Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/3327 E. 2022/7125 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ibrazdan kaçınma↗ hmk 222↗ ticari defter ibrazı↗ aleyhe delil↗ delil değerlendirmesi↗ ticari defter kayıtları↗ münhasırlık↗ taşıma sözleşmesi↗ mahsup↗ uyuşmazlık konusu↗ taşıyıcı↗ ticari defter↗ cy/cy kaydı↗ ibraz↗ kesin hüküm↗ e-defter↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, dosya arasında bulunan 08/10/2012 tarihli bilirkişi raporunda yapılan tespitlerin gerekçeli ve denetlenebilir olmadığı ve işbu raporun hükme esas alınamayacağı, 22/12/2017 tarihli raporda ise römorkun satış tarihi itibariyle davacının davalıdan olan alacağının 90.427,40 TL olarak tespit edildiği, yine römork bedellerinin, davacının davalıdan olan alacağına mahsup edildiğinin kabulü halinde davacı şirketin, davalı şirketten 2017 yıl sonu itibariyle 22.049,01 TL alacaklı olacağının tespit edildiği, dolayısıyla römork devir tarihi itibariyle davacının alacağının römork bedelinden fazla olduğundan davalının savunmasına itibar edilerek, açık, anlaşılır, fenni ve ilmi ilkelere uygun ve hükme esas alınabilir nitelikte olduğu gerekçesiyle davacının davasının kısmen kabulüne-kısmen reddine,23.846,29 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bentler dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Dava taraflar arasındaki taşıma sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, mahkemece, davacı şirketin, davalı şirketten romörk satış tarihi itibariyle 90.427,40 TL alacaklı olduğu, romörk bedelinin mahsubu sonucunda ise bakiye alacağının 22.049,41 TL olduğunun tespit edildiği, ancak davacının bozma ile kazanılmış hakkı oluştuğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulu ile 23.846,29 TL’nin avans faiziyle birlikte tahsiline karar verilmiştir.
HMK’nın 199. maddesinde yer alan “Uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli yazılı veya basılı metin, senet, çizim, plan, kroki, fotoğraf, film, görüntü veya ses kaydı gibi veriler ile elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcıları bu Kanuna göre belgedir” şeklindeki tanımlama kapsamında ticari defterlerin de HMK anlamında ticari bir belge niteliğinde delil olduğu hususunda bir tereddüt bulunmamaktadır. HMK’nın 222. maddesinde münhasıran ticari defterlere ilişkin olarak, ticari defterlerin ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için; Kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmaları, açılış ve kapanış onaylarının yaptırılması ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamaları gerekmekte olup bu şartlara uygun biçimde tutulmuş defter kayıtlarının, sahiplerinin lehine delil olarak değerlendirilmesi ise diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması şartlarına bağlı bulunmaktadır. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları ise ancak sahibi aleyhine delil teşkil eder. Ayrıca söz konusu maddenin son fıkrası uyarınca, davadaki taraflardan birinin kendi defterlerine dayanmaksızın, münhasıran diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtmesine rağmen karşı tarafın defterlerini ibrazdan kaçınması halinde ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılacaktır.
Somut davada, hükme esas alınan bilirkişi raporlarınında taraf ticari defterlerinin her ikisinin de yukarıda açıklanan yasal düzenleme gereğince usulüne göre tutulmadığının tespit edildiği anlaşılmıştır. Usulüne uygun olarak tutulmamış ve içerdiği kayıtlarda birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları ancak sahibi aleyhine delil olacağından mahkemece romörk satış tarihi itibariyle davalı ticari deftlerine göre davacı şirketi alacağı 28.389,19 TL olduğu tespit edildiğinden mahkemece bu bedele hükmedilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamış kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/2505 E. 2022/2800 K.
Ortak:ibrazdan kaçınma · ticari defter ibrazı · aleyhe delil · ticari defter kayıtları · münhasırlık · taşıyıcı · ticari defter · cy/cy kaydı
İncelediğiniz karardaHMK’nın 222. maddesinde «münhasıran» «ticari defterlere» ilişkin olarak, ticari defterlerin ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için; Kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmaları, açılış ve kapanış onaylarının yaptırılması ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamaları gerekmekte olup bu şartlara uygun biçimde tutulmuş defter kayıtlarının, sahiplerinin lehine delil olarak değerlendirilmesi ise diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş «ticari defterlerindeki kayıtların» bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi veya diğer tarafın «ticari defterlerini ibraz» etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer «kesin» delillerle ispatlanmamış olması şartlarına bağlı bulunmaktadır.
Ayrıca söz konusu maddenin «son» fıkrası uyarınca, davadaki taraflardan birinin kendi «defterlerine» dayanmaksızın, «münhasıran» diğer tarafın «ticari defterlerindeki kayıtları» kabul edeceğini belirtmesine rağmen karşı tarafın defterlerini «ibrazdan kaçınması» halinde «ibrazı» talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılacaktır.
HMK’nın 199. maddesinde yer alan “Uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli yazılı veya basılı metin, senet, çizim, plan, kroki, fotoğraf, film, görüntü veya ses «kaydı» gibi veriler ile elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi «taşıyıcıları» bu Kanuna göre belgedir” şeklindeki tanımlama kapsamında «ticari defterlerin» de HMK anlamında ticari bir belge niteliğinde delil olduğu hususunda bir tereddüt bulunmamaktadır.
Benzer bu karardaHMK’nın 222. maddesinde ise, «münhasıran» «ticari defterlere» ilişkin olarak, ticari defterlerin ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için; Kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmaları, açılış ve kapanış onaylarının yaptırılması ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamaları gerekmekte olup bu şartlara uygun biçimde tutulmuş defter kayıtlarının, sahiplerinin lehine delil olarak değerlendirilmesi ise diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş «ticari defterlerindeki kayıtların» bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi veya diğer tarafın «ticari defterlerini ibraz» etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer «kesin» delillerle ispatlanmamış olması şartlarına bağlı bulunmaktadır.
Ayrıca söz konusu maddenin «son» fıkrası uyarınca, davadaki taraflardan birinin kendi «defterlerine» dayanmaksızın, «münhasıran» diğer tarafın «ticari defterlerindeki kayıtları» kabul edeceğini belirtmesine rağmen karşı tarafın defterlerini «ibrazdan kaçınması» halinde «ibrazı» talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılacaktır.
HMK’nın 199. maddesinde yer alan “Uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli yazılı veya basılı metin, senet, çizim, plan, kroki, fotoğraf, film, görüntü veya ses «kaydı» gibi veriler ile elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi «taşıyıcıları» bu Kanuna göre belgedir” şeklindeki tanımlama kapsamında «ticari defterlerin» de HMK anlamında ticari bir belge niteliğinde delil olduğu hususunda bir tereddüt bulunmamaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:mazeret · muhtıra · yemin teklifi · yemin delili · yemin · kesin süre · satım sözleşmesi · fatura
Benzer bu kararda… dia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; takibe dayanak teşkil eden faturaların üç tanesinde davalının kaşesinin bulunduğu, bu faturalar yönünden «fatura» konusu malların davalıya «teslim» edildiğinin kabul edildiği, mahkemece davalıya «yemin delilinin» hatırlatıldığı, davacı tarafından yemin deliline başvurulup başvurulmayacağı hususunda beyanda bulunulmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, takibin 3.165,78 TL üzerinden devamına ve «icra inkar tazminatına» karar verilmiştir.
Samsun Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre; davacının davasına dayanak yaptığı faturaların tek başına «ticari defterlerine» kaydedilmesinin davacının davalıya mal «teslim» ettiğini ve alacaklı olduğunu ispatlamaya yeterli olmadığı, davacının «fatura» içeriği emtiayı davalıya teslim ettiğini, usulüne uygun delillerle ispatlaması gerektiği, davacı tarafın verilen süre içerisinde mal teslimine ilişkin davalının imzasını içeren herhangi bir belge sunmadığı, «yemin deliline» de dayanmadığı, kaşeli olan fatura içeriklerinin davalıya teslim edildiği kabul edilerek kurulan mahkeme kararına karşı davalının istinaf başvurusunda bulunmaması …
Kendisinden «ibraz» istenilen tarafın bu hususta kendisine verilen «kesin süreye» rağmen bu süre içerisinde makul bir «mazereti» bulunmaksızın belgeyi ibraz etmemesi, belgenin kendisinin elinde bulunduğunu inkarı halinde ise bu hususta teklif olunan «yemini» kabul ve icra etmemesi halinde mahkemece, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilecektir.
HMK’nın 220. maddesindeki düzenlemeye göre, mahkemece, «ibrazı» istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna kanaat getirilirse ilgili tarafa bu belgenin ibrazı için «kesin» bir süre verilmesi, belgenin kendisinin elinde bulunduğunu inkarı halinde ise kendisine «yemin teklif» edilmesi gerekir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/793 E. 2015/5609 K.
Ortak:Alacak
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:cari hesap · yasal faiz · eksik inceleme
Benzer bu karardaMahkemece Dairemiz bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; taraflar arasında «cari hesap» varken römork alımının peşin olarak yapılmış olmasının hayatın olağan akışına ters olduğu, römork alım tarihi itibariyle bir alacağın olup olmamasının önemli olmadığı, hesabın açık olduğu ve taraflar arası ticari ilişkinin devam ettiği, davacının 88.846,29 TL alacağından 65.000 TL römork bedelinin düşülmesi halinde alacak miktarının 23.846,29 TL kaldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 23.846,29 TL'nin dava tarihi olan 15/07/2008 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
… meti nedeniyle alacaklı olup olmadığının önemli olmadığı, taraflar arasında devam eden ticari ilişki ve işleyen açık bir hesap bulunduğu gerekçesiyle yazılı şekilde «eksik incelemeye» dayalı hüküm kurulması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/4816 E. 2019/6367 K.
Ortak:taşıma sözleşmesi · mahsup · e-defter · i̇i̇k 72/son · Alacak
İncelediğiniz karardaAyrıca söz konusu maddenin «son» fıkrası uyarınca, davadaki taraflardan birinin kendi «defterlerine» dayanmaksızın, «münhasıran» diğer tarafın «ticari defterlerindeki kayıtları» kabul edeceğini belirtmesine rağmen karşı tarafın defterlerini «ibrazdan kaçınması» halinde «ibrazı» talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılacaktır.
… morkun satış tarihi itibariyle davacının davalıdan olan alacağının 90.427,40 TL olarak tespit edildiği, yine römork bedellerinin, davacının davalıdan olan alacağına «mahsup» edildiğinin kabulü halinde davacı şirketin, davalı şirketten 2017 yıl sonu itibariyle 22.049,01 TL alacaklı olacağının tespit edildiği, dolayısıyla römork devir ta …
2-Dava taraflar arasındaki «taşıma sözleşmesinden» kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, mahkemece, davacı şirketin, davalı şirketten romörk satış tarihi itibariyle 90.427,40 TL alacaklı olduğu, romörk bedelini …
Benzer bu kararda… ykırı bulunduğu, davalı tarafın römorkların borca mahsuben verildiği iddiasının kabul edilmesi gerektiği, toplam borç miktarından römork satış bedelleri toplamından «mahsup» edilmesi sonucunda davacı alacağının 22.490,01 TL olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 22.490,01 TL’nin dava tarihinden itibaren «avans faizi» ile tahsiline karar verilmiştir.
2- Dava taraflar arasındaki «taşıma sözleşmesinden» kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
3- Mahkemece, Dairemizin «son» bozma ilamına uyularak kurulan kararında, itibar edilen bilirkişi raporunda römorkların devir tarihi itibariyle davacının davalıdan 90.527,40 TL alacağı bulunduğu belirtilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:müktesep hak · yasal faiz · avans faizi
Benzer bu kararda… ykırı bulunduğu, davalı tarafın römorkların borca mahsuben verildiği iddiasının kabul edilmesi gerektiği, toplam borç miktarından römork satış bedelleri toplamından «mahsup» edilmesi sonucunda davacı alacağının 22.490,01 TL olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 22.490,01 TL’nin dava tarihinden itibaren «avans faizi» ile tahsiline karar verilmiştir.
Mahkemece, 18.04.2014 tarih, 2014/85 esas, 2014/133 karar numaralı karar ile davanın kısmen kabulü ile 23.846,29 TL’nin dava tarihi itibariyle işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, anılan karara ilişkin davacı vekilince temyiz edilmiş ve 21.04.2015 tarih, 2015/793 esas, 2015/5609 karar numaralı Dairemiz kararı ile anılan hüküm davacı lehine bozulmuştur.
Böylelikle, davacı taraf lehine 23.846,29 TL için «müktesep hak» oluştuğu gözönüne alınmadan, mahkemece, işbu temyiz incelemesine konu kararında, 22.490,01 TL’ye hükmedilmesi müktesep hak ihlali niteliğinde olup anılan nedenle kararın bozulması gerekmiştir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/3277 E. 2023/6902 K.
Ortak:ibrazdan kaçınma · ticari defter ibrazı · aleyhe delil · ticari defter kayıtları · münhasırlık · taşıyıcı · ticari defter · cy/cy kaydı
İncelediğiniz karardaHMK’nın 222. maddesinde «münhasıran» «ticari defterlere» ilişkin olarak, ticari defterlerin ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için; Kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmaları, açılış ve kapanış onaylarının yaptırılması ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamaları gerekmekte olup bu şartlara uygun biçimde tutulmuş defter kayıtlarının, sahiplerinin lehine delil olarak değerlendirilmesi ise diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş «ticari defterlerindeki kayıtların» bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi veya diğer tarafın «ticari defterlerini ibraz» etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer «kesin» delillerle ispatlanmamış olması şartlarına bağlı bulunmaktadır.
Ayrıca söz konusu maddenin «son» fıkrası uyarınca, davadaki taraflardan birinin kendi «defterlerine» dayanmaksızın, «münhasıran» diğer tarafın «ticari defterlerindeki kayıtları» kabul edeceğini belirtmesine rağmen karşı tarafın defterlerini «ibrazdan kaçınması» halinde «ibrazı» talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılacaktır.
HMK’nın 199. maddesinde yer alan “Uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli yazılı veya basılı metin, senet, çizim, plan, kroki, fotoğraf, film, görüntü veya ses «kaydı» gibi veriler ile elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi «taşıyıcıları» bu Kanuna göre belgedir” şeklindeki tanımlama kapsamında «ticari defterlerin» de HMK anlamında ticari bir belge niteliğinde delil olduğu hususunda bir tereddüt bulunmamaktadır.
Benzer bu karardaAynı Kanun'un 222 nci maddesinde ise, «münhasıran» «ticari defterlere» ilişkin olarak, ticari defterlerin ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için; Kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmaları, açılış ve kapanış onaylarının yaptırılması ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamaları gerekmekte olup bu şartlara uygun biçimde tutulmuş defter kayıtlarının, sahiplerinin lehine delil olarak değerlendirilmesi ise diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş «ticari defterlerindeki kayıtların» bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi veya diğer tarafın «ticari defterlerini ibraz» etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer «kesin» delillerle ispatlanmamış olması şartlarına bağlı bulunmaktadır.
Ayrıca söz konusu maddenin «son» fıkrası uyarınca, davadaki taraflardan birinin kendi «defterlerine» dayanmaksızın, «münhasıran» diğer tarafın «ticari defterlerindeki kayıtları» kabul edeceğini belirtmesine rağmen karşı tarafın defterlerini «ibrazdan kaçınması» halinde «ibrazı» talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılacaktır.
… 'un 199 uncu maddesinde yer alan “Uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli yazılı veya basılı metin, senet, çizim, plan, kroki, fotoğraf, film, görüntü veya ses «kaydı» gibi veriler ile elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi «taşıyıcıları» bu Kanuna göre belgedir” şeklindeki tanımlama kapsamında «ticari defterlerin» de 6100 sayılı Kanun anlamında ticari bir belge niteliğinde delil olduğu hususunda bir tereddüt bulunmamaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:peşin satış karinesi · hakimin takdir yetkisi · münhasır delil · ticari defter delili · yazılı delille ispat · mazeret · ticari defter incelemesi · yemin teklifi
Benzer bu karardaCEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; 30.01.2015 ve 28.02.2015 tarihli çekler hakkındaki talebin «zamanaşımına» uğradığını, dava dilekçesinde belirtilen çeklerden 6 adedinin müvekkili adına keşide edilmediğini, müvekkilinin bu çeklerle bir alakasının bulunmadığını, çeklerin avans olarak verildiği iddiasının gerçeği yansıtmadığını, çekin bir ödeme vasıtası olup «satım sözleşmelerinde» aynı anda «ifa» kuralının geçerli olduğunu, müvekkilinin davacıya mobilya satım «teslim» ettiğini davacının da satış bedelini dava konusu diğer çeklerle ödediğini, davacının mal teslim edilmediği iddiasını «yazılı delillerle ispat» etmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
… ı Kanun) 207 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça veya aksine bir adet bulunmadıkça satıcı ve alıcının borçlarını aynı anda «ifa» etmekle yükümlü olduğu, «çek» bir ödeme aracı olup, mevcut bir borcun karşılığında verildiğinin kabulü gerektiği, «satış sözleşmelerinde», tarafların, edimlerini aynı anda ifa etmeleri kural olduğundan, «peşin satış karinesi» uyarınca davacının çeklerin avans niteliğinde verildiğini ve karşılığında kısmen mal «teslim» edilmediğini kanıtlaması gerektiği, davacı yanın, davaya konu çeklerin avans niteliğinde verildiğini ve karşılığında mal teslim edilmediğini yazılı delillerle ispa …
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davaya konu çeklerin ileri keşide tarihli olduğunu, ileri keşide tarihli çeklerde, aynı anda «ifa» kuralının geçerli olmadığını, çekler ileri keşide tarihli olduğuna ve davalı yanca taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu kabul edildiğine göre tarafların «ticari defterleri incelenerek» davalının çekler karşılığı olan malları «teslim» edip etmediğinin tespiti gerektiğini, nitekim İlk Derece Mahkemesince de bu uğurda tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verildiğini ancak davalı yanın «ticari defterlerini ibraz» etmediğini, müvekkili ticari defterlerinin ise iddialarını doğruladığını ve müvekkilinin davalıdan 140.000,00 TL alacağı bulunduğunun tespit edildiğini belirterek …
6100 sayılı Kanun'un 220 nci maddesindeki düzenlemeye göre, Mahkemece, «ibrazı» istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna kanaat getirilirse ilgili tarafa bu belgenin ibrazı için «kesin» bir süre verilmesi, belgenin kendisinin elinde bulunduğunu inkarı halinde ise kendisine «yemin teklif» edilmesi gerekir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/3327 E. , 2022/7125 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Gerede Asliye Hukuk Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 24.11.2020 tarih ve 2020/4 E. - 2020/307 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin 2006 yılı Mayıs ayından, 2007 yılı Aralık ayına kadar davalı şirkete, inşaat malzemesi taşıdığını, müvekkili şirketin bu taşıma işini 2007 yılı Aralık ayı sonu itibariyle sonlandırdığını, davalı şirketin 2006 yılına ait nakliye (taşıma) ile ilgili fatura karşılığında müvekkili şirkete ödeme yaptığını, ancak taşıma ile ilgili irsaliye ve açık fatura mevcut olduğu ve müvekkil şirketin nakliyeyi gerçekleştirdiği konusunda davalı şirketin hiçbir itirazı olmadığı ve 2007 yılına ait taşımalarla ilgili faturaları itirazsız kabul etmiş olmasına rağmen, müvekkili şirkete davalının ödeme yapmadığını ileri sürerek, 2007 yılı içinde yapılan nakliyeden doğan alacağından fazlaya ilişkin dava ve talep hakkı saklı kalmak üzere 100.000,00 TL'nin davalı şirketten tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirketin davacı şirkete nakit ve çeklerle ödeme yaptığını, fatura karşılığı iki adet römork verdiğini ve davacı şirketin Kemal Birbilener'e olan yakıt borçlarının alacağın temliki yoluyla davalı şirkete geçmiş olduğundan davacı şirkete borçlu olmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, dosya arasında bulunan 08/10/2012 tarihli bilirkişi raporunda yapılan tespitlerin gerekçeli ve denetlenebilir olmadığı ve işbu raporun hükme esas alınamayacağı, 22/12/2017 tarihli raporda ise römorkun satış tarihi itibariyle davacının davalıdan olan alacağının 90.427,40 TL olarak tespit edildiği, yine römork bedellerinin, davacının davalıdan olan alacağına mahsup edildiğinin kabulü halinde davacı şirketin, davalı şirketten 2017 yıl sonu itibariyle 22.049,01 TL alacaklı olacağının tespit edildiği, dolayısıyla römork devir tarihi itibariyle davacının alacağının römork bedelinden fazla olduğundan davalının savunmasına itibar edilerek, açık, anlaşılır, fenni ve ilmi ilkelere uygun ve hükme esas alınabilir nitelikte olduğu gerekçesiyle davacının davasının kısmen kabulüne-kısmen reddine,23.846,29 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bentler dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Dava taraflar arasındaki taşıma sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, mahkemece, davacı şirketin, davalı şirketten romörk satış tarihi itibariyle 90.427,40 TL alacaklı olduğu, romörk bedelinin mahsubu sonucunda ise bakiye alacağının 22.049,41 TL olduğunun tespit edildiği, ancak davacının bozma ile kazanılmış hakkı oluştuğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulu ile 23.846,29 TL’nin avans faiziyle birlikte tahsiline karar verilmiştir.
HMK’nın 199. maddesinde yer alan “Uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli yazılı veya basılı metin, senet, çizim, plan, kroki, fotoğraf, film, görüntü veya ses kaydı gibi veriler ile elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcıları bu Kanuna göre belgedir” şeklindeki tanımlama kapsamında ticari defterlerin de HMK anlamında ticari bir belge niteliğinde delil olduğu hususunda bir tereddüt bulunmamaktadır. HMK’nın 222. maddesinde münhasıran ticari defterlere ilişkin olarak, ticari defterlerin ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için; Kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmaları, açılış ve kapanış onaylarının yaptırılması ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamaları gerekmekte olup bu şartlara uygun biçimde tutulmuş defter kayıtlarının, sahiplerinin lehine delil olarak değerlendirilmesi ise diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması şartlarına bağlı bulunmaktadır.
Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları ise ancak sahibi aleyhine delil teşkil eder. Ayrıca söz konusu maddenin son fıkrası uyarınca, davadaki taraflardan birinin kendi defterlerine dayanmaksızın, münhasıran diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtmesine rağmen karşı tarafın defterlerini ibrazdan kaçınması halinde ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılacaktır.
Somut davada, hükme esas alınan bilirkişi raporlarınında taraf ticari defterlerinin her ikisinin de yukarıda açıklanan yasal düzenleme gereğince usulüne göre tutulmadığının tespit edildiği anlaşılmıştır. Usulüne uygun olarak tutulmamış ve içerdiği kayıtlarda birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları ancak sahibi aleyhine delil olacağından mahkemece romörk satış tarihi itibariyle davalı ticari deftlerine göre davacı şirketi alacağı 28.389,19 TL olduğu tespit edildiğinden mahkemece bu bedele hükmedilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamış kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine,18.10.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/871503100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz