Yabancı mahkeme kararının tenfizi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/3635 E. 2024/1351 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ilam niteliği↗ görev itirazı↗ tanıma ve tenfiz↗ yabancı mahkeme ilamı↗ ödeme emri↗ istinaf başvurusunun reddi↗ tanıma↗ kamu düzenine aykırılık↗ direnme kararı↗ möhuk 47↗ istinaf incelemesi↗ kamu düzeni↗ alacak davası↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ tenfiz↗ ihtar↗ tebligat↗ esastan ret↗ haciz↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ dava sebebi↗ eksik inceleme↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen tenfiz davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı aleyhine Mayen Asliye Mahkemesine başvurup alacak davası açtığını, ödeme emrinin ve Mahkeme kararının davalıya tebliğ edildiğini, kararın 26.05.2014 tarihinde kesinleştiğini ileri sürerek Almanya Mayen Asliye Hukuk Mahkemesinin (11-0215042-0-0 N) 28642/101811 Ukto.-1 INSO sayılı ilamlarının tenfizini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; icra emri başlıklı belgedeki adresin müvekkiline ait olmadığını, MÖHUK’ta ancak Mahkeme kararlarının tenfizinin öngörüldüğünü, davacının bir anlamda haciz kararının tenfizini talep ettiğini, belgenin Mahkeme ilamı niteliği taşımadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 12.03.2020 tarih ve 2017/475 E.- 2020/224 K. sayılı kararıyla; davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 21.01.2021 tarihli ve 2020/1967 E., 2021/47 K. sayılı kararıyla; yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 30.11.2022 tarih, 2021/3313 E. ve 2022/8532 K. sayılı kararıyla "Dava, Almanya Mayen Asliye Hukuk Mahkemesi kararının tenfizi istemine ilişkindir. Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda, Alman Mahkemesince, Alman Hukuk Yargılama Kanunu'nun (ZPO) 700. maddesi çerçevesinde verilmiş olan kararın ilam niteliğinde olduğunun kabulünün yerinde olacağı yönünde görüş bildirilmiş, İlk Derece Mahkemesince de tenfiz istemine konu ilamın hukuk davasına ilişkin bir yabancı mahkeme ilamı olduğu, usulüne uygun şekilde kesinleştiği, Türk kamu düzenini ihlal edici bir hükmün bulunmadığı gerekçesiyle tenfiz isteminin kabulüne karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince ise, ihtar usulüne göre verilmiş bir kararın adli karar olarak kabul edilmesinin kamu düzenine aykırılık taşıdığı, kararın teknik anlamda tenfizi kabil (yargılama sonucu verilmiş) bir ilam olarak nitelenemeyeceği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak dava reddedilmiştir.
Dairemizin 17.11.2021 tarih ve 2020/6061 Esas-2021/6271 Karar sayılı emsal niteliğindeki ilamında da belirtildiği gibi yabancı ülke hukukuna göre verilmiş bir kararın sadece usul farklılığı nedeniyle kamu düzenine aykırılık oluşturduğu kabul edilemez. Yine emsal kararda atıf yapılan Dairemizin 17.01.2000 tarih ve 1999/9231 Esas-2000/23 Karar sayılı ilamı da değerlendirildiğinde, bu tür kararların alacağın tahsilini hızlandıran, ilam mahiyetinde ve Türkiye’de tenfizi mümkün kararlardan olduğu, Türk Hukuku’nda karşılığının olmamasının kamu düzenine aykırılık teşkil etmeyeceği de gözetildiğinde davaya konu Almanya Mayen Asliye Hukuk Mahkemesi kararının tenfizine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi yerinde olmamış, kararın davacı yararına bozulmasını gerektirmiştir."…. gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yapılan yargılama sonunda, dosyada mevcut deliller, yargıtay bozma ilamı ve tüm dosya mündericatı değerlendirildiğinde; davaya konu kararın ilam niteliğinde tenfize uygun kararlardan olduğundun İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu belgenin Mahkeme kararı olmadığını, icra emri niteliğinde olduğunu, tanıma ve tenfize konu olamayacağını, kesinleşmediğini, usule aykırı tebligat nedeniyle savunma haklarına uygun davranılmadığını, bir ilam olarak nitelendirilemeyeceği hususunun kamu düzenine ilişkin olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesince eksik inceleme yapıldığını, bilirkişi raporunun aksi yönde karar verilmesine rağmen bu hususun gerekçede açıklanmadığını, görev itirazlarının dikkate alınmadığını ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, yabancı Mahkeme kararının tenfizi istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
Dava, Almanya Mayen Asliye Hukuk Mahkemesi kararının tenfizi istemine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 373 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkraları "Yargıtay ilgili dairesinin tamamen veya kısmen bozma kararı, başvurunun bölge adliye mahkemesi tarafından esastan reddi kararına ilişkin ise bölge adliye mahkemesi kararı kaldırılarak dosya, kararı veren ilk derece mahkemesine veya uygun görülecek diğer bir ilk derece mahkemesine, kararın bir örneği de bölge adliye mahkemesine gönderilir." 2. bendi "Bölge adliye mahkemesinin düzelterek veya yeniden esas hakkında verdiği karar Yargıtayca tamamen veya kısmen bozulduğu takdirde dosya, kararı veren bölge adliye mahkemesi veya uygun görülen diğer bir bölge adliye mahkemesine gönderilir." şeklinde düzenlenmiş olup, Dairemizin yerleşik uygulamalarına göre Bölge Adliye Mahkemesinin, İlk Derece Mahkemesi kararını kaldırıp yeniden esas hakkında karar vermesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararının Yargıtay'ca bozulması halinde bozmaya karşı gerek direnme, gerekse bozmaya uyarak yeniden karar verme hak ve yetkisi Bölge Adliye Mahkemesine aittir. Bölge Adliye Mahkemesinin hüküm Mahkemesi sıfatıyla verdiği yeniden esas hakkındaki karar sonrasında 6100 sayılı Kanun'un 360 ıncı maddesinin atfıyla İlk Derece Mahkemelerinde uygulanan yargılama usulüne göre yargılama yapıp öncelikle Yargıtay bozma kararına karşı 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin üçüncü fıkrası gereğince uyma veya direnme konusunda bir karar verir; bu kararı yine hüküm Mahkemesi sıfatıyla vermektedir. Bozmaya uyduğu takdirde artık yargılamaya hüküm Mahkemesi sıfatıyla devam etmekte olduğundan bozma kararına uygun olarak yeniden esas hakkında karar vermelidir.
Somut olayda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince yeniden esastan kurulan ret hükmü Dairemizce bozulmuş, Bölge Adliye Mahkemesince bozma ilamına uyulup, nihai olarak İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir. Bu durumda Bölge Adliye Mahkemesince hüküm Mahkemesi sıfatıyla bozmaya uyulduğundan, öncelikle bozma kararı yerine getirilmek suretiyle yeniden esas hakkında hüküm kurulması gerekirken hatalı usul ile istinaf isteminin esastan reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Bölge Adliye Mahkemesince yeniden esas hakkında bir karar tesis edilmesi gerekirken 6100 sayılı Kanun’un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının b bendinin 1 inci alt bendi kapsamında istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle ve 6100 sayılı Kanun’un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddesi uyarınca bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yabancı mahkeme kararının tenfizi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/3313 E. 2022/8532 K.
Ortak:ilam niteliği · ödeme emri · kamu düzenine aykırılık · kamu düzeni · tenfiz · ihtar · tebligat · istinaf yoluna başvurulabilirlik · Yabancı mahkeme kararının tenfizi
İncelediğiniz karardaDosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda, Alman Mahkemesince, Alman Hukuk Yargılama Kanunu'nun (ZPO) 700. maddesi çerçevesinde verilmiş olan kararın «ilam niteliğinde» olduğunun kabulünün yerinde olacağı yönünde görüş bildirilmiş, İlk Derece Mahkemesince de «tenfiz» istemine konu ilamın hukuk davasına ilişkin bir yabancı mahkeme ilamı olduğu, usulüne uygun şekilde kesinleştiği, Türk «kamu düzenini» ihlal edici bir hükmün bulunmadığı gerekçesiyle tenfiz isteminin kabulüne karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince ise, «ihtar» usulüne göre verilmiş bir kararın adli karar olarak kabul edilmesinin «kamu düzenine aykırılık» taşıdığı, kararın teknik anlamda tenfizi kabil (yargılama sonucu verilmiş) bir ilam olarak nitelenemeyeceği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak d …
… 01.2000 tarih ve 1999/9231 Esas-2000/23 Karar sayılı ilamı da değerlendirildiğinde, bu tür kararların alacağın tahsilini hızlandıran, ilam mahiyetinde ve Türkiye’de «tenfizi» mümkün kararlardan olduğu, Türk Hukuku’nda karşılığının olmamasının «kamu düzenine aykırılık» teşkil etmeyeceği de gözetildiğinde davaya konu Almanya Mayen Asliye Hukuk Mahkemesi kararının tenfizine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddine …
Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu belgenin Mahkeme kararı olmadığını, icra emri niteliğinde olduğunu, «tanıma» ve «tenfize» konu olamayacağını, kesinleşmediğini, usule aykırı «tebligat» nedeniyle savunma haklarına uygun davranılmadığını, bir ilam olarak nitelendirilemeyeceği hususunun «kamu düzenine» ilişkin olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesince «eksik inceleme» yapıldığını, bilirkişi raporunun aksi yönde karar verilmesine rağmen bu hususun gerekçede açıklanmadığını, «görev itirazlarının» dikkate alınmadığını ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
Benzer bu karardaBölge Adliye Mahkemesi'nce, MÖHUK’un 50. maddesi gereğince, «tenfizi» istenen kararın özel hukuk ilişkilerinden doğan bir uyuşmazlığı çözmek için verilmiş hukuk davalarına ait bir karar olması gerektiği, bu bağlamda, icra emri, maddi hukuk anlamında taraflar arasındaki hukuki ihtilafı çözmeyen, takip hukukunu ilgilendiren bir karar niteliği taşıdığı, tenfizi mümkün bir hükme sahip yabancı mahkeme «ilamı niteliğinde» olmadığı, tenfiz isteyenin “başvuru üzerine Almanya Mayen Asliye Mahkemesi’nin davalıya «ödeme emri» («ihtar») çıkartarak, iki hafta içinde itirazda bulunulabileceğini ihtar etiği, iki hafta içinde itirazda bulunulmaması nedeniyle hâkimlikçe çıkarılan ödeme emrinin kesinleştiği” yönündeki iddiaya dayandığı, Almanya Mayen Asliye Mahkemesi hakimliğince çıkarılan ödeme emrinin kesinleşmiş olmasının bu kararı teknik anlamda tenfizi kabil (yargılama sonucu verilmiş) bir ilam olarak nitelendirmeye yeterli olmadığı, ihtar usulüne göre verilmiş bir kararın adli karar olarak kabul edilmesinin «kamu düzenine aykırılık» «taşıyacağı» gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda, Alman Mahkemesince, Alman Hukuk Yargılama Kanunu'nun (ZPO) 700. maddesi çerçevesinde verilmiş olan kararın «ilam niteliğinde» olduğunun kabulünün yerinde olacağı yönünde görüş bildirilmiş, İlk Derece Mahkemesince de «tenfiz» istemine konu ilamın hukuk davasına ilişkin bir yabancı mahkeme ilamı olduğu, usulüne uygun şekilde kesinleştiği, Türk «kamu düzenini» ihlal edici bir hükmün bulunmadığı gerekçesiyle tenfiz isteminin kabulüne karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince ise, «ihtar» usulüne göre verilmiş bir kararın adli karar olarak kabul edilmesinin «kamu düzenine aykırılık» taşıdığı, kararın teknik anlamda tenfizi kabil (yargılama sonucu verilmiş) bir ilam olarak nitelenemeyeceği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak d …
İlk Derece Mahkemesi'nce, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, «tenfiz» talebine konu alacağın niteliği dikkate alındığında tenfiz isteminin Asliye Ticaret Mahkemesinin görevine girdiği, yetkiye süresinde itiraz edilmediği, tenfiz istemine konu kararın, davalının «müteselsil kefaletinden» kaynaklanan sorumluluğu kapsamında Alman Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanun'u 700. maddesi uyarınca Alman Mahkemesince verilmiş «ilam niteliği» taşıdığı, bu düzenleme kapsamında davalıya 20.04.2011 ve 09.05.2014 tarihlerinde iki kez «tebligat» yapıldığı, davalının herhangi bir savunma ve karşı kanıt sunmadığı, kararın usulüne uygun şekilde kesinleştiği, tenfizi istenen ilamın hukuk davasına ilişkin bir y …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:müteselsil kefalet · kefalet · taşıyan
Benzer bu karardaİlk Derece Mahkemesi'nce, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, «tenfiz» talebine konu alacağın niteliği dikkate alındığında tenfiz isteminin Asliye Ticaret Mahkemesinin görevine girdiği, yetkiye süresinde itiraz edilmediği, tenfiz istemine konu kararın, davalının «müteselsil kefaletinden» kaynaklanan sorumluluğu kapsamında Alman Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanun'u 700. maddesi uyarınca Alman Mahkemesince verilmiş «ilam niteliği» taşıdığı, bu düzenleme kapsamında davalıya 20.04.2011 ve 09.05.2014 tarihlerinde iki kez «tebligat» yapıldığı, davalının herhangi bir savunma ve karşı kanıt sunmadığı, kararın usulüne uygun şekilde kesinleştiği, tenfizi istenen ilamın hukuk davasına ilişkin bir y …
Bölge Adliye Mahkemesi'nce, MÖHUK’un 50. maddesi gereğince, «tenfizi» istenen kararın özel hukuk ilişkilerinden doğan bir uyuşmazlığı çözmek için verilmiş hukuk davalarına ait bir karar olması gerektiği, bu bağlamda, icra emri, maddi hukuk anlamında taraflar arasındaki hukuki ihtilafı çözmeyen, takip hukukunu ilgilendiren bir karar niteliği taşıdığı, tenfizi mümkün bir hükme sahip yabancı mahkeme «ilamı niteliğinde» olmadığı, tenfiz isteyenin “başvuru üzerine Almanya Mayen Asliye Mahkemesi’nin davalıya «ödeme emri» («ihtar») çıkartarak, iki hafta içinde itirazda bulunulabileceğini ihtar etiği, iki hafta içinde itirazda bulunulmaması nedeniyle hâkimlikçe çıkarılan ödeme emrinin kesinleştiği” yönündeki iddiaya dayandığı, Almanya Mayen Asliye Mahkemesi hakimliğince çıkarılan ödeme emrinin kesinleşmiş olmasının bu kararı teknik anlamda tenfizi kabil (yargılama sonucu verilmiş) bir ilam olarak nitelendirmeye yeterli olmadığı, ihtar usulüne göre verilmiş bir kararın adli karar olarak kabul edilmesinin «kamu düzenine aykırılık» «taşıyacağı» gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/4946 E. 2022/6925 K.
Ortak:direnme kararı · kaldırma ve yeniden hüküm · eksik inceleme
İncelediğiniz kararda… ir bölge adliye mahkemesine gönderilir." şeklinde düzenlenmiş olup, Dairemizin yerleşik uygulamalarına göre Bölge Adliye Mahkemesinin, İlk Derece Mahkemesi kararını «kaldırıp yeniden» esas hakkında karar vermesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararının Yargıtay'ca bozulması halinde bozmaya karşı gerek «direnme», gerekse bozmaya uyarak yeniden karar verme hak ve yetkisi Bölge Adliye Mahkemesine aittir.
Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu belgenin Mahkeme kararı olmadığını, icra emri niteliğinde olduğunu, «tanıma» ve «tenfize» konu olamayacağını, kesinleşmediğini, usule aykırı «tebligat» nedeniyle savunma haklarına uygun davranılmadığını, bir ilam olarak nitelendirilemeyeceği hususunun «kamu düzenine» ilişkin olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesince «eksik inceleme» yapıldığını, bilirkişi raporunun aksi yönde karar verilmesine rağmen bu hususun gerekçede açıklanmadığını, «görev itirazlarının» dikkate alınmadığını ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin hüküm Mahkemesi sıfatıyla verdiği yeniden esas hakkındaki karar sonrasında 6100 sayılı Kanun'un 360 ıncı maddesinin atfıyla İlk Derece Mahkemelerinde uygulanan yargılama usulüne göre yargılama yapıp öncelikle Yargıtay bozma kararına karşı 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin üçüncü fıkrası gereğince uyma veya «direnme» konusunda bir karar verir; bu kararı yine hüküm Mahkemesi sıfatıyla vermektedir.
Benzer bu kararda… ir bölge adliye mahkemesine gönderilir." şeklinde düzenlenmiş olup, Dairemizin yerleşik uygulamalarına göre Bölge Adliye Mahkemesinin, İlk Derece Mahkemesi kararını «kaldırıp yeniden» esas hakkında karar vermesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararının Yargıtay'ca bozulması halinde bozmaya karşı gerek «direnme», gerekse bozmaya uyarak yeniden karar verme hak ve yetkisi Bölge Adliye Mahkemesine aittir.
Bölge Adliye Mahkemesi'nin hüküm mahkemesi sıfatıyla verdiği yeniden esas hakkındaki karar sonrasında HMK'nın 360. maddesinin atfıyla ilk derece mahkemelerinde uygulanan yargılama usulüne göre yargılama yapıp öncelikle Yargıtay bozma kararına karşı HMK'nın 373/3. maddesi gereğince uyma veya «direnme» konusunda bir karar verir; bu kararı yine hüküm mahkemesi sıfatıyla vermektedir.
Bu durumda Bölge Adliye Mahkemesince hüküm mahkemesi sıfatıyla bozmaya uyulduğundan, öncelikle bozma kararı yerine getirilmek suretiyle davacının davasını ispat imkanı verilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulması gerekirken «eksik inceleme» ve hatalı usul ile istinaf isteminin esastan reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:teminat çeki · sebepten mücerretlik · isticvap · mücerretlik · kesin delil · borçlu olunmadığının tespiti · yazılı delil · kambiyo senedi
Benzer bu karardaİlk derece mahkemesince, «kambiyo senedi» niteliğinde olan dava konusu çekin «sebepten mücerret» olduğu, davalı dernek yetkilisinin «isticvaptaki» beyanı nedeniyle «ispat yükünün» davalıya geçmeyeceği, davada ispat yükü üzerine düşen davacının iddiasını usulüne uygun «kesin delil» ile ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın ve davalının tazminat talebinin reddine karar verilmiş hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulm …
… tüm dosya kapsamına göre, TBK'nın 207/2. maddesi gereğince sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça ve aksine bir adet bulunmadıkça satıcı ve alıcının borcu aynı anda «ifa» edilmekle yükümlü oldukları, davacı çeki verdiğinde satışa konu malın bedelini ödediği, «çek» konusu malında «teslim» alındığı var sayılacağı, bunun aksinin «yazılı delil» ile davacı tarafça ispatlanması gerekirken buna ilişkin yazılı bir belge sunulmadığı gibi davalı tarafın dava konusu çekin «teminat çeki» olduğuna ilişkin kabulünün de olmadığı, İlk Derece Mahkemesinin davanın reddine ilişkin kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle istinaf is …
1-Dava, «çek» nedeniyle «borçlu olunmadığının tespiti» istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/62 E. 2021/6548 K.
Ortak:direnme kararı · kaldırma ve yeniden hüküm · istinaf yoluna başvurulabilirlik
İncelediğiniz kararda… ir bölge adliye mahkemesine gönderilir." şeklinde düzenlenmiş olup, Dairemizin yerleşik uygulamalarına göre Bölge Adliye Mahkemesinin, İlk Derece Mahkemesi kararını «kaldırıp yeniden» esas hakkında karar vermesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararının Yargıtay'ca bozulması halinde bozmaya karşı gerek «direnme», gerekse bozmaya uyarak yeniden karar verme hak ve yetkisi Bölge Adliye Mahkemesine aittir.
Bölge Adliye Mahkemesinin hüküm Mahkemesi sıfatıyla verdiği yeniden esas hakkındaki karar sonrasında 6100 sayılı Kanun'un 360 ıncı maddesinin atfıyla İlk Derece Mahkemelerinde uygulanan yargılama usulüne göre yargılama yapıp öncelikle Yargıtay bozma kararına karşı 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin üçüncü fıkrası gereğince uyma veya «direnme» konusunda bir karar verir; bu kararı yine hüküm Mahkemesi sıfatıyla vermektedir.
Benzer bu kararda… ir Bölge Adliye Mahkemesine gönderilir." şeklinde düzenlenmiş olup, Dairemizin yerleşik uygulamalarına göre Bölge Adliye Mahkemesinin, İlk Derece Mahkemesi kararını «kaldırıp yeniden» esas hakkında karar vermesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararının Yargıtay'ca bozulması halinde bozmaya karşı gerek «direnme», gerekse bozmaya uyarak yeniden karar verme hak ve yetkisi Bölge Adliye Mahkemesine aittir.
Bölge Adliye Mahkemesi'nin hüküm mahkemesi sıfatıyla verdiği yeniden esas hakkındaki karar sonrasında HMK'nın 360. maddesinin atfıyla ilk derece mahkemelerinde uygulanan yargılama usulüne göre yargılama yapıp öncelikle Yargıtay bozma kararına karşı HMK'nın 373/3. maddesi gereğince uyma veya «direnme» konusunda bir karar verir; bu kararı yine hüküm mahkemesi sıfatıyla vermektedir.
Somut olayda, İlk Derece Mahkemesi'nin 22.06.2017 tarihli davanın reddine dair kararına karşı davacılar vekilince «istinaf yoluna başvurulması» üzerine Bölge Adliye Mahkemesince 31.01.2018 tarihli kararla davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:temsil kayyımı · kayyım · temerrüt faizi · temerrüt · zamanaşımı · temsil
Benzer bu karardaİlk Derece Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; ortaklık devam ettiği sürece borcun «zamanaşımına» uğramayacağı, eşit işlem ilkesine uygun olarak kararın alındığı, TTK 482 gereği «temerrüt faizinin» de ödenmesi gerektiği, alınan kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı davacı vekili istinaf isteminde bulunmuştur.
Kararı davacıların hisse «temsil kayyımı» ... vekili temyiz etmiştir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/7584 E. 2022/597 K.
Ortak:direnme kararı · kaldırma ve yeniden hüküm
İncelediğiniz kararda… ir bölge adliye mahkemesine gönderilir." şeklinde düzenlenmiş olup, Dairemizin yerleşik uygulamalarına göre Bölge Adliye Mahkemesinin, İlk Derece Mahkemesi kararını «kaldırıp yeniden» esas hakkında karar vermesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararının Yargıtay'ca bozulması halinde bozmaya karşı gerek «direnme», gerekse bozmaya uyarak yeniden karar verme hak ve yetkisi Bölge Adliye Mahkemesine aittir.
Bölge Adliye Mahkemesinin hüküm Mahkemesi sıfatıyla verdiği yeniden esas hakkındaki karar sonrasında 6100 sayılı Kanun'un 360 ıncı maddesinin atfıyla İlk Derece Mahkemelerinde uygulanan yargılama usulüne göre yargılama yapıp öncelikle Yargıtay bozma kararına karşı 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin üçüncü fıkrası gereğince uyma veya «direnme» konusunda bir karar verir; bu kararı yine hüküm Mahkemesi sıfatıyla vermektedir.
Benzer bu kararda… ir Bölge Adliye Mahkemesine gönderilir." şeklinde düzenlenmiş olup, Dairemizin yerleşik uygulamalarına göre Bölge Adliye Mahkemesinin, İlk Derece Mahkemesi kararını «kaldırıp yeniden» esas hakkında karar vermesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararının Yargıtay'ca bozulması halinde bozmaya karşı gerek «direnme», gerekse bozmaya uyarak yeniden karar verme hak ve yetkisi Bölge Adliye Mahkemesine aittir.
Bölge Adliye Mahkemesi'nin hüküm mahkemesi sıfatıyla verdiği yeniden esas hakkındaki karar sonrasında HMK'nın 360. maddesinin atfıyla ilk derece mahkemelerinde uygulanan yargılama usulüne göre yargılama yapıp öncelikle Yargıtay bozma kararına karşı HMK'nın 373/3. maddesi gereğince uyma veya «direnme» konusunda bir karar verir; bu kararı yine hüküm mahkemesi sıfatıyla vermektedir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:teminat alacağı · yemin deliline dayanma · yemin delili · yazılı delil · kötüniyet tazminatı · bedelsizlik · yemin · ihtiyati tedbir
Benzer bu karardaŞti'nin «ticari defterlerinde» davaya konu 31/07/2015, 10/08/2015 ve 22/08/2015 tarihli çeklerin davalı şirket adına borç kaydedildiği, davalı şirketin kayıtlarında çekler kayıtlı olmasa da davacı şirketten 131.387,68 TL alacaklı olduğuna ilişkin kayıt bulunduğu, çekin ödeme vasıtası olup «bedelsiz» kaldığı veya avans olarak verildiği iddiasının HMK'nun 200 ve devamı maddeleri uyarınca «yazılı delil» ile ispatlanması gerektiği, davacının kendi ticari kayıtlarında da davaya konu çeklerin ödenmemiş önceki «çek» borçlarına karşılık verildiğinin kayıtlı olduğu, davacının «yemin deliline dayanmadığı» gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince; bozma ilamı doğrultusunda İİK'nun 72/4. maddesinde davanın alacaklı lehine sonuçlanması ve kararın kesinleşmesi halinde alacaklının «ihtiyati tedbir» dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını ihtiyati tedbir için gösterilen «teminattan alacağı», alacaklının uğradığı zararın aynı davada takdir olunarak karara bağlanacağı ve bu zararın her halde % 20'den aşağı tayin edilemeyeceği düzenlenmiş olup, davaya konu çeklerin davalı tarafından «ibrazı» halinde ödenmemesi için muhatap bankaya talimat verilmesi şeklindeki ihtiyati tedbir kararının uygulanması, davalının bankaca ödenmeyen çekler için takip yapmasını engelleyecek nitelikte olmadığından ilk derece mahkemesinin davalı lehine tazminata hükmetmemesinin de yerinde olup davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine davacı vekilinin istinaf başvurusunun ise «usulden reddine» karar verilmiştir.
Somut olayda, İlk Derece Mahkemesi'nin 30.05.2017 tarihli davanın reddine dair kararına karşı taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince 29.03.2018 tarihli kararla davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle ilk derece mahkemesinin kaldırılmasına ve davanın reddiyle «kötüniyet tazminatının» kabulüne karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/3635 E. , 2024/1351 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
SAYISI 2023/378 Esas, 2023/395 Karar
DAVA TARİHİ
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen tenfiz davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı aleyhine Mayen Asliye Mahkemesine başvurup alacak davası açtığını, ödeme emrinin ve Mahkeme kararının davalıya tebliğ edildiğini, kararın 26.05.2014 tarihinde kesinleştiğini ileri sürerek Almanya Mayen Asliye Hukuk Mahkemesinin (11-0215042-0-0 N) 28642/101811 Ukto.-1 INSO sayılı ilamlarının tenfizini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; icra emri başlıklı belgedeki adresin müvekkiline ait olmadığını, MÖHUK’ta ancak Mahkeme kararlarının tenfizinin öngörüldüğünü, davacının bir anlamda haciz kararının tenfizini talep ettiğini, belgenin Mahkeme ilamı niteliği taşımadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 12.03.2020 tarih ve 2017/475 E.- 2020/224 K. sayılı kararıyla; davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 21.01.2021 tarihli ve 2020/1967 E., 2021/47 K. sayılı kararıyla; yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 30.11.2022 tarih, 2021/3313 E. ve 2022/8532 K. sayılı kararıyla "Dava, Almanya Mayen Asliye Hukuk Mahkemesi kararının tenfizi istemine ilişkindir. Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda, Alman Mahkemesince, Alman Hukuk Yargılama Kanunu'nun (ZPO) 700. maddesi çerçevesinde verilmiş olan kararın ilam niteliğinde olduğunun kabulünün yerinde olacağı yönünde görüş bildirilmiş, İlk Derece Mahkemesince de tenfiz istemine konu ilamın hukuk davasına ilişkin bir yabancı mahkeme ilamı olduğu, usulüne uygun şekilde kesinleştiği, Türk kamu düzenini ihlal edici bir hükmün bulunmadığı gerekçesiyle tenfiz isteminin kabulüne karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince ise, ihtar usulüne göre verilmiş bir kararın adli karar olarak kabul edilmesinin kamu düzenine aykırılık taşıdığı, kararın teknik anlamda tenfizi kabil (yargılama sonucu verilmiş) bir ilam olarak nitelenemeyeceği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak dava reddedilmiştir.
Dairemizin 17.11.2021 tarih ve 2020/6061 Esas-2021/6271 Karar sayılı emsal niteliğindeki ilamında da belirtildiği gibi yabancı ülke hukukuna göre verilmiş bir kararın sadece usul farklılığı nedeniyle kamu düzenine aykırılık oluşturduğu kabul edilemez. Yine emsal kararda atıf yapılan Dairemizin 17.01.2000 tarih ve 1999/9231 Esas-2000/23 Karar sayılı ilamı da değerlendirildiğinde, bu tür kararların alacağın tahsilini hızlandıran, ilam mahiyetinde ve Türkiye’de tenfizi mümkün kararlardan olduğu, Türk Hukuku’nda karşılığının olmamasının kamu düzenine aykırılık teşkil etmeyeceği de gözetildiğinde davaya konu Almanya Mayen Asliye Hukuk Mahkemesi kararının tenfizine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi yerinde olmamış, kararın davacı yararına bozulmasını gerektirmiştir."….
gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yapılan yargılama sonunda, dosyada mevcut deliller, yargıtay bozma ilamı ve tüm dosya mündericatı değerlendirildiğinde; davaya konu kararın ilam niteliğinde tenfize uygun kararlardan olduğundun İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu belgenin Mahkeme kararı olmadığını, icra emri niteliğinde olduğunu, tanıma ve tenfize konu olamayacağını, kesinleşmediğini, usule aykırı tebligat nedeniyle savunma haklarına uygun davranılmadığını, bir ilam olarak nitelendirilemeyeceği hususunun kamu düzenine ilişkin olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesince eksik inceleme yapıldığını, bilirkişi raporunun aksi yönde karar verilmesine rağmen bu hususun gerekçede açıklanmadığını, görev itirazlarının dikkate alınmadığını ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, yabancı Mahkeme kararının tenfizi istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
Dava, Almanya Mayen Asliye Hukuk Mahkemesi kararının tenfizi istemine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 373 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkraları "Yargıtay ilgili dairesinin tamamen veya kısmen bozma kararı, başvurunun bölge adliye mahkemesi tarafından esastan reddi kararına ilişkin ise bölge adliye mahkemesi kararı kaldırılarak dosya, kararı veren ilk derece mahkemesine veya uygun görülecek diğer bir ilk derece mahkemesine, kararın bir örneği de bölge adliye mahkemesine gönderilir." 2. bendi "Bölge adliye mahkemesinin düzelterek veya yeniden esas hakkında verdiği karar Yargıtayca tamamen veya kısmen bozulduğu takdirde dosya, kararı veren bölge adliye mahkemesi veya uygun görülen diğer bir bölge adliye mahkemesine gönderilir." şeklinde düzenlenmiş olup, Dairemizin yerleşik uygulamalarına göre Bölge Adliye Mahkemesinin, İlk Derece Mahkemesi kararını kaldırıp yeniden esas hakkında karar vermesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararının Yargıtay'ca bozulması halinde bozmaya karşı gerek direnme, gerekse bozmaya uyarak yeniden karar verme hak ve yetkisi Bölge Adliye Mahkemesine aittir.
Bölge Adliye Mahkemesinin hüküm Mahkemesi sıfatıyla verdiği yeniden esas hakkındaki karar sonrasında 6100 sayılı Kanun'un 360 ıncı maddesinin atfıyla İlk Derece Mahkemelerinde uygulanan yargılama usulüne göre yargılama yapıp öncelikle Yargıtay bozma kararına karşı 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin üçüncü fıkrası gereğince uyma veya direnme konusunda bir karar verir; bu kararı yine hüküm Mahkemesi sıfatıyla vermektedir. Bozmaya uyduğu takdirde artık yargılamaya hüküm Mahkemesi sıfatıyla devam etmekte olduğundan bozma kararına uygun olarak yeniden esas hakkında karar vermelidir.
Somut olayda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince yeniden esastan kurulan ret hükmü Dairemizce bozulmuş, Bölge Adliye Mahkemesince bozma ilamına uyulup, nihai olarak İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir. Bu durumda Bölge Adliye Mahkemesince hüküm Mahkemesi sıfatıyla bozmaya uyulduğundan, öncelikle bozma kararı yerine getirilmek suretiyle yeniden esas hakkında hüküm kurulması gerekirken hatalı usul ile istinaf isteminin esastan reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Bölge Adliye Mahkemesince yeniden esas hakkında bir karar tesis edilmesi gerekirken 6100 sayılı Kanun’un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının b bendinin 1 inci alt bendi kapsamında istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle ve 6100 sayılı Kanun’un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddesi uyarınca bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının usulden BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
21.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1046973800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz