Tecavüzün meni
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/3958 E. 2016/1568 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
bilirkişi raporuna itiraz↗ denetime elverişlilik↗ iş bölümü↗ taşıyan↗ eksik inceleme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davaya konu dizinin senaryosunun, davacıya ait romanlardan intihal yapılarak oluşturulduğu, bu durumun davacının mali ve manevi haklarını ihlal ettiği gerekçesiyle davanın kabulüne, davalıların tecavüzlerinin refine ve menine karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekilleri temyiz etmiştir.
Dava, davacıya ait eser niteliğindeki romanların, davalıların yapımcısı ve yayıncısı oldukları televizyon dizisinde izinsiz biçimde aynen kullanıldığı iddiasıyla davacının eser sahipliğinden kaynaklanan haklarına yapılan tecavüzün meni ve ref'i istemlerine ilişkindir.
Hükme esas alınan 20.01.2014 tarihli kök bilirkişi raporunda, davalıların yapımcısı ve yayıncısı oldukları dizide, davacıya ait eserden izinsiz olarak alıntılar yapıldığı, içerik olarak söz konusu dizi ile davacının eser sahibi bulunduğu romanlar arasında kısmen ayniyet veya sıkı benzerlik içeren bölüm ve öğeler bulunduğu açıklanmış olup davalı taraflarca bu rapora, bilirkişi raporunda davacının eserlerine tecavüz olarak nitelendirilen benzerliklerin Türk Sinemasında defalarca işlenmiş sosyal bir tema olduğu, bu konuların klişe ve anonim hale geldiği, kitapta ve dizide yer alan karakterlerin birbirinden önemli ölçüde farklılıklar gösterdiği, bu karakterler arasında yeterli bir karşılaştırma yapılmadığı gerekçeleriyle itirazda bulunulmuş, bu itirazlar üzerine alınan 22.10.2014 tarihli bilirkişi raporunda, davalıların itirazları somut ve denetime elverişli olacak biçimde karşılanmamış, özellikle 06.02.2014 tarihli bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde belirtilen karakterler arasındaki farklar üzerinde bir değerlendirme yapılmamış, söz konusu karakterler arasındaki benzerliklerden hareketle önceki kanaat tekrar edilmiştir. Öte yandan, dosya kapsamında alınan 17.10.2011 tarihli ilk bilirkişi raporunda da, her iki eserde işlenmekte olan konunun, toplum yaşamının ortak hafızasında yer etmiş büyük benzerlikler taşıyan klasik klişelerden olduğu, dava konusu dizinin konusu gözetildiğinde, yalnızca davacı romanları ile aynı konuları ele aldığı ve bunları benzer kişilik özellikleri taşıyan karakterlerle işlediği için her iki eser arasında intihal olduğunu söylemenin mümkün bulunmadığı, sonuç olarak davacı eserlerine bir tecavüz olmadığı bildirilmiş, bu hususta da hükme esas bilirkişi raporunda yeterli bir değerlendirme yapılmamıştır. Bu durumda mahkemece, davacıya ait romanların, davalıların yapımcısı ve yayıncısı oldukları televizyon dizisinde izinsiz olarak kullanılıp kullanılmadığının tespiti için oluşturulacak yeni bir bilirkişi kurulundan denetime elverişli ve gerekçeli rapor alınması, bu suretle davalıların hükme esas alınan bilirkişi raporuna karakterler yönünden yaptıkları ciddi ve somut itirazların karşılanması ile oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı olarak hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Tecavüzün men'i ve ref'i | Eser hakkına tecavüzün men'i
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/3517 E. 2022/5586 K.
Ortak:denetime elverişlilik
İncelediğiniz kararda… en izinsiz olarak alıntılar yapıldığı, içerik olarak söz konusu dizi ile davacının eser sahibi bulunduğu romanlar arasında kısmen ayniyet veya sıkı benzerlik içeren «bölüm» ve öğeler bulunduğu açıklanmış olup davalı taraflarca bu rapora, bilirkişi raporunda davacının eserlerine tecavüz olarak nitelendirilen benzerliklerin Türk Sinemasında defalarca işlenmiş sosyal bir tema olduğu, bu konuların klişe ve anonim hale geldiği, kitapta ve dizide yer alan karakterlerin birbirinden önemli ölçüde farklılıklar gösterdiği, bu karakterler arasında yeterli bir karşılaştırma yapılmadığı gerekçeleriyle itirazda bulunulmuş, bu itirazlar üzerine alınan 22.10.2014 tarihli bilirkişi raporunda, davalıların itirazları somut ve «denetime elverişli» olacak biçimde karşılanmamış, özellikle 06.02.2014 tarihli «bilirkişi raporuna itiraz» dilekçesinde belirtilen karakterler arasındaki farklar üzerinde bir değerlendirme yapılmamış, söz konusu karakterler arasındaki benzerliklerden hareketle önceki ka …
… valıların yapımcısı ve yayıncısı oldukları televizyon dizisinde izinsiz olarak kullanılıp kullanılmadığının tespiti için oluşturulacak yeni bir bilirkişi kurulundan «denetime elverişli» ve gerekçeli rapor alınması, bu suretle davalıların hükme esas alınan bilirkişi raporuna karakterler yönünden yaptıkları ciddi ve somut itirazların karşılanması ile oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde «eksik incelemeye» dayalı olarak hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer bu kararda… valıların yapımcısı ve yayıncısı oldukları televizyon dizisinde izinsiz olarak kullanılıp kullanılmadığının tespiti için oluşturulacak yeni bir bilirkişi kurulundan «denetime elverişli» ve gerekçeli rapor alınması, bu suretle davalıların hükme esas alınan bilirkişi raporuna karakterler yönünden yaptıkları ciddi ve somut itirazların karşılanması il …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:takdiri delil · usul ekonomisi · i̇i̇k 266 · kesin delil · hakkaniyet · olumsuz oy · uyuşmazlık konusu · bilirkişi incelemesi
Benzer bu karardaBu hükümden hareketle, 6100 sayılı HMK’da yer alan “«kesin delil»” ve “«takdiri delil»” şeklindeki tasnif içerisinde bilirkişi raporu, takdiri deliller içerisinde yer almakla hâkim, uyuşmazlık konusuyla ilgili kanun tarafından tanınan takdir yetkisi çerçevesinde, olumlu ya da «olumsuz» bir karar vermek için gerekli olan kanaatin oluşumunda bilirkişi raporunu, dosya kapsamındaki diğer delillerle birlikte değerlendirerek bir karar tesis edecektir.
Ancak ayrıca belirtilmelidir ki, hâkim tarafından hukuka ve «hakkaniyete» uygun karar tesisinde gerekli olan kanaatin oluşumu için HMK’nın 282. maddesi çerçevesinde bilirkişi raporuna ilişkin olarak yapılacak değerlendirmenin, hukukî sınırlar içerisinde ve «uyuşmazlık konusu» somut vakıaya uygun niteliği haiz olması gerekir.
… arak yansımadığı, tekrardan rapor alınmasının değerlendirme konusu üzerinde subjektif kanaatlerin raporlara yansıdığı dikkate alındığında esasa etkili olmayacağı ve «usul ekonomisine» uygun düşmeyeceği gerekçesi ile, sübut bulmayan davanın reddine karar verilmiştir.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun «266»/1. maddesi hükmüne göre; “Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Meni
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/13972 E. 2014/6150 K.
Ortak:iş bölümü
İncelediğiniz kararda… en izinsiz olarak alıntılar yapıldığı, içerik olarak söz konusu dizi ile davacının eser sahibi bulunduğu romanlar arasında kısmen ayniyet veya sıkı benzerlik içeren «bölüm» ve öğeler bulunduğu açıklanmış olup davalı taraflarca bu rapora, bilirkişi raporunda davacının eserlerine tecavüz olarak nitelendirilen benzerliklerin Türk Sinemasında defalarca işlenmiş sosyal bir tema olduğu, bu konuların klişe ve anonim hale geldiği, kitapta ve dizide yer alan karakterlerin birbirinden önemli ölçüde farklılıklar gösterdiği, bu karakterler arasında yeterli bir karşılaştırma yapılmadığı gerekçeleriyle itirazda bulunulmuş, bu itirazlar üzerine alınan 22.10.2014 tarihli bilirkişi raporunda, davalıların itirazları somut ve «denetime elverişli» olacak biçimde karşılanmamış, özellikle 06.02.2014 tarihli «bilirkişi raporuna itiraz» dilekçesinde belirtilen karakterler arasındaki farklar üzerinde bir değerlendirme yapılmamış, söz konusu karakterler arasındaki benzerliklerden hareketle önceki ka …
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının yönetmen sıfatı ile çekimini yaptığı ve yürütücü yapımcılık işini de üstlendiği "Bu Kimin Hayatı" adlı drama niteliğindeki televizyon dizisinden dolayı alacaklı bulunduğu, davalı Avrupa Prodüksiyon Şirketi'nin davacı alacağından sorumlu olduğu, ancak üçüncü «bölüm» ile ilgili ücret hakkının doğduğuna dair iddianın kanıtlanamadığı, her ne kadar davalı R..
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:takas · pasif husumet yokluğu · pasif husumet · husumet yokluğu · vekalet ücreti · avans faizi · temsil · husumet
Benzer bu karardaM.. hakkındaki dava, «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddedilmiş olmasına karşın kendisini vekille «temsil» ettiren anılan davalı yararına «vekalet ücretine» hükmedilmemiş bulunması da doğru olmamış, hükmün bu nedenle de davalı R..
Medya TV Hizmetleri A.Ş. yönünden davanın «husumetten» reddine, diğer davalı hakkındaki davanın kısmen kabulüne, 30.000 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte bu davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Ancak, davalı tarafça dosyaya sunulan ve davacı tarafça da inkar edilmeyen belgede, davalının yaptığı ödemeden 18.138,47 TL'nin davacı ile Ü.. isimli kişide kaldığı belirtilmiş olup davalı yapımcı şirket vekilince, «takas» talebinde bulunulmuş olmasına karşın mahkemece bu konuda herhangi bir değerlendirme yapılmamış olması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle mümeyyiz davalı şirket yararına bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/4779 E. 2022/9214 K.
Ortak:iş bölümü
İncelediğiniz kararda… en izinsiz olarak alıntılar yapıldığı, içerik olarak söz konusu dizi ile davacının eser sahibi bulunduğu romanlar arasında kısmen ayniyet veya sıkı benzerlik içeren «bölüm» ve öğeler bulunduğu açıklanmış olup davalı taraflarca bu rapora, bilirkişi raporunda davacının eserlerine tecavüz olarak nitelendirilen benzerliklerin Türk Sinemasında defalarca işlenmiş sosyal bir tema olduğu, bu konuların klişe ve anonim hale geldiği, kitapta ve dizide yer alan karakterlerin birbirinden önemli ölçüde farklılıklar gösterdiği, bu karakterler arasında yeterli bir karşılaştırma yapılmadığı gerekçeleriyle itirazda bulunulmuş, bu itirazlar üzerine alınan 22.10.2014 tarihli bilirkişi raporunda, davalıların itirazları somut ve «denetime elverişli» olacak biçimde karşılanmamış, özellikle 06.02.2014 tarihli «bilirkişi raporuna itiraz» dilekçesinde belirtilen karakterler arasındaki farklar üzerinde bir değerlendirme yapılmamış, söz konusu karakterler arasındaki benzerliklerden hareketle önceki ka …
Benzer bu kararda… davacının Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu adına yayınlanan dizinin 2. sezon bölümleri senaristi olması sebebiyle eser sahibi olduğu, davacının yapımcı firmaya 7 «bölüm» senaryosunu «teslim» ettiği, davacı ile davalı yapımcı arasında bölüm başı 8.000 TL ücret kararlaştırıldığı, bu nedenle davacının 56.000 TL ücreti hak kazandığı, 8.000 TL ücretin uygun …
… samına göre; dosya içeriğinden davacının TRT 6'da yayınlanan "Baye Feleke" adlı dizinin ikinci 13 bölümlük senaryosunun yazılması hususunda davalılar ... ve ... ile «bölüm» başına 8.000 TL ücret karşılığında anlaştığı, davacının anılan dizinin yedi bölüm senaryosunu yapımcı olan davalılara «teslim» ettiği, yayıncı olan davalı davalı ... ve Televizyon Kurumunun ise dizinin 4 bölümünü yayınladığı, daha sonra ise diziyi yayından kaldırdığı, bölüm başına 8.000 TL ücretin uygun olduğu, Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumunun yayıncı olarak senarist olan davacıdan gerekli izinleri almadığı, bu konuda yazılı belge sunulmadığı bütün davalılar yönünden davacının FSEK'ten kaynaklanan haklarının ihlal edildiği, davalı ... ve Televizyon Kurumu kendisiyle yapımcı olan diğer davalılar arasındaki sözleşmede yapımcının sorumlu olacağına dair düzenleme olduğunu ve sözleşmenin haklı olarak feshedildiği iddiasının değerlendirilmesinin sonuca etkili olmadığı, davacı tarafın istinaf talebi yönünden yapılan değerlendirmede ise; davacı, FSEK'in 68. maddesi uyarınca üç kat tazminat isteminde bulunduğu, mahkemenin «maddi tazminat» yönünden üç kat tazminata hükmetmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin kısmen kabulüne, davalı ... vekilinin istina …
Somut olayda davacı vekili, davaya konu “BAYE FELEKE” isimli dizinin ikinci 13 bölümünün senaryosunun yazımı konusunda davalı gerçek kişilerle «bölüm» başı 8.000 TL üzerinden anlaşmaya varıldığını, 14-20.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yetkisizlik kararı · maddi tazminat · yasal faiz · avans faizi · teslim
Benzer bu kararda… samına göre; dosya içeriğinden davacının TRT 6'da yayınlanan "Baye Feleke" adlı dizinin ikinci 13 bölümlük senaryosunun yazılması hususunda davalılar ... ve ... ile «bölüm» başına 8.000 TL ücret karşılığında anlaştığı, davacının anılan dizinin yedi bölüm senaryosunu yapımcı olan davalılara «teslim» ettiği, yayıncı olan davalı davalı ... ve Televizyon Kurumunun ise dizinin 4 bölümünü yayınladığı, daha sonra ise diziyi yayından kaldırdığı, bölüm başına 8.000 TL ücretin uygun olduğu, Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumunun yayıncı olarak senarist olan davacıdan gerekli izinleri almadığı, bu konuda yazılı belge sunulmadığı bütün davalılar yönünden davacının FSEK'ten kaynaklanan haklarının ihlal edildiği, davalı ... ve Televizyon Kurumu kendisiyle yapımcı olan diğer davalılar arasındaki sözleşmede yapımcının sorumlu olacağına dair düzenleme olduğunu ve sözleşmenin haklı olarak feshedildiği iddiasının değerlendirilmesinin sonuca etkili olmadığı, davacı tarafın istinaf talebi yönünden yapılan değerlendirmede ise; davacı, FSEK'in 68. maddesi uyarınca üç kat tazminat isteminde bulunduğu, mahkemenin «maddi tazminat» yönünden üç kat tazminata hükmetmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin kısmen kabulüne, davalı ... vekilinin istina …
Kurumunun 96.000 TL'sinden sorumlu olmak üzere) yayın tarihlerinden itibaren «avans faizi» yürütülmek üzere davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 20.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren yürütülecek «yasal faizi» ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
… davacının Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu adına yayınlanan dizinin 2. sezon bölümleri senaristi olması sebebiyle eser sahibi olduğu, davacının yapımcı firmaya 7 «bölüm» senaryosunu «teslim» ettiği, davacı ile davalı yapımcı arasında bölüm başı 8.000 TL ücret kararlaştırıldığı, bu nedenle davacının 56.000 TL ücreti hak kazandığı, 8.000 TL ücretin uygun …
Bölümler arasına ait senaryonun davalılara «teslim» edildiğini, davalının davacının yazılı izni olmadan dizinin 14-18.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/3958 E. , 2016/1568 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ... 2.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 25/12/2014 tarih ve 2011/3-2014/337 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 16.02.2016 günü hazır bulunan davacı vekili Av...., davalı...TV vekili Av. ..., davalı ...Ş. Vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin "..." ve "..." adlı romanların yazarı olduğunu, davalı ... A.Ş'nin yapımcısı olduğu "..." adlı televizyon dizisinin fragman ve tanıtımlarının diğer davalıya ait televizyon kanalında yayınlanmaya başladığını, bu yayınlardan söz konusu dizi filmin konusunun müvekkiline ait romanlarla aynı olduğunun anlaşıldığını, konusu dışında dizinin kahramanlarının, yardımcı karakterlerinin ve olayların geçtiği yerlerin de romanla birebir benzerlik gösterdiğini, davalıların bu eylemlerini müvekkilinden izin almadan gerçekleştirdiklerini ve bu suretle müvekkilinin eser sahipliğinden kaynaklanan haklarının ihlal edildiğini ileri sürerek, davalıların tecavüz teşkil eden eylemlerinin menine ve refine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... A.Ş. vekili, davaya konu dizinin konusunun 1972 tarihli "..." isimli sinema filminden alındığını, anılan sinema filminin senaristi ile müvekkili arasında senaryonun kullanılmasına dair sözleşme imzalandığını, dizinin konusu ve senaryosu ile davacıya ait kitapların konusunun farklı bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davaya konu dizinin senaryosunun, davacıya ait romanlardan intihal yapılarak oluşturulduğu, bu durumun davacının mali ve manevi haklarını ihlal ettiği gerekçesiyle davanın kabulüne, davalıların tecavüzlerinin refine ve menine karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekilleri temyiz etmiştir.
Dava, davacıya ait eser niteliğindeki romanların, davalıların yapımcısı ve yayıncısı oldukları televizyon dizisinde izinsiz biçimde aynen kullanıldığı iddiasıyla davacının eser sahipliğinden kaynaklanan haklarına yapılan tecavüzün meni ve ref'i istemlerine ilişkindir.
Hükme esas alınan 20.01.2014 tarihli kök bilirkişi raporunda, davalıların yapımcısı ve yayıncısı oldukları dizide, davacıya ait eserden izinsiz olarak alıntılar yapıldığı, içerik olarak söz konusu dizi ile davacının eser sahibi bulunduğu romanlar arasında kısmen ayniyet veya sıkı benzerlik içeren bölüm ve öğeler bulunduğu açıklanmış olup davalı taraflarca bu rapora, bilirkişi raporunda davacının eserlerine tecavüz olarak nitelendirilen benzerliklerin Türk Sinemasında defalarca işlenmiş sosyal bir tema olduğu, bu konuların klişe ve anonim hale geldiği, kitapta ve dizide yer alan karakterlerin birbirinden önemli ölçüde farklılıklar gösterdiği, bu karakterler arasında yeterli bir karşılaştırma yapılmadığı gerekçeleriyle itirazda bulunulmuş, bu itirazlar üzerine alınan 22.10.2014 tarihli bilirkişi raporunda, davalıların itirazları somut ve denetime elverişli olacak biçimde karşılanmamış, özellikle 06.02.2014 tarihli bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde belirtilen karakterler arasındaki farklar üzerinde bir değerlendirme yapılmamış, söz konusu karakterler arasındaki benzerliklerden hareketle önceki kanaat tekrar edilmiştir.
Öte yandan, dosya kapsamında alınan 17.10.2011 tarihli ilk bilirkişi raporunda da, her iki eserde işlenmekte olan konunun, toplum yaşamının ortak hafızasında yer etmiş büyük benzerlikler taşıyan klasik klişelerden olduğu, dava konusu dizinin konusu gözetildiğinde, yalnızca davacı romanları ile aynı konuları ele aldığı ve bunları benzer kişilik özellikleri taşıyan karakterlerle işlediği için her iki eser arasında intihal olduğunu söylemenin mümkün bulunmadığı, sonuç olarak davacı eserlerine bir tecavüz olmadığı bildirilmiş, bu hususta da hükme esas bilirkişi raporunda yeterli bir değerlendirme yapılmamıştır. Bu durumda mahkemece, davacıya ait romanların, davalıların yapımcısı ve yayıncısı oldukları televizyon dizisinde izinsiz olarak kullanılıp kullanılmadığının tespiti için oluşturulacak yeni bir bilirkişi kurulundan denetime elverişli ve gerekçeli rapor alınması, bu suretle davalıların hükme esas alınan bilirkişi raporuna karakterler yönünden yaptıkları ciddi ve somut itirazların karşılanması ile oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı olarak hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalılar yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.350,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalılara verilmesine ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 16/02/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/216652800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz