İtirazın iptali | İtirazın iptali | İcra inkâr tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/12592 E. 2015/9631 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ibrazdan kaçınma↗ cari hesap bakiyesi↗ hmk 222↗ cari hesap ekstresi↗ ticari defter ibrazı↗ aleyhe delil↗ delil değerlendirmesi↗ muhtıra↗ cari hesap↗ ticari defter kayıtları↗ kesin süre↗ işlemiş faiz↗ ticari defter↗ asıl alacak↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗ ibraz↗ kesin hüküm↗ e-defter↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalının, davacı tarafça iddia olunan akdi ilişkinin varlığını inkar ettiği ancak HMK'nun 222. maddesi kapsamında kendisine gönderilen muhtıraya rağmen ticari kayıtlarını sunmadığı, icra takibine dayanak faturaların davacı defterlerinde kayıtlı bulunduğu da gözetildiğinde açık cari hesap bakiyesi olarak davacının 173.111,04 TL alacaklı olduğu, işlemiş faiz talebinin yerinde görülmediği, faturaya dayalı alacağın likit bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 173.111,04 TL asıl alacak üzerinden itirazın iptali ile takibin devamına, alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Dava, taşıma ücretinin tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere mahkemece, akdi ilişkinin varlığını inkar eden davalının, HMK'nun 222. maddesi uyarınca kendisine muhtıra gönderilmesine rağmen ticari kayıtlarını sunmadığı ve icra takibine dayanak faturaların da davacı defterlerinde kayıtlı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren ve somut uyuşmazlığa da uygulanması gereken 6102 sayılı TTK'nun 83/2. maddesinde, HMK'nun senetlerin ibrazı zorunluluğuna ilişkin hükümlerinin ticari işlerde de uygulanacağı düzenlenmiş olup 6100 sayılı HMK'nun 222. maddesinde ise ticari defterlerin ibrazı ve delil olması hususları ayrıca hüküm altına alınmıştır. Anılan maddeye göre ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmaları, açılış ve kapanış onaylarının yaptırılması ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamaları gerekmekte olup bu şartlara uygun biçimde tutulmuş defter kayıtlarının, sahiplerinin lehine delil olarak değerlendirilmesi ise diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması şartlarına bağlı bulunmaktadır. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları ise ancak sahibi aleyhine delil teşkil eder. Ayrıca söz konusu maddenin son fıkrası uyarınca, davadaki taraflardan birinin diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtmesine rağmen karşı tarafın defterlerini ibrazdan kaçınması halinde ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır.
Yukarıda açıklanan yasa hükümleri çerçevesinde somut olaya dönüldüğünde; Davacı taraf davalı ile imzaladığı sözleşme çerçevesinde taşıma hizmeti verdiğini, bu hizmet nedeniyle düzenlenen faturaların ödenmediğini ileri sürmüş, davalı ise davacıya herhangi bir borcu olmadığını ve faturanın tek başına akdi ilişkinin ve borcun varlığını kanıtlayamayacağını savunmuştur. Dosyada mübrez bilirkişi raporunda ise davacı defterlerinin usulünce tutulmadığı, davalının ticari defterlerini sunmadığı, yalnızca cari hesap ekstresini sunduğu, 30.06.2012 tarihine kadar tarafların sunulan kayıtlarının uyumlu olduğu, bu tarihten sonra kayıtlarda uyumsuzluk görüldüğü, davacının icra takibine dayanak yaptığı faturaların kendi defterlerinde kayıtlı olmasına rağmen davalının sunduğu ekstrede görülmediği açıklanmıştır. Bu durumda sırf davalının ticari defterlerinin sunulmadığı ve takibe dayanak faturaların da davacının defterinde kayıtlı bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır. Zira davacı taraf, HMK'nun 222/son maddesi uyarınca delillerini davalının defterlerine hasretmediği gibi davacı defterleri de usulüne uygun biçimde tutulmadığından ancak sahibi aleyhine delil teşkil edecektir. O halde mahkemece, davacının varlığını iddia ettiği taşıma ilişkisini ispatla yükümlü bulunduğu, sunulan faturaların tek başına bu ilişkinin varlığını kanıtlamaya yeterli olmadığı, davacı tarafın delillerini davalının ticari defterlerine hasretmediği ve ticari defterlerin aynı zamanda HMK'nun 199. maddesi kapsamında belge olduğu hususları da göz önünde bulundurularak HMK'nun 220. maddesine uygun biçimde davalının ticari defterlerini sunması için kendisine kesin süre verilmesi ve sonucuna göre yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde yanılgılı değerlendirme ile hüküm tesisi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/2505 E. 2022/2800 K.
Ortak:ibrazdan kaçınma · ticari defter ibrazı · aleyhe delil · muhtıra · ticari defter kayıtları · kesin süre · ticari defter · icra inkar tazminatı
İncelediğiniz karardaAçılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan «ticari defter kayıtları» ise ancak sahibi «aleyhine delil» teşkil eder.
Ayrıca söz konusu maddenin «son» fıkrası uyarınca, davadaki taraflardan birinin diğer tarafın «ticari defterlerindeki kayıtları» kabul edeceğini belirtmesine rağmen karşı tarafın defterlerini «ibrazdan kaçınması» halinde «ibrazı» talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır.
… ve tüm dosya kapsamına göre, davalının, davacı tarafça iddia olunan akdi ilişkinin varlığını inkar ettiği ancak HMK'nun 222. maddesi kapsamında kendisine gönderilen «muhtıraya» rağmen ticari kayıtlarını sunmadığı, icra takibine dayanak faturaların davacı «defterlerinde» kayıtlı bulunduğu da gözetildiğinde açık «cari hesap bakiyesi» olarak davacının 173.111,04 TL alacaklı olduğu, «işlemiş faiz» talebinin yerinde görülmediği, faturaya dayalı alacağın likit bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 173.111,04 TL «asıl alacak» üzerinden itirazın iptali ile takibin devamına, alacağın %20'si oranında «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Benzer bu karardaSomut olayda; İcra takibine konu borcu kabul etmeyen davalının yargılamaya katılmadığı ve uyuşmazlığın çözümü için «ticari defterlerini ibrazı» hususunda kendisine usulüne uygun şekilde «muhtıra» gönderilmesine ve verilen «kesin süreye» rağmen ticari defterlerini mahkemeye sunmadığı ve alınan 08.06.2016 tarihli bilirkişi raporundan davacının usulüne uygun tutulmuş defterlerine göre takip tarihi itibariyle davalıdan 58.116,68 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği anlaşılmış olduğu halde Mahkemece davacının defterlerinin usulüne uygun tutulduğu ve kendi lehine delil oluşturduğunun kabulüyle bir karar verilmesi gerekirken, sadece, davalının malları «teslim» aldığına ilişkin kaşesi bulunan faturalar yönünden kısmen kabul kararı ile yetinilerek, yukarıda açıklanan ilkelere aykırı olacak şekilde ispat yüküne yanlış anlam …
HMK’nın 222. maddesinde ise, «münhasıran» «ticari defterlere» ilişkin olarak, ticari defterlerin ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için; Kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmaları, açılış ve kapanış onaylarının yaptırılması ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamaları gerekmekte olup bu şartlara uygun biçimde tutulmuş defter kayıtlarının, sahiplerinin lehine delil olarak değerlendirilmesi ise diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş «ticari defterlerindeki kayıtların» bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi veya diğer tarafın «ticari defterlerini ibraz» etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer «kesin» delillerle ispatlanmamış olması şartlarına bağlı bulunmaktadır.
Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan «ticari defter kayıtları» ise ancak sahibi «aleyhine delil» teşkil eder.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:mazeret · yemin teklifi · yemin delili · yemin · münhasırlık · satım sözleşmesi · taşıyıcı · fatura
Benzer bu kararda… dia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; takibe dayanak teşkil eden faturaların üç tanesinde davalının kaşesinin bulunduğu, bu faturalar yönünden «fatura» konusu malların davalıya «teslim» edildiğinin kabul edildiği, mahkemece davalıya «yemin delilinin» hatırlatıldığı, davacı tarafından yemin deliline başvurulup başvurulmayacağı hususunda beyanda bulunulmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, takibin 3.165,78 TL üzerinden devamına ve «icra inkar tazminatına» karar verilmiştir.
Samsun Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre; davacının davasına dayanak yaptığı faturaların tek başına «ticari defterlerine» kaydedilmesinin davacının davalıya mal «teslim» ettiğini ve alacaklı olduğunu ispatlamaya yeterli olmadığı, davacının «fatura» içeriği emtiayı davalıya teslim ettiğini, usulüne uygun delillerle ispatlaması gerektiği, davacı tarafın verilen süre içerisinde mal teslimine ilişkin davalının imzasını içeren herhangi bir belge sunmadığı, «yemin deliline» de dayanmadığı, kaşeli olan fatura içeriklerinin davalıya teslim edildiği kabul edilerek kurulan mahkeme kararına karşı davalının istinaf başvurusunda bulunmaması …
HMK’nın 220. maddesindeki düzenlemeye göre, mahkemece, «ibrazı» istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna kanaat getirilirse ilgili tarafa bu belgenin ibrazı için «kesin» bir süre verilmesi, belgenin kendisinin elinde bulunduğunu inkarı halinde ise kendisine «yemin teklif» edilmesi gerekir.
Kendisinden «ibraz» istenilen tarafın bu hususta kendisine verilen «kesin süreye» rağmen bu süre içerisinde makul bir «mazereti» bulunmaksızın belgeyi ibraz etmemesi, belgenin kendisinin elinde bulunduğunu inkarı halinde ise bu hususta teklif olunan «yemini» kabul ve icra etmemesi halinde mahkemece, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilecektir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/12596 E. 2014/18367 K.
Ortak:ticari defter · e-defter
İncelediğiniz kararda01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren ve somut uyuşmazlığa da uygulanması gereken 6102 sayılı TTK'nun 83/2. maddesinde, HMK'nun senetlerin «ibrazı» zorunluluğuna ilişkin hükümlerinin ticari işlerde de uygulanacağı düzenlenmiş olup 6100 sayılı HMK'nun 222. maddesinde ise «ticari defterlerin ibrazı» ve delil olması hususları ayrıca hüküm altına alınmıştır.
Anılan maddeye göre «ticari defterlerin», ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmaları, açılış ve kapanış onaylarının yaptırılması ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamaları gerekmekte olup bu şartlara uygun biçimde tutulmuş defter kayıtlarının, sahiplerinin lehine delil olarak değerlendirilmesi ise diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş «ticari defterlerindeki kayıtların» bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer «kesin» delillerle ispatlanmamış olması şartlarına bağlı bulunmaktadır.
Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan «ticari defter kayıtları» ise ancak sahibi «aleyhine delil» teşkil eder.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacı tarafın işletme «defterinin» açılış «tasdikinin» bulunduğu, kapanış tasdikinin bulunmadığı, bu suretle davacının işletme defterinin HMK.nın 222. maddesi uyarınca davacı lehine delil olarak kabul edilemeyeceği, davalının «ticari defterlerinin» açılış ve kapanış tasdiklerinin usulüne uygun olarak yaptırıldığı, davalının defter kayıtlarına göre davacı şirketin davacı tarafa 0,33 TL borçlu olduğu, davacının …
Davalının kendi «ticari defterlerinde» davacıya yapılan ödemeler kayıtlı olsa da dosya içerisinde ödemelerin dayanağı belgeler yer almamaktadır.
Ancak; davacının işletme «defteri» tuttuğu ve bu defterin açılış «tasdikinin» bulunduğu, VUK hükümleri gereğince işletme defterleri için sadece açılış onayı yaptırılmasının öngörüldüğü, kapanış onayı yaptırılması yükümlülüğünün getirilmediği …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yemin delili · tasdik kararı · yemin · icra takibine itiraz · taşıma sözleşmesi · eksik inceleme
Benzer bu kararda1- Dava, kargo «taşıma sözleşmesinden» kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla girişilen «icra takibine itirazın» iptali istemine ilişkin olup, yukarıdaki özetten de anlaşılacağı üzere mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin «yemin deliline» dayanılmış olduğu halde bu husus gözetilmeksizin karar verildiğine ilişkin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacı tarafın işletme «defterinin» açılış «tasdikinin» bulunduğu, kapanış tasdikinin bulunmadığı, bu suretle davacının işletme defterinin HMK.nın 222. maddesi uyarınca davacı lehine delil olarak kabul edilemeyeceği, davalının «ticari defterlerinin» açılış ve kapanış tasdiklerinin usulüne uygun olarak yaptırıldığı, davalının defter kayıtlarına göre davacı şirketin davacı tarafa 0,33 TL borçlu olduğu, davacının …
Ancak; davacının işletme «defteri» tuttuğu ve bu defterin açılış «tasdikinin» bulunduğu, VUK hükümleri gereğince işletme defterleri için sadece açılış onayı yaptırılmasının öngörüldüğü, kapanış onayı yaptırılması yükümlülüğünün getirilmediği …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/5086 E. 2014/8788 K.
Ortak:ticari defter · e-defter
İncelediğiniz kararda01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren ve somut uyuşmazlığa da uygulanması gereken 6102 sayılı TTK'nun 83/2. maddesinde, HMK'nun senetlerin «ibrazı» zorunluluğuna ilişkin hükümlerinin ticari işlerde de uygulanacağı düzenlenmiş olup 6100 sayılı HMK'nun 222. maddesinde ise «ticari defterlerin ibrazı» ve delil olması hususları ayrıca hüküm altına alınmıştır.
Anılan maddeye göre «ticari defterlerin», ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmaları, açılış ve kapanış onaylarının yaptırılması ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamaları gerekmekte olup bu şartlara uygun biçimde tutulmuş defter kayıtlarının, sahiplerinin lehine delil olarak değerlendirilmesi ise diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş «ticari defterlerindeki kayıtların» bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer «kesin» delillerle ispatlanmamış olması şartlarına bağlı bulunmaktadır.
Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan «ticari defter kayıtları» ise ancak sahibi «aleyhine delil» teşkil eder.
Benzer bu karardaMahkemece, her ne kadar davacı tarafından davalıya «yemin teklif» edilmiş ise de davacının kendi aleyhine olan «ticari defter» ve kayıtlarına göre davaya konu «fatura» bedellerini tahsil ettiğinin anlaşıldığı, dava tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı ...'nın 84. maddesi ve davadan sonra yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK'nın 22 …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yemin teklifi · yemin · fatura
Benzer bu karardaMahkemece, her ne kadar davacı tarafından davalıya «yemin teklif» edilmiş ise de davacının kendi aleyhine olan «ticari defter» ve kayıtlarına göre davaya konu «fatura» bedellerini tahsil ettiğinin anlaşıldığı, dava tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı ...'nın 84. maddesi ve davadan sonra yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK'nın 22 …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/12592 E. , 2015/9631 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İSTANBUL (KAPATILAN) ANADOLU
12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 04/03/2014
NUMARASI 2013/388-2014/50
Taraflar arasında görülen davada İstanbul (Kapatılan) Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 04/03/2014 tarih ve 2013/388-2014/50 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 29/09/2015 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı vekili Av. S.E. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında taşıma sözleşmesi düzenlendiğini, davalının bu sözlemeyi taşıma işleri komisyoncusu sıfatıyla imzaladığını, bu sözleşme kapsamında müvekkilinin, davalının talimatı ile dava dışı şirkete ait malları taşıdığını, taşıma ücretine ilişkin olarak düzenlediği faturaları davalıya tebliğ etmesine rağmen davalının taşıma ücretini ödemediğini, bu ücretin tahsili için başlatılan takibe de haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, davalının itirazının iptali ile icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, faturanın tek başına akdi ilişkinin ve borcun varlığını ispat eden bir belge niteliğinde bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalının, davacı tarafça iddia olunan akdi ilişkinin varlığını inkar ettiği ancak HMK'nun 222. maddesi kapsamında kendisine gönderilen muhtıraya rağmen ticari kayıtlarını sunmadığı, icra takibine dayanak faturaların davacı defterlerinde kayıtlı bulunduğu da gözetildiğinde açık cari hesap bakiyesi olarak davacının 173.111,04 TL alacaklı olduğu, işlemiş faiz talebinin yerinde görülmediği, faturaya dayalı alacağın likit bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 173.111,04 TL asıl alacak üzerinden itirazın iptali ile takibin devamına, alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Dava, taşıma ücretinin tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere mahkemece, akdi ilişkinin varlığını inkar eden davalının, HMK'nun 222. maddesi uyarınca kendisine muhtıra gönderilmesine rağmen ticari kayıtlarını sunmadığı ve icra takibine dayanak faturaların da davacı defterlerinde kayıtlı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren ve somut uyuşmazlığa da uygulanması gereken 6102 sayılı TTK'nun 83/2. maddesinde, HMK'nun senetlerin ibrazı zorunluluğuna ilişkin hükümlerinin ticari işlerde de uygulanacağı düzenlenmiş olup 6100 sayılı HMK'nun 222. maddesinde ise ticari defterlerin ibrazı ve delil olması hususları ayrıca hüküm altına alınmıştır. Anılan maddeye göre ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmaları, açılış ve kapanış onaylarının yaptırılması ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamaları gerekmekte olup bu şartlara uygun biçimde tutulmuş defter kayıtlarının, sahiplerinin lehine delil olarak değerlendirilmesi ise diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması şartlarına bağlı bulunmaktadır.
Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları ise ancak sahibi aleyhine delil teşkil eder. Ayrıca söz konusu maddenin son fıkrası uyarınca, davadaki taraflardan birinin diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtmesine rağmen karşı tarafın defterlerini ibrazdan kaçınması halinde ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır.
Yukarıda açıklanan yasa hükümleri çerçevesinde somut olaya dönüldüğünde; Davacı taraf davalı ile imzaladığı sözleşme çerçevesinde taşıma hizmeti verdiğini, bu hizmet nedeniyle düzenlenen faturaların ödenmediğini ileri sürmüş, davalı ise davacıya herhangi bir borcu olmadığını ve faturanın tek başına akdi ilişkinin ve borcun varlığını kanıtlayamayacağını savunmuştur. Dosyada mübrez bilirkişi raporunda ise davacı defterlerinin usulünce tutulmadığı, davalının ticari defterlerini sunmadığı, yalnızca cari hesap ekstresini sunduğu, 30.06.2012 tarihine kadar tarafların sunulan kayıtlarının uyumlu olduğu, bu tarihten sonra kayıtlarda uyumsuzluk görüldüğü, davacının icra takibine dayanak yaptığı faturaların kendi defterlerinde kayıtlı olmasına rağmen davalının sunduğu ekstrede görülmediği açıklanmıştır.
Bu durumda sırf davalının ticari defterlerinin sunulmadığı ve takibe dayanak faturaların da davacının defterinde kayıtlı bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır. Zira davacı taraf, HMK'nun 222/son maddesi uyarınca delillerini davalının defterlerine hasretmediği gibi davacı defterleri de usulüne uygun biçimde tutulmadığından ancak sahibi aleyhine delil teşkil edecektir. O halde mahkemece, davacının varlığını iddia ettiği taşıma ilişkisini ispatla yükümlü bulunduğu, sunulan faturaların tek başına bu ilişkinin varlığını kanıtlamaya yeterli olmadığı, davacı tarafın delillerini davalının ticari defterlerine hasretmediği ve ticari defterlerin aynı zamanda HMK'nun 199.
maddesi kapsamında belge olduğu hususları da göz önünde bulundurularak HMK'nun 220. maddesine uygun biçimde davalının ticari defterlerini sunması için kendisine kesin süre verilmesi ve sonucuna göre yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde yanılgılı değerlendirme ile hüküm tesisi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, takdir olunan 1,100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, 29/09/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/131094800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz