Cezai şart
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/3751 E. 2024/8404 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
akde aykırılık↗ haklı fesih↗ haklı nedenle fesih↗ tek satıcılık sözleşmesi↗ tek satıcılık↗ mücbir sebep↗ bayilik sözleşmesi↗ sözleşmeye aykırılık↗ cezai şart↗ fesih↗ ihtarname↗ yasal faiz↗ dava sebebi↗ teslim↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında 24.03.2014 tarihinde 6 maddeden oluşan ve davalıya ait malların Irak ülkesinde satılması konusunu düzenleyen bayilik sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme kapsamında 29.03.2014 tarihinde davacı yanın ilk siparişi karşılığı malı satın aldığını ve Irak ülkesine ihraç ettiğini, 28.05.2014 tarihinde ikinci parti mal için siparişinin e-mail yolu ile davalıya iletildiğini, aynı gün mal siparişini onaylayan e-maili davacıya gönderdiğini, davacının söz konusu malı teslim almak için tırları davalının adresine yolladığını, ancak malın tıra yüklenilmediğini, davalıya çekilen ihtarname üzerine davalının malı teslim ettiğini, 13.08.2014 tarihinde 3. parti malın e-mail yoluyla davalıdan talep edildiğini, ancak davalı ile irtibat kurulamadığını ve akabinde davalının mal vermeyeceğini davacıya bildirdiğini, bunun üzerine davacının davalıya 25.08.2014 tarihinde ihtarname keşide ederek malın teslim edilmesini talep ettiğini, ancak davalının 01.09.2014 tarihli ihtarname ile bayilik sözleşmesini tek taraflı olarak feshettiğini bildirdiğini, sözleşmenin süresinin 3 yıl olduğunu, bu sebeple davacının sözleşmenin 3 üncü maddesinde belirtilen 200.000,00 USD cezai şart bedelini davalıdan talep hakkı doğduğunu belirterek, 200.000,00 USD cezai şartın ihtarnamenin tebliği tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının, davalı mallarını Irak'a satmak istediğini, bunun üzerine davacı tarafından hazırlanan sözleşmenin ön sayfasının paraf atılmak suretiyle ikinci sayfası da kaşe ve imza atılmak suretiyle onaylandığını, ancak davacının işbu davada ön sayfa olarak paraf olmayan sayfa koyduğunu, halbuki paraflı ön sayfada cezai şart bedelinin 20.000,00 USD olarak kararlaştırıldığını, bu nedenle sözleşmenin geçerli olmadığı, deneme süresi içerisinde veya haklı nedenle fesih halinde cezai şart ödenmeyeceği, mücbir sebep bulunması halinde cezai şartın talep edilemeyeceği, üretici firmanın bilgisi dışında satış, reklam ve tanıtım çalışmaları nedeniyle haklı fesih olmayacağını, sözleşmenin deneme süresi içerisinde feshedildiğini ve cezai şart talep edilemeyeceğini, sözleşmenin cezai şart hükmünün şartları gerçekleşmediğini belirterek, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, davalı şirketin sözleşmeyi fesih etmekte haklı olması nedeniyle davacının davalıdan sözleşmenin feshinden dolayı cezai şart talep edemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
IV. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, bayilik sözleşmesine aykırılık nedeniyle cezai şart istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
Mahkemece bozma ilamından sonra alınan 21.03.2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle, sözleşme m.3.2. hükmü tek başına okunduğu zaman, burada davacı-alıcı ne zaman ve ne kadar ürün talep ederse etsin davalı-satıcının bunu zamanında tam ve eksiksiz olarak teslim edeceğinin hükme bağlandığı şeklinde anlaşılabileceğini, hâl böyleyken üretici/satıcının kapasite sınırsızlığı gibi hayatın olağan akışına aykırı olacağı gibi, sözleşmenin diğer hükümleri ile de çelişki içinde olacağı, bu bağlamda sözleşme m.3.1.’de ve m.3.3.’den davalı-satıcının davacı-alıcıya satacağı ürün miktarına sınırlama getirilmek istendiğinin anlaşıldığını, bu nedenle dava dilekçesinde belirtilen, “13.08.2014 tarihinde üçüncü parti mal için 174.056,20 USD bedelli indirimsiz mal siparişini mail yoluyla davalıdan talebine, davalı-satıcının olumlu bakmamasının, bu kapsamda, sözleşme m.3.2.’sinin ihlali olarak değerlendirilemeyeceğini, sözleşmenin deneme süresi içerisinde taraflarca “hiçbir gerekçe gösterilmeden feshedilebileceği”ne dair sözleşmede açık bir düzenleme olmadığı hususları denilmesine rağmen mahkemece dava konusu malların sözleşmeye aykırı olarak davacı tarafından İran'da satıldığını davalının akde aykırılıktan şüphelenmesi üzerine davacının defter ve ticari kayıtlarını kontrol etmek üzere istemesi ve davacının buna icabet etmemesinin akde aykırı olduğu hususundaki tespiti yerinde bulunmamıştır.
Taraflar arasındaki ilişki belli bir coğrafi yer ile sınırlı tek satıcılık sözleşmesi olmadığı gibi davalının kendisine tahsis edilen Irak pazarı dışında mal sattığını da dosya içerisindeki bilgi ve belgelerle ispatlayamadığına göre, davalının sözleşmeyi feshetmesinin haklı bir sebebe dayanmadığı gözetilerek davalının tazminat sorumluluğu hesaplanıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken dosyadaki delillerle bağdaşmayan gerekçeye istinaden yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/1011 E. 2022/4809 K.
Ortak:akde aykırılık · bayilik sözleşmesi · sözleşmeye aykırılık · cezai şart · fesih · ihtarname · dava sebebi · teslim · Cezai şart
İncelediğiniz karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında 24.03.2014 tarihinde 6 maddeden oluşan ve davalıya ait malların Irak ülkesinde satılması konusunu düzenleyen «bayilik sözleşmesi» imzalandığını, bu sözleşme kapsamında 29.03.2014 tarihinde davacı yanın ilk siparişi karşılığı malı satın aldığını ve Irak ülkesine ihraç ettiğini, 28.05.2014 tarihinde ikinci parti mal için siparişinin e-mail yolu ile davalıya iletildiğini, aynı gün mal siparişini onaylayan e-maili davacıya gönderdiğini, davacının söz konusu malı «teslim» almak için tırları davalının adresine yolladığını, ancak malın tıra yüklenilmediğini, davalıya çekilen «ihtarname» üzerine davalının malı teslim ettiğini, 13.08.2014 tarihinde 3. parti malın e-mail yoluyla davalıdan talep edildiğini, ancak davalı ile irtibat kurulamadığını ve akabinde davalının mal vermeyeceğini davacıya bildirdiğini, bunun üzerine davacının davalıya 25.08.2014 tarihinde ihtarname keşide ederek malın teslim edilmesini talep ettiğini, ancak davalının 01.09.2014 tarihli ihtarname ile bayilik sözleşmesini tek taraflı olarak feshettiğini bildirdiğini, sözleşmenin süresinin 3 yıl olduğunu, bu sebeple davacının sözleşmenin 3 üncü maddesinde belirtilen 200.000,00 USD «cezai şart» bedelini davalıdan talep hakkı doğduğunu belirterek, 200.000,00 USD cezai şartın ihtarnamenin tebliği tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, «bayilik sözleşmesine aykırılık» nedeniyle «cezai şart» istemine ilişkindir.
… kinci sayfası da kaşe ve imza atılmak suretiyle onaylandığını, ancak davacının işbu davada ön sayfa olarak paraf olmayan sayfa koyduğunu, halbuki paraflı ön sayfada «cezai şart» bedelinin 20.000,00 USD olarak kararlaştırıldığını, bu nedenle sözleşmenin geçerli olmadığı, deneme süresi içerisinde veya «haklı nedenle fesih» halinde cezai şart ödenmeyeceği, «mücbir sebep» bulunması halinde cezai şartın talep edilemeyeceği, üretici firmanın bilgisi dışında satış, reklam ve tanıtım çalışmaları nedeniyle «haklı fesih» olmayacağını, sözleşmenin deneme süresi içerisinde feshedildiğini ve cezai şart talep edilemeyeceğini, sözleşmenin cezai şart hükmünün şartları gerçekleşmediğini b …
Benzer bu karardaNoterliği'nin 01/09/2014 tarih ve 26833 yevmiye nolu «ihtarnamesi» ile feshedilmiş olduğu, davacı tarafından sözleşmenin haksız feshi nedeniyle «cezai şart» talebinde bulunulmadığı, sözleşme davalı tarafından feshedilmiş olduğundan ortada bir sözleşme bulunmadığından «sözleşmeye aykırılık» sebebiyle cezai şart talep edilebilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
1- Dava, «bayilik sözleşmesine aykırılık» nedeniyle «cezai şart» istemine ilişkindir.
Mahkemece,tüm dosya kapsamına göre; sözleşmenin davalı tarafından feshedildiği, davacının «akde aykırılık» sebebiyle sözleşmenin feshedildiği iddiasına dayanarak «cezai şart» talebinde bulunduğu, akdin daha önce davalı tarafından feshedilmiş olması nedeniyle akde aykırılık nedeni ile cezai şart isteminde bulunulmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından «istinaf yoluna başvurulmuştur».
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:seçimlik hak · ceza koşulu · sözleşmenin feshi · ifa · taahhütname · eksik inceleme · istinaf yoluna başvurulabilirlik
Benzer bu karardaBu maddede öngörülen «ceza koşulu», alacaklıya ifayı ya da ceza koşulunu talep etmek bakımından «seçimlik hak» tanır.
Somut olayda; taraflar arasındaki ‘’Bayilik Sözleşmesi’’ başlıklı akdin 3.5. maddesinde ‘’Taraflardan biri «taahhüdünü» yerine getirmemesi durumunda karşı tarafa 200.000 USD «cezai şart» ödemeyi taahhüt ve kabul eder.’’ denilmekle TBK’nın 179/1. maddesinde yerini bulan seçimlik «ceza koşulu» kararlaştırılmıştır.
Davalı, gerek 09.06.2014 tarihli ihtarmesinde gerekse 01.09.2014 tarihli feshi gerçekleştirdiği «ihtarnamesinde» ve cevap dilekçesinde, davacının sözleşmeye aykırı eylemleri nedeniyle sözleşmesinin feshedildiğini ileri sürmüş, davacı tarafından bu iddialar da inkar edilip feshin haksız olduğu ileri sürüldüğüne göre, bu durumda mahkemece, tarafların «sözleşmenin feshinin» haksız olup olmadığı konusundaki iddia ve delilleri değerlendirilip neticesine göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hatalı değerlendirme ile «eksik inceleme» araştırmaya dayalı olarak karar verilmesi isabetli olmamış olup, bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurularını esastan reddeden Bölge Adliye Mahkemesi kararını …
Mahkemece,tüm dosya kapsamına göre; sözleşmenin davalı tarafından feshedildiği, davacının «akde aykırılık» sebebiyle sözleşmenin feshedildiği iddiasına dayanarak «cezai şart» talebinde bulunduğu, akdin daha önce davalı tarafından feshedilmiş olması nedeniyle akde aykırılık nedeni ile cezai şart isteminde bulunulmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından «istinaf yoluna başvurulmuştur».
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/3258 E. 2017/2310 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ihbar olunan · pasif husumet yokluğu · pasif husumet · husumet yokluğu · ihbar · ilan · husumet
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı ... aleyhine açılan davanın «pasif husumet yokluğundan» reddine, davalı parti aleyhine açılan davanın kısmen kabulüne, davacı fotoğrafının izinsiz kullanılmasının hukuka aykırı olduğunun tespitine, taleple bağlı kalınarak 1.000 TL maddi, 2.000 TL manevi tazminatın faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, hükmün «ilanına» dair verilen kararın davacı vekili ile davalı parti vekili ve «ihbar olunan» şirket vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/4870 E. 2021/299 K.
Ortak:teslim · e-defter
İncelediğiniz kararda… eşme m.3.2. hükmü tek başına okunduğu zaman, burada davacı-alıcı ne zaman ve ne kadar ürün talep ederse etsin davalı-satıcının bunu zamanında tam ve eksiksiz olarak «teslim» edeceğinin hükme bağlandığı şeklinde anlaşılabileceğini, hâl böyleyken üretici/satıcının kapasite sınırsızlığı gibi hayatın olağan akışına aykırı olacağı gibi, sözleşmenin diğer hükümleri ile de çelişki içinde olacağı, bu bağlamda sözleşme m.3.1.’de ve m.3.3.’den davalı-satıcının davacı-alıcıya satacağı ürün miktarına sınırlama getirilmek istendiğinin anlaşıldığını, bu nedenle dava dilekçesinde belirtilen, “13.08.2014 tarihinde üçüncü parti mal için 174.056,20 USD bedelli indirimsiz mal siparişini mail yoluyla davalıdan talebine, davalı-satıcının olumlu bakmamasının, bu kapsamda, sözleşme m.3.2.’sinin ihlali olarak değerlendirilemeyeceğini, sözleşmenin deneme süresi içerisinde taraflarca “hiçbir gerekçe gösterilmeden feshedilebileceği”ne dair sözleşmede açık bir düzenleme olmadığı hususları denilmesine rağmen mahkemece dava konusu malların sözleşmeye aykırı olarak davacı tarafından İran'da satıldığını davalının «akde aykırılıktan» şüphelenmesi üzerine davacının «defter» ve ticari kayıtlarını kontrol etmek üzere istemesi ve davacının buna icabet etmemesinin akde aykırı olduğu hususundaki tespiti yerinde bulunmamıştır.
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında 24.03.2014 tarihinde 6 maddeden oluşan ve davalıya ait malların Irak ülkesinde satılması konusunu düzenleyen «bayilik sözleşmesi» imzalandığını, bu sözleşme kapsamında 29.03.2014 tarihinde davacı yanın ilk siparişi karşılığı malı satın aldığını ve Irak ülkesine ihraç ettiğini, 28.05.2014 tarihinde ikinci parti mal için siparişinin e-mail yolu ile davalıya iletildiğini, aynı gün mal siparişini onaylayan e-maili davacıya gönderdiğini, davacının söz konusu malı «teslim» almak için tırları davalının adresine yolladığını, ancak malın tıra yüklenilmediğini, davalıya çekilen «ihtarname» üzerine davalının malı teslim ettiğini, 13.08.2014 tarihinde 3. parti malın e-mail yoluyla davalıdan talep edildiğini, ancak davalı ile irtibat kurulamadığını ve akabinde davalının mal vermeyeceğini davacıya bildirdiğini, bunun üzerine davacının davalıya 25.08.2014 tarihinde ihtarname keşide ederek malın teslim edilmesini talep ettiğini, ancak davalının 01.09.2014 tarihli ihtarname ile bayilik sözleşmesini tek taraflı olarak feshettiğini bildirdiğini, sözleşmenin süresinin 3 yıl olduğunu, bu sebeple davacının sözleşmenin 3 üncü maddesinde belirtilen 200.000,00 USD «cezai şart» bedelini davalıdan talep hakkı doğduğunu belirterek, 200.000,00 USD cezai şartın ihtarnamenin tebliği tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre, davacı tarafından birinci parti 42.897,60 TL tutarında ki malın «teslim» alındığı ve bu konuda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı, kargo teslim belgesinde 01.10.2010 tarihli 22442 «irsaliye» nolu faturanın teslimi konusunda ibarelenin bulunduğu, ikinci kargo teslim belgesinde herhangi bir ayırt edici özellik yanında, miktar ve nitelik itibariyle de açıklayıcı bilgi bulunamadığı, tarafların «defterleri» dikkate alındığında, davalı tarafından düzenlenen toplam «fatura» bedelinin 72.345,15 TL davacı tarafından yapılan «çek» ödemelerinin ise toplam 72.340,00 TL olduğu dikkate alındığında, ikinci kargo teslim belgesinin ikinci parti mallara ilişkin olduğu, fatura bedelleri ile yapılan ödemelerin de birbirine bulunduğu davacının davalıya yönelik «istirdat» ve «menfi tespit» isteminde haklı olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı davalıdan iki parti mal sipariş etmiş olup dosya içerisinde davalı tarafından davacıya yapılmış iki adet kargo «teslim» fişi bulunmaktadır.
Davacı bu iki kargo «tesliminin» birinci siparişin iki parça halinde gönderilmesi olduğunu iddia etmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:irsaliye · istirdat · fatura · çek · menfi tespit
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre, davacı tarafından birinci parti 42.897,60 TL tutarında ki malın «teslim» alındığı ve bu konuda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı, kargo teslim belgesinde 01.10.2010 tarihli 22442 «irsaliye» nolu faturanın teslimi konusunda ibarelenin bulunduğu, ikinci kargo teslim belgesinde herhangi bir ayırt edici özellik yanında, miktar ve nitelik itibariyle de açıklayıcı bilgi bulunamadığı, tarafların «defterleri» dikkate alındığında, davalı tarafından düzenlenen toplam «fatura» bedelinin 72.345,15 TL davacı tarafından yapılan «çek» ödemelerinin ise toplam 72.340,00 TL olduğu dikkate alındığında, ikinci kargo teslim belgesinin ikinci parti mallara ilişkin olduğu, fatura bedelleri ile yapılan ödemelerin de birbirine bulunduğu davacının davalıya yönelik «istirdat» ve «menfi tespit» isteminde haklı olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak 29.09.2010 tarihli ikinci kargo «teslim» fişi üzerinde kargo içeriğinin birinci siparişe ilişkin faturaya ait olduğunu gösteren «fatura» numarası bulunmaktadır.
İkinci siparişin birinci siparişten önce gönderilmiş olması söz konusu olamayacağından, ikinci kargo «teslim» fişinde davalının savunmasının aksine ilk siparişe ilişkin «fatura» seri numarası bulunduğuna göre karineten davalının ikinci sipariş konusu malları davacıya teslim etmediği kabul edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken maddi vakıayı yazılı şekilde belirleyerek karar verilmesi doğru olmamıştır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2024/3751 E. , 2024/8404 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2022/523 Esas, 2024/342 Karar
HÜKÜM
Davanın reddi
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında 24.03.2014 tarihinde 6 maddeden oluşan ve davalıya ait malların Irak ülkesinde satılması konusunu düzenleyen bayilik sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme kapsamında 29.03.2014 tarihinde davacı yanın ilk siparişi karşılığı malı satın aldığını ve Irak ülkesine ihraç ettiğini, 28.05.2014 tarihinde ikinci parti mal için siparişinin e-mail yolu ile davalıya iletildiğini, aynı gün mal siparişini onaylayan e-maili davacıya gönderdiğini, davacının söz konusu malı teslim almak için tırları davalının adresine yolladığını, ancak malın tıra yüklenilmediğini, davalıya çekilen ihtarname üzerine davalının malı teslim ettiğini, 13.08.2014 tarihinde 3. parti malın e-mail yoluyla davalıdan talep edildiğini, ancak davalı ile irtibat kurulamadığını ve akabinde davalının mal vermeyeceğini davacıya bildirdiğini, bunun üzerine davacının davalıya 25.08.2014 tarihinde ihtarname keşide ederek malın teslim edilmesini talep ettiğini, ancak davalının 01.09.2014 tarihli ihtarname ile bayilik sözleşmesini tek taraflı olarak feshettiğini bildirdiğini, sözleşmenin süresinin 3 yıl olduğunu, bu sebeple davacının sözleşmenin 3 üncü maddesinde belirtilen 200.000,00 USD cezai şart bedelini davalıdan talep hakkı doğduğunu belirterek, 200.000,00 USD cezai şartın ihtarnamenin tebliği tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının, davalı mallarını Irak'a satmak istediğini, bunun üzerine davacı tarafından hazırlanan sözleşmenin ön sayfasının paraf atılmak suretiyle ikinci sayfası da kaşe ve imza atılmak suretiyle onaylandığını, ancak davacının işbu davada ön sayfa olarak paraf olmayan sayfa koyduğunu, halbuki paraflı ön sayfada cezai şart bedelinin 20.000,00 USD olarak kararlaştırıldığını, bu nedenle sözleşmenin geçerli olmadığı, deneme süresi içerisinde veya haklı nedenle fesih halinde cezai şart ödenmeyeceği, mücbir sebep bulunması halinde cezai şartın talep edilemeyeceği, üretici firmanın bilgisi dışında satış, reklam ve tanıtım çalışmaları nedeniyle haklı fesih olmayacağını, sözleşmenin deneme süresi içerisinde feshedildiğini ve cezai şart talep edilemeyeceğini, sözleşmenin cezai şart hükmünün şartları gerçekleşmediğini belirterek, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, davalı şirketin sözleşmeyi fesih etmekte haklı olması nedeniyle davacının davalıdan sözleşmenin feshinden dolayı cezai şart talep edemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
IV. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, bayilik sözleşmesine aykırılık nedeniyle cezai şart istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
Mahkemece bozma ilamından sonra alınan 21.03.2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle, sözleşme m.3.2. hükmü tek başına okunduğu zaman, burada davacı-alıcı ne zaman ve ne kadar ürün talep ederse etsin davalı-satıcının bunu zamanında tam ve eksiksiz olarak teslim edeceğinin hükme bağlandığı şeklinde anlaşılabileceğini, hâl böyleyken üretici/satıcının kapasite sınırsızlığı gibi hayatın olağan akışına aykırı olacağı gibi, sözleşmenin diğer hükümleri ile de çelişki içinde olacağı, bu bağlamda sözleşme m.3.1.’de ve m.3.3.’den davalı-satıcının davacı-alıcıya satacağı ürün miktarına sınırlama getirilmek istendiğinin anlaşıldığını, bu nedenle dava dilekçesinde belirtilen, “13.08.2014 tarihinde üçüncü parti mal için 174.056,20 USD bedelli indirimsiz mal siparişini mail yoluyla davalıdan talebine, davalı-satıcının olumlu bakmamasının, bu kapsamda, sözleşme m.3.2.’sinin ihlali olarak değerlendirilemeyeceğini, sözleşmenin deneme süresi içerisinde taraflarca “hiçbir gerekçe gösterilmeden feshedilebileceği”ne dair sözleşmede açık bir düzenleme olmadığı hususları denilmesine rağmen mahkemece dava konusu malların sözleşmeye aykırı olarak davacı tarafından İran'da satıldığını davalının akde aykırılıktan şüphelenmesi üzerine davacının defter ve ticari kayıtlarını kontrol etmek üzere istemesi ve davacının buna icabet etmemesinin akde aykırı olduğu hususundaki tespiti yerinde bulunmamıştır.
Taraflar arasındaki ilişki belli bir coğrafi yer ile sınırlı tek satıcılık sözleşmesi olmadığı gibi davalının kendisine tahsis edilen Irak pazarı dışında mal sattığını da dosya içerisindeki bilgi ve belgelerle ispatlayamadığına göre, davalının sözleşmeyi feshetmesinin haklı bir sebebe dayanmadığı gözetilerek davalının tazminat sorumluluğu hesaplanıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken dosyadaki delillerle bağdaşmayan gerekçeye istinaden yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
V. SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen kararın BOZULMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, 27.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1108942700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz