Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/83 E. 2022/4586 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
anayasa mahkemesi iptal kararı↗ zamanaşımı defi↗ ceza zamanaşımı↗ direnme kararı↗ 818 sayılı borçlar kanunu↗ eş rızası↗ zamanaşımı def'i↗ def'i↗ marka hakkına tecavüz↗ haksız fiil↗ ilan↗ haksız rekabet↗ zamanaşımı↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, Hukuk Genel Kurulunun direnme kararında değinilen hususlara bozma kararından önce de değinildiğinden bahisle direnme kararının yeni hüküm olmadığı, temyiz değerlendirmesine tabi olduğu tespitine ve tüm dosya kapsamına göre; Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararının geçmişe yürümemesi sadece geleceğe yönelik sonuçlar doğurması, fiilin hangi zamanaşımı süresine tabi olacağının işlendiği tarihte yürürlükte olan yasalara göre belirlenmesi, fiil tarihinde yürürlükte olan cezai düzenlemeye göre suç için öngörülen zamanaşımının 7 yıldan fazla oluşu ve davanın bu süre içinde açılması, hukuk mahkemesinde ceza zamanaşımının uygulanmasının, ceza davasının açılıp açılmamasına bağlı olmaması, bu durumun sadece ceza zamanaşımının durması ve kesilmesi konusunda etkili olması ve fiilin suç tarihinde, aynı zamanda cezayı gerektiren bir suç oluşturmasının ceza zamanaşımı uygulanması için yeterli bulunması ve 1988/104 numaralı markalara ilişkin direktifin 9. maddesinde hak sahibinin üçüncü şahısların markasını kullanmasına 5 yıl süre ile göz yumması halinde hakkın düşeceği, ancak üçüncü şahsın kötü niyetli olması halinde sürenin işlemeyeceği hususu, davacının ceza davası açarak fiile göz yummadığı, davacının markanın davalı tarafından kullanımına rıza göstermediği, TRİPS'e göre marka hakkına tecavüz oluşturan taklit ürünün davacıya iadesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle hükümde direnilmesine, davalı tarafın zamanaşımı definin reddiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, davacının Roberto Cavalli markasının taklit ürünlerde kullanıldığı iddiasıyla haksız rekabet ve markaya tecavüzün tespiti, önlenmesi ref ve hükmün ilanı istemlerine ilişkindir.
Mahkemece davalı tarafın zamanaşımı def'inin reddi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, olaya uygulanacak 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile belirlenen eylem aynı zamanda haksız fiil niteliğinde olduğundan dava tarihinde yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Kanunu’na göre zamanaşımı 1 ve 10 yıllık sürelere tabidir. Haksız rekabet iddiası ile açılan davada ise 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu 62. maddesi uygulama alanı bulacak olup bu madde uyarınca da zamanaşımı 3 yıllık süreye tabidir. Davalının ileri sürdüğü zamanaşımı def'inin anılan kanun maddeleri uyarınca da değerlendirilmesi gerekirken yerel mahkemece sadece ceza zamanaşımı dikkate alınarak davalının zamanaşımı def'inin reddine karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenlerle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre davalının sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/11201 E. 2012/2856 K.
Ortak:direnme kararı
İncelediğiniz karardaMahkemece, Hukuk Genel Kurulunun «direnme» kararında değinilen hususlara bozma kararından önce de değinildiğinden bahisle direnme kararının yeni hüküm olmadığı, temyiz değerlendirmesine tabi olduğu tespitine ve tüm dosya kapsamına göre; Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararının geçmişe yürümemesi sadece geleceğe yönelik sonuçlar doğurması, fiilin hangi «zamanaşımı» süresine tabi olacağının işlendiği tarihte yürürlükte olan yasalara göre belirlenmesi, fiil tarihinde yürürlükte olan cezai düzenlemeye göre suç için öngörülen zamanaşımının 7 yıldan fazla oluşu ve davanın bu süre içinde açılması, hukuk mahkemesinde «ceza zamanaşımının» uygulanmasının, ceza davasının açılıp açılmamasına bağlı olmaması, bu durumun sadece ceza zamanaşımının durması ve kesilmesi konusunda etkili olması ve fiilin suç tarihinde, aynı zamanda cezayı gerektiren bir suç oluşturmasının ceza zamanaşımı uygulanması için yeterli bulunması ve 1988/104 numaralı markalara ilişkin direktifin 9. maddesinde hak sahibinin üçüncü şahısların markasını kullanmasına 5 yıl süre ile göz yumması halinde hakkın düşeceği, ancak üçüncü şahsın kötü niyetli olması halinde sürenin işlemeyeceği hususu, davacının ceza davası açarak fiile göz yummadığı, davacının markanın davalı tarafından kullanımına «rıza» göstermediği, TRİPS'e göre «marka hakkına tecavüz» oluşturan taklit ürünün davacıya iadesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle hükümde direnilmesine, davalı tarafın «zamanaşımı definin» reddiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu karardaDava, tescilli markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkin olup, davanın reddine dair mahkemece verilen karar Dairemizce bozulmuş, bozmaya kısmen direnilmiş olup, davacı vekilinin temyiz istemi «direnme» hükmüne ilişkindir.
2797 sayılı Yargıtay Kanunu'nun 15. maddesi uyarınca «direnme» kararlarının temyiz incelemesi Dairemizin görevi dışında olup, Yargıtay Yüksek Hukuk Genel Kurulu'na aittir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/9848 E. 2010/11227 K.
Ortak:direnme kararı
İncelediğiniz karardaMahkemece, Hukuk Genel Kurulunun «direnme» kararında değinilen hususlara bozma kararından önce de değinildiğinden bahisle direnme kararının yeni hüküm olmadığı, temyiz değerlendirmesine tabi olduğu tespitine ve tüm dosya kapsamına göre; Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararının geçmişe yürümemesi sadece geleceğe yönelik sonuçlar doğurması, fiilin hangi «zamanaşımı» süresine tabi olacağının işlendiği tarihte yürürlükte olan yasalara göre belirlenmesi, fiil tarihinde yürürlükte olan cezai düzenlemeye göre suç için öngörülen zamanaşımının 7 yıldan fazla oluşu ve davanın bu süre içinde açılması, hukuk mahkemesinde «ceza zamanaşımının» uygulanmasının, ceza davasının açılıp açılmamasına bağlı olmaması, bu durumun sadece ceza zamanaşımının durması ve kesilmesi konusunda etkili olması ve fiilin suç tarihinde, aynı zamanda cezayı gerektiren bir suç oluşturmasının ceza zamanaşımı uygulanması için yeterli bulunması ve 1988/104 numaralı markalara ilişkin direktifin 9. maddesinde hak sahibinin üçüncü şahısların markasını kullanmasına 5 yıl süre ile göz yumması halinde hakkın düşeceği, ancak üçüncü şahsın kötü niyetli olması halinde sürenin işlemeyeceği hususu, davacının ceza davası açarak fiile göz yummadığı, davacının markanın davalı tarafından kullanımına «rıza» göstermediği, TRİPS'e göre «marka hakkına tecavüz» oluşturan taklit ürünün davacıya iadesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle hükümde direnilmesine, davalı tarafın «zamanaşımı definin» reddiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, davanın kabulüne dair verilen karar davalı vekilinin temyiz istemi üzerine Dairemizce, davanın 3 aylık «hak düşürücü sürede» açılmamasından dolayı reddi gerektiğinden bahisle bozulmuş, mahalli mahkemece önceki kararda direnilmesi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca «direnme» kararının onanmasına diğer temyiz itirazlarının incelenmesi için Dairemize gönderilmesine karar verilmiş, Dairemizin 29.04.2010 tarihli kararı ile mahkeme kararı o …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:hak düşürücü süre
Benzer bu karardaMahkemece, davanın kabulüne dair verilen karar davalı vekilinin temyiz istemi üzerine Dairemizce, davanın 3 aylık «hak düşürücü sürede» açılmamasından dolayı reddi gerektiğinden bahisle bozulmuş, mahalli mahkemece önceki kararda direnilmesi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca «direnme» kararının onanmasına diğer temyiz itirazlarının incelenmesi için Dairemize gönderilmesine karar verilmiş, Dairemizin 29.04.2010 tarihli kararı ile mahkeme kararı o …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/5044 E. 2010/4709 K.
Ortak:direnme kararı
İncelediğiniz karardaMahkemece, Hukuk Genel Kurulunun «direnme» kararında değinilen hususlara bozma kararından önce de değinildiğinden bahisle direnme kararının yeni hüküm olmadığı, temyiz değerlendirmesine tabi olduğu tespitine ve tüm dosya kapsamına göre; Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararının geçmişe yürümemesi sadece geleceğe yönelik sonuçlar doğurması, fiilin hangi «zamanaşımı» süresine tabi olacağının işlendiği tarihte yürürlükte olan yasalara göre belirlenmesi, fiil tarihinde yürürlükte olan cezai düzenlemeye göre suç için öngörülen zamanaşımının 7 yıldan fazla oluşu ve davanın bu süre içinde açılması, hukuk mahkemesinde «ceza zamanaşımının» uygulanmasının, ceza davasının açılıp açılmamasına bağlı olmaması, bu durumun sadece ceza zamanaşımının durması ve kesilmesi konusunda etkili olması ve fiilin suç tarihinde, aynı zamanda cezayı gerektiren bir suç oluşturmasının ceza zamanaşımı uygulanması için yeterli bulunması ve 1988/104 numaralı markalara ilişkin direktifin 9. maddesinde hak sahibinin üçüncü şahısların markasını kullanmasına 5 yıl süre ile göz yumması halinde hakkın düşeceği, ancak üçüncü şahsın kötü niyetli olması halinde sürenin işlemeyeceği hususu, davacının ceza davası açarak fiile göz yummadığı, davacının markanın davalı tarafından kullanımına «rıza» göstermediği, TRİPS'e göre «marka hakkına tecavüz» oluşturan taklit ürünün davacıya iadesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle hükümde direnilmesine, davalı tarafın «zamanaşımı definin» reddiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, davanın kabulüne dair verilen karar davalı vekilinin temyiz istemi üzerine Dairemizce, davanın 3 aylık «hak düşürücü sürede» açılmamasından dolayı reddi gerektiğinden bahisle bozulmuş, mahalli mahkemece önceki kararda direnilmesi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca «direnme» kararının onanmasına diğer temyiz itirazlarının incelenmesi için Dairemize gönderilmesine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:hak düşürücü süre
Benzer bu karardaMahkemece, davanın kabulüne dair verilen karar davalı vekilinin temyiz istemi üzerine Dairemizce, davanın 3 aylık «hak düşürücü sürede» açılmamasından dolayı reddi gerektiğinden bahisle bozulmuş, mahalli mahkemece önceki kararda direnilmesi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca «direnme» kararının onanmasına diğer temyiz itirazlarının incelenmesi için Dairemize gönderilmesine karar verilmiştir.
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/239 E. 2014/7351 K.
Ortak:direnme kararı · haksız rekabet
İncelediğiniz karardaMahkemece, Hukuk Genel Kurulunun «direnme» kararında değinilen hususlara bozma kararından önce de değinildiğinden bahisle direnme kararının yeni hüküm olmadığı, temyiz değerlendirmesine tabi olduğu tespitine ve tüm dosya kapsamına göre; Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararının geçmişe yürümemesi sadece geleceğe yönelik sonuçlar doğurması, fiilin hangi «zamanaşımı» süresine tabi olacağının işlendiği tarihte yürürlükte olan yasalara göre belirlenmesi, fiil tarihinde yürürlükte olan cezai düzenlemeye göre suç için öngörülen zamanaşımının 7 yıldan fazla oluşu ve davanın bu süre içinde açılması, hukuk mahkemesinde «ceza zamanaşımının» uygulanmasının, ceza davasının açılıp açılmamasına bağlı olmaması, bu durumun sadece ceza zamanaşımının durması ve kesilmesi konusunda etkili olması ve fiilin suç tarihinde, aynı zamanda cezayı gerektiren bir suç oluşturmasının ceza zamanaşımı uygulanması için yeterli bulunması ve 1988/104 numaralı markalara ilişkin direktifin 9. maddesinde hak sahibinin üçüncü şahısların markasını kullanmasına 5 yıl süre ile göz yumması halinde hakkın düşeceği, ancak üçüncü şahsın kötü niyetli olması halinde sürenin işlemeyeceği hususu, davacının ceza davası açarak fiile göz yummadığı, davacının markanın davalı tarafından kullanımına «rıza» göstermediği, TRİPS'e göre «marka hakkına tecavüz» oluşturan taklit ürünün davacıya iadesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle hükümde direnilmesine, davalı tarafın «zamanaşımı definin» reddiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
1- Dava, davacının Roberto Cavalli markasının taklit ürünlerde kullanıldığı iddiasıyla «haksız rekabet» ve markaya tecavüzün tespiti, önlenmesi ref ve hükmün «ilanı» istemlerine ilişkindir.
Benzer bu karardauyuşmazlık, «haksız rekabetin» tespiti ve tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece verilen karar Dairemizce bozulmuş, yerel mahkemece, eski kararda direnilmiştir.
Davacı vekilinin temyiz itirazı «direnme» kararına ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/4805 E. 2012/5825 K.
Ortak:direnme kararı
İncelediğiniz karardaMahkemece, Hukuk Genel Kurulunun «direnme» kararında değinilen hususlara bozma kararından önce de değinildiğinden bahisle direnme kararının yeni hüküm olmadığı, temyiz değerlendirmesine tabi olduğu tespitine ve tüm dosya kapsamına göre; Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararının geçmişe yürümemesi sadece geleceğe yönelik sonuçlar doğurması, fiilin hangi «zamanaşımı» süresine tabi olacağının işlendiği tarihte yürürlükte olan yasalara göre belirlenmesi, fiil tarihinde yürürlükte olan cezai düzenlemeye göre suç için öngörülen zamanaşımının 7 yıldan fazla oluşu ve davanın bu süre içinde açılması, hukuk mahkemesinde «ceza zamanaşımının» uygulanmasının, ceza davasının açılıp açılmamasına bağlı olmaması, bu durumun sadece ceza zamanaşımının durması ve kesilmesi konusunda etkili olması ve fiilin suç tarihinde, aynı zamanda cezayı gerektiren bir suç oluşturmasının ceza zamanaşımı uygulanması için yeterli bulunması ve 1988/104 numaralı markalara ilişkin direktifin 9. maddesinde hak sahibinin üçüncü şahısların markasını kullanmasına 5 yıl süre ile göz yumması halinde hakkın düşeceği, ancak üçüncü şahsın kötü niyetli olması halinde sürenin işlemeyeceği hususu, davacının ceza davası açarak fiile göz yummadığı, davacının markanın davalı tarafından kullanımına «rıza» göstermediği, TRİPS'e göre «marka hakkına tecavüz» oluşturan taklit ürünün davacıya iadesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle hükümde direnilmesine, davalı tarafın «zamanaşımı definin» reddiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu karardaDavalılar vekillerinin temyiz itirazı «direnme» kararına ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/2822 E. 2014/12506 K.
Ortak:ceza zamanaşımı · zamanaşımı def'i · def'i · ilan · haksız rekabet · zamanaşımı · zamanaşımı var · Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
İncelediğiniz karardaDavalının ileri sürdüğü «zamanaşımı def»'inin anılan kanun maddeleri uyarınca da değerlendirilmesi gerekirken yerel mahkemece sadece «ceza zamanaşımı» dikkate alınarak davalının zamanaşımı def'inin reddine karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenlerle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Mahkemece davalı tarafın «zamanaşımı def»'inin reddi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemece, Hukuk Genel Kurulunun «direnme» kararında değinilen hususlara bozma kararından önce de değinildiğinden bahisle direnme kararının yeni hüküm olmadığı, temyiz değerlendirmesine tabi olduğu tespitine ve tüm dosya kapsamına göre; Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararının geçmişe yürümemesi sadece geleceğe yönelik sonuçlar doğurması, fiilin hangi «zamanaşımı» süresine tabi olacağının işlendiği tarihte yürürlükte olan yasalara göre belirlenmesi, fiil tarihinde yürürlükte olan cezai düzenlemeye göre suç için öngörülen zamanaşımının 7 yıldan fazla oluşu ve davanın bu süre içinde açılması, hukuk mahkemesinde «ceza zamanaşımının» uygulanmasının, ceza davasının açılıp açılmamasına bağlı olmaması, bu durumun sadece ceza zamanaşımının durması ve kesilmesi konusunda etkili olması ve fiilin suç tarihinde, aynı zamanda cezayı gerektiren bir suç oluşturmasının ceza zamanaşımı uygulanması için yeterli bulunması ve 1988/104 numaralı markalara ilişkin direktifin 9. maddesinde hak sahibinin üçüncü şahısların markasını kullanmasına 5 yıl süre ile göz yumması halinde hakkın düşeceği, ancak üçüncü şahsın kötü niyetli olması halinde sürenin işlemeyeceği hususu, davacının ceza davası açarak fiile göz yummadığı, davacının markanın davalı tarafından kullanımına «rıza» göstermediği, TRİPS'e göre «marka hakkına tecavüz» oluşturan taklit ürünün davacıya iadesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle hükümde direnilmesine, davalı tarafın «zamanaşımı definin» reddiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu karardaCavalli” markasının tüm ürünlerde farklı yerlerde kullanıldığının bizzat ürün örneklerinin tek tek incelenmesiyle tespit edildiği, markaya tecavüz ve «haksız rekabetin» sabit görüldüğü, uzatılmış «ceza zamanaşımının» uygulanması gerektiği gerekçesiyle «zamanaşımı def»'inin reddine, davalının ürünlerinde davacının tescilli Roberto Cavalli markasının kullanmasının davacının marka haklarına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, haksız rekabetin ve markaya tecavüzün önlenmesine, ürünlerin bu marka altında satıma sunulmasının ve «dağıtılmasının» önlenmesine, ürünlerde davacı markasının çıkarılması veya silinmesi mümkün değilse imhasına, markanın kullanıldığı broşür, ambalaj, resim, işaret, tanıtım vasıtaları, reklam ve basılı evrakta kullanımının önlenmesine, çıkartılması mümkün olmayanların imhasına, hüküm özetinin gazetede «ilanına» karar verilmiştir.
… de edildiği ve davalı tarafça yeniden piyasaya sürüleceği hususunda girişimlerde bulunulduğu hususları da işbu davada iddia edilmediğine göre, mahkemece uyuşmazlığa «ceza zamanaşımı» tabi olup bu davanın süresinde açıldığından bahisle «zamanaşımı def»'inin reddedilerek uyuşmazlığın esası hakkında karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
… 06.2010 tarihli 18524/10153 sayılı kararı ile davalı eyleminin Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı uyarınca "kanunsuz suç ve ceza oluşturulamayacağı" ve aynı eylemin «haksız rekabet» suçunu da oluşturmayacağından bahisle sanığa atılı eylemin 556 sayılı KHK'ne muhalefet ve haksız rekabet oluşturmayacağı, el konulan eşyaların da suç konusu eşya olmaktan çıktığından bahisle davalı şirket «temsilcisi» sanığın beraatine ve el konulan eşyaların sanığa iadesine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yediemin · bozma sonrası karar · kâr dağıtımı · temsil
Benzer bu karardaMahkemece, «bozma sonrası» yapılan yargılamada iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, İstanbul Cumhuriyet Savcılığınca yaptırılan arama sonucu davalı işyerinde "R..
Cavalli" markalı ürünlerin bulunduğu, Ceza Mahkemesince alınan bilirkişi raporunda ürünlerin taklit olduğunun tespit edildiğini, davalıdan elde edilen «yediemindeki» ürün örneklerinin getirtilerek incelendiği, “R..
Cavalli” markasının tüm ürünlerde farklı yerlerde kullanıldığının bizzat ürün örneklerinin tek tek incelenmesiyle tespit edildiği, markaya tecavüz ve «haksız rekabetin» sabit görüldüğü, uzatılmış «ceza zamanaşımının» uygulanması gerektiği gerekçesiyle «zamanaşımı def»'inin reddine, davalının ürünlerinde davacının tescilli Roberto Cavalli markasının kullanmasının davacının marka haklarına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, haksız rekabetin ve markaya tecavüzün önlenmesine, ürünlerin bu marka altında satıma sunulmasının ve «dağıtılmasının» önlenmesine, ürünlerde davacı markasının çıkarılması veya silinmesi mümkün değilse imhasına, markanın kullanıldığı broşür, ambalaj, resim, işaret, tanıtım vasıtaları, reklam ve basılı evrakta kullanımının önlenmesine, çıkartılması mümkün olmayanların imhasına, hüküm özetinin gazetede «ilanına» karar verilmiştir.
… 06.2010 tarihli 18524/10153 sayılı kararı ile davalı eyleminin Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı uyarınca "kanunsuz suç ve ceza oluşturulamayacağı" ve aynı eylemin «haksız rekabet» suçunu da oluşturmayacağından bahisle sanığa atılı eylemin 556 sayılı KHK'ne muhalefet ve haksız rekabet oluşturmayacağı, el konulan eşyaların da suç konusu eşya olmaktan çıktığından bahisle davalı şirket «temsilcisi» sanığın beraatine ve el konulan eşyaların sanığa iadesine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/83 E. , 2022/4586 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki dava sonucu mahkemece verilen 05.12.2013 gün ve 2013/107-2013/224 sayılı hükmün Dairemizce 30.06.2014 gün ve 2014/2822-2014/12506 sayılı ilamla bozulması üzerine yukarıda tarih ve sayısı belirtilen direnme kararına ilişkin dava dosyası 02.12.2016 tarih ve 6763 sayılı Yasa'nın 43 ve geçici 4/1. maddesi uyarınca dosya Dairemize gönderilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkilinin 03, 24 ve 25. sınıflarda tescilli tanınmış “ROBERTO CAVALLI” ve “C JUST CAVALLI” ibareli markaların sahibi olduğunu, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2005/38769 sayılı soruşturması kapsamında davalının işyerinde yapılan aramada müvekkilinin markalarını içeren 408 adet taklit ürüne el konulduğunu, sonrasında davalı temsilcisi aleyhinde İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Ceza Mahkemesinin 2005/1908 E. sayılı dosyasıyla kamu davasının ikame edildiğini, anılan dosyadaki bilirkişi raporu uyarınca el konulan ürünlerin müvekkilinin markalarıyla iltibasa neden olacak düzeyde benzer şekilde üretildiğinin belirlendiğini, bu kapsamda davalı temsilcisinin cezalandırılmasına karar verildiğini, kararın temyizi üzerine Yargıtay 7.
Ceza Dairesince bahse konu fiillerin 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (556 sayılı KHK) kapsamında suç oluşturmadığından bahisle bozularak el konulan malların iadesine karar verildiğini, ancak davalının eylemlerinin haksız rekabet ve marka hakkına tecavüz teşkil ettiğini ileri sürerek maddi ve manevi tazminat hakları saklı kalmak üzere marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespitine, men’ine, ref’ine, taklit ürünler ile üretmeye yarayan araç ve benzeri vasıtaların, broşür, işaret, resim, ambalaj, basılı evrak vs.nin kullanımının yasaklanarak imhasına ve kararın ilanına karar verilmesini etmiştir.
Davalı vekili, zamanaşımı def’inde bulunarak “CAVALLİ” ibareli markaların 1999 ve 2001 yıllarında, “GİNO CAVALLİ” ibareli markanın da 2011 yılında müvekkili adına tescil edildiğini, anılan tescillerin davacının marka tescilinden önce yapıldığını, olay tarihinde davacı markasının tanınmışlığının bulunmadığını, arama kararı üzerine müvekkilinin markalarına dayalı ürünlerinin teslim alındığını, ceza dosyasındaki bilirkişi raporlarının eksik inceleme ürünü olduğunu, müvekkili yetkilisi hakkında ceza dosyasında verilen beraat kararı sonrasında malların iade edildiğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, Hukuk Genel Kurulunun direnme kararında değinilen hususlara bozma kararından önce de değinildiğinden bahisle direnme kararının yeni hüküm olmadığı, temyiz değerlendirmesine tabi olduğu tespitine ve tüm dosya kapsamına göre; Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararının geçmişe yürümemesi sadece geleceğe yönelik sonuçlar doğurması, fiilin hangi zamanaşımı süresine tabi olacağının işlendiği tarihte yürürlükte olan yasalara göre belirlenmesi, fiil tarihinde yürürlükte olan cezai düzenlemeye göre suç için öngörülen zamanaşımının 7 yıldan fazla oluşu ve davanın bu süre içinde açılması, hukuk mahkemesinde ceza zamanaşımının uygulanmasının, ceza davasının açılıp açılmamasına bağlı olmaması, bu durumun sadece ceza zamanaşımının durması ve kesilmesi konusunda etkili olması ve fiilin suç tarihinde, aynı zamanda cezayı gerektiren bir suç oluşturmasının ceza zamanaşımı uygulanması için yeterli bulunması ve 1988/104 numaralı markalara ilişkin direktifin 9.
maddesinde hak sahibinin üçüncü şahısların markasını kullanmasına 5 yıl süre ile göz yumması halinde hakkın düşeceği, ancak üçüncü şahsın kötü niyetli olması halinde sürenin işlemeyeceği hususu, davacının ceza davası açarak fiile göz yummadığı, davacının markanın davalı tarafından kullanımına rıza göstermediği, TRİPS'e göre marka hakkına tecavüz oluşturan taklit ürünün davacıya iadesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle hükümde direnilmesine, davalı tarafın zamanaşımı definin reddiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, davacının Roberto Cavalli markasının taklit ürünlerde kullanıldığı iddiasıyla haksız rekabet ve markaya tecavüzün tespiti, önlenmesi ref ve hükmün ilanı istemlerine ilişkindir.
Mahkemece davalı tarafın zamanaşımı def'inin reddi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, olaya uygulanacak 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile belirlenen eylem aynı zamanda haksız fiil niteliğinde olduğundan dava tarihinde yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Kanunu’na göre zamanaşımı 1 ve 10 yıllık sürelere tabidir. Haksız rekabet iddiası ile açılan davada ise 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu 62. maddesi uygulama alanı bulacak olup bu madde uyarınca da zamanaşımı 3 yıllık süreye tabidir. Davalının ileri sürdüğü zamanaşımı def'inin anılan kanun maddeleri uyarınca da değerlendirilmesi gerekirken yerel mahkemece sadece ceza zamanaşımı dikkate alınarak davalının zamanaşımı def'inin reddine karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenlerle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre davalının sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz istemlerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 07/06/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/791186000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz