Menfi Tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/7597 E. 2022/2577 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
harçlar kanunu 32. madde↗ aaüt 6. madde↗ teminat mektubu komisyonu↗ ipoteğin fekki↗ dava dilekçesinin tebliği↗ aaüt↗ ticari kredi↗ menfi tespit davası↗ ön inceleme duruşması↗ teminat mektubu↗ kötüniyet tazminatı↗ maddi hata↗ tespit davası↗ ipotek↗ kötü niyet tazminatı↗ komisyon↗ kötü niyet↗ yargılama gideri↗ ihtarname↗ kötüniyet↗ harç↗ menfi tespit↗ dava sebebi↗ vekalet ücreti↗ teminat↗ hmk 353(1)b-2↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; davacının verdiği ipotekle teminat alınan tüketici kredisinin 14.06.2013 tarihinde kapandığı, ipoteğin konusuz kaldığı, davacıya sehven ihtarnamenin gönderildiği, banka tarafından maddi hata yapıldığı belirtilmesine rağmen davanın reddine karar verilmesini talep ettiği, bu nedenlerle İİK 72/5 fıkrası uyarınca davalı alacaklının takibin yapılmasında haksız ve kötü niyetli olduğu gerekçesiyle davacının Bursa 13. Noterliğinin 22/11/2016 tarihli ihtarnamesinde belirtilen ticari kredi, teminat mektubu komisyonu ve Bizcard sebebiyle borçlu olmadığının tespitine, İİK 72/5 md uyarınca takip konusu alacak miktarı olan 80.000 TL üzerinden %20 oranında hesaplanan kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi'nce; işbu davadan bir gün sonra 30.11.2016 tarihinde davacı hakkında icra takibi başlatıldığı, dava dilekçesinin tebliğinden sonra da takibin devam ettiği, davalı vekilinin cevaplarında davayı kabul yönünde bir beyanının bulunmadığı, takip nedeni ile davacının borçlu bulunmadığına dair ikrarları mevcut olduğu gibi, takipte taraf değişikliği ve taşınmaz bilgisi değişikliği yapıldığı ve ipoteğin fekkinin ön inceleme duruşmasından önce yapıldığı, davanın karar celsesinden önce konusuz kaldığı, bu durumda davanın konusuz kaldığının tespiti ile yargılama giderlerinin haklılık durumuna göre davacı lehine hükmedilmesi gerektiği, Harçlar Kanunu 22. madde koşullarının oluşmadığı, ön inceleme duruşmasından önce konusuz kalan davada AAÜT 6. madde uyarınca hesaplanan nisbi vekalet ücretinin yarısına hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince kaldırılmasına, dava konusuz kalmış olmakla esas hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığına, takibin haksız ve kötüniyetli oluşu nazara alınarak % 20 nisbetinde 16.000,00 TL tazminatın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, İİK 72. maddesi uyarınca borçlu olmadığının tespiti talebine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, taraf vekillerinin kararı istinafı üzerine bölge adliye mahkemesince mahkeme kararının kaldırılmasına, dava konusuz kalmış olmakla esas hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığına ve takibin haksız ve kötüniyetli olması nedeniyle de alacağın %20’si oranında tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir. 2004 sayılı İİK 72/5 maddesi gereğince borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırşa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir, takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz. Somut olayda davacı, davalı banka tarafından keşide edilen ihtarname üzerine 29.11.2016 tarihinde işbu davayı açmış olup, davacı aleyhine başlatılan icra takip tarihi ise 30.11.2016'dır. Bu durumda dava tarihi itibariyle başlatılmış bir icra takibi bulunmaması sebebiyle İİK 72/5. maddesi uyarınca mahkemece davacının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerekirken kötüniyet tazminatına hükmedilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/3020 E. 2021/3932 K.
Ortak:menfi tespit davası · tespit davası · menfi tespit · dava sebebi · Menfi Tespit
İncelediğiniz kararda2004 sayılı İİK 72/5 maddesi gereğince borçluyu «menfi tespit davası» açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırşa, talebi üzerine, borçlunun dava «sebebi» ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir, takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz.
Benzer bu karardaBorçluyu «menfi tespit davası» açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava «sebebi» ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:çekin bedelsizliği · bedelsizlik · fatura
Benzer bu karardaİlk Derece Mahkemesi’nce, «çekin bedelsiz» olarak iade edildiğinin yazılı delillerle kanıtlanamadığı, davalının «fatura» tarihi itibariyle bir aylık süre ile verilen çeke istinaden 2 yıl sonra takip yapmasının kötü niyetli bir davranış olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekilince istinaf edilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/3557 E. 2017/5914 K.
Ortak:yargılama gideri · vekalet ücreti
İncelediğiniz karardaBölge Adliye Mahkemesi'nce; işbu davadan bir gün sonra 30.11.2016 tarihinde davacı hakkında icra takibi başlatıldığı, dava «dilekçesinin tebliğinden» sonra da takibin devam ettiği, davalı vekilinin cevaplarında davayı kabul yönünde bir beyanının bulunmadığı, takip nedeni ile davacının borçlu bulunmadığına dair ikrarları mevcut olduğu gibi, takipte taraf değişikliği ve taşınmaz bilgisi değişikliği yapıldığı ve «ipoteğin fekkinin» ön «inceleme duruşmasından» önce yapıldığı, davanın karar celsesinden önce konusuz kaldığı, bu durumda davanın konusuz kaldığının tespiti ile «yargılama giderlerinin» haklılık durumuna göre davacı lehine hükmedilmesi gerektiği, Harçlar Kanunu 22. madde koşullarının oluşmadığı, ön inceleme duruşmasından önce konusuz kalan davada AAÜT 6. madde uyarınca hesaplanan nisbi «vekalet ücretinin» yarısına hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince kaldırılmasına, dava konusuz kalmış olmakla esas hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığına, takibin haksız ve «kötüniyetli» oluşu nazara alınarak % 20 nisbetinde 16.000,00 TL tazminatın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… yapılmasına rağmen dava tarihinden önce davanın konusunun ortadan kalmış olup olmadığı hususunda bir değerlendirme yapılması ve tarafların haklılık durumuna göre de «vekalet ücreti» ve «yargılama giderlerine» hüküm olması gerekirken işin esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle davacılar yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/6211 E. 2012/11927 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:feragat nedeniyle davanın reddi · delillerin toplanmaması · davadan feragat · feragat · kredi sözleşmesi · temsil
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm kanıtlara göre, davacı vekilinin açmış olduğu «davadan feragat» ettiği gerekçesiyle davanın reddine, davalı taraf kendisini vekil ile «temsil» ettirdiğinden 500,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan tahsiline karar verilmiştir.
Mahkemece «delillerin toplanmasından» önce «feragat nedeniyle davanın reddine» karar verildiğine göre AAÜT'nin 6. maddesi uyarınca nispi vekâlet ücretinin yarısına hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş ve kararı …
Dava «kredi sözleşmesinden» kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/4845 E. 2019/6083 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kapalı fatura · imza incelemesi · fatura · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafça ihdas edilen faturalara dayalı takip yapıldığı, davalı tarafça takibe dayanak faturaların «kapalı fatura» olduğunun ve dolayısıyla borcun da ödendiğinin iddia edildiği, yapılan «imza incelemesinde» faturalardaki imzanın davacının eli ürünü olmadığının anlaşıldığı, bu haliyle faturaların açık fatura niteliğinde olduğu, sözleşme ilişkininin kabulü karşısında davalı tarafça faturalara dayalı borcun ödediğinin ispat edilmesi gerektiği, ödeme iddiasının da ispat edilmediği, alacağın likid olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, itirazın iptaline, «icra inkar tazminatının» reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, itirazın iptaline, «icra inkar tazminatı» isteminin reddine karar verilmiştir.
Davaya konu alacak bu haliyle önceden belirlenebilir, bilinebilir, hesap edilebilir nitelikte olup, davalı itirazının haksız olması nedeniyle iptaline karar verildiğine göre «icra inkar tazminatı» isteminin de kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/1310 E. 2017/2024 K.
Ortak:yargılama gideri
İncelediğiniz karardaBölge Adliye Mahkemesi'nce; işbu davadan bir gün sonra 30.11.2016 tarihinde davacı hakkında icra takibi başlatıldığı, dava «dilekçesinin tebliğinden» sonra da takibin devam ettiği, davalı vekilinin cevaplarında davayı kabul yönünde bir beyanının bulunmadığı, takip nedeni ile davacının borçlu bulunmadığına dair ikrarları mevcut olduğu gibi, takipte taraf değişikliği ve taşınmaz bilgisi değişikliği yapıldığı ve «ipoteğin fekkinin» ön «inceleme duruşmasından» önce yapıldığı, davanın karar celsesinden önce konusuz kaldığı, bu durumda davanın konusuz kaldığının tespiti ile «yargılama giderlerinin» haklılık durumuna göre davacı lehine hükmedilmesi gerektiği, Harçlar Kanunu 22. madde koşullarının oluşmadığı, ön inceleme duruşmasından önce konusuz kalan davada AAÜT 6. madde uyarınca hesaplanan nisbi «vekalet ücretinin» yarısına hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince kaldırılmasına, dava konusuz kalmış olmakla esas hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığına, takibin haksız ve «kötüniyetli» oluşu nazara alınarak % 20 nisbetinde 16.000,00 TL tazminatın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaTicaret Limited Şirketi'nin ihyasına, «yargılama giderlerinin» davacı üzerine bırakılmasına karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:re'sen terkin · şirketin ihyası · tasfiye memuru atanması · ihya · tasfiye memuru · ek tasfiye · terkin
Benzer bu karardaDava, 6102 sayılı TTK’nın geçici 7. maddesine uygun şekilde sicilden re’«sen terkin» edilen «şirketin ihyası» istemine ilişkindir.
Şirketin «terkin» işlemlerinde yasaya bir aykırılık saptanmadığı ve esasen talebin «tasfiye» amaçlı da bulunmasına göre, mahkemece şirketin tasfiye amacıyla sınırlı olarak ihyasına karar verilmesi ve 6102 sayılı kanunun 547/2. maddesi uyarınca şirkete «tasfiye memuru atanması» gerekirken yazılı şekilde hüküm verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece «ihyasi» istenen şirketin «tasfiye» dışında kalmış taşınmazlarının mevcut olduğu, dolayısıyla tasfiyenin henüz sonuçlanmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile ...'nün 112812 sicil numarasında kayıtlı ...
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/7597 E. , 2022/2577 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 09.06.2017 tarih ve 2016/1499 E- 2017/757 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf istemlerinin reddine-kısmen kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi'nce verilen 25.09.2020 tarih ve 2017/5259 E- 2020/1466 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkilinin dava dışı ...'nun davalı bankadan kullanmış olduğu tüketici kredisi için 80.000 TL bedel ile taşınmazını banka lehine ipotek ettirdiğini, sözkonusu kredinin 2013 yılında asıl borçlu tarafından ödenerek kapatıldığını, böylece ipoteğin dayanağı olan borcun sona erdiğini, davalı bankanın müvekkiline 22.11.2016 tarihli ihtarname göndererek hesabın kat edildiğini bildirdiğini, bu ihtarnameyle müvekkilinden taksitli ticari kredi, bizcard kredilerinden müvekkilinin ipotek borçlusu olarak sorumlu olduğununun ihtar edildiğini, ancak ihtarda belirtilen borçlara teminat olarak ipotek vermediğini, müvekkilinin teminat verdiği tüketici kredisine ilişkin olarak sorumluluğunun kalmadığını, çekilen ihtarname ile cebri icra tehdidi altında olduğunu ileri sürerek 22.11.2016 tarihli ihtarnameye konu krediler sebebiyle borçlu olmadığının tespitine ve kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava dışı ... ile müvekkili arasında ticari kredi sözleşmeleri ve tüketici kredi sözleşmesi imzalandığını, davacı ...'nun maliki olduğu taşınmaz üzerine, dava dışı Şeref'e tahsis edilen tüketici kredisinin teminatı olmak üzere banka lehine ipotek tesis edildiğini, tüketici kredisinin 14/06/2013 tarihinde kapandığını, ipoteğin konusuz kaldığını, ticari krediler için ...'na gönderilen hesap kat ihtarnamesi keşide edilir iken davacıya da sehven-maddi hata sonucu ihtarname gönderildiğini, herhangi bir zararın doğmadığını, davacının dava açmadan önce de davaya konu olan hususları bankaya ihtar edebileceğini, bundan dolayı müvekkil banka dava açılmasına sebebiyet vermediğinden yargılama giderlerinin taraflarına yüklenemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; davacının verdiği ipotekle teminat alınan tüketici kredisinin 14.06.2013 tarihinde kapandığı, ipoteğin konusuz kaldığı, davacıya sehven ihtarnamenin gönderildiği, banka tarafından maddi hata yapıldığı belirtilmesine rağmen davanın reddine karar verilmesini talep ettiği, bu nedenlerle İİK 72/5 fıkrası uyarınca davalı alacaklının takibin yapılmasında haksız ve kötü niyetli olduğu gerekçesiyle davacının Bursa 13. Noterliğinin 22/11/2016 tarihli ihtarnamesinde belirtilen ticari kredi, teminat mektubu komisyonu ve Bizcard sebebiyle borçlu olmadığının tespitine, İİK 72/5 md uyarınca takip konusu alacak miktarı olan 80.000 TL üzerinden %20 oranında hesaplanan kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi'nce; işbu davadan bir gün sonra 30.11.2016 tarihinde davacı hakkında icra takibi başlatıldığı, dava dilekçesinin tebliğinden sonra da takibin devam ettiği, davalı vekilinin cevaplarında davayı kabul yönünde bir beyanının bulunmadığı, takip nedeni ile davacının borçlu bulunmadığına dair ikrarları mevcut olduğu gibi, takipte taraf değişikliği ve taşınmaz bilgisi değişikliği yapıldığı ve ipoteğin fekkinin ön inceleme duruşmasından önce yapıldığı, davanın karar celsesinden önce konusuz kaldığı, bu durumda davanın konusuz kaldığının tespiti ile yargılama giderlerinin haklılık durumuna göre davacı lehine hükmedilmesi gerektiği, Harçlar Kanunu 22. madde koşullarının oluşmadığı, ön inceleme duruşmasından önce konusuz kalan davada AAÜT 6.
madde uyarınca hesaplanan nisbi vekalet ücretinin yarısına hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince kaldırılmasına, dava konusuz kalmış olmakla esas hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığına, takibin haksız ve kötüniyetli oluşu nazara alınarak % 20 nisbetinde 16.000,00 TL tazminatın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, İİK 72. maddesi uyarınca borçlu olmadığının tespiti talebine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, taraf vekillerinin kararı istinafı üzerine bölge adliye mahkemesince mahkeme kararının kaldırılmasına, dava konusuz kalmış olmakla esas hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığına ve takibin haksız ve kötüniyetli olması nedeniyle de alacağın %20’si oranında tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir. 2004 sayılı İİK 72/5 maddesi gereğince borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırşa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir, takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz.
Somut olayda davacı, davalı banka tarafından keşide edilen ihtarname üzerine 29.11.2016 tarihinde işbu davayı açmış olup, davacı aleyhine başlatılan icra takip tarihi ise 30.11.2016'dır. Bu durumda dava tarihi itibariyle başlatılmış bir icra takibi bulunmaması sebebiyle İİK 72/5. maddesi uyarınca mahkemece davacının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerekirken kötüniyet tazminatına hükmedilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 30/03/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/773833500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz