Kar Payı Alacağı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/629 E. 2022/5285 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yatırımcı tazmin merkezi↗ vesayet↗ kâr payı alacağı↗ kaydileştirme↗ sermaye piyasası kanunu↗ kar payı↗ dava şartı yokluğu↗ mirasçılık↗ hamil↗ anonim şirket↗ usulden reddi↗ hukuki yarar↗ kâr payı↗ ticaret sicili↗ yönetim kurulu kararı↗ taahhütname↗ ilan↗ cy/cy kaydı↗ ibraz↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk derece mahkemesince iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacıların davalı şirketin ortağı olduğunun tespiti bakımından öncelikle kanun ve yönetmelik hükümlerine göre hareket etmesi gerektiği ve Yatırımcı Tazmin Merkezine başvurması gerekirken, başvuru süreci tamamlanmadan dava açmalarında hukuki yararlarının bulunmadığı kanaatine varılarak açılan davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, davacılar tarafından, davalı şirkete başvuru yapılarak, davalı şirket yönetim kurulunun 03/03/2000 tarih ve 463 sayılı kararını takiben Sermaye Piyasası Kurulu'nca 24/04/2000 tarih ve 52/570 sayılı ile kayda alınarak, ortaklığın 393.750.000.000.TL (393.750 TL) olan çıkarılmış sermayesinin artırılması nedeniyle ihraç edilen beheri 1.000,00.TL olan 286 adet hamiline yazılı E Grubu hisse senetlerinin davalı şirketin 25/06/2003 tarih ve 514 nolu yönetim kurulu kararıyla E Grubu hisse senetleri iptal edilerek D grubu hisse senetleriyle birleştirilmesine karar verilmesi nedeniyle 04/07/2006 tarih ve 6591 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi ilanı ile şirket D Grubu nama yazılı hisse senetlerinin hamiline şeklinde değiştirilmesi nedeniyle, D Grubu hamiline şeklinde düzenlenen hisse senetleriyle değiştirilmesini talep etmeleri, akabinde ihraççı konumunda olan davalı şirket tarafından 6704 sayılı Kanunla 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 13 üncü maddesinin Dördüncü Fıkrasında yapılan değişiklik ve 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 13'üncü maddesinin Dördüncü Fıkrasının Kısmen İptali Üzerine Yatırımcı Tazmin Merkezi Tarafından Yatırımcılara Yapılacak Ödemelere İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik"in 4, 5, 6 vd. maddeleri gereğince kaydileştirme işlemi yapılması ve gerekli taahhütte bulunması için davalı şirkete başvurulmadan ve başvurunun sonucunun beklenmeden dava açılamayacağı, böylelikle gerek hisse senetlerinin değiştirilmesi gerekse varsa kâr payı alacağı yönünden 6100 sayılı HMK'nın 114/1-h maddesi gereğince davacıların dava açmakta hukuki yararı bulunmadığı, ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dava, anonim şirket ortaklığına ait payların davacılar adına tescili ve geçmişe dönük kar payı talebine ilişkindir. Dava, davalı şirkette pay sahibi ölü ... mirasçıları tarafından açılmış olup, dosya kapsamında davacılar arasında elbirliği ortaklığının paylı mülkiyete çevrildiğine ilişkin bir hususa rastlanmamıştır. Dava dilekçesinde, gerekçeli kararda taraf olarak yer alan davacılar yanında mirasçı ...’e vesayeten ... tarafından mirasçı ... adına da dava açıldığı anlaşılmaktadır. Taraf teşkili, HMK’nın 114. ve 115. maddeleri uyarınca dava şartı niteliğinde olup mahkemece re’sen ve davanın her safhasında gözetilmesi gereken bir usul ilkesidir. Şu halde, mirasçı ...’in vesayet altında olduğuna dair vesayet kararı ve TMK’nın 462/2 maddesi uyarınca vasinin vesayet altındaki kişi adına dava açması hususunda mahkemeden aldığı izin kararı ile vasiden temin edilmiş vekaletnamenin ibrazı sağlanmaksızın işin esasına girilerek hüküm kurulması, gerekçeli kararda adı geçen ve davacı olarak gösterilen mirasçılardan ...’in sıfatına yer verilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu sebeple re'sen bozulması gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre davacılar vekilinin temyiz itirazının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/13488 E. 2012/19189 K.
Ortak:vesayet · dava şartı yokluğu · mirasçılık · dava şartı
İncelediğiniz karardaDava dilekçesinde, gerekçeli kararda taraf olarak yer alan davacılar yanında «mirasçı» ...’e «vesayeten» ... tarafından mirasçı ... adına da dava açıldığı anlaşılmaktadır.
Şu halde, «mirasçı» ...’in «vesayet» altında olduğuna dair vesayet kararı ve TMK’nın 462/2 maddesi uyarınca vasinin vesayet altındaki kişi adına dava açması hususunda mahkemeden aldığı izin kararı ile vasiden temin edilmiş vekaletnamenin «ibrazı» sağlanmaksızın işin esasına girilerek hüküm kurulması, gerekçeli kararda adı geçen ve davacı olarak gösterilen mirasçılardan ...’in sıfatına yer verilmeksizin yazı …
… kle kanun ve yönetmelik hükümlerine göre hareket etmesi gerektiği ve Yatırımcı Tazmin Merkezine başvurması gerekirken, başvuru süreci tamamlanmadan dava açmalarında «hukuki yararlarının» bulunmadığı kanaatine varılarak açılan davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle dava «şartı yokluğundan» «usulden reddine» karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… avunma ve tüm dosya kapsamına göre, gerek 743 sayılı MK'nun 405/8 maddesi gerekse 4721 sayılı TMK'nun 462/8 maddesi'ne göre konusu ve türü ne olursa olsun, vasinin, «vesayeti» altındaki kişi adına herhangi bir davayı açabilmesinin, her halükarda, bu konuda izin almış olması koşuluna bağlı olduğu, bu hususun «kamu düzenine» ilişkin olup, re'«sen gözetilmesi» gerektiği, somut olayda vasinin bu izni almadan dava açtığı, bu durumda vasiye bu yönde ilam alıp sunmak üzere süre vermesi mümkün ise de, davacı «kısıtlının» 11/02/2010 tarihinde ölmesi nedeniyle «husumete» izin kararının alınmasının artık imkansız hale geldiği gerekçesi ile dava «şartı yokluğundan» davanın reddine karar verilmiştir.
Her ne kadar mahkemece «vesayet» altında bulunan davacı adına dava açılırken vesayet mahkemesinden «husumete» izin kararı alınmadığı ve vesayet altında olan davacının yargılama aşamasında ölmüş olması sebebiyle izni alma imkanının ortadan kalktığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, vesayet makamından husumete izin alma hususundaki eksiklik yargılama aşamasında tamamlanabileceği gibi, somut olayda vesayet altındaki davacının ölümü üzerine «mirasçıları» olan ..., ..., ... ve ... davacı vekili olarak hareket eden avukata vekaletname vermişler ve davaya da «muvafakat» ettiklerini belirtmişlerdir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hisse devir sözleşmesinin iptali · re'sen gözetilme · sözleşmenin iptali · kısıtlılık · hisse devir sözleşmesi · muvafakat · kamu düzeni · limited şirket
Benzer bu karardaDava, «limited şirket» «hisse devir sözleşmesinin iptali» ile hisselerin iadesi, olmadığı taktirde hisse bedelinin tespit edilerek iadesi istemine ilişkindir.
… avunma ve tüm dosya kapsamına göre, gerek 743 sayılı MK'nun 405/8 maddesi gerekse 4721 sayılı TMK'nun 462/8 maddesi'ne göre konusu ve türü ne olursa olsun, vasinin, «vesayeti» altındaki kişi adına herhangi bir davayı açabilmesinin, her halükarda, bu konuda izin almış olması koşuluna bağlı olduğu, bu hususun «kamu düzenine» ilişkin olup, re'«sen gözetilmesi» gerektiği, somut olayda vasinin bu izni almadan dava açtığı, bu durumda vasiye bu yönde ilam alıp sunmak üzere süre vermesi mümkün ise de, davacı «kısıtlının» 11/02/2010 tarihinde ölmesi nedeniyle «husumete» izin kararının alınmasının artık imkansız hale geldiği gerekçesi ile dava «şartı yokluğundan» davanın reddine karar verilmiştir.
Her ne kadar mahkemece «vesayet» altında bulunan davacı adına dava açılırken vesayet mahkemesinden «husumete» izin kararı alınmadığı ve vesayet altında olan davacının yargılama aşamasında ölmüş olması sebebiyle izni alma imkanının ortadan kalktığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, vesayet makamından husumete izin alma hususundaki eksiklik yargılama aşamasında tamamlanabileceği gibi, somut olayda vesayet altındaki davacının ölümü üzerine «mirasçıları» olan ..., ..., ... ve ... davacı vekili olarak hareket eden avukata vekaletname vermişler ve davaya da «muvafakat» ettiklerini belirtmişlerdir.
-
Ticaret Sicil Memurunun Kararına İtiraz
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/14754 E. 2015/475 K.
Ortak:vesayet · ticaret sicili
İncelediğiniz karardaDava dilekçesinde, gerekçeli kararda taraf olarak yer alan davacılar yanında «mirasçı» ...’e «vesayeten» ... tarafından mirasçı ... adına da dava açıldığı anlaşılmaktadır.
Şu halde, «mirasçı» ...’in «vesayet» altında olduğuna dair vesayet kararı ve TMK’nın 462/2 maddesi uyarınca vasinin vesayet altındaki kişi adına dava açması hususunda mahkemeden aldığı izin kararı ile vasiden temin edilmiş vekaletnamenin «ibrazı» sağlanmaksızın işin esasına girilerek hüküm kurulması, gerekçeli kararda adı geçen ve davacı olarak gösterilen mirasçılardan ...’in sıfatına yer verilmeksizin yazı …
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, TMK’nın 463/3 maddesine göre «kısıtlı» adına “Bir işletmenin devralınması veya tasfiyesi, kişisel sorumluluğu gerektiren bir ortaklığa girilmesi veya önemli bir sermaye ile bir şirkete ortak olunması” halinde «sulh hukuk» hakiminden izin alınması ve alınan bu iznin de asliye hukuk hakimi tarafından onaylanması gerektiği, «vesayet» mahkemesi olan ....
Sulh Hukuk Mahkemesi’nin bu konuda bir izin vermediğinin anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulü ile «vesayet» altında bulunan davacının MK’nın 462 ve 463 maddeleri gereği izin ve ilgili mahkemesinden onay alınmadan davalı Kılıçhanlar ......i’nin %96 oranda ortağı olmasının yok hükmünde olduğunun tespitine karar verilmiştir.
Dava, 4721 sayılı TMK hükümleri uyarınca «kısıtlanan» davacı ...’nun davalı şirketteki ortaklığının ve müdür olarak atanması işleminin yok hükmünde olduğunun tespiti ve buna ilişkin «ticaret sicil» kayıtlarının iptali istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yasal hasım · kısıtlılık · yargılama giderleri · sulh hukuk mahkemesi · sulh · harç · vekalet ücreti · temsil
Benzer bu karardaAyrıca kabule göre, davalı...Memurluğu «yasal hasım» konumunda bulunup davanın açılmasına da sebebiyet vermediğinden aleyhine «harç», «yargılama giderleri» ve «vekalet ücretine» hükmedilmemesi gerekirken, aksine hüküm tesisi, yine, davacı taraf kendisini vekille «temsil» ettirmediği halde bu husus nazara alınmayarak davacı yararına vekalet ücretine hükmedilmesi de doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, TMK’nın 463/3 maddesine göre «kısıtlı» adına “Bir işletmenin devralınması veya tasfiyesi, kişisel sorumluluğu gerektiren bir ortaklığa girilmesi veya önemli bir sermaye ile bir şirkete ortak olunması” halinde «sulh hukuk» hakiminden izin alınması ve alınan bu iznin de asliye hukuk hakimi tarafından onaylanması gerektiği, «vesayet» mahkemesi olan ....
Vesayet altına alınan kişiler (küçükler veya «kısıtlılar») taraf oldukları davalarda vasileri tarafından «temsil» edilirler.
Kararı, davalı ... «temsilcisi» temyiz etmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/18541 E. 2015/3567 K.
Ortak:vesayet · dava şartı
İncelediğiniz karardaDava dilekçesinde, gerekçeli kararda taraf olarak yer alan davacılar yanında «mirasçı» ...’e «vesayeten» ... tarafından mirasçı ... adına da dava açıldığı anlaşılmaktadır.
Şu halde, «mirasçı» ...’in «vesayet» altında olduğuna dair vesayet kararı ve TMK’nın 462/2 maddesi uyarınca vasinin vesayet altındaki kişi adına dava açması hususunda mahkemeden aldığı izin kararı ile vasiden temin edilmiş vekaletnamenin «ibrazı» sağlanmaksızın işin esasına girilerek hüküm kurulması, gerekçeli kararda adı geçen ve davacı olarak gösterilen mirasçılardan ...’in sıfatına yer verilmeksizin yazı …
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; davanın «haksız fiil» hukuki «sebebine» dayandığı, davacı yönünden davanın açıldığı tarihte «vesayetin» sona ermesi nedeniyle dava açma hakkının bulunmadığı, alacak talep edilen dönem itibariyle vasi olması nedeniyle bu davayı açabileceği düşünülse de bir yıllık «hak düşürücü sürenin» dava tarihi itibariyle dolduğu, diğer davacının bizzat paraları aldığının ihtilafsız olması nedeniyle bu davacının talebinin de dayanağının bulunmadığı, öte yandan …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:derdestlik · hak düşürücü süre · haksız fiil · görevsizlik kararı · tacir · dava sebebi
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; davanın «haksız fiil» hukuki «sebebine» dayandığı, davacı yönünden davanın açıldığı tarihte «vesayetin» sona ermesi nedeniyle dava açma hakkının bulunmadığı, alacak talep edilen dönem itibariyle vasi olması nedeniyle bu davayı açabileceği düşünülse de bir yıllık «hak düşürücü sürenin» dava tarihi itibariyle dolduğu, diğer davacının bizzat paraları aldığının ihtilafsız olması nedeniyle bu davacının talebinin de dayanağının bulunmadığı, öte yandan …
Sulh Hukuk Mahkemesi'nde 5.514,00 TL yönünden açılan dava nedeniyle «derdestlik» durumunun söz konusu olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde tarafların «tacir» olup olmadıklarına bakılmaksızın bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde, öngörülen hususlarda …
Bu itibarla mahkemece, uyuşmazlığın bankacılık işleminden kaynaklanan ticari dava niteliğinde olduğu hususu gözetilerek «görevsizlik» kararı verilmesi gerekirken işin esasının incelenmesi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/12212 E. 2013/11335 K.
Ortak:vesayet · ibraz · dava şartı
İncelediğiniz karardaŞu halde, «mirasçı» ...’in «vesayet» altında olduğuna dair vesayet kararı ve TMK’nın 462/2 maddesi uyarınca vasinin vesayet altındaki kişi adına dava açması hususunda mahkemeden aldığı izin kararı ile vasiden temin edilmiş vekaletnamenin «ibrazı» sağlanmaksızın işin esasına girilerek hüküm kurulması, gerekçeli kararda adı geçen ve davacı olarak gösterilen mirasçılardan ...’in sıfatına yer verilmeksizin yazı …
Dava dilekçesinde, gerekçeli kararda taraf olarak yer alan davacılar yanında «mirasçı» ...’e «vesayeten» ... tarafından mirasçı ... adına da dava açıldığı anlaşılmaktadır.
Benzer bu karardaSomut olayda vasi, «vesayet» kararını «ibraz» etmişse de vesayet makamının iznine dair kararı ibraz etmemiş, mahkemece de bu husus üzerinde durulmamıştır.
Dava, banka aleyhine açılan zararın tahsili istemine ilişkin olup, dava «kısıtlı»...ye «vesayeten» vasisi ... tarafından açılmıştır.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 462/8. maddesi hükmü gereğince, acele hallerde vasinin geçici önlemler alma yetkisi saklı kalmak üzere, vasinin dava açabilmesi «vesayet» makamının iznine tabidir (Dairemizin 07.06.2012 gün ve 2012/6837-9880 E.K., 27.11.2012 gün ve 2011/13488-19189 E.K. sayılı ilamlarında belirtildiği gibi).
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ek mehil · kısıtlılık
Benzer bu karardaDava, banka aleyhine açılan zararın tahsili istemine ilişkin olup, dava «kısıtlı»...ye «vesayeten» vasisi ... tarafından açılmıştır.
Bu durumda, «vesayet» makamından dava açmaya izin kararı alması için davacı vasiye «mehil» vermek ve bu karar alındıktan sonra davaya devam edilerek oluşacak sonuç çerçevesinde karar vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş re'sen bozmayı gerektirmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/629 E. , 2022/5285 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Niğde 2. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 12.07.2019 tarih ve 2016/307 E.- 2019/280 K. sayılı kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi'nce verilen 07.09.2020 tarih ve 2019/1889 E.- 2020/641 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkillerinin murisi ...’in davalı şirkette 1/50 oranında hisse sahibi iken vefat ettiğini, müteveffanın maliki olduğu hisselerin mirasçıları olarak müvekkillerine kaldığını, müvekkillerinin hisseleri ve şirketin kâr-zarar durumu hakkında bilgi almak istediklerini ancak bu taleplerinin reddedildiğini, bu hususta gönderilen ihtarnameye de yanıt verilmediğini, müvekkillerinin mağdur olduğunu belirterek davalı şirkette müvekkillerine intikal eden 1/50 oranındaki şirket hissesinin müvekkilleri adına ticaret siciline tescili ile geriye dönük 10 yıllık kâr payının müvekkillerine hisseleri oranında ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacıların kâr payı alacaklarının zamanaşımına uğradığını, davacıların 31 Aralık 2012 tarihine kadar müvekkili şirket hisselerini şirkete müracaat ederek kaydileştirmediği ve teslim etmedğinin tespit edildiğini, davacıların hisse senetlerinden kaynaklanan tüm hukuki haklarını kaybettiklerini, kanun gereği bu hakların yatırımcılar tazmin merkezine intikal ettiğini, davacıların hisse senetleriyle ilgili olarak kâr payı alacağı dahil herhangi bir talepte bulunmalarının hukuken mümkün olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk derece mahkemesince iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacıların davalı şirketin ortağı olduğunun tespiti bakımından öncelikle kanun ve yönetmelik hükümlerine göre hareket etmesi gerektiği ve Yatırımcı Tazmin Merkezine başvurması gerekirken, başvuru süreci tamamlanmadan dava açmalarında hukuki yararlarının bulunmadığı kanaatine varılarak açılan davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, davacılar tarafından, davalı şirkete başvuru yapılarak, davalı şirket yönetim kurulunun 03/03/2000 tarih ve 463 sayılı kararını takiben Sermaye Piyasası Kurulu'nca 24/04/2000 tarih ve 52/570 sayılı ile kayda alınarak, ortaklığın 393.750.000.000.TL (393.750 TL) olan çıkarılmış sermayesinin artırılması nedeniyle ihraç edilen beheri 1.000,00.TL olan 286 adet hamiline yazılı E Grubu hisse senetlerinin davalı şirketin 25/06/2003 tarih ve 514 nolu yönetim kurulu kararıyla E Grubu hisse senetleri iptal edilerek D grubu hisse senetleriyle birleştirilmesine karar verilmesi nedeniyle 04/07/2006 tarih ve 6591 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi ilanı ile şirket D Grubu nama yazılı hisse senetlerinin hamiline şeklinde değiştirilmesi nedeniyle, D Grubu hamiline şeklinde düzenlenen hisse senetleriyle değiştirilmesini talep etmeleri, akabinde ihraççı konumunda olan davalı şirket tarafından 6704 sayılı Kanunla 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 13 üncü maddesinin Dördüncü Fıkrasında yapılan değişiklik ve 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 13'üncü maddesinin Dördüncü Fıkrasının Kısmen İptali Üzerine Yatırımcı Tazmin Merkezi Tarafından Yatırımcılara Yapılacak Ödemelere İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik"in 4, 5, 6 vd.
maddeleri gereğince kaydileştirme işlemi yapılması ve gerekli taahhütte bulunması için davalı şirkete başvurulmadan ve başvurunun sonucunun beklenmeden dava açılamayacağı, böylelikle gerek hisse senetlerinin değiştirilmesi gerekse varsa kâr payı alacağı yönünden 6100 sayılı HMK'nın 114/1-h maddesi gereğince davacıların dava açmakta hukuki yararı bulunmadığı, ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dava, anonim şirket ortaklığına ait payların davacılar adına tescili ve geçmişe dönük kar payı talebine ilişkindir. Dava, davalı şirkette pay sahibi ölü ... mirasçıları tarafından açılmış olup, dosya kapsamında davacılar arasında elbirliği ortaklığının paylı mülkiyete çevrildiğine ilişkin bir hususa rastlanmamıştır. Dava dilekçesinde, gerekçeli kararda taraf olarak yer alan davacılar yanında mirasçı ...’e vesayeten ... tarafından mirasçı ... adına da dava açıldığı anlaşılmaktadır. Taraf teşkili, HMK’nın 114. ve 115. maddeleri uyarınca dava şartı niteliğinde olup mahkemece re’sen ve davanın her safhasında gözetilmesi gereken bir usul ilkesidir. Şu halde, mirasçı ...’in vesayet altında olduğuna dair vesayet kararı ve TMK’nın 462/2 maddesi uyarınca vasinin vesayet altındaki kişi adına dava açması hususunda mahkemeden aldığı izin kararı ile vasiden temin edilmiş vekaletnamenin ibrazı sağlanmaksızın işin esasına girilerek hüküm kurulması, gerekçeli kararda adı geçen ve davacı olarak gösterilen mirasçılardan ...’in sıfatına yer verilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu sebeple re'sen bozulması gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre davacılar vekilinin temyiz itirazının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün re’sen BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenle davacılar vekilinin temyiz itirazının bu aşamada incelenmesine gerek olmadığına, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz eden davacılara iadesine, 27/06/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/792936000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz