Ihtarat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/6683 E. 2022/2502 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': '5 yıllık', 'kanun': ['6102/-7']}
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ihtarat↗ münfesihlik↗ ttk 547↗ ek tasfiye işlemleri↗ ödeme emri↗ muafiyet↗ şirketin ihyası↗ ticaret sicili müdürlüğü↗ sicilden terkin↗ ihya↗ tasfiye memuru↗ hak düşürücü süre↗ tebligat↗ ticaret sicili↗ ek tasfiye↗ terkin↗ ilan↗ cy/cy kaydı↗ vekalet ücreti↗ temsil↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk derece mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı ... Müdürlüğünce ihyası istenen şirketin temsil ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere ticaret sicilindeki adreslerine 6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesinin 4 fıkrası uyarınca ihtarat yapıldığına ilişkin tebligat bulunmadığı, bu nedenle sicil işlemi hatalı olmakla birlikte münfesihlik durumu ortadan kalkmadığından tasfiye ile sınırlı olmak üzere ihyası karar verilebileceği gözetilerek, davanın kabulüne, ...'nün 180603 sicil numarasına kayıtlı Masa Ofis Sistemleri Proje ve Müşavirlik Hizmetleri Mobilya Dekorasyon İnşaat Sanayi İthalat İhracat Turizm ve Ticaret Ltd. Şti.'nin eksik tasfiye işlemleri ve T.C. Ticaret Bakanlığı tarafından yatırım teşvik belgesi kapsamında tanınan muafiyet unsurunun ihlalinden kaynaklı 31.01.2017 tarih ve 22275717 sayılı ödeme emrinin tahsili amacıyla sınırlı olmak üzere ihyasına, TTK 547/2. maddesi gereğince tasfiye memuru olarak terkinden önce şirket yetkili temsilcisi olan ...'ın atanmasına, kararın ticaret sicil gazetesinde tescil ve ilanına, usulüne uygun şekilde de terkin işlemi yapmayan Ticaret Sicil Müdürlüğünün yargılama ve vekalet ücretine sorumlu tutulmasına karar verilmiştir.
Karara karşı, davalı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, ilk derece mahkemesinin davanın kabulü yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 6102 sayılı TTK’nın Geçici 7/15 maddesinde öngörülen sicilden terkin edilen şirketin ihyası (ek tasfiyesi) istemine ilişkindir. Yasa'da ticaret sicilinden kaydı silinen şirketin silinme tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde ihyasının talep edilebileceği düzenlenmiş olup, ihyası talep edilen şirketin 23.01.2014 tarihinde sicilden terkin edildiği ve eldeki davanın 5 yıllık hak düşürücü süre geçirildikten sonra 27.11.2020 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır. Uyuşmazlıkta, mahkemece 6102 sayılı TTK’nın Geçici 7. maddesi uyarınca terkin işleminin usule uygun yapılıp yapılmadığı, ihyası istenen şirket hakkında açılan bir davanın bulunup bulunmadığı hususları 5 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılan davalarda incelenmesi gerekmekte olup, hak düşürücü süre geçirildikten sonra açılan davada esasa girilmeksizin karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/7628 E. 2023/411 K.
Ortak:ihtarat · münfesihlik · ek tasfiye işlemleri · ödeme emri · muafiyet · şirketin ihyası · sicilden terkin · ihya · dava şartı · hak düşürücü süre
İncelediğiniz karardaMüdürlüğünce «ihyası» istenen şirketin «temsil» ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere ticaret sicilindeki adreslerine 6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesinin 4 fıkrası uyarınca «ihtarat» yapıldığına ilişkin «tebligat» bulunmadığı, bu nedenle sicil işlemi hatalı olmakla birlikte «münfesihlik» durumu ortadan kalkmadığından «tasfiye» ile sınırlı olmak üzere ihyası karar verilebileceği gözetilerek, davanın kabulüne, ...'nün 180603 sicil numarasına kayıtlı Masa Ofis Sistemleri Proje ve Müşavirlik …
Dava, 6102 sayılı TTK’nın Geçici 7/15 maddesinde öngörülen «sicilden terkin» edilen «şirketin ihyası» (ek tasfiyesi) istemine ilişkindir.
Ticaret Bakanlığı tarafından yatırım teşvik belgesi kapsamında tanınan «muafiyet» unsurunun ihlalinden kaynaklı 31.01.2017 tarih ve 22275717 sayılı «ödeme emrinin» tahsili amacıyla sınırlı olmak üzere ihyasına, TTK 547/2. maddesi gereğince «tasfiye memuru» olarak terkinden önce şirket yetkili «temsilcisi» olan ...'ın atanmasına, kararın «ticaret sicil» gazetesinde tescil ve «ilanına», usulüne uygun şekilde de «terkin» işlemi yapmayan Ticaret Sicil Müdürlüğünün yargılama ve «vekalet ücretine» sorumlu tutulmasına karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMüdürlüğünce «ihyası» istenen şirketin «temsil» ve ilzama yetkilendirilmiş kişilerine ticaret sicilindeki adreslerine 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca «ihtarat» yapıldığına ilişkin «tebligat» bulunmadığı, bu nedenle sicil işlemi hatalı olmakla birlikte «münfesihlik» durumu ortadan kalkmadığından «tasfiye» ile sınırlı olmak üzere ihya kararı verilebileceği gerekçesiyle davanın kabulüne, Masa Ofis Sistemleri Ltd.
Şti.'nin yatırım teşvik belgesinin iptal edilmesi sebebiyle firma adına gönderilen serbest dolaşıma giriş «beyannamesi» muhteviyatı eşyalar için firmaya borç bildiriminde bulunulduğunu, firma adına «ödeme emri» düzenlendiğini, Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğünden gelen müzekkere cevabından şirketin «ticaret sicilinden terkin» olduğunun anlaşıldığını, «kamu alacağının» sürüncemede kalmaması için şirketin ihyasının gerektiğini belirterek yatırım teşvik belgesi kapsamında tanınan «muafiyet» unsurunun ihlalinden kaynaklı ödeme emrinin tahsil edilebilmesi amacıyla Masa Ofis Sistemleri Proje ve Müşavirlik Hizmetleri Mobilya Dekorasyon İnşaat San.
Ticaret Bakanlığı tarafından yatırım teşvik belgesi kapsamında tanınan «muafiyet» unsurunun ihlalinden kaynaklı «ödeme emrinin» tahsili amacıyla sınırlı olmak üzere ihyasına, 6102 sayılı Kanun’un 547 nci maddesi gereğince «tasfiye memuru» olarak terkinden önce şirket yetkili «temsilcisi» olan ...'ın atanmasına karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kamu alacağı · ba beyannamesi · ticaret sicilinden terkin · yasal hasım · kazanılmış hak · yargılama gideri
Benzer bu karardaŞti.'nin yatırım teşvik belgesinin iptal edilmesi sebebiyle firma adına gönderilen serbest dolaşıma giriş «beyannamesi» muhteviyatı eşyalar için firmaya borç bildiriminde bulunulduğunu, firma adına «ödeme emri» düzenlendiğini, Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğünden gelen müzekkere cevabından şirketin «ticaret sicilinden terkin» olduğunun anlaşıldığını, «kamu alacağının» sürüncemede kalmaması için şirketin ihyasının gerektiğini belirterek yatırım teşvik belgesi kapsamında tanınan «muafiyet» unsurunun ihlalinden kaynaklı ödeme emrinin tahsil edilebilmesi amacıyla Masa Ofis Sistemleri Proje ve Müşavirlik Hizmetleri Mobilya Dekorasyon İnşaat San.
CEVAP Davalı cevap dilekçesinde; «yasal hasım» olduklarından aleyhe vekâlet ücreti ve «yargılama giderine» hükmedilmemesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına «kazanılmış hak» durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/1368 E. 2022/2224 K.
Ortak:ihtarat · münfesihlik · ek tasfiye işlemleri · şirketin ihyası · sicilden terkin · ihya · tasfiye memuru · hak düşürücü süre · dava şartı · hak düşürücü süre
İncelediğiniz karardaMüdürlüğünce «ihyası» istenen şirketin «temsil» ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere ticaret sicilindeki adreslerine 6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesinin 4 fıkrası uyarınca «ihtarat» yapıldığına ilişkin «tebligat» bulunmadığı, bu nedenle sicil işlemi hatalı olmakla birlikte «münfesihlik» durumu ortadan kalkmadığından «tasfiye» ile sınırlı olmak üzere ihyası karar verilebileceği gözetilerek, davanın kabulüne, ...'nün 180603 sicil numarasına kayıtlı Masa Ofis Sistemleri Proje ve Müşavirlik …
Dava, 6102 sayılı TTK’nın Geçici 7/15 maddesinde öngörülen «sicilden terkin» edilen «şirketin ihyası» (ek tasfiyesi) istemine ilişkindir.
Yasa'da ticaret sicilinden «kaydı» silinen şirketin silinme tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde ihyasının talep edilebileceği düzenlenmiş olup, «ihyası» talep edilen şirketin 23.01.2014 tarihinde «sicilden terkin» edildiği ve eldeki davanın 5 yıllık «hak düşürücü süre» geçirildikten sonra 27.11.2020 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre; davalı tarafından «ihyası» talep edilen şirketin «temsil» ve ilzama yetkililerinin ticaret sicilindeki adreslerine «ihtarat» yapıldığına ilişkin «tebligat» bulunmadığı, sicil işleminin hatalı olduğu, 559 sayılı KHK ile eklenen geçici 10. maddesi gözetildiğinde asgari sermayeyi süresinde artırmadığından «münfesihlik» durumunun ortadan kalkmadığı, «tasfiye» ile sınırlı olmak üzere ihya kararı verilebileceği, «terkin» öncesi şirketin yetkili temsilcisinin «tasfiye memuru» olarak atandığı, usulüne uygun şekilde terkin işlemi yapmayan davalının «yargılama giderlerinden sorumlu» olduğu gerekçesiyle talebin kabulüne, Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 60653 sicil numarasına kayıtlı Özgü-Ahşap İnşaat Sanayi A.Ş.'nin eksik «tasfiye işlemleri» ve Ankara 1.
Sicil Müdürlüğü'nün 6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesinde ve 559 sayılı KHK'da öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden «ihyası» istenen şirketi ticaret sicilinden re'«sen terkin» ettiği, sicilden «sermaye artırımı» yapmayarak «münfesih» duruma düşmesinden ötürü «tasfiye işlemleri» için de şirkete «tasfiye memuru atanması» gerektiği, TTK'nın 547/2. maddesi gereğince ek tasfiye kararı ile ihya ve tasfiye işlemlerinin yapılması için ihyasına karar verilen şirkete tasfiye memuru atanmasına karar verilerek usulsüz terkin ile dava açılmasına sebebiyet veren davalı aleyhine «yargılama giderlerine» hükmedilmesinde bir isabetsizlik olmadığı gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bu hüküm uyarınca «sicilden terkin» tarihinden itibaren beş yıllık «hak düşürücü süre» içerisinde dava açılması gerekirken hak düşürücü süre aşılarak 8.12.2020 tarihinde «ihya davası» açılmış olup yasanın amir hükmü uyarınca davacının hak düşürücü süre içerisinde ihya davası açılmadığı hususunun tartışılmaksızın yanılgılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik davalının istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak kaldırılmasına karar verilmiştir. (2) Bozma sebep ve şekline göre davalı «temsilcisinin» sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:yargılama giderlerinden sorumluluk · re'sen terkin · ihya davası · hukuki menfaat · sermaye artırımı · tasfiye memuru atanması · yargılama giderleri · yargılama gideri
Benzer bu karardaSicil Müdürlüğü'nün 6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesinde ve 559 sayılı KHK'da öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden «ihyası» istenen şirketi ticaret sicilinden re'«sen terkin» ettiği, sicilden «sermaye artırımı» yapmayarak «münfesih» duruma düşmesinden ötürü «tasfiye işlemleri» için de şirkete «tasfiye memuru atanması» gerektiği, TTK'nın 547/2. maddesi gereğince ek tasfiye kararı ile ihya ve tasfiye işlemlerinin yapılması için ihyasına karar verilen şirkete tasfiye memuru atanmasına karar verilerek usulsüz terkin ile dava açılmasına sebebiyet veren davalı aleyhine «yargılama giderlerine» hükmedilmesinde bir isabetsizlik olmadığı gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; davalı tarafından «ihyası» talep edilen şirketin «temsil» ve ilzama yetkililerinin ticaret sicilindeki adreslerine «ihtarat» yapıldığına ilişkin «tebligat» bulunmadığı, sicil işleminin hatalı olduğu, 559 sayılı KHK ile eklenen geçici 10. maddesi gözetildiğinde asgari sermayeyi süresinde artırmadığından «münfesihlik» durumunun ortadan kalkmadığı, «tasfiye» ile sınırlı olmak üzere ihya kararı verilebileceği, «terkin» öncesi şirketin yetkili temsilcisinin «tasfiye memuru» olarak atandığı, usulüne uygun şekilde terkin işlemi yapmayan davalının «yargılama giderlerinden sorumlu» olduğu gerekçesiyle talebin kabulüne, Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 60653 sicil numarasına kayıtlı Özgü-Ahşap İnşaat Sanayi A.Ş.'nin eksik «tasfiye işlemleri» ve Ankara 1.
Kararı, davalı «temsilcisi» temyiz etmiştir. (1) Dava, 6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesi uyarınca Ticaret Sicil Müdürlüğü'nce re'«sen terkin» edilen «şirketin ihyası» istemine ilişkin olup mahkemece yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Ancak; TTK'nın geçici 7. maddenin 15. bendinin «son» cümlesinde "Ticaret sicilinden «kaydı» silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile «hukuki menfaatleri» bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir.” hükmü yer almaktadır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/1368 E. 2022/2224 K.
Ortak:ihtarat · münfesihlik · ek tasfiye işlemleri · şirketin ihyası · sicilden terkin · ihya · tasfiye memuru · hak düşürücü süre · dava şartı · hak düşürücü süre
İncelediğiniz karardaMüdürlüğünce «ihyası» istenen şirketin «temsil» ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere ticaret sicilindeki adreslerine 6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesinin 4 fıkrası uyarınca «ihtarat» yapıldığına ilişkin «tebligat» bulunmadığı, bu nedenle sicil işlemi hatalı olmakla birlikte «münfesihlik» durumu ortadan kalkmadığından «tasfiye» ile sınırlı olmak üzere ihyası karar verilebileceği gözetilerek, davanın kabulüne, ...'nün 180603 sicil numarasına kayıtlı Masa Ofis Sistemleri Proje ve Müşavirlik …
Dava, 6102 sayılı TTK’nın Geçici 7/15 maddesinde öngörülen «sicilden terkin» edilen «şirketin ihyası» (ek tasfiyesi) istemine ilişkindir.
Yasa'da ticaret sicilinden «kaydı» silinen şirketin silinme tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde ihyasının talep edilebileceği düzenlenmiş olup, «ihyası» talep edilen şirketin 23.01.2014 tarihinde «sicilden terkin» edildiği ve eldeki davanın 5 yıllık «hak düşürücü süre» geçirildikten sonra 27.11.2020 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre; davalı tarafından «ihyası» talep edilen şirketin «temsil» ve ilzama yetkililerinin ticaret sicilindeki adreslerine «ihtarat» yapıldığına ilişkin «tebligat» bulunmadığı, sicil işleminin hatalı olduğu, 559 sayılı KHK ile eklenen geçici 10. maddesi gözetildiğinde asgari sermayeyi süresinde artırmadığından «münfesihlik» durumunun ortadan kalkmadığı, «tasfiye» ile sınırlı olmak üzere ihya kararı verilebileceği, «terkin» öncesi şirketin yetkili temsilcisinin «tasfiye memuru» olarak atandığı, usulüne uygun şekilde terkin işlemi yapmayan davalının «yargılama giderlerinden sorumlu» olduğu gerekçesiyle talebin kabulüne, Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 60653 sicil numarasına kayıtlı Özgü-Ahşap İnşaat Sanayi A.Ş.'nin eksik «tasfiye işlemleri» ve Ankara 1.
Sicil Müdürlüğü'nün 6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesinde ve 559 sayılı KHK'da öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden «ihyası» istenen şirketi ticaret sicilinden re'«sen terkin» ettiği, sicilden «sermaye artırımı» yapmayarak «münfesih» duruma düşmesinden ötürü «tasfiye işlemleri» için de şirkete «tasfiye memuru atanması» gerektiği, TTK'nın 547/2. maddesi gereğince ek tasfiye kararı ile ihya ve tasfiye işlemlerinin yapılması için ihyasına karar verilen şirkete tasfiye memuru atanmasına karar verilerek usulsüz terkin ile dava açılmasına sebebiyet veren davalı aleyhine «yargılama giderlerine» hükmedilmesinde bir isabetsizlik olmadığı gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bu hüküm uyarınca «sicilden terkin» tarihinden itibaren beş yıllık «hak düşürücü süre» içerisinde dava açılması gerekirken hak düşürücü süre aşılarak 8.12.2020 tarihinde «ihya davası» açılmış olup yasanın amir hükmü uyarınca davacının hak düşürücü süre içerisinde ihya davası açılmadığı hususunun tartışılmaksızın yanılgılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik davalının istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak kaldırılmasına karar verilmiştir. (2) Bozma sebep ve şekline göre davalı «temsilcisinin» sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:yargılama giderlerinden sorumluluk · re'sen terkin · ihya davası · hukuki menfaat · sermaye artırımı · tasfiye memuru atanması · yargılama giderleri · yargılama gideri
Benzer bu karardaSicil Müdürlüğü'nün 6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesinde ve 559 sayılı KHK'da öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden «ihyası» istenen şirketi ticaret sicilinden re'«sen terkin» ettiği, sicilden «sermaye artırımı» yapmayarak «münfesih» duruma düşmesinden ötürü «tasfiye işlemleri» için de şirkete «tasfiye memuru atanması» gerektiği, TTK'nın 547/2. maddesi gereğince ek tasfiye kararı ile ihya ve tasfiye işlemlerinin yapılması için ihyasına karar verilen şirkete tasfiye memuru atanmasına karar verilerek usulsüz terkin ile dava açılmasına sebebiyet veren davalı aleyhine «yargılama giderlerine» hükmedilmesinde bir isabetsizlik olmadığı gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; davalı tarafından «ihyası» talep edilen şirketin «temsil» ve ilzama yetkililerinin ticaret sicilindeki adreslerine «ihtarat» yapıldığına ilişkin «tebligat» bulunmadığı, sicil işleminin hatalı olduğu, 559 sayılı KHK ile eklenen geçici 10. maddesi gözetildiğinde asgari sermayeyi süresinde artırmadığından «münfesihlik» durumunun ortadan kalkmadığı, «tasfiye» ile sınırlı olmak üzere ihya kararı verilebileceği, «terkin» öncesi şirketin yetkili temsilcisinin «tasfiye memuru» olarak atandığı, usulüne uygun şekilde terkin işlemi yapmayan davalının «yargılama giderlerinden sorumlu» olduğu gerekçesiyle talebin kabulüne, Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 60653 sicil numarasına kayıtlı Özgü-Ahşap İnşaat Sanayi A.Ş.'nin eksik «tasfiye işlemleri» ve Ankara 1.
Kararı, davalı «temsilcisi» temyiz etmiştir. (1) Dava, 6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesi uyarınca Ticaret Sicil Müdürlüğü'nce re'«sen terkin» edilen «şirketin ihyası» istemine ilişkin olup mahkemece yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Ancak; TTK'nın geçici 7. maddenin 15. bendinin «son» cümlesinde "Ticaret sicilinden «kaydı» silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile «hukuki menfaatleri» bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir.” hükmü yer almaktadır.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/2412 E. 2023/2514 K.
Ortak:ihtarat · münfesihlik · ek tasfiye işlemleri · şirketin ihyası · sicilden terkin · ihya · tasfiye memuru · hak düşürücü süre · dava şartı · hak düşürücü süre
İncelediğiniz karardaMüdürlüğünce «ihyası» istenen şirketin «temsil» ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere ticaret sicilindeki adreslerine 6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesinin 4 fıkrası uyarınca «ihtarat» yapıldığına ilişkin «tebligat» bulunmadığı, bu nedenle sicil işlemi hatalı olmakla birlikte «münfesihlik» durumu ortadan kalkmadığından «tasfiye» ile sınırlı olmak üzere ihyası karar verilebileceği gözetilerek, davanın kabulüne, ...'nün 180603 sicil numarasına kayıtlı Masa Ofis Sistemleri Proje ve Müşavirlik …
Dava, 6102 sayılı TTK’nın Geçici 7/15 maddesinde öngörülen «sicilden terkin» edilen «şirketin ihyası» (ek tasfiyesi) istemine ilişkindir.
Yasa'da ticaret sicilinden «kaydı» silinen şirketin silinme tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde ihyasının talep edilebileceği düzenlenmiş olup, «ihyası» talep edilen şirketin 23.01.2014 tarihinde «sicilden terkin» edildiği ve eldeki davanın 5 yıllık «hak düşürücü süre» geçirildikten sonra 27.11.2020 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.
Benzer bu karardaSicil Müdürlüğünce «ihyası» istenen şirketin «temsil» ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere ticaret sicilindeki adreslerine bu konuda «ihtarat» yapıldığına ilişkin «tebligat» bulunmadığı, ihyası istenen şirketin adresine çıkarılan tebligat ise tebliğ edilemeyip taşınmış olması sebebiyle iade edildiği, 559 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname (559 sayılı KHK) ile eklenen geçici 10 uncu madde gözetildiğinde asgari sermaye şartını süresinde yerine getirmediğinden ve dolayısıyla şirketin «münfesihlik» durumu ortadan kalkmadığından «tasfiye» ile sınırlı olmak üzere ihyasına karar verilebileceği, davalının 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde ve 559 sayılı KHK'da öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden ihyası istenen şirketi ticaret sicilinden re'«sen terkin» ettiği, dolayısıyla usulsüz terkin işlemi sebebiyle anılan maddenin 15 inci fıkrasında belirtilen 5 yıllık «hak düşürücü süre» içinde dava açılma şartının artık somut olayda aranmayacağı gözetilerek davalı ...
İstinaf Sebepleri Davalı istinaf dilekçesinde özetle; «ihyası» istenen şirketin re'«sen terkin» edildiği tarihten itibaren 5 yıllık «hak düşürücü süre» dolduktan sonra davanın açıldığını, şirkete çıkarılan «tebligatın» "taşınmış" gerekçesiyle iade edildiğini, Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nde «ihtarın» ilanen tebliğ edildiğini, şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi usulüne uygun olarak terkin edildiğini, şirketin sınırlı ihyasına karar verildiği halde şirkete «tasfiye memuru atanmadığını», «yasal hasım» olan davalı aleyhine «yargılama giderine» hükmedilmesinin de doğru olmadığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Değerlendirme Dava, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin onbeşinci fıkrasında öngörülen «sicilden terkin» edilen «şirketin ihyası» (ek tasfiyesi) istemine ilişkindir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:zorunlu hasım · yargılama giderlerinden sorumluluk · re'sen terkin · ihya davası · rücuen alacak · yasal hasım · sermaye artırımı · tasfiye memuru atanması
Benzer bu karardaAsliye Hukuk Mahkemesinde 2021/399 E. sayılı dosyası üzerinden devam eden «rücuen alacak» davasında söz konusu şirketin «ticaret sicil» «kaydının» re'«sen terkin» edildiğinin anlaşıldığını, Mahkemece davacıya «ihya davası» açması için süre verildiğini ileri sürerek Özgün Sosyal Hizmetler San.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; yapılan «terkin» işlemlerinin usulüne uygun olduğunu, şirketin davalarının, alacak ve borçlarının bilinmesinin mümkün olmadığından, davanın açılmasına sebebiyet verilmediğini, şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesindeki prosedüre ve hukuka uygun bir şekilde terkin edildiğini, davanın 5 yıllık «hak düşürücü sürede» açılmadığını, Mahkemenin aksi kanaatte olması halinde «tasfiye memuru atanması» gerektiğini, Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün tescile dair verilen kararlara karşı açılan davalarda yasadan doğan «zorunlu hasım» durumunda bulunduğundan «yargılama giderlerinden sorumlu» tutulmaması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
İstinaf Sebepleri Davalı istinaf dilekçesinde özetle; «ihyası» istenen şirketin re'«sen terkin» edildiği tarihten itibaren 5 yıllık «hak düşürücü süre» dolduktan sonra davanın açıldığını, şirkete çıkarılan «tebligatın» "taşınmış" gerekçesiyle iade edildiğini, Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nde «ihtarın» ilanen tebliğ edildiğini, şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi usulüne uygun olarak terkin edildiğini, şirketin sınırlı ihyasına karar verildiği halde şirkete «tasfiye memuru atanmadığını», «yasal hasım» olan davalı aleyhine «yargılama giderine» hükmedilmesinin de doğru olmadığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Sicil Müdürlüğünce «ihyası» istenen şirketin «temsil» ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere ticaret sicilindeki adreslerine bu konuda «ihtarat» yapıldığına ilişkin «tebligat» bulunmadığı, ihyası istenen şirketin adresine çıkarılan tebligat ise tebliğ edilemeyip taşınmış olması sebebiyle iade edildiği, 559 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname (559 sayılı KHK) ile eklenen geçici 10 uncu madde gözetildiğinde asgari sermaye şartını süresinde yerine getirmediğinden ve dolayısıyla şirketin «münfesihlik» durumu ortadan kalkmadığından «tasfiye» ile sınırlı olmak üzere ihyasına karar verilebileceği, davalının 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde ve 559 sayılı KHK'da öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden ihyası istenen şirketi ticaret sicilinden re'«sen terkin» ettiği, dolayısıyla usulsüz terkin işlemi sebebiyle anılan maddenin 15 inci fıkrasında belirtilen 5 yıllık «hak düşürücü süre» içinde dava açılma şartının artık somut olayda aranmayacağı gözetilerek davalı ...
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/1127 E. 2022/2222 K.
Ortak:ihtarat · münfesihlik · şirketin ihyası · sicilden terkin · ihya · tasfiye memuru · hak düşürücü süre · tebligat · dava şartı · hak düşürücü süre
İncelediğiniz karardaMüdürlüğünce «ihyası» istenen şirketin «temsil» ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere ticaret sicilindeki adreslerine 6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesinin 4 fıkrası uyarınca «ihtarat» yapıldığına ilişkin «tebligat» bulunmadığı, bu nedenle sicil işlemi hatalı olmakla birlikte «münfesihlik» durumu ortadan kalkmadığından «tasfiye» ile sınırlı olmak üzere ihyası karar verilebileceği gözetilerek, davanın kabulüne, ...'nün 180603 sicil numarasına kayıtlı Masa Ofis Sistemleri Proje ve Müşavirlik …
Dava, 6102 sayılı TTK’nın Geçici 7/15 maddesinde öngörülen «sicilden terkin» edilen «şirketin ihyası» (ek tasfiyesi) istemine ilişkindir.
Yasa'da ticaret sicilinden «kaydı» silinen şirketin silinme tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde ihyasının talep edilebileceği düzenlenmiş olup, «ihyası» talep edilen şirketin 23.01.2014 tarihinde «sicilden terkin» edildiği ve eldeki davanın 5 yıllık «hak düşürücü süre» geçirildikten sonra 27.11.2020 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre; davalının TTK'nın geçici 7. maddesine göre Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde yayınlanan genel «ilan» dışında, şirket yöneticilerine «ihtarat» çıkarttığına ilişkin herhangi bir belge sunulmamış, «ihyası» istenen şirket yöneticileri adına çıkartılan bir «tebligatın» bulunduğu kanıtlanmamış, davalının yukarıda bahsi geçen mevzuata ilişkin yasal yükümlülüğünü gereği gibi yerine getirmemiş olması, «terkin» işleminin geçici 7. maddeye uygun yapılmamış olması sebebiyle davanın kabulüne; terkin edilmiş olan Art Yapı Metal Sanayi Ticaret Limited Şirketi'nin ihyasına, «tasfiye memuru atanmasına» yer olmadığına, kararın «ticaret siciline tescil» ve ilanına, «yargılama giderlerinin» ve bu kapsamda avukatlık ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince; TTK'nın geçici 7. maddesinde şirketlerin hangi şartlarda ve usullerle sicilden re'«sen terkin» edileceğinin düzenlendiği, aynı maddenin 4. fıkrasının (a) bendi ile Ticaret Sicili Müdürlüklerince; kapsam dâhilindeki şirket ve kooperatiflerin ticaret sicilindeki kayıtlı «son» adreslerine ve sicil kayıtlarına göre şirket veya kooperatifi «temsil» ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere bir «ihtar» yollanacağı, yapılacak ihtarın «ilan» edilmek üzere Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi Müdürlüğü'ne aynı gün gönderileceği, ilanın, ihtarın ulaşmadığı durumlarda, ilan tarihinden itibaren otuzuncu günün akşamı itibarıyla, 11.02.1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılmış «tebligat» yerine geçeceği, 4/c bendine göre terkin sebepleri bulunan şirketlerin faaliyetlerini devam ettirme isteğinde bulunmaları halinde, «münfesih» olma nedenini verilen süre içinde ortadan kaldırıp «ticaret siciline» bildirmelerinin ihtar edileceği, aynı maddenin 11. bendi uyarınca, ihtara rağmen süresinde işlem yapmayan şirketin unvanının ticaret sicilden re'sen silineceği, aynı maddenin 15. bendinde ticaret sicilden «kaydı» silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile «hukuki menfaatleri» bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren 5 yıl içinde mahkemeye başvurarak şirketi veya kooperatifin ihyasını isteyebileceği düzenlemelerine göre «ihyası» istenen şirketin 18/02/2015 tarihinde resen terkinine karar verilmişse de davalı ...
Bu hüküm uyarınca «sicilden terkin» tarihinden itibaren beş yıllık «hak düşürücü süre» içerisinde dava açılması gerekirken hak düşürücü süre aşılarak 25.03.2021 tarihinde «ihya davası» açılmış olup yasanın amir hükmü uyarınca davacının hak düşürücü süre içerisinde ihya davası açılmadığı hususunun tartışılmaksızın yanılgılı gerekçeyle davanın kabu …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:usulüne uygun tebligat · resen terkin · re'sen terkin · ihya davası · hukuki menfaat · ticaret sicili tescili · tasfiye memuru atanması · ihtar
Benzer bu karardaBölge Adliye Mahkemesince; TTK'nın geçici 7. maddesinde şirketlerin hangi şartlarda ve usullerle sicilden re'«sen terkin» edileceğinin düzenlendiği, aynı maddenin 4. fıkrasının (a) bendi ile Ticaret Sicili Müdürlüklerince; kapsam dâhilindeki şirket ve kooperatiflerin ticaret sicilindeki kayıtlı «son» adreslerine ve sicil kayıtlarına göre şirket veya kooperatifi «temsil» ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere bir «ihtar» yollanacağı, yapılacak ihtarın «ilan» edilmek üzere Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi Müdürlüğü'ne aynı gün gönderileceği, ilanın, ihtarın ulaşmadığı durumlarda, ilan tarihinden itibaren otuzuncu günün akşamı itibarıyla, 11.02.1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılmış «tebligat» yerine geçeceği, 4/c bendine göre terkin sebepleri bulunan şirketlerin faaliyetlerini devam ettirme isteğinde bulunmaları halinde, «münfesih» olma nedenini verilen süre içinde ortadan kaldırıp «ticaret siciline» bildirmelerinin ihtar edileceği, aynı maddenin 11. bendi uyarınca, ihtara rağmen süresinde işlem yapmayan şirketin unvanının ticaret sicilden re'sen silineceği, aynı maddenin 15. bendinde ticaret sicilden «kaydı» silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile «hukuki menfaatleri» bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren 5 yıl içinde mahkemeye başvurarak şirketi veya kooperatifin ihyasını isteyebileceği düzenlemelerine göre «ihyası» istenen şirketin 18/02/2015 tarihinde resen terkinine karar verilmişse de davalı ...
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; davalının TTK'nın geçici 7. maddesine göre Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde yayınlanan genel «ilan» dışında, şirket yöneticilerine «ihtarat» çıkarttığına ilişkin herhangi bir belge sunulmamış, «ihyası» istenen şirket yöneticileri adına çıkartılan bir «tebligatın» bulunduğu kanıtlanmamış, davalının yukarıda bahsi geçen mevzuata ilişkin yasal yükümlülüğünü gereği gibi yerine getirmemiş olması, «terkin» işleminin geçici 7. maddeye uygun yapılmamış olması sebebiyle davanın kabulüne; terkin edilmiş olan Art Yapı Metal Sanayi Ticaret Limited Şirketi'nin ihyasına, «tasfiye memuru atanmasına» yer olmadığına, kararın «ticaret siciline tescil» ve ilanına, «yargılama giderlerinin» ve bu kapsamda avukatlık ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Sicil Müdürlüğü'nce TTK'nın geçici 7. maddesine göre «resen terkin» işlemi yapılırken, aynı maddenin 4. fıkrasında belirtildiği şekilde şirket yetkilisine «usulüne uygun tebligat» yapıldığı ispatlanamadığından terkin işleminin yasaya aykırı şekilde yapıldığının kabulüyle «ihya» davasının açılmasına davalı ...
Sicil Müdürlüğü yasaya aykırı yaptığı re'«sen terkin» işlemi ile sebebiyet verdiğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/6683 E. , 2022/2502 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 21.01.2021 tarih ve 2020/641 E- 2021/18 K. sayılı kararın davalı tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi'nce verilen 09.06.2021 tarih ve 2021/726 E- 2021/761 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, Masa Ofis Sistemleri Proje ve Müşavirlik Hizmetleri Mobilya Dekorasyon İnşaat San. İth. İhr. Tur. ve Tic. Ltd. Şti.'nin yatırım teşvik belgesinin iptal edilmesi sebebiyle firma adına gönderilen serbest dolaşıma giriş beyannamesi muhteviyatı eşyalar için firmaya borç bildiriminde bulunulduğunu, firmaya gönderilen tebligatın iade edildiğini, tebligatın ilanen yapıldığını, firma adına ödeme emri düzenlendiğini, iade edilen mazbataya istinaden ödeme emrinin ilanen tebliğ edildiğini, ...'nden gelen müzekkere cevabından şirketin ticaret sicilden terkin olduğunu bildirildiğini, ortaklar adına ödeme emri düzenlendiğini, ortakların ödeme emrinin iptali için vergi mahkemesinde dava açtıkları davada ödeme emrinin iptal edildiğini, kamu alacağının sürüncemede kalmaması için şirketin ihyasının gerektiğini belirterek yatırım teşvik belgesi kapsamında tanınan muafiyet unsurunun ihlalinden kaynaklı ödeme emrinin tahsil edilebilmesi amacıyla Masa Ofis Sistemleri Proje ve Müşavirlik Hizmetleri Mobilya Dekorasyon İnşaat San.
İth. İhr. Tur. ve Tic. Ltd. Şti.'nin ihyasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, 6102 sayılı Yasa'nın geçici 7. maddesine dayanılarak yapılan terkin işlemi sebebiyle açılan davada müdürlüğün dava açılmasına sebebiyet vermediğini, dava kabul edilecek ise ihya kararında tasfiye memurunun atanmasının zorunlu olduğunu, yasal hasım olduklarından aleyhe vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmemesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı ... Müdürlüğünce ihyası istenen şirketin temsil ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere ticaret sicilindeki adreslerine 6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesinin 4 fıkrası uyarınca ihtarat yapıldığına ilişkin tebligat bulunmadığı, bu nedenle sicil işlemi hatalı olmakla birlikte münfesihlik durumu ortadan kalkmadığından tasfiye ile sınırlı olmak üzere ihyası karar verilebileceği gözetilerek, davanın kabulüne, ...'nün 180603 sicil numarasına kayıtlı Masa Ofis Sistemleri Proje ve Müşavirlik Hizmetleri Mobilya Dekorasyon İnşaat Sanayi İthalat İhracat Turizm ve Ticaret Ltd. Şti.'nin eksik tasfiye işlemleri ve T.C. Ticaret Bakanlığı tarafından yatırım teşvik belgesi kapsamında tanınan muafiyet unsurunun ihlalinden kaynaklı 31.01.2017 tarih ve 22275717 sayılı ödeme emrinin tahsili amacıyla sınırlı olmak üzere ihyasına, TTK 547/2.
maddesi gereğince tasfiye memuru olarak terkinden önce şirket yetkili temsilcisi olan ...'ın atanmasına, kararın ticaret sicil gazetesinde tescil ve ilanına, usulüne uygun şekilde de terkin işlemi yapmayan Ticaret Sicil Müdürlüğünün yargılama ve vekalet ücretine sorumlu tutulmasına karar verilmiştir.
Karara karşı, davalı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, ilk derece mahkemesinin davanın kabulü yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 6102 sayılı TTK’nın Geçici 7/15 maddesinde öngörülen sicilden terkin edilen şirketin ihyası (ek tasfiyesi) istemine ilişkindir. Yasa'da ticaret sicilinden kaydı silinen şirketin silinme tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde ihyasının talep edilebileceği düzenlenmiş olup, ihyası talep edilen şirketin 23.01.2014 tarihinde sicilden terkin edildiği ve eldeki davanın 5 yıllık hak düşürücü süre geçirildikten sonra 27.11.2020 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır. Uyuşmazlıkta, mahkemece 6102 sayılı TTK’nın Geçici 7. maddesi uyarınca terkin işleminin usule uygun yapılıp yapılmadığı, ihyası istenen şirket hakkında açılan bir davanın bulunup bulunmadığı hususları 5 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılan davalarda incelenmesi gerekmekte olup, hak düşürücü süre geçirildikten sonra açılan davada esasa girilmeksizin karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı ... müdürlüğünün temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 28/03/2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞIOY
İddia, savunma ve toplanan delillere göre verilen kararda usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından kararın onanması gerektiği görüşündeyim.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/770096100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz