Yönetici sorumluluğu
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/2018 E. 2022/4797 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Zamanaşımı
- ['6102/555']
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
anonim şirket yöneticisinin sorumluluğu↗ ttk 555↗ borçtan kurtulma↗ şirket yöneticisinin sorumluluğu↗ kovuşturmaya yer olmadığına dair karar↗ ttk 309/4↗ uzamış ceza zamanaşımı↗ yönetici sorumluluğu↗ yemin teklifi↗ ceza zamanaşımı↗ yemin delili↗ şikayet↗ yemin↗ şirket zararı↗ zamanaşımı def'i↗ denetime elverişlilik↗ iş bölümü↗ mahsup↗ def'i↗ kâr kaybı↗ anonim şirket↗ fatura↗ ıslah↗ yönetim kurulu kararı↗ terkin↗ avans faizi↗ karar verilmesine yer olmadığına↗ zamanaşımı↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre, davacı şirketin dava dışı TDO Tas. Bas. Yay. Ltd. Şti.'ye aktarılan 16.520 TL'den dolayı alacağının bulunmadığı, bu ödemenin usulsüz bir ödeme veya faturanın hayali bir fatura olduğuna dair her hangi bir delil bulunmadığı tespit edilmiş, bu ödeme yönünden istenilen 2.000,00 TL'lik tazminat talebinin ispat edilememesi nedeniyle reddine, iş avansları ve ortaklara borçlar hesapları ile dava konusu çeklerden dolayı davacı şirketin davalıdan 187.333,61 TL alacağının bulunduğu, hesaplama yapılırken mahkemenin 2017/707 E. sayılı davasına konu olan 38.500,00 TL bedelli çekin mahsup edildiği, dava ve eylem tarihi itibariyle uyuşmazlığa uygulanması gereken 6762 s. TTK'nın 309. maddesi gereğince, davalı yönetim kurulu üyesinin, davacı şirketi zarara uğratmadığını ispatlaması gerektiği, genel kurullardaki soyut ibraların borçtan kurtulmak için yeterli olmadığı, davalının bu harcama kalemleri ve çekler yönünden davacı şirketi zarara uğratmadığını ispat edemediği, açıkça yemin deliline de dayanılmadığından davacı şirkete yemin teklif edip etmeyecekleri sorulmadığı, iş avansı hesabı ve ortaklara borçlar hesabı ile dava konusu 3 çekten dolayı, davalının davacı şirketi 187.333,61 TL zarara uğrattığı sonucuna varıldığı, davacının 27/10/2020 tarihli ıslah dilekçesiyle, belgesiz bu harcamalar ve çekler yönünden talebini 187.333,61 TL'ye yükselttiği, davalının ise, zamanaşımı itirazında bulunduğu, ıslah tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 s. TTK'nın 555 ve 560., 5237 s. TCK'nın 155/2 ve 66/1-d maddesi gereğince dava konusu uyuşmazlığın 15 yıllık zamanaşımına tabi olduğu ve ıslah tarihi itibariyle bu sürenin dolmadığı sonucuna varıldığından ıslaha karşı ileri sürülen zamanaşımı itirazının reddedildiği, davacının 3 adet solisyon ruhsatı ve 1 markanın usulsüz devrinden doğan gelir kaybına ilişkin 2.000,00 TL'lik tazminat taleplerini 23/05/2012 tarihli dilekçeleriyle atiye terk ettiklerini (davayı bu yönden geri aldıklarını) beyan ettiği ve davalı vekilinin de geri almayı kabul ettiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacı tarafın 3 adet solisyon ruhsatının ve 1 adet markanın devrinden kaynaklanan 2.000,00 TL'lik gelir kaybına ilişkin tazminat talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına, 187.333,61 TL tazminatın, dava tarihi olan 10/08/2010 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin taleplerinin reddine, karar verilmiştir.
Karara karşı davalı vekili tarafından temyiz kanun yoluna başvurulmuştur.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, Anonim şirket yöneticisinin sorumluluğu istemine ilişkindir.
10.08.2010 dava tarihinde yürürlükte bulunan mülga 6762 sayılı TTK 309/son maddesinde “mesul olan kimselere karşı tazminat istemek hakkının, davacının zararı ve mesul olan kimseyi öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve herhalde zararı doğuran fiilin vukuu tarihinden itibaren beş sene geçmekle müruruzamana uğrayacağı, şu kadar ki fiilin cezayı müstelzim olup Ceza Kanununa göre müddeti daha uzun müruruzamana tabi bulunuyorsa tazminat davasına da o müruruzamanın tatbik olunacağı” hükmü getirilmiş, yargılama sırasında yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK 560 maddesinde de, zamanaşımı yönünden aynı hüküm sevk edilmiştir.
Somut uyuşmazlıkta, 10.08.2010 dava tarihinde, davalının 2009 yılına ait eylemlerine dayalı olarak 10.000.00 TL.nin tazmini istemi ile kısmi dava açılmış, yargılama sırasında davacı vekili 27.10.2020 tarihli dilekçesi ile dava değerini arttırarak 187.333.61 TL.nin tazminini istemiş, davalı vekilince ıslahla arttırılan bölüm yönünden zamanaşımı def’i ileri sürülmüş, yerel mahkemece davalının eyleminin cezayı müstelzim olduğu, 15 yıllık ceza zamanaşımına tabi bulunduğu, zamanaşımının gerçekleşmediği gerekçesiyle davalının zamanaşımı def’i reddedilerek yazılı şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Oysa, davalının sorumluluğuna esas eylemler nedeniyle davacı tarafından Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmuş olup, Konya Cumhuriyet Başsavcılığının 10.11.2010 tarih ve 2010/30790-20574 sayılı kararı ile “şikayete konu hususların hukuk mahkemesinde çözümlenmesi gereken sorunlar olduğu, yeterli delil bulunmadığı” gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş, şikayetçi vekilinin itirazı Seydişehir Ağır Ceza Mahkemesi’nin 08.02.2011 tarih ve 2011/290 D.İş sayılı kararı ile ret edilmiştir.
Islah tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK 560 maddesinde T.C.K.ya göre daha uzun dava zamanaşımının uygulanabilmesi için kamu davası açılması ve ceza mahkumiyeti bulunmaması şart olmayıp eylemin cezayı müstelzim olması yeterlidir.
Bu halde yerel mahkemece, davalının hangi eylemlerinin hangi nedenle cezayı müstelzim olduğu hususunun karar yerinde, denetime elverişli bir şekilde tartışılıp değerlendirilmesi gerekmektedir.
Islah tarihi itibariyle TTK 560 maddesinde düzenlenen 2-5 yıllık zamanaşımı süreleri geçmiş olup, yerel mahkemece hiçbir gerekçe gösterilmeden ve tartışılmadan davalının eyleminin salt cezayı müstelzim olduğu ve 15 yıllık uzamış ceza zamanaşımına tabi bulunduğu gerekçesiyle davalının zamanaşımının def’inin reddi ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, ıslahla arttırılan bölüm yönünden davalının temyiz isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yönetici sorumluluğu | Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/6244 E. 2023/579 K.
Ortak:borçtan kurtulma · şirket yöneticisinin sorumluluğu · kovuşturmaya yer olmadığına dair karar · uzamış ceza zamanaşımı · yönetici sorumluluğu · yemin teklifi · ceza zamanaşımı · yemin delili · zamanaşımı ['6102/555']
İncelediğiniz karardaTTK'nın 309. maddesi gereğince, davalı «yönetim kurulu» üyesinin, davacı «şirketi zarara» uğratmadığını ispatlaması gerektiği, genel kurullardaki soyut ibraların «borçtan kurtulmak» için yeterli olmadığı, davalının bu harcama kalemleri ve çekler yönünden davacı şirketi zarara uğratmadığını ispat edemediği, açıkça «yemin deliline» de dayanılmadığından davacı şirkete «yemin teklif» edip etmeyecekleri sorulmadığı, iş avansı hesabı ve ortaklara borçlar hesabı ile dava konusu 3 çekten dolayı, davalının davacı şirketi 187.333,61 TL zarara uğrattığı sonucuna varıldığı, davacının 27/10/2020 tarihli «ıslah» dilekçesiyle, belgesiz bu harcamalar ve çekler yönünden talebini 187.333,61 TL'ye yükselttiği, davalının ise, «zamanaşımı» itirazında bulunduğu, ıslah tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 s.
2-Dava, Anonim «şirket yöneticisinin sorumluluğu» istemine ilişkindir.
Islah tarihi itibariyle TTK 560 maddesinde düzenlenen 2-5 yıllık «zamanaşımı» süreleri geçmiş olup, yerel mahkemece hiçbir gerekçe gösterilmeden ve tartışılmadan davalının eyleminin salt cezayı müstelzim olduğu ve 15 yıllık «uzamış ceza zamanaşımına» tabi bulunduğu gerekçesiyle davalının «zamanaşımının def»’inin reddi ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, ıslahla arttırılan «bölüm» yönünden davalının temyiz isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaDava, Anonim «şirket yöneticisinin sorumluluğu» istemine ilişkindir.
Islah tarihi itibariyle TTK 560 maddesinde düzenlenen 2-5 yıllık «zamanaşımı» süreleri geçmiş olup, yerel mahkemece hiçbir gerekçe gösterilmeden ve tartışılmadan davalının eyleminin salt cezayı müstelzim olduğu ve 15 yıllık «uzamış ceza zamanaşımına» tabi bulunduğu gerekçesiyle davalının «zamanaşımının def»’inin reddi ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, ıslahla arttırılan «bölüm» yönünden davalının temyiz isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının bozulması gerekmiştir...." gerekçesiyle (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı veki …
… yargılama sırasında davacı vekili 27.10.2020 tarihli dilekçesi ile dava değerini arttırarak 187.333.61 TL.nin tazminini istemiş, davalı vekilince ıslahla arttırılan «bölüm» yönünden «zamanaşımı def»’i ileri sürülmüş, yerel mahkemece davalının eyleminin cezayı müstelzim olduğu, 15 yıllık «ceza zamanaşımına» tabi bulunduğu, zamanaşımının gerçekleşmediği gerekçesiyle davalının zamanaşımı def’i reddedilerek yazılı şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:güveni kötüye kullanma · tazminat davası · yetki · temsil
Benzer bu kararda… me Sebepleri Davacı vekili karar düzeltme dilekçesinde özetle; bozma kararının usul ve kanuna aykırı bulunduğunu, 6102 sayılı Kanun'un 555 ve 560 ıncı maddelerinde, «şirketin zarara» uğraması hâlinde ceza kanunlarına göre daha uzun «zamanaşımı» süresi varsa tazminat davasında bu zamanaşımı süresinin uygulanacağının açıkça düzenlendiğini, hukuk davasında ceza hukukunda öngörülen daha uzun zamanaşımı süresinin «tazminat davası» için de geçerli olabilmesinin, sadece fiilin ceza kanununa göre cezayı gerektiren bir fiil olmasının yeterli olması koşuluna bağlandığını, davalı ...'ın cezayı gerektiren fiillerinin açıkça sıralandığını ve davalı ...'ın «yönetim kurulu» üyesi olarak şirketi «temsil» ve ilzama «yetki» verildiği dönemde, bu yetki davalı tarafından kötüye kullanılarak müvekkili şirketin davalı tarafından zarara uğratıldığını, bu eylemin «güveni kötüye kullanma» suçunun nitelikli hâlini oluşturduğunu ve bu suçun nitelikli hâllerinin dava zamanaşımı süresinin 15 yıl olduğunu, Mahkeme kararının bu yöndeki gerekçesinin doğru …
2.Hukuk davasında ceza hukukunda öngörülen daha uzun «zamanaşımı» süresinin «tazminat davası» için de geçerli olabilmesinin, sadece fiilin ceza kanununa göre cezayı gerektiren bir fiil olmasının yeterli olduğu koşuluna bağlandığı, cezayı gerektiren fiilin, 5237 sayılı Kanun'un 155 inci maddesinin ikinci fıkrası ve 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi uyarınca zamanaşımı süresinin 15 yıl olması nedeniyle dava konusu uyuşmazlığın 15 yıllık zamanaşımına tabi olduğu ve «ıslah» tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşılmaktadır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/10047 E. 2018/3141 K.
Ortak:ceza zamanaşımı · zamanaşımı · i̇i̇k 72/son · zamanaşımı ['6102/555']
İncelediğiniz kararda10.08.2010 dava tarihinde yürürlükte bulunan mülga 6762 sayılı TTK 309/«son» maddesinde “mesul olan kimselere karşı tazminat istemek hakkının, davacının zararı ve mesul olan kimseyi öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve herhalde zararı doğuran fiilin vukuu tarihinden itibaren beş sene geçmekle müruruzamana uğrayacağı, şu kadar ki fiilin cezayı müstelzim olup Ceza Kanununa göre müddeti daha uzun müruruzamana tabi bulunuyorsa tazminat davasına da o müruruzamanın tatbik olunacağı” hükmü getirilmiş, yargılama sırasında yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK 560 maddesinde de, «zamanaşımı» yönünden aynı hüküm sevk edilmiştir.
… yargılama sırasında davacı vekili 27.10.2020 tarihli dilekçesi ile dava değerini arttırarak 187.333.61 TL.nin tazminini istemiş, davalı vekilince ıslahla arttırılan «bölüm» yönünden «zamanaşımı def»’i ileri sürülmüş, yerel mahkemece davalının eyleminin cezayı müstelzim olduğu, 15 yıllık «ceza zamanaşımına» tabi bulunduğu, zamanaşımının gerçekleşmediği gerekçesiyle davalının zamanaşımı def’i reddedilerek yazılı şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Islah tarihi itibariyle TTK 560 maddesinde düzenlenen 2-5 yıllık «zamanaşımı» süreleri geçmiş olup, yerel mahkemece hiçbir gerekçe gösterilmeden ve tartışılmadan davalının eyleminin salt cezayı müstelzim olduğu ve 15 yıllık «uzamış ceza zamanaşımına» tabi bulunduğu gerekçesiyle davalının «zamanaşımının def»’inin reddi ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, ıslahla arttırılan «bölüm» yönünden davalının temyiz isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının bozulması gerekmiştir.
Benzer bu kararda1-Dava, şirket yöneticisinin şirkete verdiği iddia olunan «dolaylı zararın» tazmini istemiyle açılan sorumluluk ve «alacak davası» olup mahkemece davalının «zamanaşımı» itirazı hukuk zamanaşımı süresinin dolmadığı gerekçesiyle reddedilmiş ise de; ...' nın 309. maddesinin «son» fıkrası uyarınca, mesul olan kimselere karşı tazminat istemek hakkı davacının zararı ve mesul olan kimseyi öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve her halde zararı …
Dolayısıyla suç tarihinden itibaren «ceza zamanaşımı» süresi dolmamış olup mahkemenin hukuk zamanaşımının dolmadığı gerekçesi doğru değil ise de yukarıda açıklanan gerekçeyle zamanaşımının reddi sonucu itibariyle doğrudur.
Somut olayda zararın vukuu tarihinden itibaren beş yıl ve mesul olan kimsenin öğrenildiği tarihten itibaren iki yıl geçmiş ise de davalının eylemi, 5237 sayılı TCK' nın «257». maddesine göre hizmet nedeniyle görevi kötüye kullanma suçu olduğundan aynı Yasa'nın 66. maddesine göre dava «zamanaşımı» 8 yıldır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:dolaylı zarar · i̇i̇k 257 · gerçek zarar · alacak davası
Benzer bu kararda1-Dava, şirket yöneticisinin şirkete verdiği iddia olunan «dolaylı zararın» tazmini istemiyle açılan sorumluluk ve «alacak davası» olup mahkemece davalının «zamanaşımı» itirazı hukuk zamanaşımı süresinin dolmadığı gerekçesiyle reddedilmiş ise de; ...' nın 309. maddesinin «son» fıkrası uyarınca, mesul olan kimselere karşı tazminat istemek hakkı davacının zararı ve mesul olan kimseyi öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve her halde zararı …
Ancak, dava «dolaylı zarar» iddiasıyla açılmış olup, davacı uğradığı «gerçek zararın» saptanarak dolaylı zarar miktarı kadar şirkete verilmesini isteyebilir.
TL’yi yöneticisi olduğu şirkete intikal ettirmeyerek hem davacı alacaklının «dolaylı zarara» uğramasına neden olduğu, hem de anılan tutar kadar yöneticisi bulunduğu şirkete borcu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Somut olayda zararın vukuu tarihinden itibaren beş yıl ve mesul olan kimsenin öğrenildiği tarihten itibaren iki yıl geçmiş ise de davalının eylemi, 5237 sayılı TCK' nın «257». maddesine göre hizmet nedeniyle görevi kötüye kullanma suçu olduğundan aynı Yasa'nın 66. maddesine göre dava «zamanaşımı» 8 yıldır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/3915 E. 2011/2496 K.
Ortak:ceza zamanaşımı · zamanaşımı def'i · def'i · yönetim kurulu kararı · zamanaşımı · zamanaşımı ['6102/555']
İncelediğiniz kararda… yargılama sırasında davacı vekili 27.10.2020 tarihli dilekçesi ile dava değerini arttırarak 187.333.61 TL.nin tazminini istemiş, davalı vekilince ıslahla arttırılan «bölüm» yönünden «zamanaşımı def»’i ileri sürülmüş, yerel mahkemece davalının eyleminin cezayı müstelzim olduğu, 15 yıllık «ceza zamanaşımına» tabi bulunduğu, zamanaşımının gerçekleşmediği gerekçesiyle davalının zamanaşımı def’i reddedilerek yazılı şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Islah tarihi itibariyle TTK 560 maddesinde düzenlenen 2-5 yıllık «zamanaşımı» süreleri geçmiş olup, yerel mahkemece hiçbir gerekçe gösterilmeden ve tartışılmadan davalının eyleminin salt cezayı müstelzim olduğu ve 15 yıllık «uzamış ceza zamanaşımına» tabi bulunduğu gerekçesiyle davalının «zamanaşımının def»’inin reddi ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, ıslahla arttırılan «bölüm» yönünden davalının temyiz isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının bozulması gerekmiştir.
TTK'nın 309. maddesi gereğince, davalı «yönetim kurulu» üyesinin, davacı «şirketi zarara» uğratmadığını ispatlaması gerektiği, genel kurullardaki soyut ibraların «borçtan kurtulmak» için yeterli olmadığı, davalının bu harcama kalemleri ve çekler yönünden davacı şirketi zarara uğratmadığını ispat edemediği, açıkça «yemin deliline» de dayanılmadığından davacı şirkete «yemin teklif» edip etmeyecekleri sorulmadığı, iş avansı hesabı ve ortaklara borçlar hesabı ile dava konusu 3 çekten dolayı, davalının davacı şirketi 187.333,61 TL zarara uğrattığı sonucuna varıldığı, davacının 27/10/2020 tarihli «ıslah» dilekçesiyle, belgesiz bu harcamalar ve çekler yönünden talebini 187.333,61 TL'ye yükselttiği, davalının ise, «zamanaşımı» itirazında bulunduğu, ıslah tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 s.
Benzer bu karardaOysa, TTK' nun 1460 ncı maddesi gereğince dava basit muhakeme usulüne tabi olup, davalılar ilk celseden evvel «zamanaşımı def»'i nde bulunduklarından davalıların zamanaşımı def'i süresinde olup, mahkemece, zamanaşımı def'i 3.4.2008 tarihli oturumda gerekçesiz bir şekilde reddedilmiş ise de …
Davacı tarafça davaya dayanak yapılan ve davalılar tarafından dava dışı şirketlerle yapılan sözleşmelerin «fesih» tarihinin 10.6.1999 tarihi olması, işbu davanın 15.10.2007 tarihinde açılması ve anılan madde de öngörülen «ceza zamanaşımı» süresinin varlığının da iddia edilmemesi karşısında davalılar yönünden fesih tarihi ile dava tarihi arasındaki beş yıllık sürenin geçmiş olması nedeniyle davanın z …
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davalıların «yönetim kurulu» başkanı ve üyesi oldukları İsbaş A.Ş ile dava dışı şirketlerle imzalanan «sözleşmeleri fesh» etmek suretiyle İsbaş A.Ş. nin tazminat ödemesine neden olduklarının mahkeme kararları ile ve icra dosyaları ile belirlendiği gerekçesiyle davanın kabulü ile dava konusu tazminatın davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sözleşmenin feshi · fesih
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davalıların «yönetim kurulu» başkanı ve üyesi oldukları İsbaş A.Ş ile dava dışı şirketlerle imzalanan «sözleşmeleri fesh» etmek suretiyle İsbaş A.Ş. nin tazminat ödemesine neden olduklarının mahkeme kararları ile ve icra dosyaları ile belirlendiği gerekçesiyle davanın kabulü ile dava konusu tazminatın davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Davacı tarafça davaya dayanak yapılan ve davalılar tarafından dava dışı şirketlerle yapılan sözleşmelerin «fesih» tarihinin 10.6.1999 tarihi olması, işbu davanın 15.10.2007 tarihinde açılması ve anılan madde de öngörülen «ceza zamanaşımı» süresinin varlığının da iddia edilmemesi karşısında davalılar yönünden fesih tarihi ile dava tarihi arasındaki beş yıllık sürenin geçmiş olması nedeniyle davanın z …
1 benzer karar daha
-
Yöneticinin Sorumluluğu Nedeniyle Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/14053 E. 2018/2427 K.
Ortak:ceza zamanaşımı · şikayet · şirket zararı · yönetim kurulu kararı · zamanaşımı · zamanaşımı ['6102/555']
İncelediğiniz karardaTTK'nın 309. maddesi gereğince, davalı «yönetim kurulu» üyesinin, davacı «şirketi zarara» uğratmadığını ispatlaması gerektiği, genel kurullardaki soyut ibraların «borçtan kurtulmak» için yeterli olmadığı, davalının bu harcama kalemleri ve çekler yönünden davacı şirketi zarara uğratmadığını ispat edemediği, açıkça «yemin deliline» de dayanılmadığından davacı şirkete «yemin teklif» edip etmeyecekleri sorulmadığı, iş avansı hesabı ve ortaklara borçlar hesabı ile dava konusu 3 çekten dolayı, davalının davacı şirketi 187.333,61 TL zarara uğrattığı sonucuna varıldığı, davacının 27/10/2020 tarihli «ıslah» dilekçesiyle, belgesiz bu harcamalar ve çekler yönünden talebini 187.333,61 TL'ye yükselttiği, davalının ise, «zamanaşımı» itirazında bulunduğu, ıslah tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 s.
… yargılama sırasında davacı vekili 27.10.2020 tarihli dilekçesi ile dava değerini arttırarak 187.333.61 TL.nin tazminini istemiş, davalı vekilince ıslahla arttırılan «bölüm» yönünden «zamanaşımı def»’i ileri sürülmüş, yerel mahkemece davalının eyleminin cezayı müstelzim olduğu, 15 yıllık «ceza zamanaşımına» tabi bulunduğu, zamanaşımının gerçekleşmediği gerekçesiyle davalının zamanaşımı def’i reddedilerek yazılı şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Islah tarihi itibariyle TTK 560 maddesinde düzenlenen 2-5 yıllık «zamanaşımı» süreleri geçmiş olup, yerel mahkemece hiçbir gerekçe gösterilmeden ve tartışılmadan davalının eyleminin salt cezayı müstelzim olduğu ve 15 yıllık «uzamış ceza zamanaşımına» tabi bulunduğu gerekçesiyle davalının «zamanaşımının def»’inin reddi ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, ıslahla arttırılan «bölüm» yönünden davalının temyiz isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalıların süresi içerisinde zaman aşımı itirazında bulundukları, davada «zamanaşımı» süresinin zararın ve sorumluların öğrenilmesinden itibaren 2 yıl olduğu, zararın en geç eski «yönetim kurulu» hakkında dava açılmasına ilişkin kararın alındığı, 05/03/2011 tarihinde zararın öğrenildiğinin kabul edildiği, bu tarihten itibaren iki yıllık zaman aşım süresi do …
1- Dava, şirket «yönetim kurulu» üyelerinin ve muhasebecisinin «şirketi zarara» uğrattığı iddiasına dayalı alacak istemine ilişkindir.
Cumhuriyet Başsavcılığının 2011/7071 sayılı soruşturma dosyası nazara alınarak «ceza zamanaşımı» hükümlerinin de değerlendirilmesi gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/2018 E. , 2022/4797 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 02.12.2020 tarih ve 2015/954 E. - 2020/988 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının müvekkili şirketin eski yöneticisi olduğunu, davalının görevi sırasında kötü niyetle yaptığı eylemler nedeniyle müvekkili şirketi zarara uğrattığını, davalı tarafından temsil ve imza yetkisinin kötüye kullanılması suretiyle 13/07/2009 tarihinde kendi lehine toplam 153.833 TL. bedelli 4 adet çek keşide ettiğini, ayrıca 3 adet solüsyon ruhsatı ile ŞİFTRAP adlı ürüne ilişkin marka tescil belgesinin yönetim kurulu kararı olmadan dava dışı üçüncü kişiye devredildiğini, davacı şirket ticari defterlerine göre, masraf hesapları kaleminden 105.169,43 TL, cari hesaplar kaleminden 135.488,18 TL'lik belgesiz harcama yaptığını, yine dava dışı TDO Tasarım Basım Yayın Matbaa Danışmanlık Sab.
Tic. Ltd. Şti. ile Povisor Kutu tasarımı konusunda şirket kayıtlarına girmeyecek şekilde hayali sözleşme yaparak şirketi zarara uğrattığını ileri sürerek davalının kendi lehine keşide ettiği 4 adet çekten dolayı şimdilik 2.000,00 TL, masraf hesaplarından yaptığı belgesiz harcamalardan dolayı 2.000,00 TL, şirket cari hesaplarından yaptığı belgesiz harcamalardan dolayı 2.000,00 TL, TDO Ltd. Şti.'ne aktarmış olduğu bedelden dolayı 2.000,00 TL, solisyon ruhsatı ve marka devri nedeniyle davacı şirketin uğradığı gelir kaybından dolayı 2.000,00 TL olmak üzere toplam 10.000,00 TL 'nin, her bir usulsüz işlemin yapıldığı tarihten itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre, davacı şirketin dava dışı TDO Tas. Bas. Yay. Ltd. Şti.'ye aktarılan 16.520 TL'den dolayı alacağının bulunmadığı, bu ödemenin usulsüz bir ödeme veya faturanın hayali bir fatura olduğuna dair her hangi bir delil bulunmadığı tespit edilmiş, bu ödeme yönünden istenilen 2.000,00 TL'lik tazminat talebinin ispat edilememesi nedeniyle reddine, iş avansları ve ortaklara borçlar hesapları ile dava konusu çeklerden dolayı davacı şirketin davalıdan 187.333,61 TL alacağının bulunduğu, hesaplama yapılırken mahkemenin 2017/707 E. sayılı davasına konu olan 38.500,00 TL bedelli çekin mahsup edildiği, dava ve eylem tarihi itibariyle uyuşmazlığa uygulanması gereken 6762 s.
TTK'nın 309. maddesi gereğince, davalı yönetim kurulu üyesinin, davacı şirketi zarara uğratmadığını ispatlaması gerektiği, genel kurullardaki soyut ibraların borçtan kurtulmak için yeterli olmadığı, davalının bu harcama kalemleri ve çekler yönünden davacı şirketi zarara uğratmadığını ispat edemediği, açıkça yemin deliline de dayanılmadığından davacı şirkete yemin teklif edip etmeyecekleri sorulmadığı, iş avansı hesabı ve ortaklara borçlar hesabı ile dava konusu 3 çekten dolayı, davalının davacı şirketi 187.333,61 TL zarara uğrattığı sonucuna varıldığı, davacının 27/10/2020 tarihli ıslah dilekçesiyle, belgesiz bu harcamalar ve çekler yönünden talebini 187.333,61 TL'ye yükselttiği, davalının ise, zamanaşımı itirazında bulunduğu, ıslah tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 s.
TTK'nın 555 ve 560., 5237 s. TCK'nın 155/2 ve 66/1-d maddesi gereğince dava konusu uyuşmazlığın 15 yıllık zamanaşımına tabi olduğu ve ıslah tarihi itibariyle bu sürenin dolmadığı sonucuna varıldığından ıslaha karşı ileri sürülen zamanaşımı itirazının reddedildiği, davacının 3 adet solisyon ruhsatı ve 1 markanın usulsüz devrinden doğan gelir kaybına ilişkin 2.000,00 TL'lik tazminat taleplerini 23/05/2012 tarihli dilekçeleriyle atiye terk ettiklerini (davayı bu yönden geri aldıklarını) beyan ettiği ve davalı vekilinin de geri almayı kabul ettiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacı tarafın 3 adet solisyon ruhsatının ve 1 adet markanın devrinden kaynaklanan 2.000,00 TL'lik gelir kaybına ilişkin tazminat talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına, 187.333,61 TL tazminatın, dava tarihi olan 10/08/2010 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin taleplerinin reddine, karar verilmiştir.
Karara karşı davalı vekili tarafından temyiz kanun yoluna başvurulmuştur.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, Anonim şirket yöneticisinin sorumluluğu istemine ilişkindir.
10.08.2010 dava tarihinde yürürlükte bulunan mülga 6762 sayılı TTK 309/son maddesinde “mesul olan kimselere karşı tazminat istemek hakkının, davacının zararı ve mesul olan kimseyi öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve herhalde zararı doğuran fiilin vukuu tarihinden itibaren beş sene geçmekle müruruzamana uğrayacağı, şu kadar ki fiilin cezayı müstelzim olup Ceza Kanununa göre müddeti daha uzun müruruzamana tabi bulunuyorsa tazminat davasına da o müruruzamanın tatbik olunacağı” hükmü getirilmiş, yargılama sırasında yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK 560 maddesinde de, zamanaşımı yönünden aynı hüküm sevk edilmiştir.
Somut uyuşmazlıkta, 10.08.2010 dava tarihinde, davalının 2009 yılına ait eylemlerine dayalı olarak 10.000.00 TL.nin tazmini istemi ile kısmi dava açılmış, yargılama sırasında davacı vekili 27.10.2020 tarihli dilekçesi ile dava değerini arttırarak 187.333.61 TL.nin tazminini istemiş, davalı vekilince ıslahla arttırılan bölüm yönünden zamanaşımı def’i ileri sürülmüş, yerel mahkemece davalının eyleminin cezayı müstelzim olduğu, 15 yıllık ceza zamanaşımına tabi bulunduğu, zamanaşımının gerçekleşmediği gerekçesiyle davalının zamanaşımı def’i reddedilerek yazılı şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Oysa, davalının sorumluluğuna esas eylemler nedeniyle davacı tarafından Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmuş olup, Konya Cumhuriyet Başsavcılığının 10.11.2010 tarih ve 2010/30790-20574 sayılı kararı ile “şikayete konu hususların hukuk mahkemesinde çözümlenmesi gereken sorunlar olduğu, yeterli delil bulunmadığı” gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş, şikayetçi vekilinin itirazı Seydişehir Ağır Ceza Mahkemesi’nin 08.02.2011 tarih ve 2011/290 D.İş sayılı kararı ile ret edilmiştir.
Islah tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK 560 maddesinde T.C.K.ya göre daha uzun dava zamanaşımının uygulanabilmesi için kamu davası açılması ve ceza mahkumiyeti bulunmaması şart olmayıp eylemin cezayı müstelzim olması yeterlidir.
Bu halde yerel mahkemece, davalının hangi eylemlerinin hangi nedenle cezayı müstelzim olduğu hususunun karar yerinde, denetime elverişli bir şekilde tartışılıp değerlendirilmesi gerekmektedir.
Islah tarihi itibariyle TTK 560 maddesinde düzenlenen 2-5 yıllık zamanaşımı süreleri geçmiş olup, yerel mahkemece hiçbir gerekçe gösterilmeden ve tartışılmadan davalının eyleminin salt cezayı müstelzim olduğu ve 15 yıllık uzamış ceza zamanaşımına tabi bulunduğu gerekçesiyle davalının zamanaşımının def’inin reddi ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, ıslahla arttırılan bölüm yönünden davalının temyiz isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 13/06/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/791264500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz