Çek İstirdatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/7584 E. 2022/597 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
teminat alacağı↗ istinaf başvurusunun usulden reddi↗ hmk 200↗ yemin deliline dayanma↗ yemin delili↗ yazılı delil↗ direnme kararı↗ kötüniyet tazminatı↗ bedelsizlik↗ yemin↗ ihtiyati tedbir↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ usulden reddi↗ ticari defter↗ çek↗ kötüniyet↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ ibraz↗ teminat↗ hmk 353(1)b-2↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; davacılar arasında dava arkadaşlığı bulunmadığı gerekçesi ile davacı Şahin Ziraat Turizm Tic. Ltd. Şti'nin açtığı dava ile ilgili ayırma kararı verilerek dosya içeriği, bilirkişi rapor ve ek raporuna göre, davacı ... Ltd. Şti'nin ticari defterlerinde davaya konu 31/07/2015, 10/08/2015 ve 22/08/2015 tarihli çeklerin davalı şirket adına borç kaydedildiği, davalı şirketin kayıtlarında çekler kayıtlı olmasa da davacı şirketten 131.387,68 TL alacaklı olduğuna ilişkin kayıt bulunduğu, çekin ödeme vasıtası olup bedelsiz kaldığı veya avans olarak verildiği iddiasının HMK'nun 200 ve devamı maddeleri uyarınca yazılı delil ile ispatlanması gerektiği, davacının kendi ticari kayıtlarında da davaya konu çeklerin ödenmemiş önceki çek borçlarına karşılık verildiğinin kayıtlı olduğu, davacının yemin deliline dayanmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili ve davalı vekili istinaf kanun yoluna başvuruda bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince; bozma ilamı doğrultusunda İİK'nun 72/4. maddesinde davanın alacaklı lehine sonuçlanması ve kararın kesinleşmesi halinde alacaklının ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını ihtiyati tedbir için gösterilen teminattan alacağı, alacaklının uğradığı zararın aynı davada takdir olunarak karara bağlanacağı ve bu zararın her halde % 20'den aşağı tayin edilemeyeceği düzenlenmiş olup, davaya konu çeklerin davalı tarafından ibrazı halinde ödenmemesi için muhatap bankaya talimat verilmesi şeklindeki ihtiyati tedbir kararının uygulanması, davalının bankaca ödenmeyen çekler için takip yapmasını engelleyecek nitelikte olmadığından ilk derece mahkemesinin davalı lehine tazminata hükmetmemesinin de yerinde olup davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine davacı vekilinin istinaf başvurusunun ise usulden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı ve davalı vekili temyiz etmişlerdir.
I-) 6100 sayılı HMK'nın 373. maddesinin 1. bendi "Yargıtay ilgili dairesinin tamamen veya kısmen bozma kararı, başvurunun bölge adliye mahkemesi tarafından esastan reddi kararına ilişkin ise bölge adliye mahkemesi kararı kaldırılarak dosya, kararı veren İlk Derece Mahkemesine veya uygun görülecek diğer bir İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneği de bölge adliye mahkemesine gönderilir." 2. bendi "Bölge Adliye Mahkemesinin düzelterek veya yeniden esas hakkında verdiği karar Yargıtayca tamamen veya kısmen bozulduğu takdirde dosya, kararı veren bölge adliye mahkemesi veya uygun görülen diğer bir Bölge Adliye Mahkemesine gönderilir." şeklinde düzenlenmiş olup, Dairemizin yerleşik uygulamalarına göre Bölge Adliye Mahkemesinin, İlk Derece Mahkemesi kararını kaldırıp yeniden esas hakkında karar vermesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararının Yargıtay'ca bozulması halinde bozmaya karşı gerek direnme, gerekse bozmaya uyarak yeniden karar verme hak ve yetkisi Bölge Adliye Mahkemesine aittir. Bölge Adliye Mahkemesi'nin hüküm mahkemesi sıfatıyla verdiği yeniden esas hakkındaki karar sonrasında HMK'nın 360. maddesinin atfıyla ilk derece mahkemelerinde uygulanan yargılama usulüne göre yargılama yapıp öncelikle Yargıtay bozma kararına karşı HMK'nın 373/3. maddesi gereğince uyma veya direnme konusunda bir karar verir; bu kararı yine hüküm mahkemesi sıfatıyla vermektedir. Bozmaya uyduğu takdirde artık yargılamaya hüküm mahkemesi sıfatıyla devam etmekte olduğundan bozma kararına uygun olarak yeniden esas hakkında karar vermelidir.
Somut olayda, İlk Derece Mahkemesi'nin 30.05.2017 tarihli davanın reddine dair kararına karşı taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince 29.03.2018 tarihli kararla davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle ilk derece mahkemesinin kaldırılmasına ve davanın reddiyle kötüniyet tazminatının kabulüne karar verilmiştir. Bu kararın davacı vekilince temyizi üzerine Dairemizin 29/03/2018 tarihli kararı ile Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozulmuş, Bölge Adliye Mahkemesince Dairemizin bozma ilamına uyulmuştur. Bu durumda Bölge Adliye Mahkemesince hüküm mahkemesi sıfatıyla bozmaya uyulduğundan artık davanın esası hakkında yeniden hüküm kurulması gerekirken bundan zuhulle bu kez denetim mahkemesi sıfatıyla HMK'nın 353/1-b1 maddesi uyarınca davacının istinaf başvurusunun usulden reddiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilmesi yerinde olmamış, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bu yönden re'sen bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre taraf vekillerinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/62 E. 2021/6548 K.
Ortak:direnme kararı · kaldırma ve yeniden hüküm
İncelediğiniz kararda… ir Bölge Adliye Mahkemesine gönderilir." şeklinde düzenlenmiş olup, Dairemizin yerleşik uygulamalarına göre Bölge Adliye Mahkemesinin, İlk Derece Mahkemesi kararını «kaldırıp yeniden» esas hakkında karar vermesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararının Yargıtay'ca bozulması halinde bozmaya karşı gerek «direnme», gerekse bozmaya uyarak yeniden karar verme hak ve yetkisi Bölge Adliye Mahkemesine aittir.
Bölge Adliye Mahkemesi'nin hüküm mahkemesi sıfatıyla verdiği yeniden esas hakkındaki karar sonrasında HMK'nın 360. maddesinin atfıyla ilk derece mahkemelerinde uygulanan yargılama usulüne göre yargılama yapıp öncelikle Yargıtay bozma kararına karşı HMK'nın 373/3. maddesi gereğince uyma veya «direnme» konusunda bir karar verir; bu kararı yine hüküm mahkemesi sıfatıyla vermektedir.
Benzer bu kararda… ir Bölge Adliye Mahkemesine gönderilir." şeklinde düzenlenmiş olup, Dairemizin yerleşik uygulamalarına göre Bölge Adliye Mahkemesinin, İlk Derece Mahkemesi kararını «kaldırıp yeniden» esas hakkında karar vermesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararının Yargıtay'ca bozulması halinde bozmaya karşı gerek «direnme», gerekse bozmaya uyarak yeniden karar verme hak ve yetkisi Bölge Adliye Mahkemesine aittir.
Bölge Adliye Mahkemesi'nin hüküm mahkemesi sıfatıyla verdiği yeniden esas hakkındaki karar sonrasında HMK'nın 360. maddesinin atfıyla ilk derece mahkemelerinde uygulanan yargılama usulüne göre yargılama yapıp öncelikle Yargıtay bozma kararına karşı HMK'nın 373/3. maddesi gereğince uyma veya «direnme» konusunda bir karar verir; bu kararı yine hüküm mahkemesi sıfatıyla vermektedir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:temsil kayyımı · kayyım · temerrüt faizi · temerrüt · zamanaşımı · temsil · istinaf yoluna başvurulabilirlik
Benzer bu karardaİlk Derece Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; ortaklık devam ettiği sürece borcun «zamanaşımına» uğramayacağı, eşit işlem ilkesine uygun olarak kararın alındığı, TTK 482 gereği «temerrüt faizinin» de ödenmesi gerektiği, alınan kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı davacı vekili istinaf isteminde bulunmuştur.
Kararı davacıların hisse «temsil kayyımı» ... vekili temyiz etmiştir.
Somut olayda, İlk Derece Mahkemesi'nin 22.06.2017 tarihli davanın reddine dair kararına karşı davacılar vekilince «istinaf yoluna başvurulması» üzerine Bölge Adliye Mahkemesince 31.01.2018 tarihli kararla davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/4946 E. 2022/6925 K.
Ortak:yazılı delil · direnme kararı · kaldırma ve yeniden hüküm · çek · teminat
İncelediğiniz karardaŞti'nin «ticari defterlerinde» davaya konu 31/07/2015, 10/08/2015 ve 22/08/2015 tarihli çeklerin davalı şirket adına borç kaydedildiği, davalı şirketin kayıtlarında çekler kayıtlı olmasa da davacı şirketten 131.387,68 TL alacaklı olduğuna ilişkin kayıt bulunduğu, çekin ödeme vasıtası olup «bedelsiz» kaldığı veya avans olarak verildiği iddiasının HMK'nun 200 ve devamı maddeleri uyarınca «yazılı delil» ile ispatlanması gerektiği, davacının kendi ticari kayıtlarında da davaya konu çeklerin ödenmemiş önceki «çek» borçlarına karşılık verildiğinin kayıtlı olduğu, davacının «yemin deliline dayanmadığı» gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
… ir Bölge Adliye Mahkemesine gönderilir." şeklinde düzenlenmiş olup, Dairemizin yerleşik uygulamalarına göre Bölge Adliye Mahkemesinin, İlk Derece Mahkemesi kararını «kaldırıp yeniden» esas hakkında karar vermesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararının Yargıtay'ca bozulması halinde bozmaya karşı gerek «direnme», gerekse bozmaya uyarak yeniden karar verme hak ve yetkisi Bölge Adliye Mahkemesine aittir.
Bölge Adliye Mahkemesince; bozma ilamı doğrultusunda İİK'nun 72/4. maddesinde davanın alacaklı lehine sonuçlanması ve kararın kesinleşmesi halinde alacaklının «ihtiyati tedbir» dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını ihtiyati tedbir için gösterilen «teminattan alacağı», alacaklının uğradığı zararın aynı davada takdir olunarak karara bağlanacağı ve bu zararın her halde % 20'den aşağı tayin edilemeyeceği düzenlenmiş olup, davaya konu çeklerin davalı tarafından «ibrazı» halinde ödenmemesi için muhatap bankaya talimat verilmesi şeklindeki ihtiyati tedbir kararının uygulanması, davalının bankaca ödenmeyen çekler için takip yapmasını engelleyecek nitelikte olmadığından ilk derece mahkemesinin davalı lehine tazminata hükmetmemesinin de yerinde olup davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine davacı vekilinin istinaf başvurusunun ise «usulden reddine» karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… tüm dosya kapsamına göre, TBK'nın 207/2. maddesi gereğince sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça ve aksine bir adet bulunmadıkça satıcı ve alıcının borcu aynı anda «ifa» edilmekle yükümlü oldukları, davacı çeki verdiğinde satışa konu malın bedelini ödediği, «çek» konusu malında «teslim» alındığı var sayılacağı, bunun aksinin «yazılı delil» ile davacı tarafça ispatlanması gerekirken buna ilişkin yazılı bir belge sunulmadığı gibi davalı tarafın dava konusu çekin «teminat çeki» olduğuna ilişkin kabulünün de olmadığı, İlk Derece Mahkemesinin davanın reddine ilişkin kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle istinaf is …
… ir bölge adliye mahkemesine gönderilir." şeklinde düzenlenmiş olup, Dairemizin yerleşik uygulamalarına göre Bölge Adliye Mahkemesinin, İlk Derece Mahkemesi kararını «kaldırıp yeniden» esas hakkında karar vermesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararının Yargıtay'ca bozulması halinde bozmaya karşı gerek «direnme», gerekse bozmaya uyarak yeniden karar verme hak ve yetkisi Bölge Adliye Mahkemesine aittir.
Bölge adliye mahkemesince, davaya konu çekin «teminat» amacıyla davalı tarafa verildiği kanaatine ulaşıldığı ve teminat olgusunun ortaya konulup teminat altına alınan riskin gerçekleştiği yönünde herhangi bir savunma da yapılmadığından, davacı vekilinin istinaf isteminin kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiş, karar Dairemizce bozulmuştur.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:teminat çeki · sebepten mücerretlik · isticvap · mücerretlik · kesin delil · borçlu olunmadığının tespiti · kambiyo senedi · ispat yükü
Benzer bu karardaİlk derece mahkemesince, «kambiyo senedi» niteliğinde olan dava konusu çekin «sebepten mücerret» olduğu, davalı dernek yetkilisinin «isticvaptaki» beyanı nedeniyle «ispat yükünün» davalıya geçmeyeceği, davada ispat yükü üzerine düşen davacının iddiasını usulüne uygun «kesin delil» ile ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın ve davalının tazminat talebinin reddine karar verilmiş hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulm …
… tüm dosya kapsamına göre, TBK'nın 207/2. maddesi gereğince sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça ve aksine bir adet bulunmadıkça satıcı ve alıcının borcu aynı anda «ifa» edilmekle yükümlü oldukları, davacı çeki verdiğinde satışa konu malın bedelini ödediği, «çek» konusu malında «teslim» alındığı var sayılacağı, bunun aksinin «yazılı delil» ile davacı tarafça ispatlanması gerekirken buna ilişkin yazılı bir belge sunulmadığı gibi davalı tarafın dava konusu çekin «teminat çeki» olduğuna ilişkin kabulünün de olmadığı, İlk Derece Mahkemesinin davanın reddine ilişkin kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle istinaf is …
1-Dava, «çek» nedeniyle «borçlu olunmadığının tespiti» istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/1047 E. 2022/439 K.
Ortak:direnme kararı · kaldırma ve yeniden hüküm · ticari defter · e-defter
İncelediğiniz karardaŞti'nin «ticari defterlerinde» davaya konu 31/07/2015, 10/08/2015 ve 22/08/2015 tarihli çeklerin davalı şirket adına borç kaydedildiği, davalı şirketin kayıtlarında çekler kayıtlı olmasa da davacı şirketten 131.387,68 TL alacaklı olduğuna ilişkin kayıt bulunduğu, çekin ödeme vasıtası olup «bedelsiz» kaldığı veya avans olarak verildiği iddiasının HMK'nun 200 ve devamı maddeleri uyarınca «yazılı delil» ile ispatlanması gerektiği, davacının kendi ticari kayıtlarında da davaya konu çeklerin ödenmemiş önceki «çek» borçlarına karşılık verildiğinin kayıtlı olduğu, davacının «yemin deliline dayanmadığı» gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
… ir Bölge Adliye Mahkemesine gönderilir." şeklinde düzenlenmiş olup, Dairemizin yerleşik uygulamalarına göre Bölge Adliye Mahkemesinin, İlk Derece Mahkemesi kararını «kaldırıp yeniden» esas hakkında karar vermesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararının Yargıtay'ca bozulması halinde bozmaya karşı gerek «direnme», gerekse bozmaya uyarak yeniden karar verme hak ve yetkisi Bölge Adliye Mahkemesine aittir.
Bölge Adliye Mahkemesi'nin hüküm mahkemesi sıfatıyla verdiği yeniden esas hakkındaki karar sonrasında HMK'nın 360. maddesinin atfıyla ilk derece mahkemelerinde uygulanan yargılama usulüne göre yargılama yapıp öncelikle Yargıtay bozma kararına karşı HMK'nın 373/3. maddesi gereğince uyma veya «direnme» konusunda bir karar verir; bu kararı yine hüküm mahkemesi sıfatıyla vermektedir.
Benzer bu karardaİlk Derece Mahkemesi’nce, bilirkişi raporu, banka kayıtları ve «ticari defterlerde» yapılan inceleme neticesinde, davacının çeşitli zamanlarda ortaklara borçlar açıklaması ile davalı şirket hesabına havaleler yaptığı, 10.04.2014 tarihinde «virman» açıklaması ile ... hesabından borç kaydedilerek kapatıldığı ve aralarında virman sözleşmesinin bulunmadığı, dosyada yer alan «taahhütnamelerin» birlikte yorumlanması sonucu dava dışı ...'un şirketin faaliyetleri nedeniyle 3. kişilere karşı doğmuş veya doğabilecek borçlardan sorumlu olmayacağı konusunda taahhütnamelerin imzalandığı, taahhütnamelerde dava dışı ...'ın borçlardan sorumlu olmayacağının imza altına alındığı, somut olayda ise davacının davalı şirkete verdiği ödünç paraların iadesi talebinin bulunduğu ve dava dışı şahıs ile davalı şirketin farklı şahıslar olduğu ve imzalanan taahhütnamelerin şirketin «ibrası» olarak değerlendirilemeyeceği, mahkemece alınan 11.03.2016 tarihli raporda da bildirildiği üzere davacının davalı şirketten 433.087,50 TL alacağının bulunduğu, ancak «taleple bağlılık ilkesi» gereği 400.187,50 TL üzerinden başlatılan takibin devamına karar vermek gerektiği, alacağın bilinebilir olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile Lüleburgaz 1.
… ir bölge adliye mahkemesine gönderilir." şeklinde düzenlenmiş olup, Dairemizin yerleşik uygulamalarına göre Bölge Adliye Mahkemesinin, İlk Derece Mahkemesi kararını «kaldırıp yeniden» esas hakkında karar vermesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararının Yargıtay'ca bozulması halinde bozmaya karşı gerek «direnme», gerekse bozmaya uyarak yeniden karar verme hak ve yetkisi Bölge Adliye Mahkemesine aittir.
Bölge Adliye Mahkemesi'nin hüküm mahkemesi sıfatıyla verdiği yeniden esas hakkındaki karar sonrasında HMK'nın 360. maddesinin atfıyla ilk derece mahkemelerinde uygulanan yargılama usulüne göre yargılama yapıp öncelikle Yargıtay bozma kararına karşı HMK'nın 373/3. maddesi gereğince uyma veya «direnme» konusunda bir karar verir; bu kararı yine hüküm mahkemesi sıfatıyla vermektedir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:taleple bağlılık ilkesi · virman · taleple bağlılık · ortaklık sözleşmesi · sermaye artırımı · ibra · havale · taahhütname
Benzer bu karardaİlk Derece Mahkemesi’nce, bilirkişi raporu, banka kayıtları ve «ticari defterlerde» yapılan inceleme neticesinde, davacının çeşitli zamanlarda ortaklara borçlar açıklaması ile davalı şirket hesabına havaleler yaptığı, 10.04.2014 tarihinde «virman» açıklaması ile ... hesabından borç kaydedilerek kapatıldığı ve aralarında virman sözleşmesinin bulunmadığı, dosyada yer alan «taahhütnamelerin» birlikte yorumlanması sonucu dava dışı ...'un şirketin faaliyetleri nedeniyle 3. kişilere karşı doğmuş veya doğabilecek borçlardan sorumlu olmayacağı konusunda taahhütnamelerin imzalandığı, taahhütnamelerde dava dışı ...'ın borçlardan sorumlu olmayacağının imza altına alındığı, somut olayda ise davacının davalı şirkete verdiği ödünç paraların iadesi talebinin bulunduğu ve dava dışı şahıs ile davalı şirketin farklı şahıslar olduğu ve imzalanan taahhütnamelerin şirketin «ibrası» olarak değerlendirilemeyeceği, mahkemece alınan 11.03.2016 tarihli raporda da bildirildiği üzere davacının davalı şirketten 433.087,50 TL alacağının bulunduğu, ancak «taleple bağlılık ilkesi» gereği 400.187,50 TL üzerinden başlatılan takibin devamına karar vermek gerektiği, alacağın bilinebilir olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile Lüleburgaz 1.
Hukuk Dairesi’nin 23.09.2019 tarih, 2018/4718 Esas ve 2019/5674 Karar sayılı ilamında "davacı ile dava dışı şahıslar arasında yapılan 31.08.2013 «ortaklık sözleşmesinin» 4.3.2. maddesi uyarınca davacı ile dava dışı ortak ...'un şirkete sermaye olarak 400.000,00 TL para getireceğinin kabul edildiği, sözleşme yapıldıktan sonra 400.187,50 TL'nin davacı tarafından şirket hesabına «havale» edildiği, ancak sözleşme hükümleri uyarınca «sermaye artırımı» yapılmadan davacının şirketteki hisselerini 01.04.2014 tarihinde devrederek şirket ortaklığından ayrıldığı sabit olduğuna göre, davacı tarafından şirkete gönderile …
1 benzer karar daha
-
Yabancı mahkeme kararının tenfizi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/3635 E. 2024/1351 K.
Ortak:direnme kararı · kaldırma ve yeniden hüküm
İncelediğiniz kararda… ir Bölge Adliye Mahkemesine gönderilir." şeklinde düzenlenmiş olup, Dairemizin yerleşik uygulamalarına göre Bölge Adliye Mahkemesinin, İlk Derece Mahkemesi kararını «kaldırıp yeniden» esas hakkında karar vermesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararının Yargıtay'ca bozulması halinde bozmaya karşı gerek «direnme», gerekse bozmaya uyarak yeniden karar verme hak ve yetkisi Bölge Adliye Mahkemesine aittir.
Bölge Adliye Mahkemesi'nin hüküm mahkemesi sıfatıyla verdiği yeniden esas hakkındaki karar sonrasında HMK'nın 360. maddesinin atfıyla ilk derece mahkemelerinde uygulanan yargılama usulüne göre yargılama yapıp öncelikle Yargıtay bozma kararına karşı HMK'nın 373/3. maddesi gereğince uyma veya «direnme» konusunda bir karar verir; bu kararı yine hüküm mahkemesi sıfatıyla vermektedir.
Benzer bu kararda… ir bölge adliye mahkemesine gönderilir." şeklinde düzenlenmiş olup, Dairemizin yerleşik uygulamalarına göre Bölge Adliye Mahkemesinin, İlk Derece Mahkemesi kararını «kaldırıp yeniden» esas hakkında karar vermesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararının Yargıtay'ca bozulması halinde bozmaya karşı gerek «direnme», gerekse bozmaya uyarak yeniden karar verme hak ve yetkisi Bölge Adliye Mahkemesine aittir.
Bölge Adliye Mahkemesinin hüküm Mahkemesi sıfatıyla verdiği yeniden esas hakkındaki karar sonrasında 6100 sayılı Kanun'un 360 ıncı maddesinin atfıyla İlk Derece Mahkemelerinde uygulanan yargılama usulüne göre yargılama yapıp öncelikle Yargıtay bozma kararına karşı 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin üçüncü fıkrası gereğince uyma veya «direnme» konusunda bir karar verir; bu kararı yine hüküm Mahkemesi sıfatıyla vermektedir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ilam niteliği · görev itirazı · ödeme emri · istinaf başvurusunun reddi · tanıma · kamu düzenine aykırılık · istinaf incelemesi · kamu düzeni
Benzer bu karardaDosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda, Alman Mahkemesince, Alman Hukuk Yargılama Kanunu'nun (ZPO) 700. maddesi çerçevesinde verilmiş olan kararın «ilam niteliğinde» olduğunun kabulünün yerinde olacağı yönünde görüş bildirilmiş, İlk Derece Mahkemesince de «tenfiz» istemine konu ilamın hukuk davasına ilişkin bir yabancı mahkeme ilamı olduğu, usulüne uygun şekilde kesinleştiği, Türk «kamu düzenini» ihlal edici bir hükmün bulunmadığı gerekçesiyle tenfiz isteminin kabulüne karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince ise, «ihtar» usulüne göre verilmiş bir kararın adli karar olarak kabul edilmesinin «kamu düzenine aykırılık» taşıdığı, kararın teknik anlamda tenfizi kabil (yargılama sonucu verilmiş) bir ilam olarak nitelenemeyeceği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak d …
Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu belgenin Mahkeme kararı olmadığını, icra emri niteliğinde olduğunu, «tanıma» ve «tenfize» konu olamayacağını, kesinleşmediğini, usule aykırı «tebligat» nedeniyle savunma haklarına uygun davranılmadığını, bir ilam olarak nitelendirilemeyeceği hususunun «kamu düzenine» ilişkin olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesince «eksik inceleme» yapıldığını, bilirkişi raporunun aksi yönde karar verilmesine rağmen bu hususun gerekçede açıklanmadığını, «görev itirazlarının» dikkate alınmadığını ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
Dairemizin 17.11.2021 tarih ve 2020/6061 Esas-2021/6271 Karar sayılı emsal niteliğindeki ilamında da belirtildiği gibi yabancı ülke hukukuna göre verilmiş bir kararın sadece usul farklılığı nedeniyle «kamu düzenine aykırılık» oluşturduğu kabul edilemez.
… 01.2000 tarih ve 1999/9231 Esas-2000/23 Karar sayılı ilamı da değerlendirildiğinde, bu tür kararların alacağın tahsilini hızlandıran, ilam mahiyetinde ve Türkiye’de «tenfizi» mümkün kararlardan olduğu, Türk Hukuku’nda karşılığının olmamasının «kamu düzenine aykırılık» teşkil etmeyeceği de gözetildiğinde davaya konu Almanya Mayen Asliye Hukuk Mahkemesi kararının tenfizine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddine …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/7584 E. , 2022/597 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi'nce bozmaya uyularak davanın reddine dair verilen 22.09.2020 tarih ve 2020/806 E. - 2020/1051 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkil şirketler tarafından ilaç, gübre ve tohum karşılığı olmak üzere, Vakıfbank'a ait ... seri nolu, keşidecisi ... 31/07/2015 tarihli 30.00,00 TL bedelli, Vakıfbank'a ait 53321 seri nolu, keşidecisi ... 10/08/2015 tarihli 30.00,00 TL bedelli, Vakıfbank'a ait ... seri nolu, keşidecisi ... 22/08/2015 tarihli 30.00,00 TL bedelli, İşbankası'na ait 3130558 seri nolu, keşidecisi Şahin Ziraat 22/06/2015 tarihli 35.00,00 TL bedelli, İşbankası'na ait 3134364 seri nolu, keşidecisi Şahin Ziraat 30/07/2015 tarihli 35.00,00 TL bedelli, İşbankası'na ait 3134366 seri nolu, keşidecisi Şahin Ziraat 10/08/2015 tarihli 35.00,00 TL bedelli toplam 6 adet çekin davalı şirkete Ocak - Şubat 2015 tarihi itibari ile teslim edildiğini, mal teslimi yapmamasına rağmen çeklerin iade edilmediğini, davalı şirkete 19/06/2015 tarihinde ihtarname gönderildiğini, çeklerin iade edilmediğini ileri sürerek, çekler nedeniyle davacının davalıya borçlanmadığının tespitine, çeklerin ibraz edilip ödenmesi halinde istirdatına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu çeklerin davacı keşideci şirketler tarafından müvekkili şirkete herhangi bir mal alış verişi karşılığında verilmediğini, davalı ile davacı şirketler arasındaki alacak verecek borç para ilişkisinden dolayı verilen çekler olduğunu, davacının iddiasını yazılı delil ile ispatlaması gerektiğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; davacılar arasında dava arkadaşlığı bulunmadığı gerekçesi ile davacı Şahin Ziraat Turizm Tic. Ltd. Şti'nin açtığı dava ile ilgili ayırma kararı verilerek dosya içeriği, bilirkişi rapor ve ek raporuna göre, davacı ... Ltd. Şti'nin ticari defterlerinde davaya konu 31/07/2015, 10/08/2015 ve 22/08/2015 tarihli çeklerin davalı şirket adına borç kaydedildiği, davalı şirketin kayıtlarında çekler kayıtlı olmasa da davacı şirketten 131.387,68 TL alacaklı olduğuna ilişkin kayıt bulunduğu, çekin ödeme vasıtası olup bedelsiz kaldığı veya avans olarak verildiği iddiasının HMK'nun 200 ve devamı maddeleri uyarınca yazılı delil ile ispatlanması gerektiği, davacının kendi ticari kayıtlarında da davaya konu çeklerin ödenmemiş önceki çek borçlarına karşılık verildiğinin kayıtlı olduğu, davacının yemin deliline dayanmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili ve davalı vekili istinaf kanun yoluna başvuruda bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince; bozma ilamı doğrultusunda İİK'nun 72/4. maddesinde davanın alacaklı lehine sonuçlanması ve kararın kesinleşmesi halinde alacaklının ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını ihtiyati tedbir için gösterilen teminattan alacağı, alacaklının uğradığı zararın aynı davada takdir olunarak karara bağlanacağı ve bu zararın her halde % 20'den aşağı tayin edilemeyeceği düzenlenmiş olup, davaya konu çeklerin davalı tarafından ibrazı halinde ödenmemesi için muhatap bankaya talimat verilmesi şeklindeki ihtiyati tedbir kararının uygulanması, davalının bankaca ödenmeyen çekler için takip yapmasını engelleyecek nitelikte olmadığından ilk derece mahkemesinin davalı lehine tazminata hükmetmemesinin de yerinde olup davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine davacı vekilinin istinaf başvurusunun ise usulden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı ve davalı vekili temyiz etmişlerdir.
I-) 6100 sayılı HMK'nın 373. maddesinin 1. bendi "Yargıtay ilgili dairesinin tamamen veya kısmen bozma kararı, başvurunun bölge adliye mahkemesi tarafından esastan reddi kararına ilişkin ise bölge adliye mahkemesi kararı kaldırılarak dosya, kararı veren İlk Derece Mahkemesine veya uygun görülecek diğer bir İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneği de bölge adliye mahkemesine gönderilir." 2. bendi "Bölge Adliye Mahkemesinin düzelterek veya yeniden esas hakkında verdiği karar Yargıtayca tamamen veya kısmen bozulduğu takdirde dosya, kararı veren bölge adliye mahkemesi veya uygun görülen diğer bir Bölge Adliye Mahkemesine gönderilir." şeklinde düzenlenmiş olup, Dairemizin yerleşik uygulamalarına göre Bölge Adliye Mahkemesinin, İlk Derece Mahkemesi kararını kaldırıp yeniden esas hakkında karar vermesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararının Yargıtay'ca bozulması halinde bozmaya karşı gerek direnme, gerekse bozmaya uyarak yeniden karar verme hak ve yetkisi Bölge Adliye Mahkemesine aittir.
Bölge Adliye Mahkemesi'nin hüküm mahkemesi sıfatıyla verdiği yeniden esas hakkındaki karar sonrasında HMK'nın 360. maddesinin atfıyla ilk derece mahkemelerinde uygulanan yargılama usulüne göre yargılama yapıp öncelikle Yargıtay bozma kararına karşı HMK'nın 373/3. maddesi gereğince uyma veya direnme konusunda bir karar verir; bu kararı yine hüküm mahkemesi sıfatıyla vermektedir. Bozmaya uyduğu takdirde artık yargılamaya hüküm mahkemesi sıfatıyla devam etmekte olduğundan bozma kararına uygun olarak yeniden esas hakkında karar vermelidir.
Somut olayda, İlk Derece Mahkemesi'nin 30.05.2017 tarihli davanın reddine dair kararına karşı taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince 29.03.2018 tarihli kararla davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle ilk derece mahkemesinin kaldırılmasına ve davanın reddiyle kötüniyet tazminatının kabulüne karar verilmiştir. Bu kararın davacı vekilince temyizi üzerine Dairemizin 29/03/2018 tarihli kararı ile Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozulmuş, Bölge Adliye Mahkemesince Dairemizin bozma ilamına uyulmuştur. Bu durumda Bölge Adliye Mahkemesince hüküm mahkemesi sıfatıyla bozmaya uyulduğundan artık davanın esası hakkında yeniden hüküm kurulması gerekirken bundan zuhulle bu kez denetim mahkemesi sıfatıyla HMK'nın 353/1-b1 maddesi uyarınca davacının istinaf başvurusunun usulden reddiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilmesi yerinde olmamış, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bu yönden re'sen bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre taraf vekillerinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, Bölge Adliye Mahkemesi kararının res’en BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, ödedikleri peşin temyiz harçlarının istekleri halinde temyiz eden taraflara iadesine, 25/01/2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Somut uyuşmazlıkta;
İlk Derece Mahkemesi'nin 30.05.2017 günlü davanın reddine ilişkin kararı aleyhine taraf vekillerince istinaf kanun yoluna gidilmesi üzerine Antalya BAM 11.Hukuk Dairesi'nin 29.03.2018 tarihli kararı ile "davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddi ile 18.000,00 TL. tazminatın davacıdan alınarak davalıya verilmesine" karar verilmiştir.
Karar aleyhine davacı vekilince temyiz kanun yoluna başvurulması üzerine Dairenin (19.Hukuk Dairesi) 11.02.2020 tarihli kararı ile "ilk derece mahkemesinin davalı lehine tazminata hükmetmesinin yerinde iken Bölge Adliye Mahkemesince kararın kaldırılarak davalı yararına tazminata hükmedilmesinin yerinde olmadığı" gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince 22.09.2020 tarihli oturumda eylemli olarak bozma ilamına uyulması suretiyle "1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 352/1-c maddesi gereğince usulden reddine, 2-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b maddesi gereğince esastan reddine" karar verilmiş,
Kararın bu kez de taraf vekillerince temyizi üzerine karar, yazılı gerekçe ile çoğunluk görüşü doğrultusunda bozulmuştur.
Sayın çoğunluğun bozma gerekçesine katılamıyorum.
1-Bölge Adliye Mahkemesince hükmüne uyulan Dairenin 11.02.2020 tarihli bozma ilamında "ilk derece mahkemesi kararının yerinde olduğu, istinaf mahkemesince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmaması ve davacı lehine tazminata hükmedilmemesi gerektiğine" işaret edilmiştir.
Dairenin bozma ilamı ile Bölge Adliye Mahkemesi kararı tamamen ortadan kalktığından bozma ilamına uyulması halinde usuli müktesep hakların da dikkate alınması suretiyle davalının istinaf kanun yolu başvurulan yönünden Bölge Adliye Mahkemesi'nin vereceği karar, HMK'nın 353/1-b-1 maddesinde ifade edilen istinaf başvurusunun esastan reddi kararıdır.
Nitekim Bölge Adliye Mahkemesince de, Daire bozma ilamı ile bozmaya konu karar tamamen ortadan kalktığından, davalının tüm istinaf sebepleri red edildiğinden bozma ilamına uyularak davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir ki, karar usul ve yasaya uygun bulunmaktadır.
2-Diğer taraftan, bozmadan sonra 28.07.2020 tarihinde yürürlüğe göre, 7251 sayılı Yasa'nın 36.maddesi ile değişik HMK'nın 356/2.maddesi ile "duruşma sonunda bölge adliye mahkemesinin istinaf başvurusunun esastan red etmek veya ilk derece mahkemesi hükmünü kaldırarak yeniden hüküm kurmak dahil gerekli kararları vereceği" düzenlenmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yazılı şekilde karar verilmiş olup, davalının tüm istinaf sebeplerinin red edilmiş olması nedeniyle HMK'nın 353/1-b-1 maddesine göre verilen karar HMK'nın 356/2.maddesi kapsamında verilen "gerekli karar" niteliğindedir.
Bu yönü itibariyle de Bölge Adliye Mahkemesi kararı usul ve yasaya uygundur.
Açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kararın bozulmasına ilişkin sayın çoğunluk görüşüne karşıyız.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/782561400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz