Menfi tespit | Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/8512 E. 2022/3803 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
mahkeme dışı ikrar↗ bedel kaydı↗ ihdas nedeni↗ malen kaydı↗ talil↗ güven ilişkisi↗ temel ilişki↗ yazılı delille ispat↗ gerekçenin düzeltilmesi↗ lehdar↗ karine↗ ispat külfeti↗ muvazaa↗ kötüniyet tazminatı↗ kambiyo senedi↗ ikrar↗ mirasçılık↗ kötü niyet tazminatı↗ ispat yükü↗ keşideci↗ bono↗ sulh hukuk mahkemesi↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ kötü niyet↗ haciz↗ sulh↗ kötüniyet↗ taşıyan↗ dava sebebi↗ cy/cy kaydı↗ hmk 353(1)b-2↗ teslim↗ kesin hüküm↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, takip ve dava konusu bononun üzerinde "Malen" şeklinde ihdas kaydı bulunduğu, bononun ihdas nedeni bölümünde “nakten” kaydı bulunması halinde bunun aksini iddia eden yani ihdas nedenini değiştiren tarafın bu iddiasını yazılı olarak ispat etmesi gerektiği, bonoda bedel kaydı varsa bononun bu nedenle düzenlendiği doğru kabul edileceği, bedel kaydının aksini ileri süren bu iddiasını ispat yükü altına gireceği, ceza mahkemesindeki davalı ... beyanlarında özetle "...'nın 442 parseldeki taşınmazını almak için anlaştıklarını, ancak üzerinde ...'nın eşinin nafaka alacağı sebebi ile koydurmuş olduğu haciz bulunduğunu, ...'nın esasında borcunun haciz miktarı kadar olmadığını, parayı kendisine vermesini, eşiyle görüşerek haczi kaldırtacağını söylediğini, kendisinin de ...'a hissesine karşılık 24.500,00TL verdiğini, ...'ın da tapuda satışını yapamayınca kendisine 100.000,00TL'lik senet verdiğini, bunun nedeninin taşınmaz üzerine haciz koydurup satış istendiğinde başkaları taşınmaz üzerine haciz koydurup taşınmazı almalarına engel olmak olduğunu, ancak aralarında güven ilişkisi olduğundan aralarında gerçek borç miktarı hususunda yapılmış harici yazılı bir anlaşma olmadığını, ...'ın alkol aldığını bildiğini ancak akli melekelerini bu yüzden yitirmiş olduğunu bilmediğini" beyan ettiği, davalının kendisinin de ...'a hissesine karşılık 24.500,00TL verdiğini, ...'ın da tapuda satışını yapamayınca kendisine 100.000,00TL'lik senet verdiği şeklinde beyan vererek malen kaydı bulunan senedin ihdas nedenini nakden para verdim diyen davalı ta'lil edilmiş senetle ilgili ispat külfeti yer değiştirdiğinden ispat yükünü üzerine alarak davalılardan alacaklı olduğunu ispat edemediği gibi mahkeme dışı ikrarına ilişkin beyanları ve tüm dosya kapsamı dikkate alındığında kambiyo senedinin tarafları arasında gerçekte temel ilişki bulunmadığı senedin gerçekten bedel hususunu ihtiva etmediği davalının ta'lil nedenini değiştirdiği için bunu yazılı delille ispat edemediği anlaşıldığından davacıların bu senetten dolayı davalı ifadesinden de anlaşılacağı üzere davacıların ve murisinin borçlu olmadığı anlaşıldığından davacıların Silivri 1. İcra Müdürlüğü’nün 2009/12487 senetten dolayı davalıya borçlu olmadıklarının tespitine ve davacılar aleyhine senet bedeli tahsil edilmeyen ve mal satışını doğrulamayan senetten dolayı bilerek takip yaptığından kötü niyet tazminat taleplerinin de kabulüne karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince somut uyuşmazlığa konu 100.000.-TL bedelli bonodaki malen kaydının bedelin mal teslimi suretiyle ödendiğine karine teşkil edeceği, karinenin aksini iddia eden yahut ihdas sebebini talil eden tarafın iddiasını kesin delille kanıtlaması gerektiği, davaya konu bonoda keşideci olarak yer alan davacıların murisi ... Silivri Sulh Hukuk Mahkemesi'ndeki beyanında; taşınmazı senet karşılığında sattığını beyan ettiği, Silivri Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2016/57Esas sayılı dosyasında ise davacı ...'nın, babasının taşınmazı sattığını bilmediğini, annesinden bu durumu öğrendiğini beyan ettiği dikkate alındığında davacıların senet metnini talil ettiğinden söz edilemeyeceği, davalı ... Sokullu ceza soruşturmasındaki ifadesinde; ... ile taşınmaz alımı için anlaştıklarını kendisine 24.500.-TL verdiğini, ancak hisse satışı yapılamadığından devralamadığını, bunun üzerine ... ile 100.000.-TL bedelli bir bono düzenlediklerini, bu bononun satın aldığı hisseye konu taşınmazın haczi ve satışının sağlanarak hissesinin devralınması amacına ilişkin olduğunu, "100.000TL değerinde senet alacağı olmadığını" beyan etmiş olmakla senedin muvazaalı olduğuna ilişin iddiası ile birlikte senedin ihdas sebebini talil ettiğini, İlk Derece Mahkemesinin; kambiyo senedinin tarafları arasında gerçekte temel ilişki bulunmadığı, senedin gerçek bedel ihtiva etmediğine ilişkin gerekçesi yerinde ise de, malen kaydının nakden olarak talil edildiğine ilişkin gerekçenin yerinde görülmediği, bununla birlikte davalının soruşturma aşamasındaki ifadesi dikkate alındığında davalı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığından davalı vekilinin bu husustaki istinaf isteminin de yerinde olmadığı, davalının istinaf isteminin reddine karar verilmesi gerektiği, ilk derece mahkemesinin davanın kabulüne ilişkin kararı yerinde ise de, gerekçesinin düzeltilmesi gerekli olmakla HMK 353.1.b.2 maddesi gereğince hükmün kaldırılarak yeniden hüküm kurulmasına karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf isteminin reddine, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesi düzeltilerek kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davanın kabulüne, ,davacılar ... murisleri olan mirasçıların Silivri 1. İcra Müdürlüğü'nün 2009/12487 E. sayılı takip dosyasındaki 02/12/2009 düzenleme tarihli 07/12/2009 tediye tarihli 100.000.-TL bedelli senetten dolayı icra takibindeki ferilerle birlikte bu senetten dolayı davalıya karşı borçlu olmadıklarının tespitine, davalının asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, murisin imzaladığı bonodan dolayı borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Senette lehdar sıfatını taşıyan ... 23.10.2014 tarihli emniyet ifadesinde murisle yaptığı hisse alımına yönelik görüşmeler sonucu 24.500,00TL nakit para verilmesi karşılığında gayrimenkul hissesinin devrini mümkün kılmak maksadıyla 100.000,00TL tutarındaki bononun muris ... tarafından keşide edilerek kendisine verildiğini beyan etmekle senet toplamı kadar olmasa da 24.500,00TL tutarın karşılıklı akdi ilişki çerçevesinde verildiği gözetilerek bu tutar üzerinden davanın reddi, aşan tutar yönünden kabulü gerekirken tamamı yönünden kabul kararı verilmesi doğru olmayıp hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/3025 E. 2021/2800 K.
Ortak:ihdas nedeni · talil · bono · haciz · kötüniyet
İncelediğiniz karardaİlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, takip ve dava konusu «bononun» üzerinde "Malen" şeklinde ihdas «kaydı» bulunduğu, bononun «ihdas nedeni» bölümünde “nakten” kaydı bulunması halinde bunun aksini iddia eden yani ihdas nedenini değiştiren tarafın bu iddiasını yazılı olarak ispat etmesi gerektiği, bonoda «bedel kaydı» varsa bononun bu nedenle düzenlendiği doğru kabul edileceği, bedel kaydının aksini ileri süren bu iddiasını «ispat yükü» altına gireceği, ceza mahkemesindeki davalı ... beyanlarında özetle "...'nın 442 parseldeki taşınmazını almak için anlaştıklarını, ancak üzerinde ...'nın eşinin nafaka alacağı «sebebi» ile koydurmuş olduğu «haciz» bulunduğunu, ...'nın esasında borcunun haciz miktarı kadar olmadığını, parayı kendisine vermesini, eşiyle görüşerek haczi kaldırtacağını söylediğini, kendisinin de ...'a hissesine karşılık 24.500,00TL verdiğini, ...'ın da tapuda satışını yapamayınca kendisine 100.000,00TL'lik senet verdiğini, bunun nedeninin taşınmaz üzerine haciz koydurup satış istendiğinde başkaları taşınmaz üzerine haciz koydurup taşınmazı almalarına engel olmak olduğunu, ancak aralarında «güven ilişkisi» olduğundan aralarında gerçek borç miktarı hususunda yapılmış harici yazılı bir anlaşma olmadığını, ...'ın alkol aldığını bildiğini ancak akli melekelerini bu yüzden yitirmiş olduğunu bilmediğini" beyan ettiği, davalının kendisinin de ...'a hissesine karşılık 24.500,00TL verdiğini, ...'ın da tapuda satışını yapamayınca kendisine 100.000,00TL'lik senet verdiği şeklinde beyan vererek «malen kaydı» bulunan senedin ihdas nedenini nakden para verdim diyen davalı ta'lil edilmiş senetle ilgili «ispat külfeti» yer değiştirdiğinden ispat yükünü üzerine alarak davalılardan alacaklı olduğunu ispat edemediği gibi mahkeme «dışı ikrarına» ilişkin beyanları ve tüm dosya kapsamı dikkate alındığında «kambiyo senedinin» tarafları arasında gerçekte «temel ilişki» bulunmadığı senedin gerçekten bedel hususunu ihtiva etmediği davalının ta'lil nedenini değiştirdiği için bunu «yazılı delille ispat» edemediği anlaşıldığından davacıların bu senetten dolayı davalı ifadesinden de anlaşılacağı üzere davacıların ve murisinin borçlu olmadığı anlaşıldığından davacıla …
… aşınmaz alımı için anlaştıklarını kendisine 24.500.-TL verdiğini, ancak hisse satışı yapılamadığından devralamadığını, bunun üzerine ... ile 100.000.-TL bedelli bir «bono» düzenlediklerini, bu bononun satın aldığı hisseye konu taşınmazın haczi ve satışının sağlanarak hissesinin devralınması amacına ilişkin olduğunu, "100.000TL değerinde senet alacağı olmadığını" beyan etmiş olmakla senedin «muvazaalı» olduğuna ilişin iddiası ile birlikte senedin ihdas «sebebini» «talil» ettiğini, İlk Derece Mahkemesinin; «kambiyo senedinin» tarafları arasında gerçekte «temel ilişki» bulunmadığı, senedin gerçek bedel ihtiva etmediğine ilişkin gerekçesi yerinde ise de, «malen kaydının» nakden olarak talil edildiğine ilişkin gerekçenin yerinde görülmediği, bununla birlikte davalının soruşturma aşamasındaki ifadesi dikkate alındığında davalı aleyhine «kötüniyet tazminatına» hükmedilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığından davalı vekilinin bu husustaki istinaf isteminin de yerinde olmadığı, davalının istinaf isteminin reddine karar verilmesi gerektiği, ilk derece mahkemesinin davanın kabulüne ilişkin kararı yerinde ise de, «gerekçesinin düzeltilmesi» gerekli olmakla HMK 353.1.b.2 maddesi gereğince hükmün «kaldırılarak yeniden» hüküm kurulmasına karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf isteminin reddine, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesi düzeltilerek kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davanın kabulüne, ,davacılar ... murisleri olan «mirasçıların» Silivri 1.
Bölge Adliye Mahkemesince somut uyuşmazlığa konu 100.000.-TL bedelli bonodaki «malen kaydının» bedelin mal «teslimi» suretiyle ödendiğine «karine» teşkil edeceği, karinenin aksini iddia eden yahut ihdas «sebebini» «talil» eden tarafın iddiasını «kesin» delille kanıtlaması gerektiği, davaya konu «bonoda» «keşideci» olarak yer alan davacıların murisi ...
Benzer bu karardaİlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda, takibe konu malen kayıtlı «bononun» tarafların iddia ve cevaplarıyla «ihdas nedenini» «talil» etmediği, bu durumda davacı tarafın bononun «teminat» amacıyla verildiğini ve «bedelsiz» kaldığını yazılı delillerle kanıtlaması gerektiği, bununla birlikte davacı şirket «temsilcisinin» icrai «haciz» sırasında borcu kabul ettiği, davalının da takibe konu edilen 70.000.-TL dışında borcunun kalmadığını kabul ettiği gerekçeleriyle davanın kısmen kabulü ile davacının 270.000.-TL bedelli bonodan dolayı davalıya 200.000.- TL «borçlu olunmadığının tespitine» karar verilmiştir.
Bölge adliye mahkemesince, takibe konu «bononun» malen kayıtlı olarak düzenlendiği dikkate alındığında davacı tarafın bononun «teminat» amacıyla verildiğini ve «bedelsiz» kaldığını yazılı delillerle kanıtlaması gerektiği ancak davacı tarafın buna ilişkin dosyaya yazılı bir delil sunmadığı, davacı şirket yetkilisi olduğu söylenen ...'nın yapılan «haciz» sırasında borcu kabul ettiği, bu kişinin şirket yetkilisi olduğu konusunda da duruşmada davacı vekilinin beyanda bulunduğunun dosya kapsamından anlaşıldığı, davalı vekilinin 06.07.2017 tarihli duruşmada takibe konulan miktar dışında alacaklarının kalmadığını beyan etmesi, davacının davayı açmakta «kötüniyetli» olduğu konusunda dosyada delil olmaması ve «yargılama giderlerinin» kabul edilen miktar üzerinden hesaplandığı, yargılamanın HMK'da düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olmasına, «kamu düzenine aykırılık» hallerinin bulunmamasına, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan «deliller değerlendirilip» yasal düzenlemelere uygun isabetli, yeterli gerekçeyle karar verilmiş olması gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:delil değerlendirmesi · borçlu olunmadığının tespiti · kamu düzenine aykırılık · bedelsizlik · kamu düzeni · yargılama gideri · harç · teminat
Benzer bu karardaBölge adliye mahkemesince, takibe konu «bononun» malen kayıtlı olarak düzenlendiği dikkate alındığında davacı tarafın bononun «teminat» amacıyla verildiğini ve «bedelsiz» kaldığını yazılı delillerle kanıtlaması gerektiği ancak davacı tarafın buna ilişkin dosyaya yazılı bir delil sunmadığı, davacı şirket yetkilisi olduğu söylenen ...'nın yapılan «haciz» sırasında borcu kabul ettiği, bu kişinin şirket yetkilisi olduğu konusunda da duruşmada davacı vekilinin beyanda bulunduğunun dosya kapsamından anlaşıldığı, davalı vekilinin 06.07.2017 tarihli duruşmada takibe konulan miktar dışında alacaklarının kalmadığını beyan etmesi, davacının davayı açmakta «kötüniyetli» olduğu konusunda dosyada delil olmaması ve «yargılama giderlerinin» kabul edilen miktar üzerinden hesaplandığı, yargılamanın HMK'da düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olmasına, «kamu düzenine aykırılık» hallerinin bulunmamasına, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan «deliller değerlendirilip» yasal düzenlemelere uygun isabetli, yeterli gerekçeyle karar verilmiş olması gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir …
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda, takibe konu malen kayıtlı «bononun» tarafların iddia ve cevaplarıyla «ihdas nedenini» «talil» etmediği, bu durumda davacı tarafın bononun «teminat» amacıyla verildiğini ve «bedelsiz» kaldığını yazılı delillerle kanıtlaması gerektiği, bununla birlikte davacı şirket «temsilcisinin» icrai «haciz» sırasında borcu kabul ettiği, davalının da takibe konu edilen 70.000.-TL dışında borcunun kalmadığını kabul ettiği gerekçeleriyle davanın kısmen kabulü ile davacının 270.000.-TL bedelli bonodan dolayı davalıya 200.000.- TL «borçlu olunmadığının tespitine» karar verilmiştir.
2- Dava, senet tutarı olan 270.000.-TL üzerinden «borçlu olunmadığının tespitine» ilişkindir.
Yapılan yargılama esnasında davacı yalnızca 200.000.-TL tutar üzerinden dava açmakta haklı olduğuna göre mahkemece bu tutar üzerinden hesaplanacak nispi harçtan davalının sorumlu tutulması gerekirken dava değerinin tamamı üzerinden «harç» hesabı yapılması doğru olmamış hükmün bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/1851 E. 2025/770 K.
Ortak:ihdas nedeni · malen kaydı · talil · kötüniyet tazminatı · kötü niyet tazminatı · ispat yükü · bono · kaldırma ve yeniden hüküm
İncelediğiniz kararda… aşınmaz alımı için anlaştıklarını kendisine 24.500.-TL verdiğini, ancak hisse satışı yapılamadığından devralamadığını, bunun üzerine ... ile 100.000.-TL bedelli bir «bono» düzenlediklerini, bu bononun satın aldığı hisseye konu taşınmazın haczi ve satışının sağlanarak hissesinin devralınması amacına ilişkin olduğunu, "100.000TL değerinde senet alacağı olmadığını" beyan etmiş olmakla senedin «muvazaalı» olduğuna ilişin iddiası ile birlikte senedin ihdas «sebebini» «talil» ettiğini, İlk Derece Mahkemesinin; «kambiyo senedinin» tarafları arasında gerçekte «temel ilişki» bulunmadığı, senedin gerçek bedel ihtiva etmediğine ilişkin gerekçesi yerinde ise de, «malen kaydının» nakden olarak talil edildiğine ilişkin gerekçenin yerinde görülmediği, bununla birlikte davalının soruşturma aşamasındaki ifadesi dikkate alındığında davalı aleyhine «kötüniyet tazminatına» hükmedilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığından davalı vekilinin bu husustaki istinaf isteminin de yerinde olmadığı, davalının istinaf isteminin reddine karar verilmesi gerektiği, ilk derece mahkemesinin davanın kabulüne ilişkin kararı yerinde ise de, «gerekçesinin düzeltilmesi» gerekli olmakla HMK 353.1.b.2 maddesi gereğince hükmün «kaldırılarak yeniden» hüküm kurulmasına karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf isteminin reddine, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesi düzeltilerek kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davanın kabulüne, ,davacılar ... murisleri olan «mirasçıların» Silivri 1.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, takip ve dava konusu «bononun» üzerinde "Malen" şeklinde ihdas «kaydı» bulunduğu, bononun «ihdas nedeni» bölümünde “nakten” kaydı bulunması halinde bunun aksini iddia eden yani ihdas nedenini değiştiren tarafın bu iddiasını yazılı olarak ispat etmesi gerektiği, bonoda «bedel kaydı» varsa bononun bu nedenle düzenlendiği doğru kabul edileceği, bedel kaydının aksini ileri süren bu iddiasını «ispat yükü» altına gireceği, ceza mahkemesindeki davalı ... beyanlarında özetle "...'nın 442 parseldeki taşınmazını almak için anlaştıklarını, ancak üzerinde ...'nın eşinin nafaka alacağı «sebebi» ile koydurmuş olduğu «haciz» bulunduğunu, ...'nın esasında borcunun haciz miktarı kadar olmadığını, parayı kendisine vermesini, eşiyle görüşerek haczi kaldırtacağını söylediğini, kendisinin de ...'a hissesine karşılık 24.500,00TL verdiğini, ...'ın da tapuda satışını yapamayınca kendisine 100.000,00TL'lik senet verdiğini, bunun nedeninin taşınmaz üzerine haciz koydurup satış istendiğinde başkaları taşınmaz üzerine haciz koydurup taşınmazı almalarına engel olmak olduğunu, ancak aralarında «güven ilişkisi» olduğundan aralarında gerçek borç miktarı hususunda yapılmış harici yazılı bir anlaşma olmadığını, ...'ın alkol aldığını bildiğini ancak akli melekelerini bu yüzden yitirmiş olduğunu bilmediğini" beyan ettiği, davalının kendisinin de ...'a hissesine karşılık 24.500,00TL verdiğini, ...'ın da tapuda satışını yapamayınca kendisine 100.000,00TL'lik senet verdiği şeklinde beyan vererek «malen kaydı» bulunan senedin ihdas nedenini nakden para verdim diyen davalı ta'lil edilmiş senetle ilgili «ispat külfeti» yer değiştirdiğinden ispat yükünü üzerine alarak davalılardan alacaklı olduğunu ispat edemediği gibi mahkeme «dışı ikrarına» ilişkin beyanları ve tüm dosya kapsamı dikkate alındığında «kambiyo senedinin» tarafları arasında gerçekte «temel ilişki» bulunmadığı senedin gerçekten bedel hususunu ihtiva etmediği davalının ta'lil nedenini değiştirdiği için bunu «yazılı delille ispat» edemediği anlaşıldığından davacıların bu senetten dolayı davalı ifadesinden de anlaşılacağı üzere davacıların ve murisinin borçlu olmadığı anlaşıldığından davacıla …
Bölge Adliye Mahkemesince somut uyuşmazlığa konu 100.000.-TL bedelli bonodaki «malen kaydının» bedelin mal «teslimi» suretiyle ödendiğine «karine» teşkil edeceği, karinenin aksini iddia eden yahut ihdas «sebebini» «talil» eden tarafın iddiasını «kesin» delille kanıtlaması gerektiği, davaya konu «bonoda» «keşideci» olarak yer alan davacıların murisi ...
Benzer bu karardaBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, dava konusu senette «keşide yerinin» bulunmadığı, bu haliyle senedin «adi senet» hükmünde olduğu, davacı şirketin senet üzerine atılan ikinci imza nedeniyle «aval» veren konumunda olduğu, bu haliyle yasal unsurlara tabi olmayan adi senede dönüşen bonodan dolayı davacı şirketin sorumluluğunun bulunmadığı, bu nedenle davacı şirket yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı, davacı şahıs yönünden yapılan değerlendirmede; takip dayanağı senet adi senet vasfında olsa bile «bonoya» ilişkin «talil» ve «ispat yükünün» adi senetler yönünden de geçerli sayılması gerektiği, somut olayda dayanak senet üzerinde "Malen" «kaydının» bulunduğu, davalı yanca senetteki "Malen" kaydının talil edildiği, gerek bu nedenle gerekse senedin «kambiyo vasfı» bulunmaması nedeniyle ispat yükünün davalı alacaklı üzerinde bulunduğu, davalı tarafından davacıya borç verildiği hususunu ispata yarar şekilde dosya kapsamına geçerli bir delil «ibraz» edilemediği, cevap dilekçesinde açıkça «yemin deliline» de dayanılmadığı, bu davacı yönünden açılan davanın da kabulü yerine yazılı şekilde karar verilmesinin doğru görülmediği, davalının icra takibinde haksız ve kötü niyetli olduğu, gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının «kaldırılmasına, yeniden» hüküm kurulmasına, davanın kabulü ile davacıların icra takip dosyasından borçlu olmadıklarının tespitine, davacıların «kötüniyet tazminatı» talebinin kabulü ile «asıl alacak» miktarının %20'si oranında (80.000,00 TL) kötüniyet tazminatının davalıdan alınarak davacılara verilmesine karar verilmiş, karar, davalı vekili tarafından temyiz e …
Bölge Adliye Mahkemesince, senet üzerinde «keşide yerinin» bulunmaması nedeniyle «bono» vasfını yitirdiği, «adi senet» niteliğinde olduğu, davacı şirketin senet üzerine atılan ikinci imza nedeniyle «aval» veren konumunda olduğu, bu haliyle yasal unsurlara tabi olmayan adi senede dönüşen bonodan dolayı davacı şirketin sorumluluğunun bulunmadığı, senet adi senet vasfında olsa bile bonoya ilişkin «talil» ve «ispat yükünün» adi senetler yönünden de geçerli sayılması gerektiği, «senedin talil» edilmesi sebebiyle ispat yükünün davalı alacaklıda olduğu ve davalının davacıdan alacaklı olduğunu ispat edemediği gerekçesi ile davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının «kaldırılmasına, yeniden» hüküm kurulmasına, davacıların dava konusu senetten dolayı borçlu olmadıklarının tespitine ve davalılar aleyhine «kötüniyet tazminatına» hükmedilmesine karar verilmiş, karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, senet «lehtarı» olan davalının senet üzerindeki «malen kaydını» «talil» ederek senedin nakden yani davacı tarafa verdiği borca istinaden düzenlendiğini iddia ederek «senedi talil» ettiği, davacı tarafça «imzası inkar» edilmemiş olan dava konusu senedin «yazılı delil başlangıcı» kabul edildiği, talil eden davalının davacı taraf ile aralarındaki temel hukuki ilişkiyi tanık «dahil» her türlü delille ispat edebileceği, bu kapsamda davalı tanıklarının dinlenildiği, tanık beyanlarından davacının gerek kendisine ait, gerekse anne/babasına ait TL, altın, döviz borcunu davacı tarafa ait olup sonradan kamulaştırılmış olduğu bildirilen otel yapımı sırasında davacıya verdiği, ayrıca davalının davacı şirkette «şirket müdürü» olarak çalışmış olup ücretini de alamadığı, dava konusu olan «bononun» davalı tarafından davacıya verilen borç ve davacı şirketteki çalışmaları karşılığı hak kazandığı ücrete ilişkin olduğu, davacı tarafın dava konusu senetteki imza v …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:senedin talili · adi senet · kambiyo vasfı · tanık delili · avalist · keşide yeri · aval · yazılı delil başlangıcı
Benzer bu karardaBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, dava konusu senette «keşide yerinin» bulunmadığı, bu haliyle senedin «adi senet» hükmünde olduğu, davacı şirketin senet üzerine atılan ikinci imza nedeniyle «aval» veren konumunda olduğu, bu haliyle yasal unsurlara tabi olmayan adi senede dönüşen bonodan dolayı davacı şirketin sorumluluğunun bulunmadığı, bu nedenle davacı şirket yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı, davacı şahıs yönünden yapılan değerlendirmede; takip dayanağı senet adi senet vasfında olsa bile «bonoya» ilişkin «talil» ve «ispat yükünün» adi senetler yönünden de geçerli sayılması gerektiği, somut olayda dayanak senet üzerinde "Malen" «kaydının» bulunduğu, davalı yanca senetteki "Malen" kaydının talil edildiği, gerek bu nedenle gerekse senedin «kambiyo vasfı» bulunmaması nedeniyle ispat yükünün davalı alacaklı üzerinde bulunduğu, davalı tarafından davacıya borç verildiği hususunu ispata yarar şekilde dosya kapsamına geçerli bir delil «ibraz» edilemediği, cevap dilekçesinde açıkça «yemin deliline» de dayanılmadığı, bu davacı yönünden açılan davanın da kabulü yerine yazılı şekilde karar verilmesinin doğru görülmediği, davalının icra takibinde haksız ve kötü niyetli olduğu, gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının «kaldırılmasına, yeniden» hüküm kurulmasına, davanın kabulü ile davacıların icra takip dosyasından borçlu olmadıklarının tespitine, davacıların «kötüniyet tazminatı» talebinin kabulü ile «asıl alacak» miktarının %20'si oranında (80.000,00 TL) kötüniyet tazminatının davalıdan alınarak davacılara verilmesine karar verilmiş, karar, davalı vekili tarafından temyiz e …
Bölge Adliye Mahkemesince, senet üzerinde «keşide yerinin» bulunmaması nedeniyle «bono» vasfını yitirdiği, «adi senet» niteliğinde olduğu, davacı şirketin senet üzerine atılan ikinci imza nedeniyle «aval» veren konumunda olduğu, bu haliyle yasal unsurlara tabi olmayan adi senede dönüşen bonodan dolayı davacı şirketin sorumluluğunun bulunmadığı, senet adi senet vasfında olsa bile bonoya ilişkin «talil» ve «ispat yükünün» adi senetler yönünden de geçerli sayılması gerektiği, «senedin talil» edilmesi sebebiyle ispat yükünün davalı alacaklıda olduğu ve davalının davacıdan alacaklı olduğunu ispat edemediği gerekçesi ile davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının «kaldırılmasına, yeniden» hüküm kurulmasına, davacıların dava konusu senetten dolayı borçlu olmadıklarının tespitine ve davalılar aleyhine «kötüniyet tazminatına» hükmedilmesine karar verilmiş, karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, senet «lehtarı» olan davalının senet üzerindeki «malen kaydını» «talil» ederek senedin nakden yani davacı tarafa verdiği borca istinaden düzenlendiğini iddia ederek «senedi talil» ettiği, davacı tarafça «imzası inkar» edilmemiş olan dava konusu senedin «yazılı delil başlangıcı» kabul edildiği, talil eden davalının davacı taraf ile aralarındaki temel hukuki ilişkiyi tanık «dahil» her türlü delille ispat edebileceği, bu kapsamda davalı tanıklarının dinlenildiği, tanık beyanlarından davacının gerek kendisine ait, gerekse anne/babasına ait TL, altın, döviz borcunu davacı tarafa ait olup sonradan kamulaştırılmış olduğu bildirilen otel yapımı sırasında davacıya verdiği, ayrıca davalının davacı şirkette «şirket müdürü» olarak çalışmış olup ücretini de alamadığı, dava konusu olan «bononun» davalı tarafından davacıya verilen borç ve davacı şirketteki çalışmaları karşılığı hak kazandığı ücrete ilişkin olduğu, davacı tarafın dava konusu senetteki imza v …
B.Değerlendirme ve Gerekçe 1.Taraflar arasında «teminat senedi» olduğu iddia edilen, üzerinde ''«malen'' kaydı» bulunan senetten dolayı «borçlu olunmadığının tespiti» istemine ilişkin davada yapılan yargılama neticesinde İlk Derece Mahkemesince, davalı tarafından senedin ''nakden'' olarak «talil» edilmesi sebebiyle «ispat yükünün» yer değiştirdiği, davalının davacıdan alacaklı olduğunu «tanık delili» ile ispat ettiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, karar davacılar vekilince istinaf edilmiştir.
-
Menfi tespit | Kötüniyet tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/2978 E. 2021/2837 K.
Ortak:ihdas nedeni · malen kaydı · talil · temel ilişki · ispat külfeti · muvazaa · kötü niyet tazminatı · ispat yükü
İncelediğiniz karardaİlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, takip ve dava konusu «bononun» üzerinde "Malen" şeklinde ihdas «kaydı» bulunduğu, bononun «ihdas nedeni» bölümünde “nakten” kaydı bulunması halinde bunun aksini iddia eden yani ihdas nedenini değiştiren tarafın bu iddiasını yazılı olarak ispat etmesi gerektiği, bonoda «bedel kaydı» varsa bononun bu nedenle düzenlendiği doğru kabul edileceği, bedel kaydının aksini ileri süren bu iddiasını «ispat yükü» altına gireceği, ceza mahkemesindeki davalı ... beyanlarında özetle "...'nın 442 parseldeki taşınmazını almak için anlaştıklarını, ancak üzerinde ...'nın eşinin nafaka alacağı «sebebi» ile koydurmuş olduğu «haciz» bulunduğunu, ...'nın esasında borcunun haciz miktarı kadar olmadığını, parayı kendisine vermesini, eşiyle görüşerek haczi kaldırtacağını söylediğini, kendisinin de ...'a hissesine karşılık 24.500,00TL verdiğini, ...'ın da tapuda satışını yapamayınca kendisine 100.000,00TL'lik senet verdiğini, bunun nedeninin taşınmaz üzerine haciz koydurup satış istendiğinde başkaları taşınmaz üzerine haciz koydurup taşınmazı almalarına engel olmak olduğunu, ancak aralarında «güven ilişkisi» olduğundan aralarında gerçek borç miktarı hususunda yapılmış harici yazılı bir anlaşma olmadığını, ...'ın alkol aldığını bildiğini ancak akli melekelerini bu yüzden yitirmiş olduğunu bilmediğini" beyan ettiği, davalının kendisinin de ...'a hissesine karşılık 24.500,00TL verdiğini, ...'ın da tapuda satışını yapamayınca kendisine 100.000,00TL'lik senet verdiği şeklinde beyan vererek «malen kaydı» bulunan senedin ihdas nedenini nakden para verdim diyen davalı ta'lil edilmiş senetle ilgili «ispat külfeti» yer değiştirdiğinden ispat yükünü üzerine alarak davalılardan alacaklı olduğunu ispat edemediği gibi mahkeme «dışı ikrarına» ilişkin beyanları ve tüm dosya kapsamı dikkate alındığında «kambiyo senedinin» tarafları arasında gerçekte «temel ilişki» bulunmadığı senedin gerçekten bedel hususunu ihtiva etmediği davalının ta'lil nedenini değiştirdiği için bunu «yazılı delille ispat» edemediği anlaşıldığından davacıların bu senetten dolayı davalı ifadesinden de anlaşılacağı üzere davacıların ve murisinin borçlu olmadığı anlaşıldığından davacıla …
… aşınmaz alımı için anlaştıklarını kendisine 24.500.-TL verdiğini, ancak hisse satışı yapılamadığından devralamadığını, bunun üzerine ... ile 100.000.-TL bedelli bir «bono» düzenlediklerini, bu bononun satın aldığı hisseye konu taşınmazın haczi ve satışının sağlanarak hissesinin devralınması amacına ilişkin olduğunu, "100.000TL değerinde senet alacağı olmadığını" beyan etmiş olmakla senedin «muvazaalı» olduğuna ilişin iddiası ile birlikte senedin ihdas «sebebini» «talil» ettiğini, İlk Derece Mahkemesinin; «kambiyo senedinin» tarafları arasında gerçekte «temel ilişki» bulunmadığı, senedin gerçek bedel ihtiva etmediğine ilişkin gerekçesi yerinde ise de, «malen kaydının» nakden olarak talil edildiğine ilişkin gerekçenin yerinde görülmediği, bununla birlikte davalının soruşturma aşamasındaki ifadesi dikkate alındığında davalı aleyhine «kötüniyet tazminatına» hükmedilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığından davalı vekilinin bu husustaki istinaf isteminin de yerinde olmadığı, davalının istinaf isteminin reddine karar verilmesi gerektiği, ilk derece mahkemesinin davanın kabulüne ilişkin kararı yerinde ise de, «gerekçesinin düzeltilmesi» gerekli olmakla HMK 353.1.b.2 maddesi gereğince hükmün «kaldırılarak yeniden» hüküm kurulmasına karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf isteminin reddine, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesi düzeltilerek kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davanın kabulüne, ,davacılar ... murisleri olan «mirasçıların» Silivri 1.
Bölge Adliye Mahkemesince somut uyuşmazlığa konu 100.000.-TL bedelli bonodaki «malen kaydının» bedelin mal «teslimi» suretiyle ödendiğine «karine» teşkil edeceği, karinenin aksini iddia eden yahut ihdas «sebebini» «talil» eden tarafın iddiasını «kesin» delille kanıtlaması gerektiği, davaya konu «bonoda» «keşideci» olarak yer alan davacıların murisi ...
Benzer bu karardaBölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre, davacının «sahtecilik» iddiasına yönelik yaptığı «şikayet» üzerine başlatılan soruşturmada bu dava sonucunun bekletildiğinin bildirildiği, dava konusu senette ''bedeli malen alınmıştır'' «kaydına» rağmen alacaklı davalı, davacı şirketçe bedelin mal olarak verilmediğini, davalının davacı şirketteki hisselerini davacı şirket ortaklarından ...'a 550.000,00 TL bedel karşılığında satması, devir bedelinin ödenmemesi ve ...'ın mal varlığı bulunmaması nedeniyle, davalının hisse devrinden kaynaklanan alacağının davacı şirketçe ödenmesine yönelik senedin düzenlendiğini iddia etttiği, bu durumda takibin dayanağını teşkil eden dolayısıyla da alacaklının alacağını ispat aracı durumundaki «bonoda» bulunan «malen kaydının» doğru olmadığı yönündeki borçlu iddiası alacaklı davalı tarafça kabul edildiği, temeldeki hukuki ilişki yönünden bonodaki bu ispat kaydı bizzat alacaklı tarafından değişikliğe uğratıldığı, böylece «ispat külfetinin» davalı üzerine geçtiği, alacağın varlığı ve dayandığı «temel ilişkinin» senettekinden farklı olduğunu iddia eden davalı, kendi dayandığı ve senet metninden anlaşılamayan, davalının davacı şirketteki hisselerini diğer şirket ortağına 550.000,00 TL bedelle satmasından kaynaklı alacağının, davacı şirketçe ödenmesine yönelik senedin düzenlendiği iddialarını ispatla yükümlü olduğu, dosya kapsamında davalının üzerine aldığı ispat külfetini yerine getirmeye yönelik yazılı bir delil «ibraz» etmediği gözetildiğinde davanın bu nedenle kabulü gerekirken ilk derece mahkemesince yerinde olmayan gerekçe ile kabul kararı verildiğinden davalı vekilinin istinaf isteğinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın açıklanan gerekçe ile kabulüne, davalının kötü niyetli olduğu ispat edilmediğinden «kötü niyet tazminatı» isteğinin reddine karar verilmiştir.
… rece Mahkemesince, yapılan yargılama, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacı şirkete karşı başlatılan icra takibinin konusunu oluşturan ve “«bono»” şeklinde düzenlenmiş olan belgenin boşa imzalı olarak düzenlendiği ve üzerinin hukuka aykırı olarak doldurulduğu, söz konusu belgenin taraflar arasında yapılan şirketin «pay devrine» ilişkin anlaşma ile hukuken illiyet bağından yoksun olduğu, taraflar arasında “«malen” kaydını» gerektirecek bir ticari ilişkinin bulunmadığı, davalının şirket hisselerinin devrine yönelik noter sözleşmesinde devir bedelinin harçların düşük ödenmesi için 50.000,00 TL olarak gösterildiğini beyan ettiği, kendi danışıklı/«muvazaalı» işlemine dayanamayacağı ve davalının belgenin verildiği tarihte davacı şirketi «temsile» yetkili olduğu bu nedenle de şirket kaşesinin basılı olduğu bir belgeyi almasında «hukuki yararının» bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti ile %20 «kötü niyet tazminatına» karar verilmiştir.
Ne var ki «lehtar» senetteki «ihdas nedenini» değiştirir şekilde «talilde» bulunursa ispat yükünü üzerine alır.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:senede karşı senetle ispat · senetle ispat kuralı · senetle ispat · pay devri · borçlu olunmadığının tespiti · sahtecilik · lehtar · şikayet
Benzer bu karardaMenfi tespit davalarında kural olarak «ispat yükü» alacaklıya ait ise de alacak ilişkisi kambiyo senedinden kaynaklanıyorsa «senede karşı senetle ispat kuralı» gereği tekrar borçlu tarafa geçmektedir.
Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre, davacının «sahtecilik» iddiasına yönelik yaptığı «şikayet» üzerine başlatılan soruşturmada bu dava sonucunun bekletildiğinin bildirildiği, dava konusu senette ''bedeli malen alınmıştır'' «kaydına» rağmen alacaklı davalı, davacı şirketçe bedelin mal olarak verilmediğini, davalının davacı şirketteki hisselerini davacı şirket ortaklarından ...'a 550.000,00 TL bedel karşılığında satması, devir bedelinin ödenmemesi ve ...'ın mal varlığı bulunmaması nedeniyle, davalının hisse devrinden kaynaklanan alacağının davacı şirketçe ödenmesine yönelik senedin düzenlendiğini iddia etttiği, bu durumda takibin dayanağını teşkil eden dolayısıyla da alacaklının alacağını ispat aracı durumundaki «bonoda» bulunan «malen kaydının» doğru olmadığı yönündeki borçlu iddiası alacaklı davalı tarafça kabul edildiği, temeldeki hukuki ilişki yönünden bonodaki bu ispat kaydı bizzat alacaklı tarafından değişikliğe uğratıldığı, böylece «ispat külfetinin» davalı üzerine geçtiği, alacağın varlığı ve dayandığı «temel ilişkinin» senettekinden farklı olduğunu iddia eden davalı, kendi dayandığı ve senet metninden anlaşılamayan, davalının davacı şirketteki hisselerini diğer şirket ortağına 550.000,00 TL bedelle satmasından kaynaklı alacağının, davacı şirketçe ödenmesine yönelik senedin düzenlendiği iddialarını ispatla yükümlü olduğu, dosya kapsamında davalının üzerine aldığı ispat külfetini yerine getirmeye yönelik yazılı bir delil «ibraz» etmediği gözetildiğinde davanın bu nedenle kabulü gerekirken ilk derece mahkemesince yerinde olmayan gerekçe ile kabul kararı verildiğinden davalı vekilinin istinaf isteğinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın açıklanan gerekçe ile kabulüne, davalının kötü niyetli olduğu ispat edilmediğinden «kötü niyet tazminatı» isteğinin reddine karar verilmiştir.
… rece Mahkemesince, yapılan yargılama, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacı şirkete karşı başlatılan icra takibinin konusunu oluşturan ve “«bono»” şeklinde düzenlenmiş olan belgenin boşa imzalı olarak düzenlendiği ve üzerinin hukuka aykırı olarak doldurulduğu, söz konusu belgenin taraflar arasında yapılan şirketin «pay devrine» ilişkin anlaşma ile hukuken illiyet bağından yoksun olduğu, taraflar arasında “«malen” kaydını» gerektirecek bir ticari ilişkinin bulunmadığı, davalının şirket hisselerinin devrine yönelik noter sözleşmesinde devir bedelinin harçların düşük ödenmesi için 50.000,00 TL olarak gösterildiğini beyan ettiği, kendi danışıklı/«muvazaalı» işlemine dayanamayacağı ve davalının belgenin verildiği tarihte davacı şirketi «temsile» yetkili olduğu bu nedenle de şirket kaşesinin basılı olduğu bir belgeyi almasında «hukuki yararının» bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti ile %20 «kötü niyet tazminatına» karar verilmiştir.
Dava, bonodan dolayı «borçlu olunmadığının tespitine» ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/8512 E. , 2022/3803 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16.HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 10.07.2017 tarih ve 2014/1280 E- 2017/708 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi'nce verilen 17.11.2020 tarih ve 2017/5056 E- 2020/1929 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkilerinin Silivri İcra Müdürlüğü’nün 2009/12487 sayılı dosyasının borçlusu olan müteveffa ...’nın mirasçıları olduklarını, davalı tarafından, babaları aleyhine sağ iken kambiyo senedine dayalı takip başaltıldığını, icra takibinin müvekkillerine karşı devam ettiğini, senedin geçersiz olduğunu ileri sürerek müvekkilerinin davalıya borçlu olmadıklarının tespitine ve tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı davaya yanıt vermemiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, takip ve dava konusu bononun üzerinde "Malen" şeklinde ihdas kaydı bulunduğu, bononun ihdas nedeni bölümünde “nakten” kaydı bulunması halinde bunun aksini iddia eden yani ihdas nedenini değiştiren tarafın bu iddiasını yazılı olarak ispat etmesi gerektiği, bonoda bedel kaydı varsa bononun bu nedenle düzenlendiği doğru kabul edileceği, bedel kaydının aksini ileri süren bu iddiasını ispat yükü altına gireceği, ceza mahkemesindeki davalı ... beyanlarında özetle "...'nın 442 parseldeki taşınmazını almak için anlaştıklarını, ancak üzerinde ...'nın eşinin nafaka alacağı sebebi ile koydurmuş olduğu haciz bulunduğunu, ...'nın esasında borcunun haciz miktarı kadar olmadığını, parayı kendisine vermesini, eşiyle görüşerek haczi kaldırtacağını söylediğini, kendisinin de ...'a hissesine karşılık 24.500,00TL verdiğini, ...'ın da tapuda satışını yapamayınca kendisine 100.000,00TL'lik senet verdiğini, bunun nedeninin taşınmaz üzerine haciz koydurup satış istendiğinde başkaları taşınmaz üzerine haciz koydurup taşınmazı almalarına engel olmak olduğunu, ancak aralarında güven ilişkisi olduğundan aralarında gerçek borç miktarı hususunda yapılmış harici yazılı bir anlaşma olmadığını, ...'ın alkol aldığını bildiğini ancak akli melekelerini bu yüzden yitirmiş olduğunu bilmediğini" beyan ettiği, davalının kendisinin de ...'a hissesine karşılık 24.500,00TL verdiğini, ...'ın da tapuda satışını yapamayınca kendisine 100.000,00TL'lik senet verdiği şeklinde beyan vererek malen kaydı bulunan senedin ihdas nedenini nakden para verdim diyen davalı ta'lil edilmiş senetle ilgili ispat külfeti yer değiştirdiğinden ispat yükünü üzerine alarak davalılardan alacaklı olduğunu ispat edemediği gibi mahkeme dışı ikrarına ilişkin beyanları ve tüm dosya kapsamı dikkate alındığında kambiyo senedinin tarafları arasında gerçekte temel ilişki bulunmadığı senedin gerçekten bedel hususunu ihtiva etmediği davalının ta'lil nedenini değiştirdiği için bunu yazılı delille ispat edemediği anlaşıldığından davacıların bu senetten dolayı davalı ifadesinden de anlaşılacağı üzere davacıların ve murisinin borçlu olmadığı anlaşıldığından davacıların Silivri 1.
İcra Müdürlüğü’nün 2009/12487 senetten dolayı davalıya borçlu olmadıklarının tespitine ve davacılar aleyhine senet bedeli tahsil edilmeyen ve mal satışını doğrulamayan senetten dolayı bilerek takip yaptığından kötü niyet tazminat taleplerinin de kabulüne karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince somut uyuşmazlığa konu 100.000.-TL bedelli bonodaki malen kaydının bedelin mal teslimi suretiyle ödendiğine karine teşkil edeceği, karinenin aksini iddia eden yahut ihdas sebebini talil eden tarafın iddiasını kesin delille kanıtlaması gerektiği, davaya konu bonoda keşideci olarak yer alan davacıların murisi ... Silivri Sulh Hukuk Mahkemesi'ndeki beyanında; taşınmazı senet karşılığında sattığını beyan ettiği, Silivri Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2016/57Esas sayılı dosyasında ise davacı ...'nın, babasının taşınmazı sattığını bilmediğini, annesinden bu durumu öğrendiğini beyan ettiği dikkate alındığında davacıların senet metnini talil ettiğinden söz edilemeyeceği, davalı ...
Sokullu ceza soruşturmasındaki ifadesinde; ... ile taşınmaz alımı için anlaştıklarını kendisine 24.500.-TL verdiğini, ancak hisse satışı yapılamadığından devralamadığını, bunun üzerine ... ile 100.000.-TL bedelli bir bono düzenlediklerini, bu bononun satın aldığı hisseye konu taşınmazın haczi ve satışının sağlanarak hissesinin devralınması amacına ilişkin olduğunu, "100.000TL değerinde senet alacağı olmadığını" beyan etmiş olmakla senedin muvazaalı olduğuna ilişin iddiası ile birlikte senedin ihdas sebebini talil ettiğini, İlk Derece Mahkemesinin; kambiyo senedinin tarafları arasında gerçekte temel ilişki bulunmadığı, senedin gerçek bedel ihtiva etmediğine ilişkin gerekçesi yerinde ise de, malen kaydının nakden olarak talil edildiğine ilişkin gerekçenin yerinde görülmediği, bununla birlikte davalının soruşturma aşamasındaki ifadesi dikkate alındığında davalı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığından davalı vekilinin bu husustaki istinaf isteminin de yerinde olmadığı, davalının istinaf isteminin reddine karar verilmesi gerektiği, ilk derece mahkemesinin davanın kabulüne ilişkin kararı yerinde ise de, gerekçesinin düzeltilmesi gerekli olmakla HMK 353.1.b.2 maddesi gereğince hükmün kaldırılarak yeniden hüküm kurulmasına karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf isteminin reddine, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesi düzeltilerek kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davanın kabulüne, ,davacılar ...
murisleri olan mirasçıların Silivri 1. İcra Müdürlüğü'nün 2009/12487 E. sayılı takip dosyasındaki 02/12/2009 düzenleme tarihli 07/12/2009 tediye tarihli 100.000.-TL bedelli senetten dolayı icra takibindeki ferilerle birlikte bu senetten dolayı davalıya karşı borçlu olmadıklarının tespitine, davalının asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, murisin imzaladığı bonodan dolayı borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Senette lehdar sıfatını taşıyan ...
23. 10.2014 tarihli emniyet ifadesinde murisle yaptığı hisse alımına yönelik görüşmeler sonucu 24.500,00TL nakit para verilmesi karşılığında gayrimenkul hissesinin devrini mümkün kılmak maksadıyla 100.000,00TL tutarındaki bononun muris ... tarafından keşide edilerek kendisine verildiğini beyan etmekle senet toplamı kadar olmasa da 24.500,00TL tutarın karşılıklı akdi ilişki çerçevesinde verildiği gözetilerek bu tutar üzerinden davanın reddi, aşan tutar yönünden kabulü gerekirken tamamı yönünden kabul kararı verilmesi doğru olmayıp hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 12/05/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/790690700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz