6102TTK Türk Ticaret Kanunu

İbra edilmeme ve yönetim kurulu üyesi seçimi kararlarının iptali

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2022/260 E. 2025/186 K. · · İlk derece: İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Ticari şirket (genel)istinaf başvurusunun esastan reddiKesinlik belirsiz

★ EmsalDava şartı (hukuki yarar / ehliyet / kesin hüküm)

Gerekçe özeti

Yönetim kurulu üyesi hakkında ibra edilmeme ve sorumluluk davası açılmasına karar verilip sorumluluk davası açılmamışsa, ilgili üye bu kararın iptali için dava açmakta hukuki yarara sahiptir. Genel kurulda faaliyet raporu ve bilanço oybirliğiyle kabul edildiği halde yönetim kurulu üyelerinden bir kısmının ibra edilip diğerinin ibra edilmemesi TTK 424'e aykırıdır. Esas sözleşmede belirli pay gruplarına veya azlığa tanınan yönetim kuruluna aday gösterme hakkı, haklı sebep bulunmadığı sürece bertaraf edilemez; haklı sebep şahsa ilişkinse aynı grup içinden başka bir adayın seçilmesi gerekir, hakim ortağın kendi adaylarıyla yönetim kurulunu doldurması bu hakkı ortadan kaldıramaz.

Ele alınan sorunlar

İbra edilmeme kararına karşı dava açmakta hukuki yarar → ret

İddia: Davacının davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığı ileri sürülmüştür.

Gerekçe: Yönetim kurulu üyesi hakkında ibra edilmeme ve sorumluluk davası açılmasına karar verildiği bir durumda sorumluluk davası açılmamışsa, pay sahibi ilgili yönetim kurulu üyesinin ibra edilmeme ve sorumluluk davası açılması yönündeki kararın iptali için dava açmakta hukuki yararı bulunmaktadır; sorumluluk davası açılmışsa ise artık usul ekonomisi yönünden bu yarar bulunmaz, çünkü açılacak sorumluluk davasında ilgili üye tüm itiraz ve def'ilerini ileri sürebilir. Somut olayda davacı hakkında ibra edilmeme ve sorumluluk davası açılmasına karar verildiği, ancak sorumluluk davasının açılmadığı anlaşıldığından davacının işbu davayı açmakta hukuki yararı bulunmaktadır.

Gerekçe kaynağı: özgün

6 nolu kararın (ibra edilmeme) TTK 424 ve eşitlik ilkesi yönünden iptali → ret

İddia: Davalı vekili, 2017 yılı faaliyet zararları ve davacının şirketi kötü yönetmesi nedeniyle ibra edilmemesinin haklı olduğunu, ticari defter incelemesinin eksik yapıldığını ileri sürmüştür.

Gerekçe: TTK 424. maddesi uyarınca, bilançonun onaylanmasına ilişkin genel kurul kararı, aksine açıklık bulunmadıkça yönetim kurulu üyelerinin, yöneticilerin ve denetçilerin ibrası sonucunu doğurur; bilançoda hususlar hiç veya gereği gibi belirtilmemiş ya da şirketin gerçek durumunun görülmesine engel olacak hususlar bilinçli olarak yer almışsa onama ibra etkisini doğurmaz. Somut olayda genel kurulun faaliyet raporu ve bilançoyu oybirliğiyle kabul ettiği, bu durumda diğer yönetim kurulu üyeleri ibra edilirken sadece davacının ibra edilmemesinin TTK 424'e uygun olmadığı; ayrıca davacıya tek başına şirket adına işlem yapma yetkisi verildiğine dair belge bulunmadığı, sicil kayıtlarına göre yönetim kurulu başkanı ile başkan vekili davacının müşterek imzasıyla ve en geniş yetkilerle temsil yetkisine sahip olduğu görülmüştür. Buna göre başkan ve diğer üyelerin ibrasına karar verilmesine rağmen, tek başına işlem yapma yetkisi bulunmayan davacının ibra edilmemesi kanun, ana sözleşme ve objektif iyi niyet kurallarına uygun kabul edilemez. İstinaf dilekçesinde ileri sürülen sebepler, ticari defterler incelense dahi bu hukuki tespitleri değiştirecek nitelikte değildir ve davacıya ilişkin kötü yönetim iddialarının dava dışı bir şirkete ait olduğu anlaşılmıştır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Davacının pay oranı bakımından dava açma yetkisi → ret

İddia: Davalı vekili, davacının %15 paya sahip olmadığından dava açmaya yetkili olmadığını ileri sürmüştür.

Gerekçe: Davacının genel kurul toplantısına katılarak alınan kararlara muhalif kaldığı, bu nedenle dava açma hakkının bulunduğu; TTK 446. maddesine göre iptal davası açma hakkı pay oranına bakılmaksızın her pay sahibine tanınan bir haktır.

Gerekçe kaynağı: özgün

7 nolu kararın (yönetim kurulu üyesi seçimi) TTK 360 ve esas sözleşmeye aykırılık yönünden iptali → ret

İddia: Davalı vekili, TTK 360'ta düzenlenen haklı neden istisnasının uygulandığını, davacının şirketi zarara uğrattığından aday olarak seçilmediğini, ayrıca grup imtiyazının pay sahipleri tarafından birlikte kullanılması gerektiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: TTK 360. maddesi uyarınca esas sözleşmede öngörülmek şartıyla belirli pay gruplarına veya azlığa yönetim kurulunda temsil edilme hakkı tanınabilir; bu hak ya aday önerme ya da doğrudan seçilme şeklinde olabilir. TTK 408/2-a uyarınca üye seçimi genel kurulun yetkisindedir; haklı bir sebep bulunmadığı sürece önerilen adayın seçilmesi zorunludur, haklı sebep varsa genel kurul adayı reddedebilir. Somut olayda davacı, şirketin zarar etmesi ve zararın hakim ortak tarafından finanse edilmesi gerekçesiyle reddedilmiş, ancak davacının önceki genel kurul toplantılarında diğer yönetim kurulu üyeleriyle birlikte ibra edildiği ve 14/05/2018 tarihli genel kurul toplantısından sonra boşalan üyelik için davacıya, alınan karara çelişki oluşturacak şekilde teklif yapıldığı anlaşılmıştır. Bu durumda esas sözleşmenin 12. maddesi ve ortaklık sözleşmesinin 4.2.1 maddesine aykırı olarak azlık pay sahipleri tarafından gösterilen adayın seçilmeyip hakim ortak tarafından gösterilen adayın seçilmesi şirket esas sözleşmesine ve ortaklık sözleşmesine aykırıdır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Kararda, ibra edilmeme ve sorumluluk davası açılması kararına karşı iptal davası açmada hukuki yararın varlığı/yokluğu ile TTK 360 kapsamında azlığa/pay gruplarına tanınan aday gösterme hakkının haklı sebep bulunmadan bertaraf edilemeyeceğine ilişkin ilkeler, benzer genel kurul kararı iptali davalarında bölgesel emsal niteliği taşımaktadır.

Usul tespitleri

Dava şartı
Genel kurul kararının iptali davasında hukuki yarar; ibra edilmeme ve sorumluluk davası açılmasına karar verilmiş olup sorumluluk davası açılmamışsa, ilgili üyenin iptal davası açmakta hukuki yararı bulunur; sorumluluk davası açılmışsa bu yarar ortadan kalkar.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ibra kararı genel kurul kararının iptali hukuki yarar eşit işlem ilkesi TTK 424 bilanço onayının ibra etkisi belirli grupların yönetim kurulunda temsil edilmesi (TTK 360) haklı sebep aday gösterme hakkı muhalefet şerhi

Atıf yapılan mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — TTK 445TTK 446TTK 424TTK 360TTK 408/2-aTTK 553 · 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 353(1)b-1HMK 361/1

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2022/260

KARAR NO 2025/186

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 14/09/2021

NUMARASI 2018/483 Esas - 2021/589 Karar

DAVA

Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 06/02/2025

Davanın kabulüne ilişkin verilen kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili, müvekkilinin ortağı olduğu davalı şirketin 14/05/2018 tarihli olağan genel kurulunda alınan 6 nolu kararla, müvekkilinin ibra edilmeyerek hakkında sorumluluk davası açılmasına ve 7 nolu kararla, esas sözleşmeye aykırı olarak kendisi yerine hakim ortak tarafından önerilen ...'ın yönetim kurulu üyesi olarak atanmasına karar verildiğini, hakim ortak tarafından atanmış üç yönetim kurulu üyesinin kendi hisselerine tekabül eden oylarla ibra edilmesine rağmen müvekkilinin ibra edilmemesinin TTK 357'de öngörülen eşit davranma ilkesine ve dolayısıyla dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, azlık hissedarları tarafından aday gösterilen müvekkilinin yönetim kuruluna atanmayarak tüm yönetim kurulu üyelerinin hakim ortak tarafından aday gösterilen üyelerden atanmasının esas sözleşmenin 12.

maddesine aykırı olduğunu, zira bu madde ile hakim ortağın üç, diğer azınlık hissedarların da bir yönetim kurulu üyelik hakkının bulunduğunu, TTK 360 gereği, yönetim kurulunda temsil edilme hakkına sahip grup veya azınlık tarafından aday önerilmesi yönteminin tercih edilmesinin bağlayıcı olduğunu, önerilen adayın haklı nedenle seçilememesi dışında, genel kurulun bu aday dışında başka bir kişiyi üye olarak seçemeyeceğini ileri sürerek, davalı şirketin 14/05/2018 tarihli genel kurulda alınmış 6 ve 7 nolu kararların iptaline kararı verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili, davacıya yönelik talebin pay sahipliği sıfatından değil yönetim kurulu üyeliği ve ...’luğu nedeniyle olduğunu, dosyada TTK 357 hükmünün dava konusu ihtilafla hiçbir ilgisi bulunmadığını; davacının şirkette ... vazifesi ile görevlendirildiğini, bu çerçevede şirketi devamlı olarak zarar ettirerek yüklü bir borç altına soktuğunu, şirketin birden fazla yönetim kurulu üyesine karşı birlikte sorumluluk davası yürütmek zorunluluğu bulunmadığını, davacının eşitlik ilkesi ve dürüstlük kuralına dayandırdığı gerekçelerin dava konusu olayla örtüşmediğini, şirketin 2017 yılında toplam 80.056.835-TL faaliyet zararı açıkladığını, bunun dahi davacının neden ibra edilmediğinin açıkça ortaya konulduğunu;

davacının kendi ibra edilmeme değil diğer yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmesi için dava açabileceğini; davacının, davalı şirketle aynı ortaklık yapısına sahip ... A.Ş unvanlı şirketten mülkiyetinin %100’ünü kendisine ait bulunduğu radyo kanallarına gerçekleştirdiği kaynak aktarımları olduğunu, davacının %100 sahibi bulunduğu... A.Ş.’ye, ... A.Ş.’ye, ... A.Ş.’ye ve ... A.Ş.’ye toplamda 6.908.064,09-TL tutarında kaynak aktarımı gerçekleştirdiğini, tahsiline ilişkin bir işlemde bulunmadığını, kendi menfaati için şirketi çok büyük zararlara uğrattığını, ... A.Ş. ve söz konusu radyo kanallarıyla aralarındaki hesap ilişkilerinin öğrenilmesini talep ettiklerini, davacının usulsüz işlemleri hakkında İstanbul CBS’nin 2018/99808 nolu soruşturma dosyasında şikayette bulunulduğunu;

davacının 800.860 TL sermayesi olan davalı şirketin ... A.Ş tarafından devralındığı 05.09.2013 tarihinden itibaren yaklaşık 3.424.564 TL tutarında zarara uğrattığı, zararı ve mali yükümlülüklerinin tamamına ...’in katlanmasına seyirci kaldığını TTK m.360’da düzenlenen “Belirli Grupların Yönetim Kurulunda Temsil Edilmesi” başlıklı maddenin istisnasının madde hükmünde yer aldığını, madde de haklı nedenin varlığı halinde tanınan bu imtiyazın uygulanmayacağının açıkça belirtildiğini, haklı nedenin her olayda ayrıca irdelenmesi gerektiğini, TTK 360’da grup imtiyazı düzenlendiğini, maddede klasik “...” kurumundan farklı olarak “...” imtiyaz tanınması söz konusu olduğundan bu hakkın imtiyazlı pay sahibi tarafından değil ancak grup tarafından birlikte kullanılması zorunluluğu olduğunun aşikar olduğunu, işbu davada belirtilen pay grubunun birlikte hareket etmesi gerektiğini, davacının tek başına Yönetim Kurulu’na aday önerme hakkının kullanmasının söz konusu olmadığını, bu hakkın davacı ile birlikte ...

ve...’a tanınmış olduğunu, dolayısıyla bu hak kapsamında gerekli işlemleri bu pay sahiplerinin birlikte yapılabileceğini iki pay sahibinin genel kurulda alınan kararın hukuka aykırılığına yönelik iddia ve itirazları bulunmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece, 6. madde kapsamında davalı şirketin 2017 yılı öncesi faaliyet dönemlerindeki, davacının da aralarında bulunduğu, yönetim kurulu üyelerinin, ilgili yıl olağan genel kurul kararlarıyla, ilgili yıl faaliyet dönemleri yönünden ibra edildikleri, dava konusu 2017 yılına ilişkin olağan genel kurul toplantısında alınan kararlar ile önceki dönemlerde alınan ve iptal edilmemiş olan ibra kararlarının ortadan kaldırılamayacağı, 2017 yılı faaliyet dönemi yönünden yalnızca davacının ibra edilmemesine yönelik kararın, faaliyet raporları ve bilançoların oybirliği ile kabul edilmesi TTK'nın 424. maddesi uyarınca tüm yönetim kurulu üyelerinin ve yöneticililerin ibrası sonucunu doğurduğundan kanuna aykırı olduğu, öte yandan sicil kayıtları arasında bulunan ve 2017 yılı faaliyet dönemini de kapsayan 25/11/2016, 19/04/2017 tarihli yönetim kurulu kararları ile davacının yönetim kurulu başkan vekili olarak seçilmesine, şirketin yönetim kurulu başkanı ...

ile başkan vekili davacının müşterek imzasıyla ve en geniş yetkilerle temsil ve ilzamına karar verilmesi karşısında, yönetim kurulu başkanı ... ve diğer yönetim kurulu üyeleri ... ile ...'un ibrasına karar verilmesine rağmen, yalnızca tek başına işlem yapma yetkisi bulunmayan davacının ibra edilmemesine karar verilmesinin kanun, ana sözleşme ve objektif iyi niyet kurallarına uygun olmadığı tespit edildiği ve gündemin 6 nolu kararının TTK'nun 445/1 fıkrası uyarınca iptali koşullarının oluştuğu;

7. madde kapsamında, davalı şirketin ana sözleşmesinin 12. maddesine göre; "Şirketin işleri ve idaresi genel kurul tarafından TTK hükümleri çerçevesinde seçilecek 4 üyeden oluşan bir yönetim kurulu tarafından yürütülür. Yönetim Kurulu üyelerinin görev süresi 3 (üç) yıldır. Şirket sermayesini temsil eden payların en az %15 ,ne sahip olan pay sahibi veya sahiplerinin ilgili Şiket'in yönetim kuruluna 1 (bir) üye, geri kalan %20'sine sahip olan pay sahibi veya sahiplerinin1 (bir) üye, geri kalan %30'una sahip pay sahibi veya sahiplerinin 1 (bir) üye ve geri kalan %35'ine sahip olan pay sahibi veya sahiplerinin 1 (bir) yönetim kurulu üyesi aday gösterme hakkı bulunacaktır." düzenlemesinin bulunduğu;

davalı şirket tarafından, TTK'nın 360 maddesinde ifadesini bulan ve gündemin 6 nolu ara kararına da konu edilen "haklı neden"e dayalı olarak davacının yönetim kurulu üyesi seçilmediğini savunulduğu; davalının haklı neden olarak ileri sürdüğü, davacının ibra edilmemesine ve hakkında yönetici sorumluluğu davası açılmasına dair gündemin 6 nolu ara kararının iptali koşullarının oluştuğunun yukarıda ifade edildiği; ana sözleşmede yer almak kaydıyla TTK'nın 360. maddesindeki "yönetim kurulu üyesinin belirli pay sahipleri arasından seçilmesi veya aday önerme hakkı"nın genel kurul tarafından, belirli pay grubunun gösterdiği adayın kendisine yönelik haklı nedenler bulunduğu ileri sürülerek o pay grubunun aday gösterme hakkının ortadan kaldırılamayacağı;

adayın şahsından kaynaklanan haklı nedenler mevcut ise, genel kurulca, aynı grup pay sahipleri arasından aday olan veya önerilen başka birinin seçilmesinin gerektiği; somut olayda genel kurul kararıyla sermayenin %20'sine tanınan yönetim kuruluna aday gösterme hakkının, kanun ve ana sözleşmeye aykırı şekilde, bertaraf edilerek, dört yönetim kurulu üyesinin de sermayenin %80'ine sahip pay sahibi olan ... A.Ş. tarafından gösterilen adaylar arasından seçildiği, yine kanun ve ana sözleşmeye aykırı olarak sermayenin %20'sine sahip pay sahiplerinin yönetim kurulunda temsil edilmesinin engellendiği, TTK 445/1 uyarınca 7 nolu genel kurul kararının iptali koşullarının oluştuğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalı şirketin 14/05/2018 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan 6 ve 7 nolu genel kurul kararlarının iptaline karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı vekili istinaf dilekçesinde, davacının davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığını; davacının %15 paya sahip bulunmadığını ve dava açmaya yetkili olmadığını; 24/01/2020 tarihli 2. bilirkişi raporunun hükme esas alınamayacağını, 2. bilirkişinin ticari defter ve bilançoları inceleme hususunda ehil olmadığını, raporun eksik incelmeyle oluşturulduğunu, ilk raporda müvekkilinin haklılığının ortaya konulduğunu; 6 nolu kararda geçmiş yıllar özellikle 2017 yılı 681.595-TL faaliyet zararları dolayısıyla davacını ibra edilmediğinin belirtildiğini, davacını diğer yk üyeleri tarafından ibra edilmediğini; yönetim kurulu üyelerinden ...'un davacının yetkisiz bir şekilde tek imzayla para transferleri yaptığını, şirketin layıkıyla yönetilmediğini beyan ettiğini, yönetim kurulu üyelerinin beyanlarının dosyaya sunulduğunu;

6 ve 7 nolu kararların sebebinin davacının %100 sahibi olduğu 4 adet şirkete toplamda 6.908.064,09-TL para aktardığı, şirketin ...'in finansal katkısı olmadan yaşayamaz hale geldiğini, ...'luk sıfatına istinaden davacının ibra edilmediğini; davacının kendi menfaatlerini şirketin üzerinde tuttuğu eylem ve işlemlerinin TTK uyarınca yasak olduğunu;

7. maddenin iptaline karar verilmesinin de hatalı olduğunu, mahkemenin sözleşme yorumunun yerinde olmadığını; davacının şirketten kendine menfaat temin ettiğini, davacıya tek başına işlem yapma yetkisinin verilmediğini; davacının 4 şirketinin dava dışı ... A.Ş.'ye toplam borcunun 7.089.815,60-TL olduğunu ve dava dışı ... A.Ş.'nin zarara uğratıldığını belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, davalı şirketin 14/05/2018 günlü olağan genel kurul toplantısında davacının ibra edilmemesine ve davacı hakkında sorumluluk davası açılmasına ilişkin alınan gündemin 6 nolu ve yönetim kuruluna üye seçimine ilişkin alınan 7 nolu kararların iptali istemine ilişkindir. 6102 sayılı TTK'nın 445. ve 446. maddelerinde; toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten, toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahiplerinin, yönetim kurulu ile kararların yerine getirilmesi kişisel sorumluluğuna sebep olacaksa, yönetim kurulu üyelerinden her birinin kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine iptal davası açabileceği belirtilmiştir.

Yine TTK'nın 424. maddesinde, bilançonun onaylanmasına ilişkin genel kurul kararının, kararda aksine açıklık bulunmadığı takdirde, yönetim kurulu üyelerinin, yöneticilerin ve denetçilerin ibrası sonucunu doğuracağı, bununla beraber, bilançoda bazı hususlar hiç veya gereği gibi belirtilmemişse veya bilanço şirketin gerçek durumunun görülmesine engel olacak bazı hususları içeriyorsa ve bu hususta bilinçli hareket edilmişse onamanın ibra etkisini doğurmayacağı kabul edilmiştir. Davacının, davalı şirketin 800.860 payının 53.590'ına sahip olduğu, şirketin 640.690 payının ... A.Ş.'ye, 53.590 payın ...'a ve 53.590 payın ...'a ait olduğu, davalı şirketin yönetim kurulunun aldığı karar üzerine olağan genel kurul toplantısının 14/05/2018 tarihinde gerçekleştirildiği, olağan genel kurul toplantı tutanağı içeriğinden anlaşılacağı üzere, gündemin 6.

maddesi ile yönetim kurulu üyelerinin 2017 yılı hesap ve faaliyetlerinden dolayı ibraya sunulduğu, neticede davacı hariç olmak üzere diğer yönetim kurulu üyelerinin oy çokluğuyla ibra edildiği, davacının ise geçmiş yıllara ve özellikle 2017 faaliyet yılına ilişkin şirketin zarar etmesine sebep olduğundan bahisle ibra edilmemesine ve kendisi hakkında sorumluluk davası açılmasına oy çokluğuyla karar verildiği,gündemin 7. maddesi ile yönetim kurulu üyelerinin seçildiği, davacının alınan her iki karara muhalefet ettiği ve muhalefet şerhini genel kurul tutanağına yazdırdığı anlaşılmaktadır. Dava konusu 14/08/2018 tarihli, yıllık olağan genel kurul toplantısında alınan 6 nolu karar; "Yönetim Kurulu Üyeleri 2017 yılı hesap ve faaliyetlerinden dolayı her biri ayrı ayrı olmak üzere ibraya sunuldu.

Yönetim kurulu üyeleri kendi paylarından veya yetkilerinden doğan haklarını kullanmaksızın yapılan oylama sonucunda, Yönetim Kurulu üyeleri ..., ... ve ... 160.170 payın ret oyuna karşılık 640.690 payın kabul oyu ve oyçokluğu ile ibra edildiler ancak yönetim kurulu üyesi ... geçmiş yıllar ve özellikle 2017 yılı (-) 681.595,55-TL faaliyet zararları dolayısıyla TTK 553 maddesi ve sair ilgili hükümleri uyarınca ibra edilmemesine ve kendisine sorumluluk davası açılmasına 106.780 payın ret oyuna karşılık 640.690 payın kabul oyuyla ve oy çokluğu ile karar verildi" şeklindedir.Yargıtay 11. HD'nin 2023/5361 E., 2024/9065 K. sayılı ve 16/12/2024 tarihli ilamında, "yönetim kurulu üyesi hakkında sadece ibra edilmeme kararı alındığı bir durumda, pay sahibi ilgili yönetim kurulu üyesinin ibra edilmeme kararının iptali için dava açmakta hukukî yararı bulunmaktadır.

Yönetim kurulu üyesi hakkında ibra edilmeme ve sorumluluk davası açılmasına karar verildiği bir durumda sorumluluk davası açılmamışsa, pay sahibi ilgili yönetim kurulu üyesinin ibra edilmeme ve sorumluluk davası açılması yönündeki kararın iptali için dava açmakta hukukî yararı bulunmaktadır. Yönetim kurulu üyesi hakkında ibra edilmeme ve sorumluluk davası açılmasına karar verildiği bir durumda sorumluluk davası açılmışsa, artık pay sahibi yönetim kurulu üyesinin kararın iptali için dava açmakta hukukî yararının bulunmadığı kabul edilmelidir. Zira açılacak sorumluluk davasında ilgili yönetim kurulu üyesi iptal davasında gündeme getireceği tüm itiraz ve def'ilerini ileri sürme imkân ve kabileyitine sahip olacağından müstakilen iptal davası açmasında usul ekonomisi yönünden de hukuki yarar bulunmayacaktır.

"şeklinde ilkeler ortaya konulmuştur. Somut uyuşmazlıkta da davacı hakkında ibra edilmeme ve sorumluluk davası açılmasına karar verildiği, ancak sorumluluk davası açılmadığından işbu davayı açmakta hukuki yararının bulunduğu anlaşılmaktadır.Genel Kurul Toplantısının 3 nolu kararı ile 2017 yılı Yönetim Kurulu yıllık faaliyet raporunun, 4 nolu kararı ile bilanço kar ve zarar hesabının okunup müzakere edildikleri ve her ikisinin de oybirliği ile kabul edildikleri anlaşılmıştır.Dosyaya, davacıya tek başına şirket adına işlem yapma yetkisi verildiğine dair herhangi bir belge sunulmamıştır. Sicil kayıtlarından, genel kurul toplantısına konu edilen 2017 yılı ve öncesi faaliyet dönemleri için davalı şirket yönetim kurulu kararları ile davacının yönetim kurulu başkan vekili olarak seçilmesine, şirketin yönetim kurulu başkanı ile başkan vekilinin müşterek imzasıyla, en geniş yetkilerle temsil ve ilzamına karar verildiği anlaşılmaktadır.

Ayrıca 19/07/2017 tarihli yönetim kurulu kararıyla davalının yönetim kurulu başkan yardımcılığının yanı sıra genel müdür olarak belirlendiği görülmektedir.Davalı şirketin 2017 yılı öncesi faaliyet dönemlerindeki, davacının da aralarında bulunduğu, yönetim kurulu üyeleri, ilgili yıl olağan genel kurul kararlarıyla, ilgili yıl faaliyet dönemleri yönünden ibra edilmişlerdir. Dava konusu 2017 yılına ilişkin olağan genel kurul toplantısında alınan kararlar ile önceki dönemlerde alınan ve iptal edilmemiş olan ibra kararlarının ortadan kaldırılamayacaktır. Söz konusu genel kurulun 4. maddesinde, faaliyet raporları ve bilançoların oybirliğiyle kabul edildiği dikkate alındığında, diğer yönetim kurulu üyeleri içinde sadece davacının ibra edilmemiş olması TTK'nın 424.

maddesine uygun değildir. Ayrıca 2017 yılı faaliyet dönemini de kapsayan 25/11/2016 ve 19/04/2017 tarihli yönetim kurulu kararlarıyla, davacının yönetim kurulu başkan vekili olarak seçilmesine, şirketin yönetim kurulu başkanı ... ile başkan vekili davacının müşterek imzasıyla en geniş yetkilerle temsil ve ilzamına karar verilmiştir. Buna göre yönetim kurulu başkanı ... ve diğer yönetim kurulu üyeleri ... ile ...'un ibrasına karar verilmesine rağmen, tek başına işlem yapma yetkisi bulunmayan davacının ibra edilmemesine karar verilmesinin kanun, ana sözleşme ve objektif iyi niyet kurallarına uygun kabul edilemeyecektir. Mahkemece bu gerekçelerle, davaya konu genel kurul toplantısının 6 nolu kararının iptaline karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Öte yandan davalı vekilinin istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü istinaf sebepleri ve özellikle davalı şirketin ticari defterleri incelense dahi, yukarıda yapılmış hukuki tespitleri değiştirecek mahiyette olmadığı ve davacıya ilişkin kötü yönetim iddialarının dava dışı ...

A.Ş.'ye ait olduğu anlaşıldığından kabul edilmemiştir.Belirli grupların yönetim kurulunda temsil edilmesi başlıklı TTK 360. maddesinde "(1) Esas sözleşmede öngörülmek şartı ile, belirli pay gruplarına, özellik ve nitelikleriyle belirli bir grup oluşturan pay sahiplerine ve azlığa yönetim kurulunda temsil edilme hakkı tanınabilir. Bu amaçla, yönetim kurulu üyelerinin, belirli bir grup oluşturan pay sahipleri, belirli pay grupları ve azlık arasından seçileceği esas sözleşmede öngörülebileceği gibi, esas sözleşmede yönetim kurulu üyeliği için aday önerme hakkı da tanınabilir. Genel kurul tarafından yönetim kurulu üyeliğine önerilen adayın veya hakkın tanındığı gruba ve azlığa mensup adayın haklı bir sebep bulunmadığı takdirde üye seçilmesi zorunludur.

Bu şekilde tanınacak temsil edilme hakkı, halka açık anonim şirketlerde yönetim kurulu üye sayısının yarısını aşamaz. Bağımsız yönetim kurulu üyelerine ilişkin düzenlemeler saklıdır. (2) Bu maddeye göre yönetim kurulunda temsil edilme hakkı tanınan paylar imtiyazlı sayılır." hükmünü ihtiva etmekte olup tanınan imtiyaz hakkı belirli bir pay grubuna veya azlığa bir bütün halinde verilmiştir. Temsil edilme hakkı, esas sözleşmede belirlenmiş olmak üzere ya yönetim kurulu adaylığı için aday gösterme ya da doğrudan belirli bir grup pay sahibi veya azlık arasından seçilme şeklinde olmakla birlikte, TTK 408/2-a maddesi uyarınca yönetim kurulu üye seçimi genel kurulun görev ve yetkisindedir. Haklı bir sebep bulunmadığı sürece önerilen adayın seçilmesi zorunlu olup, haklı sebebin bulunması halinde ise genel kurulun her zaman adayı reddetme yetkisi mevcuttur.Davacının genel kurul toplantısına katılarak alınan kararlara muhalif kaldığı, bu nedenle dava açma hakkının bulunduğu, TTK 446.

maddesine göre pay oranına bakılmaksızın her pay sahibine tanınan bir hak olduğundan davalı vekilinin davacının %15 paya sahip olmadığı ve dava açmaya yetkili bulunmadığına yönelik istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Şirket Ortaklık sözleşmesinin Yönetim Kurulu üye sayısı ve dağılımını gösteren 4.2.1 maddesinde "Taraflar, her bir Şirket'in Yönetim Kurulu'nun 4 üyeden oluşacağı, üyelerin 3'ünün Doğuş, 1'inin ise azınlık ortaklar tarafından gösterilen adaylar arasından Genel Kurul tarafından seçileceği hususunda mutabıkdır. Şirket sermayesini temsil eden Pay'ların en az %15'ine sahip olan Pay Sahibi veya Sahipleri'nin ilgili Şirket'in Yönetim Kurulu'na 1 (bir) üye, geri kalan %20'sine sahip olan Pay Sahibi veya Sahipleri'nin 1 (bir) üye, geri kalan %30'una sahip olan Pay Sahibi veya Sahipleri'nin 1 (bir) üye ve geri kalan %35'ine sahip olan Pay Sahibi veya Sahipleri'nin 1 (bir) üye atama hakkı olacaktır.

Bu şekilde aday gösterilen üyeyi Genel Kurul, Yönetim Kurulu'na seçmek zorundadır.” hükmünü ihtiva ettiği görülmektedir.Olağanüstü genel kurul tutanağının 7. maddesinde aday gösterilen davacı, şirketin zarar etmesi ve zararın pay sahibi ... A.Ş. tarafından finanse edilmesi, azınlık pay sahiplerinin zararın finanse edilmesine yönelik bir girişimlerinin olmaması, davacının şirketi sürekli zarara uğratması nedeniyle reddedilmiştir. Ancak davacı önceki olağan genel kurul toplantılarında diğer yönetim kurulu üyeleri ile birlikte ibra edilmiştir. Bunun dışında 14/05/2018 tarihli genel kurul toplantısından sonra, boşalan yönetim kurulu üyeliği için davacıya genel kurul kararı ile çelişki oluşturacak şekilde teklifte bulunulmuştur.

Bu durumda esas sözleşmenin 12. maddesi ve ortaklık sözleşmesinin 4.2.1 maddesine aykırı olarak azlık pay sahipleri tarafından yönetim kuruluna aday gösterilen davacının seçilmeyerek yerine ... A.Ş. tarafından gösterilen adayın seçilmesinin şirket esas sözleşmesine ve ortaklık sözleşmesine aykırıdır. Bu nedenle mahkemece genel kurulda alınan 7 nolu kararın iptaline karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle, mahkemece davanın kabulüne dair verilen kararda isabetsizlik bulunmadığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 59,30-TL harcın mahsubu ile kalan 556,1‬0-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davacı tarafından yapılan 37-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalı tarafından yapılan giderin üzerinde bırakılmasına,Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 06/02/2025

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/75224 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.