Cezai şart
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/1011 E. 2022/4809 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kısmi ifa↗ seçimlik hak↗ tbk 179/2↗ akde aykırılık↗ ceza koşulu↗ sözleşmenin feshi↗ bayilik sözleşmesi↗ sözleşmeye aykırılık↗ cezai şart↗ ifa↗ tbk 99↗ fesih↗ taahhütname↗ ihtarname↗ dava sebebi↗ eksik inceleme↗ teslim↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece,tüm dosya kapsamına göre; sözleşmenin davalı tarafından feshedildiği, davacının akde aykırılık sebebiyle sözleşmenin feshedildiği iddiasına dayanarak cezai şart talebinde bulunduğu, akdin daha önce davalı tarafından feshedilmiş olması nedeniyle akde aykırılık nedeni ile cezai şart isteminde bulunulmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince; davacı tarafından sözleşmeye aykırılık nedeniyle cezai şart talebinde bulunulduğu, taraflar arasındaki sözleşmenin davalı tarafından.... Noterliği'nin 01/09/2014 tarih ve 26833 yevmiye nolu ihtarnamesi ile feshedilmiş olduğu, davacı tarafından sözleşmenin haksız feshi nedeniyle cezai şart talebinde bulunulmadığı, sözleşme davalı tarafından feshedilmiş olduğundan ortada bir sözleşme bulunmadığından sözleşmeye aykırılık sebebiyle cezai şart talep edilebilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, bayilik sözleşmesine aykırılık nedeniyle cezai şart istemine ilişkindir. 6098 sayılı TBK’nın 179/1. maddesinde ‘’Bir sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi durumu için bir ceza kararlaştırılmışsa, aksi sözleşmeden anlaşılmadıkça alacaklı, ya borcun ya da cezanın ifasını isteyebilir.’’ denilmektedir. Bu maddede öngörülen ceza koşulu, alacaklıya ifayı ya da ceza koşulunu talep etmek bakımından seçimlik hak tanır. Seçimlik ceza koşulu öngören sözleşmelerin feshedilmesi, feshin geçerlilik tarihinden sonraki dönemler için ceza koşuluna dayalı istemleri haksız kılacak ise de, feshin geçerlilik tarihinden önceki işlem ve eylemler bakımından tarafların seçimlik ceza koşuluna dayalı taleplerinin haklı olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmekte olup, bu husus tartışılmaksızın sadece feshin karşı tarafça yapıldığı gerekçesine dayalı olarak ceza koşuluna dayalı istemlerin reddedilmesi isabetli değildir. Bu durumda dikkat edilmesi gereken bir diğer nokta, feshin haklı sebebe dayalı olarak yapılıp yapılmadığı meselesidir.
Somut olayda; taraflar arasındaki ‘’Bayilik Sözleşmesi’’ başlıklı akdin 3.5. maddesinde ‘’Taraflardan biri taahhüdünü yerine getirmemesi durumunda karşı tarafa 200.000 USD cezai şart ödemeyi taahhüt ve kabul eder.’’ denilmekle TBK’nın 179/1. maddesinde yerini bulan seçimlik ceza koşulu kararlaştırılmıştır. Sözleşme kapsamında davacının ilk iki siparişi davalı tarafından teslim edilmekle bu kısma ilişkin ifa tamamlanmış, ancak davacının 13.08.2014 tarihinde e-mail yoluyla, 25.08.2014 tarihinde ise noter kanalıyla 3. parti sipariş için kendisine ürün verilmesini davalıdan talebi üzerine, davalı 01.09.2014 tarihli ihtarname ile davacının sözleşmeye aykırı olarak davalıya ait ürünleri Irak ülkesi üzerinden İran ülkesine sattığı gerekçesiyle sözleşmeyi feshettiğini bildirmiştir. Davalının sözleşmeyi fesih tarihinden önce davacının sözleşme kapsamında ürün satın alma talebi olduğuna göre, davalının sözleşmeyi haksız olarak feshedip etmediği, ceza koşuluna dayalı istemler bakımından önem kazanmaktadır. Davalı, gerek 09.06.2014 tarihli ihtarmesinde gerekse 01.09.2014 tarihli feshi gerçekleştirdiği ihtarnamesinde ve cevap dilekçesinde, davacının sözleşmeye aykırı eylemleri nedeniyle sözleşmesinin feshedildiğini ileri sürmüş, davacı tarafından bu iddialar da inkar edilip feshin haksız olduğu ileri sürüldüğüne göre, bu durumda mahkemece, tarafların sözleşmenin feshinin haksız olup olmadığı konusundaki iddia ve delilleri değerlendirilip neticesine göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hatalı değerlendirme ile eksik inceleme araştırmaya dayalı olarak karar verilmesi isabetli olmamış olup, bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurularını esastan reddeden Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/3138 E. 2021/4986 K.
Ortak:sözleşmenin feshi · cezai şart · ifa · fesih · teslim
İncelediğiniz karardaSözleşme kapsamında davacının ilk iki siparişi davalı tarafından «teslim» edilmekle bu kısma ilişkin «ifa» tamamlanmış, ancak davacının 13.08.2014 tarihinde e-mail yoluyla, 25.08.2014 tarihinde ise noter kanalıyla 3. parti sipariş için kendisine ürün verilmesini davalıdan talebi üzerine, davalı 01.09.2014 tarihli «ihtarname» ile davacının sözleşmeye aykırı olarak davalıya ait ürünleri Irak ülkesi üzerinden İran ülkesine sattığı gerekçesiyle sözleşmeyi feshettiğini bildirmiştir.
Mahkemece,tüm dosya kapsamına göre; sözleşmenin davalı tarafından feshedildiği, davacının «akde aykırılık» sebebiyle sözleşmenin feshedildiği iddiasına dayanarak «cezai şart» talebinde bulunduğu, akdin daha önce davalı tarafından feshedilmiş olması nedeniyle akde aykırılık nedeni ile cezai şart isteminde bulunulmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından «istinaf yoluna başvurulmuştur».
Bölge Adliye Mahkemesince; davacı tarafından «sözleşmeye aykırılık» nedeniyle «cezai şart» talebinde bulunulduğu, taraflar arasındaki sözleşmenin davalı tarafından....
Benzer bu kararda… since yapılan yargılamada, taraflar arasındaki sözleşme hükümleri dikkate alındığında asıl dava yönünden taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin 11.2. maddesindeki «cezai şartın» akdin «ifa» edilmemesi ya da sözleşmeye uyulmaması halinde ödenmek üzere kararlaştırıldığı, seçimlik ceza niteliğinde olduğu, bu kapsamda «sözleşmenin feshi» yoluna gidildiğinde bu cezai şartın istenebileceğine dair sözleşmede hüküm bulunmadığı dolayısıyla davacının sözleşmeyi «fesih» etmesi nedeniyle cezai şart alacağını talep edemeyeceği, bahsi geçen cezai şartın sözleşmenin devamı sırasında uygulanması gereken cezai şart niteliğinde olduğu, karşı dava yönünden yapılan incelemeye göre davalı tarafın malları art arda iki defa «teslim» edememe hali gerçekleştiği, sözleşmenin 11.3 maddesi uyarınca davacı tarafın fesih hakkının doğduğu ve cezai şart niteliğine haiz olmak üzere «teminatı» irat kaydetme hakkı bulunduğu gerekçesiyle asıl ve karşı davanın reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekilleri tarafından istinaf edilmiştir.
… icesinde, tarafların sadece asıl dava yönünden istinaf isteminde bulunması nedeniyle incelemenin asıl davaya göre yapıldığı, taraflar arasındaki sözleşmede seçimlik «cezai şart» kararlaştırıldığı, davacının, sözleşme süresi dolmadan önce sözleşmeyi, davalının sözleşmeye aykırı davranışları nedeniyle tek taraflı olarak feshettiği, sözleşmey …
Dava, «cezai şart» alacağı olan yansıtma bedeline ilişkin faturaların tahsili amacıyla başlatılan ilamsız takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yansıtma faturası · teminat
Benzer bu kararda… since yapılan yargılamada, taraflar arasındaki sözleşme hükümleri dikkate alındığında asıl dava yönünden taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin 11.2. maddesindeki «cezai şartın» akdin «ifa» edilmemesi ya da sözleşmeye uyulmaması halinde ödenmek üzere kararlaştırıldığı, seçimlik ceza niteliğinde olduğu, bu kapsamda «sözleşmenin feshi» yoluna gidildiğinde bu cezai şartın istenebileceğine dair sözleşmede hüküm bulunmadığı dolayısıyla davacının sözleşmeyi «fesih» etmesi nedeniyle cezai şart alacağını talep edemeyeceği, bahsi geçen cezai şartın sözleşmenin devamı sırasında uygulanması gereken cezai şart niteliğinde olduğu, karşı dava yönünden yapılan incelemeye göre davalı tarafın malları art arda iki defa «teslim» edememe hali gerçekleştiği, sözleşmenin 11.3 maddesi uyarınca davacı tarafın fesih hakkının doğduğu ve cezai şart niteliğine haiz olmak üzere «teminatı» irat kaydetme hakkı bulunduğu gerekçesiyle asıl ve karşı davanın reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekilleri tarafından istinaf edilmiştir.
Her ne kadar mahkemece taraflar arasındaki sözleşmenin 11.2. maddesinde öngörülen «cezai şartın» TBK'nın 179/1. maddesinde tanımlanan seçimlik cezai şart niteliğinde olduğu ve sözleşme feshedilmekle artık cezai şart talep edilemeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ise de taraflar arasında belirlenen cezai şarta ilişkin «yansıtma faturalarının» taraflar arasındaki sözleşmenin feshinden önce düzenlendiği ve cezai şart alacak isteminin doğduğu anlaşıldığından takip tarihi itibari ile alacağın belirlenmesi g …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/3751 E. 2024/8404 K.
Ortak:akde aykırılık · bayilik sözleşmesi · sözleşmeye aykırılık · cezai şart · fesih · ihtarname · dava sebebi · teslim · Cezai şart
İncelediğiniz karardaNoterliği'nin 01/09/2014 tarih ve 26833 yevmiye nolu «ihtarnamesi» ile feshedilmiş olduğu, davacı tarafından sözleşmenin haksız feshi nedeniyle «cezai şart» talebinde bulunulmadığı, sözleşme davalı tarafından feshedilmiş olduğundan ortada bir sözleşme bulunmadığından «sözleşmeye aykırılık» sebebiyle cezai şart talep edilebilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
1- Dava, «bayilik sözleşmesine aykırılık» nedeniyle «cezai şart» istemine ilişkindir.
Mahkemece,tüm dosya kapsamına göre; sözleşmenin davalı tarafından feshedildiği, davacının «akde aykırılık» sebebiyle sözleşmenin feshedildiği iddiasına dayanarak «cezai şart» talebinde bulunduğu, akdin daha önce davalı tarafından feshedilmiş olması nedeniyle akde aykırılık nedeni ile cezai şart isteminde bulunulmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından «istinaf yoluna başvurulmuştur».
Benzer bu karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında 24.03.2014 tarihinde 6 maddeden oluşan ve davalıya ait malların Irak ülkesinde satılması konusunu düzenleyen «bayilik sözleşmesi» imzalandığını, bu sözleşme kapsamında 29.03.2014 tarihinde davacı yanın ilk siparişi karşılığı malı satın aldığını ve Irak ülkesine ihraç ettiğini, 28.05.2014 tarihinde ikinci parti mal için siparişinin e-mail yolu ile davalıya iletildiğini, aynı gün mal siparişini onaylayan e-maili davacıya gönderdiğini, davacının söz konusu malı «teslim» almak için tırları davalının adresine yolladığını, ancak malın tıra yüklenilmediğini, davalıya çekilen «ihtarname» üzerine davalının malı teslim ettiğini, 13.08.2014 tarihinde 3. parti malın e-mail yoluyla davalıdan talep edildiğini, ancak davalı ile irtibat kurulamadığını ve akabinde davalının mal vermeyeceğini davacıya bildirdiğini, bunun üzerine davacının davalıya 25.08.2014 tarihinde ihtarname keşide ederek malın teslim edilmesini talep ettiğini, ancak davalının 01.09.2014 tarihli ihtarname ile bayilik sözleşmesini tek taraflı olarak feshettiğini bildirdiğini, sözleşmenin süresinin 3 yıl olduğunu, bu sebeple davacının sözleşmenin 3 üncü maddesinde belirtilen 200.000,00 USD «cezai şart» bedelini davalıdan talep hakkı doğduğunu belirterek, 200.000,00 USD cezai şartın ihtarnamenin tebliği tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, «bayilik sözleşmesine aykırılık» nedeniyle «cezai şart» istemine ilişkindir.
… kinci sayfası da kaşe ve imza atılmak suretiyle onaylandığını, ancak davacının işbu davada ön sayfa olarak paraf olmayan sayfa koyduğunu, halbuki paraflı ön sayfada «cezai şart» bedelinin 20.000,00 USD olarak kararlaştırıldığını, bu nedenle sözleşmenin geçerli olmadığı, deneme süresi içerisinde veya «haklı nedenle fesih» halinde cezai şart ödenmeyeceği, «mücbir sebep» bulunması halinde cezai şartın talep edilemeyeceği, üretici firmanın bilgisi dışında satış, reklam ve tanıtım çalışmaları nedeniyle «haklı fesih» olmayacağını, sözleşmenin deneme süresi içerisinde feshedildiğini ve cezai şart talep edilemeyeceğini, sözleşmenin cezai şart hükmünün şartları gerçekleşmediğini b …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:haklı fesih · haklı nedenle fesih · tek satıcılık sözleşmesi · tek satıcılık · mücbir sebep · yasal faiz · e-defter
Benzer bu kararda… kinci sayfası da kaşe ve imza atılmak suretiyle onaylandığını, ancak davacının işbu davada ön sayfa olarak paraf olmayan sayfa koyduğunu, halbuki paraflı ön sayfada «cezai şart» bedelinin 20.000,00 USD olarak kararlaştırıldığını, bu nedenle sözleşmenin geçerli olmadığı, deneme süresi içerisinde veya «haklı nedenle fesih» halinde cezai şart ödenmeyeceği, «mücbir sebep» bulunması halinde cezai şartın talep edilemeyeceği, üretici firmanın bilgisi dışında satış, reklam ve tanıtım çalışmaları nedeniyle «haklı fesih» olmayacağını, sözleşmenin deneme süresi içerisinde feshedildiğini ve cezai şart talep edilemeyeceğini, sözleşmenin cezai şart hükmünün şartları gerçekleşmediğini b …
Taraflar arasındaki ilişki belli bir coğrafi yer ile sınırlı «tek satıcılık sözleşmesi» olmadığı gibi davalının kendisine tahsis edilen Irak pazarı dışında mal sattığını da dosya içerisindeki bilgi ve belgelerle ispatlayamadığına göre, davalının sözleşmeyi feshetmesinin haklı bir «sebebe» dayanmadığı gözetilerek davalının tazminat sorumluluğu hesaplanıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken dosyadaki delillerle bağdaşmayan gerekçeye istinaden yaz …
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında 24.03.2014 tarihinde 6 maddeden oluşan ve davalıya ait malların Irak ülkesinde satılması konusunu düzenleyen «bayilik sözleşmesi» imzalandığını, bu sözleşme kapsamında 29.03.2014 tarihinde davacı yanın ilk siparişi karşılığı malı satın aldığını ve Irak ülkesine ihraç ettiğini, 28.05.2014 tarihinde ikinci parti mal için siparişinin e-mail yolu ile davalıya iletildiğini, aynı gün mal siparişini onaylayan e-maili davacıya gönderdiğini, davacının söz konusu malı «teslim» almak için tırları davalının adresine yolladığını, ancak malın tıra yüklenilmediğini, davalıya çekilen «ihtarname» üzerine davalının malı teslim ettiğini, 13.08.2014 tarihinde 3. parti malın e-mail yoluyla davalıdan talep edildiğini, ancak davalı ile irtibat kurulamadığını ve akabinde davalının mal vermeyeceğini davacıya bildirdiğini, bunun üzerine davacının davalıya 25.08.2014 tarihinde ihtarname keşide ederek malın teslim edilmesini talep ettiğini, ancak davalının 01.09.2014 tarihli ihtarname ile bayilik sözleşmesini tek taraflı olarak feshettiğini bildirdiğini, sözleşmenin süresinin 3 yıl olduğunu, bu sebeple davacının sözleşmenin 3 üncü maddesinde belirtilen 200.000,00 USD «cezai şart» bedelini davalıdan talep hakkı doğduğunu belirterek, 200.000,00 USD cezai şartın ihtarnamenin tebliği tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
… eşme m.3.2. hükmü tek başına okunduğu zaman, burada davacı-alıcı ne zaman ve ne kadar ürün talep ederse etsin davalı-satıcının bunu zamanında tam ve eksiksiz olarak «teslim» edeceğinin hükme bağlandığı şeklinde anlaşılabileceğini, hâl böyleyken üretici/satıcının kapasite sınırsızlığı gibi hayatın olağan akışına aykırı olacağı gibi, sözleşmenin diğer hükümleri ile de çelişki içinde olacağı, bu bağlamda sözleşme m.3.1.’de ve m.3.3.’den davalı-satıcının davacı-alıcıya satacağı ürün miktarına sınırlama getirilmek istendiğinin anlaşıldığını, bu nedenle dava dilekçesinde belirtilen, “13.08.2014 tarihinde üçüncü parti mal için 174.056,20 USD bedelli indirimsiz mal siparişini mail yoluyla davalıdan talebine, davalı-satıcının olumlu bakmamasının, bu kapsamda, sözleşme m.3.2.’sinin ihlali olarak değerlendirilemeyeceğini, sözleşmenin deneme süresi içerisinde taraflarca “hiçbir gerekçe gösterilmeden feshedilebileceği”ne dair sözleşmede açık bir düzenleme olmadığı hususları denilmesine rağmen mahkemece dava konusu malların sözleşmeye aykırı olarak davacı tarafından İran'da satıldığını davalının «akde aykırılıktan» şüphelenmesi üzerine davacının «defter» ve ticari kayıtlarını kontrol etmek üzere istemesi ve davacının buna icabet etmemesinin akde aykırı olduğu hususundaki tespiti yerinde bulunmamıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/9249 E. 2012/16636 K.
Ortak:cezai şart · ifa · taahhütname · ihtarname
İncelediğiniz karardaNoterliği'nin 01/09/2014 tarih ve 26833 yevmiye nolu «ihtarnamesi» ile feshedilmiş olduğu, davacı tarafından sözleşmenin haksız feshi nedeniyle «cezai şart» talebinde bulunulmadığı, sözleşme davalı tarafından feshedilmiş olduğundan ortada bir sözleşme bulunmadığından «sözleşmeye aykırılık» sebebiyle cezai şart talep edilebilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
Somut olayda; taraflar arasındaki ‘’Bayilik Sözleşmesi’’ başlıklı akdin 3.5. maddesinde ‘’Taraflardan biri «taahhüdünü» yerine getirmemesi durumunda karşı tarafa 200.000 USD «cezai şart» ödemeyi taahhüt ve kabul eder.’’ denilmekle TBK’nın 179/1. maddesinde yerini bulan seçimlik «ceza koşulu» kararlaştırılmıştır.
Sözleşme kapsamında davacının ilk iki siparişi davalı tarafından «teslim» edilmekle bu kısma ilişkin «ifa» tamamlanmış, ancak davacının 13.08.2014 tarihinde e-mail yoluyla, 25.08.2014 tarihinde ise noter kanalıyla 3. parti sipariş için kendisine ürün verilmesini davalıdan talebi üzerine, davalı 01.09.2014 tarihli «ihtarname» ile davacının sözleşmeye aykırı olarak davalıya ait ürünleri Irak ülkesi üzerinden İran ülkesine sattığı gerekçesiyle sözleşmeyi feshettiğini bildirmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, taraflar arasında yapılan sözleşmenin incelenmesinde davalının davacıya ait işyerini devraldığı, sözleşme ile davacı ve davalının «taahhütler» altına girdiği, sözleşmeye uyulmaması halinde 15.000.00 TL tazminatın ödeneceğinin kararlaştırıldığı, somut olayda kararlaştırılan «cezai şartın» seçimlik cezai şart olduğu, davacının borçludan aynı zamanda sözleşmedeki diğer sorumluluklarını yerine getirmesi açısından «ihtarname» gönderdiği, cezai şart dışındaki alacaklar hakkında Ereğli 2.
İcra Müdürlüğünün 2009/343 E. sayılı dosyası ile icra takibi yaptığı, aktin icrasını talep ettiği «ihtarnamede» de bu hususun açıkça belirtildiği, bu nedenle «cezai şartı» talep edemeyeceği gerekçesiyle itirazın iptali davasının İİK'nın 67 ve 818 sayılı BK'nin 158/1 fıkrası uyarınca reddine karar verilmiştir.
Mahkemece her ne kadar sözleşmede kararlaştırılan «cezai şartın» seçimlik cezai şart olduğu ve davacının «ihtarname» ve başka bir icra takibi ile sözleşmenin yerine getirilmesini de talep ettiğinden seçimlik cezai şartı isteyemeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ise de BK. nun 158/1. maddesinde düzenlenen seçimlik cezai şart "sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa" ancak tek başına talep edilebilir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:işletme devri · icra takibine itiraz · protokol
Benzer bu karardaDava, «işletmenin devri» sözleşmesinde kararlaştırılan «cezai şartın» tahsiline yönelik «icra takibine itirazın» iptali davasıdır.
Taraflar arasındaki devir «protokolünün» 6. maddesinde tarafların protokolün şart ve koşullarına uymadıkları takdirde karşı tarafa " ayrıca " 15.000 TL tazminat ödemeyi kabül ettikleri belirtilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/1011 E. , 2022/4809 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 27.10.2016 tarih ve 2014/1397 E. - 2016/627 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi'nce verilen 17.12.2020 tarih ve 2020/133 E. - 2020/424 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasında 24/03/2014 tarihinde 6 maddeden oluşan ve davalıya ait malların Irak ülkesinde satılması konusunu düzenleyen bayilik sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme kapsamında 29/03/2014 tarihinde davacı yanın ilk siparişi karşılığı malı satın aldığını ve Irak ülkesine ihraç ettiğini, 28/05/2014 tarihinde ikinci parti mal için siparişinin e-mail yolu ile davalıya iletildiğini, aynı gün mal siparişini onaylayan e-maili davacıya gönderdiğini, davacının söz konusu malı teslim almak için tırları davalının adresine yolladığını, ancak malın tıra yüklenilmediğini, davalıya çekilen ihtarname üzerine davalının malı teslim ettiğini, 13/08/2014 tarihinde 3. parti malın e-mail yoluyla davalıdan talep edildiğini, ancak davalı ile irtibat kurulamadığını ve akabinde davalının mal vermeyeceğini davacıya bildirdiğini, bunun üzerine davacının davalıya 25/08/2014 tarihinde ihtarname keşide ederek malın teslim edilmesini talep ettiğini, ancak davalının 01/09/2014 tarihli ihtarname ile bayilik sözleşmesini tek taraflı olarak feshettiğini bildirdiğini, sözleşmenin süresinin 3 yıl olduğunu, bu sebeple davacının sözleşmenin 3.
maddesinde belirtilen 200.000 USD cezai şart bedelini davalıdan talep hakkı doğduğunu belirterek, 200.000 USD cezai şartın ihtarnamenin tebliği tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının, davalı mallarını Irak'a satmak istediğini, bunun üzerine davacı tarafından hazırlanan sözleşmenin ön sayfasının paraf atılmak suretiyle ikinci sayfası da kaşe ve imza atılmak suretiyle onaylandığını, ancak davacının işbu davada ön sayfa olarak paraf olmayan sayfa koyduğunu, halbuki paraflı ön sayfada cezai şart bedelinin 20.000 USD olarak kararlaştırıldığını, bu nedenle sözleşmenin geçerli olmadığı, deneme süresi içerisinde veya haklı nedenle fesih halinde cezai şart ödenmeyeceği, mücbir sebep bulunması halinde cezai şartın talep edilemeyeceği, üretici firmanın bilgisi dışında satış, reklam ve tanıtım çalışmaları nedeniyle haklı fesih olmayacağını, sözleşmenin deneme süresi içerisinde feshedildiğini ve cezai şart talep edilemeyeceğini, sözleşmenin cezai şart hükmünün şartları gerçekleşmediğini belirterek, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece,tüm dosya kapsamına göre; sözleşmenin davalı tarafından feshedildiği, davacının akde aykırılık sebebiyle sözleşmenin feshedildiği iddiasına dayanarak cezai şart talebinde bulunduğu, akdin daha önce davalı tarafından feshedilmiş olması nedeniyle akde aykırılık nedeni ile cezai şart isteminde bulunulmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince; davacı tarafından sözleşmeye aykırılık nedeniyle cezai şart talebinde bulunulduğu, taraflar arasındaki sözleşmenin davalı tarafından.... Noterliği'nin 01/09/2014 tarih ve 26833 yevmiye nolu ihtarnamesi ile feshedilmiş olduğu, davacı tarafından sözleşmenin haksız feshi nedeniyle cezai şart talebinde bulunulmadığı, sözleşme davalı tarafından feshedilmiş olduğundan ortada bir sözleşme bulunmadığından sözleşmeye aykırılık sebebiyle cezai şart talep edilebilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, bayilik sözleşmesine aykırılık nedeniyle cezai şart istemine ilişkindir. 6098 sayılı TBK’nın 179/1. maddesinde ‘’Bir sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi durumu için bir ceza kararlaştırılmışsa, aksi sözleşmeden anlaşılmadıkça alacaklı, ya borcun ya da cezanın ifasını isteyebilir.’’ denilmektedir. Bu maddede öngörülen ceza koşulu, alacaklıya ifayı ya da ceza koşulunu talep etmek bakımından seçimlik hak tanır. Seçimlik ceza koşulu öngören sözleşmelerin feshedilmesi, feshin geçerlilik tarihinden sonraki dönemler için ceza koşuluna dayalı istemleri haksız kılacak ise de, feshin geçerlilik tarihinden önceki işlem ve eylemler bakımından tarafların seçimlik ceza koşuluna dayalı taleplerinin haklı olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmekte olup, bu husus tartışılmaksızın sadece feshin karşı tarafça yapıldığı gerekçesine dayalı olarak ceza koşuluna dayalı istemlerin reddedilmesi isabetli değildir.
Bu durumda dikkat edilmesi gereken bir diğer nokta, feshin haklı sebebe dayalı olarak yapılıp yapılmadığı meselesidir.
Somut olayda; taraflar arasındaki ‘’Bayilik Sözleşmesi’’ başlıklı akdin 3.5. maddesinde ‘’Taraflardan biri taahhüdünü yerine getirmemesi durumunda karşı tarafa 200.000 USD cezai şart ödemeyi taahhüt ve kabul eder.’’ denilmekle TBK’nın 179/1. maddesinde yerini bulan seçimlik ceza koşulu kararlaştırılmıştır. Sözleşme kapsamında davacının ilk iki siparişi davalı tarafından teslim edilmekle bu kısma ilişkin ifa tamamlanmış, ancak davacının 13.08.2014 tarihinde e-mail yoluyla, 25.08.2014 tarihinde ise noter kanalıyla 3. parti sipariş için kendisine ürün verilmesini davalıdan talebi üzerine, davalı 01.09.2014 tarihli ihtarname ile davacının sözleşmeye aykırı olarak davalıya ait ürünleri Irak ülkesi üzerinden İran ülkesine sattığı gerekçesiyle sözleşmeyi feshettiğini bildirmiştir.
Davalının sözleşmeyi fesih tarihinden önce davacının sözleşme kapsamında ürün satın alma talebi olduğuna göre, davalının sözleşmeyi haksız olarak feshedip etmediği, ceza koşuluna dayalı istemler bakımından önem kazanmaktadır. Davalı, gerek 09.06.2014 tarihli ihtarmesinde gerekse 01.09.2014 tarihli feshi gerçekleştirdiği ihtarnamesinde ve cevap dilekçesinde, davacının sözleşmeye aykırı eylemleri nedeniyle sözleşmesinin feshedildiğini ileri sürmüş, davacı tarafından bu iddialar da inkar edilip feshin haksız olduğu ileri sürüldüğüne göre, bu durumda mahkemece, tarafların sözleşmenin feshinin haksız olup olmadığı konusundaki iddia ve delilleri değerlendirilip neticesine göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hatalı değerlendirme ile eksik inceleme araştırmaya dayalı olarak karar verilmesi isabetli olmamış olup, bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurularını esastan reddeden Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı yararına BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 13/06/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/794216200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz