» klasik klişelerden olduğu, dava konusu dizinin konusu gözetildiğinde, yalnızca davacı romanları ile aynı konuları ele aldığı ve bunları benzer kişilik özellikleri …
… valıların yapımcısı ve yayıncısı oldukları televizyon dizisinde izinsiz olarak kullanılıp kullanılmadığının tespiti için oluşturulacak yeni bir bilirkişi kurulundan «denetime elverişli» ve gerekçeli rapor alınması, bu suretle davalıların hükme esas alınan bilirkişi raporuna karakterler yönünden yaptıkları ciddi ve somut itirazların karşılanması ile oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde «eksik incelemeye» dayalı olarak hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Meni
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/13972 E. 2014/6150 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:takas · pasif husumet yokluğu · iş bölümü · pasif husumet · husumet yokluğu · vekalet ücreti · avans faizi · temsil
Benzer bu karardaM.. hakkındaki dava, «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddedilmiş olmasına karşın kendisini vekille «temsil» ettiren anılan davalı yararına «vekalet ücretine» hükmedilmemiş bulunması da doğru olmamış, hükmün bu nedenle de davalı R..
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının yönetmen sıfatı ile çekimini yaptığı ve yürütücü yapımcılık işini de üstlendiği "Bu Kimin Hayatı" adlı drama niteliğindeki televizyon dizisinden dolayı alacaklı bulunduğu, davalı Avrupa Prodüksiyon Şirketi'nin davacı alacağından sorumlu olduğu, ancak üçüncü «bölüm» ile ilgili ücret hakkının doğduğuna dair iddianın kanıtlanamadığı, her ne kadar davalı R..
Medya TV Hizmetleri A.Ş. yönünden davanın «husumetten» reddine, diğer davalı hakkındaki davanın kısmen kabulüne, 30.000 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte bu davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Ancak, davalı tarafça dosyaya sunulan ve davacı tarafça da inkar edilmeyen belgede, davalının yaptığı ödemeden 18.138,47 TL'nin davacı ile Ü.. isimli kişide kaldığı belirtilmiş olup davalı yapımcı şirket vekilince, «takas» talebinde bulunulmuş olmasına karşın mahkemece bu konuda herhangi bir değerlendirme yapılmamış olması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle mümeyyiz davalı şirket yararına bozulması gerekmiştir.
-
Kooperatif Ortaklığı ve Tapu Tescili
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/6200 E. 2010/6515 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kat mülkiyeti · olağanüstü genel kurul · yetki · yönetim kurulu kararı · dosya masrafı · eksik inceleme
Benzer bu karardaKooperatifin 24/06/2001 tarihli «olağan genel kurul» toplantısında alınan 9 nolu kararla kapıcı dairesinin 5.000 TL bedel ile satılarak ortak alınması hususunda yönetim kuruluna «yetki» verildiği ve 09/07/2001 tarihli 57 sayılı «yönetim kurulu» kararıyla da kapıcı dairesinin davacıya tahsis edildiği anlaşılmaktadır.
Anılan «yönetim kurulu» kararında kapıcı dairesinin iç düzeninin yapılmasının davacıya ait olduğunun belirtildiği halde, hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının daire içindeki «masrafları» değerlendirilmeden hesaplama yapılmış, davacının bilirkişi raporuna bu yöndeki itirazları, genel kurul ve yönetim kurulu kararlarından dava dilekçesinde bahsedilmesi gözden kaçırılarak davalının savunmanın genişletilmesi itirazı nedeniyle mahkemece değerlendirilmeden ve itirazlar doğrultusunda yeniden bilirkişi raporu alınmadan «eksik incelemeyle» yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
… arafından 24.06.2001 tarihli genel kurulda kapıcı dairesinin 5.000.00 YTL bedel ile davacıya satılarak, kooperatife ortak olarak alınması hususunda yönetim kuruluna «yetki» verildiği, yönetim kurulunun da 09.07.2001 tarihinde davacıdan 5.000,00 YTL alarak davacının kooperatife ortak olarak kaydedildiği, davacı tarafından kapıcı dairesinin kendi adına tescili talep edilmekte ise de, dairenin gerek projede gerekse «kat mülkiyeti» kanunu gereğince ortak yerlerden olması sebebiyle davacı adına tapuya tescilinin mümkün olmadığı, davacının kapıcı dairesi yönünden 8.812,65 YTL tazminata hak kaza …
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/4606 E. 2012/6406 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:teminat kapsamı · teminat
Benzer bu karardaYargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere, dava konusu kalıp ve klişelerin Yangın Sigortası Genel Şartları A.3.3.2. maddesi kapsamında olup, A.3.3. maddesine göre poliçede bedelleri ayrıca belirtilmemiş ve ek sözleşme ile «teminat kapsamı» içine alınmamış olmasına göre davacı vekilinin HUMK.'nun 442. maddesinde sayılan hallerden hiçbirine girmeyen, karar düzeltme itirazlarının reddi gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/3517 E. , 2022/5586 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ 2.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 2.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 13.11.2020 tarih ve 2018/168 E. - 2020/389 K. sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava, 6100 sayılı Kanun'un geçici 3/2. maddesi delaletiyle uygulanması gereken HUMK 3156 sayılı Kanun ile değişik 438/1 maddesi hükmü gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddiyle incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra
dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin "Yeşil Kiraz" ve "Yeşil Kiraz 2" adlı romanların yazarı olduğunu, davalı Med Yapım A.Ş'nin yapımcısı olduğu "Adını Feriha Koydum" adlı televizyon dizisinin fragman ve tanıtımlarının diğer davalıya ait televizyon kanalında yayınlanmaya başladığını, bu yayınlardan söz konusu dizi filmin konusunun müvekkiline ait romanlarla aynı olduğunun anlaşıldığını, konusu dışında dizinin kahramanlarının, yardımcı karakterlerinin ve olayların geçtiği yerlerin de romanla birebir benzerlik gösterdiğini, davalıların bu eylemlerini müvekkilinden izin almadan gerçekleştirdiklerini ve bu suretle müvekkilinin eser sahipliğinden kaynaklanan haklarının ihlal edildiğini ileri sürerek, davalıların tecavüz teşkil eden eylemlerinin men'ine ve ref'ine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Med Yapım Televizyon ve Film A.Ş. vekili, davaya konu dizinin konusunun 1972 tarihli "Fatma Bacı" isimli sinema filminden alındığını, anılan sinema filminin senaristi ile müvekkili arasında senaryonun kullanılmasına dair sözleşme imzalandığını, dizinin konusu ve senaryosu ile davacıya ait kitapların konusunun farklı bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, Dairemiz bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; kapıcı kızı temasının her iki eserde farklı kurgulandığı, benzerlik olarak değerlendirilen hususların eserlere hususiyet katan noktalarda olmadığı, klişelerdeki benzerliklerin intihal sonucunu doğurmayacağı nitekim davacı asillin benzerlik iddialarının da (kapıcı kızı olduğunu gizlemesi, çevresine farklı görünmeye çalışması, sonradan bunun ortaya çıkarılması, ileri düzeyde flörtten kaçınma, verilen hediyenin gizlenmesi, gerçeği açıklanmaya çalışılması, karakterler arasındaki ilişkiler) Türk sinemasındaki klişelerden olduğunun izahtan vareste olduğu, dram ve çatışma öğelerinin klişe olduğu dikkate alındığında bunlardaki benzerliğin intihal sonucunu doğurmayacağı, intihal iddiası yönünden hususiyet arz eden noktalarda net bir olgunun ispatlanmadığı, sunulan raporlardaki aksi değerlendirmenin de net bir kanaat olarak yansımadığı, tekrardan rapor alınmasının değerlendirme konusu üzerinde subjektif kanaatlerin raporlara yansıdığı dikkate alındığında esasa etkili olmayacağı ve usul ekonomisine uygun düşmeyeceği gerekçesi ile, sübut bulmayan davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, davacı vekili tarafından temyiz kanun yoluna başvurulmuştur.
Dava, davacıya ait eser niteliğindeki romanların, davalıların yapımcısı ve yayıncısı oldukları televizyon dizisinde izinsiz biçimde aynen kullanıldığı iddiasıyla, davacının eser sahipliğinden kaynaklanan haklarına tecavüzün men’i ve ref’i istemine ilişkindir.
Mahkemenin davanın kabulüne dair ilk kararı, Dairemizin 16.02.2016 tarihli ve 2015/3958 E., 2016/1568 K. sayılı ilamında; davacıya ait romanların, davalıların yapımcısı ve yayıncısı oldukları televizyon dizisinde izinsiz olarak kullanılıp kullanılmadığının tespiti için oluşturulacak yeni bir bilirkişi kurulundan denetime elverişli ve gerekçeli rapor alınması, bu suretle davalıların hükme esas alınan bilirkişi raporuna karakterler yönünden yaptıkları ciddi ve somut itirazların karşılanması ile oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerektiği yönünde bozulmuştur.
Mahkemece dairemiz bozma ilamı doğrultusunda rapor alınmış, fakat tüm itirazları karşılar şekilde değerlendirmelerin yer aldığı raporun dosya kapsamına uygun olmadığı gerekçesi ile ve hukuki çerçevede bir gerekçelendirme de yapılmadan davanın reddine karar verilmiştir.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 266/1. maddesi hükmüne göre; “Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Ancak genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz. Hukuk öğrenimi görmüş kişiler, hukuk alanı dışında ayrı bir uzmanlığa sahip olduğunu belgelendirmedikçe, bilirkişi olarak görevlendirilemez.” şeklinde düzenlenmiş olup bu manada bilirkişi incelemesinin esas amacı; uyuşmazlığın çözümünde gerekli olan hukuk dışındaki özel veya teknik bilgiyi dava dosyasına temin etmektedir.
Yine 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu’nun 3. maddesinde de, HMK’nın yukarıda bahsi geçen madde içeriğine paralel olarak bilirkişi incelemesinde hakim olan temel ilkeler düzenlenmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 282.maddesinde ise hâkimin bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendireceği belirtilmiştir. Bu hükümden hareketle, 6100 sayılı HMK’da yer alan “kesin delil” ve “takdiri delil” şeklindeki tasnif içerisinde bilirkişi raporu, takdiri deliller içerisinde yer almakla hâkim, uyuşmazlık konusuyla ilgili kanun tarafından tanınan takdir yetkisi çerçevesinde, olumlu ya da olumsuz bir karar vermek için gerekli olan kanaatin oluşumunda bilirkişi raporunu, dosya kapsamındaki diğer delillerle birlikte değerlendirerek bir karar tesis edecektir.
Ancak ayrıca belirtilmelidir ki, hâkim tarafından hukuka ve hakkaniyete uygun karar tesisinde gerekli olan kanaatin oluşumu için HMK’nın 282. maddesi çerçevesinde bilirkişi raporuna ilişkin olarak yapılacak değerlendirmenin, hukukî sınırlar içerisinde ve uyuşmazlık konusu somut vakıaya uygun niteliği haiz olması gerekir. Bunun sonucu olarak uyuşmazlığın çözümü için dosya arasına alınan bilirkişi raporundaki görüşlerden farklı bir kanaatle verilecek kararın da, somut olayın niteliğine ve dosya kapsamındaki verilere uygun olarak hukukî çerçevede gerekçelendirilmiş olması gerekmektedir. (Hukuk Genel Kurulu’nun 02.06.2022 tarihli ve 2020/11-657 E., 2022/808 K. sayılı kararı)
Bu durumda, Dairemiz bozma ilamı sonrası aldırılan bilirkişi raporu ile karşılanan itirazlar Dairemizce de yerinde görülmekle, davanın kabulü gerekirken, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 07/09/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/822752100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz