İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/6767 E. 2022/5292 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
akreditif↗ takip talebi↗ konşimento↗ ilamsız icra takibi↗ mükerrerlik↗ satış sözleşmesi↗ zayi↗ satım sözleşmesi↗ garantörlük↗ sebepsiz zenginleşme↗ fatura↗ ihtarname↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗ dosya masrafı↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ yasal faiz↗ dava sebebi↗ hasar↗ ibraz↗ teslim↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk derece mahkemesi, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davalı tarafından davacıya tanzim edilen faturada çimentonun 50 kg'lık 4 katlı kraft ve 1 kat polipropilenden oluşan ambalajlarda ve Sling Baglerle sarılmış 30x50 kg'lık paketler halinde teslim edileceğinin kararlaştırıldığı, davalının tanzim ettiği bu fatura ile torbaların 4 katlı krafttan oluşmasını garanti ettiği, davalı tarafından garanti edilmesine rağmen 4 kat krafttan oluşan torba kullanılması gerektiği halde 3 kat krafttan torba kullanıldığı, bunun neticesinde de torbalarda mukavemet eksikliği oluştuğu, davalının çimento ambalajını deniz koşullarına ve yolculukta meydana gelebilecek tehlikelere karşı koyacak şekilde yapması gerektiği halde bunu yerine getirmeyerek davacının zarara uğramasına sebebiyet verdiği, bu nedenle davacının zararından davalının sorumlu olduğu, ancak alacağın varlığı yargılamayı gerektirdiği ve likit olmadığından icra inkar tazminatı talebinin reddi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile davalının Bucak İcra Müdürlüğü'nün 2010/3013 esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptali ile, takibin 168.452,15 USD üzerinden devamına, davalının Bucak İcra Müdürlüğü'nün 2010/3008 esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptali ile, takibin 10.000,00 USD üzerinden devamına, alacağın varlığı yargılamayı gerektirdiğinden icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İstinaf Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı tarafından taraflar arasında yazılı bir sözleşmenin bulunmadığını ileri sürmüş ise de, cevap dilekçesinde taraflar arasında ticari emtia alım satım sözleşmesinin varlığı kabul edilerek aralarındaki hukuki ilişkinin FOB satış şeklinde olduğunun savunulduğu,taşıma senetlerinde gönderici davalı şirket, alıcı dava dışı Gambiya'daki […] Madı&Sons Ltd. Şti. olmak üzere 6.910,500 mt çimentonun dört katman kraft ve bir katman polipropilenden oluşan 50 kg'lik torbalar halinde yüklemenin gerçekleşmiş olduğu, bu durumda davalının taraflar arasında davacının ileri sürdüğü şekilde anlaşma bulunmadığı yönündeki istinaf başvuru sebebinin yerinde olmadığı, davacının tazminat isteminin davalı tarafından satışı gerçekleştirilen çimentonun dört katman kraft ve bir katman polipropilenden oluşan torbalar yerine üç katman kraft ve bir katman polipropilenden oluşan torbalar ile ambalajlanması nedeniyle ortaya çıktığı ileri sürülen zarara dayalı olduğu, taraflar arasındaki uyuşmazlık satış sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, konşimento davalının tek taraflı beyanı ile taşınan yüke ilişkin bilgileri içerdiğinden, davalının taraflar arasında FOB satış olduğu ve yükün gemi güvertesine teslimi ile hasarın alıcıya geçtiği yönündeki istinaf isteminin yerinde görülmediği, İlk Derece Mahkemesi tarafından Gebze Asliye Hukuk Mahkemesine yazılan talimat ile SGS AB-0025-M akreditasyon numarası ile Türk Akreditasyon Kurulu tarafından tanınan yetkili muayene kuruluşu olduğu anlaşılan SGS Super Vise Gözetleme Etüt Kontrol Servisleri A.Ş. adresinde bulunan davalı şirkete ait numune çimento torbaları üzerinde yapılan inceleme sonucunda çimento torbalarının davalı şirketin yazısı ve logosunu içerdiği, dosya kapsamına göre çimento torbalarının dört katman kraft ve bir katman polipropilenden oluşması gerektiği, ancak üç katman kraft ve bir katman polipropilenden oluştuğunun tespit edildiği, bu durumda davacının davalı tarafından taşıma senedinde bildirdiği ambalajlama şeklinin doğru olmadığının tespit edildiği,dosya kapsamındaki konşimentodan taraflar arasında yazılı olmayan sözleşme ile davacıya satışı yapılan çimentonun dava dışı gönderilen Gambiya şirketine davacı tarafından gösterilen gemi ile taşınmasının kararlaştırıldığı, bu hali ile davacı ile dava dışı Gambiya şirketi arasındaki ticari ilişkinin dahi sabit olduğu, davacı vekili tarafından dosyaya ibraz edilen tercüme edilmiş dava dışı şirket tarafından düzenlenen zarara dayanak belgelerin davacı zararının hesaplanmasında esas alınması gerektiği, karara esas alınan 01.02.2019 tarihli ek bilirkişi raporunda da ibraz edilen bu belgelere göre hesaplama yapıldığı, davacının talep ettiği zarar tutarları ayrıntılı olarak belirtilmiş olup, davacı davalı şirketin dört katman yerine üç katman kraft ve bir katman polipropilen kullanması nedeniyle 20.731,50 USD sebepsiz zenginleştiğini ileri sürdükten sonra asıl alıcı tarafından çimentoların uygun şekilde ambalajlanması için işçilik ile birlikte zarar tutarını da talep etmiş olması karşısında davalıdan ayrıca sebepsiz zenginleşme iddiası ile aynı zarardan kaynaklı sebepsiz zenginleşmeye dayalı tazminat talebinde bulunamayacağı, bu nedenle davacının talep ettiği ve bilirkişilerin hesaplamalarında esas alınan toplam 168.452,15 USD'den 20.731,50 USD'nin düşülmesi gerektiği, Bucak İcra Müdürlüğü'nün 2010/3008 Esas sayılı dosyasında davacı tarafından davalı hakkında masraf ve avukatlık ücreti açıklaması ile 10.000,00 USD alacağın tahsili için ilamsız icra takibinin başlatıldığı, takip talebine ihtarnamenin eklendiği, yargılama sırasında da 06.05.2011 tarihli 1.492,20 EURO danışmanlık hizmetine ilişkin serbest meslek makbuzunun ibraz edildiği anlaşılmış ise de, davacının 10.000,00 USD alacak iddiasının dayanağı konusunda belge ibraz etmediği, ibraz ettiği serbest meslek makbuzunun düzenlenme sebebi olan danışmanlık hizmetinin hangi konuya ilişkin olduğu da ispatlanamadığı gibi taraflar arasında davacının yapmış olduğu masraf ve harcamaları talep edebileceğine ilişkin bir anlaşmanın varlığı da ileri sürülüp kanıtlanmadığından bu tutar alacağın tahsili için başlatılan takibe yönelik itirazın iptali talebinin yerinde olmaması nedeniyle davanın reddi gerektiği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, Bucak İcra Müdürlüğü'nün 2010/3013 Esas sayılı dosyasındaki takibe yönelik itirazının kısmen iptaline, takibin 147.720,65 USD alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa'nın 4/a. maddesi uyarınca işleyecek yasal faizi ile birlikte fiili ödeme tarihindeki Türk Lirası karşılığının takip giderleri ve fer'ileri ile birlikte tahsiline imkan verecek şekilde devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, istinaf edenin sıfatı gözetilerek davacının icra inkar tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 ve devamı maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2-Dava, taraflar arasından satım sözleşmesine aykırı olarak çimento ambalajlaması nedeniyle oluşan zararın tahsili amacıyla yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişikindir. İlk Derece Mahkemesinin davanın kabulü kararına karşılık davalı vekilinin istinaf istemi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile yazılı olduğu şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Davacı tarafın zarar kalemleri incelendiğinde, zayi olan çimentonun karşılığı, sözleşmeye aykırı olarak daha düşük kalitedeki çimento torbalarının kullanılması nedeniyle yırtılması sonucu yeniden paketlenmesi için kullanılan çimento torbası ve dava dışı 3. kişi alıcı […] Madi And Sons Ltd. şirketince 72.523 adet çimentonun tekrar paketlenmesi ile paketleme işçiliğine ilişkin olduğu ve Bölge Adliye Mahkemesince sayılan kalemler sonucu oluşan toplam miktara hükmedilmesi isabetli görülmemiştir. Dava dışı 3. kişinin çimentoları davacının ambalajlanmasından sonra yeniden ambalajlanması halinde davacının çimento ambalajlamasını evsafa uygun yapmadığı sonucunu doğurur. Bu durumda davacının yeniden ambalajlanma neticesinde talep ettiği masraflar nafile hale gelir. Bu kalem yönünden talep edilen miktara hükmedilmesi doğru olmaz. Bu durumda davacının ve dava dışı 3. kişinin aynı çimento torbalarını mükerrer değiştirmesinin söz konusu olup olmadığı öncelikle belirlenerek, herhalükarda mahkemece taraflar arasındaki sözleşmede belirlenmiş çimento ambalajının yapılması için gereken torbalarının yapıldığı yıl ve yerdeki piyasa rayiç değerleri ile işçilik masraflarının alanında uzman yeni bilirkişi heyetince belirlenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış kararın bozulmasını gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/9963 E. 2014/16132 K.
Ortak:dava sebebi
İncelediğiniz kararda… orbalar halinde yüklemenin gerçekleşmiş olduğu, bu durumda davalının taraflar arasında davacının ileri sürdüğü şekilde anlaşma bulunmadığı yönündeki istinaf başvuru «sebebinin» yerinde olmadığı, davacının tazminat isteminin davalı tarafından satışı gerçekleştirilen çimentonun dört katman kraft ve bir katman polipropilenden oluşan torbalar yerine üç katman kraft ve bir katman polipropilenden oluşan torbalar ile ambalajlanması nedeniyle ortaya çıktığı ileri sürülen zarara dayalı olduğu, taraflar arasındaki uyuşmazlık «satış sözleşmesinden» kaynaklanmakta olup, «konşimento» davalının tek taraflı beyanı ile taşınan yüke ilişkin bilgileri içerdiğinden, davalının taraflar arasında FOB satış olduğu ve yükün gemi güvertesine «teslimi» ile «hasarın» alıcıya geçtiği yönündeki istinaf isteminin yerinde görülmediği, İlk Derece Mahkemesi tarafından Gebze Asliye Hukuk Mahkemesine yazılan talimat ile SGS AB-0025-M «akreditasyon» numarası ile Türk Akreditasyon Kurulu tarafından tanınan yetkili muayene kuruluşu olduğu anlaşılan SGS Super Vise Gözetleme Etüt Kontrol Servisleri A.Ş. adresinde bulunan davalı şirkete ait numune çimento torbaları üzerinde yapılan inceleme sonucunda çimento torbalarının davalı şirketin yazısı ve logosunu içerdiği, dosya kapsamına göre çimento torbalarının dört katman kraft ve bir katman polipropilenden oluşması gerektiği, ancak üç katman kraft ve bir katman polipropilenden oluştuğunun tespit edildiği, bu durumda davacının davalı tarafından taşıma senedinde bildirdiği ambalajlama şeklinin doğru olmadığının tespit edildiği,dosya kapsamındaki konşimentodan taraflar arasında yazılı olmayan sözleşme ile davacıya satışı yapılan çimentonun dava dışı gönderilen Gambiya şirketine davacı tarafından gösterilen gemi ile taşınmasının kararlaştırıldığı, bu hali ile davacı ile dava dışı Gambiya şirketi arasındaki ticari ilişkinin dahi sabit olduğu, davacı vekili tarafından dosyaya «ibraz» edilen tercüme edilmiş dava dışı şirket tarafından düzenlenen zarara dayanak belgelerin davacı zararının hesaplanmasında esas alınması gerektiği, karara esas alınan 01.02.2019 tarihli ek bilirkişi raporunda da ibraz edilen bu belgelere göre hesaplama yapıldığı, davacının talep ettiği zarar tutarları ayrıntılı olarak belirtilmiş olup, davacı davalı şirketin dört katman yerine üç katman kraft ve bir katman polipropilen kullanması nedeniyle 20.731,50 USD «sebepsiz zenginleştiğini» ileri sürdükten sonra asıl alıcı tarafından çimentoların uygun şekilde ambalajlanması için işçilik ile birlikte zarar tutarını da talep etmiş olması karşısında davalıdan ayrıca sebepsiz zenginleşme iddiası ile aynı zarardan kaynaklı sebepsiz zenginleşmeye dayalı tazminat talebinde bulunamayacağı, bu nedenle davacının talep ettiği ve bilirkişilerin hesaplamalarında esas alınan toplam 168.452,15 USD'den 20.731,50 USD'nin düşülmesi gerektiği, Bucak İcra Müdürlüğü'nün 2010/3008 Esas sayılı dosyasında davacı tarafından davalı hakkında «masraf» ve avukatlık ücreti açıklaması ile 10.000,00 USD alacağın tahsili için «ilamsız icra takibinin» başlatıldığı, «takip talebine» «ihtarnamenin» eklendiği, yargılama sırasında da 06.05.2011 tarihli 1.492,20 EURO danışmanlık hizmetine ilişkin serbest meslek makbuzunun ibraz edildiği anlaşılmış ise de, davacının 10.000,00 USD alacak iddiasının dayanağı konusunda belge ibraz etmediği, ibraz ettiği serbest meslek makbuzunun düzenlenme sebebi olan danışmanlık hizmetinin hangi konuya ilişkin olduğu da ispatlanamadığı gibi taraflar arasında davacının yapmış olduğu masraf ve harcamaları talep edebileceğine ilişkin bir anlaşmanın varlığı da ileri sürülüp kanıtlanmadığından bu tutar alacağın tahsili için başlatılan takibe yönelik itirazın iptali talebinin yerinde olmaması nedeniyle davanın reddi gerektiği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, Bucak İcra Müdürlüğü'nün 2010/3013 Esas sayılı dosyasındaki takibe yönelik itirazının kısmen iptaline, takibin 147.720,65 USD alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa'nın 4/a. maddesi uyarınca işleyecek «yasal faizi» ile birlikte fiili ödeme tarihindeki Türk Lirası karşılığının takip giderleri ve fer'ileri ile birlikte tahsiline imkan verecek şekilde devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, istinaf edenin sıfatı gözetilerek davacının «icra inkar tazminatı» isteminin reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaBaşka bir ifadeyle, Hakim, bildirilen hukuki sebeple bağlı olmayıp, hukuki «sebebi» kendiliğinden bulup uygulamakla sorumludur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:zamanaşımı def'i · def'i · eksik inceleme · zamanaşımı
Benzer bu karardaServisleri A.Ş. vekilinin savunmaları çerçevesinde taraflar arasındaki hukuki ilişkinin ayrı ayrı tayini ve tespiti ve bu çerçevede anılan davalıların «zamanaşımı def»’inin değerlendirilmesi gerekirken bu yönden «eksik inceleme» ile karar verilmesi doğru görülmemiş, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bu gerekçe ile bozulması gerekirken Dairemizce yazılı gerekçelerle bo …
Mahkemece, davanın «zamanaşımı» nedeniyle reddine dair verilen karar davacı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce davacı yararına bozulmuştur.
… müvekilinin zarara uğradığını iddia ederek tazminat isteminde bulunmuş olup, mahkemece, davacı ile herbir davalı arasındaki hukuki ilişki incelenmeksizin bir yıllık «zamanaşımı» süresi dolduğundan davanın tüm davalılar yönünden reddine karar verilmiş ve davacı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce bozma ilamında yazılı gerekçelerle karar da …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/5953 E. 2024/337 K.
Ortak:hasar · teslim
İncelediğiniz kararda… orbalar halinde yüklemenin gerçekleşmiş olduğu, bu durumda davalının taraflar arasında davacının ileri sürdüğü şekilde anlaşma bulunmadığı yönündeki istinaf başvuru «sebebinin» yerinde olmadığı, davacının tazminat isteminin davalı tarafından satışı gerçekleştirilen çimentonun dört katman kraft ve bir katman polipropilenden oluşan torbalar yerine üç katman kraft ve bir katman polipropilenden oluşan torbalar ile ambalajlanması nedeniyle ortaya çıktığı ileri sürülen zarara dayalı olduğu, taraflar arasındaki uyuşmazlık «satış sözleşmesinden» kaynaklanmakta olup, «konşimento» davalının tek taraflı beyanı ile taşınan yüke ilişkin bilgileri içerdiğinden, davalının taraflar arasında FOB satış olduğu ve yükün gemi güvertesine «teslimi» ile «hasarın» alıcıya geçtiği yönündeki istinaf isteminin yerinde görülmediği, İlk Derece Mahkemesi tarafından Gebze Asliye Hukuk Mahkemesine yazılan talimat ile SGS AB-0025-M «akreditasyon» numarası ile Türk Akreditasyon Kurulu tarafından tanınan yetkili muayene kuruluşu olduğu anlaşılan SGS Super Vise Gözetleme Etüt Kontrol Servisleri A.Ş. adresinde bulunan davalı şirkete ait numune çimento torbaları üzerinde yapılan inceleme sonucunda çimento torbalarının davalı şirketin yazısı ve logosunu içerdiği, dosya kapsamına göre çimento torbalarının dört katman kraft ve bir katman polipropilenden oluşması gerektiği, ancak üç katman kraft ve bir katman polipropilenden oluştuğunun tespit edildiği, bu durumda davacının davalı tarafından taşıma senedinde bildirdiği ambalajlama şeklinin doğru olmadığının tespit edildiği,dosya kapsamındaki konşimentodan taraflar arasında yazılı olmayan sözleşme ile davacıya satışı yapılan çimentonun dava dışı gönderilen Gambiya şirketine davacı tarafından gösterilen gemi ile taşınmasının kararlaştırıldığı, bu hali ile davacı ile dava dışı Gambiya şirketi arasındaki ticari ilişkinin dahi sabit olduğu, davacı vekili tarafından dosyaya «ibraz» edilen tercüme edilmiş dava dışı şirket tarafından düzenlenen zarara dayanak belgelerin davacı zararının hesaplanmasında esas alınması gerektiği, karara esas alınan 01.02.2019 tarihli ek bilirkişi raporunda da ibraz edilen bu belgelere göre hesaplama yapıldığı, davacının talep ettiği zarar tutarları ayrıntılı olarak belirtilmiş olup, davacı davalı şirketin dört katman yerine üç katman kraft ve bir katman polipropilen kullanması nedeniyle 20.731,50 USD «sebepsiz zenginleştiğini» ileri sürdükten sonra asıl alıcı tarafından çimentoların uygun şekilde ambalajlanması için işçilik ile birlikte zarar tutarını da talep etmiş olması karşısında davalıdan ayrıca sebepsiz zenginleşme iddiası ile aynı zarardan kaynaklı sebepsiz zenginleşmeye dayalı tazminat talebinde bulunamayacağı, bu nedenle davacının talep ettiği ve bilirkişilerin hesaplamalarında esas alınan toplam 168.452,15 USD'den 20.731,50 USD'nin düşülmesi gerektiği, Bucak İcra Müdürlüğü'nün 2010/3008 Esas sayılı dosyasında davacı tarafından davalı hakkında «masraf» ve avukatlık ücreti açıklaması ile 10.000,00 USD alacağın tahsili için «ilamsız icra takibinin» başlatıldığı, «takip talebine» «ihtarnamenin» eklendiği, yargılama sırasında da 06.05.2011 tarihli 1.492,20 EURO danışmanlık hizmetine ilişkin serbest meslek makbuzunun ibraz edildiği anlaşılmış ise de, davacının 10.000,00 USD alacak iddiasının dayanağı konusunda belge ibraz etmediği, ibraz ettiği serbest meslek makbuzunun düzenlenme sebebi olan danışmanlık hizmetinin hangi konuya ilişkin olduğu da ispatlanamadığı gibi taraflar arasında davacının yapmış olduğu masraf ve harcamaları talep edebileceğine ilişkin bir anlaşmanın varlığı da ileri sürülüp kanıtlanmadığından bu tutar alacağın tahsili için başlatılan takibe yönelik itirazın iptali talebinin yerinde olmaması nedeniyle davanın reddi gerektiği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, Bucak İcra Müdürlüğü'nün 2010/3013 Esas sayılı dosyasındaki takibe yönelik itirazının kısmen iptaline, takibin 147.720,65 USD alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa'nın 4/a. maddesi uyarınca işleyecek «yasal faizi» ile birlikte fiili ödeme tarihindeki Türk Lirası karşılığının takip giderleri ve fer'ileri ile birlikte tahsiline imkan verecek şekilde devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, istinaf edenin sıfatı gözetilerek davacının «icra inkar tazminatı» isteminin reddine karar verilmiştir.
… cıya tanzim edilen faturada çimentonun 50 kg'lık 4 katlı kraft ve 1 kat polipropilenden oluşan ambalajlarda ve Sling Baglerle sarılmış 30x50 kg'lık paketler halinde «teslim» edileceğinin kararlaştırıldığı, davalının tanzim ettiği bu «fatura» ile torbaların 4 katlı krafttan oluşmasını «garanti» ettiği, davalı tarafından garanti edilmesine rağmen 4 kat krafttan oluşan torba kullanılması gerektiği halde 3 kat krafttan torba kullanıldığı, bunun neticesinde de torbalarda mukavemet eksikliği oluştuğu, davalının çimento ambalajını deniz koşullarına ve yolculukta meydana gelebilecek tehlikelere karşı koyacak şekilde yapması gerektiği halde bunu yerine getirmeyerek davacının zarara uğramasına sebebiyet verdiği, bu nedenle davacının zararından davalının sorumlu olduğu, ancak alacağın varlığı yargılamayı gerektirdiği ve likit olmadığından «icra inkar tazminatı» talebinin reddi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile davalının Bucak İcra Müdürlüğü'nün 2010/3013 esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptali ile, takibin 1 …
Benzer bu kararda… 2012 tarih, 2011/170 E. ve 2012/13 K. sayılı kararı ile 26.06.2009 tarihinde geminin tahliye limanı Libya'da ilgili limana geldiği, sörvey raporları ve yazışmalarda «hasarın» tespitinin 1-2 Temmuz 2009 tarihinde yapılarak tahliyenin sonuçlandırıldığı, davanın 05.04.2011 tarihinde açılmış olmasına göre, her halükarda 1 yıllık «hak düşürücü sürenin» geçtiği, davanın zaman aşımı sebebiyle reddine karar verilmesinin gerektiği gerekçesiyle, davanın «zamanaşımı» sebebiyle reddine karar verilmiştir, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
D. (İkinci) Bozma Kararı Dairemizin 11.11.2020 tarih, 2019/1776 E. ve 2020/4968 K. sayılı kararıyla davalı SGS Supervise Gözetme Etüd Kontrol Servisleri A.Ş.'nin «hasara» sebebiyet verdiği kabul edilen yükleme ve elleçleme konusunda bir ediminin bulunduğunun ispatlanamadığı gerekçesi ile bu davalı yönünden davanın reddi gereğine işaret edilerek adı geçen yararına bozulmuştur.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, taraflar arasındaki hizmet ve «taşıma sözleşmeleri» nedeniyle, davacıya ait emtianın «hasara» uğramasından kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:bozma sonrası yargılama · ifa yardımcısı · bozma sonrası karar · hizmet sözleşmesi · taşıma sözleşmesi · ifa · hak düşürücü süre · taşıyıcı
Benzer bu karardaA.Ş. yönünden «zamanaşımı» süresinin dolduğu ve fakat davalılar Adoçim Çimento A.Ş. ve SGS Supervise A.Ş. arasında yapılan sözleşmelerin «hizmet sözleşmesi» mahiyetinde bulunduğu, bu kapsamda adı geçen davalıların «taşıyıcı» ya da taşıyıcının «ifa yardımcısı» konumunda bulunmadıkları, bu suretle haklarında açılan eldeki davada zaman aşımı süresinin satım ya da «taşıma sözleşmesine» ilişkin zaman aşımı ve hak düşürücü sürelere tabi olmadığı gerekçesi ile bozulmuştur.
Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın süresinde açıldığını, her üç davalının da zarardan sorumlu bulunduğunu, zararın hatalı hesaplandığını, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, «bozma sonrası yargılama» yapılmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
… 2012 tarih, 2011/170 E. ve 2012/13 K. sayılı kararı ile 26.06.2009 tarihinde geminin tahliye limanı Libya'da ilgili limana geldiği, sörvey raporları ve yazışmalarda «hasarın» tespitinin 1-2 Temmuz 2009 tarihinde yapılarak tahliyenin sonuçlandırıldığı, davanın 05.04.2011 tarihinde açılmış olmasına göre, her halükarda 1 yıllık «hak düşürücü sürenin» geçtiği, davanın zaman aşımı sebebiyle reddine karar verilmesinin gerektiği gerekçesiyle, davanın «zamanaşımı» sebebiyle reddine karar verilmiştir, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
B. (Birinci) Bozma Kararı Dairemizin 06.12.2013 tarih, 2012/7557 E. ve 2013/22338 K. sayılı kararıyla davalı «taşıyıcı» Megatrans ...
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/1645 E. 2024/4883 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:ticaret unvanı · ortalama tüketici · haksız rekabet · iltibas
Benzer bu kararda… e davacının tescil ettirmek istediği markanın halk tarafından karıştırılma, benzer ve aynı marka olarak algılanma ihtimalinin yüksek bulunduğunu, müvekkili şirketin «ticaret unvanının» da markasını içerdiğini, tüketiciler bakımından tescili istenen "Kraftturk" markasının, müvekkiline ait şirketlerden birinin devamı yahut organik bağlı bir şirketi olarak algılanmasının ve «haksız rekabet» hükümleri doğrultusunda tescil isteyen markaya haksız kazanç sağlamasının da kaçınılmaz olduğunu belirterek kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini …
CEVAP 1.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin ticaret ünvanında da dava konusu ibarenin yer aldığını, dava konusu marka ile müvekkilinin markaları karşılaştırıldığında, ilk bakışta dahi tüketiciyi veya yararlanıcıları yanıltacak şekilde benzer olduklarının açıkça anlaşılabildiğini, 16 ve 35. sınıf emtiaların alıcılarının «ortalama tüketiciler» olduklarını savunarak davanın reddini istemiştir.
… azacılık hizmetlerinde 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin birinci fıkrasının b bendi anlamında «iltibasa» yol açacak düzeyde bir benzerliğin bulunmadığı, reddolunan sair emtialar bakımından ise “kraft” ibaresinin ayırt edici vasfının bulunması ve markalardaki ön plana …
… verilen mal ve hizmetler yönünden taraf markalarının yeterince farklılaştığı ve anılan emtialar yönünden davacı başvurusunun davalının itiraza dayanak markaları ile «iltibasa» sebebiyet vermeyeceği gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/1776 E. 2020/4968 K.
Ortak:satış sözleşmesi · dava sebebi · hasar · ibraz
İncelediğiniz kararda… orbalar halinde yüklemenin gerçekleşmiş olduğu, bu durumda davalının taraflar arasında davacının ileri sürdüğü şekilde anlaşma bulunmadığı yönündeki istinaf başvuru «sebebinin» yerinde olmadığı, davacının tazminat isteminin davalı tarafından satışı gerçekleştirilen çimentonun dört katman kraft ve bir katman polipropilenden oluşan torbalar yerine üç katman kraft ve bir katman polipropilenden oluşan torbalar ile ambalajlanması nedeniyle ortaya çıktığı ileri sürülen zarara dayalı olduğu, taraflar arasındaki uyuşmazlık «satış sözleşmesinden» kaynaklanmakta olup, «konşimento» davalının tek taraflı beyanı ile taşınan yüke ilişkin bilgileri içerdiğinden, davalının taraflar arasında FOB satış olduğu ve yükün gemi güvertesine «teslimi» ile «hasarın» alıcıya geçtiği yönündeki istinaf isteminin yerinde görülmediği, İlk Derece Mahkemesi tarafından Gebze Asliye Hukuk Mahkemesine yazılan talimat ile SGS AB-0025-M «akreditasyon» numarası ile Türk Akreditasyon Kurulu tarafından tanınan yetkili muayene kuruluşu olduğu anlaşılan SGS Super Vise Gözetleme Etüt Kontrol Servisleri A.Ş. adresinde bulunan davalı şirkete ait numune çimento torbaları üzerinde yapılan inceleme sonucunda çimento torbalarının davalı şirketin yazısı ve logosunu içerdiği, dosya kapsamına göre çimento torbalarının dört katman kraft ve bir katman polipropilenden oluşması gerektiği, ancak üç katman kraft ve bir katman polipropilenden oluştuğunun tespit edildiği, bu durumda davacının davalı tarafından taşıma senedinde bildirdiği ambalajlama şeklinin doğru olmadığının tespit edildiği,dosya kapsamındaki konşimentodan taraflar arasında yazılı olmayan sözleşme ile davacıya satışı yapılan çimentonun dava dışı gönderilen Gambiya şirketine davacı tarafından gösterilen gemi ile taşınmasının kararlaştırıldığı, bu hali ile davacı ile dava dışı Gambiya şirketi arasındaki ticari ilişkinin dahi sabit olduğu, davacı vekili tarafından dosyaya «ibraz» edilen tercüme edilmiş dava dışı şirket tarafından düzenlenen zarara dayanak belgelerin davacı zararının hesaplanmasında esas alınması gerektiği, karara esas alınan 01.02.2019 tarihli ek bilirkişi raporunda da ibraz edilen bu belgelere göre hesaplama yapıldığı, davacının talep ettiği zarar tutarları ayrıntılı olarak belirtilmiş olup, davacı davalı şirketin dört katman yerine üç katman kraft ve bir katman polipropilen kullanması nedeniyle 20.731,50 USD «sebepsiz zenginleştiğini» ileri sürdükten sonra asıl alıcı tarafından çimentoların uygun şekilde ambalajlanması için işçilik ile birlikte zarar tutarını da talep etmiş olması karşısında davalıdan ayrıca sebepsiz zenginleşme iddiası ile aynı zarardan kaynaklı sebepsiz zenginleşmeye dayalı tazminat talebinde bulunamayacağı, bu nedenle davacının talep ettiği ve bilirkişilerin hesaplamalarında esas alınan toplam 168.452,15 USD'den 20.731,50 USD'nin düşülmesi gerektiği, Bucak İcra Müdürlüğü'nün 2010/3008 Esas sayılı dosyasında davacı tarafından davalı hakkında «masraf» ve avukatlık ücreti açıklaması ile 10.000,00 USD alacağın tahsili için «ilamsız icra takibinin» başlatıldığı, «takip talebine» «ihtarnamenin» eklendiği, yargılama sırasında da 06.05.2011 tarihli 1.492,20 EURO danışmanlık hizmetine ilişkin serbest meslek makbuzunun ibraz edildiği anlaşılmış ise de, davacının 10.000,00 USD alacak iddiasının dayanağı konusunda belge ibraz etmediği, ibraz ettiği serbest meslek makbuzunun düzenlenme sebebi olan danışmanlık hizmetinin hangi konuya ilişkin olduğu da ispatlanamadığı gibi taraflar arasında davacının yapmış olduğu masraf ve harcamaları talep edebileceğine ilişkin bir anlaşmanın varlığı da ileri sürülüp kanıtlanmadığından bu tutar alacağın tahsili için başlatılan takibe yönelik itirazın iptali talebinin yerinde olmaması nedeniyle davanın reddi gerektiği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, Bucak İcra Müdürlüğü'nün 2010/3013 Esas sayılı dosyasındaki takibe yönelik itirazının kısmen iptaline, takibin 147.720,65 USD alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa'nın 4/a. maddesi uyarınca işleyecek «yasal faizi» ile birlikte fiili ödeme tarihindeki Türk Lirası karşılığının takip giderleri ve fer'ileri ile birlikte tahsiline imkan verecek şekilde devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, istinaf edenin sıfatı gözetilerek davacının «icra inkar tazminatı» isteminin reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… trol Servisleri A.Ş. arasında sözleşmesel ilişkinin kurulup satılan çimentoların taşınması ile ilgili olarak bu şirketin denetleme yükümlülüğünü üstlendiği, çimento «tedarik sözleşmesinin» FOB satış esasına göre düzenlendiği, raporlara göre emtiada meydana gelen «hasarın» birinci türünün 1.500 kg. ağırlığındaki big bags tabir edilen çimento torbalarının içine konulduğu büyük çuvalların direkt olarak maruz kaldığı hasarlarla ilgili olduğu, çuvallardaki hasarın ise ambar içindeki posta, kemere ve braketlere yaslanması sonucu oluştuğu, big bagslerin içindeki çimento torbalarının yırtılması ile patlamasının esas «sebebinin» yanlış elleçleme ve doğru ekipman kullanılmaması sonucunda torbaların yüksek basınca maruz kalması ile oluştuğunun tespit edildiği, «satış sözleşmesinde» emtianın satıcı tarafından yükleneceğinin belirtildiği, yükleme sırasında uygun ekipman ve teçhizat kullanılarak elleçleme yapılması, gemi ambarında gerekli olan daneç ve kontör plak kullanımının sağlanmasının ....'nin sorumluluğu altında kaldığı, davacı ile davalı SGS Supervise Gözetme Etüd Kontrol Servisleri A.Ş. arasında yazılı sözleşme bulunmadığı, e-posta metninden talimatın kapsamının anlaşılamadığı, anılan davalının sürekli olarak limanda bu tür «görevleri» yapmakta olan bir firma olup yüklerin ambara nasıl yerleştirileceği, nasıl elleçleme yapılması gerektiğini bilebilecek durumda olduğu, denetim firmasının da hasarın oluşmasında satıcı ile birlikte sorumluluğunun bulunduğu, «sözleşmeye aykırılık» ve «hizmet sözleşmesinden» kaynaklanan uyuşmazlığın 10 yıllık «zamanaşımı» süresine tabi olup davanın zamanaşımına uğramadığı, slinglerin 460 tanesinin içerisindeki çimento torbalarında hasar meydana geldiği, bunun da «birim fiyat» üzerinden 9.487,50 USD'ye tekabül ettiği, söz konusu hasarın hem yükleme hem de tahliye limanında oluşan hasarlarla ilgili olup tahliye sırasında oluşan hasarların …
Dosyaya «ibraz» edilen 11.01.2018 tarihli bilirkişi raporunda HDPE kaplı çimento çuvallarının da hasarlandığı, bu halde «hasarın» «sebebinin» çimentoların ambalajlanmasından kaynaklanmadığı sonucuna ulaşıldığı yönünde kanaat bildirilmiş olup mahkemece de, hasarın ambalaj hatasından değil elleçleme ve yükün ambara yerleştirilmesi sırasında gereken önlemlerin alınmamasından kaynaklandığı kabul edilmiştir.
Davalı SGS Supervise Gözetme Etüd Kontrol Servisleri A.Ş.'nin savunmasında belirttiği edimlerin üzerinde bir ediminin bulunduğu hususunda «ispat yükü» davacı üzerinde olup davacı, davalı SGS Supervise Gözetme Etüd Kontrol Servisleri A.Ş.'nin «hasara» sebebiyet verdiği kabul edilen yükleme ve elleçleme konusunda bir ediminin bulunduğunu ispatlayamadığı gibi «ibraz» olunan e-maillerde de anılan davalının davacıya daha fazla bir edim üstlendiğini gösteren bir işaret bulunmamamaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tedarik sözleşmesi · birim fiyat · müteselsil sorumluluk · sözleşmeye aykırılık · hizmet sözleşmesi · ispat yükü · karar verilmesine yer olmadığına · zamanaşımı
Benzer bu kararda… trol Servisleri A.Ş. arasında sözleşmesel ilişkinin kurulup satılan çimentoların taşınması ile ilgili olarak bu şirketin denetleme yükümlülüğünü üstlendiği, çimento «tedarik sözleşmesinin» FOB satış esasına göre düzenlendiği, raporlara göre emtiada meydana gelen «hasarın» birinci türünün 1.500 kg. ağırlığındaki big bags tabir edilen çimento torbalarının içine konulduğu büyük çuvalların direkt olarak maruz kaldığı hasarlarla ilgili olduğu, çuvallardaki hasarın ise ambar içindeki posta, kemere ve braketlere yaslanması sonucu oluştuğu, big bagslerin içindeki çimento torbalarının yırtılması ile patlamasının esas «sebebinin» yanlış elleçleme ve doğru ekipman kullanılmaması sonucunda torbaların yüksek basınca maruz kalması ile oluştuğunun tespit edildiği, «satış sözleşmesinde» emtianın satıcı tarafından yükleneceğinin belirtildiği, yükleme sırasında uygun ekipman ve teçhizat kullanılarak elleçleme yapılması, gemi ambarında gerekli olan daneç ve kontör plak kullanımının sağlanmasının ....'nin sorumluluğu altında kaldığı, davacı ile davalı SGS Supervise Gözetme Etüd Kontrol Servisleri A.Ş. arasında yazılı sözleşme bulunmadığı, e-posta metninden talimatın kapsamının anlaşılamadığı, anılan davalının sürekli olarak limanda bu tür «görevleri» yapmakta olan bir firma olup yüklerin ambara nasıl yerleştirileceği, nasıl elleçleme yapılması gerektiğini bilebilecek durumda olduğu, denetim firmasının da hasarın oluşmasında satıcı ile birlikte sorumluluğunun bulunduğu, «sözleşmeye aykırılık» ve «hizmet sözleşmesinden» kaynaklanan uyuşmazlığın 10 yıllık «zamanaşımı» süresine tabi olup davanın zamanaşımına uğramadığı, slinglerin 460 tanesinin içerisindeki çimento torbalarında hasar meydana geldiği, bunun da «birim fiyat» üzerinden 9.487,50 USD'ye tekabül ettiği, söz konusu hasarın hem yükleme hem de tahliye limanında oluşan hasarlarla ilgili olup tahliye sırasında oluşan hasarların …
A.Ş. hakkında daha önce verilen karar kesinleşmiş olduğundan bu hususta yeniden karar «verilmesine yer olmadığına», davalı .... ile davalı SGS Supervise Gözetme Etüd Kontrol Ser.
Davalı SGS Supervise Gözetme Etüd Kontrol Servisleri A.Ş.'nin savunmasında belirttiği edimlerin üzerinde bir ediminin bulunduğu hususunda «ispat yükü» davacı üzerinde olup davacı, davalı SGS Supervise Gözetme Etüd Kontrol Servisleri A.Ş.'nin «hasara» sebebiyet verdiği kabul edilen yükleme ve elleçleme konusunda bir ediminin bulunduğunu ispatlayamadığı gibi «ibraz» olunan e-maillerde de anılan davalının davacıya daha fazla bir edim üstlendiğini gösteren bir işaret bulunmamamaktadır.
Bu durumda davalı SGS Supervise Gözetme Etüd Kontrol Servisleri A.Ş. aleyhine açılan davanın reddi gerekirken yazılı gerekçe ile davalı .... ile birlikte «müteselsilen sorumlu» tutulması yerinde olmamış, hükmün açıklanan nedenlerle davalı SGS Supervise Gözetme Etüd Kontrol Servisleri A.Ş. yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/6205 E. 2023/887 K.
Ortak:akreditif · satım sözleşmesi · fatura · ibraz
İncelediğiniz kararda… orbalar halinde yüklemenin gerçekleşmiş olduğu, bu durumda davalının taraflar arasında davacının ileri sürdüğü şekilde anlaşma bulunmadığı yönündeki istinaf başvuru «sebebinin» yerinde olmadığı, davacının tazminat isteminin davalı tarafından satışı gerçekleştirilen çimentonun dört katman kraft ve bir katman polipropilenden oluşan torbalar yerine üç katman kraft ve bir katman polipropilenden oluşan torbalar ile ambalajlanması nedeniyle ortaya çıktığı ileri sürülen zarara dayalı olduğu, taraflar arasındaki uyuşmazlık «satış sözleşmesinden» kaynaklanmakta olup, «konşimento» davalının tek taraflı beyanı ile taşınan yüke ilişkin bilgileri içerdiğinden, davalının taraflar arasında FOB satış olduğu ve yükün gemi güvertesine «teslimi» ile «hasarın» alıcıya geçtiği yönündeki istinaf isteminin yerinde görülmediği, İlk Derece Mahkemesi tarafından Gebze Asliye Hukuk Mahkemesine yazılan talimat ile SGS AB-0025-M «akreditasyon» numarası ile Türk Akreditasyon Kurulu tarafından tanınan yetkili muayene kuruluşu olduğu anlaşılan SGS Super Vise Gözetleme Etüt Kontrol Servisleri A.Ş. adresinde bulunan davalı şirkete ait numune çimento torbaları üzerinde yapılan inceleme sonucunda çimento torbalarının davalı şirketin yazısı ve logosunu içerdiği, dosya kapsamına göre çimento torbalarının dört katman kraft ve bir katman polipropilenden oluşması gerektiği, ancak üç katman kraft ve bir katman polipropilenden oluştuğunun tespit edildiği, bu durumda davacının davalı tarafından taşıma senedinde bildirdiği ambalajlama şeklinin doğru olmadığının tespit edildiği,dosya kapsamındaki konşimentodan taraflar arasında yazılı olmayan sözleşme ile davacıya satışı yapılan çimentonun dava dışı gönderilen Gambiya şirketine davacı tarafından gösterilen gemi ile taşınmasının kararlaştırıldığı, bu hali ile davacı ile dava dışı Gambiya şirketi arasındaki ticari ilişkinin dahi sabit olduğu, davacı vekili tarafından dosyaya «ibraz» edilen tercüme edilmiş dava dışı şirket tarafından düzenlenen zarara dayanak belgelerin davacı zararının hesaplanmasında esas alınması gerektiği, karara esas alınan 01.02.2019 tarihli ek bilirkişi raporunda da ibraz edilen bu belgelere göre hesaplama yapıldığı, davacının talep ettiği zarar tutarları ayrıntılı olarak belirtilmiş olup, davacı davalı şirketin dört katman yerine üç katman kraft ve bir katman polipropilen kullanması nedeniyle 20.731,50 USD «sebepsiz zenginleştiğini» ileri sürdükten sonra asıl alıcı tarafından çimentoların uygun şekilde ambalajlanması için işçilik ile birlikte zarar tutarını da talep etmiş olması karşısında davalıdan ayrıca sebepsiz zenginleşme iddiası ile aynı zarardan kaynaklı sebepsiz zenginleşmeye dayalı tazminat talebinde bulunamayacağı, bu nedenle davacının talep ettiği ve bilirkişilerin hesaplamalarında esas alınan toplam 168.452,15 USD'den 20.731,50 USD'nin düşülmesi gerektiği, Bucak İcra Müdürlüğü'nün 2010/3008 Esas sayılı dosyasında davacı tarafından davalı hakkında «masraf» ve avukatlık ücreti açıklaması ile 10.000,00 USD alacağın tahsili için «ilamsız icra takibinin» başlatıldığı, «takip talebine» «ihtarnamenin» eklendiği, yargılama sırasında da 06.05.2011 tarihli 1.492,20 EURO danışmanlık hizmetine ilişkin serbest meslek makbuzunun ibraz edildiği anlaşılmış ise de, davacının 10.000,00 USD alacak iddiasının dayanağı konusunda belge ibraz etmediği, ibraz ettiği serbest meslek makbuzunun düzenlenme sebebi olan danışmanlık hizmetinin hangi konuya ilişkin olduğu da ispatlanamadığı gibi taraflar arasında davacının yapmış olduğu masraf ve harcamaları talep edebileceğine ilişkin bir anlaşmanın varlığı da ileri sürülüp kanıtlanmadığından bu tutar alacağın tahsili için başlatılan takibe yönelik itirazın iptali talebinin yerinde olmaması nedeniyle davanın reddi gerektiği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, Bucak İcra Müdürlüğü'nün 2010/3013 Esas sayılı dosyasındaki takibe yönelik itirazının kısmen iptaline, takibin 147.720,65 USD alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa'nın 4/a. maddesi uyarınca işleyecek «yasal faizi» ile birlikte fiili ödeme tarihindeki Türk Lirası karşılığının takip giderleri ve fer'ileri ile birlikte tahsiline imkan verecek şekilde devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, istinaf edenin sıfatı gözetilerek davacının «icra inkar tazminatı» isteminin reddine karar verilmiştir.
… cıya tanzim edilen faturada çimentonun 50 kg'lık 4 katlı kraft ve 1 kat polipropilenden oluşan ambalajlarda ve Sling Baglerle sarılmış 30x50 kg'lık paketler halinde «teslim» edileceğinin kararlaştırıldığı, davalının tanzim ettiği bu «fatura» ile torbaların 4 katlı krafttan oluşmasını «garanti» ettiği, davalı tarafından garanti edilmesine rağmen 4 kat krafttan oluşan torba kullanılması gerektiği halde 3 kat krafttan torba kullanıldığı, bunun neticesinde de torbalarda mukavemet eksikliği oluştuğu, davalının çimento ambalajını deniz koşullarına ve yolculukta meydana gelebilecek tehlikelere karşı koyacak şekilde yapması gerektiği halde bunu yerine getirmeyerek davacının zarara uğramasına sebebiyet verdiği, bu nedenle davacının zararından davalının sorumlu olduğu, ancak alacağın varlığı yargılamayı gerektirdiği ve likit olmadığından «icra inkar tazminatı» talebinin reddi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile davalının Bucak İcra Müdürlüğü'nün 2010/3013 esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptali ile, takibin 1 …
İstinaf Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı tarafından taraflar arasında yazılı bir sözleşmenin bulunmadığını ileri sürmüş ise de, cevap dilekçesinde taraflar arasında ticari emtia alım «satım sözleşmesinin» varlığı kabul edilerek aralarındaki hukuki ilişkinin FOB satış şeklinde olduğunun savunulduğu,taşıma senetlerinde gönderici davalı şirket, alıcı dava dışı Gambiya'daki Shyben A.
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının taraflar arasındaki «satım sözleşmesine» konu olan çimentonun sözleşmede kararlaştırılan standartlara uygunluğunun denetlenmesi, ürünlerin sayımının yapılması, gemiye yüklenmesine nezaret edilmesi için bağımsız ve tarafsız uluslararası denetim ve gözetim şirketi olan SGS A.Ş.'den hizmet aldığı, her ne kadar 17.02.2011 tarihinde düzenlenen ve çimentoların standartlara uygun olduğunu belirten raporun henüz sözleşmenin imzalanmadığı aşamada 09.02.2011 tarihinde alınan numuneye dayandığı ileri sürülmüş ise de tarafların sözleşme görüşmelerine daha önce başladıklarının «ibraz» edilen e-posta içeriklerinden anlaşıldığı, numunelerin, standartlara uygunluğu bakımından rapor düzenlemek konusunda geçerliliği olan SGS A.Ş. tarafından alındığı, numunelerin ürünlerin paketlenme safhası tamamlanmadan önce alınması gerektiğinden davacının numunelerin kendisine gönderilen ürünlerle ilgili olmadığına yönelik iddialarının yerinde görülmediği, davacının iddiasına dayanak raporun ise Mısır gümrük sahasında alınan numunelere dayanmakta olup bilirkişi heyeti tarafından bu numunelere uygulanan analiz yönteminin hangi standarta ait olduğu, Mısır Devleti tarafından yaptırılan incelemenin gerçekleştirildiği laboratuvarın uluslararası alanda «akredite» edilmiş bir laboratuvar olup olmadığının tespit edilemediği, bu durumda gönderilen çimentonun ayıplı olduğuna ilişkin iddiaların ispatlanamadığı anlaşıldığından Ma …
… n SGS A.Ş.'ye başvurarak şahit numunelerin açılmasına ve numunelerin incelenmesine yönelik bir talebi bulunmadığı, Mısır yetkili makamlarının işlemine dayalı olarak «ayıp» iddiasının ileri sürüldüğü, Mısır Devleti tarafından yapılan incelemenin «akredite» edilmiş bir laboratuvarda yapılıp yapılmadığının belirsiz olduğu, bu nedenle SGS A.Ş. tarafından yapılan incelemenin sonuçlarına itibar etmek gerektiği, malın niteliğinde taşıma sırasında meydana gelen bir sebeple değişme olabileceği ihtimalinde dahi satış FOB esasına göre yapıldığından davalının çimentoların gemiye yüklenmesi ile sorumluluğunun sona ereceği, davacı tarafından aksi iddia edilmiş ise de 09.02.2011 tarihli SGS A.Ş. raporunun çekişme konusu ürünle ilgili olduğu, şahit numune alınarak yüklenen çimentonun uluslararası uygunluğunun bu şekilde belirlendiği, Mısır yetkili makamlarınca ürünün hangi nedenle imha edildiğinin «kesin» olarak anlaşılamadığı, davalı satıcıdan kaynaklanan bir ayıp nedeniyle imha edildiğine ilişkin iddianın kesin ve inandırıcı delillerle kanıtlanamadığı bu nedenle davacının «ayıp iddiası» ve buna dayalı «bedelin iadesi» isteminin dayanaksız kaldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… görüşmelerin başladığını, 11.02.2011 tarihinde sözleşmenin gerçekleştiğini, 24.02.2011 tarihinde çimento bedelinin transfer edildiğini, davalının 25.02.2011 tarihli «fatura» düzenleyerek 27-28.02.2011 tarihinde malı limanda yüklemek üzere hazırlıklara başladığını, gözetim şirketinin müvekkiline gönderilen çimentodan numune alıp test ya …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:ayıp iddiası · ayıp · bedel iadesi · kesin hüküm
Benzer bu kararda… n SGS A.Ş.'ye başvurarak şahit numunelerin açılmasına ve numunelerin incelenmesine yönelik bir talebi bulunmadığı, Mısır yetkili makamlarının işlemine dayalı olarak «ayıp» iddiasının ileri sürüldüğü, Mısır Devleti tarafından yapılan incelemenin «akredite» edilmiş bir laboratuvarda yapılıp yapılmadığının belirsiz olduğu, bu nedenle SGS A.Ş. tarafından yapılan incelemenin sonuçlarına itibar etmek gerektiği, malın niteliğinde taşıma sırasında meydana gelen bir sebeple değişme olabileceği ihtimalinde dahi satış FOB esasına göre yapıldığından davalının çimentoların gemiye yüklenmesi ile sorumluluğunun sona ereceği, davacı tarafından aksi iddia edilmiş ise de 09.02.2011 tarihli SGS A.Ş. raporunun çekişme konusu ürünle ilgili olduğu, şahit numune alınarak yüklenen çimentonun uluslararası uygunluğunun bu şekilde belirlendiği, Mısır yetkili makamlarınca ürünün hangi nedenle imha edildiğinin «kesin» olarak anlaşılamadığı, davalı satıcıdan kaynaklanan bir ayıp nedeniyle imha edildiğine ilişkin iddianın kesin ve inandırıcı delillerle kanıtlanamadığı bu nedenle davacının «ayıp iddiası» ve buna dayalı «bedelin iadesi» isteminin dayanaksız kaldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/6767 E. , 2022/5292 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Bucak 1. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 20.03.2019 tarih ve 2011/66 E- 2019/119 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin reddine-kabulüne dair Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi'nce verilen 07.07.2020 tarih ve 2019/1547 E- 2020/794 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı şirketin 7.000 mt çimento satımı konusunda anlaştıklarını, bu anlaşma çerçevesinde davalının çimentoyu 50 kg'lık dört katlı kraft ve bir kat polipropilenden oluşan torbalar halinde metrik tonu 61,00 USD'den olmak üzere müvekkili tarafından belirlenecek gemiye yüklemeyi ve Gambiya'nın Banjul Limanına göndermeyi taahhüt ettiğini, müvekkilinin 7.000 mt'ye karşılık gelen 427.030,50 USD ödemeyi kabul ettiğini, davalının çimentoyu dört kat kraft ve bir kat polipropilenden oluşan torbalar yerine üç kat kraft ve bir kat polipropilenden oluşan torbalar halinde gemiye yüklediğini, çimentoyu muhafaza etmeye elverişli olmayan bu torbalar içinde taşınması sırasında torbaların kısmen parçalanması sonucu çimentonun bir kısmının zayi olduğunu, davalının ambalajlamayı anlaşmaya uygun yapmaması nedeniyle dört katlı kraft ve bir kat polipropilenden oluşan torbalar yerine üç katlı kraft ve bir kat polipropilenden oluşan torbalar halinde gemiye yükleme yaparak taahhüdünü ton başına 3,00 USD ucuza getirdiğini, bu şekilde 20.731,50 USD'lik bir tutarın aktifinden çıkmasını önleyerek sebepsiz zenginleştiğini, 2.568 torbanın ise tamamen parçalanması nedeniyle içindeki çimentoların zayi olduğunu, asıl alıcı şirketin çimentonun tonunu 108,00 USD'den satın alması nedeniyle 128,4 tona karşılık gelen bu kayıp için davacının 13.867,20 USD zararının olduğunu, SGS ekspertiz raporları ile tespit edildiği üzere 36.291 torbanın yırtık çıkması nedeniyle yeniden paketlemesi sonucu 33.723 torba kullanıldığını, bir torbanın değerinin 0,85 USD olduğu kabul edilerek yeniden paketleme nedeniyle 28.664,55 USD, torbaların asıl alıcının beklediği nitelikte olmaması ve düşük kalitede çıkması nedeniyle asıl alıcının yeniden paketleme amacıyla 72.538 sağlam
torba kullandığını, yine torba başı 0,85 USD'den yaklaşık 61.657,30 USD ve yeniden paketleme için torba başına 0,4 USD'lik işçilik masrafının ortaya çıkmasına bağlı olarak 43.531,60 USD ek zararın olmak üzere toplam 168.452,20 USD zararın tahsili için Bucak İcra Müdürlüğünün 2010/3013 Esas sayılı dosyasında, bu zarar kalemleri haricinde davacı şirketin Türkiye'de hukuki görüş alması, ihtar çekilmesi ve dava açılması için yaptığı yaklaşık 10.000,00 USD'lik alacağın tahsili için de Bucak İcra Müdürlüğü'nün 2010/3008 Esas sayılı dosyasında takip başlatılmış ise de, takibin davalının itirazı ile durduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile % 40'dan az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasında yazılı sözleşme bulunmadığını, TTK'nın 1138. maddesi gereği FOB şeklinde ticari emtia satışı yapıldığından davalı firmanın yükümlülüğünün malların geminin küpeştesine kadar tesliminden ibaret olup, Gambiya'ya gönderme yükümlülüğünün bulunmadığını, malın geminin küpeştesine geçtiği andan itibaren ortaya çıkan tüm hasarının alıcıya ait olduğunu, konşimentoda yazılı olduğu üzere yükün hasarsız olarak yüklendiğini, bundan sonraki hasardan müvekkili şirketin sorumlu tutulamayacağını, zararın yükün alıcısı tarafından sigorta ettirildiğini ve gemi ambarında oluşan hasarın P&I Club ya da sigortacıdan alınabileceğini, yükün tahliye limanında hangi şartlarda tahliye edildiğinin belirsiz olduğunu, taraflar arasında kararlaştırılan vekalet ücreti ve masrafların maddi tazminat olarak talep edilemeyeceğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla alacağın hangi kalemlerden oluştuğunun dahi bilinmemesi nedeniyle icra inkar tazminatı talep edilemeyeceğini, takip tarihinden itibaren faiz talep edilmemesine rağmen dava dilekçesinde temerrüt tarihinden itibaren faiz istendiğini, 30.07.2010 tarihli ihtarnamede talep edilen tutarın sözde zarardan ibaret olduğunu savunarak, davanın reddini karar verilmesini istemiştir.
İlk derece mahkemesi, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davalı tarafından davacıya tanzim edilen faturada çimentonun 50 kg'lık 4 katlı kraft ve 1 kat polipropilenden oluşan ambalajlarda ve Sling Baglerle sarılmış 30x50 kg'lık paketler halinde teslim edileceğinin kararlaştırıldığı, davalının tanzim ettiği bu fatura ile torbaların 4 katlı krafttan oluşmasını garanti ettiği, davalı tarafından garanti edilmesine rağmen 4 kat krafttan oluşan torba kullanılması gerektiği halde 3 kat krafttan torba kullanıldığı, bunun neticesinde de torbalarda mukavemet eksikliği oluştuğu, davalının çimento ambalajını deniz koşullarına ve yolculukta meydana gelebilecek tehlikelere karşı koyacak şekilde yapması gerektiği halde bunu yerine getirmeyerek davacının zarara uğramasına sebebiyet verdiği, bu nedenle davacının zararından davalının sorumlu olduğu, ancak alacağın varlığı yargılamayı gerektirdiği ve likit olmadığından icra inkar tazminatı talebinin reddi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile davalının Bucak İcra Müdürlüğü'nün 2010/3013 esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptali ile, takibin 168.452,15 USD üzerinden devamına, davalının Bucak İcra Müdürlüğü'nün 2010/3008 esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptali ile, takibin 10.000,00 USD üzerinden devamına, alacağın varlığı yargılamayı gerektirdiğinden icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İstinaf Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı tarafından taraflar arasında yazılı bir sözleşmenin bulunmadığını ileri sürmüş ise de, cevap dilekçesinde taraflar arasında ticari emtia alım satım sözleşmesinin varlığı kabul edilerek aralarındaki hukuki ilişkinin FOB satış şeklinde olduğunun savunulduğu,taşıma senetlerinde gönderici davalı şirket, alıcı dava dışı Gambiya'daki […] Madı&Sons Ltd. Şti. olmak üzere 6.910,500 mt çimentonun dört katman kraft ve bir katman polipropilenden oluşan 50 kg'lik torbalar halinde yüklemenin gerçekleşmiş olduğu, bu durumda davalının taraflar arasında davacının ileri sürdüğü şekilde anlaşma bulunmadığı yönündeki istinaf başvuru sebebinin yerinde olmadığı, davacının tazminat isteminin davalı tarafından satışı gerçekleştirilen çimentonun dört katman kraft ve bir katman polipropilenden oluşan torbalar yerine üç katman kraft ve bir katman polipropilenden oluşan torbalar ile ambalajlanması nedeniyle ortaya çıktığı ileri sürülen zarara dayalı olduğu, taraflar arasındaki uyuşmazlık satış sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, konşimento davalının tek taraflı beyanı ile taşınan yüke ilişkin bilgileri içerdiğinden, davalının taraflar arasında FOB satış olduğu ve yükün gemi güvertesine teslimi ile hasarın alıcıya geçtiği yönündeki istinaf isteminin yerinde görülmediği, İlk Derece Mahkemesi tarafından Gebze Asliye Hukuk Mahkemesine yazılan talimat ile SGS AB-0025-M akreditasyon numarası ile Türk Akreditasyon Kurulu tarafından tanınan yetkili muayene kuruluşu olduğu anlaşılan SGS Super Vise Gözetleme Etüt Kontrol Servisleri A.Ş.
adresinde bulunan davalı şirkete ait numune çimento torbaları üzerinde yapılan inceleme sonucunda çimento torbalarının davalı şirketin yazısı ve logosunu içerdiği, dosya kapsamına göre çimento torbalarının dört katman kraft ve bir katman polipropilenden oluşması gerektiği, ancak üç katman kraft ve bir katman polipropilenden oluştuğunun tespit edildiği, bu durumda davacının davalı tarafından taşıma senedinde bildirdiği ambalajlama şeklinin doğru olmadığının tespit edildiği,dosya kapsamındaki konşimentodan taraflar arasında yazılı olmayan sözleşme ile davacıya satışı yapılan çimentonun dava dışı gönderilen Gambiya şirketine davacı tarafından gösterilen gemi ile taşınmasının kararlaştırıldığı, bu hali ile davacı ile dava dışı Gambiya şirketi arasındaki ticari ilişkinin dahi sabit olduğu, davacı vekili tarafından dosyaya ibraz edilen tercüme edilmiş dava dışı şirket tarafından düzenlenen zarara dayanak belgelerin davacı zararının hesaplanmasında esas alınması gerektiği, karara esas alınan 01.02.2019 tarihli ek bilirkişi raporunda da ibraz edilen bu belgelere göre hesaplama yapıldığı, davacının talep ettiği zarar tutarları ayrıntılı olarak belirtilmiş olup, davacı davalı şirketin dört katman yerine üç katman kraft ve bir katman polipropilen kullanması nedeniyle 20.731,50 USD sebepsiz zenginleştiğini ileri sürdükten sonra asıl alıcı tarafından çimentoların uygun şekilde ambalajlanması için işçilik ile birlikte zarar tutarını da talep etmiş olması karşısında davalıdan ayrıca sebepsiz zenginleşme iddiası ile aynı zarardan kaynaklı sebepsiz zenginleşmeye dayalı tazminat talebinde bulunamayacağı, bu nedenle davacının talep ettiği ve bilirkişilerin hesaplamalarında esas alınan toplam 168.452,15 USD'den 20.731,50 USD'nin düşülmesi gerektiği, Bucak İcra Müdürlüğü'nün 2010/3008 Esas sayılı dosyasında davacı tarafından davalı hakkında masraf ve avukatlık ücreti açıklaması ile 10.000,00 USD alacağın tahsili için ilamsız icra takibinin başlatıldığı, takip talebine ihtarnamenin eklendiği, yargılama sırasında da 06.05.2011 tarihli 1.492,20 EURO danışmanlık hizmetine ilişkin serbest meslek makbuzunun ibraz edildiği anlaşılmış ise de, davacının 10.000,00 USD alacak iddiasının dayanağı konusunda belge ibraz etmediği, ibraz ettiği serbest meslek makbuzunun düzenlenme sebebi olan danışmanlık hizmetinin hangi konuya ilişkin olduğu da ispatlanamadığı gibi taraflar arasında davacının yapmış olduğu masraf ve harcamaları talep edebileceğine ilişkin bir anlaşmanın varlığı da ileri sürülüp kanıtlanmadığından bu tutar alacağın tahsili için başlatılan takibe yönelik itirazın iptali talebinin yerinde olmaması nedeniyle davanın reddi gerektiği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, Bucak İcra Müdürlüğü'nün 2010/3013 Esas sayılı dosyasındaki takibe yönelik itirazının kısmen iptaline, takibin 147.720,65 USD alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa'nın 4/a.
maddesi uyarınca işleyecek yasal faizi ile birlikte fiili ödeme tarihindeki Türk Lirası karşılığının takip giderleri ve fer'ileri ile birlikte tahsiline imkan verecek şekilde devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, istinaf edenin sıfatı gözetilerek davacının icra inkar tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 ve devamı maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2-Dava, taraflar arasından satım sözleşmesine aykırı olarak çimento ambalajlaması nedeniyle oluşan zararın tahsili amacıyla yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişikindir. İlk Derece Mahkemesinin davanın kabulü kararına karşılık davalı vekilinin istinaf istemi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile yazılı olduğu şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Davacı tarafın zarar kalemleri incelendiğinde, zayi olan çimentonun karşılığı, sözleşmeye aykırı olarak daha düşük kalitedeki çimento torbalarının kullanılması nedeniyle yırtılması sonucu yeniden paketlenmesi için kullanılan çimento torbası ve dava dışı 3. kişi alıcı […] Madi And Sons Ltd.
şirketince 72.523 adet çimentonun tekrar paketlenmesi ile paketleme işçiliğine ilişkin olduğu ve Bölge Adliye Mahkemesince sayılan kalemler sonucu oluşan toplam miktara hükmedilmesi isabetli görülmemiştir. Dava dışı 3. kişinin çimentoları davacının ambalajlanmasından sonra yeniden ambalajlanması halinde davacının çimento ambalajlamasını evsafa uygun yapmadığı sonucunu doğurur. Bu durumda davacının yeniden ambalajlanma neticesinde talep ettiği masraflar nafile hale gelir. Bu kalem yönünden talep edilen miktara hükmedilmesi doğru olmaz. Bu durumda davacının ve dava dışı 3. kişinin aynı çimento torbalarını mükerrer değiştirmesinin söz konusu olup olmadığı öncelikle belirlenerek, herhalükarda mahkemece taraflar arasındaki sözleşmede belirlenmiş çimento ambalajının yapılması için gereken torbalarının yapıldığı yıl ve yerdeki piyasa rayiç değerleri ile işçilik masraflarının alanında uzman yeni bilirkişi heyetince belirlenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış kararın bozulmasını gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin sair temyiz istemlerinin reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının davalı yararına BOZULMASINA, HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 27/06/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/794429800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz