Ticaret Sicil Memurunun Kararına İtiraz
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/14754 E. 2015/475 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
vesayet↗ yasal hasım↗ kısıtlılık↗ yargılama giderleri↗ sulh hukuk mahkemesi↗ ticaret sicili↗ sulh↗ harç↗ vekalet ücreti↗ temsil↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, TMK’nın 463/3 maddesine göre kısıtlı adına “Bir işletmenin devralınması veya tasfiyesi, kişisel sorumluluğu gerektiren bir ortaklığa girilmesi veya önemli bir sermaye ile bir şirkete ortak olunması” halinde sulh hukuk hakiminden izin alınması ve alınan bu iznin de asliye hukuk hakimi tarafından onaylanması gerektiği, vesayet mahkemesi olan .... Sulh Hukuk Mahkemesi’nin bu konuda bir izin vermediğinin anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulü ile vesayet altında bulunan davacının MK’nın 462 ve 463 maddeleri gereği izin ve ilgili mahkemesinden onay alınmadan davalı Kılıçhanlar ......i’nin %96 oranda ortağı olmasının yok hükmünde olduğunun tespitine karar verilmiştir.
Kararı, davalı ... temsilcisi temyiz etmiştir.
Dava, 4721 sayılı TMK hükümleri uyarınca kısıtlanan davacı ...’nun davalı şirketteki ortaklığının ve müdür olarak atanması işleminin yok hükmünde olduğunun tespiti ve buna ilişkin ticaret sicil kayıtlarının iptali istemine ilişkindir. Davacı ... hakkında....Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 20.01.2006 tarih 2005/898 E. 2006/43 K. sayılı ilamı ile TMK’nın 406. maddesi hükmü uyarınca kısıtlanma kararı verilmiş, oğlu .... ise vasi olarak atanmıştır......... Memurluğu’nun kayıtlarına göre davacı ...’nun davalı ... ile birlikte 06.02.2006 tarihinde davalı şirketi kurdukları görülmektedir. İşbu dava kısıtlı ...’nun vasisi .... tarafından açılmıştır.
Vesayet altına alınan kişiler (küçükler veya kısıtlılar) taraf oldukları davalarda vasileri tarafından temsil edilirler. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 462/8. maddesi vasinin vesayeti altındaki kişi adına dava açabilmesini vesayet makamının iznine tabi kılmıştır. Konusu ve türü ne olursa olsun, vasinin, vesayeti altındaki kişi adına herhangi bir davayı açabilmesi her halükarda bu konuda izin almış olması koşuluna bağlıdır.
Somut olayda davayı vesayet altındaki davacı ...’yu temsilen açmış olan vasinin, böyle bir davayı açma konusunda 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 462/8. maddesi uyarınca vesayet makamından izin almış olduğu ileri sürülmemiş ve dosyaya buna dair bir ilam sunulmamıştır. Bu durumda, mahkemece vasiye, eldeki davayı açması konusunda vesayet makamından izin alması ve buna dair ilamı dosyaya sunması için uygun bir süre verilmesi; bu nitelikte bir ilam alınıp sunulduğu takdirde davaya devam edilip esas hakkında hüküm kurulması, aksi takdirde esasa girilmeksizin davanın salt bu nedenle reddine karar verilmesi gerektiği halde anılan husus gözetilmeden yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Ayrıca kabule göre, davalı...Memurluğu yasal hasım konumunda bulunup davanın açılmasına da sebebiyet vermediğinden aleyhine harç, yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmemesi gerekirken, aksine hüküm tesisi, yine, davacı taraf kendisini vekille temsil ettirmediği halde bu husus nazara alınmayarak davacı yararına vekalet ücretine hükmedilmesi de doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/13488 E. 2012/19189 K.
Ortak:vesayet · kısıtlılık
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, TMK’nın 463/3 maddesine göre «kısıtlı» adına “Bir işletmenin devralınması veya tasfiyesi, kişisel sorumluluğu gerektiren bir ortaklığa girilmesi veya önemli bir sermaye ile bir şirkete ortak olunması” halinde «sulh hukuk» hakiminden izin alınması ve alınan bu iznin de asliye hukuk hakimi tarafından onaylanması gerektiği, «vesayet» mahkemesi olan ....
Sulh Hukuk Mahkemesi’nin bu konuda bir izin vermediğinin anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulü ile «vesayet» altında bulunan davacının MK’nın 462 ve 463 maddeleri gereği izin ve ilgili mahkemesinden onay alınmadan davalı Kılıçhanlar ......i’nin %96 oranda ortağı olmasının yok hükmünde olduğunun tespitine karar verilmiştir.
Dava, 4721 sayılı TMK hükümleri uyarınca «kısıtlanan» davacı ...’nun davalı şirketteki ortaklığının ve müdür olarak atanması işleminin yok hükmünde olduğunun tespiti ve buna ilişkin «ticaret sicil» kayıtlarının iptali istemine ilişkindir.
Benzer bu kararda… avunma ve tüm dosya kapsamına göre, gerek 743 sayılı MK'nun 405/8 maddesi gerekse 4721 sayılı TMK'nun 462/8 maddesi'ne göre konusu ve türü ne olursa olsun, vasinin, «vesayeti» altındaki kişi adına herhangi bir davayı açabilmesinin, her halükarda, bu konuda izin almış olması koşuluna bağlı olduğu, bu hususun «kamu düzenine» ilişkin olup, re'«sen gözetilmesi» gerektiği, somut olayda vasinin bu izni almadan dava açtığı, bu durumda vasiye bu yönde ilam alıp sunmak üzere süre vermesi mümkün ise de, davacı «kısıtlının» 11/02/2010 tarihinde ölmesi nedeniyle «husumete» izin kararının alınmasının artık imkansız hale geldiği gerekçesi ile dava «şartı yokluğundan» davanın reddine karar verilmiştir.
Her ne kadar mahkemece «vesayet» altında bulunan davacı adına dava açılırken vesayet mahkemesinden «husumete» izin kararı alınmadığı ve vesayet altında olan davacının yargılama aşamasında ölmüş olması sebebiyle izni alma imkanının ortadan kalktığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, vesayet makamından husumete izin alma hususundaki eksiklik yargılama aşamasında tamamlanabileceği gibi, somut olayda vesayet altındaki davacının ölümü üzerine «mirasçıları» olan ..., ..., ... ve ... davacı vekili olarak hareket eden avukata vekaletname vermişler ve davaya da «muvafakat» ettiklerini belirtmişlerdir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hisse devir sözleşmesinin iptali · re'sen gözetilme · sözleşmenin iptali · dava şartı yokluğu · mirasçılık · hisse devir sözleşmesi · muvafakat · kamu düzeni
Benzer bu kararda… avunma ve tüm dosya kapsamına göre, gerek 743 sayılı MK'nun 405/8 maddesi gerekse 4721 sayılı TMK'nun 462/8 maddesi'ne göre konusu ve türü ne olursa olsun, vasinin, «vesayeti» altındaki kişi adına herhangi bir davayı açabilmesinin, her halükarda, bu konuda izin almış olması koşuluna bağlı olduğu, bu hususun «kamu düzenine» ilişkin olup, re'«sen gözetilmesi» gerektiği, somut olayda vasinin bu izni almadan dava açtığı, bu durumda vasiye bu yönde ilam alıp sunmak üzere süre vermesi mümkün ise de, davacı «kısıtlının» 11/02/2010 tarihinde ölmesi nedeniyle «husumete» izin kararının alınmasının artık imkansız hale geldiği gerekçesi ile dava «şartı yokluğundan» davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, «limited şirket» «hisse devir sözleşmesinin iptali» ile hisselerin iadesi, olmadığı taktirde hisse bedelinin tespit edilerek iadesi istemine ilişkindir.
Her ne kadar mahkemece «vesayet» altında bulunan davacı adına dava açılırken vesayet mahkemesinden «husumete» izin kararı alınmadığı ve vesayet altında olan davacının yargılama aşamasında ölmüş olması sebebiyle izni alma imkanının ortadan kalktığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, vesayet makamından husumete izin alma hususundaki eksiklik yargılama aşamasında tamamlanabileceği gibi, somut olayda vesayet altındaki davacının ölümü üzerine «mirasçıları» olan ..., ..., ... ve ... davacı vekili olarak hareket eden avukata vekaletname vermişler ve davaya da «muvafakat» ettiklerini belirtmişlerdir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/12212 E. 2013/11335 K.
Ortak:vesayet · kısıtlılık
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, TMK’nın 463/3 maddesine göre «kısıtlı» adına “Bir işletmenin devralınması veya tasfiyesi, kişisel sorumluluğu gerektiren bir ortaklığa girilmesi veya önemli bir sermaye ile bir şirkete ortak olunması” halinde «sulh hukuk» hakiminden izin alınması ve alınan bu iznin de asliye hukuk hakimi tarafından onaylanması gerektiği, «vesayet» mahkemesi olan ....
Sulh Hukuk Mahkemesi’nin bu konuda bir izin vermediğinin anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulü ile «vesayet» altında bulunan davacının MK’nın 462 ve 463 maddeleri gereği izin ve ilgili mahkemesinden onay alınmadan davalı Kılıçhanlar ......i’nin %96 oranda ortağı olmasının yok hükmünde olduğunun tespitine karar verilmiştir.
Dava, 4721 sayılı TMK hükümleri uyarınca «kısıtlanan» davacı ...’nun davalı şirketteki ortaklığının ve müdür olarak atanması işleminin yok hükmünde olduğunun tespiti ve buna ilişkin «ticaret sicil» kayıtlarının iptali istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaDava, banka aleyhine açılan zararın tahsili istemine ilişkin olup, dava «kısıtlı»...ye «vesayeten» vasisi ... tarafından açılmıştır.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 462/8. maddesi hükmü gereğince, acele hallerde vasinin geçici önlemler alma yetkisi saklı kalmak üzere, vasinin dava açabilmesi «vesayet» makamının iznine tabidir (Dairemizin 07.06.2012 gün ve 2012/6837-9880 E.K., 27.11.2012 gün ve 2011/13488-19189 E.K. sayılı ilamlarında belirtildiği gibi).
Somut olayda vasi, «vesayet» kararını «ibraz» etmişse de vesayet makamının iznine dair kararı ibraz etmemiş, mahkemece de bu husus üzerinde durulmamıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ek mehil · ibraz
Benzer bu karardaSomut olayda vasi, «vesayet» kararını «ibraz» etmişse de vesayet makamının iznine dair kararı ibraz etmemiş, mahkemece de bu husus üzerinde durulmamıştır.
Bu durumda, «vesayet» makamından dava açmaya izin kararı alması için davacı vasiye «mehil» vermek ve bu karar alındıktan sonra davaya devam edilerek oluşacak sonuç çerçevesinde karar vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş re'sen bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/6459 E. 2013/11042 K.
Ortak:vesayet · kısıtlılık
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, TMK’nın 463/3 maddesine göre «kısıtlı» adına “Bir işletmenin devralınması veya tasfiyesi, kişisel sorumluluğu gerektiren bir ortaklığa girilmesi veya önemli bir sermaye ile bir şirkete ortak olunması” halinde «sulh hukuk» hakiminden izin alınması ve alınan bu iznin de asliye hukuk hakimi tarafından onaylanması gerektiği, «vesayet» mahkemesi olan ....
Sulh Hukuk Mahkemesi’nin bu konuda bir izin vermediğinin anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulü ile «vesayet» altında bulunan davacının MK’nın 462 ve 463 maddeleri gereği izin ve ilgili mahkemesinden onay alınmadan davalı Kılıçhanlar ......i’nin %96 oranda ortağı olmasının yok hükmünde olduğunun tespitine karar verilmiştir.
Dava, 4721 sayılı TMK hükümleri uyarınca «kısıtlanan» davacı ...’nun davalı şirketteki ortaklığının ve müdür olarak atanması işleminin yok hükmünde olduğunun tespiti ve buna ilişkin «ticaret sicil» kayıtlarının iptali istemine ilişkindir.
Benzer bu kararda… avunma ve tüm dosya kapsamına göre, gerek 743 sayılı MK'nun 405/8 maddesi gerekse 4721 sayılı TMK'nun 462/8 maddesi'ne göre konusu ve türü ne olursa olsun, vasinin, «vesayeti» altındaki kişi adına herhangi bir davayı açabilmesinin, her halükarda, bu konuda izin almış olması koşuluna bağlı olduğu, bu hususun «kamu düzenine» ilişkin olup, re'«sen gözetilmesi» gerektiği, somut olayda vasinin bu izni almadan dava açtığı, bu durumda vasiye bu yönde ilam alıp sunmak üzere süre vermesi mümkün ise de, davacı «kısıtlının» 11/02/2010 tarihinde ölmesi nedeniyle «husumete» izin kararının alınmasının artık imkansız hale geldiği gerekçesi ile dava «şartı yokluğundan» davanın reddine dair verilen kararın davacılar vekili tarafından temyizi üzerine karar dairemizce bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:re'sen gözetilme · dava şartı yokluğu · kamu düzeni · husumet
Benzer bu kararda… avunma ve tüm dosya kapsamına göre, gerek 743 sayılı MK'nun 405/8 maddesi gerekse 4721 sayılı TMK'nun 462/8 maddesi'ne göre konusu ve türü ne olursa olsun, vasinin, «vesayeti» altındaki kişi adına herhangi bir davayı açabilmesinin, her halükarda, bu konuda izin almış olması koşuluna bağlı olduğu, bu hususun «kamu düzenine» ilişkin olup, re'«sen gözetilmesi» gerektiği, somut olayda vasinin bu izni almadan dava açtığı, bu durumda vasiye bu yönde ilam alıp sunmak üzere süre vermesi mümkün ise de, davacı «kısıtlının» 11/02/2010 tarihinde ölmesi nedeniyle «husumete» izin kararının alınmasının artık imkansız hale geldiği gerekçesi ile dava «şartı yokluğundan» davanın reddine dair verilen kararın davacılar vekili tarafından temyizi üzerine karar dairemizce bozulmuştur.
1 benzer karar daha
-
Taşıma sözleşmesinden kaynaklanan tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/9521 E. 2013/8513 K.
Ortak:vesayet · kısıtlılık · sulh hukuk mahkemesi · sulh
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, TMK’nın 463/3 maddesine göre «kısıtlı» adına “Bir işletmenin devralınması veya tasfiyesi, kişisel sorumluluğu gerektiren bir ortaklığa girilmesi veya önemli bir sermaye ile bir şirkete ortak olunması” halinde «sulh hukuk» hakiminden izin alınması ve alınan bu iznin de asliye hukuk hakimi tarafından onaylanması gerektiği, «vesayet» mahkemesi olan ....
Sulh Hukuk Mahkemesi’nin bu konuda bir izin vermediğinin anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulü ile «vesayet» altında bulunan davacının MK’nın 462 ve 463 maddeleri gereği izin ve ilgili mahkemesinden onay alınmadan davalı Kılıçhanlar ......i’nin %96 oranda ortağı olmasının yok hükmünde olduğunun tespitine karar verilmiştir.
Dava, 4721 sayılı TMK hükümleri uyarınca «kısıtlanan» davacı ...’nun davalı şirketteki ortaklığının ve müdür olarak atanması işleminin yok hükmünde olduğunun tespiti ve buna ilişkin «ticaret sicil» kayıtlarının iptali istemine ilişkindir.
Benzer bu kararda4721 sayılı TMK'nın 407/... maddesi uyarınca "Bir yıl veya daha uzun süreli özgürlüğü bağlayıcı bir cezaya mahkum olan her ergin «kısıtlanır».
Cezayı yerine getirmekle «görevli» makam, böyle bir hükümlünün cezasını çekmeye başladığını, kendisine «vasi atanmak» üzere hemen yetkili «vesayet» makamına «bildirmekle yükümlüdür»." Davacı vasi ...'in ....06.2011 tarihinde ... ....
Bu durumda «vesayet» davasının sonucunun beklenip, vasiye «husumete» izin kararı almak suretiyle davacı adına davayı takip imkanı tanınmadan davanın takip edilmesi nedeniyle «açılmamış sayılma» kararı verilmesi doğru görülmemiş davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:vasi atanması · bildirim yükümlülüğü · işlemden kaldırma · davanın açılmamış sayılması · açılmamış sayılma · infaz · yenileme · husumet
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre, «işlemden kaldırma» kararı verildiği tarihten itibaren ... ay içerisinde «yenilenmeyen» «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
Mahkemece «işlemden kaldırma» kararının verildiği tarihten itibaren ... ay içerisinden «yenilenmeyen» «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
Cezayı yerine getirmekle «görevli» makam, böyle bir hükümlünün cezasını çekmeye başladığını, kendisine «vasi atanmak» üzere hemen yetkili «vesayet» makamına «bildirmekle yükümlüdür»." Davacı vasi ...'in ....06.2011 tarihinde ... ....
Bu durumda «vesayet» davasının sonucunun beklenip, vasiye «husumete» izin kararı almak suretiyle davacı adına davayı takip imkanı tanınmadan davanın takip edilmesi nedeniyle «açılmamış sayılma» kararı verilmesi doğru görülmemiş davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/14754 E. , 2015/475 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada.... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 17/01/2013 tarih ve 2012/243-2013/9 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı Ticaret Sicil Memurluğu temsilcisi tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi.... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı ...’nun vasisi ...., babası ... hakkında ..... Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 20.01.2006 tarih 2005/898 E.-2006/43 K. sayılı kararı ile MK’nın 406. maddesi uyarınca kısıtlanma kararı verilip kendisinin de vasi olarak atandığını, buna rağmen kısıtlı olan babasının ticaret sicil kayıtlarına göre 16.02.2006 tarihinde davalı......’nin diğer davalı ... ile birlikte kurucu ortağı olarak göründüğünü, kısıtlının şirket kurabilmesi için vasisinin izni gerektiği halde böyle bir izin alınmadığını, şirket ortaklığı ve diğer tüm işlemlerin davalı ... tarafından yapıldığını, 2006-2007 yıllarında sahte belge tanzimi nedeniyle.....Vergi Dairesi’nce yürütülen soruşturma sonucunda kısıtlı babası hakkında....
Asliye Ceza Mahkemesi'nde VUK’a muhalefetten ceza davası açıldığını, soruşturma ve davalara neden olan sahte belge tanziminin babasının kısıtlı olduğu dönemde davalı ... tarafından yapıldığını ileri sürerek, vasisi olduğu babası ...’nun .... ......’deki hissedarlığı ve müdürlük sıfatının yok hükmünde olduğunun tespitine ve buna ilişkin ticaret sicil kayıtlarının iptali ile resen silinmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekilleri ayrı ayrı davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, TMK’nın 463/3 maddesine göre kısıtlı adına “Bir işletmenin devralınması veya tasfiyesi, kişisel sorumluluğu gerektiren bir ortaklığa girilmesi veya önemli bir sermaye ile bir şirkete ortak olunması” halinde sulh hukuk hakiminden izin alınması ve alınan bu iznin de asliye hukuk hakimi tarafından onaylanması gerektiği, vesayet mahkemesi olan .... Sulh Hukuk Mahkemesi’nin bu konuda bir izin vermediğinin anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulü ile vesayet altında bulunan davacının MK’nın 462 ve 463 maddeleri gereği izin ve ilgili mahkemesinden onay alınmadan davalı Kılıçhanlar ......i’nin %96 oranda ortağı olmasının yok hükmünde olduğunun tespitine karar verilmiştir.
Kararı, davalı ... temsilcisi temyiz etmiştir.
Dava, 4721 sayılı TMK hükümleri uyarınca kısıtlanan davacı ...’nun davalı şirketteki ortaklığının ve müdür olarak atanması işleminin yok hükmünde olduğunun tespiti ve buna ilişkin ticaret sicil kayıtlarının iptali istemine ilişkindir. Davacı ... hakkında....Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 20.01.2006 tarih 2005/898 E. 2006/43 K. sayılı ilamı ile TMK’nın 406. maddesi hükmü uyarınca kısıtlanma kararı verilmiş, oğlu .... ise vasi olarak atanmıştır......... Memurluğu’nun kayıtlarına göre davacı ...’nun davalı ... ile birlikte 06.02.2006 tarihinde davalı şirketi kurdukları görülmektedir. İşbu dava kısıtlı ...’nun vasisi .... tarafından açılmıştır.
Vesayet altına alınan kişiler (küçükler veya kısıtlılar) taraf oldukları davalarda vasileri tarafından temsil edilirler. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 462/8. maddesi vasinin vesayeti altındaki kişi adına dava açabilmesini vesayet makamının iznine tabi kılmıştır. Konusu ve türü ne olursa olsun, vasinin, vesayeti altındaki kişi adına herhangi bir davayı açabilmesi her halükarda bu konuda izin almış olması koşuluna bağlıdır.
Somut olayda davayı vesayet altındaki davacı ...’yu temsilen açmış olan vasinin, böyle bir davayı açma konusunda 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 462/8. maddesi uyarınca vesayet makamından izin almış olduğu ileri sürülmemiş ve dosyaya buna dair bir ilam sunulmamıştır. Bu durumda, mahkemece vasiye, eldeki davayı açması konusunda vesayet makamından izin alması ve buna dair ilamı dosyaya sunması için uygun bir süre verilmesi; bu nitelikte bir ilam alınıp sunulduğu takdirde davaya devam edilip esas hakkında hüküm kurulması, aksi takdirde esasa girilmeksizin davanın salt bu nedenle reddine karar verilmesi gerektiği halde anılan husus gözetilmeden yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Ayrıca kabule göre, davalı...Memurluğu yasal hasım konumunda bulunup davanın açılmasına da sebebiyet vermediğinden aleyhine harç, yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmemesi gerekirken, aksine hüküm tesisi, yine, davacı taraf kendisini vekille temsil ettirmediği halde bu husus nazara alınmayarak davacı yararına vekalet ücretine hükmedilmesi de doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı....Memurluğu temsilcisinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın anılan davalı yararına BOZULMASINA, 16.01.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/167627600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz