Şirket müdürünün azli
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/2785 E. 2022/4848 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
özen ve bağlılık yükümü↗ bağlılık yükümü↗ şirket müdürünün azli↗ azil↗ şirket müdürlüğü↗ bozma sonrası karar↗ kar payı↗ ticari defter kayıtları↗ sözleşmeden doğan dava↗ ibra↗ kâr dağıtımı↗ kâr payı↗ ticari defter↗ cy/cy kaydı↗ eksik inceleme↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk derece mahkemesi, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, somut olayda davalı şirket müdürünün sunulan delillere göre özen ve bağlılık yükümü ile kanunlar ve ana sözleşmeden doğan yükümlülüklerine ağır bir şekilde ihlal ettiği veya şirketi iyi yönetmek için gerekli yeteneği kaybettiği yönünde tam bir vicdani kanaate varılamadığı gerekçesiyle Ortaklık payının tespiti ve kar payının tahsiline ilişkin taleplerin kesinleşmiş olması nedeniyle hüküm kurulmasına yer olmadığına, dava konusu olan şirket müdürlüğünden azil talebinin ispatlanamaması nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, şirket müdürünün azli istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince, Dairemizin bozma ilamına uyularak alınan bilirkişi raporları sonucunda somut olayda davalı şirket müdürünün özen ve bağlılık yükümü ile kanunlar ve ana sözleşmeden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal ettiği veya şirketi iyi yönetemediği hususları ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Mahkemece, bozma öncesi alınan ilk bilirkişi raporu ile bozma sonrası alınan ikinci bilirkişi raporunun birbirini teyit ettiğinden söz edilerek davanın kanıtlanamadığı sonucuna varılmıştır. Ancak, bozma ilamı sonrası alınan 09.09.2020 tarihli ikinci bilirkişi raporunda bilirkişi heyetince, dava konusu edilen ve Dairemizin bozma ilamında gösterilen hususlarda rapor düzenlenebilmesi davalı ... Gsm Dağıtım San. Tic. Ltd. Şti.'nin bilançoları ile davadışı Turkcell A.Ş.'den davalı ... Gsm Dağıtım San. Tic. Ltd. Şti. ile ilgili bilanço kayıtlarının karşılaştırılması yapılması gerektiğinden dosyada davadışı Turkcell A.Ş. tarafından herhangi bir bilanço kaydına ilişkin bir belge ibra edilmemesi nedeniyle bir değerlendirme yapılamayacağı beyan edilmiştir. Dairemizin 19.02.2019 tarih 2017/4262 Esas, 2019/1312 Karar sayılı bozma ilamında belirtildiği şekilde davadışı Turkcell A.Ş.'den davalı ... Gsm Dağıtım San. Tic. Ltd. Şti. ile ilgili sınırlı olmak üzere inceleme yapılması için bilanço kayıtlarının getirtilerek davalı ... Gsm Dağıtım San. Tic. Ltd. Şti.'nin ticari defter ve kayıtlarındaki bilanço kayıtlarının karşılaştırılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmeyip, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/9904 E. 2012/14403 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/5893 E. 2016/2550 K.
Ortak:bağlılık yükümü · şirket müdürünün azli · azil · sözleşmeden doğan dava
İncelediğiniz karardaİlk derece mahkemesi, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, somut olayda davalı şirket müdürünün sunulan delillere göre özen ve «bağlılık yükümü» ile kanunlar ve ana «sözleşmeden doğan» yükümlülüklerine ağır bir şekilde ihlal ettiği veya şirketi iyi yönetmek için gerekli yeteneği kaybettiği yönünde tam bir vicdani kanaate varılamadığı gerekçesiyle Ortaklık «payının» tespiti ve «kar payının» tahsiline ilişkin taleplerin kesinleşmiş olması nedeniyle hüküm kurulmasına yer olmadığına, dava konusu olan «şirket müdürlüğünden» «azil» talebinin ispatlanamaması nedeniyle reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, Dairemizin bozma ilamına uyularak alınan bilirkişi raporları sonucunda somut olayda davalı şirket müdürünün özen ve «bağlılık yükümü» ile kanunlar ve ana «sözleşmeden doğan» yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal ettiği veya şirketi iyi yönetemediği hususları ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, «şirket müdürünün azli» istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaMaddenin sonraki fıkrasında ise yöneticinin, özen ve «bağlılık yükümü» ile diğer kanunlardan ve şirket «sözleşmesinden doğan» yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesinin veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesinin «haklı sebep» olarak kabul olunacağı düzenlenmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirket müdürünün, birleşen davalı şirketi iyi yönettiği, şirketin kar elde ettiği, ihtilafın davacının eşi... ile şirketin diğer ortağı ve davalının eşi olan... arasındaki anlaşmazlıktan kaynaklandığı, müdürlükten «azil» için haklı nedenlerin bulunmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
1- Dava, «limited şirket müdürünün azli» davası olup, bu tür davalarda «husumetin» azli istenen müdüre yönetilmesi gerekli ve yeterli olduğundan davalı şirkete yönelik birleşen davanın husumet yönünden reddine karar verilmesi gerekirken işin esasına girilmesi doğru değil ise de, birleşen davanın reddine ilişkin karar sonucu itibariyle doğru bulunduğundan HUMK 438/«son» maddesi uyarınca kararın değişik gerekçe ile onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:limited şirket müdürünün azli · temsil yetkisi · haklı sebep · şirket müdürü · temlik · limited şirket · haciz · temsil
Benzer bu kararda2-Asıl davaya yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Somut uyuşmazlığa uygulanması gereken 6102 sayılı TTK'nın 630/2. maddesi uyarınca her ortak, haklı nedenlerin varlığı halinde «limited şirket» yöneticilerinin yönetim hakkının ve «temsil yetkilerinin» kaldırılmasını mahkemeden talep edebilirler.
1- Dava, «limited şirket müdürünün azli» davası olup, bu tür davalarda «husumetin» azli istenen müdüre yönetilmesi gerekli ve yeterli olduğundan davalı şirkete yönelik birleşen davanın husumet yönünden reddine karar verilmesi gerekirken işin esasına girilmesi doğru değil ise de, birleşen davanın reddine ilişkin karar sonucu itibariyle doğru bulunduğundan HUMK 438/«son» maddesi uyarınca kararın değişik gerekçe ile onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Davacının, dava dışı bankaya olan borcu, davalı müdür tarafından «temlik» alınmış, daha sonra da bu borcun tahsili için başlatılan icra takibinde davacının söz konusu şirket hissesine «haciz» konulması talep edilmiş ve bu talep kabul edilerek davacının şirket hissesi haczedilmiştir.
Maddenin sonraki fıkrasında ise yöneticinin, özen ve «bağlılık yükümü» ile diğer kanunlardan ve şirket «sözleşmesinden doğan» yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesinin veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesinin «haklı sebep» olarak kabul olunacağı düzenlenmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/13526 E. 2018/4741 K.
Ortak:bağlılık yükümü · şirket müdürünün azli · sözleşmeden doğan dava · eksik inceleme
İncelediğiniz karardaİlk derece mahkemesi, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, somut olayda davalı şirket müdürünün sunulan delillere göre özen ve «bağlılık yükümü» ile kanunlar ve ana «sözleşmeden doğan» yükümlülüklerine ağır bir şekilde ihlal ettiği veya şirketi iyi yönetmek için gerekli yeteneği kaybettiği yönünde tam bir vicdani kanaate varılamadığı gerekçesiyle Ortaklık «payının» tespiti ve «kar payının» tahsiline ilişkin taleplerin kesinleşmiş olması nedeniyle hüküm kurulmasına yer olmadığına, dava konusu olan «şirket müdürlüğünden» «azil» talebinin ispatlanamaması nedeniyle reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, Dairemizin bozma ilamına uyularak alınan bilirkişi raporları sonucunda somut olayda davalı şirket müdürünün özen ve «bağlılık yükümü» ile kanunlar ve ana «sözleşmeden doğan» yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal ettiği veya şirketi iyi yönetemediği hususları ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, «şirket müdürünün azli» istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaAnılan maddenin sonraki fıkrasında ise; yöneticinin, özen ve «bağlılık yükümü» ile diğer kanunlardan ve şirket «sözleşmesinden doğan» yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesinin veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesinin «haklı sebep» olarak kabul olunacağı düzenlenmiştir.
1- Dava, haklı nedenlerle «limited şirket müdürünün azli» istemine ilişkin olup, mahkemece, davalı şirket yönünden işin esasına girilerek yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiştir.
Oysa, «şirket müdürünün azli» davalarında «husumetin», azli istenen müdüre yöneltilmesi gerekli ve yeterli olup, ayrıca «limited şirketin» dava edilmesi zorunlu değildir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:limited şirket müdürünün azli · temsil yetkisi · haklı sebep · şirket müdürü · denetime elverişlilik · ispat yükü · uyuşmazlık konusu · husumet yokluğu
Benzer bu kararda2- Ayrıca, tarafların davalı şirketin ortakları oldukları, davalı ...’in bu «şirketin müdürü» olduğu ve halen görevine devam ettiği hususları «uyuşmazlık konusu» değildir.
Bu itibarla, mahkemece, davacı tarafından ileri sürülen iddiaların «ispat yükünün» davacı üzerinde olduğu gözetilerek, davacının dayandığı deliller toplanmak ve davacı tarafından ileri sürülen iddialar üzerinde durulmak, şirket kayıtları üzerinde «denetime elverişli» «bilirkişi incelemesi» yaptırılmak ve sonuçta haklı sebeplerin gerçekleşip gerçekleşmediği tespit edilmek suretiyle sonucuna göre karar verilmek gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı olarak yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
1- Dava, haklı nedenlerle «limited şirket müdürünün azli» istemine ilişkin olup, mahkemece, davalı şirket yönünden işin esasına girilerek yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durumda, davalı şirket hakkındaki davanın, «husumet yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde işin esasına girilerek karar verilmesi doğru olmamış ise de, sonucu itibariyle doğru olan hükmün HUMK 436. maddesi uyarınca gerekçesi değiştirilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
4 benzer karar daha
-
Yönetim Kurulu Kararının İptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/4262 E. 2019/1320 K.
Ortak:bağlılık yükümü · azil · şirket müdürlüğü · sözleşmeden doğan dava · kâr dağıtımı · kâr payı · ticari defter · cy/cy kaydı
İncelediğiniz karardaİlk derece mahkemesi, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, somut olayda davalı şirket müdürünün sunulan delillere göre özen ve «bağlılık yükümü» ile kanunlar ve ana «sözleşmeden doğan» yükümlülüklerine ağır bir şekilde ihlal ettiği veya şirketi iyi yönetmek için gerekli yeteneği kaybettiği yönünde tam bir vicdani kanaate varılamadığı gerekçesiyle Ortaklık «payının» tespiti ve «kar payının» tahsiline ilişkin taleplerin kesinleşmiş olması nedeniyle hüküm kurulmasına yer olmadığına, dava konusu olan «şirket müdürlüğünden» «azil» talebinin ispatlanamaması nedeniyle reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, Dairemizin bozma ilamına uyularak alınan bilirkişi raporları sonucunda somut olayda davalı şirket müdürünün özen ve «bağlılık yükümü» ile kanunlar ve ana «sözleşmeden doğan» yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal ettiği veya şirketi iyi yönetemediği hususları ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Şti. ile ilgili bilanço kayıtlarının karşılaştırılması yapılması gerektiğinden dosyada davadışı Turkcell A.Ş. tarafından herhangi bir bilanço «kaydına» ilişkin bir belge «ibra» edilmemesi nedeniyle bir değerlendirme yapılamayacağı beyan edilmiştir.
Benzer bu karardaBölge Adliye Mahkemesince, somut uyuşmazlıkta kâr «payı dağıtımı» konusunun «genel kurulun devredilmez yetkileri» arasında bulunduğu, mahkemenin genel kurulun yerine geçerek mahkemenin böyle bir konuda karar vermesinin yerinde olmadığı, davacının şirketin kuruluş belgesi olan ana sözleşmesine göre şirkette %5 oranında ortaklık payına sahip olduğu ve bu «kaydın» aksine dosyaya aynı kuvvette yazılı belge sunmadığı, her ne kadar davacı vekili şirkette %50 paya sahip olduğu yönünde tanık dinletmek istediğini ve tanıklarının haksız olarak ilk derece mahkemesince dinletilmediğini iddia etmiş ise de HMK'nın 203. hükmü gereğince taraflar kardeş olmakla birlikte şirket ana sözleşmesi ile tarafların şirketteki pay durumu senede bağlandığından senede bağlanmış hususlarda tanıkla ispat imkanı bulunmadığı, davalı şirket müdürünün sunulan delillere göre özen ve «bağlılık yükümü» ile kanunlar ve ana «sözleşmeden doğan» yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal ettiği veya şirketi iyi yönetmek için gerekli yeteneği kaybettiği yönünde dosya kapsamına göre gerekli belge ve bilgi bulun …
… davacının şirketin kuruluşunda % 5 pay sahibi olduğu ve bunun gerçekte % 50 pay olduğu hususunda yazılı hiçbir delilin sunulmadığı, davalı şirket müdürünün özen ve «bağlılık yükümü» ile kanunlar ve ana «sözleşmeden doğan» yükümlülüklerine ağır bir şekilde ihlal ettiği veya şirketi iyi yönetmek için gerekli yeteneği kaybettiği hususunun tespit edilemediği, ayrıca ...'nın 616. madde gereğince kâr «payı dağıtılmasının» ortaklar kurulunun «münhasıran» «yetkisinde» olduğu, genel kurulun yetkisinde ve devredilemez olan bir konuda hiç karar alınmamış iken mahkemenin genel kurulun yerine geçerek bu konuda karar almasının mümkün …
… ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde davacının davalılardan şirkete karşı yöneltmiş olduğu ve şirket ortaklık «payının» hissesinin % 50 olduğunun tespiti ve kâr payının tahsiline yönelik talepler bakımından İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının bu taleplere yönelik dava kesimi bakımından onanmasına karar vermek gerekmiştir. ...-Yukarıda belirtilen talepler dışında, davacı tarafından davalı «şirket müdürü» olan diğer davalı ...’in haklı nedenlere dayalı olarak «şirket müdürlüğünden» azli talep edilmektedir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:genel kurulun devredilemez yetkileri · kâr payı dağıtımı · şirket müdürü · münhasırlık · bilirkişi incelemesi · yetkisizlik kararı
Benzer bu kararda… davacının şirketin kuruluşunda % 5 pay sahibi olduğu ve bunun gerçekte % 50 pay olduğu hususunda yazılı hiçbir delilin sunulmadığı, davalı şirket müdürünün özen ve «bağlılık yükümü» ile kanunlar ve ana «sözleşmeden doğan» yükümlülüklerine ağır bir şekilde ihlal ettiği veya şirketi iyi yönetmek için gerekli yeteneği kaybettiği hususunun tespit edilemediği, ayrıca ...'nın 616. madde gereğince kâr «payı dağıtılmasının» ortaklar kurulunun «münhasıran» «yetkisinde» olduğu, genel kurulun yetkisinde ve devredilemez olan bir konuda hiç karar alınmamış iken mahkemenin genel kurulun yerine geçerek bu konuda karar almasının mümkün …
Bölge Adliye Mahkemesince, somut uyuşmazlıkta kâr «payı dağıtımı» konusunun «genel kurulun devredilmez yetkileri» arasında bulunduğu, mahkemenin genel kurulun yerine geçerek mahkemenin böyle bir konuda karar vermesinin yerinde olmadığı, davacının şirketin kuruluş belgesi olan ana sözleşmesine göre şirkette %5 oranında ortaklık payına sahip olduğu ve bu «kaydın» aksine dosyaya aynı kuvvette yazılı belge sunmadığı, her ne kadar davacı vekili şirkette %50 paya sahip olduğu yönünde tanık dinletmek istediğini ve tanıklarının haksız olarak ilk derece mahkemesince dinletilmediğini iddia etmiş ise de HMK'nın 203. hükmü gereğince taraflar kardeş olmakla birlikte şirket ana sözleşmesi ile tarafların şirketteki pay durumu senede bağlandığından senede bağlanmış hususlarda tanıkla ispat imkanı bulunmadığı, davalı şirket müdürünün sunulan delillere göre özen ve «bağlılık yükümü» ile kanunlar ve ana «sözleşmeden doğan» yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal ettiği veya şirketi iyi yönetmek için gerekli yeteneği kaybettiği yönünde dosya kapsamına göre gerekli belge ve bilgi bulun …
… ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde davacının davalılardan şirkete karşı yöneltmiş olduğu ve şirket ortaklık «payının» hissesinin % 50 olduğunun tespiti ve kâr payının tahsiline yönelik talepler bakımından İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının bu taleplere yönelik dava kesimi bakımından onanmasına karar vermek gerekmiştir. ...-Yukarıda belirtilen talepler dışında, davacı tarafından davalı «şirket müdürü» olan diğer davalı ...’in haklı nedenlere dayalı olarak «şirket müdürlüğünden» azli talep edilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi tarafından bu konudaki istem doğrultusunda yaptırılan «bilirkişi incelemesi» sonucunda, şirkete ait «ticari defterlerin» usul dairesinde tutulmadığı, aynı zamanda şirket ortağı olan davalı müdürün bizzat ödemesi gereken sermaye payını ödemediğine ilişkin tespitlere ulaşılmış olduğu g …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/17336 E. 2012/20263 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:güven kuruluşu · ticari dava niteliği · tüzel kişilik · yasal faiz · avans faizi · husumet
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalılardan Şengüller GSM'nin «tüzel kişiliğinin» bulunmadığı, bir «güven kuruluşu» olan Banka'nın sadece SMS onay şifresi ile teyit alıp başkaca bir güvenlik önlemi almadan para transferi yapılmasında ve paranın kötü niyetli kişilerin eline geçmesinde tam kusurlu olduğu, davalı Banka ile Turkcell arasında davacıya ortak hizmet verecekleri yönünden bir sözleşme bulunmadığı gerekçesiyle, davanın Şengüller GSM yönünden «husumetten», Turkcell İletişim Hizmetleri yönünden esastan reddine, davanın davalı Banka yönünden kabulü ile 9.000 TL'nın 18.08.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziy …
Davacının davalı Banka nezdinde hesabının bulunması nedeniyle aralarında akdi ilişkinin mevcut olmasına göre de davanın «ticari nitelikte» olduğunun kabulü ile 3095 sayılı Kanun’un 2/2. maddesi uyarınca hüküm altına alınan tutara «avans faizi» oranlarının uygulanması mümkün olup, davacının mevduata uygulanan en yüksek faiz oranı uygulanması yönündeki isteminin ticari işlerde uygulanan avans faizi oranını da içerdiğinin kabulü gerektiğinden hüküm altına alınan miktarın avans faiz oranı ile tahsiline karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde «yasal faiz» oranlarının uygulanmasına karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiş ise de yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmas …
2-Ancak, davacı vekili, davaya konu miktarın en yüksek banka mevduat faiziyle birlikte tahsilini talep etmiş olup, mahkemece «yasal faiz» oranı üzerinden hüküm kurulmuştur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/6365 E. 2018/236 K.
Ortak:bağlılık yükümü · şirket müdürünün azli · şirket müdürlüğü · sözleşmeden doğan dava · eksik inceleme · e-defter
İncelediğiniz karardaİlk derece mahkemesi, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, somut olayda davalı şirket müdürünün sunulan delillere göre özen ve «bağlılık yükümü» ile kanunlar ve ana «sözleşmeden doğan» yükümlülüklerine ağır bir şekilde ihlal ettiği veya şirketi iyi yönetmek için gerekli yeteneği kaybettiği yönünde tam bir vicdani kanaate varılamadığı gerekçesiyle Ortaklık «payının» tespiti ve «kar payının» tahsiline ilişkin taleplerin kesinleşmiş olması nedeniyle hüküm kurulmasına yer olmadığına, dava konusu olan «şirket müdürlüğünden» «azil» talebinin ispatlanamaması nedeniyle reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, Dairemizin bozma ilamına uyularak alınan bilirkişi raporları sonucunda somut olayda davalı şirket müdürünün özen ve «bağlılık yükümü» ile kanunlar ve ana «sözleşmeden doğan» yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal ettiği veya şirketi iyi yönetemediği hususları ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Şti.'nin «ticari defter» ve kayıtlarındaki bilanço kayıtlarının karşılaştırılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik inceleme» ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmeyip, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davalı ...’in şirkete ait «defterleri» mahkemeye sunmadığı, ...’ın 82. maddesine uygun şekilde defterlerin «zayi» olduğu konusunda talepte bulunmadığı ayrıca davalı «şirket müdürünün azli» için haklı nedenlerin oluştuğu sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı ...’in «şirket müdürlüğü» görevinden azline karar verilmiştir.
Anılan maddenin sonraki fıkrasında ise; yöneticinin, özen ve «bağlılık yükümü» ile diğer kanunlardan ve şirket «sözleşmesinden doğan» yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesinin veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesinin «haklı sebep» olarak kabul olunacağı düzenlenmiştir.
Oysa mahkemece, yazılı şekilde, anılan hususlar gözetilmeden ve davacılar tarafından ileri sürülen hangi fiillerin «haklı sebep» olduğu belirtilmeden sadece davalı ...’in müdür olmadığı döneme ait «defterleri» mahkemeye sunmadığı gerekçesiyle davalının «şirket müdürlüğünden» azline karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:limited şirket müdürünün azli · temsil yetkisi · haklı sebep · şirket müdürü · zayi · ispat yükü · uyuşmazlık konusu · husumet yokluğu
Benzer bu kararda2- Ayrıca, tarafların davalı şirketin ortakları oldukları, davalı ...’in bu «şirketin müdürü» olduğu ve halen görevine devam ettiği hususları «uyuşmazlık konusu» değildir.
Bu itibarla, mahkemece, davacılar tarafından ileri sürülen iddiaların «ispat yükünün» davacılar üzerinde olduğu gözetilerek, belirtilen iddialar üzerinde durulmak, şirket kayıtları üzerinde «bilirkişi incelemesi» yaptırılmak ve sonuçta davalının görevini yerine getirmesinde haklı sebeplerin gerçekleşip gerçekleşmediği tespit edilmek suretiyle sonucuna göre karar verilmek gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı olarak yazılı şekilde davalının «şirket müdürü» olmadığı ve sorumlu bulunmadığı döneme ilişkin «defterleri» sunmadığı gerekçesiyle hüküm tesisi doğru olmamış, kararın davalı ... yararına bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davalı ...’in şirkete ait «defterleri» mahkemeye sunmadığı, ...’ın 82. maddesine uygun şekilde defterlerin «zayi» olduğu konusunda talepte bulunmadığı ayrıca davalı «şirket müdürünün azli» için haklı nedenlerin oluştuğu sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı ...’in «şirket müdürlüğü» görevinden azline karar verilmiştir.
1- Dava, haklı nedenlerle «limited şirket müdürünün azli» istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/13843 E. 2014/19813 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:internet bankacılığı · vekalet ücreti takdiri · müteselsil sorumluluk · pasif husumet yokluğu · dava şartı yokluğu · pasif husumet · husumet yokluğu · usulden reddi
Benzer bu kararda… dan davacıya karşı sorumluluğunun bulunduğu" hususlarının belirtildiği, bozma ilamı üzerine yeniden yapılan inceleme sonunda davalı Turkcell A.Ş. hakkındaki davanın «pasif husumet yokluğu» nedeni ile reddine, 25.000 TL tazminatın davalı Yapı Kredi Bankası A.Ş'den tahsiline karar verildiği, kararın kesinleştiği, anılan dosyada alınan uzman bilirkişi r …
… u olduğu, tespit isteminin ise şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 25.000 TL'nin 14.03.2007 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, davacının işletme bedelinin tespiti ile ilgili talebinin «hukuki yarar» bulunmaması dikkate alınarak dava «şartı yokluğundan» «usulden reddine» karar verilmiştir.
Dava, «internet bankacılığı» yoluyla hesaptan çekilen paranın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmişse de, davacı 02.04.2007 tarihinde hem davalı banka hem de GSM operatörü olan Turkcell A.Ş'ye «husumet» yönelterek hesabından çekilen 50.000 TL'nin müştereken ve müteselsilen tahsilini istemiş, Kayseri Ticaret Mahkemesi'nce, 09.09.2009 tarih ve 2007/143- 2009/472 E.K. sayılı karar ile «müteselsil sorumluluğun» bulunmadığı, davalıların eşit oranda müterafik kusurlu oldukları kabul edilerek dava konusu edilen miktardan yarı yarıya sorumlu tutulmalarına karar verilmiş, kara …
Dairemizin 13.12.2011 tarih ve 2010/10-2011/16909 E.K. sayılı ilamı ile kararın, Turkcell A.Ş'ye «husumet» yöneltilemeyeceği, reddedilen miktar yönünden de davalı banka lehine «vekalet ücreti takdir» edilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiş, davacı ve davalı banka vekillerinin karar düzeltme istemleri de reddedilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/2785 E. , 2022/4848 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 05.11.2020 tarih ve 2019/257 E. - 2020/638 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı ...'in kardeş olduğunu, 28/12/2007 tarihinde davalı şirketi kurduklarını, gerçekte ortaklık paylarının eşit olmasına rağmen resmiyette davacıya % 5, davalıya % 95 pay verildiğini, davacının şirket kuruluşunda taşınmaz satışı yaparak % 50 sermaye koyduğunu, sonradan kalan % 45 payın devrini talep etmelerine rağmen bu devrin yapılmadığını, kâr payının dağıtılmadığını, kâr payı dağıtılmamasına rağmen davalı ...’in aynı dönemde bir çok değerli taşınmaz satın aldığını, şirket hesabından kendi nam ve hesabına paralar çektiğini, bu durumun aslen şirketin kâr payı dağıttığına delil olduğunu, davalı müdür ...'in şirketin içini boşalttığını, şirket ticari kayıtlarında yer almayan sahte faturalar ile şirket üzerinden vergi ziyaı oluşturup düşük vergiler ödendiğini, şirket menfaatine aykırı olarak şahıs firması şeklinde başka bir firma kurduğunu, bu durumun açıkça haksız rekabet oluşturduğunu, müvekkilinin bilgi ve rızası dışında şirket sermayesini artırdığını ve bu artış ile şirkette alacaklı konuma geçtiğini, müvekkilinin şirkete 117.000,00 TL borç verdiğini, bu bedelin davalı ...
tarafından kayıtlarda müvekkiline iade edilmiş gibi gösterildiğini, bu konu ile ilgili olarak açtıkları Küçükçekmece 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde halen derdest olan 2015/50 Esas sayılı dosya bulunduğunu ileri sürerek davalı ...’in müdürlükten azlini, davacının payının % 50 olduğunun tespiti ve tescilini, 50.000,00 TL kâr payının davalılardan tahsilini istemiştir.
Davalılar vekili, şirketin kurulduğu dönemde tek ortakla şirket kurulamadığından davacıya % 5 hisse verilerek şirketin kurulduğunu, davacının taşınmaz satarak ortak olduğu iddiasının gerçek olmadığını, verdiğini iddia ettiği ortaklık bedelinin ödendiğini gösteren makbuzları ibraz etmesi gerektiğini, davalı şirket ile ...’in kurduğu Şayir Kurumsal Dağıtım Hizmetleri A.Ş.’nin iştigal konularının aynı olmadığından haksız rekabetten söz edilemeyeceğini davacının şirketin işleri ile de ilgilenmediğini, kişisel husumetten dolayı davalılara zarar vermek amacıyla bu tür iddialarda bulunduğunu, müdürün azli konusunda şirkete husumet yöneltilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesi, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, somut olayda davalı şirket müdürünün sunulan delillere göre özen ve bağlılık yükümü ile kanunlar ve ana sözleşmeden doğan yükümlülüklerine ağır bir şekilde ihlal ettiği veya şirketi iyi yönetmek için gerekli yeteneği kaybettiği yönünde tam bir vicdani kanaate varılamadığı gerekçesiyle Ortaklık payının tespiti ve kar payının tahsiline ilişkin taleplerin kesinleşmiş olması nedeniyle hüküm kurulmasına yer olmadığına, dava konusu olan şirket müdürlüğünden azil talebinin ispatlanamaması nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, şirket müdürünün azli istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince, Dairemizin bozma ilamına uyularak alınan bilirkişi raporları sonucunda somut olayda davalı şirket müdürünün özen ve bağlılık yükümü ile kanunlar ve ana sözleşmeden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal ettiği veya şirketi iyi yönetemediği hususları ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Mahkemece, bozma öncesi alınan ilk bilirkişi raporu ile bozma sonrası alınan ikinci bilirkişi raporunun birbirini teyit ettiğinden söz edilerek davanın kanıtlanamadığı sonucuna varılmıştır. Ancak, bozma ilamı sonrası alınan 09.09.2020 tarihli ikinci bilirkişi raporunda bilirkişi heyetince, dava konusu edilen ve Dairemizin bozma ilamında gösterilen hususlarda rapor düzenlenebilmesi davalı ...
Gsm Dağıtım San. Tic. Ltd. Şti.'nin bilançoları ile davadışı Turkcell A.Ş.'den davalı ... Gsm Dağıtım San. Tic. Ltd. Şti. ile ilgili bilanço kayıtlarının karşılaştırılması yapılması gerektiğinden dosyada davadışı Turkcell A.Ş. tarafından herhangi bir bilanço kaydına ilişkin bir belge ibra edilmemesi nedeniyle bir değerlendirme yapılamayacağı beyan edilmiştir. Dairemizin 19.02.2019 tarih 2017/4262 Esas, 2019/1312 Karar sayılı bozma ilamında belirtildiği şekilde davadışı Turkcell A.Ş.'den davalı ... Gsm Dağıtım San. Tic. Ltd. Şti. ile ilgili sınırlı olmak üzere inceleme yapılması için bilanço kayıtlarının getirtilerek davalı ... Gsm Dağıtım San. Tic. Ltd. Şti.'nin ticari defter ve kayıtlarındaki bilanço kayıtlarının karşılaştırılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmeyip, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz istemlerinin kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 14/06/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/795046900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz