Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/2822 E. 2014/12506 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': None, 'kanun': None}
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
anayasa mahkemesi iptal kararı↗ yediemin↗ bozma sonrası karar↗ ceza zamanaşımı↗ zamanaşımı def'i↗ def'i↗ uyuşmazlık konusu↗ kâr dağıtımı↗ ilan↗ haksız rekabet↗ zamanaşımı↗ temsil↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, bozma sonrası yapılan yargılamada iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, İstanbul Cumhuriyet Savcılığınca yaptırılan arama sonucu davalı işyerinde "R.. Cavalli" markalı ürünlerin bulunduğu, Ceza Mahkemesince alınan bilirkişi raporunda ürünlerin taklit olduğunun tespit edildiğini, davalıdan elde edilen yediemindeki ürün örneklerinin getirtilerek incelendiği, “R.. Cavalli” markası ile “J.. Cavalli” markasının tüm ürünlerde farklı yerlerde kullanıldığının bizzat ürün örneklerinin tek tek incelenmesiyle tespit edildiği, markaya tecavüz ve haksız rekabetin sabit görüldüğü, uzatılmış ceza zamanaşımının uygulanması gerektiği gerekçesiyle zamanaşımı def'inin reddine, davalının ürünlerinde davacının tescilli Roberto Cavalli markasının kullanmasının davacının marka haklarına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, haksız rekabetin ve markaya tecavüzün önlenmesine, ürünlerin bu marka altında satıma sunulmasının ve dağıtılmasının önlenmesine, ürünlerde davacı markasının çıkarılması veya silinmesi mümkün değilse imhasına, markanın kullanıldığı broşür, ambalaj, resim, işaret, tanıtım vasıtaları, reklam ve basılı evrakta kullanımının önlenmesine, çıkartılması mümkün olmayanların imhasına, hüküm özetinin gazetede ilanına karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Uyuşmazlık konusu eylem ile ilgili olarak açılan ceza davası sonucunda Yargıtay 7. Ceza Dairesi'nin 28.06.2010 tarihli 18524/10153 sayılı kararı ile davalı eyleminin Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı uyarınca "kanunsuz suç ve ceza oluşturulamayacağı" ve aynı eylemin haksız rekabet suçunu da oluşturmayacağından bahisle sanığa atılı eylemin 556 sayılı KHK'ne muhalefet ve haksız rekabet oluşturmayacağı, el konulan eşyaların da suç konusu eşya olmaktan çıktığından bahisle davalı şirket temsilcisi sanığın beraatine ve el konulan eşyaların sanığa iadesine karar verilmiştir. Bu durumda, dava konusu eylemin suç oluşturmadığı, ceza soruşturmasında el konulan söz konusu ürünlerin davalı tarafa iade edildiği ve davalı tarafça yeniden piyasaya sürüleceği hususunda girişimlerde bulunulduğu hususları da işbu davada iddia edilmediğine göre, mahkemece uyuşmazlığa ceza zamanaşımı tabi olup bu davanın süresinde açıldığından bahisle zamanaşımı def'inin reddedilerek uyuşmazlığın esası hakkında karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Önlenmesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/5035 E. 2013/4697 K.
Ortak:yediemin · kâr dağıtımı · ilan · haksız rekabet · zamanaşımı · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaCavalli” markasının tüm ürünlerde farklı yerlerde kullanıldığının bizzat ürün örneklerinin tek tek incelenmesiyle tespit edildiği, markaya tecavüz ve «haksız rekabetin» sabit görüldüğü, uzatılmış «ceza zamanaşımının» uygulanması gerektiği gerekçesiyle «zamanaşımı def»'inin reddine, davalının ürünlerinde davacının tescilli Roberto Cavalli markasının kullanmasının davacının marka haklarına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, haksız rekabetin ve markaya tecavüzün önlenmesine, ürünlerin bu marka altında satıma sunulmasının ve «dağıtılmasının» önlenmesine, ürünlerde davacı markasının çıkarılması veya silinmesi mümkün değilse imhasına, markanın kullanıldığı broşür, ambalaj, resim, işaret, tanıtım vasıtaları, reklam ve basılı evrakta kullanımının önlenmesine, çıkartılması mümkün olmayanların imhasına, hüküm özetinin gazetede «ilanına» karar verilmiştir.
Cavalli" markalı ürünlerin bulunduğu, Ceza Mahkemesince alınan bilirkişi raporunda ürünlerin taklit olduğunun tespit edildiğini, davalıdan elde edilen «yediemindeki» ürün örneklerinin getirtilerek incelendiği, “R..
… 06.2010 tarihli 18524/10153 sayılı kararı ile davalı eyleminin Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı uyarınca "kanunsuz suç ve ceza oluşturulamayacağı" ve aynı eylemin «haksız rekabet» suçunu da oluşturmayacağından bahisle sanığa atılı eylemin 556 sayılı KHK'ne muhalefet ve haksız rekabet oluşturmayacağı, el konulan eşyaların da suç konusu eşya olmaktan çıktığından bahisle davalı şirket «temsilcisi» sanığın beraatine ve el konulan eşyaların sanığa iadesine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… davalı işyerinde "..." markalı ürünlerin bulunduğu, Ceza Mahkemesince alınan bilirkişi raporunda ürünlerin taklit olduğunun tespit edildiğini, davalıdan elde edilen «yediemindeki» ürün örneklerinin getirtilerek incelendiği, “...” markası ile “......” markasının tüm ürünlerde farklı yerlerde kullanıldığının bizzat ürün örneklerinin tek tek incelenmesiyle tespit edildiği, markaya tecavüz ve «haksız rekabetin» sabit görüldüğü gerekçesiyle, davalının ürünlerinde davacının tescilli ... markasının kullanmasının davacının marka haklarına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, haksız rekabetin ve markaya tecavüzün önlenmesine, ürünlerin bu marka altında satıma sunulmasının ve «dağıtılmasının» önlenmesine, ürünlerde davacı markasının çıkarılması veya silinmesi mümkün değilse imhasına, markanın kullanıldığı broşür, ambalaj, resim, işaret, tanıtım vasıtaları, reklam ve basılı evrakta kullanımının önlenmesine, çıkartılması mümkün olmayanların imhasına, hüküm özetinin gazetede bir kez «ilanına» karar verilmiştir.
1-Davalı vekili, «zamanaşımı» definde bulunmuştur.
Mahkemece davalı vekilinin «zamanaşımı defi» hakkında gerek duruşma esnasında ve gerekse nihai karar ile birlikte olumlu veya «olumsuz» bir karar verilmeden, gerekçeli kararda bu konuda hiçbir açıklama yapılmadan esas hakkında hüküm kurulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:zamanaşımı defi · olumsuz oy
Benzer bu karardaMahkemece davalı vekilinin «zamanaşımı defi» hakkında gerek duruşma esnasında ve gerekse nihai karar ile birlikte olumlu veya «olumsuz» bir karar verilmeden, gerekçeli kararda bu konuda hiçbir açıklama yapılmadan esas hakkında hüküm kurulmuştur.
Bu itibarla, mahkemece, davalı vekilinin «zamanaşımı» define karşı, olumlu ya da «olumsuz» bir karar verilmeden davanın esasına ilişkin hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. ...-Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/83 E. 2022/4586 K.
Ortak:ceza zamanaşımı · zamanaşımı def'i · def'i · ilan · haksız rekabet · zamanaşımı · zamanaşımı var · Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
İncelediğiniz karardaCavalli” markasının tüm ürünlerde farklı yerlerde kullanıldığının bizzat ürün örneklerinin tek tek incelenmesiyle tespit edildiği, markaya tecavüz ve «haksız rekabetin» sabit görüldüğü, uzatılmış «ceza zamanaşımının» uygulanması gerektiği gerekçesiyle «zamanaşımı def»'inin reddine, davalının ürünlerinde davacının tescilli Roberto Cavalli markasının kullanmasının davacının marka haklarına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, haksız rekabetin ve markaya tecavüzün önlenmesine, ürünlerin bu marka altında satıma sunulmasının ve «dağıtılmasının» önlenmesine, ürünlerde davacı markasının çıkarılması veya silinmesi mümkün değilse imhasına, markanın kullanıldığı broşür, ambalaj, resim, işaret, tanıtım vasıtaları, reklam ve basılı evrakta kullanımının önlenmesine, çıkartılması mümkün olmayanların imhasına, hüküm özetinin gazetede «ilanına» karar verilmiştir.
… de edildiği ve davalı tarafça yeniden piyasaya sürüleceği hususunda girişimlerde bulunulduğu hususları da işbu davada iddia edilmediğine göre, mahkemece uyuşmazlığa «ceza zamanaşımı» tabi olup bu davanın süresinde açıldığından bahisle «zamanaşımı def»'inin reddedilerek uyuşmazlığın esası hakkında karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
… 06.2010 tarihli 18524/10153 sayılı kararı ile davalı eyleminin Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı uyarınca "kanunsuz suç ve ceza oluşturulamayacağı" ve aynı eylemin «haksız rekabet» suçunu da oluşturmayacağından bahisle sanığa atılı eylemin 556 sayılı KHK'ne muhalefet ve haksız rekabet oluşturmayacağı, el konulan eşyaların da suç konusu eşya olmaktan çıktığından bahisle davalı şirket «temsilcisi» sanığın beraatine ve el konulan eşyaların sanığa iadesine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaDavalının ileri sürdüğü «zamanaşımı def»'inin anılan kanun maddeleri uyarınca da değerlendirilmesi gerekirken yerel mahkemece sadece «ceza zamanaşımı» dikkate alınarak davalının zamanaşımı def'inin reddine karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenlerle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Mahkemece davalı tarafın «zamanaşımı def»'inin reddi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemece, Hukuk Genel Kurulunun «direnme» kararında değinilen hususlara bozma kararından önce de değinildiğinden bahisle direnme kararının yeni hüküm olmadığı, temyiz değerlendirmesine tabi olduğu tespitine ve tüm dosya kapsamına göre; Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararının geçmişe yürümemesi sadece geleceğe yönelik sonuçlar doğurması, fiilin hangi «zamanaşımı» süresine tabi olacağının işlendiği tarihte yürürlükte olan yasalara göre belirlenmesi, fiil tarihinde yürürlükte olan cezai düzenlemeye göre suç için öngörülen zamanaşımının 7 yıldan fazla oluşu ve davanın bu süre içinde açılması, hukuk mahkemesinde «ceza zamanaşımının» uygulanmasının, ceza davasının açılıp açılmamasına bağlı olmaması, bu durumun sadece ceza zamanaşımının durması ve kesilmesi konusunda etkili olması ve fiilin suç tarihinde, aynı zamanda cezayı gerektiren bir suç oluşturmasının ceza zamanaşımı uygulanması için yeterli bulunması ve 1988/104 numaralı markalara ilişkin direktifin 9. maddesinde hak sahibinin üçüncü şahısların markasını kullanmasına 5 yıl süre ile göz yumması halinde hakkın düşeceği, ancak üçüncü şahsın kötü niyetli olması halinde sürenin işlemeyeceği hususu, davacının ceza davası açarak fiile göz yummadığı, davacının markanın davalı tarafından kullanımına «rıza» göstermediği, TRİPS'e göre «marka hakkına tecavüz» oluşturan taklit ürünün davacıya iadesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle hükümde direnilmesine, davalı tarafın «zamanaşımı definin» reddiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:zamanaşımı defi · direnme kararı · eş rızası · marka hakkına tecavüz · haksız fiil
Benzer bu karardaMahkemece, Hukuk Genel Kurulunun «direnme» kararında değinilen hususlara bozma kararından önce de değinildiğinden bahisle direnme kararının yeni hüküm olmadığı, temyiz değerlendirmesine tabi olduğu tespitine ve tüm dosya kapsamına göre; Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararının geçmişe yürümemesi sadece geleceğe yönelik sonuçlar doğurması, fiilin hangi «zamanaşımı» süresine tabi olacağının işlendiği tarihte yürürlükte olan yasalara göre belirlenmesi, fiil tarihinde yürürlükte olan cezai düzenlemeye göre suç için öngörülen zamanaşımının 7 yıldan fazla oluşu ve davanın bu süre içinde açılması, hukuk mahkemesinde «ceza zamanaşımının» uygulanmasının, ceza davasının açılıp açılmamasına bağlı olmaması, bu durumun sadece ceza zamanaşımının durması ve kesilmesi konusunda etkili olması ve fiilin suç tarihinde, aynı zamanda cezayı gerektiren bir suç oluşturmasının ceza zamanaşımı uygulanması için yeterli bulunması ve 1988/104 numaralı markalara ilişkin direktifin 9. maddesinde hak sahibinin üçüncü şahısların markasını kullanmasına 5 yıl süre ile göz yumması halinde hakkın düşeceği, ancak üçüncü şahsın kötü niyetli olması halinde sürenin işlemeyeceği hususu, davacının ceza davası açarak fiile göz yummadığı, davacının markanın davalı tarafından kullanımına «rıza» göstermediği, TRİPS'e göre «marka hakkına tecavüz» oluşturan taklit ürünün davacıya iadesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle hükümde direnilmesine, davalı tarafın «zamanaşımı definin» reddiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, olaya uygulanacak 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile belirlenen eylem aynı zamanda «haksız fiil» niteliğinde olduğundan dava tarihinde yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Kanunu’na göre «zamanaşımı» 1 ve 10 yıllık sürelere tabidir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/2822 E. , 2014/12506 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İSTANBUL 1.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ 05/12/2013
NUMARASI 2013/107-2013/224
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 05/12/2013 tarih ve 2013/107-2013/224 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin TPE nezdinde 03,24 ve 25. sınıflarda tescilli, tanınmış marka statüsünde "R.. Cavalli" ibareli markasının bulunduğunu, davalı işyerinde yapılan aramada müvekkili markasının kullanıldığı 408 adet taklit ürüne el konulduğunu, davalının fiillerinin marka hakkına tecavüz ve haksız fiil teşkil ettiğini ileri sürerek marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti ile önlenmesini, taklit ürünler ile üretmeye yarayan araç ve benzeri vasıtaların, broşür, işaret, resim, ambalaj, basılı evrak vs. imhasını, kararın gazetede ilanını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, zamanaşımı defiinde bulunduklarını, “Cavalli” ibareli markaların 1999 ve 2001 yıllarında, “G.. Cavalli” ibareli markanın da 2011 yılında müvekkili adına tescil edildiğini, bu tescillerin davacı tescilinden önce yapıldığını, olay tarihinde davacı markanın tanınmışlık statüsünün bulunmadığını, arama kararı üzerine müvekkilinin ürünlerinin teslim alındığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bozma sonrası yapılan yargılamada iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, İstanbul Cumhuriyet Savcılığınca yaptırılan arama sonucu davalı işyerinde "R.. Cavalli" markalı ürünlerin bulunduğu, Ceza Mahkemesince alınan bilirkişi raporunda ürünlerin taklit olduğunun tespit edildiğini, davalıdan elde edilen yediemindeki ürün örneklerinin getirtilerek incelendiği, “R.. Cavalli” markası ile “J.. Cavalli” markasının tüm ürünlerde farklı yerlerde kullanıldığının bizzat ürün örneklerinin tek tek incelenmesiyle tespit edildiği, markaya tecavüz ve haksız rekabetin sabit görüldüğü, uzatılmış ceza zamanaşımının uygulanması gerektiği gerekçesiyle zamanaşımı def'inin reddine, davalının ürünlerinde davacının tescilli Roberto Cavalli markasının kullanmasının davacının marka haklarına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, haksız rekabetin ve markaya tecavüzün önlenmesine, ürünlerin bu marka altında satıma sunulmasının ve dağıtılmasının önlenmesine, ürünlerde davacı markasının çıkarılması veya silinmesi mümkün değilse imhasına, markanın kullanıldığı broşür, ambalaj, resim, işaret, tanıtım vasıtaları, reklam ve basılı evrakta kullanımının önlenmesine, çıkartılması mümkün olmayanların imhasına, hüküm özetinin gazetede ilanına karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Uyuşmazlık konusu eylem ile ilgili olarak açılan ceza davası sonucunda Yargıtay 7. Ceza Dairesi'nin 28.06.2010 tarihli 18524/10153 sayılı kararı ile davalı eyleminin Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı uyarınca "kanunsuz suç ve ceza oluşturulamayacağı" ve aynı eylemin haksız rekabet suçunu da oluşturmayacağından bahisle sanığa atılı eylemin 556 sayılı KHK'ne muhalefet ve haksız rekabet oluşturmayacağı, el konulan eşyaların da suç konusu eşya olmaktan çıktığından bahisle davalı şirket temsilcisi sanığın beraatine ve el konulan eşyaların sanığa iadesine karar verilmiştir. Bu durumda, dava konusu eylemin suç oluşturmadığı, ceza soruşturmasında el konulan söz konusu ürünlerin davalı tarafa iade edildiği ve davalı tarafça yeniden piyasaya sürüleceği hususunda girişimlerde bulunulduğu hususları da işbu davada iddia edilmediğine göre, mahkemece uyuşmazlığa ceza zamanaşımı tabi olup bu davanın süresinde açıldığından bahisle zamanaşımı def'inin reddedilerek uyuşmazlığın esası hakkında karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı veklinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 30.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/101937600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz