İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/2505 E. 2022/2800 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ibrazdan kaçınma↗ hmk 222↗ ticari defter ibrazı↗ aleyhe delil↗ mazeret↗ delil değerlendirmesi↗ yemin deliline dayanma↗ muhtıra↗ yemin teklifi↗ yemin delili↗ ticari defter kayıtları↗ yemin↗ münhasırlık↗ kesin süre↗ satım sözleşmesi↗ uyuşmazlık konusu↗ taşıyıcı↗ ticari defter↗ fatura↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗ cy/cy kaydı↗ ibraz↗ hmk 353(1)b-2↗ teslim↗ kesin hüküm↗ e-defter↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk Derece Mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; takibe dayanak teşkil eden faturaların üç tanesinde davalının kaşesinin bulunduğu, bu faturalar yönünden fatura konusu malların davalıya teslim edildiğinin kabul edildiği, mahkemece davalıya yemin delilinin hatırlatıldığı, davacı tarafından yemin deliline başvurulup başvurulmayacağı hususunda beyanda bulunulmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, takibin 3.165,78 TL üzerinden devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Samsun Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre; davacının davasına dayanak yaptığı faturaların tek başına ticari defterlerine kaydedilmesinin davacının davalıya mal teslim ettiğini ve alacaklı olduğunu ispatlamaya yeterli olmadığı, davacının fatura içeriği emtiayı davalıya teslim ettiğini, usulüne uygun delillerle ispatlaması gerektiği, davacı tarafın verilen süre içerisinde mal teslimine ilişkin davalının imzasını içeren herhangi bir belge sunmadığı, yemin deliline de dayanmadığı, kaşeli olan fatura içeriklerinin davalıya teslim edildiği kabul edilerek kurulan mahkeme kararına karşı davalının istinaf başvurusunda bulunmaması göz önüne alındığında kararın yerinde olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, alım satım sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
HMK’nın 199. maddesinde yer alan “Uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli yazılı veya basılı metin, senet, çizim, plan, kroki, fotoğraf, film, görüntü veya ses kaydı gibi veriler ile elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcıları bu Kanuna göre belgedir” şeklindeki tanımlama kapsamında ticari defterlerin de HMK anlamında ticari bir belge niteliğinde delil olduğu hususunda bir tereddüt bulunmamaktadır.
TTK'nın 83/2. maddesinde, HMK'nın senetlerin ibrazı zorunluluğuna ilişkin hükümlerinin ticari işlerde de uygulanacağı düzenlenmiş olup, 6100 sayılı HMK'nın 220. maddesinde genel olarak ticari belgelerin, 222. maddesinde (22.07.2020 T. ve 7251 S.K/Madde 23. maddesi ile değişik) ise özel olarak ticari defterlerin ibrazı ve delil olması hususları ayrıca hüküm altına alınmıştır.
HMK’nın 220. maddesindeki düzenlemeye göre, mahkemece, ibrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna kanaat getirilirse ilgili tarafa bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verilmesi, belgenin kendisinin elinde bulunduğunu inkarı halinde ise kendisine yemin teklif edilmesi gerekir. Kendisinden ibraz istenilen tarafın bu hususta kendisine verilen kesin süreye rağmen bu süre içerisinde makul bir mazereti bulunmaksızın belgeyi ibraz etmemesi, belgenin kendisinin elinde bulunduğunu inkarı halinde ise bu hususta teklif olunan yemini kabul ve icra etmemesi halinde mahkemece, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilecektir. HMK’nın 222. maddesinde ise, münhasıran ticari defterlere ilişkin olarak, ticari defterlerin ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için; Kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmaları, açılış ve kapanış onaylarının yaptırılması ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamaları gerekmekte olup bu şartlara uygun biçimde tutulmuş defter kayıtlarının, sahiplerinin lehine delil olarak değerlendirilmesi ise diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması şartlarına bağlı bulunmaktadır. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları ise ancak sahibi aleyhine delil teşkil eder. Ayrıca söz konusu maddenin son fıkrası uyarınca, davadaki taraflardan birinin kendi defterlerine dayanmaksızın, münhasıran diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtmesine rağmen karşı tarafın defterlerini ibrazdan kaçınması halinde ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılacaktır.
Taraflardan ticari defterleri ibrazlarının ne şekilde isteneceğine ilişkin HMK’nın 222. maddesinde doğrudan bir düzenleme bulunmamakta ise de, ticari defterlerin de aynı zamanda bir belge niteliği itibariyle bu hususta HMK’nın 220. maddesinin uygulanması gerekmektedir.
Somut olayda; İcra takibine konu borcu kabul etmeyen davalının yargılamaya katılmadığı ve uyuşmazlığın çözümü için ticari defterlerini ibrazı hususunda kendisine usulüne uygun şekilde muhtıra gönderilmesine ve verilen kesin süreye rağmen ticari defterlerini mahkemeye sunmadığı ve alınan 08.06.2016 tarihli bilirkişi raporundan davacının usulüne uygun tutulmuş defterlerine göre takip tarihi itibariyle davalıdan 58.116,68 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği anlaşılmış olduğu halde Mahkemece davacının defterlerinin usulüne uygun tutulduğu ve kendi lehine delil oluşturduğunun kabulüyle bir karar verilmesi gerekirken, sadece, davalının malları teslim aldığına ilişkin kaşesi bulunan faturalar yönünden kısmen kabul kararı ile yetinilerek, yukarıda açıklanan ilkelere aykırı olacak şekilde ispat yüküne yanlış anlam verilerek, davacının mal teslimini ispatlayamadığı gerekçesiyle bir kısım faturalara konu alacak yönünden davanın kısmen reddine karar verilmesi doğru olmamış ve hükmün bu nedenle davacı taraf yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/3277 E. 2023/6902 K.
Ortak:ibrazdan kaçınma · ticari defter ibrazı · aleyhe delil · mazeret · yemin teklifi · ticari defter kayıtları · yemin · münhasırlık
İncelediğiniz karardaHMK’nın 222. maddesinde ise, «münhasıran» «ticari defterlere» ilişkin olarak, ticari defterlerin ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için; Kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmaları, açılış ve kapanış onaylarının yaptırılması ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamaları gerekmekte olup bu şartlara uygun biçimde tutulmuş defter kayıtlarının, sahiplerinin lehine delil olarak değerlendirilmesi ise diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş «ticari defterlerindeki kayıtların» bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi veya diğer tarafın «ticari defterlerini ibraz» etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer «kesin» delillerle ispatlanmamış olması şartlarına bağlı bulunmaktadır.
Ayrıca söz konusu maddenin «son» fıkrası uyarınca, davadaki taraflardan birinin kendi «defterlerine» dayanmaksızın, «münhasıran» diğer tarafın «ticari defterlerindeki kayıtları» kabul edeceğini belirtmesine rağmen karşı tarafın defterlerini «ibrazdan kaçınması» halinde «ibrazı» talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılacaktır.
HMK’nın 220. maddesindeki düzenlemeye göre, mahkemece, «ibrazı» istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna kanaat getirilirse ilgili tarafa bu belgenin ibrazı için «kesin» bir süre verilmesi, belgenin kendisinin elinde bulunduğunu inkarı halinde ise kendisine «yemin teklif» edilmesi gerekir.
Benzer bu karardaAynı Kanun'un 222 nci maddesinde ise, «münhasıran» «ticari defterlere» ilişkin olarak, ticari defterlerin ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için; Kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmaları, açılış ve kapanış onaylarının yaptırılması ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamaları gerekmekte olup bu şartlara uygun biçimde tutulmuş defter kayıtlarının, sahiplerinin lehine delil olarak değerlendirilmesi ise diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş «ticari defterlerindeki kayıtların» bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi veya diğer tarafın «ticari defterlerini ibraz» etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer «kesin» delillerle ispatlanmamış olması şartlarına bağlı bulunmaktadır.
Ayrıca söz konusu maddenin «son» fıkrası uyarınca, davadaki taraflardan birinin kendi «defterlerine» dayanmaksızın, «münhasıran» diğer tarafın «ticari defterlerindeki kayıtları» kabul edeceğini belirtmesine rağmen karşı tarafın defterlerini «ibrazdan kaçınması» halinde «ibrazı» talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılacaktır.
6100 sayılı Kanun'un 220 nci maddesindeki düzenlemeye göre, Mahkemece, «ibrazı» istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna kanaat getirilirse ilgili tarafa bu belgenin ibrazı için «kesin» bir süre verilmesi, belgenin kendisinin elinde bulunduğunu inkarı halinde ise kendisine «yemin teklif» edilmesi gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:peşin satış karinesi · hakimin takdir yetkisi · münhasır delil · ticari defter delili · yazılı delille ispat · ticari defter incelemesi · satış sözleşmesi · bedelsizlik
Benzer bu kararda… ı Kanun) 207 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça veya aksine bir adet bulunmadıkça satıcı ve alıcının borçlarını aynı anda «ifa» etmekle yükümlü olduğu, «çek» bir ödeme aracı olup, mevcut bir borcun karşılığında verildiğinin kabulü gerektiği, «satış sözleşmelerinde», tarafların, edimlerini aynı anda ifa etmeleri kural olduğundan, «peşin satış karinesi» uyarınca davacının çeklerin avans niteliğinde verildiğini ve karşılığında kısmen mal «teslim» edilmediğini kanıtlaması gerektiği, davacı yanın, davaya konu çeklerin avans niteliğinde verildiğini ve karşılığında mal teslim edilmediğini yazılı delillerle ispa …
… verdiğini ve bu siparişe istinaden 18 adet toplam bedeli 158.060,00 TL olan çekleri davalıya avans olarak verdiğini ancak davalının sadece 1.161,12 TL tutarında mal «teslim» ettiğini, kalan tutar bakımından çeklerin «bedelsiz» olup «sebepsiz zenginleşme» hükümlerine göre müvekkiline iade edilmesi gerektiğini ileri sürerek 156.898,88 TL'nin sebepsiz zenginleşmenin öğrenildiği 10.10.2015 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; 30.01.2015 ve 28.02.2015 tarihli çekler hakkındaki talebin «zamanaşımına» uğradığını, dava dilekçesinde belirtilen çeklerden 6 adedinin müvekkili adına keşide edilmediğini, müvekkilinin bu çeklerle bir alakasının bulunmadığını, çeklerin avans olarak verildiği iddiasının gerçeği yansıtmadığını, çekin bir ödeme vasıtası olup «satım sözleşmelerinde» aynı anda «ifa» kuralının geçerli olduğunu, müvekkilinin davacıya mobilya satım «teslim» ettiğini davacının da satış bedelini dava konusu diğer çeklerle ödediğini, davacının mal teslim edilmediği iddiasını «yazılı delillerle ispat» etmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davaya konu çeklerin ileri keşide tarihli olduğunu, ileri keşide tarihli çeklerde, aynı anda «ifa» kuralının geçerli olmadığını, çekler ileri keşide tarihli olduğuna ve davalı yanca taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu kabul edildiğine göre tarafların «ticari defterleri incelenerek» davalının çekler karşılığı olan malları «teslim» edip etmediğinin tespiti gerektiğini, nitekim İlk Derece Mahkemesince de bu uğurda tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verildiğini ancak davalı yanın «ticari defterlerini ibraz» etmediğini, müvekkili ticari defterlerinin ise iddialarını doğruladığını ve müvekkilinin davalıdan 140.000,00 TL alacağı bulunduğunun tespit edildiğini belirterek …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/3327 E. 2022/7125 K.
Ortak:ibrazdan kaçınma · ticari defter ibrazı · aleyhe delil · ticari defter kayıtları · münhasırlık · taşıyıcı · ticari defter · cy/cy kaydı
İncelediğiniz karardaHMK’nın 222. maddesinde ise, «münhasıran» «ticari defterlere» ilişkin olarak, ticari defterlerin ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için; Kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmaları, açılış ve kapanış onaylarının yaptırılması ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamaları gerekmekte olup bu şartlara uygun biçimde tutulmuş defter kayıtlarının, sahiplerinin lehine delil olarak değerlendirilmesi ise diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş «ticari defterlerindeki kayıtların» bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi veya diğer tarafın «ticari defterlerini ibraz» etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer «kesin» delillerle ispatlanmamış olması şartlarına bağlı bulunmaktadır.
Ayrıca söz konusu maddenin «son» fıkrası uyarınca, davadaki taraflardan birinin kendi «defterlerine» dayanmaksızın, «münhasıran» diğer tarafın «ticari defterlerindeki kayıtları» kabul edeceğini belirtmesine rağmen karşı tarafın defterlerini «ibrazdan kaçınması» halinde «ibrazı» talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılacaktır.
HMK’nın 199. maddesinde yer alan “Uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli yazılı veya basılı metin, senet, çizim, plan, kroki, fotoğraf, film, görüntü veya ses «kaydı» gibi veriler ile elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi «taşıyıcıları» bu Kanuna göre belgedir” şeklindeki tanımlama kapsamında «ticari defterlerin» de HMK anlamında ticari bir belge niteliğinde delil olduğu hususunda bir tereddüt bulunmamaktadır.
Benzer bu karardaHMK’nın 222. maddesinde «münhasıran» «ticari defterlere» ilişkin olarak, ticari defterlerin ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için; Kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmaları, açılış ve kapanış onaylarının yaptırılması ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamaları gerekmekte olup bu şartlara uygun biçimde tutulmuş defter kayıtlarının, sahiplerinin lehine delil olarak değerlendirilmesi ise diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş «ticari defterlerindeki kayıtların» bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi veya diğer tarafın «ticari defterlerini ibraz» etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer «kesin» delillerle ispatlanmamış olması şartlarına bağlı bulunmaktadır.
Ayrıca söz konusu maddenin «son» fıkrası uyarınca, davadaki taraflardan birinin kendi «defterlerine» dayanmaksızın, «münhasıran» diğer tarafın «ticari defterlerindeki kayıtları» kabul edeceğini belirtmesine rağmen karşı tarafın defterlerini «ibrazdan kaçınması» halinde «ibrazı» talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılacaktır.
HMK’nın 199. maddesinde yer alan “Uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli yazılı veya basılı metin, senet, çizim, plan, kroki, fotoğraf, film, görüntü veya ses «kaydı» gibi veriler ile elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi «taşıyıcıları» bu Kanuna göre belgedir” şeklindeki tanımlama kapsamında «ticari defterlerin» de HMK anlamında ticari bir belge niteliğinde delil olduğu hususunda bir tereddüt bulunmamaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:taşıma sözleşmesi · mahsup
Benzer bu kararda… morkun satış tarihi itibariyle davacının davalıdan olan alacağının 90.427,40 TL olarak tespit edildiği, yine römork bedellerinin, davacının davalıdan olan alacağına «mahsup» edildiğinin kabulü halinde davacı şirketin, davalı şirketten 2017 yıl sonu itibariyle 22.049,01 TL alacaklı olacağının tespit edildiği, dolayısıyla römork devir ta …
2-Dava taraflar arasındaki «taşıma sözleşmesinden» kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, mahkemece, davacı şirketin, davalı şirketten romörk satış tarihi itibariyle 90.427,40 TL alacaklı olduğu, romörk bedelini …
-
İtirazın iptali | İtirazın iptali | İcra inkâr tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/12592 E. 2015/9631 K.
Ortak:ibrazdan kaçınma · ticari defter ibrazı · aleyhe delil · muhtıra · ticari defter kayıtları · kesin süre · ticari defter · icra inkar tazminatı
İncelediğiniz karardaSomut olayda; İcra takibine konu borcu kabul etmeyen davalının yargılamaya katılmadığı ve uyuşmazlığın çözümü için «ticari defterlerini ibrazı» hususunda kendisine usulüne uygun şekilde «muhtıra» gönderilmesine ve verilen «kesin süreye» rağmen ticari defterlerini mahkemeye sunmadığı ve alınan 08.06.2016 tarihli bilirkişi raporundan davacının usulüne uygun tutulmuş defterlerine göre takip tarihi itibariyle davalıdan 58.116,68 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği anlaşılmış olduğu halde Mahkemece davacının defterlerinin usulüne uygun tutulduğu ve kendi lehine delil oluşturduğunun kabulüyle bir karar verilmesi gerekirken, sadece, davalının malları «teslim» aldığına ilişkin kaşesi bulunan faturalar yönünden kısmen kabul kararı ile yetinilerek, yukarıda açıklanan ilkelere aykırı olacak şekilde ispat yüküne yanlış anlam …
HMK’nın 222. maddesinde ise, «münhasıran» «ticari defterlere» ilişkin olarak, ticari defterlerin ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için; Kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmaları, açılış ve kapanış onaylarının yaptırılması ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamaları gerekmekte olup bu şartlara uygun biçimde tutulmuş defter kayıtlarının, sahiplerinin lehine delil olarak değerlendirilmesi ise diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş «ticari defterlerindeki kayıtların» bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi veya diğer tarafın «ticari defterlerini ibraz» etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer «kesin» delillerle ispatlanmamış olması şartlarına bağlı bulunmaktadır.
Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan «ticari defter kayıtları» ise ancak sahibi «aleyhine delil» teşkil eder.
Benzer bu karardaAçılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan «ticari defter kayıtları» ise ancak sahibi «aleyhine delil» teşkil eder.
Ayrıca söz konusu maddenin «son» fıkrası uyarınca, davadaki taraflardan birinin diğer tarafın «ticari defterlerindeki kayıtları» kabul edeceğini belirtmesine rağmen karşı tarafın defterlerini «ibrazdan kaçınması» halinde «ibrazı» talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır.
… ve tüm dosya kapsamına göre, davalının, davacı tarafça iddia olunan akdi ilişkinin varlığını inkar ettiği ancak HMK'nun 222. maddesi kapsamında kendisine gönderilen «muhtıraya» rağmen ticari kayıtlarını sunmadığı, icra takibine dayanak faturaların davacı «defterlerinde» kayıtlı bulunduğu da gözetildiğinde açık «cari hesap bakiyesi» olarak davacının 173.111,04 TL alacaklı olduğu, «işlemiş faiz» talebinin yerinde görülmediği, faturaya dayalı alacağın likit bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 173.111,04 TL «asıl alacak» üzerinden itirazın iptali ile takibin devamına, alacağın %20'si oranında «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:cari hesap bakiyesi · cari hesap ekstresi · cari hesap · işlemiş faiz · asıl alacak
Benzer bu kararda… ve tüm dosya kapsamına göre, davalının, davacı tarafça iddia olunan akdi ilişkinin varlığını inkar ettiği ancak HMK'nun 222. maddesi kapsamında kendisine gönderilen «muhtıraya» rağmen ticari kayıtlarını sunmadığı, icra takibine dayanak faturaların davacı «defterlerinde» kayıtlı bulunduğu da gözetildiğinde açık «cari hesap bakiyesi» olarak davacının 173.111,04 TL alacaklı olduğu, «işlemiş faiz» talebinin yerinde görülmediği, faturaya dayalı alacağın likit bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 173.111,04 TL «asıl alacak» üzerinden itirazın iptali ile takibin devamına, alacağın %20'si oranında «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Dosyada mübrez bilirkişi raporunda ise davacı «defterlerinin» usulünce tutulmadığı, davalının «ticari defterlerini» sunmadığı, yalnızca «cari hesap ekstresini» sunduğu, 30.06.2012 tarihine kadar tarafların sunulan kayıtlarının uyumlu olduğu, bu tarihten sonra kayıtlarda uyumsuzluk görüldüğü, davacının icra takibine dayanak yaptığı faturaların kendi defterlerinde kayıtlı olmasına rağmen davalının sunduğu ekstrede görülmediği açıklanmıştır.
2 benzer karar daha
-
Taşıma sözleşmesinden kaynaklanan alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/13573 E. 2014/3094 K.
Ortak:ticari defter ibrazı · yemin delili · yemin · kesin süre · ticari defter · ibraz · kesin hüküm · e-defter
İncelediğiniz karardaSomut olayda; İcra takibine konu borcu kabul etmeyen davalının yargılamaya katılmadığı ve uyuşmazlığın çözümü için «ticari defterlerini ibrazı» hususunda kendisine usulüne uygun şekilde «muhtıra» gönderilmesine ve verilen «kesin süreye» rağmen ticari defterlerini mahkemeye sunmadığı ve alınan 08.06.2016 tarihli bilirkişi raporundan davacının usulüne uygun tutulmuş defterlerine göre takip tarihi itibariyle davalıdan 58.116,68 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği anlaşılmış olduğu halde Mahkemece davacının defterlerinin usulüne uygun tutulduğu ve kendi lehine delil oluşturduğunun kabulüyle bir karar verilmesi gerekirken, sadece, davalının malları «teslim» aldığına ilişkin kaşesi bulunan faturalar yönünden kısmen kabul kararı ile yetinilerek, yukarıda açıklanan ilkelere aykırı olacak şekilde ispat yüküne yanlış anlam …
HMK’nın 222. maddesinde ise, «münhasıran» «ticari defterlere» ilişkin olarak, ticari defterlerin ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için; Kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmaları, açılış ve kapanış onaylarının yaptırılması ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamaları gerekmekte olup bu şartlara uygun biçimde tutulmuş defter kayıtlarının, sahiplerinin lehine delil olarak değerlendirilmesi ise diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş «ticari defterlerindeki kayıtların» bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi veya diğer tarafın «ticari defterlerini ibraz» etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer «kesin» delillerle ispatlanmamış olması şartlarına bağlı bulunmaktadır.
Samsun Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre; davacının davasına dayanak yaptığı faturaların tek başına «ticari defterlerine» kaydedilmesinin davacının davalıya mal «teslim» ettiğini ve alacaklı olduğunu ispatlamaya yeterli olmadığı, davacının «fatura» içeriği emtiayı davalıya teslim ettiğini, usulüne uygun delillerle ispatlaması gerektiği, davacı tarafın verilen süre içerisinde mal teslimine ilişkin davalının imzasını içeren herhangi bir belge sunmadığı, «yemin deliline» de dayanmadığı, kaşeli olan fatura içeriklerinin davalıya teslim edildiği kabul edilerek kurulan mahkeme kararına karşı davalının istinaf başvurusunda bulunmaması …
Benzer bu karardaNitekim mahkemece de, 02.04.2013 tarihli oturumda «ticari defterlerinin ibrazı» hususunda taraf vekillerine «kesin süre» verilmek suretiyle «bilirkişi incelemesi» yapılmasına karar verilmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında yazılı bir sözleşme olmadığı gibi, davacının kendi «defterlerinde» kayıtlı bulunan 38.175,46 TL'yi karşılayan faturalara konu hizmetin verildiği hususunda da yazılı bir delil sunulmadığı, davacı defterlerinin kapanış «tasdiklerinin» olmaması nedeniyle davacı lehine «delil niteliğine» sahip bulunmadığı, açıkça «yemin deliline» de dayanılmadığı, davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Bilirkişi, sadece «ibraz» edilen davacı «defterleri» üzerinden değerlendirme yapmış olup, mahkemece ispatlanamadığından bahisle dava reddedilmiş ise de, az önce de açıklandığı üzere, davalı tarafın da «ticari defterlerine» dayanıldığına göre, 6100 sayılı HMK'nın 220 ve 222. maddeleri değerlendirilmeksizin yazılı gerekçeyle red kararı verilmesi doğru görülmediğinden kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:delil niteliği · tasdik kararı · taşıma sözleşmesi · bilirkişi incelemesi
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında yazılı bir sözleşme olmadığı gibi, davacının kendi «defterlerinde» kayıtlı bulunan 38.175,46 TL'yi karşılayan faturalara konu hizmetin verildiği hususunda da yazılı bir delil sunulmadığı, davacı defterlerinin kapanış «tasdiklerinin» olmaması nedeniyle davacı lehine «delil niteliğine» sahip bulunmadığı, açıkça «yemin deliline» de dayanılmadığı, davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, «taşıma sözleşmesine» dayalı alacak istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Nitekim mahkemece de, 02.04.2013 tarihli oturumda «ticari defterlerinin ibrazı» hususunda taraf vekillerine «kesin süre» verilmek suretiyle «bilirkişi incelemesi» yapılmasına karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/3960 E. 2025/2432 K.
Ortak:ticari defter ibrazı · aleyhe delil · mazeret · yemin teklifi · yemin delili · ticari defter kayıtları · yemin · münhasırlık
İncelediğiniz karardaHMK’nın 222. maddesinde ise, «münhasıran» «ticari defterlere» ilişkin olarak, ticari defterlerin ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için; Kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmaları, açılış ve kapanış onaylarının yaptırılması ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamaları gerekmekte olup bu şartlara uygun biçimde tutulmuş defter kayıtlarının, sahiplerinin lehine delil olarak değerlendirilmesi ise diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş «ticari defterlerindeki kayıtların» bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi veya diğer tarafın «ticari defterlerini ibraz» etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer «kesin» delillerle ispatlanmamış olması şartlarına bağlı bulunmaktadır.
… dia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; takibe dayanak teşkil eden faturaların üç tanesinde davalının kaşesinin bulunduğu, bu faturalar yönünden «fatura» konusu malların davalıya «teslim» edildiğinin kabul edildiği, mahkemece davalıya «yemin delilinin» hatırlatıldığı, davacı tarafından yemin deliline başvurulup başvurulmayacağı hususunda beyanda bulunulmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, takibin 3.165,78 TL üzerinden devamına ve «icra inkar tazminatına» karar verilmiştir.
Samsun Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre; davacının davasına dayanak yaptığı faturaların tek başına «ticari defterlerine» kaydedilmesinin davacının davalıya mal «teslim» ettiğini ve alacaklı olduğunu ispatlamaya yeterli olmadığı, davacının «fatura» içeriği emtiayı davalıya teslim ettiğini, usulüne uygun delillerle ispatlaması gerektiği, davacı tarafın verilen süre içerisinde mal teslimine ilişkin davalının imzasını içeren herhangi bir belge sunmadığı, «yemin deliline» de dayanmadığı, kaşeli olan fatura içeriklerinin davalıya teslim edildiği kabul edilerek kurulan mahkeme kararına karşı davalının istinaf başvurusunda bulunmaması …
Benzer bu karardaDavacı, iddiasını ispat etmek için delil olarak davalının «ticari defterlerine» de dayanmış olup; HMK'nın 220. maddesi; "(1) İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu «ikrar» ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin «ibrazı» için «kesin» bir süre verir. (2) Mahkemece, ibrazı istenen belgenin elinde bulunduğunu inkâr eden tarafa, böyle bir belgenin elinde bulunmadığına, özenle aradığı hâlde bulamadığına ve nerede olduğunu da bilmediğine ilişkin «yemin teklif» edilir. (3) Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir «mazeret» göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir." hükmünü haiz olup, aynı Kanun'un 222. maddesinde ise; "(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların «ticari defterlerinin ibrazına» kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan «ticari defter kayıtlarının» sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş «ticari defterlerindeki kayıtların» bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olm …
İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacı tarafın «ıslah» dilekçesi vererek «münhasıran» davalı «ticari defterlerine» dayandıklarını bildirdiği, ancak karşı tarafın ticari defterlerine münhasıran dayanmanın delillerin mahkemeye sunulması sırasında olması gerektiği, davacının bildirmiş olduğu tüm «delilleri toplanıp» incelendikten sonra iddiasını ya da savunmasını ispat edemeyeceğini anlayarak «tahkikat» aşamasında karşı tarafın «ticari defterlerini delil» olarak kabul edeceğini beyan etmenin bu anlamda münhasıran karşı tarafın ticari defterlerine dayanmak olarak kabul edilemeyeceği, keza her iki tarafın ticari defterlerini delil olarak gösterdikten sonra, kendi ticari defterlerinin kanuna uygun tutulmadığının tespit edilmesinden sonra, karşı tarafın «ticari defterlerini ibraz» etmemesinden faydalanarak münhasıran karşı tarafın ticari defterlerine dayanamayacağı, eldeki uyuşmazlıkta «ispat yükünün» davacıda olduğu, davacının dayandığı «havale» makbuzlarının iddiasını ispatlamaya yeterli olmayan «karine» gereği borç ödemesi olarak kabul edilen evraklardan sayıldığı, dava değeri dikkate alındığında alacağın senetle ispatlanması gerektiği, bu konuda herhangi bir belgenin dosyaya sunulmadığı, «yemin deliline» başvurulmayacağının da duruşmada beyan edildiği, sonuç olarak davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının «kaldırılmasına, yeniden» hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
Bu şartlara uygun olarak tutulan «defterlerdeki» sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.23 (4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan «ticari defter kayıtları», sahibi «aleyhine delil» olur. (5) Taraflardan biri «tacir» olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, «ibrazı» talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır." hususları düzenlenmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticari defter delili · alacağın likit olması · kesin mehil · ihtarat · ticari defter incelemesi · delillerin toplanmaması · ek mehil · tahkikat
Benzer bu karardaİSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacı tarafın «ıslah» dilekçesi vererek «münhasıran» davalı «ticari defterlerine» dayandıklarını bildirdiği, ancak karşı tarafın ticari defterlerine münhasıran dayanmanın delillerin mahkemeye sunulması sırasında olması gerektiği, davacının bildirmiş olduğu tüm «delilleri toplanıp» incelendikten sonra iddiasını ya da savunmasını ispat edemeyeceğini anlayarak «tahkikat» aşamasında karşı tarafın «ticari defterlerini delil» olarak kabul edeceğini beyan etmenin bu anlamda münhasıran karşı tarafın ticari defterlerine dayanmak olarak kabul edilemeyeceği, keza her iki tarafın ticari defterlerini delil olarak gösterdikten sonra, kendi ticari defterlerinin kanuna uygun tutulmadığının tespit edilmesinden sonra, karşı tarafın «ticari defterlerini ibraz» etmemesinden faydalanarak münhasıran karşı tarafın ticari defterlerine dayanamayacağı, eldeki uyuşmazlıkta «ispat yükünün» davacıda olduğu, davacının dayandığı «havale» makbuzlarının iddiasını ispatlamaya yeterli olmayan «karine» gereği borç ödemesi olarak kabul edilen evraklardan sayıldığı, dava değeri dikkate alındığında alacağın senetle ispatlanması gerektiği, bu konuda herhangi bir belgenin dosyaya sunulmadığı, «yemin deliline» başvurulmayacağının da duruşmada beyan edildiği, sonuç olarak davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının «kaldırılmasına, yeniden» hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
Somut olayda, her ne kadar İlk Derece Mahkemesince bilirkişilere yerinde inceleme yetkisi verilerek rapor alınmış, 17.01.2019 tarihli «ara» karar kapsamında «bilirkişilerce inceleme» yapılıp rapor sunulmuş ve raporda davalı şirket yetkilisinin «ticari defterleri incelemeye» «ibraz» etmekten kaçındığı belirtilerek davalı ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılamamış ise de, davalının ticari defter ve kayıtlarının da davacının delil listesine göre ve davanın mahiyeti itibariyle incelenmesi gerektiğinden, davalıya ticari defter ve kayıtların ibrazı için HMK'nın 220/3. maddesi uyarınca bu maddede belirtilen husus «ihtar» edilerek «kesin mehil» verilmesi, süresi içerisinde defter kayıtlarının ibraz edilmesi halinde davacının iddiaları bakımından davalı defterlerinin bilirkişiye incelettirilerek sonucuna g …
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacının «ıslah» dilekçesi ile, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 222/5. hükmü gereğince delil olarak «münhasıran» davalı tarafın «ticari defterlerine» dayandığı, davalının «ihtaratlı» davetiyeye rağmen ticari defterlerin ibrazdan kaçındığı, bu nedenle davacının iddiasını ispat ettiği, davalıdan talep etmiş olduğu miktar kadar alacaklı olduğunun kabul edildiği, «alacağın likit olması» nedeniyle kabul edilen alacak miktarı üzerinden davacının icra inkâr tazminatı talebinin de kabulüne karar vermek gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, takip dosyasına davalı tarafından yapılan itirazın kısmen iptaline, takibin 616.000,00 TL üzerinden takip talebindeki şartlarla devamına, kabul edilen miktar üzerinden belirlenen 123.200,00 TL «icra inkar tazminatının» davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm, davalı tarafça istinaf edilmiştir.
İhtaratlı «kesin mehile» rağmen, «ticari defter» ve kayıtların sunulmaması halinde, belirtilen madde hükümlerine göre davanın esası değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekirken «eksik inceleme» sonucu yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/2505 E. , 2022/2800 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Samsun Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 11.01.2018 tarih ve 2015/1079 E. - 2018/35 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'nce verilen 26.09.2018 tarih ve 2018/1115 E. - 2018/1182 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının davacıdan yemek temin ettiğini, yemek bedellerini ödememesi üzerine başlatılan icra takibine haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptalini ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı davaya cevap vermemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; takibe dayanak teşkil eden faturaların üç tanesinde davalının kaşesinin bulunduğu, bu faturalar yönünden fatura konusu malların davalıya teslim edildiğinin kabul edildiği, mahkemece davalıya yemin delilinin hatırlatıldığı, davacı tarafından yemin deliline başvurulup başvurulmayacağı hususunda beyanda bulunulmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, takibin 3.165,78 TL üzerinden devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Samsun Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre; davacının davasına dayanak yaptığı faturaların tek başına ticari defterlerine kaydedilmesinin davacının davalıya mal teslim ettiğini ve alacaklı olduğunu ispatlamaya yeterli olmadığı, davacının fatura içeriği emtiayı davalıya teslim ettiğini, usulüne uygun delillerle ispatlaması gerektiği, davacı tarafın verilen süre içerisinde mal teslimine ilişkin davalının imzasını içeren herhangi bir belge sunmadığı, yemin deliline de dayanmadığı, kaşeli olan fatura içeriklerinin davalıya teslim edildiği kabul edilerek kurulan mahkeme kararına karşı davalının istinaf başvurusunda bulunmaması göz önüne alındığında kararın yerinde olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, alım satım sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
HMK’nın 199. maddesinde yer alan “Uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli yazılı veya basılı metin, senet, çizim, plan, kroki, fotoğraf, film, görüntü veya ses kaydı gibi veriler ile elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcıları bu Kanuna göre belgedir” şeklindeki tanımlama kapsamında ticari defterlerin de HMK anlamında ticari bir belge niteliğinde delil olduğu hususunda bir tereddüt bulunmamaktadır.
TTK'nın 83/2. maddesinde, HMK'nın senetlerin ibrazı zorunluluğuna ilişkin hükümlerinin ticari işlerde de uygulanacağı düzenlenmiş olup, 6100 sayılı HMK'nın 220. maddesinde genel olarak ticari belgelerin, 222. maddesinde (22.07.2020 T. ve 7251 S.K/Madde 23. maddesi ile değişik) ise özel olarak ticari defterlerin ibrazı ve delil olması hususları ayrıca hüküm altına alınmıştır.
HMK’nın 220. maddesindeki düzenlemeye göre, mahkemece, ibrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna kanaat getirilirse ilgili tarafa bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verilmesi, belgenin kendisinin elinde bulunduğunu inkarı halinde ise kendisine yemin teklif edilmesi gerekir. Kendisinden ibraz istenilen tarafın bu hususta kendisine verilen kesin süreye rağmen bu süre içerisinde makul bir mazereti bulunmaksızın belgeyi ibraz etmemesi, belgenin kendisinin elinde bulunduğunu inkarı halinde ise bu hususta teklif olunan yemini kabul ve icra etmemesi halinde mahkemece, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilecektir.
HMK’nın 222. maddesinde ise, münhasıran ticari defterlere ilişkin olarak, ticari defterlerin ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için; Kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmaları, açılış ve kapanış onaylarının yaptırılması ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamaları gerekmekte olup bu şartlara uygun biçimde tutulmuş defter kayıtlarının, sahiplerinin lehine delil olarak değerlendirilmesi ise diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması şartlarına bağlı bulunmaktadır.
Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları ise ancak sahibi aleyhine delil teşkil eder. Ayrıca söz konusu maddenin son fıkrası uyarınca, davadaki taraflardan birinin kendi defterlerine dayanmaksızın, münhasıran diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtmesine rağmen karşı tarafın defterlerini ibrazdan kaçınması halinde ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılacaktır.
Taraflardan ticari defterleri ibrazlarının ne şekilde isteneceğine ilişkin HMK’nın 222. maddesinde doğrudan bir düzenleme bulunmamakta ise de, ticari defterlerin de aynı zamanda bir belge niteliği itibariyle bu hususta HMK’nın 220. maddesinin uygulanması gerekmektedir.
Somut olayda; İcra takibine konu borcu kabul etmeyen davalının yargılamaya katılmadığı ve uyuşmazlığın çözümü için ticari defterlerini ibrazı hususunda kendisine usulüne uygun şekilde muhtıra gönderilmesine ve verilen kesin süreye rağmen ticari defterlerini mahkemeye sunmadığı ve alınan 08.06.2016 tarihli bilirkişi raporundan davacının usulüne uygun tutulmuş defterlerine göre takip tarihi itibariyle davalıdan 58.116,68 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği anlaşılmış olduğu halde Mahkemece davacının defterlerinin usulüne uygun tutulduğu ve kendi lehine delil oluşturduğunun kabulüyle bir karar verilmesi gerekirken, sadece, davalının malları teslim aldığına ilişkin kaşesi bulunan faturalar yönünden kısmen kabul kararı ile yetinilerek, yukarıda açıklanan ilkelere aykırı olacak şekilde ispat yüküne yanlış anlam verilerek, davacının mal teslimini ispatlayamadığı gerekçesiyle bir kısım faturalara konu alacak yönünden davanın kısmen reddine karar verilmesi doğru olmamış ve hükmün bu nedenle davacı taraf yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 04/04/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/789849500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz